Category Archives: severim paylasirim

DOĞAL SABUNU ÖĞRENELİM broşürüm..

DOĞAL SABUN Nedir?

  • DOĞAL SABUN, adı üzerinde, sentetik bir deterjan değildir. Zeytinyağı başta olmak üzere, yemeklik kalitede bir çok bitkisel yağdan sabun yapılabilir.

DOĞAL SABUN Nasıl Yapılır?

  • Sabun yapmanın evde yoğurt yapmaktan farkı yoktur. Süte azıcık maya ekleyerek bir kazan sütü mayalarsınız. Sabun yaparken de belirli bir miktar yağa belirli miktar kostik katılır. Bu reaksiyon sonucu sabun meydana gelir. Yağın sabunlaşma sabiti hesaplanarak konulan kostiğin tamamı yağ tarafından kullanılır.

Sabunun en iyisi %100 zeytinyağından yapılan sabundur. Yoksa değil midir??

  • Değildir. Tamamen zeytinyağı ile yapılan sabunun yumuşak olması, çabucak erimesi, köpürmemesi ve iyi temizlememesi oldukça can sıkıcıdır. Çok allerjik bünyeli kişiler için %100 saf zeytinyağlı Kastil Sabunu da yapıyorum ancak, Kastil sabunundan çok daha iyisi olan DOĞAL SABUN Hint yağı, Hindistancevizi Yağı ve Palm yağı başta olmak üzere kaliteli yağların zeytinyağına belirli oranlarda ilavesi ile yapılır.

Niye bu renk? Köy sabunu aldık biz tatilde. o yeşildi, pütürlüydü, kokuyordu..

  • İyi kalite zeytinyağı geleneksel usülde sıkılarak asitliği düşük 1. kalite sızma zeytinyağı üretilir. Geri kalan zeytin püresi yani pirina, tekrar makinelerle ezilerek 2. kalite Rafine zeytinyağı elde edilir. Hatta ülkemizde rafine yağa, o güzelim kokusu bulaşsın diye biraz sızma katılarak riviera diye melez bir yağ üretilip satılır. Bunlar satıldıklarında sabun yapılmalarından daha çok kar getirirler. Sorduğunuzda “sabunluk yağ”ın “sızma yağ”ın beşte bir fiyata olduğunu öğrenirsiniz. En dipte kalan en kötü kısım yağ (sabunluk yağ) da ziyan olmasın diye sabuna dönüştürülür. Bu yüzden köy sabununun rengi, dokusu ve kokusu gariptir. İyi kalite sabun krem rengi olur.

Herkes “doğal” diyor ben nasıl anlayacağım sabun doğal mı değil mi??

  • Haklısınız. Herkesin ağzı torba değil ki büzelim. İki lira fazla kazanmak için herkes doğal/organik yazıyor etiketine. En büyük firmalardan aktarlara her sabuncu “doğal” ama gerçekten DOĞAL mı? Kimyager mi olalım anlamak için??
  • Anlaması kolay… toplu iğne başı kadar bile olsa bir parçasını içme suyuna ya da kolonyaya atın. DOĞAL SABUN ise erir. Sentetik ise erimez.

DOĞAL SABUN iyi hoş da, o renk renk güzel kokulu sabunlardan farkı ne?

  • Yağın sabunlaşması sırasında cilde iyi gelen gliserin de ortaya çıkar. DOĞAL SABUN kendiliğinden gliserinli yani yumuşatıcılıdır. Gliserin kimyasal olarak ayrıştırıldığında Erit-Dök olarak bilinen, muma benzer, dekoratif sabun yapımında kullanılan hazır bir hammadde olur. Sabunun yan maddesidir, köpürür ancak ne iyi temizler ne de kalıcıdır. Ayrıca hazırlanması 15 dakikada biter. Hemen paketlenebilir. DOĞAL SABUN üretildikten sonra ancak 6-8 hafta kurutuduğunda kullanılabilir. En iyi DOĞAL SABUN en kuru sabundur.

DOĞAL SABUN kullanmayı tercih ettiğiniz ve bir kadın girişimciyi desteklediğiniz için teşekkür ederim. Bu ürün eşi olmayan, butik bir üründür. Her seferinde azar azar, taze taze üretilir. İçerdiği maddeler saf ve gıdaya uygundur. Kendi evim ve ailem için ürettiğim bu sabunları gönül rahatlığı ile kullanabilirsiniz.

Lütfen sabununuzu delikli sabunlukta kullanın. Her kullanım arasında kurumaya bırakılan DOĞAL SABUN’un ömrü uzar.

İyi günlerde kullanın ve lütfen sipariş vermek için sabununuzun bitmesini beklemeyin. Yapılıp kurutulup yollanması için zaman lazım.

3 Yorum

Filed under araştırdım, sabun, severim paylasirim

Ülkenin en eski blogunu okumaktasınız.

Blog’un weBLOG/internet günlüğü olduğunu bilmeyen bir çok insan var. Kişisel günlüktür bunlar. Kozmetik ya da yemek blogu olmaz. VE evet, bloğum diye yumuşak ge ile de yazılmaz.

Buralar benden sorulur derken ciddiyim. Çünkü 10 yılı geçti blog yazarlığım. Daha nice on yıllar yazacağım.

Bloglar ve Bloggerler üzerine bir araştırma yapan; geçen yıl İstanbul üniversitesinde Blog yazarları çalıştayı düzenleyen ve kendisi de ülkenin en eski bloggerlerinden biri olan Evren, uzun zamandır yaptığı araştırmaları yayınladı.

bana gelen maili şu şekilde:

Merhaba İpek,
Epey bir süredir Türkiye’nin en eski ve hâlâ güncel blogları listesini hazırlamakla meşguldüm ve nihayet yazıyı yayımlayabildim.
Sen de ilk Türkçe bloglar arasında yer alıyorsun. Blog yazarlığındaki istikrardan ve Blog kültürüne sağladığın katkılardan dolaya seni tebrik ediyorum.
Listede yer alması gerekirken gözden kaçan blogların da haberdar olması adına listeyi paylaşman faydalı olabilir.
İyi çalışmalar diliyorum.
Doğrusu heyecan verici.

Kendimle gurur duyuyorum. İnternetin adını ilk duyduğum mecra olan Yurtsan Atakan’ın Hürriyet gazetesindeki yazıları (90’lar), ilk mailimi almama vesile olan Atilla Atalay ve “blog açsana” diyen babamın desteği ile internetteki varlığımı 96’dan beri sürdürmekteyim.

Eşimle icq’da tanıştık.

Kızım doğmadan önce anne-bebek yahoo gruplarına üye olarak bebeklerle ilgili herşeyi öğrendim. Çocuklarımı da internetle büyüttüm açıkçası.

Sonra da çocuklarıma mirasımı dile getirebilmek için, özgürce konuşabilmek için, kendi blogumu yazmaya başladım.

Şu an, internet benim hayatımın çok önemli bir alanını kapsamakta. Geleceğin internette olduğuna inanıyorum.

Müteşekkirim.

Bir şekilde arama yaparak bloga gelen ve yazılarımı okuyan, paylaşan, yorum bırakan herkese.

 

5 Yorum

Filed under ben yazdım, bilgisayar, blog işleri, internet, konuk yazar, severim paylasirim

Weasley Saati

Hep bayildigim bir seydi. Potterhead olmayanlar bilmez. Kim nerede, ne yapiyor bi bakista cozmek icin sufer.
KidControl. 🙏
Indir cebe yukle.
Ayni mail adresi ve sifreyle herkesi kaydet.
“Anne nerdesin?”
“Oglum ise vardi mi?”
“Hanim karfurdasin??”
“Babaniz geliyor, sofrayi kurun”
Ohhh. Şükür.

Paranoyak olanlarimiz icin isim/resim kullanmamak onerilir.
Konum bildirimi kapatilirsa en yakin baz istasyonu üzerinden yaklasik gösteriyor. Benim icin yeterli.

image

Yorum bırakın

Filed under aile, çocuk, internet, severim paylasirim, uygulamalar

IBB Çocuk Maratonu 2

Gecen sene anneler gununde, Maltepe sahili doldurarak yaptiklari alanin bir kenarinda yapilan senlik; bu yil 10.000 cocuk katilimiyla kosu pistinde gerceklesti.
Tiklim tiklim kalabalik ve gunese rağmen, başarılıydı.
Yeterli tuvalet, her kosede hamidiye su, bol miktarda oyun alani, yer minderleri,surekli cop toplanmasi..  ambulanslar.. Buyuk bir organizasyondu.. cocuklarin gogus numarasina gore cikislari dagitmislar ancak cocuklar kisa oldugundan halka olup bekleyenler birbirini ezdi. Iki basamakli bir podyumdan salarlarsa cocugumuzu gorebiliriz.

image

Butun cocuklar madalyalariyla beraber birer de zarf aldilar. 4 kutu didi, bir tane toto, yarim fifi (asdfsdsd), kucuk yas grubuna birer plastik oyuncak, sealife indirimi ve en onemlisi, elma-muz-patlamis misir kuponu. Seker cikolata yerine, meyve olsun her yerde!!

Halk ekmek ucretsiz urunler dagitti, yesilay cadiri senlikliydi ve canimin ici noodle Nudo, makarnaya doyurdu.

image

Guzel bir gundu.. Seneye gorusuruz.

image

image

Dilimlenmis elma paketleri. Kizlara ayri erkeklere ayri :)))

Yorum bırakın

Filed under aile, çocuk, saglik, severim paylasirim

çok kısa özetler

  • Her ne kadar kredi kartlarını ödeyip ödeyip yok etsem de.. (kartsız hayat deneyimleyeceğim) Club Finans Exclusive isimli kartın 3 ayda bir, bir adet kitabı ücretiz olarak yollamasını çok takdir ettim. DR ortak sitesinden seçip sipariş veriyorsunuz kapınıza geliyor. Aferin FinansbankIMG_20160428_32380Hangi kitabı seçtim? Bilin bakalım….
  • Finansbank demişken Enpara.com üyesi oldum. Avantajlı. Öneririm. Eft havale ücreti yok, ayda bir defa rastgele atm’den para çekmek de ücretsiz. Normalde kendi atm’si değilse bankalar komisyon alır para çekerken.
  • Bu aralar halılar kalkmaya başladı. Yollukları yıkamaya verdim kaldı bir tek salondaki halilar. onlar da gidince yazlıklar serilecek. Yazın kullandığım ürün altı kaydırmazlı Prizma marka kilimsi şeyler. Goblen desenlerini seviyorum.IMG_20160428_31584 Banyoda ve antrede sürekli kullanırım zaten,bu sene yatak odamda da kullandım kışın. Halı sermedim.  Şimdiye kadar Selimpaşa gece pazarı’ndan birer tane satın alırdım her yaz, pek de takım olmuyor haliyle. bu sene internet sitelerinden alayım dedim. Nisan sonuna kadar 20 lira indirim mindirim de var, e havale indirimi de geçerli… kekâ. Öyle güzel ambalajlanmış geldi ki, şaştım. İlk defa hafif tüylü olanından da aldım, o da pek şık. Koridorlara ondan alacağım seneye. IMG_20160428_33182
  • Dünyada hem Oskar hem Emmy hem grammy hem de Tony ödüllerini alabilmiş 10 kişiden biri olan Whoopi Goldberg bizim gibi disleksi. 3 Mayıs’ta canlı yayında kendisine kattıklarını anlatacak. Disleksiklere sözcü olmasına bayıldım. İzlemek isterseniz rezervasyon: Buradan
  • İlk profesyonel sabuın kalıbım geldi.IMG_20160428_34571 Çok heyecanlıyım. Amazon’da ne kadar sabun kitabı varsa indirdim, katı şampuan tariflerini okuyorum. Bu hafta atolyede konu şampuan. bakalım…
  • Hadi bay

 

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, disleksi, ev işi, severim paylasirim

Enminnerji.. En minik enerji… Pil! Dünya Gününüz Kutlu Olsun..

Depremle yaşamayı öğrenmenin bir anlamı da her an hazırlıklı olmak. “Dünyanın 40.000 türlü hali var” deriz ya, işte her birini kurgulayıp planlayan biri olarak, herkesin kendi kaskı ve el feneri olmasını sağladım. Ara ara deprem simülasyonu yapıyoruz. tatbikat da olmuyor tam. Bunun Türkçesi neydi?

Yılda bir defa da, evdeki yangın söndürücü ve el fenerlerinin durumlarını kontrol ediyorum.

Bu gece The Earth Day/Dünya günü olması nedeniyle pil gecesiydi. Evdeki bil-umum pilli cihazların pilleri tazelendi, mevcut pillerin bulunduğu kutudaki bütün piller tarandı, yeterli miktar pili (akımı?? nesi o? voltu mu? fiziğim berbat) kalmamış piller geri dönüşüme ayrıldı. Elde kalanlar tekrar tertiplenip artı kutuplar yukarı gelecek şekilde istiflendi, AAA pil eksiği not alındı ve bu iş de hitama erdi :)

Bu işlerle ilgili 8 poz fotoğraf çektim. Cep telefonunun kamerasıyla. Bilgisayara attım. 25.4 MP büyüklüğünde.. Sonra sevgili programım PIXresizer ile tümünün boyutunu küçülttüm.

506 KB’a indi..

:)

Bir adet öncesi sonrası fotosu:

20160422_212813 20160422_212813

Gördüğünüz gibi bir tanesi akmış. lazer kılıcı olarak oğluma gitti el feneri. sıtar vars var bu aralar.

20160422_212012

(Bitik pil)

pil ölçen şey ta eskiden TCHİBO’dan alınma. kendisi de pilli :)) bunun göstergeli olanları var ki esas o başarılı. ondan da var ama bulamadım resim çekmek lazım. 20160422_212024

yarı dolu pil. her an yolda bırakır bu. 20160422_212422 20160422_212438

Şarjlı piller. olmadı gitti beceremedim şu şarj işini :(((
20160422_212638

Yepyeni pili takınca şavkıyan el fenerimin ışığında pil kutumuz

 

4 Yorum

Filed under aile, alışveriş işleri, çevre, ev işi, güvenli hayat, severim paylasirim

Sabunu çok seviyorum -@ipekagtolye nasıl çıktı?

Lush benim hayatıma güzel kokan sabunları, Zeynep ise saf sabunu soktu. Partick Rothfuss’un üçlemeyi bitirmesini beklerken okutuğu Sessiz Şeylerin Müziği (The Slow Regard of Silent Things) beni baştan çıkaran vuruşu yaptı sanırım.

Sabun imal etmeye başladım. Erit Dök denilen Gliserin bazından yapılan kolay süs sabunları ile başladım. ED sabunlar gerçekten basit. Eritiyorsun ve kalıba döküyorsun. 15 dakikada donuyor. Sen sağ ben selamet.

Sonra bunun renklendirilmesini, kokulandırılmasını, neden bazen yağlı yağlı durduğunu, üzerinin nemlendiğini ve bundan nasıl kaçınabileceğimi öğrendim. Renk renk şekil şekil yap dur. Eğlencenin doruğu!

Aile efradına, konu komşuya, nazımın geçtiği arkadaşlara dağıttım.. Bu arada sürekli malzeme satın aldım. ED bazlar bir yana, bir sürü kalıplar, modeller, renkler, kokular. Ambalaj materyalleri.

Saklama kaplarım, çırpıcılarım, kaşıklarım yavaaş yavaş bulaştı bu işe. Hepsini sabuna ayırdım. Meyhaneye gerek olan mescide haram diyerek mutfaktan kaçırdım :) En son mikrodalgaya el koydum. Google’da silikon kalıp olarak ne aramalar yaptım.. Taa Amerika’dan kalıp getirttiğim oldu. Hayatımın ilk Aliexpress alışverişini de bu vesile ile yaptım.

Yavaş yavaş boş odaya kendime atölye kurdum. Geç saatlere kadar sabun döküp, sabun söktüm. Ortasında kalp olan modelin fikri gece üçte geldi. Uykumdan kalkıp yaptım..

Ve işe yarar birşeyler yapmaya yeni başladım diyebilirim.

Sonra zeytinyağlı saf sabun imal etmeye başladım. Kimyasallardan uzak bir hayat yaşamaya çalışıyorum, NoPoo ile başladık, ev temizliği ürünlerimi üretmekle devam ettik ve buralara kadar geldik. Market sabunlarında sabun dışında herşey olduğunu gördükçe

100’er gram. Basit. En basit teknikle. Kostik kullanarak. Tartım için hassas tartı var zaten bir de eve aldım. Formüle uyarsan onun tutmaması imkansız zaten. Çok güzel saf sabunlar yapıyorum. Evde kendim kullanıyorum, arkadaşlara veriyorum. Çok güzel çok zevkli. Market sabununa dur demenin zevkini yaşıyorum. Gerçek sabun kullanıyorum!

Sabunlaşma aşaması 6 hafta sürdüğünden, ortalama her hafta bir lot kastil sabunu yani saf sabun yapıyorum. Rafine zeytinyağı, bazen palm/badem/hindistancevizi yağı kullanarak varyasyonlara gidiyorum. Çok keyif alıyorum. Dünyanın en güzel sabununu yapıyorum. Evde kullanıyorum, hediye ediyorum, zaman zaman paketleyip yolluyorum bile.

İnternetten bir şeyler öğrenebilmek çok güzel. Bir el sanatı/ev sanatı öğrenmek dünyanın her yerinden en uzman en yetenekli insanlara ulaşmak mümkün. Saatlerce video izledim. Kurs eve geliyor ve bu harika bir şey.

İnsanın kendi kendini yetiştirebilmesi çok güzel olduğu gibi, egosunu aşıp “kimselere göstermeyeyim bi tek ben bileyim” demeden, bilgisini paylaşması da harika bir şey. adamlar saatlerce video çekip, düzenleyip internete yüklüyorlar. Populer olmak için değil. Bilgiyi paylaşmak için.

Kimse bilmesin, püf noktasını vermeyeyim ki bir tek ben yapayım demiyor. Öğrenci de bilgisizce kendisini tehlikeye atmıyor. Yarım iş yok. Adam gibi yapmak istiyorsan eğitimini alabiliyorsun. Bunu çok kıskanıyorum çünkü üç kuruşluk poğaçasının tarifini vermeyen, (yapamasınlar diye, ne yaptıysak onunki kadar güzel olmuyor dedirtmek için) eksik malzeme ile tarif veren manyak kadınlar biliyorum.

Beri yandan, sormaya ar eden daha da aptal insanlar var. Bizim geleneksel “kervan yolda düzelir” atasözüne uyarak “YaAllah” deyip dalan, “ben ettim oldu” diyenler var. Açıp iki satır okumayan, biraz sorup sorgulamayan kendini geliştiremeyenlere iyice tilt oluyorum. Ne kadar yazık!

İnstagramda satış yapan insanlar sorular yöneltiyor ve cevap verdiğimde şaşırıyorlar. Normalde birbirlerini rakip görüyor, hemen engeli basıyorlarmış. Bunu anlamak mümkün değil.

Kısa sürede uzman oldum diyemem ama ben de bildiklerimi paylaşmaya başlıyorum. Belki birine bir hayrım dokunur. ;)

Pek yakında İpekagtolye Sabun Atolyesi yazıları ve videoları ile karşınızdayım.

İnstagramda bugünden sonra yeni sayfama beklerim.

 

5 Yorum

Filed under aile, araştırdım, çevre, çocuk, ev işi, instagram, internet, sabun, saglik, severim paylasirim

Neden besmele çekeriz?

 

Bir çocuk düşün. Daha çok ufak. Bir ihtıyacı olunca “Anne!” diye seslenir. Annesi onu korur, kollar, doyurur, ihtiyaçlarını karşılar. Onu en iyi bilen ve sesini en çabuk duyan annesidir.

Yardım istediği zaman “Anne!” der, annesi yardıma gelir, elinden tutar, ağır şeyi kaldırır, uf olan yeri öper, gıdıklar güldürür.

Kızdığı zaman, üzgünken, mutluyken, her an her zaman günde 24 saat “anne!” dersin ve anne her işi bırakır sana bakar, kaç yaşında olursan ol. Çünkü sen onun yavrususun.

Bazen, kendin yapmayı öğrenebilmen için, yardım etmez. “Kalk git kendin al” der, “nereye koyduysan ordadır” der.

Küfür de etsen, naz da yapsan, sözünü de dinlemesen.. anne de desen ana da desen, anniş de desen.. Anne annedir, annelik yapar.

 

İşte Allahla aramızdaki ilişki bunun daha güzeli. Ne olursa olsun, hangi işe kalkarsan kalk ilk evvel “Bismillah” dedin mi, (b’-ism-i Allah= Allah’ın adıyla) hop, yardım yanında.

Euzü besmele de olur, “ya Allah” da olur, esma-i hüsna’nın her biri de olur.

Bazen, yardım eder sen farketmezsin; bazen yardım etmez, sana bir ders vermek içindir, senin iyiliğin içindir, kızarsın anlamazsın.

O hiç vazgeçmez. Hiç küsmez.

besmele

Emin Barın üstadın çifte besmelelerinden biri.

4 Yorum

Filed under severim paylasirim

Kedilenmenin devamı: Pisipisi psikoljisi

Tek kedi zor kedi, iki kedi hoş kedi. Birinci kedimiz Müdür eve gireli ve bizi kedilendireli neredeyse bir yıl oldu.

Bir yılda hayatımızda, en azından benimkinde güzel gelişmeler oldu. Daha rahat, daha kolay bir insan oldum. Kediseverimdir, evde kedim olacağını hiç düşünmemişimdir. Sokakta severim beslerim filan da.. Ne bileyim. Evde olur mu derdim, ev kedi kokar derdim. dedim yani. biliyorlar dediklerim.

Kokmuyor aslında. İyi bir kedi kumu hayatınızı kolaylaştırıyor. Güzelce bakarsanız ve doğru mamayla beslerseniz, kedi güzel bir şey. Masrafı az. Günde 100 gram kuru mama yiyor. Nedir yani?

Ayrıca buradan yetkililere sesleniyorum. Kediler de SGK’mızdan yararlansın! İlerde bakan olursam bunu yaparım.

^.-.^      ^.-.^      ^.-.^       ^.-.^

Sorun var mı? Evet, kedi tüylü bir şey, her yere tüy bırakan bir şey. Müdür bir tekir ve ikinç kedimiz Mısır ise bir sarman. Ancak ne hikmetse bıraktıkları tüyler beyaz :))

Bunun çözümü de var,

a) rulo yapışkanlar. marketlerde ya da ikea’da var. bir tür ağda yapıyor üstünüze, kıllar tüyler gidiyor.

20151005_183931


b) bildiğin koli bandı. rulodan daha da yapışkan.. aynı mantık.

c) kadifemsi eldivenimsi..

20151005_183725

Temsili çünkü esas fotoyu bulamadım bu materyalin parmaksız, fırın eldiveni şeklini düşünün.

Bir de ekleme yapayım iki kedi birbirine benzemiyor. Müdür gayet uyumlu bir kediyken Mısır bir ara huysuzun teki oldu. Kumun içinde yatmaya başladı. Günde iki kere kedi yıkamaya başladık ki bezdirici bir şey. Kedi de pek işbirliği yapmıyor. Kedi yıkamanın en kolay yolu bir yastık kılıfına tepmek. Kafası dışarıda kalacak şekilde bildiğin kundaklayıp ılık suyla nemlendiriyorsun, köpürtüyorsun, kafasını da az ovalayıp bir daha ılık suyla köpüğünü akıtıyorsun. Hemen havluya sarıp kuruluyorsun.

E anam babam günde iki kere mis kokuyor kedi, sabah yine b.k içinde yatıyor. Delireceğim. Ara veterineri…”diş çıkarıyormuş. kuytu loş sıcak yer aranırmış.” zaten anneden erken ayrıldı abisinin memesini emiyor ara ara, bi de bu travması çıktı. Hadi yuva yaptık beyefendiye.

20151005_183802

Şaka gibi.. Nerdeyse anında girdi yattı. Bir daha da kuma yatmadı. Vay be… Bilimin gözünü seveyim.

^.-.^      ^.-.^      ^.-.^       ^.-.^

Başka nesinden bahsedeyim? Kum.

Kedinin bir numaralı malzemesi. Çeşitli alternatifleri okuduktan sonra Temizmama’nın iri taneli bentonit kumundan almaya karar verdik.

20151005_182012İsabet olmuş. Kediler memnun biz memnun. Her tuvalete girince nasıl sifonu çekersek, aynı şekil, kedi kumunu da kürekten geçiriyoruz, çıktıları çöpe iletiyoruz. koku olmuyor.

Beri yandan kum kutusu bir bela. İlk kutu klasik 15 santim filan yükseklikte bir kutuydu. Tamam yavru kedi, tırmanamaz filan diye iyi fikir de arkadaş eşiniyor. Fırt fırt dört bir yana kum fıskırıyor kumların kimi kullanılmış kimi temiz olabiliyor ama bunu ayırabilmenin bir yolu olmadığı gibi banyo çakıllı bir kumsala dönüşüyor. Hop az yüksek bir naylon çamaşır sepeti aldım.

Delikleri var. !

Hay 1000 kedi.

Dışına eski bir tişört sardım. Hani muhabbet kuşunun tülü olur ya! :D

Pek bir halta yaramadı :(

Çöp poşeti…

kaydı.

Ciyaklayacakken Koroplastın kedi kum poşetini buldum.. O ne güzel icat kız? poşeti ser, kumu ser.. unut. Haftasonu da kumu poşetiyle itele çöpe. Ehehe.

20151005_182006

Kedi poşeti artık yoka girdi. Niye bilmiyorum. iyiydi be koro… nettiniz olm ya..

ondan sonra yine bir milyoncu gezim sırasında daha da derin bir plastik sepet buldum. Kova gibi ama oval gibi. Fotograf ekleyebilirsem tam burada olacak ilerde.

İşte o gün bu gündür onu kullanıyoruz banyoda. Kediler bu kovanın duvarını aşırtamıyor.

Banyo için özel bir süpürge faraş takımı ayırdım, viledası da ayrı. Noolur noolmaz..

^.-.^      ^.-.^      ^.-.^       ^.-.^

Kedi temizliğinde bir diğer malzeme, tarak ve makas. Evet tırnaklarını kesecek ve sık sık da tarayacaksınız hayvanı. Ben bildiğiniz çıtçıt makaslardan bir adet edindim ve gayet güzel kesiyorum. Tırnağın ucunu, dikey keseceksiniz. Kökünden zaten kesilmez de, ortaya doğru siyah dikine bir çizgi var, o çizgiden aşağıda kalacak kesim. Orası damarmış. Vet öyle dedi.
image

image

image
Manikur keyfisi…

Tarak için gayetle sofistike çoook pahalı şeyler aldıktan ve kediyi delirttikten sonra mucizevi çözümün yine milyoncu ürünü kafa kaşağısı olduğunu buldum. (gözlerimi deviriyorum bunu yazarken.. olcak şey değil)

20151005_201807

Kediyi enine boyuna iki kere taradıktan sonra, elimi nemlendirip bir de üzerinden elle geçiyorum kılı tüyü çıkıyor. Sonra da yine o kadifemsi eldivenimsiyle ortamı temizliyorum. Pırıl!

image

image

image

image

^.-.^      ^.-.^      ^.-.^       ^.-.^

Bir ek: Kediler akıllı. Büyük olan en az 10 kelimeyi anlıyor. Küçük ise oyun istediği zaman buruşturup yuvarladığım kağıtları yakalayıp getiriyor. Bir köpek gibi… Çok ilginç.. Birbirlerini kolladıkları da oluyor dövdükleri de. Mutfak ve yemek masası kesin olarak yasak. Her denemede limon fıslattım. Hiç sevmezler. Öğrendiler.

Ev yemeğinden yemeleri yasak. Vermediğimiz için dilenmeyi öğrenmediler. Disipline geliyorlar.

Asla kucağa atlamak ve tırmanmak yasak.

Bir kedi kesinlikle ceza anlamaz. Anında bir tepki almazsa sonradan öğretemezsiniz. Burnunu yaptığına sürtüp kulağını çekemezsiniz. Yaptığı kırdığı ne olursa olsun canından değerli değil.

Kedi istemiyorsanız bir not: Amonyak kokusundan uzak dururlar. Kedi gelmesin istediğiniz bir yer varsa amonyak dökün. Ancak kediler haşere ve kemirgenlerin doğal düşmanıdır unutmayın. Kediler giderse onlar gelir.

Bir başka ek: Kedileri kısırlaştırın. Kedi güzel bir şey, bir tane alın. Hem Sünnettir. Ama asla Petshoplardan değil!  #satinalmasahiplen diyorum.

 

Soracağınız bir şey olursa mailim ipekag/gmail.

Bay

14 Yorum

Filed under Kedi, severim paylasirim

Başlar şimdi anneliğe – OyuncuAnneye sevgiler

Oyuncu Anne olarak bildiğimiz Şermin Çarkacı (ÇAKRA değil Çarka, düzgün oku) birbirinden güzel fikirleri, olumluluğu, inci gibi dişleri ile sosyal medyada yepyeni ve bu sefer iyi bir fenomen.

Çocuk da yapmış kariyer de, evli mutlu çocukluluğu böyle bir eltisizlik, görümcesizlik kıvamına taşımış sanki. depdeğişik bir insan. Bayağı bildiğin insan vasfı o kadar bariz ki kendine bir çekidüzen veriyorsun okurken, içine ferahlık mutluluk doğuyor.

Üretken de bir insan. Çok güzel iki kitap yazdı annelik üzerine. Çocuklarıyla beraber anlattıkları masallardan birini de çocuk kitabı  olarak yayınladı. Yayınevi olarak Elma yayınevini seçmiş olması bile artı. Okura saygısı, fikirlerine ilgisi olan, Şerif İzgören’le “yok artık” denilen ama olması gereken bir şeyler başarmış bir yayınevi. Araştırın işim var.

Şu kadarını söyleyeyim, çocuk kitabı olan “Çok Hayal Kuran Çocuk” hakkında daha doğrusu kullanılan fontlar hakkında bir eleştiri yönelttim. [Malum oğlum dislektik ve “elinde alet olarak bir tek çekiç olan adam herşeyi çivi görür” derler, ben de o açıdan bakıyorum çocuk kitaplarına] ve editörden gelen yanıt şu…

RE: Çok hayal kuran çocuk kitabınız

 1/22/16
Merhaba İpek Hanım,

 

Öncelikle düşüncelerinizi bize ulaştırdığınız için teşekkürlerimizi sunuyoruz.

 

Söz konusu kitabımız okul öncesi yaş grubu özelliklerini taşımakta olup bu yaş grubu için tasarlanmıştır. Hitap edilen yaş grubunun gereği olarak ebeveyn okumasına ihtiyaç duyulan bir çalışma olduğu için çizimler ön planda tutulmuş, çizimlerin önüne geçmeyecek sadelikte bir font seçilmiştir. Bununla birlikte, ilköğretim çağına yönelik çalışmalarımızda tırnaksız fontlara sıklıkla yer veriyoruz. Örneğin, dün öğrendik ki “Portakallı Kurabiye Sokağı” isimli kitabımız, daha önce hiçbir kitabı sonlandıramayan disleksik bir miniğimiz tarafından okunmuş ve çok sevilmiş. Bu şahane bir olay. Gereken hassasiyeti göstermeye devam edeceğimizi, bu konuyu aklımızın köşesinde daha geniş bir koltuğa oturtacağımızı tüm samimiyetimizle belirtmek isteriz. Paylaşımınız için tekrar teşekkür ediyoruz.

 

Kolaylıklar.

 Gel de sevme..

Şimdi o kitapla beraber ilk okuduğum “Başlarım şimdi anneliğe” kitabımı da açık arttırmaya bağışladığım için, kitaba dair iki üç notum var onu da şurada paylaşmak istedim..

1- Kitapta fotoğraflara yer verilmeli. Örneğin “uyku için alet edevat” bölümünde gerçekten de bazı fotoğraflara ihtiyaç var. Hiç bilmeyen anne adayı olsaydım okuduklarımın resmini görmek isterdim.

2- kişisel önerim: çocukları sallamayın. sallamadan uyumaya alıştırın. uyku rutinini erkenden, ilk aylardan kurun ve sürdürün.

3- yine uyku bölümüne itirazım: sessiz ortama da alıştırmayın. kapı da çalar telefon da çalar. normal ev sesi içinde çocuklar gayet güzel uyuyabilirler. Kendi hayatınızı kısıtlayıp gerginleştirmeyin, parmak ucunda yürümeyin kendi evinizde. kızım davul zurna çalınırken mışıl mışıl uyudu arkadaşım.

4- hastane seçimi: eve en yakın hastane en iyi hastanedir. keza eve en yakın okul da en iyi okuldur.

5- ilaç içirme bölümünü komple atınız. o iş öyle olmaz. tadı gerçekten fena olan bir adet antibiyotik dışında bütün şurupları telaşe yapmadan, gaaayet cool bir şekilde muhallebi yedirir gibi içirmelisiniz. siz panikler “ay içti ay tükürdü, ay yuttu vay yutmadı” diye zıngırdarsanız çocuk da “lan telaşa mahal var demek” diye azar. En iyi tiyatrocu kimse o geçsin şişenin başına, tek hamlede ve soğukkanlılıkla normal normal içirsin şurubu ve öyle devam edin. Profesyonel görüşüm:

a) şuruplarınızı buzdolabında tutun. Serinken tadı pek hissedilmez.

b) Aç karnına verin şurubu, kusarsa zaten hasta hasta yedirdiklerinizi de çıkarmasın yazık günah.

c) tadı kötü olandan iyiye doğru verin son verdiğiniz en tatlı olanı olsun. genellikle ağrı kesici ya da vitamin olabilir. bir parça pekmez bile olur son kaşık. böylece neye uğradğını şaşırsın.

6- doğal gıda kısmına hiç girmeyelim. eline ne verirsen onunla devam ediyor. Öyle “ilerde nasıl olsa kontrol edemeyeiz” yok. evde kola içmeyiz içirmeyiz. 12 yaşında kızımız ve kendi başına kaldığında da arkadaşları ne kadar içerse içsin kola tercih etmez. Ayran içer, su içer, pek pek ice tea içer.

7- Kitabın altın cümlesi sayfa 102’de yatıyor. aslansın oyuncu anne.

8- Deterjanları gizlemek yetmez. Aklı erer ermez, ambalaj etiketlerini belletmelisiniz. Kimyasal ürünlerin üzerinde uyarı işaretleri gayet barizdir ve okumak gerekmez. Dev bir X işareti, Alev sembolü vb uyarılara her seferinde dikkatini çekin. Deodorant ve şampuanlarda bile işaretler vardır ama biz körleştik göre göre. gösterin ve belletin. tabii ki el altından kaldırın kolay ulaşılabilir kaza unsuru yaratmayın kendi elinizle de.. yine de sizin evde olmaz başkasında görür. cahillik başa bela. öğretin korusun kendini.

onun dışında yeni annelere ve anne adaylarına eski bir yazıyla selam ederim. Bebek Çeyizi

İkinci kitabı da okurum yakında :)) iyi ki varsın oyuncu anne! Allah seni ve eşini çocuklarının başından eksik etmesin. Eline koluna derman versin yazmaya devam et.

Yorum bırakın

Filed under aile, çocuk, kültür, kitaplar, severim paylasirim