Category Archives: saglik

* e-sağlık öngörüleri *

Güneş saati,meydan saati, kurmalı cep saati, kol saati, dijital saat akışının sonu, bir zamanlar elektronik beyin dedikleri bilgisayarın komple cep telefonlarına gömülmesi ile sadece pahalı bir aksesuar olması ile sonuçlandı. Kimse “sadece” saati gösteren saat istemiyor ki?!

Oysa saat bir zamanlar insana emekliliğinde hediye edilen, sünnetinde takılan, damat olunca alabildiği bir şeydi. Kıymetliydi, dededen toruna aktarılırdı. Şimdi eskicilere, oradan da çöpe aktarılacak. Çünkü elimizde bir mucize var, internet.

Zamanında söğüt ağacı dallarından elde edilen ağrı kesicinin, binlercesi fabrikada bir saatte sentezleniveriyor. Hap yapmak, şurup formüle etmek artık mazinin de ötesinde kaldı; deri üzerinden yapıştırılan, deri altına gömülen ilaçlar, nano partiküller, yutulabilen, damara sokulabilen kameralar var. Kısa bir tarama ile ameliyattan önce hastanın 3 boyutlu arttırılmış gerçeklik haritası çıkartılarak canlı canlı evvire çevire didiklenmesini sağlayabiliyoruz.

E peki Zeki Müren bizi görebilecek mi? Yakın gelecekte bu işler nasıl olacak? Eczaneler hayatımızdan çıkacak mı? Tıp ya da Eczacılık okusak mı?

Dev bir veri bankasında 7 sülalenizin tüm tıbbi geçmişi yer alacak, son beş yıldır sabah kaçta uyandığınız, tansiyonunuz, kan değerleriniz mütemadiyen doktor uygulaması tarafından kayıtta olacak. Dünyadaki 5 milyar insandan alınan veriler anlık olarak işlenebilecek, potansiyel hastalıklar oluşmadan önlenebilecek, bugün ihtiyacınız olan gıda geçen yıldan ekilmiş, bu yıl toplanıp konservelenip buzdolabınıza sıralanmış olacak.

Her tür hastalık bulgusu her versiyonu ile kayıt altında olduğundan dirseğinizdeki kaşıntıyı kameraya gösterdiğinizde teşhisiniz konacak, insan hatası faktörü sıfıra inecek, doktora diyabetiniz olduğunu ya da kullanmakta olduğunuz bitkisel/kimyasal maddeleri söylemeyi unutma sonucu yan/çapraz etkilere maruz kalma ihtimali olmadan ilacınız en yakın depodan adresinize kargolanacak. Telefonunuz kalbinizi, ciğerlerinizi dinleyebilecek, görme kusurlarınızı saptayacak, diş bakımınızı denetleyecek, gebeliğinizin gidişatını kontrol altında tutarken, yeterince yürüyüşünüzü yapmamışsanız o künefeyi ancak rüyanızda görmenizi sağlayacak.

120 yıl yaşayacak ve muhtemelen tek bir hastane ya da doktor görmeden mutlu öleceksiniz.

Ve doktorluğa bir şey diyemem ama bildiğimiz eczacılık nalbantlık gibi tarihi bir meslek grubu olarak yok olacak.

Yorum bırakın

Filed under ben yazdım, internet, saglik

Ekmek Kesmedik diş olmaz, başa gelmedik iş olmaz..

Değerli okur.

Bu yazıyı sana yeni bir yılın ta en başından yazıyorum.  Mutfak eşyamı az ve öz severim.  Bir tane rende olsun ama titanyum olsun isterim.  Çünkü kem aletle kemâlet olmaz.  Pazardan alınma rendeyle kalite tutmaz.

Bu adı geçen rende fazlasıyla iyi.  Hani filmlerde kılıç denerken kılı ikiye keserler ya; Ha bu rende de rendelerin kralı azizim. Rendeler. Hiç acımaz.

Uzun lafın kısası,  Sağ el baş parmağımı ve tırnağımın bir kısmını rendeledim. Canım ne var bunda? Kazaya rıza gerekir,  akacak kan damarda durmaz.. Beni kan tutmasa iyiydi.. Hop elimi soğuk suya tuttum hemen.  Soğukta damarlar büzüşür,  kanama morarma azalır. Bu yüzden mutlaka buzlukta mavi buz jeli bulundurun,

20180103_124327475175793.jpg Hiç olmadı bir tane dolu buz kutunuz olsun. Her an herşey olabilir. Kan durur gibi olunca kağıt havlu basıp ilk yardım kutusuna gittim.  Bizim evde ilk yardım malzemelerinin durduğu kutu tam girişte durur ve güzelce hazırdır.

Içinde sargı bezi, gazlı bez,  yapışkan bant,  antiseptik, kan durdurucu,  soğutucu sprey,  makas bulunur.  Açık yaraya kesinlikle pamuk basılmaz unutmayın.  Gazlı bez ve bandaj paketleriniz açık ve kullanıma hazır olsun.  Sağ eli kesince sol elle beceremez insan.  Vakit kaybı.

20180103_124248905105786.jpg

Yalap şap paketledim parmağımı ama bakamıyorum :))

Sonra gidip ev pantolonumu çıkarttım,  eşofman geçirdim.  Dolabın bir köşesinde tek elle giyilebilecek kolay ve örtücü bir kıyafetiniz olsun. Deprem sabahın üçünde olunca donla sokağa fırlayanlar olmuştu.

Keza Ocak ayı olunca hava da soğuk ancak mont giyebilecek durumda değilim.  Üzerime de pelerin panço arası bir şeyim var onu aldım. Arabanın anahtarı hep aynı yerdedir,  Telefon hep şarjlıdır, cüzdanım çantamdadır ve en sevdiğim ayakkabılarım da çarık gibi giyilen skechers’larımdır.

Yani olaydan üç dakika sonra kapıdaydım ve acile gidebildim.

Kendinize acil durum senaryoları hazırlayın.  Denemeler yapın.  Yangında ilk kurtarılacaklarınızı belirleyin.  Tamam ben herkesten biraz daha paranoyak olabilirim ama hazırlıklı olmak işime yaradı.  Kafası kesik tavuk gibi panik içinde oraya buraya koşuşturup değerli vaktimi kaybetmek istemem.

Elim iyi.  Geçecek.  Önce tedbir,  Sonra tevekkül.

Yorum bırakın

Filed under aile, ev işi, güvenli hayat, saglik, severim paylasirim

O soru bir kez daha geldi.. Prezervatif nedir? Üreme nasıl olur?

Olayın 3 bölümlük ilk kısmı için : O soru nihayet geldi

Malum-u âliniz, abd-ı aciz bendeniz, eczacıyım ayıptır söylemesi. Zaman zaman bizim veletler de eczaneye gelip bana çıraklık ederler. Bu sene 10 yaşını süren mahdum, renkli parıl parıl kutulara bakıp “aaa anne LOVE yazıyor! ay lav yuu!!!” dedikten sonra soruyu patlattı.

“Anne bu ne?”

{BU} dediği de Durex-OKEY rafındakiler.

Tıpta ayıp yoktur. O yüzden kısaca açıkladım. “Eğer bir kadınla bir erkek çocuk yapmak istemiyorlarsa bunu kullanırlar.”

Tıpta yoksa bile bizim oğlanda acaip utanma vardır, konuyu hemen kapattı.

Daha evvel de dediğim gibi, on yaşına gelmiş ve soru sormuyorsa başka bir kaynaktan öğreniyordur. Alın karşınıza kendiniz anlatın.

Ertesi sabah evde, ben ona sordum.. “Bizim kedilerimizin neden yavrusu olmuyor?”

“Veteriner yumurtalarını çıkarttığı için”

“Evet. Peki yumurtaları neredeydi?”

“toplarının içinde?”

“Senin yumurtaların da var biliyor musun? Senin toplarının içinde de senin yumurtaların var. kadınların yumurtaları da karınlarının iç tarafında. kasıklarının biraz üzerinde. ”

“hımm”

“bebekler nasıl yapılır biliyor musun?”

“anneyle baba 30 gun aynı yatakta yatarsa bebekleri olur”

“evet aynı yatakta yatarlar ama o yumurtaları paylaşmaları lazım. iki kişinin yumurtasından bir bebek oluşur. Buna üreme denir.

Kadın üreme organları kadının karnının içinde olur. Yumurtalıklar, rahim ve doğum kanalı yani vajina..

kadin-ureme-organiErkek yumurtasının ayrı bir adı var. ona sperm denir. spermler o toplarda üretilir. Aynı kemik iliğinde akyuvar üretilmesi, midede barsakta sindirim enzimleri üretilmesi gibi. Üretim merkezi orası yani. O da bir organımız. Kulak gibi, utanılacak bir şey değil. Her erkekte var. Ancak “özel bölge” olduğundan, kimseye gösterilmez ve kimseninkine de bakılmaz.

erkek-organi

Eğer erkek ve kadın bebek yapmak isterlerse, beraber yatarlar. Erkek toplarında ürettiği spermleri bir kanalla kadına verir. Bu kanalın ucu penise bağlıdır. Kadının üreme organları karnının içinde olduğundan, penis spermleri doğum kanalına yani vajnaya bırakır. Hani burnumuz hem nefes alır hem koku alır.. Onun gibi, penis de iki işe yarar hem çiş boşaltır hem de sperm iletir.

Vajina’dan giden spermler yumurtalıklardan gelen yumurtalarla rahimde buluşur ve birleşirler.. Ve bölünerek çoğalmaya başlarlar. Yeni bir hayat başlar.

Eğer bebek yapmak istemiyorsan, prezervatif adlı bu koruyucu yöntem kullanılır.

 

Bu konuyla ilgili en sade gorselleri Sevilay hanımın blogunda buldum..

 

1 Yorum

Filed under aile, çocuk, saglik

Sezaryen; Sezar’ı yen

Sezaryan doğruymuş gibi geliyor kulağa ama sezo sezaryen diye yazılıyor. Hamile dişinin bebeğini karın ve rahim duvarını keserek çıkartmak eylemi.

Genelde vajinal doğum özendirilse de sezo bir tercihtir.

Vajinal doğuma da “normal” diyenlere ayrıca kılım. Neyse.

Ben niye tercih ettim? Benim doğumum, dünyaya gelişim 70’lerdeydi. Çatı dar, kafa büyük olunca, doktor öküzü forsepsi dayamış kafama ve kafatasımı çökertmiş.

Kafatasımın iki yanında forseps izleri hala var. Kafamı kopartmamış olmasının mutluluğu yaşıyorum.

Forseps nedir derseniz, bakınız google amca göstersin size.

Yanı sıra iki köprücük kemiğimi de kırmış. Kırıkların kaynama yerleri de elle hissedilir durumda.

Ne o? doğduk.

Bin kere tövbe. Ne kendime ne çocuklarıma bu travmaları yaşatmamak için sezaryen tercih ettim ve hiiç pişman değilim. 20 yaş dişimi çektirmek çok daha zordu.

 

Yorum bırakın

Filed under saglik

Hart!

Evde iki kedimiz var. Üç yıldır, gül gibi bakıyoruz kendilerine. Canımız, tüylü oğullarımız onlar bizim.

Veteriner bey de sağolsun aşı zamanlarını haber veriyor, daha sonra da gelip evde yapıveriyor. Elleri dert gormesin :)

Veterineri kesinlikle sevmeyen kediler, daha diyafonda “beniim” sesini duyar duymaz en kuytu yerlere saklanıyorlar.

O yüzden adam gelmeden önce tedbiri alıyoruz, kendilerini koridora sıkıştırıp bütün kapıları kapatıyoruz. Akabinde de havluya kundaklayıp, ya da ensesinden yakalayıp aşılatıyoruz. Her seferinde yaş mama ödülü versem de hiç sevmiyorlar aşıyı.

Bu seferki aşıda kendime güvendim, kediyi çok sallamasyon tuttum, ben iyi tutmayınca o da can havliyle elimi kaptı. Beş kere dişledi, sonuncusunda da bırakmadı. Elimi silkeleyip düşürdüm kediyi.

Bizden kaçmaz tabii, kendisi tekrar yakalandı o aşıyı da yedi. Ama benim el davul gibi şişti akşamına. Veterinerimiz “kedi aşılı olmasına aşılı da ağzındaki bakteriler enfeksiyon yapar. insan da ısırsa enfeksiyon gelişir, normal” dedi. Tamam kuduz olmayacağız, ama antibiyotik şart. Özele gittik, acil doktoru hemen devlet hastanesine yolladı. Sorumluluk almayi istemiyor, haklı.

Gecenin bir saati acil sırası, acilden enfeksiyon hastalıkları polikliniğine sevk, doktorun “kedi mi köpek mi” diye sorup yaraya göz atıp, antibiyotik yazması, bir de aşı kartı hazırlaması.. O arada eşimin de telefondan şantiyenin yavru köpeğinin fotoğrafını göstermesi, “beni de bu ısırdı” demesi. (oynarken dişliyor daha bebek) küçücük çizik yüzünden (sayemde.. {*}) ona da bir aşı kartı açılması, acile dönüp aşı odasına gitmemiz, kuduz aşılarımızı olup eve dönmemiz..

ımg_20171008_205454_228362657361..jpg

Allah cümle hastalara şifa, sağlık personeline de sabır ihsan eylesin. Çok zor.

 

Şimdi normal prosedür şu: Aşılar sadece belirli devlet hastanelerinde bulunuyor. O yüzden özele kastırmayacağız. İlk aşı mümkün olduğunca erken. (hiç acıtmıyor yemin ederim) İkinci aşı 3 gün sonra. Üçüncü doz haftasında.

Kedi/köpek sahipliyse, gözlem altındaysa ve on gün içinde kudurmazsa, yahut aşı karnesini beyan edebilirseniz sonraki aşılar opsiyonel.  Yoksa 15. gün ve 28. gün son iki aşınızı olmanız gerekiyor. Aksi halde eve polis gelip sizi aşıya götürüyor.

Biz paşa paşa gittik aşılarımızı olduk. Hiç olmazsa önümüzdeki yıllarda herhangi bir ısırık alırsak hayatımız garantide.

İlçe Tarım ve Hayvancılık müdürlüğü eşimi aramış, evdeysek kediyi görmeye geleceklerini söylemiş. Ben görüştüm. Evde olmadığımızı geç saatte gelip gelemeyeceklerini sordum.

– Gelemeyiz, mesai bitiyor beşte.

+ Hm, whatsapp’tan atayım kedinin resmini? (gerçi hangi kedi ısırdı, gelip görse bile nerden bilecek??)

– Öyle de olmaz. Ben “geldik bulamadık yazıyorum”. Sizin için kötü oldu aşıya devam etmeniz gerekecek, ya da karnesini götürün giderken.

+ Biz memnunuz valla, aksiyon oluyor bize de arada çıkmış oluyoruz evden. varsın aşıya çıkalım.

 

harbi aksiyon oluyor yahu :))

Beri yandan ben küçükken büyükler dışarı çıkacaklarında giyinir kuşanır, çocuklara da “doktora gidiyoruz, iğne yapacak, sen gelemezsin sana da yapar” der kaçarlardı.

biz şimdi çocuklara diyoruz “biz iğne olup geleceğiz”. zerre tınmıyorlar.

Ben bu akşam aşıya gidiyorum. Makyaj yaptım hafif. Yeni çantamı da aldım. hohoyt!

 

{*} zengin ve pimpirikli ve oldukça kaprisli adam gecenin üçünde uşağını yollayıp doktorunu yataktan kaldırıp eve çağırtmış. Doktor gelmiş alelacele, ciddi bir yüzle muayene etmiş. muayene bitince..

“beyefendi, vasiyetinizi yazması için avukatınızı, noteri ve iki de şahit çağırmanızı öneririm” demiş.

adamın benzi atmış “o kadar kötü müyüm doktor?”

doktor cevaplamış: “hayır ama, bu saatte bir tek uyandırılıp getirilen ben olmak istemiyorum”

Yorum bırakın

Filed under aile, Kedi, saglik

Bak! Verem.. Sen sıtmana şükret.

Evvelsi gün oğlu cp olan bir anne, benim oğlumun disleksisini övdükten sonra, bir arkadaşının ağır adhd kızını anlatarak “aman halimize bin şükür, neler var” dedi.

Bir yıldan fazla bel fıtığıyla hayatımdan bıktıktan sonra, tam iyileştim “derin venöz yetmezlik” bel fıtığını mumla aratmaya başladı. Meğer mis gibi şeymiş bel fıtığı be. ye iç yat ne var?

sağ bacağım kasıktan bileğe 1,5 katına çıkmaya gayret ediyor. şiş. soğuk. sancıyor. çorap evet doktor da verdi varis çorabı. bi de “Allah muhafaza pıhtı olur, ciğere ilerler, gürp diye ölürsün” diyen çıktı. oh ne ala mualla.

bi de “kilo ver, binen yükü azalt” dedi. aman ne iyi. yememek de varmış kaderde. mutsuzum.

nefret. hiç bu kadar kötü hissetmedim.

hamdolsun.

 

 

 

Yorum bırakın

Filed under Diğer, saglik

Sa Çek Tir Dim

Saç ektirdim evet!

Olayin basini bilmeyenlere ve bir kez daha hatırlamak isteyenlere buralarda bir yerde bir link olacak. Tık yapınız ve okuyunuz. Devami da var o yazinin. Neler geldi neler geçti felekten, un elerken deve gecti elekten.

Efenim saç ekimi, kellik, greft, fue, püsür gibi terimler daha google’a “sa” yazarken firtliyor. Hastaneler, hospitaller, med sentırlar, estetik kostetik merkezleri ve bil umum saç ekim merkezleri bolca reklam, video ve fotoğrafla ekrana dolmakta. Pilav tarifi gibi bisey; pirinc ve su tamamsa herkesin yöntemi farklı anlaşılan.

Ben kendi tuttuğum yerden tarif edeceğim fili. 

Yastık kaldırım taşı. Önce başım, sonra boynum ağrıdı . Doktorun cektiginin yanında esamesi okunmaz gerçi.  

Kulaklıkla kitap dinledim çizgi film dinledim. 

Iki saatte toplama yapıldı. Üç saatte de ekim bitti. 2400 greftten bahsedildi. Kafa daha buyuk bir sey oosa topla 5 kisi dal, nnn

Lokal anestezi kisa sure yakiyor. 10-13 igne yedim. Sonra hic bir duygu yok. Celik tencere gibi kafa.

Alinan bolgeye tampon yapistirdilar. Dikilen yeri kirmizi bir antiseptikle temizleyip saldilar. Sunnet sapkasi gibi bir sey olmali. Herkes kafama bakti. 》:-(

Kafaya degmeden giyilip cikarilabilir birsey giydim. Esofman ve crocksla intikal ettim cunku ayakkabi giy çıkar ugrasilmaz. Cantama bir corap attim sadece. Usurum diye. Usudum. Giyemedim  :/

Gece rahat uyudum. Sırtüstü dediler ama donmusum. 

Sabah sargiyi soktum. Merak… guzel. Her 3 telden biri tasinmis.

Butun gun oturdum. Kafadaki butun sivi alnima indi. Klingon oldum. Şiştim malesef.

Hicbir aci, sizi, raharsizlik yok. Antibiyotik ve kortizonlu tablet verildi. 

Yarin meshur “ilk yikama” gunu. 

5 Yorum

Filed under araştırdım, saç ekimi, saglik