Google Oturumlarını Kapatmak

Her zaman aklımıza gelmeyebiliyor, farklı cihazlardan oturumu açıp sonra da kapatmadan bırakabiliyoruz. Sonra da her türlü bilgimiz o cihazda erişilebilir, kurcalanabilir hale geliyor.

Nereden hangi cihazdan oturum açtık da açık kaldı bakmak için: Oturum Kontrol Linki

Bilgisayardan ya da telefondan/tabletten açık kalmış google hesaplarınızı seçip kapatabilirsiniz.

Kafa rahatlığı olsun.

Yorum bırakın

Filed under bilgisayar, güvenli hayat, internet, sosyal medya

E-Reçete Linkleri

Her şey sisteme kayıtlı, henüz tam bir entegrasyon olmasa da %90 verimli çalışan bir sağlık sistemimiz var. Arayıp bulamadığınız linkler burada. Linke tıklayın, Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Numaranız ve e-devlet şifrenizi girin. Bu bilgileri ekranda arama satırında kilit işareti varsa, güvenli olduğunu gördükten sonra girin ve bilgisayar/telefon “şifreyi kaydedeyim mi?” diye sorduğunda “hayır” deyin.

Yazı ve linkler Ocak 2023’te günceldir. Kırık link olursa bildirmenizi rica ederim.

e-Nabız Kişisel Sağlık Sistemi

Aile Hekimim kim?

Son bir yıl içindeki tedavi bilgileriniz için

Eski tedavi bilgileriniz için

Gözlük hakkım var mı?

Yakın- uzak gözlük cam ve çerçeve hakkınız olup olmadığını öğrenebilirsiniz.

Son bir yılda aldığım ilaçlar

Bu linkte son bir yıl içinde hangi tarihte hastaneye gittim, hangi doktor gördü, reçete numaram ne, hangi eczaneden hangi ilaç verilmiş, günde kaç kere kullanacağım, ilacım ne zaman bitecek raporum neymiş görebilirsiniz.

Hastanelerden kalan muayene hesaplarınız için. Reçetenizi ne zaman, hangi eczaneden aldınız, katılım tutarı ne ödediniz, muayene payı ne kadardı? Maaştan ne kadar kesildi? Fiyat farkı var mıydı, ne kadardı??

Sosyal Güvenlik Kurumunda cep telefonu kaydı olanlara bazı projeler kapsamında SMS ile ücretsiz bilgilendirme yapılmaktadır. SGK Cep Telefonu Bilgisi Beyan hizmetini kullanarak, Kurumun ücretsiz SMS hizmetlerinden yararlanmak istiyorsanız cep telefonunuzu kaydedebilirsiniz. Eğer kayıtlı cep telefonunuz varsa numaranızı güncelleyebilir veya silebilirsiniz.

SGK tedavi bilgileriniz, hangi hastaneye, hangi tarihte ne ödediniz?

Sadece Katılım Payı Bilgileri öğrenmek için..

Geçmiş olsun, Allah cümlenize şifalar versin.

Yorum bırakın

Filed under araştırdım, internet, saglik, sosyal medya, uygulamalar

Böbrek taşı ameliyatı

Annemin böbreğinde taş vardı. Hemen hiç su içmez, çişini tutar.. boğa inadı.

Büyümüş, fasülye kadar olmuş, kanalı da tıkamış; sancısı bulantı ve baygınlığa varınca doktoru “ameliyat” dedi.

Ultrasonda tek gözüken taş tomografide 3’e çıktı. Doktordan doktora, cihazdan cihaza fark var arkadaşlar. Teknoloji güzel şey.

Taş ya sesle kırılıyor, ya dışardan ameliyat ediliyor, ya da alttan, (üretra) kanaldan kamerayla girip lazerle traşlanıyor.

Hastanın ve taşın durumuna göre karara varılıyor. Belden (spinal) ya da genel anestezi olabiliyor.

Öyle üroloğun “benim de başımdan geçti, endişelenmeyin” dediği kadar kolay, ‘iki tıktık bi fıkfık’ bir işlem değil. Operasyon 1.5 saat sürmüş, hasta odaya 3 saatte geri geldi.

Hasta çok üşüyerek anesteziyi atlattıktan sonra, iştahsız ve sancılı bir süreç başladı.

Sonda takılıyor ve en azından tuvalete getir götür olmuyor ama sondaya da kan doluyor. Sondadaki kan temizlenene, renk açık sarı olana kadar bol su içip gezinmesi gerekiyor. Kırılan parçalar da o şekilde atılmış oluyor. Su içiremediğimiz için, ya da “yeterince” içmediğinden, serum desteği verildi 24 saat. Ertesi gün sonda çıktı. Enfeksiyon gelişti biraz da onuna uğraştıktan sonra 3. gün hastayı eve teslim ettik.

Ameliyat niyeti olanlara bilgi:

Kolsuz ya da kısa kollu gecelik. (damar yolu/tansiyon sürekli kol lazım)

Kalın çorap, bir bere . (anestezi sonrası yüzü gözü buz gibi oluyor insanın, çabuk ısınması için)

Yedek çamaşır ve üst x2 (hesapta olmayan bir uzama oldu yatışta, yedeğin yedeği lazım) Kirli çamaşır poşeti.

Kettle. Fincan. Çay kahve. Tepsi. (Bulaşık yıkanıyor er geç) Islak havlu. Kağıt havlu. Kolay giyilen kaymaz terlik. Çöp poşeti. Pipet. (Yatan hastaya su içermek çok zor. Biberon filan düşündüm)

Şarj aleti. Hatta üçlü priz. Kullandığınız ilaçlar. Diş fırçası.

Sırt çantasından ziyade kabin valizi alın yanınıza. Asma kilitli olanından hatta.

7 Yorum

Filed under saglik

Anneler Ticaretin Katili

Hayatının bir anında şu manzarayı bizzat yaşamayan ya da görmeyen var mı? Elinde çatala takılı ya da ekmeğe gömülü bir köfteyle el kadar bir çocuğu kovalayan ve “son lokma oğluşum /hadi prensesim aç bakiim kocaman” diyen anne. Ve gücü yettiği yere kadar kaçan, ısrar manyağı olmuş çocuk.

Bu ısrar hayatın ilersinde de bitmez. Niyeyse anneler eve gelen misafirleri de delice darlarlar.

Terlik al. Terlik giysene. Nasıl? terlik giymiyor musun? Aa. bak baba terliği de var rahat edersin büyük büyük. Terliksiz olur mu canım? Terliiiik. Ne demişler “ayağını sıcak tut başını serin..” Ay oraya oturma burası daha rahat. Arkana kırlent koyayım mı? Rahat mısın? Kahveyi yapayım ben, konuşuruz. Canım çay da içeriz de, bir yorgunluk kahvemi içersin artık. Sade yapayım diyetteysen? Çarpıntı filan yapmaz ayol. Misler gibi Türk kahvesi, taa Erenköyünde bir kahvecimiz var orada tazecik kavurup çekiyor adam. İlahi. Hadi fal bakarım iç sen. Yanına bitter çikolata alsana, ay ikrama ne gerek var sen yabancı mısın? Çekiniyorsun ben anladım dur şekerliği koyayım şuraya. .draje ye. o altta zeki müren göbeği de var, bayılırım. Allah aşkına bir tane daha al. Bayramdan kalma değil merak etme dağıttık çocuklara kalan şekerleri. çayın yanına da börekleri attım fırına. Ne demek yemem? darılırım. patatesli börek sevmezsin diye poğaça da pişirdim. Kıymalı, hem kıyır kıyır oldu ağzına layık. Kısır da var tabii, ama tuzlular bayar diye kek de çırpıverdim geceden. Puding yaptı kızım teyzesi, mutlaka tatman lazım. Hayatta bırakmam bak. Oturduğumuz kadar yeriz ayol. Her gün mü geliyorsun sanki.. Rejimini evde yap canım, yarın rejim bugün hücum. Uzat tabağını turşudan da vereyim. Safra keseni aldırdın, dokunuyor öyle mi? Bu sarımsak dokunmaz merak etme, orcinal taşköprü bu. oralara gidip getiriyor bizim dünürler. Zaten turşuda hissetmez bile insan ayol. Bi lokmacık yemedin yahu sen. Tok ağırlamak zor gerçekten. Yemeğe kal bari. Ant verdim bak. “

Bu terbiyeyle yetişince elma almak için dükkana girip, elma varsa da yoksa da dakikalarca süren esnaf ısrarı ve tezgahlamasına karşı çıkamıyorsun ki.

“Ablacım tam sana göre kalıbı, bir dene almak zorunda değilsin, ya sen giy. giyyy. hah. yeşili de gözlerine uydu bak. ablam ha mavi ha yeşil bak aynaya. dön dön bak. bak diyorum bi. kırma kardeşini. hah. (zıbamk diye tezgaha bir kot atılır) şimdi bu kottan da çok satıyoruz bu sezon, herkes bizden alıyor, bunu da al bak, giy evde, beğenmezsen getirr. (Kafa yana sallanır) içli dışlı takımlarım geldi somon rengi mi mint mi giyer ablam? ikisini de al. bak bu fiyata bi daha da bulamazsınn. giymezsen seneye sakla bulunmuş gibi olur. tam mevsimlik. demişken çok güzel yün karışımı çoraplarımı bir görr. enişteme yeenime ikişer üçer al, kışın dua edersin bana. triko var delikanlıya göre. ama yok böyle bir triko, eski sezon olduğundan gelişine bırakıyorum çalan vermez billahi. bir de şu ihraç malı penyelerimden illa ki veriyorum, bizim hanım da evde aynısını kullanıyor, çok memnun, yıka yıka giy taş gibi penye, evladiyelik. kart mı nakit mi? ”

Yeterin ayol! Esnaftan da tezgahtardan da tezgaha gelmekten de bık-tım ben. İstemiyorum. onu da istemiyorum. yemiyceeeem.

2 Yorum

Filed under aile, alışveriş işleri, çocuk, kültür, saçmasapanlıklar

Turkcell’den cayma bedelimi geri alışım -I

Bir ihtiyaç zamanında Turkcell Superbox aldım. Çok da memnunum. 3 yıl kullandım. Sonra ihtiyacım bitti. Ben de hattı kapatmaya ve cihazı iade etmeye karar verdim.

Ettirmediler. Cayma bedeli ödermişim. İtiraz ettim, telefonla, twitterden epeyce görüştüm. Bana 24 aylık taahhüt yeniletmişler, ben 12. ay dolduğunda abonelikten çıkmaya çalıştığımda bana kalan sürede ödeyeceğim rakamdan fazla bir bedel fatura etmekle tehdit ettiler.

Meğerse taahütler 12 aydan fazla olmazmış.

“6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 52. maddesi uyarınca, tüketici, hiçbir süresi olmayan ya da bir yıldan uzun olan abonelik sözleşmesini herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin istediği zaman feshetme hakkına sahiptir”

E devlet üzerinden Tüketici hakem heyetine dilekçe yazdım ve son e-faturamı da ek olarak yolladım.

“Turkcell Superonline Superbox kullanıcısıyım. Abone numaram 53x xxx xx xx.
Haziran 2022 tarihinde superbox internet cihazına ihtiyacım bitti. Zaten 12 ay da dolmuştu. Aboneliğimi iptal ettirmeye çalıştığımda kalan süremde ödemem gereken fatura miktarından daha fazla “cayma bedeli” ödemem gerektiği söylendi. internet taahhüdümün 24 aylık yenilendiğini ve bunun yasal olmadığını öğrenmiş bulunuyorum.
Şu anda kullanmadığım bu hatta ait aylık 144,10 TL aylık ücret ödüyorum. 17. ayımdayım. 09/06/2023 tarihine kadar da ödemeye devam edeceğim. Bu ödemek zorunda bırakıldığım 12 aylık rakamın (12×144,10=1729,20 TL) yasal faiziyle birlikte tarafıma geri ödenmesini arz ederim.

12/10/2022. gelişmeleri güncellerim. Güç bizimle olsun.

Yorum bırakın

Filed under internet, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

FOMO yani BHGK

MOFO yepisyeni bir deyim. Diyenler utansın, “fear of missing out” anlamına geliyor. Yani “bir halttan geri kalmayayım” korkusu.

Adamın ocağını söndürebilecek bir bozukluk bu. İnternet önümüze günde 70 ciyuvbayt hızla yeni uygulamalar, yeni fenomenler, yeni ürünler, yeni herbirşeyler dökerken, sadece iki gözümüz ve birkaç saatimiz olduğundan miniminnacık bir dilimini ısırabiliyoruz bu dağ gibi pastanın.

Stres yapıyor. Gerginlik üretiyor. Korku pompalıyor. Bu hastalığa kapılan kişi sosyal medyayı elekten geçiremiyor. Süzgeçten süzemiyor. Ya bir şeyi atlarsam? ya benim haberim olmadan mühim bir şey olur da bir tek ben duymazsam??

Kuyu gibi derinleşen, birbirine eklenerek ilerleyen twitler mesela, tam bir tuzak. o ne dedi, öbürü ne cevap verdi, yorumun yorumu, yorumun yorumunun yorumu derken ağa bir yakalandın mı saatlerin gidiyor. Üstelik vardığın yerden de memnun olmuyorsun, çünkü sen bununla ilgilenirken kimbilir X konusunda Y ne anlattı?

Tatminsizlik büyüyor, boşluk hissi, normal hayatını aksatmak; uyku ve dinlenme saatlerinden vaz geçip “boş beleş işler” takip etmek; sahip olmadığı paranın olası yatırım değerlerini ya da yapmadığı sporun maçlarını, oyuncularını izlemek; sağlığınla ilgili ilgisiz varsayımsal durumlarla ilgili o doktor senin bu hacivat benim tedavi kovalamak; gecenin körüne kadar telefona bakmak, sabah gözünü açar açmaz yine eline telefonu almak.

Üstelik başka birinin hayatına ve gösterdiklerine aşırı düşkünlük yüzünden özsaygı yerle bir oluyor. Ayrıca bu psikolojik baskıyı kullanan firmalar malını satabilmek için müşteriye kendi sitesi ve uygulaması dahil yirmi farklı uygulamada yirmi farklı fiyat indirimi/ödeme koşulu sunuyor ve alıcıyı “ya bunu kaçırırsam.. hemen kapayım” oltasına takıyor.

Sofrada, aile ortamında, sevgilinin yanında, okulda elin biri hep kaydırıyor gözün biri hep dört dönüyor. . . .

. Hayat akıp giderken duymanız gereken endişeyi instagram akıp giderken duyuyorsanız;

. yapmanız gerek ve şart olan şeyleri geçiştiriyor, iptal ya da “bu seferlik böyle olsun” diye ihmal ediyorsanız;

. annenizi ya da çocuğunuzu yarım kulakla dinleyip helaya bile telefonla gidiyorsanız.. terapi almanız lazım.

Hadi biz televizyon çocuğuyuz, bağımlılığın bir türünü zaten yaşadık, şerbetliyiz. Eldeki veletlerin tüm dünyası minnacık ekrandan gördükleri kadar bir şey oldu. Fiziksel dünyadan bir haz almıyorlar, basit ve uzun süren aktivitelerden kaçınıyorlar, kelime dağarcıkları minimal seviyede mümkünse emojisini “bırakmak” iki kelime yazmaya tercih edilir durumda. Yolda yürürken, araba kullanırken bırakmıyorlar telefonu. O ışık her suratta, o surat öne eğik bir başa mahkum.

Ekmeği nereden alacak bunlar? Sadece kör insanlar yaşama hakim olacak sanırım.

Yorum bırakın

Filed under eğitim, internet, saçmasapanlıklar, saglik, severim paylasirim, sosyal medya, uygulamalar, whatsapp

Diline daldız dalsın

2000’lerde bir ayınma bir kendinden utanma belirdi. Can sıkıcı bir şekilde sözlüklerden atasözlerinden çok bilinen sık kullanılan deyimleri ayıklamaya, ayıklamakla kalmayıp kıvıra çevire “doğru konuş(*)” yapmaya başladı bir kesim. Kültürel erozyon biz 80’lerde eğitim almış son nesil de ölünce tamamlanacak anladığım kadarıyla.

Tamam günümüzde tatsız tuzsuz gelebilir ama bu bir zamanlar genel kabul görmüş kullanılmış atasözü ve deyimler. Değiştiremezsin. Kullanılmadıkça silinir gider, elleme. Değiştirme. Kendi küçük aklınla düzeltme.

Mesela “Eşek hoşaftan ne anlar?” deyimi. efenim hoşaf değilmiş hoş lafmış aslındaymış mış mış. O deyimin devamı var “Eşek hoşaftan ne anlar? suyunu içer tanesini bırakır” Yani saçmalamayın.

Mesela “baldız baldan tatlıdır” aa olur muyumuş baldız değil daldızmış ooo. daldız da arıcılıkta kullanılırmış, bala batırılırmışmış. o yüzden tatlıymışmış. bala batan şey baldan tatlı olmaz, bu bir kıyas/benzetme değil.

Hadi onu yutturdun, “bayram değil seyran değil, eniştem beni niye öptü” de mi daldız?

Eskiden deyim olmuş kalmış çirkin laflar bunlar. Mutlaka arkasında belli hikayeler var. Artık ileri gidelim bunlar da unutulsun. Tamam.

(*) 1984 (George Orwell)

Yorum bırakın

Filed under eğitim, kültür, saçmasapanlıklar

%60 aptal dedik

%40’ımız zeki anlamına gelmiyor. Böyle bir şey düşündüyseniz 60’lık kısma alalım sizi.

Photo by Mwtoews

Normal dağılım çan eğrisi şeklindedir. Ne dağıtırsanız dağıtın. Zeka? En zeki, hiper zeka %0,15 ve enn aptal, tam mal %0,15 bir kesim var. Yüzde sıfır gibi. Binde bir buçuk. On Bin kişide 15 kişi.

İnsanlarda normal IQ seviyesi 100 kabul edilir. O ortadaki dikine çizgi ortalama zeka puanı 100 olan 0 noktası. Yüz kişiden ellisi bu 100’ü tutturamıyor. Altmışı birazcık aşabiliyor. %60’lık bir kitle %16’lik bir kitleye nazaran aptal.

%34’lük bir kesim bunun altında, ama idare edecek kadar kafa var. Yüzde 34 kadar da bunun üzerinde ama çok ahım şahım bi kafa değil. Bu ikisinin toplamı %68 ortalamayı veriyor. IQ 85 ila 115 arası insanlar toplumun %68’idir. Bugün gördüğünüz 10 kişiden 7’sini bu yüzden görebilirsiniz. Sokağa çıkıp işini görebilir, sizinle iş yapabilir. Trafikte ezilmeden, kaybolmadan evini bulabilir, ya da navigasyon kullanarak en kolay şekilde evine ulaşır.

Bugün göremediğiniz diğer 3 kişinin bir kısmı ağır geri zekalı bir kısmı da Allah vergisi bir deha’ya sahip.

Devam edip biraz daha öğrenmek isteyenler buradan biraz kurcalayabilirler.

Yorum bırakın

Filed under araştırdım

Üstte görülsün diye random

Mustafa Kemal Atatürk demiş ki: “Bir Türk Dünyaya Bedeldir”.

Burada kastettiği bir Türk vatandaşının İSTERSE dünyadaki her bir insan kadar başarılı olabileceği. Bir Türk bütüüün dünyadan daha acar, güçlü, zeki, vb vb değildir. Atam bedelini ödeyip dünyayı sana almadı yani. İsteyip de başarıdan başarıya koşan binlerce TÜRK var dünyanın her yerinde. Türk doğdum diye otomatik olarak dünyanın avucuna verilmesini bekleyen güruh illet bir güruh.

Öyle bir Türk var olmasa da her bir Türk onu kendisi zannediyor malesef. Bu son 20 yılın mahsülleri zır cahil internet budalaları olduğundan bir youtube videosunun altına “ilkk” “ilk yorum” yazmaktan utanmıyorlar. Bu ne? Hiç. Başarı. vauv.

Daha sivri olanları Play’de oyun yorumlarına şunları ekliyor. :

“Türkçe dil desteği olmadığından bir yıldız” “Çok reklam çıktı 1 yıldız bile çok”

Adam o oyunu oturmuş kendi dilinde yazmış, sen de yaz? Yoook.

Reklam izletecek ki para kazansın; mesleği bu adamın. İşini sırf senin kara kaşın kara gözünün hatrına mı yapacak? Ya da para verip satın alacaksın. YOOOOK asla para vermez de, reklam izleyip kazandırmaz da. İnterneti kapatır, uçak moduna alır hınzır. Çok müko fikir. Bu pazardan para kazanamazsa adam ne yapsın? Niye sana bir de dil desteği versin. Elinde olsa oyunu bu pazardan çeker, haberin yok.

Bu “bedelli” tiplerin bir versiyonu da “üstte gözüksün diye beş yıldız” kesimi.

Elin adamı derin incelemeler yazmış, hiç olmazsa oyun hakkında bir paragraflık güzel bilgiler veriyor. Ama google play yerel yorum gösteriyor sadece onları göremiyorsun. Bizimki “eh işte. yorumum üstte kalsın diye 5 yıldız bundan sonrası random aslknhnd avrnhsfhjdhnvsncvnhsdfnn sjanhcdnssjhffsmcsjvsdınvmkhfn hf”

Bu ne? Şuraya bir miktar Lorem İpsum yazasım var.

1 Yorum

Filed under çocuk, bilgisayar, internet, saçmasapanlıklar, uygulamalar

Örf Zörf Sevmemem

Efenim bizim sülale çok eskilere dayanır. Ve sabit, taşa kazınmış örflerimiz vardır.

Dedegil ortak alanda, mesela oturma odasında, mâaile, tek ampul altında, tek soba başında radyo dinleyerek geçirmiş gecelerini. Aynı onların dedelerinin dedelerinin dedeleri orta asyadayken tek çadırda tek ateş başında daire çizip oturdukları geceler gibi. Zaman yolculuğu olsa o günlere gitsem, çevremi hiç yadırgamam.

Başı ağrıyan, derdi olan, sevinci olan hiç kimse ayrı baş çekip odasına geçemezmiş. İlla hep beraber yemek, hep beraber oturup AJANS dinleme. Küçükler susacak, sadece büyükler konuşacak.

Babagil aynı şeyi sürdürdü. Salonda oturacağız, onun dediği kanalı izleyeceğiz, ajans/futbol/futbolun yorumu/32. gün/açık oturum…neymiş dünyada ne oluyor öğrenelimmiş. en son: “saat 10 yatağa kon”.

Bir video filmi kiralayalım?..yok.

başka kanalda dizi var.. yok.

evde iki TV daha var bırak gidip arka odada ona bakalım biz? yok.

odama gidip kitap okuyayım? yok.

Allahtan Anadolu Lisesine gidiyordum da “dersim var” deyip odama fıyabiliyordum. Ben çocuk olabilirim ama haklarım var. kime anlatıyorsun. ilişki tamamen efendi ve köle ilişkisi.

Hele yazın bir ay dedemlere giderdik.. işkencenin sunturlusu. Sofra kur sofra topla, sonra verandaya.. önde küçük bir bahçe, ondan sonra küçük bir sokak.. sonra karşı evin bahçesi. manzara bu. plastik sandalyelerde arkan uyuşana kadar otur. gerekirse çay kahve ikramı. sivrisinek gelmesin diye de karanlıkta.

ben gideyim TV izleyeyim içerde? yok

bak buradan yunan televizyonu çekiyor ne güzel ingilizcem gelişir? yok.

bisiklete binip sahile ineyim? yokkk

bizimle otur.

e BEN sizinle niye oturayım? benimle konuşmuyorsunuz ki? Ortak bir mevzumuz yok. ben sizin mevzuları bilmiyorum/önemsemiyorum, siz benim yaşıma uygun sohbetten acizsiniz.

bir adet 12-13 yaş genç. (bir 35’lik, bir 45’lik, iki atmışlık) 4 erişkin ve bunalım dolu geceler.

Benim ortamda var olmama aldıran yok, insan değilim, saksıyım ben.

***—***

Kuzenlerimle, yeğenlerimle, çocuklarımla bire bir ilgilenirim. İlgilerine heveslerine göre konuşur, soru sorar dinlerim. Usûlen dinlemem, öğrenirim. Aynı ortamdaki her bir insanla eşit miktar sohbet etmeye özellikle gayret ederim. Evin kedisinin bile halinin hatrının sorulmaya, bilinmeye, sevilmeye ihtiyacı var.

Yemişim “aile birlik ve beraberliğini”. Beni soran olursa whatsapp’tayım.

1 Yorum

Filed under aile, çocuk, mental abuse, saçmasapanlıklar