Category Archives: blog işleri

“Hâlâ mı blog be? Yutup varken :/ ” Evet hâlâ ve hep blog…

Bir resim bin kelimeye bedelken; elimizdeki gelecek tamamen gorsel-işitsel bir mecraya kayar ve uzun eğitim kitaplarının yerini online özet geçici video öğretmenleri alırken; kitap satışları azalır ancak yazar sayısı artarken doğal olarak da nitelikli okuyucu oranı düşerken bir de blog okuyan kim kalacak ki diye düşünen varsa diye yazmaktayım bu haftaki yazımı.

Ortalama yaşam süresinin ilk beş yılını hayatta kalabilme becerileri edinmeyi öğrenmekle geçiriyoruz. Bir anne ve bir baba rol model olarak yeni bir insanı büyütmeye çalışıyorlar.

ikinci bir beş yıl daha geçtiğinde çocuk oyunlarla hayatı öğrenmiş, sosyalleşmiş ve temel becerileri kazanmış olmak zorunda.

on ilâ onbeş yaş arasında vücut gelişimi ile paralel olarak zihinsel gelişim, manevi değerler, soyut kavramlar yerleşiyor.

onbeş yirmi yaş arası ise tam teşekküllü bir eğitime adanmak zorunda. gelecekte hayatını sürdürebilmek, geçinebilmek ve yeni insanlar yetiştirebilmek için elzem olan para kazanma/işçilik/üreticilik üzerine geliştiriliyor.

İnsanlar kediler gibi çeşit çeşit. Bu yüzden hayatımızı sürdürebiliyoruz, herkes doktor olsa buğdayı kim yetiştirir? Bazıları sınıf başkanı olarak doğuyor bazıları ressam. O ayrışma anı (yedisinde neyse yetmişinde de o olmak) ilk on yaşta aşağı yukarı belirlenebiliyor. Ergenlik çağındaki gencin ggelecek için yaptığı planlar ve yapmayı sevdiği şeylerle, doğuştan gelen becerileri yani elinden gelenler çakışıyorsa mutlu bir kişi olup ilerliyor. Yani ilk on yılda yönelim saptanmalı ve ikinci on yıl o yönelime uygun eğitim verilmeli. Hatta yaşı kaç olursa olsun insanlar istediği işi öğrenebilmek için ücretsiz eğitime geri dönebilmeli.

Hatta hatta insanlara temel barınak, eğitim, yiyecek ve sağlık ücretsiz olarak sağlanmalı. Yani huzurevleri 0-100 yaş arası isteyen herkesi barındırmalı. Daha fazlasına sahip olmak isteyen (toplumdaki ihtiyaç da hesaplanarak) arzu ettiği eğitimi alıp arzu ettiği bilimde, sanatta ya da işçilikte geçimini kazanabilmeli.

40+ bir insan olarak yazıyorum: Şimdiye kadar okullarda öğretilenlerle yetinmeyip kendi başımıza çabalayarak, gazeteler, makaleler, kitaplar okuyarak, bilen kişileri dinleyerek kendimize göre bir yere geldik, bir şeyler öğrendik. Fazlasını unuttuk, artık damıtılmış bilgi elimizde (zihnimizde). Şimdi Amerikayı yeniden keşfetmeden, her seferinde başa dönmeden bir sonraki nesli bir gıdım daha ileriden başlatabilme şansı elimizde. (evet onbeş günde Fransız devrimi…#GORA).

Bunu okuyan gençlere sözlükte ve muhtelif yerlerde insanların “17 yaşıma söyleyeceğim tek cümle/vereceğim öğüt” konulu yazılarını bulup okumaları. Çünkü öğrendim ki insanlar bilgi miraslarını daima KENDİ çocuklarına geçiremiyorlar. Yıllarca dünyanın dört bir tarafında aradığın, öğrenmek için yanıp tutuştuğun bilgi belki de tam karşı komşunun kafasının içinde. Ve kendi çocukları ilgilenmediği için küsmüş bozum olmuş oturmakta. İşte o onyedi yaşa mektuplardan biri mutlaka sana yazılmış olacak. Ufkunda bir kapı açmasa bile bir pencere aralayacak. Taze hava girecek içeri. Çok işine yarayabilir. (gerçi onyediliklerin bir büyükten öğüt almaya olan gönülsüzlükleri hatta inatçı tepkisellikleri de malum. Belki de bu yüzden bu bilgi-evrimsel Babil Kulesi hiç yükselemesin diye :) )

Amazon, imdb, goodreads, spotify vb bu yüzden, uyguladıkları algoritma sayesinde benim sevip puanladığım ürünlere göre benimle aynı şeyleri aynı puanla beğenmiş insanların beğendiği diğer şeyleri de bana sunması harika bir şey. “Bununla ilgilenenler şunlara da baktı” diye önüme “lan hakkaten iyiymiş” dediğim, normal şartlar altında dönüp bakmayacağım bir çok eser tanımış oldum.

Okuyacak kitap bulamadığım sinir olduğum zamanlar vardı. Seveceğim bir tanesini bulabilmek için sevmediğim bir sürü kitap okudum. Filmlerde işim kolay, beğenmezsem izlemeyip bırakıyorum. Başından belli oluyor benlik bir şey olup olmadığı. Kitabı okumadan bırakmaya kıyamamak çok zor. Yine de yarım bırakılmış ve freecycle’lanmış bisürü kitap oldu geçmişimde.

Kızımın ve oğlumun şimdiye kadar okuduğum her on kitaptan birini sakladığım bir kütüphaneden, izleyip değerlendirip belki yüzde birini beğendiğim filmlerden oluşan bir arşivi hızlıca beyinlerine yüklemeyi çok isterdim. Hazır okunmuş, seçme kitap işte. Bundan sonra hangi yazarı okusam, hangi kitap bana hitap eder diye düşünecek bir şey yok. Tertemiz ayıkladım. İyi de, ilgil alanlarımız aynı olmayabilir. E onca birikim çöp mü?

Blog yazmayı sürdürmemin sebebi tamamen bu. Ha yaşam evren ve herşey hakkındaki büyük sorunun cevabını mı veriyorum? (bunun cevabı zaten biliniyor ve siz daha bu cevabı bilmiyorsanız zaten yaşamayın) Bloguma her gün bir cevher mi yumurtluyorum? hayır. Ama işime yarayan işe yarar bilgi yüklemeye gayret ediyorum. Orası kesin.

Peki bütün bu paragrafları itinayla yazıp en az bir saatimi buraya gömmektense 8 dakikalık bir video çeksem? Hem daha çok tepki alır izleyici bulur hem daha çok kişiye ulaşır?

İşte orada yanılıyorsunuz. Henüz video içinde arama yapabilen bir gereç yok. Yani 8 dakikalık bir video içinde benim istediğim bilgi var mi yok mu, varsa neresinde var bunu bulup çıkaramıyoruz. Hatta videodan videoya sekerek Songül Karlı’ya varabiliyoruz. Oysa canı isteyen haştag kovalar, arama motoru kullanır bir şekilde benim blogumda var olan ve TAM DA ARADIĞI bilgiye şakadanak ulaşabilir.

işte bu yüzden hâlâ blog!

Yorum bırakın

Filed under çocuk, blog işleri, insan olmak, internet, kitaplar, OKUL, sosyal medya

Ülkenin en eski blogunu okumaktasınız.

Blog’un weBLOG/internet günlüğü olduğunu bilmeyen bir çok insan var. Kişisel günlüktür bunlar. Kozmetik ya da yemek blogu olmaz. VE evet, bloğum diye yumuşak ge ile de yazılmaz.

Buralar benden sorulur derken ciddiyim. Çünkü 10 yılı geçti blog yazarlığım. Daha nice on yıllar yazacağım.

Bloglar ve Bloggerler üzerine bir araştırma yapan; geçen yıl İstanbul üniversitesinde Blog yazarları çalıştayı düzenleyen ve kendisi de ülkenin en eski bloggerlerinden biri olan Evren, uzun zamandır yaptığı araştırmaları yayınladı.

bana gelen maili şu şekilde:

Merhaba İpek,
Epey bir süredir Türkiye’nin en eski ve hâlâ güncel blogları listesini hazırlamakla meşguldüm ve nihayet yazıyı yayımlayabildim.
Sen de ilk Türkçe bloglar arasında yer alıyorsun. Blog yazarlığındaki istikrardan ve Blog kültürüne sağladığın katkılardan dolaya seni tebrik ediyorum.
Listede yer alması gerekirken gözden kaçan blogların da haberdar olması adına listeyi paylaşman faydalı olabilir.
İyi çalışmalar diliyorum.
Doğrusu heyecan verici.

Kendimle gurur duyuyorum. İnternetin adını ilk duyduğum mecra olan Yurtsan Atakan’ın Hürriyet gazetesindeki yazıları (90’lar), ilk mailimi almama vesile olan Atilla Atalay ve “blog açsana” diyen babamın desteği ile internetteki varlığımı 96’dan beri sürdürmekteyim.

Eşimle icq’da tanıştık.

Kızım doğmadan önce anne-bebek yahoo gruplarına üye olarak bebeklerle ilgili herşeyi öğrendim. Çocuklarımı da internetle büyüttüm açıkçası.

Sonra da çocuklarıma mirasımı dile getirebilmek için, özgürce konuşabilmek için, kendi blogumu yazmaya başladım.

Şu an, internet benim hayatımın çok önemli bir alanını kapsamakta. Geleceğin internette olduğuna inanıyorum.

Müteşekkirim.

Bir şekilde arama yaparak bloga gelen ve yazılarımı okuyan, paylaşan, yorum bırakan herkese.

 

5 Yorum

Filed under ben yazdım, bilgisayar, blog işleri, internet, konuk yazar, severim paylasirim

Nerelerdeyim?

Blog ihmale gelmez biliyorum.

Ediyorum.

instagramı keşfettim, instagramda ilginç insanlar keşfettim. İnstagramda mikroblog işine girersem asıl blogu tamamen iptal edeceğimi farkedip sıkıldım biraz.

Freecycle işini acaip kişiselleştirdim, kendi geçici freecycle alanımı kurdum bak onu yazmam lazım. Ve yanına da letgo’yu. Ve hatta ölücüler yüzünden ikinci elin tadının kaçmasını.

Daha daha?

Doğallık moğallık derken, kendi sabunumu yapmaya başladım. Onu da yazmam lazım. Bayağı bildiğin atölye kurdum kendime evde. Nail art’ın cılkını çıkarıp yüzlerce oje alan adam, sabun işinde ne yapar? Kalıp delisi olur.

Oğlanı raporlayıp özel eğitime başlattım onu da yazmalı.

Aylardır bekleyen kek yazım, kedi yazım… ayıp oldu biliyorum.

Sabahları erken kalmalı bari…

6 Yorum

Filed under blog işleri

Blogun eskisi makbuldür.

Bir tanıtım etkinliği için geri dönüp bakmasam farketmeyeceğim, 19 Ağustos’ta 10. yılımı doldurmuşum! 

kendimi iyi hissettim. 

Maşallah bana. 

Ve nice nice yıllara! 

wpid-wp-1440666194019.jpeg

 

Teamüllere göre, çekiliş mekiliş yapmak lazım şimdi. Ay heyecan heyecan. 

 

12 Yorum

Filed under arkası yarın, ben yazdım, blog işleri, internet, kültür, severim paylasirim

Gimle’li Guzel

Herkese nasip olmaz,bu çağda bir mektup arkadasim oldu benim.

image

Ünlü blogger, yeşil yaşam ustası, güzel kişi Türkan (Eski adiyla Resimli Seyler Atlasi, yeni adiyla Yesil Atlas) masallahi olan bir kadin. Guzel,azimli ve marifetli. Sabirli ve cilgin. Taaa ordan buraya bana bir zarf dolusu heyecan yollamis. Kendisi benim paralel evrendeki kendim filan, o derece zitiz aslinda. O yuzden yazilarini salyalarimi akitarak okuyorum. Hayatta yapamayacagim seyleri “iki tiktik bi fikfik” diye anlativeriyor. El yazisi bile inci gibi. Ü-hüüü..
Sevgili Kucuk Prensim.. (baska bir dunyadansin ya sen…) Zahmet etmissin. Ozene bezene ne aralik nasil…. nutkum tutuldu.
Hediyelerine bittik. Sevindirenin cok olsun.  Ellerin dert gormesin.
Kontr-zarf hazirliyorum. Bilgine!

image

2 Yorum

Filed under çevre, çocuk, blog işleri, gezen güzel olur, internet, severim paylasirim

Misery loves company/Blogcuların Halt Etmeleri

Çok sevdiğim bir deyim. “Dert, yoldaş arar” anlamına geliyor.
Birinin aptalca bulaştığı bir derdi varsa senin de başına sarmaya gayret eder. Nasıl? Yağlar ballar, allar pullar ki sen de kanasın, düşesin aynı çamura.. Kendisini böylece daha az enayi hissetsin. Birçok doğrudan pazarlama ve piramit satış numaraları bu şekilde işler. Bir şekilde iki kişiye satarsın üyelik.. Satana kadar anlattığın hayal oldukça kesindir, matematikseldir. Üç kişiyi üye yaparsan 3 lira kazanacaksındır. E ne duruyorsun 1000 kişiyi üye yap 1000 kazan? Hiç. Hadi yallah durduğun kabahat, sokaklar henüz üye olmamış binlerce kişiyle dolu, para kıracaksın şerefsizim…

Kandın mı yandın. Elinde iler tutar tarafı olmayan gereksiz şeylerle dolu bir çanta ve defterle baş başa kalınca pişmanlık sarmaya başlar. “lan bu laylon maylon şeylere mi ben 100 lira verdim? Of ya var ya Tarcan duysa harcar beni… Annnemden aldım diyeyim bari. Yarın kahve içmeye komşulara geçer anlatırım hepsi de üye olsa 20 kişiden.. beşer liralık ürün de aldılar mı.. e bir günde çıkarırım ben bunu… mu acaba? neyse..” Tanıdık geldi mi?

Erişkin insanlar, ihtiyacı olmayan bir şeye gayet zor kazanılmış paralarını vermezler. İşin ucunda mutlaka bir çıkarın olmalıdır. Çünkü kasa her zaman kazanır. Bir çocuk masumiyetidir “e ama herkes alıyordu ben de aldım”.

Burada ilk değinmek istediğim şey astarı yüzünden kat kat pahalı olan bir şeyi aylardır satabilen çok başarılı bir girişim. Bir zamanlar LilaKutu alırdım ben. Hem içindekiler sürpriz geliyordu hem de 10 lira verdiysem en az 15 liralık mal alıyordum, benim işime geliyordu.Kutularını o kadar kaliteli yapmışlardı ki, hala çekmece ayırıcı olarak kullanıyorum.. İşleri rast gitsin.

Bu dediğim site de benzeri bir şey. Kutu satıyor. İçinden ne çıkacağını bilmemenin sürprizinin zevkini çıkarıyorsun. Kutu kargo dahil 50 lira, içinden 10 lira etmez şeyler çıkıyor her seferinde. Hala da alan var, şaşan bir ben varım.. Bir de şurada bir arkadaş yazmış, kendiniz karar verin: Şimdi Duydum. Alanlar almakla kalmıyor, “anam biz bir herzedir yedik bari kuyruğu dik tutalım” diyerek cayır cayır övüyorlar bu kutuyu. Al sana misery loves company.. Bu sistemin girişimcilik dalında ödül de aldığını bildirmek isterim. “Hap yap para kap” derdi rahmetli annânem.

*-*-*-*-*-*-**-*-***-*-*-*-**

Bir sonraki konum: Viral pazarlama/reklam. Bu işlere bakan iki baba kurum var, üyesi oluyorsunuz, sonra bir anket doldurup temel özelliklerinizi bildiriyorsunuz. Piyasaya yeni ürün sürecek olan firmalar bu dediğim ajanslara gidiyor. 50-5000 adet denek kiralıyor. Deneklerin profili gayet kesin. Terlik pazarlayacaksan ” 30 yaşında, büyük şehirde yaşayan, kendi evi arabası olan, ayak numarası 38-39 arası 100 kadın”, bebek bezi ise “bebeği olan, genç, interneti aktif kullanan, dişlek 200 kadın” efendime söyleyeyim kırışıklık kremi ise konu “45 yaş üzeri, dizilere meraklı, balkonu beyaz sardunyalı 123 kadın” olarak arama yapıp tam da aradığın kadınları elinle koymuş gibi şıp diye bulabiliyorsun. O kadınlar sisteme kayıtlı çünkü. Kendilerine bedava ürünler gönderiliyor, yakınlarına denettirip internette bu konudan bahsetmeleri talep ediliyor ve en sonunda da “kullandın ama nasıl buldun?” konulu anketi cevaplayıp puan alıyorsun.

Hele ki takipçisi bol, ratingi yüksek bir blogun, bir instekramın(!) varsa yağıyor ürünler.. Keşfetmekle anlatmakla bitecek gibi değil.

Bu bedava ürün yaldızı o kadar göz kamaştırıyor ki, bulaşığı bitiren düz kadın gece 11’de bloga yazı giriyor. Alayı ya uzman anne, ya gurme şef olmadı kozmetik kompetanı.

Takipçi kastırıyor ki adı duyulsun onun da kapısında firmalar kuyruk olsun. En ufak bir şansı ele geçirince de allayıp pullamayı, yıkayıp yağlamayı, mümkünse öve öve göklere çıkarmayı da vazife addediyor. Burhan pazarlama olsa bu kadar olmaz…

Sevgili acemi bloggerimiz ayıla bayıla sabah gelen kargodan çıkan tezek paketine nasıl sevindiğini, ay tam da uzun zamandır denemek istediğini, zaten sevgili tezeksan ürünlerine evvel ezel hayran olduğunu, yedi nesildir anadan kıza kullanıp çoook memnun kaldıklarını, bu yepyeni ürünü de heyecanla denediğini, of aman Allahım yirmi yaş gençleşip bütün çürük dişlerinin sağlamlaşmasıyla beraber, anında kör gözünün açıldığını, koca bularak mesut olduğunu ballandırıyor.

iksiri

E bacı biliyoruz biz, tezek o. Bildiiin tezek. Biz de oturduk o tahta, sallandık bir kaç hafta.. Bana da yolladılar aynısını, hiç öyle değil o. Beğendiysem neyini beğendim, beğenmediysem nezaket icabı sessizlik.

Sonra da “biz bloggerlere güvenin”.

Bok güvenirim. İki kahvaltıya çağrılmak için kıvrım kıvrım kıvrandığınızı biliyorum. Kimbilir PM’ler ne gülüyordur..Bu rüzgar da diner, az kaldı diyorum. Boş bloglara ölüm!

*-*-*-*-*-**-*-**-**-**-*-*-*-*-**-*-**-

Son olarak, her mahallede böyle mi bilmem bugün dikkat ettim, bizim mahallede dört dükkandan biri perdeci?!? Bunlar ne satıp ne kazanıyor ya? Kara para mı aklıyorlar nedir?

düşüp dizimi şişirdim. mosmor oldu. acı beni biraz daha bitter yapıyor bu da bir gerçek. bugünkü itiş kakışın sonuna geldim.

yarına hayrola.

2 Yorum

Filed under blog işleri, internet, reklamlar, saçmasapanlıklar, soruyorum, şikayetlerim

Fikrim mühim ve bu da win-win demektir

Ben bir FikriMühim’im. Yani Fikrimühim.com sitesine üyeyim. Zaman zaman deneyip, denetip yorumlar yapmam için ürünler gelir. Arada felaket ürünler de olur (bir evvelki Coffe-Mate Köpüklü kampanyası mesela, feci bir ürün. Ne alırım ne aldırırım) onlarla ilgili pek bir şey yazmam ama beğendiğim ürünleri de yazmaktan geri kalmam.

Yeni ürünler denemeyi severim, herkesten önce elime geçirmekten hoşlanırım, çevreme, okuyanlarıma artısını eksisini yazarak yardımcı olmaya bayılırım.

Rexona Black+White yeni kampanyaydı. Özeti şu: Deodorantlar beyaz kıyafetlerde sarımsı leke bırakırlar, siyah giysilerde de beyazımsı izi kalır. Bir türlü çıkmadığı gibi göze de hoş gözükmez, kaldır at artık. Ya da temizlik yaparken giyersin. İşi biter o t-shirtin/gömleğin. Açıkçası, deodorant sevmesem de, (bakınız eski ama değerli bir yazım ve yine daha evvelki değerli bir başka yazım)  şöyle kolumu kaldırıp da altına aniden serin serin fıslatmayı gerçekten ferahlatıcı bulmuşumdur. :)) Fekat lekesel dertler baş belası olduğundan karbonat ve rexona roll-on takılıyoruz ailecek. (Diğer markalarla hiç aram olmadı.. Fa Fresh vardı, lisedeyken bir ara bayağı kullandım. Bir de elbette Pinky.. Oooo… Sonra aht maht fiyr (8×4) olsun başka fanfinifon markalar olsun benim aynalı tezgahın üzerinde hiç yer bulamadı. Rexona benim için hep 80’lerin Kadilli Reksona’sı olarak kaldı. Nostaljik bağlılık duyuyorum kendisine. Geçenlerde bir tanecik bulup (ve bir kalıp sabuna deli para verip) alınca nasıl sevindirik olduğumu asla bilemezsiniz…

reksona

 

Gelelim Rexona Black+White serisine. Bu giysilerde leke bırakma sorununu çözmüşler. Çok iyi olmuş. Siyah t-shirtli günlerimde denedim ve iz bırakmadığını gördüm.. Zaten Rexona kullanıyorum sonraki seferlerde pekala B+W serisinden de alırım.

Bir de çevremdekilere denetmem için %50 indirim kuponları çıktı paketten. Çevremde birilerine vermesine veririm de, zahmet edip gider Watsons’tan alışveriş yapar mı, bu marka kullanır mı kullanmaz mı bilemiyorum tabii. Zevk meselesi elbette. Doğum günüm de yakın “dur bir icat çıkarayım ben insanlara hediye vereyim bu sefer” dedim.

İnstagramdan 5 kişi seçtim, dört tanesi blogger ki müstesna kızlar hepsi, olumlusunu da olumsuzunu da yazıyorlar, bir ürünü bulup da fangirllik yaparak göklere çıkaran, dikkat çekip ünlü olmaya çabalayan ve insanı da okumaktan soğutan tiplerden değiller. Ben beğendim kendilerini… izlemeyi düşünürseniz :

https://instagram.com/camgulublog/ (http://camgulu.blogspot.com.tr/)

https://instagram.com/begumshints/ (http://begumshints.blogspot.com.tr/)

https://instagram.com/bornova74_blog/ (http://bornova74.blogspot.com.tr/)

https://instagram.com/suslukurabiyeler/ (http://www.lezizkurabiyeler.blogspot.com/)

 

Bu beş kişi denemeyi kabul ettiler ben de kuponları bozdurdum, birer kutu Reward Black + White alıp gönderdim.

Kullanmışlar, memnun kaldıklarını iz bırakmadığını (bir de şöyle belirteyim #rexonaizbirakmaz ) onlar da onayladı.

@ipekag

6 gün önce
Gelelim @fikrimuhim raporumuza… @camgulublog@begumshints@bornova74_blog @meryem.korkmaz ve@suslukurabiyelerBirer cumle de olsa yorumunuz nedir? Kullandiniz mi? Begendiniz mi? #rexonaizbırakmaz mi gercekten?
bornova74_blog, aydanoktav, meryem.korkmaz and 4others like this.
 
begumshintsKokusunu cok begendim. Ve evet iz birakmiyor ozellikle sporda kullanim icin mukkemel @ipekag#rexonaizbirakmaz
 
ipekagOo.. birde bir.. teşekkür ederim @begumshintstanistigima sevindim
 
meryem.korkmazAynen canım valla kesinlikle katılıyorum#rexonaizbırakmaz 😊😊☺☺👍👍💞💞👌👌👌💟💟
 
ipekagIkide iki.. oooh. Teşekkür ederim @meryem.korkmaz
 
meryem.korkmazSüpersin canım benim seni çok seviyorum @ipekag☺😃😃💞💞💛💛💚💋💋💋❤
 
ipekagBilmukabele canimmm @meryem.korkmaz ♡♡♡♥♥♥
 
begumshintsBen de tanistigima sevindim. Tesekkurler 😌@ipekag
 
suslukurabiyelerSabah aksam is ve ev arasindaki kosturma temposuna ve hergun beyaz gomlek giymeme gayet iyi dayandi, benim icin sinifi gecti..kisacasi cok sevdim :) denememe sebep oldugun icin cok tesekkurler @ipekag #rexonaizbırakmaz
 
ipekagOo sevindim ;) @suslukurabiyeler teşekkür ederim
 
suslukurabiyelerRica ederim ;) @ipekag
 
bornova74_blogBen de cok memnun kaldim, pazar gunu sabahtan beri disaridaydim ve ne bir ter kokusu ne de bir leke oldu urunu deneme firsati verdiginiz icin cok tesekkur ederim bundan sonra bittikce alinacak ✌😆
 
ipekagOoh sefan olsun @bornova74_blog görüşürüz
 
bornova74_blogTesekkurler caniiiim, gorusuruz 😆

Beş yeni arkadaşım oldu ve markama güvenim de bir kere daha karşılıksız kalmadı. bu deneyimi benimle paylaştıkları için kendilerine, fırsat verdiği için #FikriMuhim ve #RexonaTurkiye ‘ye, alışveriş yaparken çok çok yardımcı olan #WatsonsTurkiye personeline teşekkür ederim.

 

 

2 Yorum

Filed under alışveriş işleri, bakımlı hatun, blog işleri, icatlar, instagram, kozmetik, severim paylasirim