Category Archives: Diğer

Henüz kategorize etmeye vakit bulamadığım yazılar

Boş durana şeytan iş bulur

Bir miktar işim var çok şükür ayrıca tescilli bir tembel, pazar günü doğmuş bir procrastor (erteleyici) ve introvertim.

bunların bir araya gelmiş hali çok yaman. hep ve sürekli son dakikaya ertelenen bir takım işler, kapılardaki yumurtaların üzerinden atlayıp çok daha fazla geç kaldığı başka yumurtaları teslime götüren (ve onu bile yavaştan alan) bir ipeyk söz konusu.

Biter mi? asla! Mevcut işlere bir yandan da hevesle girişilmiş binbir başka iş/oluş/hareket ekleyen ve “ya Allah” aynı anda hepsine birden başlayan bir de Türk kafam var. Niye? İşte..ele..

Bu günlerde elimdeki zaman bolmuş gibi, önüme gelen her eğitime “ilerde lazım olur hacı” diyerek ekleniyorum. Tsundoku’luğum had safhada her hafta hem sıfır hem sahaflardan kitaplar ekliyorum yığınıma. ÜHÜ. zavallı Goodreads listem.. (geçenlerde osmanlıdan kalma, eski dilde yazılmış masal kitabı aldım ki osmanlıcam paslanmasın.. aha şurada duruyo ikinci sayfasında bıraktım. ama niyetim ciddi. bir gün bir yerde okur bitiririm kesin de.. hayır hiç bir şeyi bitirmemezlik de etmiyorum o da enteresan)

Bütün bu jonglörlük arasında mesela.. zincirleme iş yarım bırakışları profesörü de oldum. Şu an içeride damgalanmayı bekleyen sabunlar varken oturdum Udemy’den aldığım kursa dair dün yazmam gereken şikayet mailimi yazmaya kalkmışken, bloga yazı giriyorum. Ha, bitiremez de yarım bırakırsam bu da taslakta bekleyen 200 arkadaşının yanıda oturakalacak.

Mevzu şu: dün öğrendiğime göre Udemy, eğitimlerinde kesinlikle resmi(akredite) sertifika vermiyormuş.

Hayatımın tarayıcısında tarafımdan bitirilmeyi bekleyen işler yüzlerce sekmede açık halde yanıp sönmekte. Bir yandan yeni sekmeler açarken yanlışlıkla kapattığım ya da süresi dolan oldukça mühim sekmeler de sonsuza dek unutulmakta. Şanslarına küssünler. Neye başlasam süreç çorap söküğü gibi gidiyor, “hele dur önce şunu bitireyim de..” diyerek bir sonrakine (ya da 2386 öncekine) ilerliyorum; ve onun da budalaca bir yerinde aynı şey tekrarlanıyor. (Dormammu I’ve come to bargain) inşallah doğru yazmışımdır şimdi onu ararken Benedict Cumberbatch’in (inşallah bu da doğrudur amanin) bebekliğine kadar stalklayıp oradan başka yere sörfleyebilirim ama bu yazı bitecek gibi duruyor o yüzden bakmayacağım.

Ha arada bitirebildiğim işler de cabası. ;) swh. jajaja. Bkz bu yazı bir oturumda bitti bile. Aferin kız.

2 Yorum

Filed under Diğer

Kafamın hal-i pür meali

Komik bir video vardir. Kadin beyni-erkek beyni arasindaki farklari anlatir bi abi..

Benim kafamin içiyse daha ziyade bir #rolodeks #rolodex şeklinde. Binbir şey sadece bana mantikli gelen bir yerinden ve o sırayla birbirine bağlı halde. Bir kısmı silik bir kısmı kesinlikle yanlış; ancak mevcut halde bir bilgi fıçıcığı kafam.

Çok şey biliyorum, çok da yazmam lazım..(zaman akıyor) hangi ucundan başlayacağımı bilmiyorum bazen. Sirf o yüzden geri kalıyorum.

Yorum bırakın

Filed under Diğer

Anasına babasına, vatana millete hayırlı evlat ne iş yapar?

Bebek daha doğmadan, anne karnında aldığı ilk duadır.. “kız-erkek fark etmez, hayırlı evlat olsun”

Image result for hain evlat ökkeş
Hain evlat Ökkeş
(görsel internetten alıntıdır)

Doğar büyür kendisine de söylerler, hatta sorarlar: “büyüyünce ne olacaksın?”

– Vatana millete hayırlı insan olacağım..

E vatanın milletin de bunu istiyor da, hangi meslek daha hayırlı? Hepimizi tıp fakültesine almazlar ki doktor olalım tüm hastaları iyi edelim..

Arada izlediğimiz çok şeker bir film vardı: Arı Filmi.. The Bee Movie . orada bir sahne vardır.. Yeni mezun arılar iş kuyruğunda uygun bir iş bakarlar..

(görsel internetten alıntıdır)

Yapılacak işlerin listesi bir sütünda, işe eleman lazım olup olmadığı da bir başka sütünda yazılıdır ve anlık olarak güncellenmektedir. Sıran gelince açık işlerden birini beğenir alırsın ve orada ömür boyu çalışırsın.

Bizim niye böyle bir sistemimiz yok? Aynı memur sistemi gibi, seneye kaç adet çiftçi kaç adet kamyon şöförü ve kaç adet bilgisayar mühendisi lazım bize? On sene sonra? Ortalama 70 yıllık bir ömrümüz var hasbelkader tuttuğumuz bir yolda heder ediyoruz o ömrü de. Geri dönülmez bir şekilde mutsuz yaşayıp gidiyoruz. Aç kalmamak için çalışan, aile baskısıyla falan değil de filan olan binlerce insan var. Çeşitli işlere eleman bulunamazken örneğin mebzul miktarda işsiz eczacı var. Ne yapsın bu insanlar 5 yıl dirsek çürütüp okul bitirmişler ve iş yok. Bu yıl 50. eczacılık fakültesi açıldı ülkemizde. Yılda 100 mezun verse 5000 eczacı tam olarak ne olacak sizce?

Kızım lise öğrencisi ve yapmayı istediği meslek 10 yıl önce yoktu dünyada. 10 yıl sonra avukatlık, eczacılık, doktorluk bilgisayarlara emanet olacak biz de nalbantlar gibi, günümüzde hiç bir geçerliliği olmayan bir mesleğin son temsilcileri olacağız.

Sanal zekaların ele geçirdiği, internetin oksijene dönüştüğü yeni dünyada, vatana millete dünyaya marsa hayırlı evlat olmak istemek güzel, ne olacağını bilememek ise panik sebebi.

2 Yorum

Filed under Diğer

Zaman çok göreceli

Çocukken günler ne uzundu.. Okul bitmek bilmez, yaz tatilleri üç ay değil de üç yıl gibi gelirdi.. Kırkından sonra ise delirmiş gibi geçiyor, göz açıp kapayana kadar aylar geçmiş oluyor. Son yazımı mayısta yazmışım aha ağustos oldu.. nenelerin dediği gibi.. “ömür.. hepsini toplasan bir güne gelmiyor..”

yakalamışken yazayım aklımdakini…

***

Küçükken, halimiz vaktimiz yerindeydi, okullar açılırken siyah deriden kösele tabanlı “ortopedik” okul ayakkabısı, bir de beden eğitimi için spor ayakkabı.. kış gelince de yine kösele tabanlı, fermuarlı, konçları kürklü deri çizmeler alınırdı. (her pazar da ayakkabılığın önüne oturur bütün ailenin ayakkabılarını Nuri Leflef ürünleri ile boyar cilalardım) İlk başlarda çizme çok hoş gelirdi.. derken yağmurlar artar, su birikintileri sinsi sinsi belirir, hatta günlerce yerden kalkmayan karlar yağmaya başlardı. işte o zaman güzelim çizmelerimin kar suyundan renkleri bozarmaya başlar, içleri buzz gibi soğur, tabanları vıç vıç su alırdı. Lastik çizme giyip gelen fakir çocuklara acaip imrenirdim.

***

Yine küçükken (80’ler) yaz geceleri balkonda karpuz yenirken bir karpuzdan 1000 tane kocaman kara kara çekirdek çıkmasına, kışın mandalina ve portakalın her diliminden çıkan iri acı çekirdeklere sinir olurdum. Yediğinin yarısını tükürmek iğrenç gelirdi.. derken biri bir gün “Adana’da çekirdeksiz karpuz yetiştirmişler” müjdesi ile geldi.

Hakikaten ertesi yıl çekirdeği acaip şekilde az karpuzlar masaya geldi. Salatalıklar artık acımsı değildi. mandalinaları kabuğunu soyar soymaz yutabiliyordum. hobareyyy.

meğersem heepsi meyve sebze lobisi oyunları imiş. Çekirdek olmasa nasıl ekeceksin bunu bre insan? yeniden tohum alarak. 2019’dayız ve böcekler delik deşik etmesin de verim yükselsin diye genetiğiyle oynanmış meyve sebzeler artık mis gibi kokmuyor. meyvelerde çekirdek ve tat yok, lezzetli tavuk yok, yediğin yaramıyor insana. çok çok pişmanım o zamanlar kadrini kıymetini bilememişiz. bayağı distopyaymış gelecek.

***

her tarafta ormanlar yanmakta, deniz ve hava kirletilmekte, toprağın canına okunmakta. manyetik alanlar ve radyasyonların etkisi altındayız. hava hiç olmadığı kadar sıcak ve boğucu. temiz sular azalmakta. geri kalan yerlerde de savaşlar sürüyor. küresel bir felaket olursa bunu kendi ellerimizle yarattığımızı yazacak anıtlar. adını da “Yuh Tufanı” koyarız artık.

1 Yorum

Filed under Diğer

Huzur insanda

Farkettim ki belki de kuyruksuz olduğumuz için birbirimizi anlamıyoruz. Anlaşabilmek için ortak diller uydurmamız gerekmiş. 

Ancak her bir insan için örneğin “su” kelimesi aynı şeyi anlatıyor. Water de dese aqua da, su. Zihninde aynı şey canlanıyor ve bu birkaç harf değil bir kavram. Küresel tek bir dil olduğunu hayal edin. Her bir insan için aynı doğrular geçerli olurdu. Düşüncelerimiz aynı olurdu. 

Bu yüzden dualar hangi dilde olduğundan bağımsız olarak edilir. Kavramlar konuşuyor duada, kelime ve harfler değil. 

Her zaman dua ederim, her zaman şükrederim. Şunu söyleyeyim, “Allahım şöyle olsun ben de şunu yaparım söz” şekilli dualar tamamen çıkar içeriklidir. Şeytanîdir. Kime rüşvet teklif ettiğini bilmemek.. cok yazık.  Gerçek dua pazarlık içermez. Yaratıcın yerçekimi gibi heryerdeyken, şekillere aramalara aracılara ihtiyacın yok. 

Düşün. 

Yorum bırakın

Filed under Diğer

HygGül(*)

Dün Gül’le buluştuk. Bebekliğini bilirim, büyüdü, yaşından yaşıtlarından çok daha olgun kafasıyla sohbet etmekten en keyif aldığım insanlardan biri oldu çıktı.

En son iki üç yıl kadar önce telefonlaşmıştık. Yüzyüze ne zaman görüştük bilmiyorum.. İnsanin introvert oluşunu normal karşılayan arkadaşları olması güzel.

Geciktiğim icin beni avm’de zara kurcalayarak degil bahçedeki çimenlere oturup bekleyen biri.

Kendi kendisiyle dalga geçebilen, hiç kimseyi yargilamayan, küçümsemeyen, her şeyi etraflıca düşünüp karara bağlamış ve zaman zaman eski yıllarındaki kararlarla kıyaslayıp gelişimini ölçen biri. Kafasının içi parlak yorumlarla dolu. Konuştuğu zaman yeni bir pencere açıyor mevzuya, farklı bir ışık yakıyor masaya.

Dünyayı ve evreni 4 hatta 5 boyutta görüyor. Düşünceleri esnek. Kaskatı çerçevelere tıkılmış tekdüze düşüncelerden uzak. Böyle insanlara ne çok ihtiyaç var dünyada; dizilere, sahte gündemlere, diğer insanlara takılmayan, okuyan okutan, çocuklarına rehberlik eden, yanında rahat ettiğin, gerilmediğin, olduğun gibi kabul edilip sevildiğin, içi dışı iyi insanlar.

İyi ki varsın Gül.

(*) hygge : Tek bir karşılığı olmayan ve diğer dillere tam olarak çevrilemeyen hygge’yi tanımlamak için rahatlık, huzur, içtenlik, bir aradalık gibi pek çok farklı kelime önerilebilir ancak bunların hiçbiri tek başına yeterli olmayacaktır.

Hygge

Yorum bırakın

Filed under Diğer

Rusty lake oyunları sırası

Rusty lake oyunlar

1. Cube escape: the lake

2. Cube escape: seasons

3. Cube Escape: Arles

4. Cube escape: harvey’s box

5. Cube escape: case 23

6. Cube Escape: the mill

7. Cube Escape: birthday

8. Cube Escape: theatre

9. Cube Escape: the cave

10. Cube Escape: paradox

Yorum bırakın

Filed under Diğer