Ülkenin en eski blogunu okumaktasınız.

Blog’un weBLOG/internet günlüğü olduğunu bilmeyen bir çok insan var. Kişisel günlüktür bunlar. Kozmetik ya da yemek blogu olmaz. VE evet, bloğum diye yumuşak ge ile de yazılmaz.

Buralar benden sorulur derken ciddiyim. Çünkü 10 yılı geçti blog yazarlığım. Daha nice on yıllar yazacağım.

Bloglar ve Bloggerler üzerine bir araştırma yapan; geçen yıl İstanbul üniversitesinde Blog yazarları çalıştayı düzenleyen ve kendisi de ülkenin en eski bloggerlerinden biri olan Evren, uzun zamandır yaptığı araştırmaları yayınladı.

bana gelen maili şu şekilde:

Merhaba İpek,
Epey bir süredir Türkiye’nin en eski ve hâlâ güncel blogları listesini hazırlamakla meşguldüm ve nihayet yazıyı yayımlayabildim.
Sen de ilk Türkçe bloglar arasında yer alıyorsun. Blog yazarlığındaki istikrardan ve Blog kültürüne sağladığın katkılardan dolaya seni tebrik ediyorum.
Listede yer alması gerekirken gözden kaçan blogların da haberdar olması adına listeyi paylaşman faydalı olabilir.
İyi çalışmalar diliyorum.
Doğrusu heyecan verici.

Kendimle gurur duyuyorum. İnternetin adını ilk duyduğum mecra olan Yurtsan Atakan’ın Hürriyet gazetesindeki yazıları (90’lar), ilk mailimi almama vesile olan Atilla Atalay ve “blog açsana” diyen babamın desteği ile internetteki varlığımı 96’dan beri sürdürmekteyim.

Eşimle icq’da tanıştık.

Kızım doğmadan önce anne-bebek yahoo gruplarına üye olarak bebeklerle ilgili herşeyi öğrendim. Çocuklarımı da internetle büyüttüm açıkçası.

Sonra da çocuklarıma mirasımı dile getirebilmek için, özgürce konuşabilmek için, kendi blogumu yazmaya başladım.

Şu an, internet benim hayatımın çok önemli bir alanını kapsamakta. Geleceğin internette olduğuna inanıyorum.

Müteşekkirim.

Bir şekilde arama yaparak bloga gelen ve yazılarımı okuyan, paylaşan, yorum bırakan herkese.

 

5 Yorum

Filed under ben yazdım, bilgisayar, blog işleri, internet, konuk yazar, severim paylasirim

Weasley Saati

Hep bayildigim bir seydi. Potterhead olmayanlar bilmez. Kim nerede, ne yapiyor bi bakista cozmek icin sufer.
KidControl. 🙏
Indir cebe yukle.
Ayni mail adresi ve sifreyle herkesi kaydet.
“Anne nerdesin?”
“Oglum ise vardi mi?”
“Hanim karfurdasin??”
“Babaniz geliyor, sofrayi kurun”
Ohhh. Şükür.

Paranoyak olanlarimiz icin isim/resim kullanmamak onerilir.
Konum bildirimi kapatilirsa en yakin baz istasyonu üzerinden yaklasik gösteriyor. Benim icin yeterli.

image

Yorum bırakın

Filed under aile, çocuk, internet, severim paylasirim, uygulamalar

Tekno-Lagaluga

Meşhur fıkradır az uyarladım:

Bir gün Ormanlar Kralı Aslan hazretleri haftasonu bi tatile çıkayım demiş. Koca aslan yani, Orrmanı boş mu bıraksın? Yerine tavşan’ı tayin etmiş ve “ORmAnHaLkI” watsap grubuna durumu bildirmiş:

“SLM. tatile çıkıyorum. yerime tavşan bakacak. tam yetkilidir, gerekli saygıyı göstermeyeni dönüşte benzeteceğim. öptüm kib”

Cumartesi sabah tavşan ormanı neşeyle turlamaya başlamış. Aaa, tilki.. Gitmiş tilkinin enseye bi tokat! Tilki hışımla dönmüş tam parçalayacak tavşanı, aslan’ın vekili olduğunu hatırlamış. “günaydın tavşan hazretleri” demiş. İkilemiş.

Tavşan hoplaya zıplaya ilerlerken aaa Kurt :)) Hop gitmiş bi şaplak! Kurt kükreyerek ardına dönmüş ki tavşan kardeş kulaklarını oynatarak dikiliyor… “günaydın tavşan efendimiz” demiş. Uzamış.

Kırılmış gülmekten tavşan. Aaa ayı.. Hop enseye tokat.. Ayı haldırs diye dönmüş, bit kadar tavşan sırıtıyor.. almış eline bir dövmüş..

Tavşan inlemiş: “bakmıyor ki mesajlarına ayıoğlu ayı”

 

*-*-*-*-*-*

Bu saçmasapan firma sms’lerinden bıktım. adı sanı belli değil yasallığı şüpheli satılık ürün teklifleri, abuk sabuk otellerin tanıtımları, moderen züccaciyeci inglişler madamların promosyon teklifleri, kozmetik dükkanlarının lüzumsuz mesajları, reklamlar reklamlar :( reziller.hepsini siliyorum.

ve watzap grupları. bir zamanların facebook dürtmesi gibi.. interneti ilk defa gören, hiç kimse görmedi sanıyor, kedi videosunu dayıyor..

akrabası ayrı, apartmandaki hanımlar ayrı, okuldan öğretmenlerin ayrı, velilerin apayrı grupları içersinde deliriyorum. Haberleşmek değil sohbet çevirmek için kullanılan telefonu sevmem, aptal saptal görüntüleri videoları komik bulmuyorum, cins cins tebrik resimlerinizi samimi görmüyorum, telefon hafızasında kapladığı yere ihtiyacım var o yüzden:

“dün sana attığım şeyi gördün mü?”

“yok bakmadım”

“ama çok komik”

“olsun, bakmıyorum ben”

*-*-*-*-*-*

En iğrenci de velilerden birinin mesela “günaydın, yağmur yağıyor” yazması. elli kişi “buraya da yağıyor” “gece amma yağdı” “bahçeye çıkmasalar bari” “evet ayça ateşlendi zaten” (iş burada kopuyor onbin tane geçmiş olsun mesajı yağıyor. yazmasan -soğuk nevale- oluyorsun)

Önemli bir şey varsa yaz. Okuruz ayı değiliz ya.

 

1 Yorum

Filed under internet, saçmasapanlıklar

IBB Çocuk Maratonu 2

Gecen sene anneler gununde, Maltepe sahili doldurarak yaptiklari alanin bir kenarinda yapilan senlik; bu yil 10.000 cocuk katilimiyla kosu pistinde gerceklesti.
Tiklim tiklim kalabalik ve gunese rağmen, başarılıydı.
Yeterli tuvalet, her kosede hamidiye su, bol miktarda oyun alani, yer minderleri,surekli cop toplanmasi..  ambulanslar.. Buyuk bir organizasyondu.. cocuklarin gogus numarasina gore cikislari dagitmislar ancak cocuklar kisa oldugundan halka olup bekleyenler birbirini ezdi. Iki basamakli bir podyumdan salarlarsa cocugumuzu gorebiliriz.

image

Butun cocuklar madalyalariyla beraber birer de zarf aldilar. 4 kutu didi, bir tane toto, yarim fifi (asdfsdsd), kucuk yas grubuna birer plastik oyuncak, sealife indirimi ve en onemlisi, elma-muz-patlamis misir kuponu. Seker cikolata yerine, meyve olsun her yerde!!

Halk ekmek ucretsiz urunler dagitti, yesilay cadiri senlikliydi ve canimin ici noodle Nudo, makarnaya doyurdu.

image

Guzel bir gundu.. Seneye gorusuruz.

image

image

Dilimlenmis elma paketleri. Kizlara ayri erkeklere ayri :)))

Yorum bırakın

Filed under aile, çocuk, saglik, severim paylasirim

Dibizot(*)

Paypal Türkiye’de Paypal Nakit diye bir deneme yaptı. Tutmadı. Şimdi, Kartı ilk alırken ödenen 5’er lira depozitoları “1 Haziran’dan itibaren TEB’den geri alabilirsiniz” diye mesajlar göndererek müşterilerine olan hürmetini gösterdi.

Garanti bankazındaki hesaplarımı kapatmamın yan etkisi OGS’nin de iptal olması ancak benim ertesi günü OGS’den geçiş yapıp cezalı duruma düşmem oldu. OGS içindeki 30 lira bir ay sonra hesaba yatacakmış.  OGS var. İçinde para var. Para yatırınca bir saniyede OGS bakiyesinde gözüküyor ama iptal edince, para yok oluyor.. Bir ay sonra ortaya çıkıyor. Neden? Belirsiz… “Sormaver”

OGS’ye verdiğim 40-60 TL arasındaki depozito da buhar olmuş bak sen şu işe. Cihaz benim olmuş. E sattınız o zaman? Yok. E geri verin depozitomu?!? No. Gitti. Yor maney, caney caney caney.. Bildiğin garantibankazı.

HGS aldım ne yapayım.. Elde kalan OGS cihazı nedir ne işe yarar peki? Söktüm attım bir kenara. O kenar da acaip doldu taştı ama yani. Bir zamanların Cine5 rezaleti gibi, yarın bir gün “üzerinize kayıtlı cihazı teslim etmediğinizden 1000 lira ceza ödeyin” çıkarmasalar diye binbir çeşit edevat saklıyorum. . Bak mesela Digitürk bağlamaya gelen adam internetin ara kablosunu (ucu kalın olan usb gibi bişey) kullanmış, kendi kablosunu geri götürmüş. Ben eve gidince aydım.. Şimdi onu iptal ettirince “vay bizim badem gözlü kablomuzzz” diye davası çıkacak biliyorum. Of.

(*) : Antep ağzı Depozito.

Yorum bırakın

Filed under araba, saçmasapanlıklar, soruyorum, şikayetlerim

İnstagram Biyonikkedi’ye “pist” dedi

Bizim bi arkadaş ekolü..

Biyonikkedi diye bir hesap var. Deli bozuk, önüne gelene #pismikroplar diyerek içimi soğutan şeker bi kadın. İki kızı bi evi bi kocası, köyde bir takım akrabaları var. Çok romantik bir ana baba.. Almanyada bir bacı.

Hayatını az çok beraber yaşıyoruz. Günlük paylaşımları kaliteli mizah iceriyor. Bazen “hayırlı cumalar” modunda #cubbelibiyo oluyor bazen instagrama kartpostal sahteliğinde ev fotoğrafları koyan ahmak #pembikgeberikgelinler’e ayar veriyor.

Du.

Kızı kapadılar.

Bi iki uyarı aldı evvela. Çok kişi etiketliyor ona buna cevap yetiştiriyor diye.. onbinlerce takipçin varsa o laf yetişecek arkadaş ne var bunda?

Sonra da kesip attı instagram.

Ya hesabı geri alacak, ya çakma hesapla devam edecek ya da yeni hesap açacak.

Ama olan, onca resim altı yazıya olacak. Gitti dönmez, uçtu konmaz…

Yel üfürdü, sel götürdü..

*-*-*-*-

Lanaman, bizim de az çok resmimiz neyimiz var instagramda.. Babasının oğlu değilim ki siler atar bi gün kafası kızar…

Yiter giderse yazık olur. Biri bir yedekleme (back-up) uygulaması yapmıştır belki dedim.

İki üç çeşit uygulama var.

Bir kısmı telefon için bir kısmı internet üzerinden çalışıyor. İlkin üye oluyorsunuz ve sonra instagramda yayınladıklarınızı dosyalayıp size geri sunuyor.

İnstagramın kendi ayarlarında “asıl fotoğrafları kaydet” ayarı var zaten. Resim zaten telefonumda, bir de instagram klasörüne tekrar kaydediliyor telefon şişiyor.

neyse artık.

bu işlem için kullanılabilecek:

İnstaport var mesela. İster tümünü ister seçtiğini zipleyip indiriyor.

Şu an garip garip şeyler indirip siliyorum hiç birini beğenmedim.

Oraya buraya fotograflarıma ve kimbilir daha nelerime erişim izni vermek istemiyorum.

zaten hiç biri de metinleri, etiketleri ya da yorumları kaydedemiyor.

Ekran görüntüsü mü alsak netsek?

20160505_115556[1] 20160505_115615[1] Screenshot_2016-05-05-12-21-36[1] 20160505_115632[1] 20160505_115638[1]

 

 

büdüt: bişey buldum.

<blockquote class=”instagram-media” data-instgrm-captioned data-instgrm-version=”6″ style=” background:#FFF; border:0; border-radius:3px; box-shadow:0 0 1px 0 rgba(0,0,0,0.5),0 1px 10px 0 rgba(0,0,0,0.15); margin: 1px; max-width:658px; padding:0; width:99.375%; width:-webkit-calc(100% – 2px); width:calc(100% – 2px);”>

<p style=” margin:8px 0 0 0; padding:0 4px;”> <a href=”https://www.instagram.com/p/BFBE9H7o4g1/&#8221; style=” color:#000; font-family:Arial,sans-serif; font-size:14px; font-style:normal; font-weight:normal; line-height:17px; text-decoration:none; word-wrap:break-word;” target=”_blank”>Muhterem zevat. Mutlu hıdırellezler. 😍😍😍 #hidirellez #gulgunu #cincodemayo</a></p> <p style=” color:#c9c8cd; font-family:Arial,sans-serif; font-size:14px; line-height:17px; margin-bottom:0; margin-top:8px; overflow:hidden; padding:8px 0 7px; text-align:center; text-overflow:ellipsis; white-space:nowrap;”>IpekAG uretimi Ev Sabunu ❤ (@ipeksabun) tarafından paylaşılan bir fotoğraf (<time style=” font-family:Arial,sans-serif; font-size:14px; line-height:17px;” datetime=”2016-05-05T07:15:45+00:00″>5 May 2016, 00:15 PDT</time>)</p></div></blockquote>
//platform.instagram.com/en_US/embeds.js

webden instagrama girince her bir fotoğrafın ayarlarında “sitene göm” var. bunu gömdüm bakalım iyice gömülmüş mü, hortlayacak mı?

Yorum bırakın

Filed under araştırdım, instagram, internet

Hediye… Öyle alınmaz, böyle alınır

Giriş: 

Hediyeleşmek sünnettir, arkadaş. Her vesile, yarım elma, gönül alma.. İyidir.

verilen hediyeyi alicenaplıkla kabul etmek, vereni sevindirmek lazımdır. Bir kere de olsa kullandığını/giydiğini görerek mutlu etmek hediyenin yerini bulduğunu hissettirmek şarttır. Gelenleri aklında tutup en az o değerde bir hediye ile mukabele etmeye gayret etmek elzemdir. Hele ki el emeği göz nuru hediyenin yeri ayrıdır. 

Önemli olan düşünmektir zaten. 

 

Geyik bitti yazıya devam. Anneler günü bir kez daha geldi dayandı. Bir anne olarak beni sinire gark etti. Şirin bulamamış gargamel kafasındayım.

Maşallah geniş aile, her ay iki doğumgünü var. Süper. parti üstüne parti patlatıyoruz (!) Parti iyidir, doğumgünü iyidir, en iyisi de sürprizleri, hediyeleri açmaktır :)

Çok dertliyim blog (yazar burada sözlük yazarlığına özenmektedir).

Ben hediye alamıyorum galiba. Her iki anlamda da..

Ne bana geleni seviyorum, ne birine bir şey alabiliyorum….

Düşündük de, bana hediye almak da zor. Kitap severim. Çok severim,çok okurum. İlk akla gelen bana kitap almak olmuştur hep. Yakın bir dostum “Yeni çıkmış” diye bi kitabı almış gelmiş mesela.

Seçenekleri görelim:

  1. Muhtemelen sevdiğim bir yazar değildir. popüler yazar pek sevmem. senin beğendiğini beğenmeyebilirim değil mi?
  2. muhtemelen daha evvel okumuş olduğum bir şeydir.
  3. muhtemelen sevdiğim bir konu değildir. çiçekli böcekli, kokulu, aşklı sevdalı, vampirli kitapları yerde bulsam almam.
  4. muhtemelen adını bile duymadığım dandik bir yazarın “kerameti kendinden menkul” fikirlerini bastırmak suretiyle çıkarttığı bir şeydir.
  5. aha tam aradığım kitaptır.

%20 ihtimalle denk getirebilirsin. Çok çok yakının değilse, birine kitap almakla don almak aynı şey. Ne bedenini bilirsin ne tarzını, ne rengini ne dokusunu… Nasıl alabilirsin ki?? mühim olan düşünmek..

b.k düşünmek.

ondan sonra sen verip kurtuluyorsun ben düşünüyorum ne halt edeceğim bunu diye..

zamanında lame üzerine yılan derisi baskılı bir amerikan servis seti yüzünden psikologda 5 seans geçirdim ben. “beni hiç mi tanımıyor? bunu bana nasıl alır?” diye ağlamaktan içim çıktı.

Bi de “ay ben çok zevkliyim” şekli var.. kesinkez beğeneceğiz aldığını o derece.. Şâşalı bir sunum yapar, suratını ekşitmeden bakabilirsen yüzünde “minnettar ol!” bakışını görebilirsin. bu tipler “değiştirme kartı” nedir bilmezler. Bir tanesinden fişini geri istemiştim. Boyu uymaz, bedeni uymaz, evin konseptine uymaz, saloz bırak da ben değiştireyim işte.

Parfum kullanmam, migrenim var; zaten başkasının karısına kocasına parfüm alınmaz ayıptır.. saksı çiçeğine bakamam, kesme çiçeğe para harcanmasından nefret ederim. Yapma çiçeğe girmiyorum bile.

Kıyafet desen, her şeyi giymem…(ve de giyemem). İmitasyon takmam..  E Eben..

bi kadına ne alınır arkadaş??

ZORRR

KAPRİSLİİİİİ..

Netcez? ya sorcaz, “ipeykim kaç giyiyorsun, şunu takar mısın, buna bakar mısın, berikini okur musun, ilerkini sürer misin, bir ihtiyacın var mı, bu sana olur mu? Ve saire ve saire”.

 

Bu yapı birine hediye almaya gittiğinde katalepsiye giriyor. :(

Ne alsam beğenir? Sever? Kullanır? İster??

Soruyorum “sana ne alayım?” “ay zahmet etme cnm”.

lan edicez işte, hevesindeyiz. söyle bişey.

tezgahtar kucağına itmen beni.

 

Not:

Pardon edit: imla hataları kasten yapılmıştır.

 

 

2 Yorum

Filed under aile, alışveriş işleri, saçmasapanlıklar

Cnm.. nedir biliyor musunuz?

kısa ve öz. katılıyorum. hele de “TŞK ETTİM” gibi ahmakça yazan tribal gençleri ayara doyuruyorum.
Dilimizi güzel kullanacağız.

Nilgün YALÇIN adlı kullanıcının avatarıNilgun YALCIN

Bu cnm.. nedir biliyor musunuz.. 

cnm ” cnm ”

Farkında değilsiniz ne yaptığınızın.. 

Sessiz harflerle yazılan cnm, 

Sesli harften neden mahrum bırakılır biliyor musunuz? 

Çünkü Sesli olarak CANIM diyemezsiniz! 

Sessizce cnm demeye devam edersiniz.. 

Eğer bir gün Seslenmeye başlarsanız Canım diye, 

İşte o zaman bu sesliden mahrumluk da sona erer.. 

Ve Sesli söylenen CAN’IM-ın anlamıyla;  

Can dersiniz Canı’nıza katarsınız, Canım dersiniz ait olduğunu hissettirirsiniz.. 

Sesliden mahrumluğu anlamanız dileğiyle…

© Nilgün YALÇIN

View original post

Yorum bırakın

Filed under Diğer

Kuş uçmaaz kervan geçmez..okul

Ama internet çeker.

Düşünün.. Uzak. En uzak. Issızlığın ortası. Allah’ın dağı. Örneğin gidenin gelmediği Yemen. Neresi biliyor musunuz? İki tıka bakar. Yemen arap yarımadasının dibi. Afrikaya bitişik. Dünyada oradan daha uzak daha ıssız yerler var. Ve her yer bir iki tıkla elinde. Bugün heryere en uzak noktada elinde akıllı telefonun varsa ulaşabileceğin bilgi, on yıl önce ABD başkanının ulaşabileceği bilgiden kat kat fazla. İnternet muazzam bir şey.

Şu meşhur yazımın ilk, ikinci, üçüncü bölümlerini okuyanlar için son bölümü yazıyorum. Elim deymedi bir türlü ama kısmet bu güneymiş. Bu günün önemi ne? Bugün Mark Zuck bir açıklama yaptı. Güney Afrika’da yerel telefon operatörü ile beraber internet.org temel hizmetlerini ücretsiz olarak sunmaya başladı. 2016’dan itibaren de Güney Afrika’da tilkinin bakır s.çtığı yerlere internet götürebilmek için gerekli uydu yatırımı da yapılmış. Geliştiricilere ücretsiz olarak sunulan gereçleri de araya sıkıştırmış. Vebe vebe gerisini merak ediyorsanız adamın kendi facebook hesabı var, çocuğu doğmadan gidin bakın.

İnternet yeni güç. Başında olabilmek için google da çırpınmakta.

Konferansta öğrendiklerimi artık not ede ede bir hal oldum. Önce cep telefonuna yazıyordum. iyi hoş da şarj marj dayanmadı. Babadan kalma yöntemlere geri dönerek ajandayı çıkardım.

Yazı uzun olacak, sindire sindire okumanız dileğiyle..

—————-

Yeni nesil öğrenme sisteminde içerik ve veri çok önemli. Uyarlanabilirlik de. Eskiden (şu an bizde kullanılan) sistem aynı klasik Türk annesi metodu. Elinde çatal, çatala takılı köfte, çocuğun ardından koşmaca.. “Aç evladım ağzını”. Bu hem beslenme yöntemi olarak hem de eğitim yöntemi olarak yanlış. Olması gereken, evrilmiş halinde çocuk kendi isteğiyle oturacak sofraya. Temel bir eğitimden sonra (okuma yazma ve temel matematik) geri kalanı kendisi saptayacak. “Şu konuyu öğrenmeye geldim” diye oturacak sıraya. “Coğrafya” yalayıp yutmak istiyorum çok açım.. “Fen” tam benim konum ne işim olur edebiyatla? “Divan edebiyatı” öğrenmem lazım, rasyonel sayılar benimle ne alaka?

“Ben yemek pişirmek aşçı olmak istiyorum” ol buyur.. Uyarlıyoruz eğitimi. Tam da bu kısımda teknoloji giriyor devreye. Öğretmen bir maestro sınıfta. Kimseye ne çalacağını öğretmiyor. Ama iyice dinleyip ne zaman nerede çalacağına dair işaretler veriyor. Öğrenci okula sosyalleşmeye, ödev almaya, konusunu tartışmaya geliyor. Çalışmasını internette evinde yapıyor.

 

Başka? Bugün 12 yaşında olanlar erişkin olduklarında çalışacakları işler mesleklerin %60’ının şu anda var olmadığı öngörülüyor. Fotoğraf tab eden amcalar nalbantlardan da hızlı ortadan kalkmadı mı.? Sosyal medya uzmanlığı var mıydı on yıl önce??

*-*-*-

Yeni bir iş kurmak mı istiyorsun? Önce dinle, gözlemle.. Mutlaka birileri bir eksiklik görüyordur hayat içinde. O eksiği saptayıp üzerine git. Nasılını düşün. İşte bu inovasyon dedikleri şey. Bakın Turkcell GELEN TALEP ÜZERİNE kendi çalışanları için tatil organizasyonu yapmaya bir masa bir telefon bir de eleman koymuş bir köşeye. Çalışanlar aynı zamanda tatile çıkıyorlar benzer otellere gittiğinden, bu arkadaş uçak biletinden otele toplu alım, indirim imkanı oluşturabiliyordu. İş ertesi sene kendi başına bir departman oldu. O tek masalık şirketi Turkcell kocaman bir işletme olarak yakın zamanda iyi paraya da sattı. bavul.com’un nasıl doğduğunu okudunuz.

*-*–*-*-

Başka? Bugün ortaokulda olan bir kızım var. Yazılılara girip çıkıyor. Bakıyorsun yazılı 70 gelmiş. Yani konuların %30’unu öğrenmemiş. E ne oluyor, öğretmen o konulara geri mi dönüyor? Yoo müfredata göre ilerlemeye devam ediyor. Bilinmeyenlere bilinmeyenler ekleniyor. Konular öğrenilmiyor, yazılıdan sonra unutulmak üzere ezberleniyor.

Oysa bilgisayarlı internetli eğitimde algoritma hangi konularda eksiği olduğu, neyi çözemediğini saptıyor. O konuyu temizleyene kadar ilerlemiyor ve zaman zaman geri dönerek tam öğrenmeyi garantiliyor.

 

(bitiremedim bir turlü yayına verdim gitti ay)

 

 

2 Yorum

Filed under aile, ilkogretim, internet, OKUL

çok kısa özetler

  • Her ne kadar kredi kartlarını ödeyip ödeyip yok etsem de.. (kartsız hayat deneyimleyeceğim) Club Finans Exclusive isimli kartın 3 ayda bir, bir adet kitabı ücretiz olarak yollamasını çok takdir ettim. DR ortak sitesinden seçip sipariş veriyorsunuz kapınıza geliyor. Aferin FinansbankIMG_20160428_32380Hangi kitabı seçtim? Bilin bakalım….
  • Finansbank demişken Enpara.com üyesi oldum. Avantajlı. Öneririm. Eft havale ücreti yok, ayda bir defa rastgele atm’den para çekmek de ücretsiz. Normalde kendi atm’si değilse bankalar komisyon alır para çekerken.
  • Bu aralar halılar kalkmaya başladı. Yollukları yıkamaya verdim kaldı bir tek salondaki halilar. onlar da gidince yazlıklar serilecek. Yazın kullandığım ürün altı kaydırmazlı Prizma marka kilimsi şeyler. Goblen desenlerini seviyorum.IMG_20160428_31584 Banyoda ve antrede sürekli kullanırım zaten,bu sene yatak odamda da kullandım kışın. Halı sermedim.  Şimdiye kadar Selimpaşa gece pazarı’ndan birer tane satın alırdım her yaz, pek de takım olmuyor haliyle. bu sene internet sitelerinden alayım dedim. Nisan sonuna kadar 20 lira indirim mindirim de var, e havale indirimi de geçerli… kekâ. Öyle güzel ambalajlanmış geldi ki, şaştım. İlk defa hafif tüylü olanından da aldım, o da pek şık. Koridorlara ondan alacağım seneye. IMG_20160428_33182
  • Dünyada hem Oskar hem Emmy hem grammy hem de Tony ödüllerini alabilmiş 10 kişiden biri olan Whoopi Goldberg bizim gibi disleksi. 3 Mayıs’ta canlı yayında kendisine kattıklarını anlatacak. Disleksiklere sözcü olmasına bayıldım. İzlemek isterseniz rezervasyon: Buradan
  • İlk profesyonel sabuın kalıbım geldi.IMG_20160428_34571 Çok heyecanlıyım. Amazon’da ne kadar sabun kitabı varsa indirdim, katı şampuan tariflerini okuyorum. Bu hafta atolyede konu şampuan. bakalım…
  • Hadi bay

 

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, disleksi, ev işi, severim paylasirim