Category Archives: ben yazdım

22 Yaşıma Mesaj

Yıl 2019. Atatürk’ün Samsun’a çıkışının 100. yıldönümü. Sen bu satırları okurken ben çok uzakta olaca.. sen bunları okuyamazsın ki.. aramızda 25 yıl ve oldukça farklı bir dünya var. Ben internette yazıyorum senin tüm bilgisayar bilgin Commodore 64’te Basic kasmak.

Hayallerini çok iyi biliyorum. Uzun uzun konuşuyorsunuz yurtta kızlarla.. benim yaşıma geldiğinde Yeşilyurt sahilinde köpeğini gezdiren fit ve havalı bir kadın olacaksın..Takım kıyafetler, ince çoraplar, topuklu ayakkabilarla yaşayacaksın. Hatta o an inşaatı süren ve dolabında broşürü asılı Metrocity Millenium’da manzaralı bir katın, Levent’te bir ilaç firmasında PM olarak nefis bir kariyerin olacak. Cici spor bir araban olacak. Onlarca arkadaşla takılacaksınız, gezip tozacaksınız..

Sürpriz: hiç birini yapamadın. Yapabilirdin ama yapmadın. Şimdi Kartal’da eski, 4 katlı, bahçeli bir evde oturan, iki kedisi olan obez bir kadınsın. Metro filan hikaye, karşıya geçmek için çok ciddi bir sebebin olması lazım, üste para verseler gitmiyorsun o derece.. Kendi işini kurdun, tam bir iş kadını oldun. Çok çeşitli alanlarda çok çeşitli başarılara imza attın. Cumartesi günü 1000 kişilik bir konferanstaydın mesela ve bir kişi seni tanıdı!

Ticari araç kullanıyorsun, kot-tişört resmen tek kıyafetin, kışın outdoor bot, baharda skechers yazın tamamında crocs giyiyorsun. Toplamda iki arkadaşın var, ikisi de şehir dışında. Meğer introvertmişsin!! Görsen şok geçirirsin o gür uzun saçların kıpkısa ve beyazlamaya başladı. Hayatla barışman 35’lerini, akıllanman 40’ını buldu. Sigarayı bıraktın. Salaksın zaten başladığına göre.. Neyse affettik ilerledik. Kafeinmansın bu arada!

Şükürlerle dolu, mutlu ve güçlü bir kadın oldun. Hayallerinin ötesine geçtin çünkü bunu hayal edebileceğini bilmiyordun! Sırf hayalin diye inatla takılıp kalmadığın, önüne gelen fırsatlarla ilerlediğin için teşekkür ederim.

Onca hayalin hiç mi biri gerçekleşmedi? olur mu canikom? Evin bir odası tavana kadar kütühphane ve tıka basa dolu. Hadi bol şans, yaşa ve keyfini çıkart. Seni seven

İpeyk

Not: 25 yıl sonrası için ne hayallerim var aklın durur :)) hayat süper.

7 Yorum

Filed under ben yazdım, genç kız olmak, i-pek tatlı sözlük, severim paylasirim

* e-sağlık öngörüleri *

Güneş saati,meydan saati, kurmalı cep saati, kol saati, dijital saat akışının sonu, bir zamanlar elektronik beyin dedikleri bilgisayarın komple cep telefonlarına gömülmesi ile sadece pahalı bir aksesuar olması ile sonuçlandı. Kimse “sadece” saati gösteren saat istemiyor ki?!

Oysa saat bir zamanlar insana emekliliğinde hediye edilen, sünnetinde takılan, damat olunca alabildiği bir şeydi. Kıymetliydi, dededen toruna aktarılırdı. Şimdi eskicilere, oradan da çöpe aktarılacak. Çünkü elimizde bir mucize var, internet.

Zamanında söğüt ağacı dallarından elde edilen ağrı kesicinin, binlercesi fabrikada bir saatte sentezleniveriyor. Hap yapmak, şurup formüle etmek artık mazinin de ötesinde kaldı; deri üzerinden yapıştırılan, deri altına gömülen ilaçlar, nano partiküller, yutulabilen, damara sokulabilen kameralar var. Kısa bir tarama ile ameliyattan önce hastanın 3 boyutlu arttırılmış gerçeklik haritası çıkartılarak canlı canlı evvire çevire didiklenmesini sağlayabiliyoruz.

E peki Zeki Müren bizi görebilecek mi? Yakın gelecekte bu işler nasıl olacak? Eczaneler hayatımızdan çıkacak mı? Tıp ya da Eczacılık okusak mı?

Dev bir veri bankasında 7 sülalenizin tüm tıbbi geçmişi yer alacak, son beş yıldır sabah kaçta uyandığınız, tansiyonunuz, kan değerleriniz mütemadiyen doktor uygulaması tarafından kayıtta olacak. Dünyadaki 5 milyar insandan alınan veriler anlık olarak işlenebilecek, potansiyel hastalıklar oluşmadan önlenebilecek, bugün ihtiyacınız olan gıda geçen yıldan ekilmiş, bu yıl toplanıp konservelenip buzdolabınıza sıralanmış olacak.

Her tür hastalık bulgusu her versiyonu ile kayıt altında olduğundan dirseğinizdeki kaşıntıyı kameraya gösterdiğinizde teşhisiniz konacak, insan hatası faktörü sıfıra inecek, doktora diyabetiniz olduğunu ya da kullanmakta olduğunuz bitkisel/kimyasal maddeleri söylemeyi unutma sonucu yan/çapraz etkilere maruz kalma ihtimali olmadan ilacınız en yakın depodan adresinize kargolanacak. Telefonunuz kalbinizi, ciğerlerinizi dinleyebilecek, görme kusurlarınızı saptayacak, diş bakımınızı denetleyecek, gebeliğinizin gidişatını kontrol altında tutarken, yeterince yürüyüşünüzü yapmamışsanız o künefeyi ancak rüyanızda görmenizi sağlayacak.

120 yıl yaşayacak ve muhtemelen tek bir hastane ya da doktor görmeden mutlu öleceksiniz.

Ve doktorluğa bir şey diyemem ama bildiğimiz eczacılık nalbantlık gibi tarihi bir meslek grubu olarak yok olacak.

Yorum bırakın

Filed under ben yazdım, internet, saglik

Paralar paralar bozulmasın aralar

Her insanın en temel ihtiyaçları beslenme, barınma ve giyinme olarak sıralanır.

Onun arkasından gelen üç kalem ise eğitim, sağlık ve adalettir.

Bu serinin arkasından gelen herşey göreceli olarak lükstür. Mümkünse her vatandaşa bu haklar ücretsiz olarak sağlanmalıdır.

Benim bugünkü fikrime göre, elektrik, su, doğalgaz ve internet bağlantısı da ücretsiz olmalıdır. Bu üç kalem giderin sıfırlanması gerektiğini düşünüyorum. Evde ya da işte kullandığım duvara, pencereye nasıl para vermiyorsam aydınlatması ve ısınması için de para ödememeliyim. Zaten niye ödediğimi de anlamıyorum. Birinin aklına gelmiş “dur bundan para alalım” demiş sonra da öyle devam etmiş gibi sanki… Elektrik ve su ve internet niye paralı olsun?

Ha illa lazımsa her birey kelle vergisi öder, aynı otelde yaşar gibi, tüm hizmetlerden faydalanır.

Yorum bırakın

Filed under ben yazdım, icatlar, insan olmak, internet, saçmasapanlıklar

Tekrar iyidir. Kulun vazifesi kulluktur.

Belli bi yaştan ve sayfalarca sosyal medyadan sonra insan “nereye ne yazmıştım, nerede paylaşmıştım, aa yoksa sadece planlamış da kafamın derinliklerinde mi saklamıştım, yoksa bir yerde okudum da içselleştirdim mi?” diye düşünür oluyor.

Şimdik bir arkadaşa lazım oldu “ee ben bu konuyu yazmıştım şimdi oradan link atarım sana” dedim. Bulamadım nereye yazdıysam (yazmadıysam)

Özetle: “Allah korusun” mevzuu. Bu fikir sakat arkadaşlar. Allah korumaz. Allah her birimize birer beyin koyup yolluyor ki kendimizi koruyalım. Araba geçerken yola atlamayalım, düzenli olarak karnımızı doyurup ölmeyelim. Vb.

“Allah rızkını verir” de cık. Vermez. Rızık dağıtım merkezi yok. Allah senin kısmetinin %2,5 oranını zekat olarak vermeni emreder. (1/40) Elindekilerden ihtiyacından fazlasını bir başka kula (insan/hayvan ya da bitki) vereceksin ki o da giyecek, doyacak, barınacak, okuyacak.

“Allah belasını versin”. Vermez. Seni memur eder. Gözünün gördüğü haksızlığa müdahale edersin. İki tokat çakarsın gerektirse. Antepte dedikleri gibi “s.çılacak ağız g.te yakın gelir”. Kaşınan varsa kaşımak icap eder.

Yorum bırakın

Filed under ben yazdım, severim paylasirim

I-Pek Tatlı Sözlük: kendim yaptım!

Ekşi’de ​bugun bir başlık gordum : 

Cehenneme giden kocalarin esleri kime verilecek?

Size suracikta bir fetva da ben vereyim. Netlessin. Sorusu olan cocuklariniza da anlatmaniz kolay olur.

Ölünce nikah düşer. Öbür tarafa bir çorap dahi goturemezsin, senin malın bile olmayan kariyi hic goturemiyorsun yani. 

Islam bir tek erkeklerin dini degil, kadin da insan, kadina da ayni farzlar haramlar var. Herhangi bir indirim de yok. Hesap kişiye özel kesilecek. Sen cennete gidip 72 kara gözlü hatun ve bir kosk kazanmis olabilirsin. Ben de 72 yesil gozlu herifle bir kosk kazanmis olabilirim. 

Aliyoruz odulumuzu ilerliyoruz. 

Ha sen “illa kocami da isterim” dersen seni mi kırıyoruz? Hayır. Bir de kendi kocandan alabilirsin. “70 tanesi benim kocamdan ikisi de baska olsun” dersen onu da alabilirsin. Kocan cehennemlik? O orada. Sen ve senin istedigin koca burada. Eflatun At istesen yaratip verecek rabbim sana klon mu yapmaz zannediyorsun? Azicik tok sesli olsun? “Şık”. Oldu.

Biraz uzun saçlı? “Şık”. Bu boy iyi mi uclardan alalim mi?

Alen Delon olsun. “Şık”. Buyur.

Paralel evren kuramini dusunun, cok kolay. Cok calisip cenneti hak etmissin, senin her isteğin elbette gerçekleşecek. Şarap akan irmak? Bosver nutella selalesi olsun. Hop, olacak.

10 Yorum

Filed under çocuk, ben yazdım, i-pek tatlı sözlük, islam

Ecel Eczanesi

Bej bir arabadan indi, kapidan iceri girdi

Alçı yüz sakin, solgun dudaklarda bir an

Ölmüş gülümsemelerin hayaleti gezdi

Ve kara kirpikler altındaki aynada korkan

Yine de vaz geçmeyen dertli kalbi belirdi.

Nöbetin ilk müşterisi, kararsız ancak razı

“Şurup alacaktım” diyen ses giderek söndü

Sorulmaz “hangi şurup, reçeten var mı?”

Gözleri O raftan şişeyi alan ele döndü

Elde buruşuk banknot, son sorunun zamanı .

“Kesin mi?” Sorarlar. Değişmedi hiç biri

Yıllardır ne cevabim ne de soranın fikri

Dedemin tarifi. O da dedesinden almiş eli

Şurup ya çözer derdi yahut kurtarır seni

Yeter ki kararını ver ve yut derdini derdi.

Çok ağlayan güldü çok aşıklar üzüldü

Kemiğe dayanan çok bıçak, bu eşiğimde düştü

Gece gelir müşterim; soru sormam yasaktır

Kimi yuva yıkmış.. kimi kalmış tiğteber

Er geç duyar adresi gelip der : “bir tane ver”

Havan döverim gündüz, toz tartar, bal keserim

Raflar tozlu, vitrinde altın harflerim solmuş

En son çare satansan, almazlar versen selam

Gece sat, gündüz kat, hayat dermansız yokuş

Bilme deva verdiğim, erer kulağıma selân

 

Yorum bırakın

Filed under ben yazdım

Ayrımcılık ile ilgili görüşüm

Kişisel gelişim de desen, ameliye-i kemâlat da desen aynı kapıya çıkıyor. İç huzuru istiyorsan, mutluluğa kavuşma arzusundaysan önce geçmişinle/geçmişindekilerle hesabı bir kapatacaksın. Ben bunu new age felsefe ustaları ve de yaşam koçları gibi yazamıyorum siz süslü söyledim varsayın.

Hesabı keseceksin, altını çizeceksin sonra da fırlatıp atacaksın. Zırt vırt eski defterleri açmayacak, kurumuş boklara su serpmeyeceksin. Affedeceksin, unutacaksın ve ileriye bakacaksın. Geçmişin yükünü sırtından attın mıydı kuş olup uçuyor insan. O bana şunu dediydi, bu bana şunu ettiydi, vay eltim şöyle ezikledi, vay patron böyle kötüydü, anam dövdü babam sövdü kocam itti kaktı, para/aşk/sağlık 1001 çeşit eksikliğini unutacaksın.

Tamam? Tamam. Kesinlikle huzur buluyor, tekamül ediyorsun. Hayatında eskiyenleri atıp azalttıkça, ferahlık bereket yağıyor. Sade hayata erdikçe, evrene de ulaşıyorsun. İşte bir takım sufistike, kuantumize şeyler.

Pekiiii, bu ülke icadı nedir? hepimiz dünyalı olamamaktayız bu da işi zora koşuyor. Herkes bir olsa, bütün dünya kardeş olsa.. Ha bire tarih (ki kazananların yazdığı üzerinde anlaşılmış olayların hikayesidir der Napolyon) okutmasak. Onca yüzyıl önce adamlar bize saldırmış vay biz onlara saldırdık. EE? sonuç? Hepsi öldü gitti, biz de ölüp gideceğiz nedir bu geçmişe tutundurma, nefret ettirme dersleri? Aman unutma unutturma.

Unut kardeş. Olmuş bitmiş. Ferahlayalım rahatlayalım ve bütünün hayrına beraber çalışalım.

İnsanlar nerede kim olarak doğacaklarını seçmediklerinden, kimse kimseden üstün değildir. Kimse kimsenin kölesi değildir. İnsanlara gönül gözüyle bakmak lazım. Bir kedinin bir diğerine baktığı gibi. Kadın x erkek/beyaz x zenci/uzun x kısa/müslüman x gayr-ı müslim yok. Herkes bir. Herkes insan.

İnsanlar ikiye ayrılır. İyi insanlar ve kötü insanlar. Hepsi o kadar.

 

2 Yorum

Filed under ben yazdım, insan olmak, severim paylasirim