Disleksi mi?

Disleksik bir cocugun yazisini merak eden var mi?

image

Bunu ikiyi bitirip uce gecen oglum dun yazdi.
Yaziyla ikimiz de hoş degiliz. Ben kurtardim kendimi. Oglum icin de ozel egitim merkezleri var,ders aldiracagim.
Ders saati 70 lira.
:(
Rapor alirsa ucretsiz ders alma hakki var.
Kurul raporu almak icin Hazirandan beri ugrasiyorum. Muayene-test-muayene-test-teste cagirmayi unutmalari-test sonucunu kaybetmeleri-
Bittikten sonra simdi de bir baska test icin arayip randevu vermelerini bekliyorum.
Son test. Bundan sonra kurul raporu cikar dendi.
Uc ay bosa gecti bu arada. Disleksi işte! Neyi bekliyoruz? Ozel egitim merkezini mi dolandiracagim, niye derse baslatamiyorum çocuğu?

Ver ön raporu, ders baslasin. Çocuk biraz ilerleme kaydetsin üçe baslayana kadar uc ay ders alirdi yazik degil mi?
Haftada 2 saat. Ayda 8 saat. 560 lira.
:/
Disleksik/Dislektik anne disleksiyali oğlu (terminoloji bile sabit degil) icin kollari sıvadı. Benden once bu yollardan gecmis annelerin tecrubelerini okumak icin facebook gruplarina kaydoldum. Egitim merkezleri,materyal ureticileri,yazarlar.
Kitaplar aldim okudum.
O salak filmi de zorla izledim. (Taare Zaamen par)
Yazayim da iciniz acilsin…
(Devam edecek)

4 Yorum

Filed under araştırdım, disleksi, ilkogretim, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Kask meselesine bir bakış

Elektrikli bir bisiklet kullanıyorum. Saatteki hızı 20 km yani koşma hızında gidiyor. Buna (ve herkese) rağmen güzelce kaskımı takıyorum. “Alt tarafı alt sokağa gidiyorum, şurdan şuraya giderken de kask mı takılır? e5’e çıksam neyse” demiyorum.

Niye? Kafamı kırmak istemiyorum da ondan.

Motosiklet.net sitesinden aldığım bir fotoğrafı paylaşmak istiyorum.

kazakask

Görüldüğü üzere kask kaldırıma ya da asfalta sürterek rendelenmiş. Kask olmasa kafanın yarısını yerde bırakırdı sahibi. Mideniz kaldırırsa bir google araması yapabilir ve kasksız kaza yapmış insanlara üzülebilirsiniz.

Kask önemli ama kimsenin hiiiç takmadığı (pun intended) bir malzeme. Pahalı bir şey de değil hatta. Eli yüzü düzgün, iş görür bir kask 50 liradan başlıyor, 75 liraya cânım kasklar var. Ağzınızı burnunuzu dağıtmamanız için. Değer.

Kask takmamanın yasal cezası 80 lira. Arkaya bindirdiğiniz biri (artçı) varsa ona da kask mecburi.

Ben polis olsam bir kamyon kask alır, köşede beklerim. Gelen her kasksız motorcuya birer kask satarım!

Her seferinde.

Öğrenene kadar.

Gerçi, Darwin ödülleri diye bir şey de var, belki de gidişata karışmamak daha hayırlıdır.

Iy, iğrenç biliyorum tamam..

 

NOT: güzel bir uygulama var özellikle motorcu denilen kurye/servis personeli için

Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu A2 ehliyeti olan herkese bir kurs veriyor ve kurs sonunda her katılımcıya reflektörlü yelek ve kask hediye ediyor. Başvuru için buradan.

Yorum bırakın

Filed under e-scooter, güvenli hayat, severim paylasirim, soruyorum

AVATAR

kaçırılmaması gereken bir görüş

serkanözdemir adlı kullanıcının avatarıbaba olmak zor iş kardeşim ;)

Düşün hele bi.

Etrafında afedersin Avatar gibi insanlar geziyor (Bknz. ‘Avatar’ filmi). Boyları 3,5 metre. Elleri ayakları kürek gibi. Sana taa yukarıdan bakıyorlar çoğu zaman.  Bir dil konuşuyorlar. Az bi şeyler anlıyorsun ama çoğu zaman anlamadığın gibi istediğini de anlatamıyorsun. İletişim sıkışınca asabileşiyorsun ama çok çaba göstermedikçe her zaman avatarlar kazanıyor. Onların sesi daha gür çıkıyor. Bazen yanlış anlaşılıyorsun ve onun da sonuçlarına sen katlanıyorsun. Başın ağrıyor, huysuz diyorlar, karnın ağrıyor, yemiyor yine inatçı diyorlar, özgürce zıplamak hoplamak anırmak bağırmak istiyorsun, yaramaz diyorlar. Başım, karnım ağrıyor, anıracam tutmayın beni diyemiyorsun ki. Avatarlar seni istedikleri zaman kucaklarına alıyorlar, istemediklerinde almıyorlar. Zırt pırt ne yapacağını ne yapamayacağını söylüyorlar ve çok da tutarlı değiller. Dün izin verdiği şeye, abik gubik bir sebepten ve anlayamayacağın kadar uzun bir açıklamadan sonra bugün izin vermiyor. ‘Niye’ diyemiyorsun bile. Hadi tut ki dedin, cevap ya daha da uzun ya da kısa ve öz: ‘Çünkü ben Avatarım’.

View original post 570 kelime daha

2 Yorum

Filed under Diğer

Öttürgeç

Yeni uygulamam Beep’n Go. Yani öttür ve geç.
Vakt-i zamanında isabet buyurduğum gibi cüzdandaki kartlari sanal ortamda saklamaya yarayan uygulama.

A) guvenli degil. Incik cincik bilgilerinizin kimin eline gittigi mechul.
B) cok sukur be! Biri yapti nihayet. 6 yildir bekliyordum!
C) Ikea gibi kıl firmalar (yılolmuş2015) hâlâ kasada kart okutturma derdinde. Karti fiziksel olarak görmeden islem yapmiyorlar.
D) Migros DnR vb laf dinledigi icin kart bilgisini telefon numarasina sabitlediler,kasada cep numarani soylemek yetiyor. Dunya alem telefon numarami ogrendi bu gune kadar :(

Ferahlasin cuzdanlar…

image

2 Yorum

Filed under severim paylasirim, uygulamalar

2015-2016 Eğitim Yılı Okul Tatilleri / İstanbul’a ait özel günler ve resmi tatiller takvimi

Geleneksel çalışmam.

 

Hayrını görün ;)

 

 

 

takvmim2016

 

 

 

1 Yorum

Filed under çocuk, ilkogretim, OKUL

Daha neler göreceğiz acaba?

Demin bir uygulama indirdim. Telefon rehberinizdeki insanlara tek dokunuşla “Yo!” gönderebiliyorsunuz.
Uçukötesi…
Allah akıl fikir de veriyor ama…

3 Yorum

Filed under internet, severim paylasirim

Gimle’li Guzel

Herkese nasip olmaz,bu çağda bir mektup arkadasim oldu benim.

image

Ünlü blogger, yeşil yaşam ustası, güzel kişi Türkan (Eski adiyla Resimli Seyler Atlasi, yeni adiyla Yesil Atlas) masallahi olan bir kadin. Guzel,azimli ve marifetli. Sabirli ve cilgin. Taaa ordan buraya bana bir zarf dolusu heyecan yollamis. Kendisi benim paralel evrendeki kendim filan, o derece zitiz aslinda. O yuzden yazilarini salyalarimi akitarak okuyorum. Hayatta yapamayacagim seyleri “iki tiktik bi fikfik” diye anlativeriyor. El yazisi bile inci gibi. Ü-hüüü..
Sevgili Kucuk Prensim.. (baska bir dunyadansin ya sen…) Zahmet etmissin. Ozene bezene ne aralik nasil…. nutkum tutuldu.
Hediyelerine bittik. Sevindirenin cok olsun.  Ellerin dert gormesin.
Kontr-zarf hazirliyorum. Bilgine!

image

2 Yorum

Filed under çevre, çocuk, blog işleri, gezen güzel olur, internet, severim paylasirim

Legoland İstanbul

Bu yazıyı yazdıktan sonra düşündüm, eğer gidecekseniz, okumamalısınız, sürprizi kaçar kesinlikle. Fena spoiler yersiniz. Bire bir yaşanması lazım. 

Eğer gitmeyecekseniz, okumamalısınız, insanın canı çekiyor ya.. 

Yani her koşulda, okunmaması gereken bir yazı yazdım ben…

*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

Bu mekan yepyeni. Daha 3 gün oldu açalı. Biletlerimizi Tixbox‘tan taa ne zaman aldım. Oğlum LEGO konusunda çok iyidir. Hem sever hem yapar. Hatırı için Bayrampaşa’ya, Forum İstanbul’a gittim.   Online biletler kısa süre için kapıdan bilet almaktan ucuz.

SORUN 1: Her çocuk yanına bir yetişkin, her yetişkin yanına bir çocuk şartı var. Bunun manasını çözemedim. 3 çocuklu aile olsak sokaktan adam mı çevirelim fazla çocuğu içeri sokabilmek için? Tek çocuklu aileler ya da Legosever bekarlar netçek?

SORUN 2: Lego Dükkanından alışveriş yapmak için bilete gerek yok, AVM’nin içinden girilip çıkılabiliyor. Bir de Legolanddan giriş çıkış var biletlilere. Biletler sanal olunca, lego dükkanından legolanda geri giriş yapmaya çalışan eşim, güvenlikle tartıştı. Biletler benim cep telefonuma kayıtlı, ben de bambaşka bir yerdeyim.. Giriş-Çıkış güvenliğini sağlamak için ziyaretçiye bir yaka kartı vb birşey vermeleri lazım.

SORUN 3: Merlin’in kazanını karıştırırken, kilitli emniyet kemerleri ile bağlandık. İniş sonrasında görevli tek tek gelip insanları cihazdan söküyor. E ya görevliye bir şey olsa? Dönmedolapta mahsur mu kalacağız? Ya da benim acil inmem gerekse? Diğer 10 kişinin çözülmesini beklemek zorundayım. Böyle olmaz. Bir düğmeyle “lap” diye tüm kemer kilitleri açılmalı, isteyen tek hamlede inebilmeli.

heh, bunları aradan çıkardıktan sonra: 14-20150803_000447

ŞAHANE Bİ EĞLENCE HEMŞERİM: KAÇIRMAYIN! 

Girişte önce aile fotoğrafımız çekildi ve bize kısa bir film gösterildi. Sonra iç mekana girdik, Lego Fabrikası hakkında kısacık bir belgesel izledik ve kendimize Lego Adamlar tasarladık. O oyun bitince bir kapıdan geçtik, tasarladığımız legoları verecekler zannettim ama hatıra olarak baskılı özel birer DUPLO parçası verdiler. Bilet karşılığında alıp alacağınız tek şey de o. Heyecanlanmayın yani.

Neyse, ilerledik, Lazer tabancaları olan vagonlara bindik, kısa ama heyecanlı bir labirentte orklara, taşlara, iskeletlere ateş edip prensesi kurtardık ve ejderha yumurtalarının güvenliğini sağladık. :))) Bir resim de orada çekiyorlar, hazır olun! Fotoğrafları satın almak zorunda değilsiniz ama alırsanız tuzlu bir miktar ödemesi var.

Hop indik, bir başka labirentte dünyanın meşhur binalarının ve tabii İstanbul’un simgelerinin Legodan modellerini izledik. İnteraktif panolar hepsi, soruları cevaplayınca ışığı yanıyor, hareket ediyor vb ilginç tabii. Epeyce emek sarfedilmiş. Üstelik Yerebatan sarnıcı ve Medusa’ları bile yapmışlar! Çok ilgimizi çekti, gez gez bitiremedik…

Veee Legoland Alanına giriş! Kocaman! Her yerde lego havuzları var, çök başına saatlerce oyna. 4D sinema var, iki de film, 15 dakika sürüyor her biri, ipucu vermeyeyim ama birisi daha güzel. İkisini de izleyin. Hareket, toz, duman, ses, ışık, rüzgar, yağmur, çamur, kar ve sümük (!) içinde kalıyorsunuz… Telefonu filan çıkarmayın ortaya, ıslanır. Bu sıcakta yapılabilecek en güzel şey bu filmleri izlemek :)))

Az ileride Lego Atolyesi var. Uzman Lego Yapımcısı Deniz 12 çocukluk gruplara Lego yaptırıyor. Bizim eğitimimiz Balina idi. Lego’nun tarihçesiniden balina hakkında eğlenceli bilgilere birçok şeyi de beraberinde öğrendik. Adam süper! balinaları yaptık (evet ben de yaptım bir tane, ne var?) sonra çocuklara Master Builder Etiketi yapıştırdı. Oğlum ne gururlandı ne gururlandı. Gördüğü çocuklara “Bir Lego Yapıcısı” olduğunu izah etmeye başladı hemen.

Lego araçlar imal edip yarıştırabileceğiniz bir bölüm var; bir çeşit dönme dolap olan Merlin’in kazanı var; üst katta parti odası, çocuk aktivite alanı, kafe, tuvaletler, Duplo oyun alanı, karaoke ve Olivyanın evi var.

a) yanınıza çorap alın, aktivite alanında ayakkabılar çıkartılıyor ve çoraplı girmeniz isteniyor.

b) Bu Olivia Legonun aklına anca 2011’de gelen bir fikir. O zamana kadar hep Lego MiniFigürler ağırlıklı olarak erkek. İlk defa kızlara da lego satabileceklerini anlayınca mevcut renklere 11 yeni pastel renk ekleyip yeni setler üretmişler. Olivia da bu Lego Dolls’lardan biri.

c) harbi, bilin bakalım kaç renk lego var? Şaşırdım!

Saat kulesine bayıldım, sinemaya bayıldım, “hiç bir şey almayacağız!” diye baştan konuşmuş olmamıza rağmen lego marketindeki ıncık cıncıklara para bayıldım. Lego Gizli Görev oyununa bayıldım, Legoland boyunca oryantiring yapıyorsunuz ve sonunda bir de ödül alıyorsunuz!

İyi ki gitmişiz..

Legoland

BALİNA-BALİNANIN KALBİ-OĞLUMUN KALBE YAPTIĞI KALP :)









01-20150802_135355 02-20150802_150237 03-20150802_150301 04-20150802_151519 05-20150802_151953 06-20150802_225236 10-20150802_225809 11-20150802_225852 12-20150802_230330

Legoland Discovery Centre  hakkında daha fazlası için..

Not: Keşke o minyatür binalardan biri de legoland olsaydı ve ben de kendi kendime bakarken bulsaydım kendimi.. master builder göreve!

Yorum bırakın

Filed under aile, çocuk, gezen güzel olur, severim paylasirim

Eksik değil, Disleksik

Duymamış olabilirsiniz. Disleksi.

Umarım duymamışsınızdır. Ne işiniz olur böyle yunanca kelimelerle. Öğrenememek anlamında.

Özellikle okumayı öğrenememek. Sayıları ve harfleri. Renkleri ve sağını-solunu.

Düpedüz aptallık işte. Lan sağın samsak, solun sovan neyini anlamıyorsun?

Anlamıyorum. Normali bu benim için.

Şöyle ifade edeyim. Senin “d” gördüğünü ben “b” olarak algılıyorum cınım. Tersi de olabiliyor. Yapabileceğim bir şey yok. Komik filan da değil. Şu cümleyi bir oku bence:

“Dir derber bir derdere gel berader dir derder bükkanı açalım bemiş.”

şifre gibi..

ha bu iyi diyorsan “u” ile “n” de karışıyor biliyor musun?  p ile g.. y ile h..

“Dir derber dir derbere pel berader dir derder bnkkauı acalım bemiş” 

şimdi nasıl?

Disleksisi olanlar, disleksikler çoğunlukla üstün zekalı insanlar. Başlığı bu yüzden “eksik değil” diye attım, çünkü fazlası var. Arayın bakın.. En bilinen örneklerden biri Einstein biri Edison. O kadar güzel bir şey ki aslında, “keşke disleksim olsa” diyebilirsiniz.

“Bildiğin geri zekalı, mal bu çocuk, daha okumayı sökemedi” diye okuldan atılan dahiler var.

Bunların biri bizim evde.Oğlum. Sevinsen bir türlü dövünsen bir türlü.

Teşhis kesin.

Muhtemelen bende de var. Bu konuya ayrı bir bölüm ayırıp başımızdan geçenleri yazacağım.

Tanınması ve farkında olunması gereken bir şey disleksi. Bir kusur değil. “Azıcık zorlasan, biraz daha çalışsan öğrenirsin aslında” değil. “Büyüyünce geçer” değil. Bu, bu kadar.

5 Yorum

Filed under aile, araştırdım, çocuk, disleksi, ilkogretim

Mesai saati düşsün o memur kafanızın ta tepesine

Girişi fıkra ile yapalım… Her haftasonu beraber golf oynamayı adet edinmiş üç arkadaş varmış. Biri ünlü bir cerrah, biri saygın bir rahip biri de tanınmış bir mühendis.. Bunlar yine gitmişler Cumartesi sabahtan golfe, bir de bakmışlar kalabalık bir gruba kapatmışlar sahayı.. bizimkileri sırada bekletmişler. Bizimkiler de müdürü çağırtmış “ne oluyor?” diye. Müdür apar topar gelmiş, müdavim ve zengin müşterileri kızdırmaya gelmez. izah etmiş: “geçen yıl klüpte çıkan yangını söndürmek için gelen itfaiyecilerin 10 tanesi dumandan kör oldu, biz de onlara jest olarak sahayı istedikleri gibi kullanma izni hediye ettik. Bugün oyun günleri yani. Sizi bekleteceğiz.”

Doktor acımış… “Yazık, kahraman gençler için hastanemde yapılabilecek bir şey olup olmadığını bir araştırayım.. belki tedavi ettirebiliriz”

Rahip ellerini kavuşturmuş: “yarınki ayinde bu âmâ evlatlar için bütün cemaate dualar ettireceğim”

Mühendis sinirlenmiş “gece gelip oynasınlar”

 

*-*-*-*-*-*-*-*-

Neredeyse 20 yıllık şöförlüğüm var. İyi de kullanırım ayıptır söylemesi. Övmek isteyen bir çok insan “abla erkek gibi kullanıyorsun” derler. O derece..

Kaza yaptım Mayısta. Basit bir geri gelme sırasında garip bir yükseltiye çıktım. Arabanın tamponu söküldü.

Servise götürdüm, kasko ödüyor bir de ikame araç veriyor. Oh ne ala.

Saat ikide aradım kaskoyu.. Saatler sonra geri aradılar. Yarın eksper görecekmiş, gün içersinde rentekarları beni arayacakmış, şöför müsaitliğine göre araç teslimi yapılacakmış.

Yok deve.

“Bu gece bana araç teslimi yapın, ben yarın çocukları okula götüreceğim, kendim işe gideceğim, keyfinizi mi bekleyeceğim” dedim ama dinlemediler haliyle. Rentekar kapalıymış. Abi rent-a-car niye kapanır? Fırın mı lan bu? Hamur mu karacaklar? Adama bi telefon edersin getirir arabayı kapıya. İşi ne? Bundan para kazanıyor adam. Gece olunca insanın arabaya ihtiyacı olmayacak mı? Eksper yarın gitsin baksın benim araca, rapor versin ne ederse etsin.. Benim kazadan en geç 1 saat sonra araca kavuşmamı sağlayamayan kasko rentekarına teessüüf ediyorum.

Ne bu saçmalık?

Evet sana bakıyorum @LibertySigorta

Mesai saati olamaz sizin sektörde. Ben hasar bildirdim mi, ikmal aracın tekeri dönecek, aaacilen kapıma gelecek aracım. Eksper raporu olumlu vermezse indirimli fiyattan ödeyeceğim kirayı, o benim problemim.

 

Yorum bırakın

Filed under araba, saçmasapanlıklar, şikayetlerim