Eba-ebay

Iki ogrenci sahibi veliyim.

Uzaktan çesitli eğitimler alışmışlığım var.

Hic bu kadar sacma is gormedim.

Tv’de sabit ders saati. Tekrar yine sabit saatte. İnternette eba.gov.tr’de hic bir derse ulasamadim henüz. Konuları göremiyorum. İzlemek pekiştirmek istediğim bir konu varsa ona ulaşma hakkım yok.

EbaTube yapamadınız ya inanılır gibi değil.

10 saat sonra: evde Turkcell/Superonline kullandığımızı keşfettik.

Tiviplus= TV+ kurduk tablete. O arada yer yok diye sildiğim bir oyun yüzünden eleştirildim. Haklı olduğuna kanaat getirip steam’den bir oyun satın alıp sukûneti sağladım.

Yayınların tekrarı var, çok rahatladım. Şindi Tonguç düşünsün Biryerlerde index de vardır belki, ondalık kesirler canıma okudu ve ters orantıyı hâlâ çözemiyorum.

Ve.. virus sayesinde benim dunyama bir adım yaklaşan insanlar şaşkın. Devam edeceğiz.

4 Yorum

Filed under insan olmak, internet, OKUL, TV

Dava deve oluyor(1)

Memlekette rahmetli amcamdan kalma bir dükkanın 1/6 hissesine sahibim.

Herhangi bir şeyin 6’da biri devede kulak sayılabilir. Örneğin dükkanda bir kiracı berberlik yapıyor ve aylık 900 kira ödüyor. (İnşallah.. çünkü ortada kontrat yok, para elden alınıyor.muş) bana ayda 150 lira düşüyor. Eh. Şükür.

Ama o da aylarca gelmiyor. (Upuzun bir hikaye). Amcam sizlere ömür terk-i dünya edeli 10 yılı geçti. Benim de içime daral geldi.

Diğer ortaklara payımı teklif ettim almadılar. Olabilir, mecbur değiller. Satalım diyorum,”kriz var ucuza gider.” Diğer ortaklarin hâli vakti yerinde maşallah ihtiyaç yok demek ki, ne diyeyim.

Ucuza da olsa gitsin, ben beklediğim paramı alayım bitsin bu iş dedim.

Bitmedi. 2017 mayista izale-i şuyu davası açtım. Ortaklığın giderilmesi anlamına geliyor.

Avukat buldum, para ödedim.

Defalarca tebligatlar yazıldı taraflara, masraf ödedim. Ve ptt sayesinde tebligatlar iletildi iletilmedi, bir iki duruşma tebligat beklenerek geçti. Whatsapp çıktı ne fayda..

Iki kere keşif yapıldı. Harcırah, bilirkişi ücreti ödedim.

İcra yoluyla satış kararı nihayet verildi. 3. yıl bitiyor. Ve şimdi 5.000 TL ilan bedeli istiyor mahkeme.

Gazete mi kaldı ne ilanı!?

Tüm masrafları satış sonrasında geri alabileceğim de.. yeter da! Hakkımı almak için manasızca para harcıyorum. Dolar oldu şu kadar..

Satış bedelinden hisseme düşenin bir kısmını borç harç mahkemede yedim. 3 yıl süren çok basit bir dava. Ve icradan satılacağı için yarı fiyatına satılacak. Yazık.

Hadi bizim durum müsait, dava açabilecek paramız var.

Ya olmasa?

Adalet mülkün temeli, amenna. Mülk nasıl olsa da vefatı müteakip anında yeni malikine geçebilse? Bu kadar alengir şart mı?

Sinirliyim blog. Vermeyeceğim 5000. Beklesin.

2 Yorum

Filed under aile, arkası yarın, soruyorum, şikayetlerim

Seninle Başlamadı. Çünkü, Fadile’yle başladı…

Yesyeni bir mevzu dönmekte. Aile dizimi.. recall..theta..healing..doing..making.. affeding..unutung.. faking…şarlataning.

Şurada bir kapı açayım.. O kadar şifalı bir şey madem, uygulayıcısı keramet sahibi bir kişi.. bin tele almadan hayrına yapıversin. Bu şifacılar bin kişi olsalar (ki fazlası vardır eksiği yoktur) ve günde üç kişiyi düzeltseler… 3×1000= 3.000/gün=90 bin/ay=yılda bir milyon vatandaşı pırıl pırıl ederler. Daha ne isteriz?

Ama işe para girdi mi… aynı hesabı o taraf yapmakta. “günde 3 kişi düşse.. her birinden bin gayme alıversem, kdv fiş fatura yok nakit olaraktan..” temiz üçbin.. haftada eder 15-20 bin. ayda 60-70 bin ferah feza. Allah bin bereket versin”

Bunun videoları internette, reklamları instada ve kitapları tüm seçkin kitapevlerinde ve amazon’da mevcut. İşin güzel tarafı şu.. İnsan psikolojisi işte, inanmak istiyor. En sivri akıllı çakal geçinen bile “nedeni bu” dedin mi “haaa..ben de tahmin ediyordum bi şey var belliydi” deyip feraha eriyor. Sorgulamadan iman etmek çook güzel bir şey.

Bir miktar okudum ben de bu konularda, hemen beleşe yorum yapayım. Tamamen kişisel görüşüm, kişisel mizahım.

Atıyorum sinüzitten muzdaripsin. Gidip soruyorsun bu keşişe, o da sana anlattırıyor deden kimdi, nenen kimdi, kime ne zaman ne oldu, ailende cemaziyülevvelini döküyorsun… İçinden birini seçip “aha bulduk gördün mü, dedenin halasının görümcesinin eltisinin kaynı belsoğukluğuna yakalanmış.. şimdi senin bu sinüzitin ondan var. az bile..” diyor.

Sen de burnunu çeke çeke “oh vallahi öğrendim rahatladım” diyorsun.

Hey yavrum hey yer miyiz biz? Bunun piri Fadile’ydi be. Hepinize nal toplatır sağsa Allah selamet versin, öldüyse rahmet eylesin.. Evlere temizliğe giderdi. Ama temizlik hikaye. Asıl numarası falcılıktı.

Saat onbir oldu mu, kahveler içilir fallar yatırılırdı. Fadile de bezi kovayı bırakır, koltuğa geçerdi. Bir ayağını altına alır, öbürünü dizinden diker, kolunu da bu dizine dayar kahvesini içerdi. Kahveler biter, fallar yatırılır, o fal soğuyana kadar Fadile son gittiği evin dedikodusunu satar. En sonunda fincanını açar şööyle bir bakar..

“Senin misafirin gelmiş..”

“aa geldi evet. yengemler bizdeydi gece”

“evet. ne konuştunuz?”

“küçük oğlu işten çıkarılmış onu anlattı”

fincana göz atılır. sessizlik.. ağzına bakarsın..

“sizin ailede birine kötü bir haber gelmiş.. kim?”

“ee..kim acaba? eltimin kapısından paspası çalınmış..o mu?”

fincandan HD olarak biraz izler.. evet odur.

“evet o. bir de mektup mu desem telefon mu desem uzak bir yerden haber almışsın”

“vallahi doğru amcam aradı Ankara’dan”

Kadın biiir bir öttürüyor karşısındakini; misafiri gelmeyen, şehir dışında akrabası olmayan mı var.. sallıyor kafadan ya da geçen seferden hatırladıklarını söylüyor…sonra susup dinliyor, işine geleni sana geri satıyor.

Falına bakılan da Fadile herşeyi bildi yine diye aval aval kalır, kahve bitince Fadile’nin eline bahşiş sıkıştırılır, yine gelmesi rica edilir, yolculanır. Temizliği de kendin yaparsın. Sonra da herkes birbirine Fadile’nin ne kadar temiz kalbi olduğunu, herşeyi bildiğini, üç harflileri olduğunu, her yerden haber aldığını anlatır.. Kadının piyasası iyice yükselir, boş günü kalmaz…

Sen doğmadan önce ya da daha ananın karnındayken olup biten ıncık cıncık bir takım dertler dna’yla sana aktarılıyormuş, ondanmış senin başına bütün gelenler. Büyükbaban 1954’te babaanneni tokatladığı için bel fıtığından çekiyormuşsun meğerse. Şimdi büyükbabayı affediyoruz. babaanneye sarılıyoruz onu çok sevdiğimizi söylüyoruz. içimizdeki yük kalkınca ferahlıyoruz evrene mesaj veriyoruz. Çok süperiz, herşeyle barışığız Mevlana görse çatlar kıskançlıktan o derece bir ermişiz.

Yürüyoruz ense traşımızı görsünler.

2 Yorum

Filed under aile, saçmasapanlıklar, saglik, sosyal medya

Sen daha uyu.. Hunu..

Atı alan Üsküdar’ı geçerken aptal kafanızı duvara vurma hissi yükselir mi içinizden?

Bana arada olur.. gayet hazırlop birşeyi biri bulup ortaya koyunca içime bir daraltı geliyor.

Binbeşyüzyıl önce.. (1005 yüz yıl mı 1500 mü okudunuz?) İlkokulda koşup coşarjen ve tuvalette bahçede musluğa ağzımızı dayayıp su içerken (aynıyla vaki) kibar aile çocuklarına plastik iç içe geçen halkalardan yapılma bardaklar alınırdı. Renk renk.. kapaklı. Cepteyse iyi. Çantada unuttuysan yine ağzını dayar ya da avucundan içerdin o ayrı.

Fotoğraf http://www.atayantika.com sitesine aittir.

Zamanla laçka olur,ne içindeki suyu ne kendini birarada tutamaz oyuncak sepetine atılır yenisi alınırdı.

Abi adamın biri icat etmişcesine silikonunu yapmış, “müdür bi el atsana” sitesi kickstartere eklemiş.

Sinir Hunisi Hunu 13 avrocuktan başlayan fiyatlarla..

Hunu. Munu.

1 Yorum

Filed under Diğer

Büyük Maskæralık

Bu çin gribi/wuhan salgını/corona virus yüzünden piyasada cerrahi maske kalmadı. millet boğazından kısıp maskeye yatırıyor.

Türk tekstil sektörü bu pası gole çevirmeli.

Önce 3 katlı steril maskeler birden fiyatı ikiye katlayıp toz oldu. Iki katlı dandikler yoka girdi. Ayrıca sterilizasyon sıvıları mafiş.. karaborsa altın günlerini yaşıyor.

Tülbent bağlayıp, hipo sürünüp gezcez artık.

Karraborsa

Yorum bırakın

Filed under saglik

Boş durana şeytan iş bulur

Bir miktar işim var çok şükür ayrıca tescilli bir tembel, pazar günü doğmuş bir procrastor (erteleyici) ve introvertim.

bunların bir araya gelmiş hali çok yaman. hep ve sürekli son dakikaya ertelenen bir takım işler, kapılardaki yumurtaların üzerinden atlayıp çok daha fazla geç kaldığı başka yumurtaları teslime götüren (ve onu bile yavaştan alan) bir ipeyk söz konusu.

Biter mi? asla! Mevcut işlere bir yandan da hevesle girişilmiş binbir başka iş/oluş/hareket ekleyen ve “ya Allah” aynı anda hepsine birden başlayan bir de Türk kafam var. Niye? İşte..ele..

Bu günlerde elimdeki zaman bolmuş gibi, önüme gelen her eğitime “ilerde lazım olur hacı” diyerek ekleniyorum. Tsundoku’luğum had safhada her hafta hem sıfır hem sahaflardan kitaplar ekliyorum yığınıma. ÜHÜ. zavallı Goodreads listem.. (geçenlerde osmanlıdan kalma, eski dilde yazılmış masal kitabı aldım ki osmanlıcam paslanmasın.. aha şurada duruyo ikinci sayfasında bıraktım. ama niyetim ciddi. bir gün bir yerde okur bitiririm kesin de.. hayır hiç bir şeyi bitirmemezlik de etmiyorum o da enteresan)

Bütün bu jonglörlük arasında mesela.. zincirleme iş yarım bırakışları profesörü de oldum. Şu an içeride damgalanmayı bekleyen sabunlar varken oturdum Udemy’den aldığım kursa dair dün yazmam gereken şikayet mailimi yazmaya kalkmışken, bloga yazı giriyorum. Ha, bitiremez de yarım bırakırsam bu da taslakta bekleyen 200 arkadaşının yanıda oturakalacak.

Mevzu şu: dün öğrendiğime göre Udemy, eğitimlerinde kesinlikle resmi(akredite) sertifika vermiyormuş.

Hayatımın tarayıcısında tarafımdan bitirilmeyi bekleyen işler yüzlerce sekmede açık halde yanıp sönmekte. Bir yandan yeni sekmeler açarken yanlışlıkla kapattığım ya da süresi dolan oldukça mühim sekmeler de sonsuza dek unutulmakta. Şanslarına küssünler. Neye başlasam süreç çorap söküğü gibi gidiyor, “hele dur önce şunu bitireyim de..” diyerek bir sonrakine (ya da 2386 öncekine) ilerliyorum; ve onun da budalaca bir yerinde aynı şey tekrarlanıyor. (Dormammu I’ve come to bargain) inşallah doğru yazmışımdır şimdi onu ararken Benedict Cumberbatch’in (inşallah bu da doğrudur amanin) bebekliğine kadar stalklayıp oradan başka yere sörfleyebilirim ama bu yazı bitecek gibi duruyor o yüzden bakmayacağım.

Ha arada bitirebildiğim işler de cabası. ;) swh. jajaja. Bkz bu yazı bir oturumda bitti bile. Aferin kız.

6 Yorum

Filed under Diğer

Kafamın hal-i pür meali

Komik bir video vardir. Kadin beyni-erkek beyni arasindaki farklari anlatir bi abi..

Benim kafamin içiyse daha ziyade bir #rolodeks #rolodex şeklinde. Binbir şey sadece bana mantikli gelen bir yerinden ve o sırayla birbirine bağlı halde. Bir kısmı silik bir kısmı kesinlikle yanlış; ancak mevcut halde bir bilgi fıçıcığı kafam.

Çok şey biliyorum, çok da yazmam lazım..(zaman akıyor) hangi ucundan başlayacağımı bilmiyorum bazen. Sirf o yüzden geri kalıyorum.

Yorum bırakın

Filed under Diğer