Category Archives: insan olmak

Ben bir introvert’im.

İntrovert enerjisini içinden alan kişi demek. Kafasının içinde ful hd ekranlarla dolu odalar var ve gez dolaş bitmiyor demek. Dış dünya o kadar vasat o kadar renksiz geliyor, insanlar o kadar biteviye ve yeknasak ki enerji tüketiyorlar. O yüzden introvertler, kendi başlarına gayet mutlu insanlar. En sevdiğimiz şey ertelenen planlar, telefon görüşmesi yapmamak, evde cici cici oturmak.

Bu aynı solak olmak gibi, miyop olmak gibi bir şey ama tersi. Diğer insanlar miyop ve gri de; biz daha canlı daha renkli bir uzay-zaman boşluğunda takılıyoruz gibi.. Umarım izah edebilmişimdir.

Olay son derece normal, kendinizi kötü ya da bozuk hissetmeyin. Düzeltilecek bir şey yok. Bir introvertseniz, az arkadaşınız vardır.

Çekingen değiliz, içine kapalı değiliz.. aslında doğru ışığın altında, sevdiğimiz konularda bizi susturmak mümkün değildir…

İntrovertler! Birleşin..

Ayrı ayrı…

Kendi evlerinizde…

Bir introvert değilseniz partilerin adamı çat orada çat kapı arkasında, yedi kralla barışık bir tipseniz… size extrovert deniyor…

yani dünyadaki herkes ya introvert ya da daha büyük ihtimalle ekstrovert.

ha bunların da çeşitleri var.. mesela acaba fikirlerle mi daha çok ilgilisiniz yoksa elle tutulur gerçeklerle mi? bir ile on arasında bir çizelge olsa…

(I)Fikirler-1.2.3.4.5.6.7.8.9.10-(S)Gerçekler

siz kendinizi hangi tarafa yakın hissedersiniz..

ya da bunun daha kolayı….hadi kendinizi test edin bakalım nesiniz? ya eşiniz? çocuklarınız?? sonra da yorum yapın isterseniz..

16 Kişilik Testi

Yorum bırakın

Filed under çocuk, insan olmak, internet, severim paylasirim

Paralar paralar bozulmasın aralar

Her insanın en temel ihtiyaçları beslenme, barınma ve giyinme olarak sıralanır.

Onun arkasından gelen üç kalem ise eğitim, sağlık ve adalettir.

Bu serinin arkasından gelen herşey göreceli olarak lükstür. Mümkünse her vatandaşa bu haklar ücretsiz olarak sağlanmalıdır.

Benim bugünkü fikrime göre, elektrik, su, doğalgaz ve internet bağlantısı da ücretsiz olmalıdır. Bu üç kalem giderin sıfırlanması gerektiğini düşünüyorum. Evde ya da işte kullandığım duvara, pencereye nasıl para vermiyorsam aydınlatması ve ısınması için de para ödememeliyim. Zaten niye ödediğimi de anlamıyorum. Birinin aklına gelmiş “dur bundan para alalım” demiş sonra da öyle devam etmiş gibi sanki… Elektrik ve su ve internet niye paralı olsun?

Ha illa lazımsa her birey kelle vergisi öder, aynı otelde yaşar gibi, tüm hizmetlerden faydalanır.

Yorum bırakın

Filed under ben yazdım, icatlar, insan olmak, internet, saçmasapanlıklar

Başkasının şükür vesilesi olmak istemiyorum

Şu koca dünyada bin bir çeşit sorun var. Kaderler kara ve insanlar malesef “default” olarak zalim. Üç beş tane iyi insanız ama yetmiyor.

Bir derdin varsa açmayacaksın kimselere.

Ya “o da bir şey mi” deyip kendi derdini anlatıyor.

Ya, “vah vah” deyip içinden “oh olsun” çekiyor.

En kötüsü de, eve gidip “Allahım ne dertler var çok şükür halimize” diyenler.

Antep’te bir deyim vardır.. Eldeki yara duvar deliği..

Daha bilineni: el elin eşeğini türkü çığırarak arar. Çünkü dost diye nicesine sarılsan da senin sadık yarin kara topraktır.

Nasıl mıyım? Nasılım öyle mi?

Çook şükür gayet iyiyim canım. Sen nasılsın?

2 Yorum

Filed under aile, çevre, insan olmak

Hz.Musa hikayesinden 3 ders

Hz. Musa peşine tüm kavmini takıp Mısır’dan çıktı. Firavun ordusunu arkalarına taktı.

Mısır’dan İsrail’e gidebilmek için arada deniz var. Köprü yok. Deniz kıyısında Hz.Musa bir mucize göstererek denizi ikiye ayırdı ve kendi halkı ile geçip gittiler. Deniz arkalarından kapandı, kovalayanlar boğuldu.

Bilahare Hz.Musa dağda yaratıcı ile görüşmekteyken aşağıda kalanlar fırsattan istifade kendilerine altından bir buzağı yapıp ona tapmaya başladılar. Ondan sonra da başlarına gelmeyen kalmadı.

Kısaca hikaye bu şekilde.

Çıkaracağımız dersler…

1- Erişkin insanlara güvenilmez. Dün gözleri ile bir mucizeye tanık olsalar da ertesi günü yine eski alışkanlıklarına dönerler. Bu yüzden eğitim çocukluktan başlamalıdır. Toplumdaki kötü alışkanlıklar, eski kinler yeni nesile öğretilmemelidir.

2- Ne olursa olsun sana verilen görevi sonuna kadar yapmalısın. Hz. Musa “iki dakika arkamızı döndük ne ara buzağı yaptınız da ne ara taptınız? Ne haliniz varsa görün ben gidiyorum” demedi. Sil baştan başladı ve sonuna kadar da görevine sadık kaldı.

3- Yaşam boyu bir hedef saptamalı ve oraya yürümeliyiz. Ara ara kendimizi sorgulamalı ve doğru yolda olup olmadığımızı kontrol etmeliyiz çünkü insan olarak hepimiz nefsimize yenilebilir, bize rahat ve kolay gelen bir seçime ilerlemiş olabiliriz. Cici bir altın buzağı her an aklımızı çelebilir:  “Hemen şuracıkta, mis gibi tapılır.. Çöllerde yürü yürü nereye kadar? Musa da abartıyor canım.. ” diyenler de sizin benim gibi insanlardı işte.

Zaman zaman durup kerteriz almalı, bol bol karşımıza çıkan altın buzağıları itmeli, hedefi yeniden tam önümüze koymalıyız.

Yorum bırakın

Filed under insan olmak

“Hâlâ mı blog be? Yutup varken :/ ” Evet hâlâ ve hep blog…

Bir resim bin kelimeye bedelken; elimizdeki gelecek tamamen gorsel-işitsel bir mecraya kayar ve uzun eğitim kitaplarının yerini online özet geçici video öğretmenleri alırken; kitap satışları azalır ancak yazar sayısı artarken doğal olarak da nitelikli okuyucu oranı düşerken bir de blog okuyan kim kalacak ki diye düşünen varsa diye yazmaktayım bu haftaki yazımı.

Ortalama yaşam süresinin ilk beş yılını hayatta kalabilme becerileri edinmeyi öğrenmekle geçiriyoruz. Bir anne ve bir baba rol model olarak yeni bir insanı büyütmeye çalışıyorlar.

ikinci bir beş yıl daha geçtiğinde çocuk oyunlarla hayatı öğrenmiş, sosyalleşmiş ve temel becerileri kazanmış olmak zorunda.

on ilâ onbeş yaş arasında vücut gelişimi ile paralel olarak zihinsel gelişim, manevi değerler, soyut kavramlar yerleşiyor.

onbeş yirmi yaş arası ise tam teşekküllü bir eğitime adanmak zorunda. gelecekte hayatını sürdürebilmek, geçinebilmek ve yeni insanlar yetiştirebilmek için elzem olan para kazanma/işçilik/üreticilik üzerine geliştiriliyor.

İnsanlar kediler gibi çeşit çeşit. Bu yüzden hayatımızı sürdürebiliyoruz, herkes doktor olsa buğdayı kim yetiştirir? Bazıları sınıf başkanı olarak doğuyor bazıları ressam. O ayrışma anı (yedisinde neyse yetmişinde de o olmak) ilk on yaşta aşağı yukarı belirlenebiliyor. Ergenlik çağındaki gencin ggelecek için yaptığı planlar ve yapmayı sevdiği şeylerle, doğuştan gelen becerileri yani elinden gelenler çakışıyorsa mutlu bir kişi olup ilerliyor. Yani ilk on yılda yönelim saptanmalı ve ikinci on yıl o yönelime uygun eğitim verilmeli. Hatta yaşı kaç olursa olsun insanlar istediği işi öğrenebilmek için ücretsiz eğitime geri dönebilmeli.

Hatta hatta insanlara temel barınak, eğitim, yiyecek ve sağlık ücretsiz olarak sağlanmalı. Yani huzurevleri 0-100 yaş arası isteyen herkesi barındırmalı. Daha fazlasına sahip olmak isteyen (toplumdaki ihtiyaç da hesaplanarak) arzu ettiği eğitimi alıp arzu ettiği bilimde, sanatta ya da işçilikte geçimini kazanabilmeli.

40+ bir insan olarak yazıyorum: Şimdiye kadar okullarda öğretilenlerle yetinmeyip kendi başımıza çabalayarak, gazeteler, makaleler, kitaplar okuyarak, bilen kişileri dinleyerek kendimize göre bir yere geldik, bir şeyler öğrendik. Fazlasını unuttuk, artık damıtılmış bilgi elimizde (zihnimizde). Şimdi Amerikayı yeniden keşfetmeden, her seferinde başa dönmeden bir sonraki nesli bir gıdım daha ileriden başlatabilme şansı elimizde. (evet onbeş günde Fransız devrimi…#GORA).

Bunu okuyan gençlere sözlükte ve muhtelif yerlerde insanların “17 yaşıma söyleyeceğim tek cümle/vereceğim öğüt” konulu yazılarını bulup okumaları. Çünkü öğrendim ki insanlar bilgi miraslarını daima KENDİ çocuklarına geçiremiyorlar. Yıllarca dünyanın dört bir tarafında aradığın, öğrenmek için yanıp tutuştuğun bilgi belki de tam karşı komşunun kafasının içinde. Ve kendi çocukları ilgilenmediği için küsmüş bozum olmuş oturmakta. İşte o onyedi yaşa mektuplardan biri mutlaka sana yazılmış olacak. Ufkunda bir kapı açmasa bile bir pencere aralayacak. Taze hava girecek içeri. Çok işine yarayabilir. (gerçi onyediliklerin bir büyükten öğüt almaya olan gönülsüzlükleri hatta inatçı tepkisellikleri de malum. Belki de bu yüzden bu bilgi-evrimsel Babil Kulesi hiç yükselemesin diye :) )

Amazon, imdb, goodreads, spotify vb bu yüzden, uyguladıkları algoritma sayesinde benim sevip puanladığım ürünlere göre benimle aynı şeyleri aynı puanla beğenmiş insanların beğendiği diğer şeyleri de bana sunması harika bir şey. “Bununla ilgilenenler şunlara da baktı” diye önüme “lan hakkaten iyiymiş” dediğim, normal şartlar altında dönüp bakmayacağım bir çok eser tanımış oldum.

Okuyacak kitap bulamadığım sinir olduğum zamanlar vardı. Seveceğim bir tanesini bulabilmek için sevmediğim bir sürü kitap okudum. Filmlerde işim kolay, beğenmezsem izlemeyip bırakıyorum. Başından belli oluyor benlik bir şey olup olmadığı. Kitabı okumadan bırakmaya kıyamamak çok zor. Yine de yarım bırakılmış ve freecycle’lanmış bisürü kitap oldu geçmişimde.

Kızımın ve oğlumun şimdiye kadar okuduğum her on kitaptan birini sakladığım bir kütüphaneden, izleyip değerlendirip belki yüzde birini beğendiğim filmlerden oluşan bir arşivi hızlıca beyinlerine yüklemeyi çok isterdim. Hazır okunmuş, seçme kitap işte. Bundan sonra hangi yazarı okusam, hangi kitap bana hitap eder diye düşünecek bir şey yok. Tertemiz ayıkladım. İyi de, ilgil alanlarımız aynı olmayabilir. E onca birikim çöp mü?

Blog yazmayı sürdürmemin sebebi tamamen bu. Ha yaşam evren ve herşey hakkındaki büyük sorunun cevabını mı veriyorum? (bunun cevabı zaten biliniyor ve siz daha bu cevabı bilmiyorsanız zaten yaşamayın) Bloguma her gün bir cevher mi yumurtluyorum? hayır. Ama işime yarayan işe yarar bilgi yüklemeye gayret ediyorum. Orası kesin.

Peki bütün bu paragrafları itinayla yazıp en az bir saatimi buraya gömmektense 8 dakikalık bir video çeksem? Hem daha çok tepki alır izleyici bulur hem daha çok kişiye ulaşır?

İşte orada yanılıyorsunuz. Henüz video içinde arama yapabilen bir gereç yok. Yani 8 dakikalık bir video içinde benim istediğim bilgi var mi yok mu, varsa neresinde var bunu bulup çıkaramıyoruz. Hatta videodan videoya sekerek Songül Karlı’ya varabiliyoruz. Oysa canı isteyen haştag kovalar, arama motoru kullanır bir şekilde benim blogumda var olan ve TAM DA ARADIĞI bilgiye şakadanak ulaşabilir.

işte bu yüzden hâlâ blog!

Yorum bırakın

Filed under çocuk, blog işleri, insan olmak, internet, kitaplar, OKUL, sosyal medya

Toplumun elinde oyuncak olma — düşündürdükleri

 

Deniz’in bu yazısı beni düsündürdü.

Küçükten başlıyor. Sen okulu, öğretmenini seversin. Asıl cool(!) olanın sevmemek olduğunu söylerler. Özgün giyinirsin, değişik olmuş deyip, dudak bükerler. Farklı bir meslek seçmek istersin, soğuturlar. İşini seversin, söyleyemezsin. Herkes şikayet etmektedir. Laf taşıyana katılmazsan, oyunbozan olursun. Aynı düşünmezsen vatan haini bile olabilirsin. Bi de bakmışsın toplumun elinde oyuncak olmuşsun. Ne zaman mı? Kendi […]

Toplumun elinde oyuncak olma — üzerinden

 

Toplumun derdi ne peki?

Toplum adlı birikinti, asalaktır. Bireyleri üzerinde yaşar. kendi bütünlüğü ve iyiliği için bireyleri istediği forma sokmaya çalışır. Tümüyle hayatta kalma gayesiyle. Özellikle de korku ile bunu yapar ki, genç ve bağımlı bireylerini en iyi şekilde “eğitebilsin”.

toplum yaşamak için tek tip birey ister. Düzene uymanin cici, aykırı olmanın kaka olduğunu belleterek kölelerini büyütür. Değişik herşeyi budar. “eski köye yeni adet” istemez. Sana şeker vererek oyalar. yanından ayrılma diye bir gözü üzerindedir. bu saçma sapan fikirlerin “kültür, adet, örf, töre” olduğu ve kutsal olduğunu da zımbalar ki hiç çıkamayasın içinden…

“onu öyle yapma yoksa…” ile başlayan safsatalarla beyinleri yıkar. öcü gelmesin, uğursuzluk olmasın, çocuğum olsun, sakalım çıksın, memem çıksın, pipim düşmesin, şeytan duymasın….

iş bulamazsın yoksa. 

kimse seni beğenmez, evde kalırsın. 

nazar değer. 

aç sefil kalırsın.

yaşlandığında anana babana bakmak zorundasın.

onlardan kız alınmaz.

Korkuları aşmak için düşünmek, mantık ve sevgi lazım. Yardımlaşmak, bireylerin birbirine tutunması. Ve yeni nesilleri bu zırvaları hiç duymamış birilerinin yetiştirmesi lazım.

 

1 Yorum

Filed under insan olmak, kültür

Çan Eğrisi Teorim {Wikipedi/Ekşi Sözlük/Siyaset}

 

Hiç çan eğrisi görmemiş olabilirsiniz. (ben üniversitedeyken bizde yoktu). Size bir şema göstereyim.

can egrisi sigma.png

 

Hangi konuyu ele alırsanız alın. O konuya dahil olan insanların %2’si en uçtadır. Bir %2’de öbür uçta yer alır. %20-25 fanatiktir. %60-70 aralarda bir yerdedir.

Hayvanseverlik. 100 kişiden ölünce mirasını kedisine köpeğine bağışlayan 2 kişi var, civciv görse bayılan da 2 kişi de var. Gerisi hayvanlarla ilgili ortalama bir yerlerde.

Takım tutma. 100 kişide tuttuğu takım için ölen 2 kişi ve top görse bomba diye karakola götürecek 2 kişi çıkar. Gerisi maç kaç-kaç? ile kessen sarı-lacivert arasındadır.

Zeka.. 100 kişide iki kişi ebleh seviyesidir, iki kişi de hiper üstün zekalı. Kalan 96 kişi yuvarlanır gider.

Ekşide moderasyon bitti. Yazar olan düşünsün gerçi, ama şimdi eski “kutsal bilgi kaynağı” çöp entryden geçilmiyor. Anket ağırlıklı. Girişler dandik dundik. İki gram düzgün yazı okuyacağım diye uğradığım trolün çomarın haddi hesabı yok. Ama totalde ben aradığım bilgiye ulaşıyorum.

Wikipedi de oyle. İsteyen istediği yeri yazar bozar siler. İlla ki bozguncu iki manyak olacaktır ama genel eğilim doğru bilgi girme yönünde olur. Kendi kendisini düzeltir sistem.

Ve politika.. Evet demokrasi kadar kıl bir sistem olamaz. Evet çobanla senin oyun bir olabilir mi hiç? Ancak, insanların geneline bakınca, bir ortalama tutturulur.

Hayatın her alanında bu eğri var. Sen kendini nereye konumlandırıyorsun? Çevrendekilere ona göre muamele edeceksin. Genelin iyiliği için + tarafa katkı yapacaksın.

Ahlaklı olacaksın. Özür dilemeyi bilecek erdemde olacaksın.

%2lik solucan diliminde olmayacaksın.

Oruç tutmayan birini dövmüşler. Ortalık kaynıyor. oruc tutana saygı duyacakmış.

Oruc nefsine hakim olmaktır. Olamıyorsan tutma. Allah değilsen sorma. Evinde oturup akşama kadar aç oturmazsan dayanamıyor musun? Nefsine hakim olamıyorsun demek ki.. Kendini sorgula.

Ahlak sana yapılmasını istemediğini başkasına yapmamaktır.

Beyin değil beyincik çalışıyor, düşünemiyor adam “e ben oruç tutuyorum diye dayak yemek ister miyim? istemem. Demek ki tersi olunca başkasını dövemem”

 
Asil konuyu atladim.

Erisim engelleyerek ya da entry sildirerek SADECE o %2ye engel olabilirsiniz. :D

2 Yorum

Filed under insan olmak, kültür