Category Archives: instagram

Ne mene fenomen? Aynen menemen..

Sosyal Medya Fenomenlerinin Etkisi Abartılıyor mu?

yazının orijinali bu sitede. paylaş butonunu çalıştıramadım.

İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi Güventürk Görgülü ve Pazarlama 3.0 editörü Turan Farajova, yürüttükleri “Sosyal Medya Fenomenleri Takipçilerinin Satın Alma Tercihlerini Etkiliyor Mu?” başlıklı araştırma sonuçlarını açıkladı. Araştırma sonuçları, Influencer Marketing yönteminin, ancak etkili seçme ve ölçme araçlarıyla, markalara belirli ölçülerde fayda sağlayabileceğini gösteriyor. 
Ankete katılanların yüzde 70’ten fazlası marka tercihlerinde fenomenlerin rolü olmadığını düşünüyor. Her 100 kullanıcıdan 80’i de son bir yıl içinde fenomenler aracılığıyla tanıtılan herhangi bir markayı satın almadığını ifade ediyor. Aynı konuda kadın erkek ayrımına bakıldığında, kadınların marka tercihi ve satın alma konusunda, izledikleri fenomenlerden daha yüksek oranda etkilendikleri görülüyor. Kadınların yüzde 42’si marka tercihinde izlediği fenomenlerden etkilendiğini söylerken, erkeklerde bu oran yüzde 20’nin altına düşüyor. Kadınların yüzde 30’u son bir yıl içinde fenomenler aracılığıyla tanıtılan bir ürün veya hizmeti satın alırken, erkeklerde bu oran yüzde 10’lara kadar geriliyor.

Fenomen takipçilerinin önemli bir bölümü bu hesapları kişisel paylaşımlar için izliyor ve sponsorlu paylaşımları dikkate almıyor“Fenomen” olarak tanımlanan kişilerin, takipçilerinin ancak küçük bir bölümü için “influencer” olabildiğini gösteriyor.

 

Özetle.. fenomen menomen değilsiniz, influencer hiç değilsiniz, Yalova kaymakamı bile değilsiniz.. zamanınızı ve çoluk çocuğunuzu medyaya feda etmeyin artık..

Yorum bırakın

Filed under facebook, instagram, internet, sosyal medya

Bacon sayısı

Şöyle bir teori var. Film sektöründe hangi ülkeden her kim olursa olsun bir kişinin ABD’li ünlü aktör Kevin Bacon‘a sadece 6 kişi uzaklıkta olması. Rahmetli Ayhan Işık mesela..

Ayhan Işık(1), Faik Coşkun adlı kişiyle birlikte Krallar ölmez filminde oynadı. Faik Coşkun (2).

Faik Coşun, Topkapı isimli filmde Maximilian Shell ile oynadı Maxi abi (3).

Ki Maxi abi bizzat Kevin Bacon ile Telling Lies in America filminde oynadı bu da 4.

Size ömür Vatan Şaşmaz mesela.. Suleyman Kabaali ile “Seninki Kac Para” filminde oynamış. bu 1

Süleyman bey “Ay Lav Yu Tuu” diye bir filmdeymiş ve Steve Guttenberg de o filmdeymiş bu da iki.

Ki Steve de Kevin’le Diner filminde beraber oynamış bu da üç. Sardıysa kendiniz de buradan oynayabilirsiniz.

*-*-*-

Sözün özü, dünya küçük. Evvelsi gün Instagramda fink atarkene, bir arkadaşımın imkanı yok tanımaz diyebileceğim başka bir arkadaşımla gayet samimi olduğunu gördüm.

Gecen yıl Instagramdan bir ürün aldım, kargoyu getiren kişi, göndericinin liseden arkadaşı çıktı. Kayseri’de liseye gitmişler beraber, kargocu Istanbul’da kargo işinde, arkadaşı Antalya’da yiyecek satışına girmiş. Benim kargomda buluştular.

Sinemaya gitmek isteyen kuzenim Trabzon’dan aradı, bir telefon operatorunun kod promosyonu varmış, bilmemne numarasına mesaj atınca bi bilet alana bir bilet de bedavaymış. bende o operatorun hattı yoktu, whatsapp grubuna yazdım, İzmir’de bir arkadaşta varmış, kodu paylaştı, Trabzonda bir bilet kazandık.

Daha neler neler.

Internet çok korkunç bir yer, öyle masum sinsirella stalklardan bahsetmiyorum. Hakkınızda yazıp fotoğrafladığınız her şey ele geçirilebilir durumda. Hatta ölseniz cenazenize bile saygı filan yok, elden ele dilden dile geziyorsunuz. Lafı uzatmadan sizi dünyanın en süper medyumuyla baş başa bırakayım.

 

1 Yorum

Filed under filmler, instagram, internet, sosyal medya

Baston Kilit Prensibi

Ben gençken babamın arabasında direksiyon kilidi vardı. Baston kilit de derler, şöyle bir şeydir :

bastons

takılınca da şöyle bir şeydir..

baston

Park eder sonra da şemsiye sapı gibi olan kancayı frene takarsın. Direksiyona da U gibi olan kısmı takar ikisini kilitler, anahtarı çekersin.

Bu bir hırsızın senin arabanı çalmasına KESİNLİKLE engel değildir. Biraz daha uğraşır sadece. Ama elbette açar ve çalar arabayı. İş ne kadar uzarsa da yakalanma riski artar. Bunu takmanın ve kıpkırmızı tepesinin anlamı; hırsıza “uğraştırıcı=bir sonrakine geçeyim” fikrini vermektir. Top sizden atlar, nerde patlarsa patlar.

Bütün profesyonel suçlular gözlemcidir. Avını inceler, kolay lokma ararlar.

Buradan sonrasını yazmayacağım, arif olan anlar.

Selamlar.

 

 

1 Yorum

Filed under aile, çocuk, güvenli hayat, instagram, internet

Anlayana…

#Kinsan’ların sloganı. Herhangi deriiin(!) manalı bir fotoğrafın altına iliştirilen depderiiin bir kelime.

Çog anlamlı. Çünkü derin. E çünkü öyle herkeş anlayabilemez. Ama ben anladım. tabiyki o benim ileri anlayışlılığım. ama sen anlayabilir misiniz bilmiyorum belli değil o. seviye yok sende. bende var. ben anladım. bir defada.  şıp diye anlarım hatta. 

“anlayana” yazayım da okuyanlar hayran olsun. vay anam babam, nassıl da anlamış niyçin ben anlayamıyorum. been anlayabilsem beynim yanar demek ki.. desinler. yanar tabi. beyin bu. benimki süper. anlıyorum ben. anladım hatta. öküz yok karşında. yok ama, işte, anlayana..

———————————————————-

çok değerli bir arkadaşımdan öğrendiğim atasözü: “akla nazar ermezmiş, herkes kendininkini beğendiğinden” (@hopelovefun)

Yorum bırakın

Filed under instagram, internet, saçmasapanlıklar

Bloggercikler

İnternette 1997’den beri varım, bebekliğini bilirim yani. Çevirmeli ağ, modem sesi, mirc, asl, icq, yahoo gruplar, aklınıza ne gelirse hepsini yaşadım.

Ülkenin ilk bloggerlerinden biriyim, samimi söylüyorum internete erişim bu kadar yaygın değilken daha bir bilinçli kesim online idi.

Şimdi her telefon sahibi bir yandan fotoğraf sanatçısı bir yandan da mikro blogger (bilogger) olduğundan benim içim şişiyor.

Kadınların eğitim ve iş hayatına atılmaları lazım. Bu atılganlık olan atılmak değil atmak kökünden at-ılmak. Birileri itip bu kadınları işe filan atsın. Bu kadar boş vakitte ve bu kadar internete erişim kolaylığında “ulan bilgi çağındayız, dünyanın her yerinden her şeyi görüp öğrenme fırsatı açıldı önüme  iki lokma bir şey alayım” değil “oha herkes bana baksın, onu da koyayım bunu da göstereyim, veri kirliliği yaratayım, saçmasapan şeyleri paylaşayım, bana ilgi gösterin hüop” kafasında yaşamaya başladılar.

İnterneti bir aile fotoğrafı albümü olarak kullanmaları bence çok da dert değil. Kendi sayfasıdır, duvarıdır. Sümüklü sıradan çocuğunu; değersiz, çin malı, birbirinden ucuz, her milyoncuda satılan fincanını tabağını sergiler; duvarında bir tek tablo, sehpa üzerinde bir tek kitap dergi olamayan vasat evinin fotoğraflarını yayınlar da yayınlar. Oraya kadar tamam.

O kadarla da kalmayıp gayet mühim olduğunu düşündükleri lüzumsuz fikirlerini saçmaya da çok teşneler. İşte orada büyük bir terslik var. SANA NE? cevabını alınca “ama ben fikrimi söyledim, saygı duyacaksın” diyorlar. FİKRİNİ SORAN KİM?

Sen kimsin? Yetkin, bilgin, diploman nedir? Sıfır bir insan, eline internet geçince alim oluyor başımıza. Ağzının payını alınca da zırlıyor.

Bunların en nefisi, instagramdaki sabun sayfama özelden yazan “biloggerler”. Hamfendi sağdan soldan arakladığı fotoğraflarla kozmitik biloggeri, yaşam goçu, piskolog, kanaat önderi oluyor. Bir şekilde takipçi kazanıp/satın alıp sonra da postu serip çalışmadan geçinmeye başlıyor.

Yüzde kırkı kopyala yapıştır bir mesajla başlıyor iletişime. “Zottirik’le yaza merhaba blogger toplantıma ürün sponsoru olmanızı rica ederim” tarzı bir mesaj. Manası  şu: Bana bedava sabun gönder, gelen beleşçilere ne kadar çok mal sağlayabilirsem o kadar büyük bilogger oluyorum, üstelik bu “etkinliği” yayınladıkça takipçiler bütün bu avanta ürünlere konmama ağızları sulanarak bakacaklar, sen reklam zannedeceksin ama aslında benim havam olacak.Oh ne iyi ne popi”

Salak yerine konmak. Hiç sevmem.

Belli bir kaç firma pr olsun diye bir bütçe ayırmış birşeyler yolluyor. Onlar yolladıkça çingene-bilogger dilenmesi katlanarak artıyor, “bana da yollaaa” diye firmanın kapısını aşındırıyorlar, adamlar bıkıp yollamayınca “takipçilerime bildireceğim sizi kötüleyeceğim, batıracağım sizi” şeklinde ucuz tehditlere gidiyorlar.

Gelen ürünler ne oluyor?

Bu etkinliğe doluşan on tane adı sanı belli olmayan bilogger çanta dolusu malı eve taşıyor, kafasına göre üç beş tanesini ve etkinlikte ne giyip ne makyaj yaptığını yayınlayıp “Sevgili Zottirik beni de çağırmış. Bunu da filan firma sponsordu o verdi bize, zaten çok severim, iyi ki var, oğluma adını koysam yeridir, şahane bir ürün Allahım bundan önce ne boktan şeyler kullanmışım nihayet ben de bu ürünün kullanıcıları arasındayım herkese tavsiye ederim” yazıp bir sonraki etkinlik için sıra beklerken elindeki bu ıvır zıvırı ya atıyor ya da yedek bir hesaptan satışa koyuyor.

Diğer bir yüzde kırk, takipçi sayısına güvenip rastgele bir hashtagı takip ederek herkese “Ürünlerinizi deneyimleyip sizi takipçilerime tanıtmak istiyorum, bana ürün yolla” şeklinde mesajlar atıyor. Bu ürünün ne olduğunu bile bilmiyor, ne takip etmiş ne bir beğeni yapmış. Hızlı hızlı mesaj çekip isabet ettirmeye çalışıyor. Yanılıp bir şey, örneğin şampuan gönderen olursa “ay super, bundan sonra başka şampuan kullanamam” tarzı bir metinle fotoğraf yayınlıyor, işin güzel tarafı en az 5 başka şampuanı da böyle övdüğü resimler biraz aşağılarda.

Deneyimlemek istiyorsa bir zahmet satın almasi gerektiğini, isterse indirim yapabileceğimi ama asla bedava yollamayacağımı söylediğimde “eee ama niyeee, öbür enayiler yolladı ama” şokuna giriyorlar.

Kalan yüzde yirminin yarısı saygın, araştırmacı, hangi arabaya binerse onun türküsünü söylemeyen, firmalara “gebe kalmayan” kişiler. İşte onlara bayılıyorum. İlgiyle izliyorum.

Diğer yarısı etkinlik akbabası. Her yere çağırılıyor, her yere gidiyor. Elinde sarıya boyalı saç/ metreslik/ağzı burnu güzelce bir çocuk ya da hepsi var. Peşindeki sürü ile takipçi sayesinde zehirli bir kibir gazıyla şişmiş balon bunlar ki, evlerden ırak.

 

 

7 Yorum

Filed under insan olmak, instagram, internet, kültür, kozmetik, saçmasapanlıklar, sosyal medya

Sosyal Medya Kuralları ve TCK Madde 125

Sosyal medyanın birinci kuralı gereği yetişkin bir insan kendi hesabından kendisi hakkında istediği paylaşımı ya da yorumu yapabilir. Bir başkası hakkında yazıp çizdiği şeyden de %100 mesüldür. “Ben öyle demedim, yanlış anlaşıldı” gibi kıvırtmalar geçersizdir.

Sosyal medyanın ikinci kuralı: Kendi sayfanda başkasına saydıramazsın, başkasının sayfasında o kişiye ya da üçüncü bir şahsa hakaret edemezsin. Hakaretin basit tanımı: sadece küfür değil, kendi öz annenin yüzüne söyleyemeyeceğin her türlü laf ve emojidir; hakaretin “ama benim fikrim bu, saygı duyacaksın” gibi bir kaçarı yoktur.

Sosyal medyanın ücüncü kuralı: Beğenmediysen, sana göre ayıp/günah/edebe örfe aykırı/terbiyesiz/ahlaksız ya da iğrenç ise, yapılacak iki şey var.

1- engelle. bir daha görmezsin.

2-şikayet et. haklıysan yetkililer gereğini yapar.

yapılmayacak tek şey var: ağız dalaşına girmek. sana ne kardeş? üzerine vazife mi? değil. Erişkin insanların neyi nerede ne kadar paylaşacakları kendi sorumluluğudur, internetin muhtarı değilsin, KARIŞMAYACAKSIN! “bence” diye başlayan her cümle görecelidir.

 

Size sosyal medya hukukunu güzelce özetleyen şu sayfayı okumayı öneriyorum:

İnternet aracılığıyla işlenen suçlarda sıkça sorulan sorular ve cevapları

 

Yorum bırakın

Filed under instagram, internet, sosyal medya

K-insan

Küçük insanlara kinsan diyorum, bu adı koymamda mühim bir etken küdam fikridir ki Can Barslan’a teşekkür etmek lazım. Benim kinsanlarım ebat olarak değil fikir olarak küçükler o yüzden sadece bakarak ayırt edilemiyorlar. Bir süre konuşmaları ile insan ve kinsan birbirinden hemen ayrılıveriyor.

Bu yazı istediğim kadar hafif olacak mi şu an bilemiyorum.

Hayal edin: Bir masanın önünde oturmaktasınız. Onunuzde bir kutu var. bir karışlık bir şey. Ayakkabı kutusu kadar diyelim.

Ne var içinde?

Sizce?

Ne renk, dokusu nasıl? Elinizi kutuya soksanız sıcak mıdır soğuk mu?

 

Kutuda MUZ var bir tane.

Dünyanın her yerinde tanınan bir meyve. Adını her dilde farklı söyleseler de kime göstersen muzun muz olduğunu bilir.

Bu bir GERÇEKtir. Önemlidir.

Muz sevmem, illa sarı olacaksa limon olsaydı, muzu buzdolabına koyarsan uzun dayanır, hayır oda sıcaklığında durmalıdır, muzu alttan açmak lazım, hayır efendim sap kısmından soyulur, benekli muz lezzetlidir, iri muz daha faydalıdır, muz çok lezzetlidir, üzüm dururken muz yenmez….

Bunlar FİKİRdir. Başına “bence” kelimesi gelebiliyorsa görecelidir, izafidir, her yerde aynı değildir. O zaman önemi yoktur. Geçersizdir.

Fikirlerinizle gerçeklerinizi oturup bir sayın. Kafa adlı kutuda sadece gerçekler olsun.

Bir örnek: Ben çayı şekersiz içerim. Eee noolmuş? İç. Bunu konuşmayız. Bize bir faydası yok bu bilginin. Kutudan dışarı.

Sosyal medyada bunu belirtmek balkona çıkıp bağırmak gibi. Bize ne? Kendi balkonuna çık bağır mahzuru yok.

Bunu BAŞKASINA yorum olarak yazıp “fikirlerime saygı duyacaksınız, düşünce özgürlüğü var” diyemezsiniz.

O fikir senin fikrin, otur kendi sayfana yaz, çiz, fotoğrafını çek isteyen baksın. (bakınız ben). Budur düşünce özgürlüğü. Gelip benim sayfama öyle yorum yazamazsın. O benim özgürlüğüme müdahaledir, özgürlük alanımı çiğnetmem.

 

 

 

 

Yorum bırakın

Filed under insan olmak, instagram, internet, kültür, severim paylasirim, sosyal medya

İnstagram Biyonikkedi’ye “pist” dedi

Bizim bi arkadaş ekolü..

Biyonikkedi diye bir hesap var. Deli bozuk, önüne gelene #pismikroplar diyerek içimi soğutan şeker bi kadın. İki kızı bi evi bi kocası, köyde bir takım akrabaları var. Çok romantik bir ana baba.. Almanyada bir bacı.

Hayatını az çok beraber yaşıyoruz. Günlük paylaşımları kaliteli mizah iceriyor. Bazen “hayırlı cumalar” modunda #cubbelibiyo oluyor bazen instagrama kartpostal sahteliğinde ev fotoğrafları koyan ahmak #pembikgeberikgelinler’e ayar veriyor.

Du.

Kızı kapadılar.

Bi iki uyarı aldı evvela. Çok kişi etiketliyor ona buna cevap yetiştiriyor diye.. onbinlerce takipçin varsa o laf yetişecek arkadaş ne var bunda?

Sonra da kesip attı instagram.

Ya hesabı geri alacak, ya çakma hesapla devam edecek ya da yeni hesap açacak.

Ama olan, onca resim altı yazıya olacak. Gitti dönmez, uçtu konmaz…

Yel üfürdü, sel götürdü..

*-*-*-*-

Lanaman, bizim de az çok resmimiz neyimiz var instagramda.. Babasının oğlu değilim ki siler atar bi gün kafası kızar…

Yiter giderse yazık olur. Biri bir yedekleme (back-up) uygulaması yapmıştır belki dedim.

İki üç çeşit uygulama var.

Bir kısmı telefon için bir kısmı internet üzerinden çalışıyor. İlkin üye oluyorsunuz ve sonra instagramda yayınladıklarınızı dosyalayıp size geri sunuyor.

İnstagramın kendi ayarlarında “asıl fotoğrafları kaydet” ayarı var zaten. Resim zaten telefonumda, bir de instagram klasörüne tekrar kaydediliyor telefon şişiyor.

neyse artık.

bu işlem için kullanılabilecek:

İnstaport var mesela. İster tümünü ister seçtiğini zipleyip indiriyor.

Şu an garip garip şeyler indirip siliyorum hiç birini beğenmedim.

Oraya buraya fotograflarıma ve kimbilir daha nelerime erişim izni vermek istemiyorum.

zaten hiç biri de metinleri, etiketleri ya da yorumları kaydedemiyor.

Ekran görüntüsü mü alsak netsek?

20160505_115556[1] 20160505_115615[1] Screenshot_2016-05-05-12-21-36[1] 20160505_115632[1] 20160505_115638[1]

 

 

büdüt: bişey buldum.

<blockquote class=”instagram-media” data-instgrm-captioned data-instgrm-version=”6″ style=” background:#FFF; border:0; border-radius:3px; box-shadow:0 0 1px 0 rgba(0,0,0,0.5),0 1px 10px 0 rgba(0,0,0,0.15); margin: 1px; max-width:658px; padding:0; width:99.375%; width:-webkit-calc(100% – 2px); width:calc(100% – 2px);”>

<p style=” margin:8px 0 0 0; padding:0 4px;”> <a href=”https://www.instagram.com/p/BFBE9H7o4g1/&#8221; style=” color:#000; font-family:Arial,sans-serif; font-size:14px; font-style:normal; font-weight:normal; line-height:17px; text-decoration:none; word-wrap:break-word;” target=”_blank”>Muhterem zevat. Mutlu hıdırellezler. 😍😍😍 #hidirellez #gulgunu #cincodemayo</a></p> <p style=” color:#c9c8cd; font-family:Arial,sans-serif; font-size:14px; line-height:17px; margin-bottom:0; margin-top:8px; overflow:hidden; padding:8px 0 7px; text-align:center; text-overflow:ellipsis; white-space:nowrap;”>IpekAG uretimi Ev Sabunu ❤ (@ipeksabun) tarafından paylaşılan bir fotoğraf (<time style=” font-family:Arial,sans-serif; font-size:14px; line-height:17px;” datetime=”2016-05-05T07:15:45+00:00″>5 May 2016, 00:15 PDT</time>)</p></div></blockquote>
//platform.instagram.com/en_US/embeds.js

webden instagrama girince her bir fotoğrafın ayarlarında “sitene göm” var. bunu gömdüm bakalım iyice gömülmüş mü, hortlayacak mı?

Yorum bırakın

Filed under araştırdım, instagram, internet

Ipekag Sabun Instagram

Cok karisigim sozluk. Ay aman blog.
Kafamda deli sorular olma hali.
Kirkimdan sonra asik oldum. Hep “yapmak istedigim isi” yapmak isterdim. Hic sevmedigim bir isi yapiyorum. Yapmak istedigim isi ancak buldum. Sabun. Sabun yapmayi seviyorum. Cok seviyorum. Hayatimin kalanini sabun yapip satarak gecirmek istiyorum.
Henuz ne bir logom, ne fontum, kurumsal renklerim, ne bir internet sitem.. aa dur adim bile yok.
Hersey havada.. fakat öğrendiğim bir şey var : “getting ready to get ready” insana ket vurur. O yüzden “istimi arkadan gelsin” diyorum. Ben hazırım.
Ben yapiyorum. Satiyorum. Süreç instagtamda belgesel gibi ilerliyor.
Bugün nisanin başı. Dogumgunume az kaldı. Bu yil ben de sabunlarimla doguyorum.

image

Bu uğurda fedakarliklar yapiyor, aletler edevatlar, fikirler aliyorum. Arastirmalar denemeler yapiyorum.
Ambalajdan etikete calisiyorum, uretiyorum. Blenderin dugmesine basinca, yagin icinden yukselen sabunu görünce heyecan duyuyorum.
Her kullandigimda mutlu oluyorum. Sabun konusup sabun anlatmaktan bikmiyorum.
Sabunun kitabini bile yaziyorum!
1990’dan beri butce idare eden, ticaret yapan biri olarak benim iyi oldugum konular var. Ugrasip bellemem gerekmiyor işletmeyi. Ama… cabalayan arkadaslari görüyorum instagramda. Onerim su:

Bir girisimciye destek olun. Cevrenizde birseyler üretip utana sıkıla satmaya çalışan kisinin bir ay da olsa takipcisi olun, size lazim olmasa bile; ilk ürünlerinden satın alın. Öven yorumlar yazın. Bizim icin dünyalara bedel o her bir beğeni, her bir ❤. 

Kiran kirana pazarlik etmeyin. O bir lira indirim sizin kârınız degil, bizim zararimiz oluyor. Kimsenin verdigi fiyat yüksek değil. Aldigini ürüne cevirip fiyat koyan sanatkâr/zanaatkâr ile pazarlik ayıptır. Paran yoksa almazsın. Hele dh ölücüsü hiç olmayın.

O ilk satis cok onemli. Neden esnaflar siftah parasini cerceveler asar bilmezsiniz. Biraz duyulunca isler rayına oturur, duzenli müşteriler olur, o kadın harçlığını çıkarmaya baslar ve inanin insanin içi ısınır. Ama iste o ilk gunler bekledigi, umdugu destek gelmeyince solgunlasiyor hesaplar.

Bir ureticiye el verin. Destek sizden gayret bizden. Hem hayatta hem Instagramda kadin girisimcilere bol sans:  ✔

1 Yorum

Filed under alışveriş işleri, el işi, ev işi, instagram, sabun

Sabunu çok seviyorum -@ipekagtolye nasıl çıktı?

Lush benim hayatıma güzel kokan sabunları, Zeynep ise saf sabunu soktu. Partick Rothfuss’un üçlemeyi bitirmesini beklerken okutuğu Sessiz Şeylerin Müziği (The Slow Regard of Silent Things) beni baştan çıkaran vuruşu yaptı sanırım.

Sabun imal etmeye başladım. Erit Dök denilen Gliserin bazından yapılan kolay süs sabunları ile başladım. ED sabunlar gerçekten basit. Eritiyorsun ve kalıba döküyorsun. 15 dakikada donuyor. Sen sağ ben selamet.

Sonra bunun renklendirilmesini, kokulandırılmasını, neden bazen yağlı yağlı durduğunu, üzerinin nemlendiğini ve bundan nasıl kaçınabileceğimi öğrendim. Renk renk şekil şekil yap dur. Eğlencenin doruğu!

Aile efradına, konu komşuya, nazımın geçtiği arkadaşlara dağıttım.. Bu arada sürekli malzeme satın aldım. ED bazlar bir yana, bir sürü kalıplar, modeller, renkler, kokular. Ambalaj materyalleri.

Saklama kaplarım, çırpıcılarım, kaşıklarım yavaaş yavaş bulaştı bu işe. Hepsini sabuna ayırdım. Meyhaneye gerek olan mescide haram diyerek mutfaktan kaçırdım :) En son mikrodalgaya el koydum. Google’da silikon kalıp olarak ne aramalar yaptım.. Taa Amerika’dan kalıp getirttiğim oldu. Hayatımın ilk Aliexpress alışverişini de bu vesile ile yaptım.

Yavaş yavaş boş odaya kendime atölye kurdum. Geç saatlere kadar sabun döküp, sabun söktüm. Ortasında kalp olan modelin fikri gece üçte geldi. Uykumdan kalkıp yaptım..

Ve işe yarar birşeyler yapmaya yeni başladım diyebilirim.

Sonra zeytinyağlı saf sabun imal etmeye başladım. Kimyasallardan uzak bir hayat yaşamaya çalışıyorum, NoPoo ile başladık, ev temizliği ürünlerimi üretmekle devam ettik ve buralara kadar geldik. Market sabunlarında sabun dışında herşey olduğunu gördükçe

100’er gram. Basit. En basit teknikle. Kostik kullanarak. Tartım için hassas tartı var zaten bir de eve aldım. Formüle uyarsan onun tutmaması imkansız zaten. Çok güzel saf sabunlar yapıyorum. Evde kendim kullanıyorum, arkadaşlara veriyorum. Çok güzel çok zevkli. Market sabununa dur demenin zevkini yaşıyorum. Gerçek sabun kullanıyorum!

Sabunlaşma aşaması 6 hafta sürdüğünden, ortalama her hafta bir lot kastil sabunu yani saf sabun yapıyorum. Rafine zeytinyağı, bazen palm/badem/hindistancevizi yağı kullanarak varyasyonlara gidiyorum. Çok keyif alıyorum. Dünyanın en güzel sabununu yapıyorum. Evde kullanıyorum, hediye ediyorum, zaman zaman paketleyip yolluyorum bile.

İnternetten bir şeyler öğrenebilmek çok güzel. Bir el sanatı/ev sanatı öğrenmek dünyanın her yerinden en uzman en yetenekli insanlara ulaşmak mümkün. Saatlerce video izledim. Kurs eve geliyor ve bu harika bir şey.

İnsanın kendi kendini yetiştirebilmesi çok güzel olduğu gibi, egosunu aşıp “kimselere göstermeyeyim bi tek ben bileyim” demeden, bilgisini paylaşması da harika bir şey. adamlar saatlerce video çekip, düzenleyip internete yüklüyorlar. Populer olmak için değil. Bilgiyi paylaşmak için.

Kimse bilmesin, püf noktasını vermeyeyim ki bir tek ben yapayım demiyor. Öğrenci de bilgisizce kendisini tehlikeye atmıyor. Yarım iş yok. Adam gibi yapmak istiyorsan eğitimini alabiliyorsun. Bunu çok kıskanıyorum çünkü üç kuruşluk poğaçasının tarifini vermeyen, (yapamasınlar diye, ne yaptıysak onunki kadar güzel olmuyor dedirtmek için) eksik malzeme ile tarif veren manyak kadınlar biliyorum.

Beri yandan, sormaya ar eden daha da aptal insanlar var. Bizim geleneksel “kervan yolda düzelir” atasözüne uyarak “YaAllah” deyip dalan, “ben ettim oldu” diyenler var. Açıp iki satır okumayan, biraz sorup sorgulamayan kendini geliştiremeyenlere iyice tilt oluyorum. Ne kadar yazık!

İnstagramda satış yapan insanlar sorular yöneltiyor ve cevap verdiğimde şaşırıyorlar. Normalde birbirlerini rakip görüyor, hemen engeli basıyorlarmış. Bunu anlamak mümkün değil.

Kısa sürede uzman oldum diyemem ama ben de bildiklerimi paylaşmaya başlıyorum. Belki birine bir hayrım dokunur. ;)

Pek yakında İpekagtolye Sabun Atolyesi yazıları ve videoları ile karşınızdayım.

İnstagramda bugünden sonra yeni sayfama beklerim.

 

5 Yorum

Filed under aile, araştırdım, çevre, çocuk, ev işi, instagram, internet, sabun, saglik, severim paylasirim