Ölmek var Dönmek yok

Antep’te mumkunse her Cuma değilse bayram arefesi ve bayramlarda mezarlıklar ziyaret edilir, temizlik bakım yapılır, dualar edilir. Bu yüzden bütün çocuklar mezarlık ve ölüme aşinadır. Üç ihlas bir fatiha yollarız mezarlıktan geçerken.
Benim çocuklarıma ölümü düşen yapraklarla bile anlatmışlığım var. Özellikle cenaze arabaları gördünüz mü yolda, bu iyi bir fırsat. Değerlendirin.

 

Çok küçük çocuklar için: 4-7 yaş:

Yaşayan her şey ölür. Yenileri gelir. Bir çok insan ölür ve bir çok da bebek doğar..
Ayağın büyüyünce, eskittiğin ayakkabıyı bırakıp yenisini giyiyorsun. Onu atıyoruz . Ama ayağını da beraber atmıyoruz.

Ölünce de seni sen yapan şey, canımız, ruhumuz öbür dünyaya geçiyor.

Aynı şekilde, artık ihtiyacımız kalmayan bedeni koyacak bir yer olarak mezarlıklar var. Ve ebediyete giden de ruhumuz oluyor. (12 yaş altı için fazlasıyla soyut bilgidir)

Ölmek için belli bir sebep olmuyor.. Yaşlanmakla da ölebilirsin. Hastalanmakla da. Onu bilmiyoruz. Aynı çizgi filmin bitmesi gibi, bazı filmler uzun bazıları kısa. Ama eninde sonunda biter. Hayatımızın ne zaman biteceğini önceden bilemeyiz.

Ölen kişiyi bir daha göremeyiz. O da bizi göremez. Ama eski ayakkabını, eski odanı nasıl hatırlayabiliyorsan, onu da hatırlarsın, o da seni bilir. Dua ederiz özledikçe.

Ölenler nereye gider? Cennete.

Ölenler orada buluşur ve beraber olurlar. Cennette bütün dileklerin gerçek olur. İstediğin her şeye sahip olursun, düşünmen yeter. O yüzden çok güzel bir yerdir. Herkes sever. Bunun için dua eder.

İlkokul çağı 7-12 yaş:

Dünyaya gelişimizin bir sebebi var. İyi insanlar olmak, Allahın emirlerini yapmak ve yasakladıklarını yapmamak. Bütün bunlar Kuran’da yazılı. Yaptığın her iyilik ve yapmadığın her kötülük için puan kazanıyorsun ve bunun adı SEVAP. Yaptığın kötülük ve yapmadığın iyilikler için de – puan kazanıyorsun ki onun adı da GÜNAH.

Bütün bunlar en küçük detayına kadar kayıt edilmekte. Öbür tarafa geçince de heeepsi hesaplanacak, artılar eksiler, yanlışlar doğrular birbirini götürecek.  Ceza çıkarsa cezanı çekeceksin, çıkmazsa hop cennete. Herkes bilerek bilmeyerek günaha girebilir, mesele o günahı bastıracak kadar iyilik yapabilmekte.

Her sevabın ağırlığı farklı olduğundan günde 100 tane iyilik etmekle bir tane önemli iyilik etmek ayni değerde olabilir. Hesaplama sabitini bilmiyoruz o yüzden elimizden gelen her iyiliği yapmamız lazım. Hiç bir fırsatı kaçırmamalıyız. Allahın cömertliği sonsuzdur.

 

 

 

BONUS

Yaşam Koçu diye bir şey var da Ölüm Koçu neden yok? Ben bugün bunu düşündüm.

2 Yorum

Filed under aile, insan olmak, kültür, severim paylasirim

Disleksi Raporu Neden Önemli? Doğru bilinen yanlışlar

Don lastiği gibi sünen bir maceranın bir sonraki bölümünü yazmak üzere huzurlarınızdayım. Kısaca hatırlayalım: Oğlum ilkokul 3’te ve geçen dönem öğretmeni ile rehberlik servisi disleksisi konusunda bizi uyardı. Disleksi bazı harfleri karıştırma ve okuyup yazamama ile ilgili bir durum. Bir hastalık değil, “geçmiş olsun” denmez. Rapor alabilirse özel eğitim merkezinden ücretsiz olarak haftada iki  ders eğitim alacak ve okulda da bazı ek hakları olacak.

İnsanlarda genel algı, “rapor çıkartmak ileride çocuğun hayatında olumsuzluklara neden olabilir” (askere gidemez, kamuda çalışamaz) yönünde ve birbirlerini dolduruyorlar yalan yanlış bildikleriyle…

Yanlış bilgi:

Rapor “Çocuğun geleceğini engeller”

Ailede düşünce ” [%20 zihinsel engellidir] yazıyor ben bunu çocuğuma nasıl yaparım, zehir gibi akıllı… Allah korusun özürlü değil bir şey değil. O yüzden rapor alıp da damgalatmayalım” yönünde. Böylece kendi imkanlarıyla birşeyler başarmaya çalışıyor aileler (ANNELER) ve hem yetersiz kalıyor hem de yıprandıklarına, azap çektiklerine deymiyor.

Doğrusu: 

Disleksi kaydı, engel, özür, rapor adı ne olursa olsun…. kişi 18 yaşına gelince bakanlığa başvurup kaydını bir daha çıkmayacak şekilde sildirebilirsiniz.
Yanlış bilgi:
Raporda okudum. Çocuğum zihinsel olarak %20 engelliymiş :(
Doğrusu: 
Yönetmelik o yüzdeyi sabitlemiş. Çocuğunuz ne kadar az disleksik olsa da, %20 yazmadan rapor geçerli olmaz, destek eğitimi talep edemezsiniz. Rakama takılmayın, üzerinize almayın.
Yanlış bilgi:
Çocuk disleksik, yani eşittir gerizekalı.
Doğrusu: 
Tam tersi en kötü disleksik normalin üst sınırında.. Geneli üstün zekalı.. Beynin bir artısı bu. “Keşke benim çocuğum da dislektik olsa” dedirtecek bir artı hem de… Maşallah demek lazım sanıyorum.
Yanlış bilgi:
Disleksikler biraz gayret etseler güzelce yazabilirler, ne var bunda hepimizin yazısı çirkindi, çalıştık inci gibi düzelttik. Gıcığına okumuyor/ Tembellikten hep/ gözü bozuk da ondan/ sana şımarıyor, iki tokat at bak eşşek gibi yazar.
Doğrusu: 
Disleksi göz rengi gibi, doğuştan. Bağırıp dövünce değişmez. “baba” yerine “dada” yazar. “daba” bile yazabilir. Aradaki farkı anlamıyor. Sen nasıl bunu anlamıyorsan o da anlamıyor. Onun için ikisi de aynı. Dokunarak renkleri anlayabilir misin? Öyle düşün.
Yanlış bilgi:
Rapor olacak da ne olacak? Okulda özel sınıf mı açacaklar? Öğretmen mi tutacaklar? Bura devlet okulu kardeşim öyle icatlar istemeziz.
Doğrusu: 
Biraz garip gelebilir ama insanların hatta çocukların bazı temel hakları var. Evet var. Hatta bazı kişilerin daha da fazla hakları var. Siz bilmiyor olabilirsiniz. Disleksik çocukların hem hukuki hem de okul için hakları ve ayrıcalıkları var..
Disleksik çocuklar konuya hakim olmalarına rağmen yazılıda soruyu okuyamadıklarından/yazmayı yetiştiremediklerinden/ okunaksız yazdıklarından hak etmedikleri kadar düşük notlar alırlar. Bunun sonucunda kendilerini başarısız hissederler, akranları arasında aşağılanırlar, bu da büyük bir dezavantaj olur.
Özel Eğitim Merkezinde haftada iki saat özel ders alma hakları var.
Okuldaki ya da teogdur üniversite sınavıdır, genel sınavlarda okutman isteme hakları var.
Ek süre isteme hakları var. (ek süre verildiğinde notları %70 artıyor..)
Bir de okul özel de olsa devlet de olsa Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı (BEP) alma hakları var. {araştırın!}
Disleksik öğrencisi olan öğretmenlere: Yasal Hakları hatırlatın
Özet: Keşke sistem böyle olmasa. Ama madem öyle, habüyle…
 Bu yazının kaynağı https://www.facebook.com/Disleksiogrenim sayfasındaki yazışmalardan yola çıkarak hazırlanmıştır. Sayfayı takip etmenizi öneririm.
Bu roportaj da okunması gereken bir bilgi kaynağı: Disleksi Öğrenim Güçlüğü Derneği

5 Yorum

Filed under çocuk, disleksi, ilkogretim

Haberler mühim…

Bir saat sonra yani 13:00’te Microsoft mühim bir açıklama yapacak canlı yayında.

Bekliyorum bakalım

https://www.microsoft.com/october2015event

#Windows10devices

Yorum bırakın

Filed under bilgisayar, internet

Fıstık gibi araba, fıstık gibi insan

Kadir bey iyi insan bence..
Bakırköy’de eczane teknikeriymiş.
Fikir tamamen kendisine ait.
Bundan sonra ona da biraz kitap ayırmak lazım. ;)

Deniz adlı kullanıcının avatarı

IMG_7508

Cadde kenarına dizilmiş, siyah, beyaz ve gri arabaların arasında Antep fıstığı gibi çapkın çapkın gülümsüyordu. Zaten rengiyle ben buradayım diyordu. Sonra camına yapışık olan Tarık Akan, Gülşen Bubikoğlu fotoğrafını gördüm. -ki bayılırım ikilinin filmlerine… Camın köşesinde de, küçük bir vantilatör vardı, klima yerine. Sonra yanına gitmek istedim. Gittiğimde daha da güzelini gördüm.

Mutlu yarınlar için herkes kitap okusun. Kitap okumak isteyen herkese ödünç kitap verebilirim.

deyip, telefon numarasını yazmıştı. Ne güzel insan di mi?

View original post

6 Yorum

Filed under Diğer

İNSANLAR “İKİYE” AYRILIRLAR!

bu farkındalığa sahip olanların insanlığın bir üst versiyonu olduklarını ve dünya vatandaşı çocuklar yetiştireceğini düşünüyorum.
evet sevdiğim seçtiğim tercih ettiğim renkler ırklar giyimler var… ama ayırdıklarıma, ayrıldıklarıma da adilim, eşitim.
inandıklarım beni ben yapmaz. fenerbahçeli olmak ya da olmamak beni değiştirmez. senden farklı yapmaz. hala insanım.

Ezgiburkay adlı kullanıcının avatarıEzgi BURKAY

“Hayvanla hayvan arasında pek büyük fark yoktur, insanla insan arasında olduğu kadar.” PLUTARKHOS

“Kukla gibi iplerimiz çekiliyor,oynatılıyoruz.” HORATİUS

 “Artan terör olayları ve özellikle ülkemizde şu sıralar daha da bas gosteren kargaşa,ölüm;beni bu eski yazımı paylaşmaya itmistir.Şu an ki hislerime tercümandır.Senin de benim gibi düsünüyor olmanı diliyorum.”

Günümüz meselelerinin en büyüğü “ayrımcılık!”

Yıllar yılı etrafımızda dayatmalar var.O kürt, o alevi , o sünni … “Ön yargılar”  bizi ele geçirmesine izin vermememiz gereken o acınası duygu!

Nedir bu ön yargı? Ne işe yarar?

Ben söyleyeyim ; etrafımıza duvarlar örmekten , bizi birbirimizden uzaklaştırmaktan , aramıza kin,nefret,düşmanlık sokmaktan başka hiç bir işe yaramaz.

Niçin sürekli hırpalıyoruz birbirimizi?

Bitmek bilmeyen bir kavga. Kendimizi etiket yapıştırmaktan alıkoyamıyoruz bir türlü. Ne yazık! En kötü tarafı da bazı güçlerin bizi yönlendirmesine izin vermemiz, kimsenin ruhu duymuyor. Gün be gün beyinler yıkanıyor. Dizilerle, filmlerle , eğlence programlarıyla ve daha yüzlercesi ile etrafımız sarılmış durumda. Gerçekleri görmememiz…

View original post 310 kelime daha

Yorum bırakın

Filed under Diğer

Dünya Vatandaşı – Küresel Hedefler

Global goals - Küresel hedefler

Global goals – Küresel hedefler

Dünyanın bir kesimi artık ipleri ele alma zamanının geldiği kararına vardı.

“World Leaders have committed to 17 Global Goals to achieve 3 extraordinary things in the next 15 years. End extreme poverty. Fight inequality & injustice. Fix climate change. The Global Goals for sustainable development could get these things done. In all countries. For all people.”

“Dünya Liderleri önümüzdeki 15 yılda 17 Küresel Hedefi tutturarak 3 inanılmaz şeye ulaşmaya karar verdi. Fukaralığı sonlandırmak. Eşitsizlik ve adaletsizlikle savaşmak. İklim değişikliğini düzeltmek. Sürdürülebilir gelişme ve ilerleme için Küresel Hedefler bu saydıklarımı yapabilir. Her ülkede. Herkes için”

Şimdi Ne Yapmalı??

TURKEY

Listen to Radio Everyone 26 Sep – 2 Oct
Take part in the World’s Largest Lesson
Hear from our mobile partners Vodafone & Turkcel
Look out for our posters
Watch our TV show
Social Good Summit 25 Sep

Konuya devam edeceğim nasipse ancak bu da burada serbest çevirimle yerini alsın istedim. Konuyla ilgili linklerimiz burada:

Küresel Hedefler

Dünya Vatandaşı

2 Yorum

Filed under çevre, internet, severim paylasirim

Ayağında kundura. Yar gelir dura dura

GIRIS: Elimizde
a)tembel
b)nazli
c)disleksik
d)hepsi

bir/birkac cocuk var, bu çocuk(lar) ayakkabi baglamayi ogrenemedi.. işine mi gelmiyor bilmem. Cirtcirtli benim de işime gelir de belli bi numaradan yukarsini yapmiyorlar…
Bugun size bir degil tam iki adet fikrim var.

image

Sekilde gorulen spor ayakkabının taaa en tepesindeki delik neymis biliyor musunuz? (Aglet icin bkz Phineas ve Ferb)
Tirininim…
Ayakkabi bagcigi cozulse de iplerin gevsememesi ve ayakkabinin ayaktan cikmamasi icinmis.

image

image

image

Iste böyle.. ilginc, degil mi.. cok da kullanisli. Kirk yillik ayakkabi giyicisiyim… ogrenmenin yasi yok tabii.

Fikir 2:
Bagciktan kurtulmanin yolu…
Egilip baglayamayacaksaniz, cozum bulunmus… silikon bagcik!

image

image

Pakette 14 adet bagcik var. 31-32 numara cocuk ayakkabisi icin 1 small,2 medium,2 large ve 1 xl kullandim. Bagciktan daha kullanisli. Sapasaglam. Giymesi cikarmasi derdi bitti. Sokulup takilabilir mi bilmiyorum,sokulebilir bir seyse omurluk kullanılır derim.

Yarin 37 numarasina takip bakacagim oluyor mu.

1 Yorum

Filed under alışveriş işleri, çocuk, icatlar, internet, severim paylasirim

Gunun ipucu

Lastikli çarşafı severim. Pek kullanislidir.
Normal carsaf da elastik ozellikli olmadigindan karton gibi durur, onu da severim.
Normal carsafi,uyaninca agzi yuzu bir yana gitmis bulmamak icin lastikli carsaf gibi sererim.
Nasil?
Iki kosesini dugumlerim.

image

Basucuna getiririm düğümleri, serdim mi def gibi gergin carsafim olur.

2 Yorum

Filed under ev işi, icatlar, severim paylasirim, tertip

Bayram temizligi

Yazinin ve ziyaretin kisasi makbul.
Kurban bayraminizi kutlar, bu bayram elimdeki bir baska kitabi size de paylasmak isterim. Azımızı çoğa sayın. Bugünkü kitabımız bir kitapsever okuruma hediye gidecek.

wpid-picsart_09-24-08.53.37.jpg

“Hayatı sadeleştirmek icin Derle,Topla,Rahatla” tam benlik bir kitap. Ocd duzeyi tertipsever, çoraplari bile alfabetik sirada bir kadin olarak zaten konuya aşinayim. Ama japon bir hanimin bu konuyu bir işe cevirmesi enteresan geldi. Bir de ciltli,şirazeli kitaplara pek tavımdır. Aldim.
Biriktirip bekletmeyi o kadar sevmem ki, recycle icin o kadar fanatiğim ki #freecycleistanbul benim canım cigerim oldu yillardir. Atarim veririm,dagitirim,bazen sahibinden.com’da  satarim bile… Öyle böyle değil.

Yine de,kadin usta çıktı. 😆😆😆😆

wpid-picsart_09-24-08.28.44.jpg

Ilk resim giysi dolabimin alti. Erittim yariya dusurdum. Ikincisi oglumun dolap içi duzenleyicileri.. ne cok şeyi kisalip kuculmus.. iyi oldu.
Ayakkabiligi döktüm.. Bir daha giyilmeyecekleri,kuculenleri, “ay tamirciye gotureyim yaptirtayim” diye beklettigim iflah olmaz harabeleri ayikladim. Bir suru de BOŞ kutu çıktı! Raflarda yer tutan salak kutular…
Iki cop poseti dolusu giysi ve giyilir durumda ayakkabilar bagislanmak icin ayrildi. Iki uc tertemiz parca bir sonraki sahibine ayrildi(*). Iki uc parca satisa kondu. Gerisi copun yanına birakilacak.
Oda oda, dolap dolap bu ev derlenip toplanip rahatlayacak.

Kitapsever okurumun yaziyi sosyal medya hesabinda paylasmasi yeterli…
“Katildim” yazin ben de kontrol edip kitabinizi paketleyeyim.
Olur da birden fazla okur talip olursa,adil bir cekilis yapariz.

(*) bu devir teslim konusunu bir sonraki yazida okuyabilirsiniz.

6 Yorum

Filed under ev işi, kitaplar, tertip

“Kibirlimütevazı” sesimi dindiriyorum artık!

tanışmanızı istediğim biri daha var. böyle birinin var olduğunu bilmeye ihtiyacımız var.

burcu adlı kullanıcının avatarıher yer benim evimdir

Bu yazıda para kazanmaya olan direncimi, tezgâhımdan çıkan ve çıkabilecek ürünlerin fiyat çalışmasını, Bolobolo ve topluluk desteği KUMBARASI’nın duyurusunu okuyacaksınız. İsteyenler buyursun :)

DSC_7353

Ürettiğim bir şeyin –yazarken bile içimdeki kibirlimütevazı ses “haşâ” diyor —fiyatı sorulduğunda donup kalıyor, yanıt verirken eğilip bükülüyorum. Sanki birinci seviyesini aldığım yabancı dilde ilk kez anlamlı bir cümle kurmanın arifesindeymişim gibi beynim bütün klasörleri tarıyor, konuşmak için saniyelerin geçmesi gerekiyor. Karşımdaki de kıvranarak bekliyor ve mutlaka ama mutlaka şaşırıyor suratımdaki utanç dolu kırık gülümsemeli ifadeyi gördüğünde. Utanç dolu kırık gülümsememin sebebi aşikâr; çünkü para, “bahşedilen”, “layık” görülen bir şeydir. Bu kadar! Para, istenen değil ancak verilen bir şeydir ve bana “ne” istediğim sorulduğunda içimdeki kibirlimütevazıutangaçhaylaz “ay nasıl olur siz ne verirseniz” şeklinde omuz büküp omuz üstünden meraklı gözlerle bakıyor. Anladınız işte, bir nevi “istemem koy şu cebime” durumu… Ne sıkıntılı! Toplumun parayla ilgili tüm etiketlerinin, tüm duygularının esiriyim. Yoruldum ulen. Bırakıcam bu ezberleri, altına imza atmadığım…

View original post 566 kelime daha

Yorum bırakın

Filed under Diğer