Category Archives: severim paylasirim

Bezelye prensesi ve yaz güneşi

Çok (çok derken kar beyazı gibi ÇOK) beyaz tenli bir insan olarak güneşten kaçınmak zorundayım. Çünkü derhal 1. derece yanık oluyorum. Öyle böyle değil.

Bir de pek spf’li krem alışkanlığı olmadığı için, 50+ yaşında insanın ellerinde güneş kaynaklı yaşlılık lekeleri pörtlemeye başlıyor ki çok sinir bozucu. Beni dinleyecek olursanız, ilk tavsiyem asla sigara içmeyin, ikincisi de spf’li bir el kremi ve nemlendirici kullanın. Valla çok canını sıkıyor insanın bu lekeler.

güneş lekesi

Özellikle sb yaptım ki net seçilsin lekeler. Lazerle mazerle siliniyormuş ama kim uğraşacak, Sisifus muyum ben?

Araç kullanırken yan camlar filmli olmasına rağmen ön camdan vuran güneş bile insanı kavurabiliyor. Bebeğiniz küçük çocuğunuz varsa dikkatli olun. ciddi yanık tehlikesi. Dolayısıyla araba içinde bile yaz sıcağında uzun kollu giymek zorunda kalıyorum. Bir de kim icat ettiyse Allah razı olsun, UV önleyici kolluklar var.

Uzakdoğulular da sevmiyor güneşi. Aliexpress vardıyken almıştım. Üç dört senedir kullanıyorum.

Benden bu kadar, sıcak çarpmalarına dikkat edin, gölgede durun, çay yetmez bol su için.

Yazı sevmiyorum!🥵 Yaşasın klima! ❄️💨😌

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, saglik, severim paylasirim

Hangi burç nasıl paylaşır?

Burçlara ne kadar inanırsınız bilmem. Ben size bilimsel veri sunuyorum burada..

Yılların gözlemi …

Evde bir Terazi, bir Koç, bir Akrep ve bir Kova var.

Elimzde 5 dilimden oluşan bir pasta ve iki de kişi var diyelim. Bunu hangi burç nasıl paylaştırır?

Terazi Şekil 1-A’daki gibi bölüşür. “3 sana 2 bana” der çünkü çok kibardır.

Akrep yine Şekil 1-A’daki gibi bölüşür. Mümkün olduğunca aslan payını alır, gayret eder, “3 bana 2 sana” der.

Kova tabii ki Şekil 1-A’daki gibi bölüşür ama sırayla bir sefer kendisinin, sonraki sefer karşı tarafın 3 aldığına emin olur.

Koç Şekil 1-B’deki gibi bölüşür, kimseye hak geçirmez.

Bu yüzden doğumgünlerinde filan pastayı bana dilimletirler ;)

Burçlarla ufak da olsa bir ilginiz var ise, yakında bir sürprizim olacak.

Yorum bırakın

Filed under aile, severim paylasirim

Gümüş Ekran

Ben üniversitedeyken, yani 90’larda okul çıkışı hemen iki durak ötedeki Çemberlitaş sinemasına gider bir film izlerdik. Eğer canımız çektiyse Taksim bir yarım saatlik mesafedeydi ve bir sürü salon ve film seçeneği vardı. Haftasonları gazetelerde sinema ve tiyatro ilanları çıkardı biz de keyfimize, kafamıza uygun ne varsa rezervasyon yaptırır ya da gider biletini alırdık. Süper eğlenceli günlerdi.

Şimdi IMAX maymeks bir sürü sinema versiyonu var elimizin altında. Her avm’de bir sinema salonu var hepsinin de janjanlı isimleri var. Ama dört kişinin sinemaya gitmesi bir olay oluyor. Önce sağlam bir film bulmak lazım. Ailedeki herkesin birden izlemek isteyeceği bir film. Sonra sağlam bir bütçe gerekiyor. Maalesef sinema pahalı bir keyif.

Ayrıca ücretli ücretsiz, bir çok kanaldan değişik filmlere de cep telefonundan bile ulaşmak mümkün. Yani izlemek isteyebileceğim bir filmi eşim çoktan bilgisayarından izlemiş olabiliyor. Bu da seçeneklerimizi daraltıyor.

Sırf şu sinema keyfini güzelce yaşayalım diye eve projeksiyon aldık. Mısırı içecekleri toparlayıp sehpanın üzerine kuruyoruz, karşısındaki boş duvara yansıtıyoruz. Perdesi de var ama bizim duvar açık renk olduğundan çok da fark etmiyor.

İki yılda elli film izlemişizdir, çok iyi bir icat. Ailecek ortak sevdiğimiz türün de animasyon olduğunu anlamış olduk. Akşama napak? Film izleyek! Siz ne yapıyorsunuz bu akşam?

Yorum bırakın

Filed under aile, severim paylasirim

Anneannemin Hikayesi: Seçimlerin Gücü

Bugün size anneannemden dinlediğim bir hikayeyi anlatacağım.

Bir zamanlar çok fakir bir çift varmış. Uzun yıllardır evli olmanın avantajıyla birbirlerini iyi tanırlarmış. Kör topal yaşar giderlermiş. Evin hanımının sadece iki tane dışarılık elbisesi varmış. Dışarı çıkacakları zaman hanım sorarmış:

– Bey. hangi elbisemi giyeyim? Kıpkıplı elbisemi mi toptoplu elbisemi mi?

adam iyice düşünür sonra kararını söylermiş..

– bugün toptoplu elbiseni giy.

kadın giyermiş toptopluyu giderlermiş.

Masal bu kadar. masaldan çıkarılacak ders masaldan daha uzun.

İlişkilerde önemli olan her adımda, seçenekler ne kadar az da olsa karşı tarafın fikrini almaktır. İki tarafon da fikrine saygı duyup ortak bir müşterekte buluşmaktır.

Yorum bırakın

Filed under aile, insan olmak, severim paylasirim

vmhEvlat bir bireyim

Nerede olursam olayım yıllardır gördüğüm her aksaklığın çözümüne gayret ederim. Elimin erdiği bir şeyse kendim tamir ederim, kaldırır yerine koyarım.

Becerebileceğimden büyük bir şeyse yetkilisine iletirim. Şikayet olarak düşünmem, görev olarak görürüm. Eğer cam toplama kumbarası ya da çöp konteyneri dolduysa; devrilmiş ağaç, trafik ışığını kapatan zakkum ya da yolda çukur varsa, ilgili belediyeye bir mesaj atmaya üşenmem, bilahare takipçisi olurum.

Belediyenin gözü biziz. Çukuru nerden görsün de gelip tamir etsin. Biz ihbar edeceğiz ki görevini yapsın. Böylece oradan gelip geçen herkesin iyiliğine hizmet etmiş oluruz.

Bu da bizi Vatana Millete Hayırlı Evlat yapmaz da ne yapar?

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çözüm Merkezi

telefonu : 153

Whatsapp hattı

Yorum bırakın

Filed under çevre, severim paylasirim, soruyorum

İpek miyim? Fake miyim..

Rahmetli dedemin bir huyu vardı. Asker olması nedeniyle mi bilmiyorum güvenliğe çok önem verirdi.

Sokakta parkta bahçede torunlarına seslenirken asla isimlerini kullanmazdı. Sahte bir isimle seslenirdi, zaten sesini duyunca tanırdık ve giderdik. “Ne olur ne olmaz. Kötü niyetli insanlar olabilir. Adınızı öğrenmesinler, yalnızken yaklaşıp, adınızı söyleyerek güveninizi sağlarlar” derdi.

Bu uygulama bende kalıcı oldu. Zaman zaman nette okuduğum, bazı terbiyesiz kuryelerin ellerindeki ad- soyad telefon bilgisini kötüye kullandıklarına dair yazılar da etkili oldu aslında.

Sanal alışveriş sitelerine, getir götür uygulamalarına kaydolurken farklı isimler vermeye başladım. Birinde gayet antika bir erkek ismine sahibim, bir diğerinde popüler bir genç kız ismi kullanıyorum. İsim soran kahvecilerde de muhakkak farklı isim söylerim.

Zaman zaman kapıda kuryeyle karşılaşan ev halkı da alıştı ne deseler “ben miyim? kim miyim?” sormadan alıyorlar.

Çocuklara da öğrettim nette gerçek isimlerini, doğum tarihlerini vb asla kaydetmiyorlar. Paranoya sınır tanımasa da, takip edilmediğin anlamına da gelmiyor derler ;)

Çocuklara özellikle internet güvenliğini kalıcı olarak öğretmek lazım.

3 Yorum

Filed under çocuk, bilgisayar, güvenli hayat, internet, severim paylasirim

Vermeyince Mabud(*), neylesin Sultan Mahmud

Mahmutpaşa çarşısının da hikayesidir. Tıkandı Baba hakkında bir hikaye..

Bakara Suresi 216- Olabilir ki siz, bir şeyden hoşlanmazsınız; oysa ki o sizin için bir hayırdır. Yine olabilir ki, siz bir şeyi seversiniz, oysaki o sizin için bir kötülüktür. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

Taa eski günlerde, Sultan Mahmut zamanı demek ki.. kaçıncı Mahmutsa artık.. Adamın biri varmış, çok aşırı kısmetsizmiş. Hiç bir istediği olmazmış. Kendi nasip çeşmesinin tıkandığını söylermiş. Adama “Tıkandı baba” dermiş herkes. Gel zaman git zaman bu adamın ünü padişahın kulağına ulaşmış.

“Ben koca padişah isem” demiş “bu adamın kısmetini vereceğim”

Kısmetsiz adama ramazan boyunca her gün bir tepsi baklava yollamış. Her bir dilimin içinde bir altın gizleyerek. Adam “biz baklava yesek ne olur? ben bunu satayım da yerine eve ekmek peynir alayım” demiş, gelen baklavaları en yakın esnafa, bir sarrafa satmış. Sarraf bir tepsi baklavayı bir altına almış. Tepsinin içinden çıkan altınlarla daha da zengin olmuş. Tıkandı baba’ya aldığı altından bir kuruş bile kalmamış tamamı borca gitmiş.

Bu macerayı soruşturan padişah “yok artık” demiş. “ben gözümle göreceğim”

Adamı saraya çağırtmış. Eline bir kürek vermişler, hazineye sokmuşlar. Padişah “küreği altınlara daldır, taşıyabildiğin kadar altın senin olacak” demiş.

Adam heyecandan küreği ters daldırmış altınlara. kürek bir adet altınla çıkmış koskoca altın yığınından.

Herkes “belliydi zaten” derken padişah sinirlenmiş. “bunu saymam” demiş.”

“Götürün bu adamı Mahmutpaşa’ya, çarşının başına dikin. Eline bir gülle verin, caddede yuvarlasın. Güllenin gidip de durduğu yere kadar sağlı sollu tüm dükkanları ona bağışladım.”

Adamı koşturarak Beyazıt Mahmutpaşa’ya götürmüşler. Çarşının başında eline gülleyi vermişler, geçip seyretmeye başlamışlar. Adam yine heyecanlanmış. Güllesini kaldırıp ileri değil de yukarı fırlatmış, gülle çarşının kapısındaki kemere gelmiş, oradan yuvarlanıp tekrar kendi başına düşmüş. Adam oracıkta ölüvermiş.

Padişahın da dediği gibi, “vermeyince Mabud, neylesin Sultan Mahmud”

bazen o iş olmaz. o da senin için daha hayırlıdır.

(*) Mabud: ibadet edilen. Allah.

2 Yorum

Filed under kültür, severim paylasirim

Sanatta gelinen son nokta

Zamanında “kitap kaplamak bir sanattır” yazdıktan 10 yıl sonra, sanatımın çok da takdir görmemesi sonucu 11. sınıf kitapları ordusunu folyo kapladım ;)

Şeffaf folyoyu kitap eninde kesip ortadan ikiye katlıyorum.

Sağ baştan kağıdını açıp kitabı da orta çizgiye denk getiriyorum. Fazlalık kısmı içe kıvırıp yapıştırıyorum.

Kağıdı yavaşça açıp yarısına kadar kitaba yapıştırıyorum.

Çevirip geri kalanını yapıştırıp bitiriyorum.

Yağmur olsa yaş değmez, dövüş olsa taş değmez. Mis gibi şeffaf ciltlenmiş kitabımız hazır.

Yorum bırakın

Filed under el işi, ev işi, kültür, kitaplar, lise, severim paylasirim

Çantalye

Bir cafe ya da restorana gidince, çantalarımızı koymak için garsondan istediğimiz ilk şey: çanta sandalyesi.

1 Yorum

Filed under ben yazdım, i-pek tatlı sözlük, severim paylasirim

Arap Amcanın öyküsü…

Herkesin Mısır’da bilmediği bir halası olması ve ölüp tüm mirasını kendisine bırakması ile ilgili bir fantazisi vardır herhalde. Benim de bir Arap amcam var. Miras filan bırakmadı, arap kanunları mirasın ülke dışına çıkmasına izin vermezmiş, ama hikaye bile bir efsane.

Aile ağacı / şecere çok sevdiğim bir konudur. Hiç birini tanımam ama kendi ailemin tarihini kurcalamayı severim. Evlendim eşimin tarafı da eklendi oh listeler uzadı. Bugün burada yazdıklarım bana anlatılanlardan aklımda kalanlar. Ne yazık kı artık doğrulatma şansım da yok. Masal gibi okuyun.

Bugünkü mevzu meşhur Arap Amca.

Şekil şu:

Konunun başlangıcı Dedemin dedesine gidiyor. 5 kuşak evvel.

5Büyük dede

4dedemin babası

3dedem (annemin babası)

2annem

1ben

Dedemin dedesi İsmail bey, rivayete göre ’93 harbinde yapılan mübadele (nüfus değişimi) sırasında ailesini toplayıp taşıyabildikleri ile Bosna’dan Türkiye’ye göçmüş ve çocuklarına yemin ettirmiş “geri dönüp mal mülk aramayacaksınız” . Adamın doğum yeri ve yılından başka bir şey bilmiyoruz. 1878/1879 gibi gelmiş olmaları lazım. Çocuklarından biri askeri okula gidip subay olmuş. (4= Mehmet Haki bey).

Bu bey öyle böyle çapkın değilmiş. Her limanda bir sevgili gibi, görevli gittiği her şehirde bir hanım almış kendine. Mevzuat müsait tabii. Kaydı kuydu mu var? Görevli gittiği her yerde bir Türk zabiti olarak bir ilişkisi olmuş olabilir.

Hobi olarak kartal besleyen bir adamdan bahsediyoruz. Evin bahçesinde bir takım ciğeri havada sallar “GEEH” diye bağırırmış; evcilleştirdiği kartalı gelir, kaparmış elinden. Karizma tavan.

Kendisi zamanında Arabistan’da bir yere tayin edilmiş. Koca yarımadanın neresine gitmiş bilmiyorum. Orada da evlenmiş tabii. Bu evliliğinden bir oğlu olmuş. Sonra dönmüş ülkeye, burada resmi evliliği var, iki oğlu bir kızı olmuş. Ortanca oğlan benim dedem Abdullah bey oluyor.

Aradan zaman geçmiş çapkın dede rahat durmamış, “ben annenizi boşayıp başka kadın alacağım” da demiş ama babasının izinden giden iki subay oğul izin vermemişler. Adam da çekip gitmiş diğer kadınla yaşamaya başlamış.

Bu arada Arabistan’daki oğul İsmail büyümüş, epey de zengin olmuş, Sıdıka hanımla evlenmiş.. Bir gün kalkıp “Türkiye’ye gidelim, babamı görüp elini öpelim” diye yola düşmüş. Nerden nasıl bulduysa bulmuş babasını. Dedemler şaşırmış tabii ama babasının yanında, dizinin dibinde yerde oturan, bir kelime Türkçe bilmeyen bu büyük erkek kardeşlerine ve hanımına da bir şey diyememişler. İsmail efendi bir hafta kalıp geri dönmüş.

Derken derken vakti dolan büyük dede hastalanmış. Arap amca da, tesadüf, aynı dönemde “gideyim babamı göreyim” demiş yine Türkiye’deymiş. Kapısına vardığında babasını ölüm döşeğinde buluyor. Diğer iki oğlu yetişemeden çapkın dede son nefesini arap hanımdan olan oğlunun kollarında veriyor.

(Yıllar sonra kız kardeş hacca gitti ve abisini buldu. Yine tek kelime Türkçe bilmeden anlaşmışlar.)

Dönelim aile ağacı/şecereye. Uzun zamandır my Heritage sitesine üyeyim, ailemden aklıma gelen herkesi ekledim. İşin ilginç tarafı zaman zaman farklı kullanıcılar aynı kişiyi ekliyor, o zaman da bana haber geliyor. Mesela A kişisi benim ağacımda yenge onun ağacında hala olarak gözükmekte. Uzak akrabalarımı görüyorum online olarak . Bi ara genetik test yaptırasım geldi ama ondan güvenlik kaygısıyla vaz geçtim.

Kendi aile ağacımı görmek çok güzel. Bütün dünya ile akrabayım !

Yorum bırakın

Filed under aile, araştırdım, severim paylasirim