Ayağında kundura. Yar gelir dura dura

GIRIS: Elimizde
a)tembel
b)nazli
c)disleksik
d)hepsi

bir/birkac cocuk var, bu çocuk(lar) ayakkabi baglamayi ogrenemedi.. işine mi gelmiyor bilmem. Cirtcirtli benim de işime gelir de belli bi numaradan yukarsini yapmiyorlar…
Bugun size bir degil tam iki adet fikrim var.

image

Sekilde gorulen spor ayakkabının taaa en tepesindeki delik neymis biliyor musunuz? (Aglet icin bkz Phineas ve Ferb)
Tirininim…
Ayakkabi bagcigi cozulse de iplerin gevsememesi ve ayakkabinin ayaktan cikmamasi icinmis.

image

image

image

Iste böyle.. ilginc, degil mi.. cok da kullanisli. Kirk yillik ayakkabi giyicisiyim… ogrenmenin yasi yok tabii.

Fikir 2:
Bagciktan kurtulmanin yolu…
Egilip baglayamayacaksaniz, cozum bulunmus… silikon bagcik!

image

image

Pakette 14 adet bagcik var. 31-32 numara cocuk ayakkabisi icin 1 small,2 medium,2 large ve 1 xl kullandim. Bagciktan daha kullanisli. Sapasaglam. Giymesi cikarmasi derdi bitti. Sokulup takilabilir mi bilmiyorum,sokulebilir bir seyse omurluk kullanılır derim.

Yarin 37 numarasina takip bakacagim oluyor mu.

1 Yorum

Filed under alışveriş işleri, çocuk, icatlar, internet, severim paylasirim

Gunun ipucu

Lastikli çarşafı severim. Pek kullanislidir.
Normal carsaf da elastik ozellikli olmadigindan karton gibi durur, onu da severim.
Normal carsafi,uyaninca agzi yuzu bir yana gitmis bulmamak icin lastikli carsaf gibi sererim.
Nasil?
Iki kosesini dugumlerim.

image

Basucuna getiririm düğümleri, serdim mi def gibi gergin carsafim olur.

2 Yorum

Filed under ev işi, icatlar, severim paylasirim, tertip

Bayram temizligi

Yazinin ve ziyaretin kisasi makbul.
Kurban bayraminizi kutlar, bu bayram elimdeki bir baska kitabi size de paylasmak isterim. Azımızı çoğa sayın. Bugünkü kitabımız bir kitapsever okuruma hediye gidecek.

wpid-picsart_09-24-08.53.37.jpg

“Hayatı sadeleştirmek icin Derle,Topla,Rahatla” tam benlik bir kitap. Ocd duzeyi tertipsever, çoraplari bile alfabetik sirada bir kadin olarak zaten konuya aşinayim. Ama japon bir hanimin bu konuyu bir işe cevirmesi enteresan geldi. Bir de ciltli,şirazeli kitaplara pek tavımdır. Aldim.
Biriktirip bekletmeyi o kadar sevmem ki, recycle icin o kadar fanatiğim ki #freecycleistanbul benim canım cigerim oldu yillardir. Atarim veririm,dagitirim,bazen sahibinden.com’da  satarim bile… Öyle böyle değil.

Yine de,kadin usta çıktı. 😆😆😆😆

wpid-picsart_09-24-08.28.44.jpg

Ilk resim giysi dolabimin alti. Erittim yariya dusurdum. Ikincisi oglumun dolap içi duzenleyicileri.. ne cok şeyi kisalip kuculmus.. iyi oldu.
Ayakkabiligi döktüm.. Bir daha giyilmeyecekleri,kuculenleri, “ay tamirciye gotureyim yaptirtayim” diye beklettigim iflah olmaz harabeleri ayikladim. Bir suru de BOŞ kutu çıktı! Raflarda yer tutan salak kutular…
Iki cop poseti dolusu giysi ve giyilir durumda ayakkabilar bagislanmak icin ayrildi. Iki uc tertemiz parca bir sonraki sahibine ayrildi(*). Iki uc parca satisa kondu. Gerisi copun yanına birakilacak.
Oda oda, dolap dolap bu ev derlenip toplanip rahatlayacak.

Kitapsever okurumun yaziyi sosyal medya hesabinda paylasmasi yeterli…
“Katildim” yazin ben de kontrol edip kitabinizi paketleyeyim.
Olur da birden fazla okur talip olursa,adil bir cekilis yapariz.

(*) bu devir teslim konusunu bir sonraki yazida okuyabilirsiniz.

6 Yorum

Filed under ev işi, kitaplar, tertip

“Kibirlimütevazı” sesimi dindiriyorum artık!

tanışmanızı istediğim biri daha var. böyle birinin var olduğunu bilmeye ihtiyacımız var.

burcu adlı kullanıcının avatarıher yer benim evimdir

Bu yazıda para kazanmaya olan direncimi, tezgâhımdan çıkan ve çıkabilecek ürünlerin fiyat çalışmasını, Bolobolo ve topluluk desteği KUMBARASI’nın duyurusunu okuyacaksınız. İsteyenler buyursun :)

DSC_7353

Ürettiğim bir şeyin –yazarken bile içimdeki kibirlimütevazı ses “haşâ” diyor —fiyatı sorulduğunda donup kalıyor, yanıt verirken eğilip bükülüyorum. Sanki birinci seviyesini aldığım yabancı dilde ilk kez anlamlı bir cümle kurmanın arifesindeymişim gibi beynim bütün klasörleri tarıyor, konuşmak için saniyelerin geçmesi gerekiyor. Karşımdaki de kıvranarak bekliyor ve mutlaka ama mutlaka şaşırıyor suratımdaki utanç dolu kırık gülümsemeli ifadeyi gördüğünde. Utanç dolu kırık gülümsememin sebebi aşikâr; çünkü para, “bahşedilen”, “layık” görülen bir şeydir. Bu kadar! Para, istenen değil ancak verilen bir şeydir ve bana “ne” istediğim sorulduğunda içimdeki kibirlimütevazıutangaçhaylaz “ay nasıl olur siz ne verirseniz” şeklinde omuz büküp omuz üstünden meraklı gözlerle bakıyor. Anladınız işte, bir nevi “istemem koy şu cebime” durumu… Ne sıkıntılı! Toplumun parayla ilgili tüm etiketlerinin, tüm duygularının esiriyim. Yoruldum ulen. Bırakıcam bu ezberleri, altına imza atmadığım…

View original post 566 kelime daha

Yorum bırakın

Filed under Diğer

Kederin Beş Kapısı

Bir teoriye göre, hayatımıza aniden giren kötü bir haberin verdiği keder ve kayıp duygusunu beş aşamadan geçerek yaşıyoruz.

Ben buna beş kapı diyeceğim. Kapılar farklı sıralarda olabilir ya da tekrar tekrar geçilebilir..

 

Kötü bir haber fotoselli olan ilk kapıyı açar.. İNKÂR

İnanamazsın.

Gerçek mi bu? Olamaz. Yalan. İmkansız. Daha dün…Hayır. Olmaz. Yanılmışlardır. Yanlış görmüşlerdir. Bu bir rüya. Başkasına sorayım. Bu olmadı. İnanmıyorum..

 

Ardından ikinci kapının tokmağı belirir: ÖFKE!!!!!.

Yok Deve! Neden ben? Ne yaptım ki? Şununki niye olmadı? Allah kahretsin biliyordum. Belliydi. Kahrolsun. Lanet olsun. Hay çççççççççççççççççççççççççççççççççççççççççççççç

küfür kıyamet. duvarlara yumruklar. morarana kadar bağırmalar. ağlama krizleri.

 

Üçüncü kapı sürpriz olarak hemen ayaklarının altında açılır: DEPRESYON

Artık böyle yaşayamam. Hayatım bitti. Hiç bir şeyin anlamı yok. Niye uğraşayım ki.. Bir daha hiç bir şey aynı olmayacak. Bu acıyla geçecek hayat, buna da hayat denirse..

Dibine düşersin.

 

Dördüncü kapı bir döner kapıdır. ara ara açılır. ara ara kapanır. PAZARLIK..

Allahım bak, bu böyle olmasın her gün dua edeceğim. Çok iyi bir insan olacağım. Şunu vereceğim. Bunu edeceğim. Söz. Bir tek, yeter ki.. Senin herşeye gücün yeter. Keşke şunu şunu yapmasaydım. Bunu bunu demeseydim…Ne olur..Yalvarırım.. Söz. Yemin ederim. Şimdiye kadar etmediğim dualara kılmadığım namazlara, ibadetlere çok pişmanım. Vallahi bundan sonra aksatmayacağım. hatta iki kat ibadet edeceğim. Hiç günah işlemeyeceğim..Yeter ki.. Ha? Olmaz mı? Bir işaret gönder.. Duamı kabul et. Bütün kalbimle diliyorum. Benim başıma gelmemeli, çünkü şu şu şu, değil mi ama? Bir mucize olsun ne var? Olmamış olsun sadece. başkasına ver. Ben çok iyi bir insanım. Bir sürü kötü insan var. Müslüman bile değiller onların başına gelsin.

 

Son kapı büyük bir kapı. Açılınca, cereyan yapar ve diğer kapılar çarparak kapanır. KABULLENİŞ.

İşte olgun bir insanla olmamış insan burada ayrılır..

“Peki. Demek ki kader buymuş. Nasip buysa, verene şükredelim, sayılı nefesimiz, devam edelim”

/

“ühü ühü ühü”

 

 

 

2 Yorum

Filed under kültür, severim paylasirim

Okurum yazarım (konu yine disleksi, baştan söyleyeyim)

Ağustosta okuduklarım ve yorumlarım:

 

20150806_131334

 

Disleksi ile başa çıkmak için 100+ pratik öneri.

Adından başlayarak, beğenmedim. 100’den fazla denir ona dilimizde. zaten ebeveyne vereceği bir şey yok, öğretmenler için yazılmış. Ebeveyn olarak alıp öğretmene vermemiz ve okumaya zorlamamız fayda sağlayabilir. Bize bir yararı yok benim görüşüme göre..

 

wpid-wp-1441996098281.jpeg

Çocuklarda Dürtüsellik… Öneririm.

Bende Disleksi var… Çok öneririm. Çocuğunuzla beraber okumanız ve kendisini anladığınızı göstermeniz için ideal. Çocuk da kendisinin neden ve nasıl farklı olduğunu idrak edebiliyor. Kendisini normal gördüğünden ondan zorla talep edilen bu garip okuma işini neden kıvıramadığını biraz anlıyor.

Tübitak yayınlarının böyle özel kitapları böyle güzel fiyatlardan satmasından da ayrıca çok memnunum. Okul öncesi ve ilkokul seviyesi müthiş kitapları var. Kitapların içeriği bir yana baskıları ve kullanılan dil de kaliteli. Matematik konusunda hele, sıfırdan ele alıp dört işleme giriş yapan kitaplarını iki çocuğumda da ben çok beğenerek kullandım. Doğa-Uzay-Hayvanlar.. Çocuğun merak ettiği her konuyu severek incelemesini sağlıyor. Bilim harika bir şey, çocukların bilim sevmesi daha da güzel. Bilimi erişilebilir kılan Tübitak’ın şerefine!

Yine Tübitak’tan “Bir Türlü Yerimde Duramıyorum” da, Hiperaktif çocukların ana babaları ile kendilerini keşfetmelerine, daha da önemlisi KABUL etmelerine yardımcı oluyor.

The Gift of Dyslexia bu konuda temel kabul edilen çok sözü geçen bir kitap. Yeni başladım pek de sürükleyici gitmiyor. Bitince bir yorum yazarım.

Bunların yanısıra KINDLE sağolsun, çok güzel bazı kitaplarım oldu.

Muhteşemdi, bir anne olarak tam anlamıyla anlaşıldığımı anladım. Çok sevdim, yapılmadıysa çevirisini yapasım var.

 

Halen elimde bir sürü okuma olduğu gibi bir yandan da Game of Thrones serisini okuyup bitirdim :))

Okumayı seviyorum..

 

 

 

Bu arada not 1: Ortada görülen “Okuyorum konuşuyorum” iki ciltlik kitap oğlum konuşmayı öğrenirken (geç konuştu, 4 yaşında ders aldırmaya başladım.. ablası 3.5 yaşında konuştuğu için tasalanmadım açıkçası) özel eğitim merkezi tarafından aldırılan bir set. 50 lira civarında bu iki kitap ve okurlardan ihtiyacı olan varsa, hemen hiç kullanılmamış bu seti hediye edeceğim. Kargoyu ödemeniz yeterli.

not 2: “Ben ilköğretim seviyesi öğretmenim, ilk bahsettiğiniz 100 pratik öneri işime yarar” diyen varsa onu da göndermeye hazırım.

Not 3: Disleksi zeka geriliği ya da hastalık değil. Sizin yapamadığınız bir şey yok mu? Ben mesela, uçamam. Bilmiyorum. Bana yeterince bağırırsan, “hadi” dersen çalabilir miyim sence? Disleksik çocuk da gayret etmediği ya da çalışmadığı için okuyamıyor sanılıyor. Yok böyle bir şey. Bağırıp çağırmayın, hadilemeyin..Bunaltmayın çocuğu.  Sınıftaki herkes, hatta 5 yaşında kardeşi bile okuyor yazıyor olabilir. Olsun. Bu da okuyup yazmıyor. O kadar. Kabul edelim ve bir adım ilerleyelim.

 

15 Yorum

Filed under araştırdım, çocuk, disleksi, kitaplar, severim paylasirim

Disleksi ve görme (renklerrr)

Facebook’ta çocuğu disleksik olan annelerden oluşan yardım destek grupları buldum. Bir tanesi de: Her Çocuk Başarabilir (Öğrenme Güçlüğü) grubu.

Grupta geçenlerde bir yazı paylaşıldı: Reading Rainbows

Özetle diyor ki, özel öğrenme güçlüğü olan kişilerin sayfayı görür görmez uykusu gelir, esnemeye başlar. Görsel olarak beyaz sayfa üzerinde titreşen, hareket eden siyah şekiller görürler. O yüzden sayfaların koyu renk olması dikkati toplamasını sağlar.

Bunu denemek için renkli şeffaf sayfalar almış kadıncağız. Çocuğun önüne bir kitap açmış 30 saniye bir sayfa okutuyor. Çocuk kımıl kımıl, laf söylüyor eli kolu oynuyor…

Yan sayfaya mavi renk folyo koyar koymaz çocuğun görüşü acaip keskinleşiyor. Şakır şakır okuyor!

 

Hayret ettim: siz de etmek isterseniz izleyin…

 

Gruptaki annelerden biri de denemiş, önerdi. Gittim hazır da kırtasiye sezonu, migrostan renkli kap kağıtları ve bir de şeffaf mavi, çıtçıtlı dosya aldım.

Daha eline almamış olduğu, hediye gelmiş bir kitabı da önüne koydum bugün.

wpid-wp-1441875780769.jpeg

 

Kitabı ben de elime almamışım. :((( Zaten renkliymiş sayfalar!! (Resim C)

#AcabaNeden isimli bu kitap da güzel bu arada onu da önereyim.. (Resim B)

Neyse bizim okur aldı kitabı, anası da kronometreyi. Bir dakikada okunan kelime sayılarını saptadım..

Çok anlamlı bir fark göremedim. Resim A’daki muşambalar fazla yumuşak ve biraz da opak olduklarından tatsız oldu. Dosyadan kestiğim parça daha kolay kullanılıyor, hele bir de pencere açtım, (konsantrasyon zorluğu çeken çocuklar için kullanılan bir uygulama bu pencereli karton) biraz daha güzel oldu. (resim Ç.)

Şimdilik, pas geçiyorum.

Siz de bir deneyin, pahalı bir şey değil renkli şeffaf folyolar. İşinize yararsa, muhteşem olur.

Benim?

Bir sürü kap kağıdım var..

dakikada ortalama 20 kelime okuyan bir oğlum var.

benden iyisi Şam’da kayısı be!

 

 

 

 

EDİT: yazıyı yayınladıktan sonra Akademi Disleksi’nin facebook sayfasıyla görüştüm bana kendi setlerini hatırlattılar.

http://www.akademidisleksi.com/sayfa/okuma-penceresi/

Hazır renkli pencereyi yapmışlar! Daha evvel görmeliydim… (gerçi işe yaramadığında daha fazla bozulurdum)

Neticede anneler olarak, çocuklar için ne lazımsa bulmaya çırpınıyoruz işte..

2 Yorum

Filed under aile, alışveriş işleri, araştırdım, çocuk, disleksi, icatlar, ilkogretim, severim paylasirim

Sövesim var.. Sövmiycem şimdilik (Disleksi 4 ya da her neyse.. numaratör mu alalım kardeşim)

Sinirliyim blog. Sus dinle çarpmıyayım ağzına.

Hazirandan beri rapor için sekiz oldum…Oğlumun okulda başarılı (orta seviye) olması için Disleksi, DEHA, Öğrenme Güçlüğü kıvır ve de zıvır için bir özel eğitim merkezinde ders alması gerekiyor. Özel eğitim merkezleri de ders saatine 70 TELE istiyor. “Rapor al, gel bedava” diyor.. Bu durumda ipekag de gidip güzide yeni ve koskocaman Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden 182 marifetiyle randevu alıyor. İlgili randevu Haziran’ın başına. Güzel.

Çocuk psikiyartisti ile görüşüyoruz. Oğluma bazı testler yapıyor. Saat çizdirip, bir adet cümleyi yazmasını istiyor. Kısa sorularla bilgi alıyor ve bir sonraki test için bizi arayacaklarına dair bir bilgi verip bizi yolluyor.

Temmuz başına kadar kimse aramadığından kendim gidip soruyorum. Hemen o hafta için randevu ayarlıyorum. Bu testimiz wisc-r denilen kaba tabirle zeka testi. Bu test mayısta yapıldı zaten ve teşhisi konuldu. Ama ve lakin, dosyada dursun maksatlı test tekrarlanıyor (sonucun sağlıklı olup olmadığını tam bilemiyorum, 6 aydan evvel tekrarlanmaz diye biliyorum ben, çocuk soruları hatırlıyor olmalı).

Psikolog hanım bir saatin sonunda bizi geri psikiyatriste gönderiyor. Sonuçları hemen vermediğini, raporunu bir hafta içinde dosyaya ekleyeceğini, sonrası için psikiyatristimizin tekrar muayene etmesi gerektiğini söylüyor. Psikiyatristimiz (çok da efendi bir insan bayağı da gözüm tuttu aslında.. hayır benim rahmetli babam da nöro-psikiyatri uzmanıydı, olsa burda, hallolacak bütün sorunlar ama.. Emr-i hak yani) yeni bir randevu veriyor: Temmuz sonu.

Değerli günlerimiz geçiyor. Temmuz sonunda gidip görüşüyoruz. Dosya da yok ortada, rapor da. Bilgisyarda biryerlerde kayıtlıdır eminim. Niye gittik bilmiyorum. Gördük birbirimizi sadece. Bana söylediği tek şey: Test sonucuna göre evet çok zeki.  Evet performans ile sözel arasında 30 puanlık fark var. Demek ki neymiş? Özel öğrenme güçlüğü (bizim durumda disleksi) varmış sonuca göre.

He babo. Bizim de mayıstan beridir, ilk vizkar testten beridir, ilkokul birden beridir bildiğimiz bu. Teşhisle geldik zaten. Ee? Şimdi nolcak?

Yine haber bekleyecekmişiz. İkinci bir test için arayıp randevu vereceklermiş. Sıraya girmişiz.

E gün geçti, okul açılacak, bir tek ders alabilmiş değil oğlum? (benim faaliyetlerim dışında yani) İki ay boşa mı geçti? 3. sınıf kasırga gibi yaklaşmakta…

“acil notu alıyorum”

Peki hocam. Döndük dikiz aynamıza baka baka.

 

Kimse aramadı. BU defa araya torpil koydum. Oldu Eylül..Bi arkadaş gitti randevuyu kopardı. Haftaya Cuma günü 11’de.

Psikolog oturttu teste 1-1,5 saat konuştular mı ne yaptılarsa artık.. Karanlık, penceresiz ve hatta resimsiz dört duvar, havasız daracık oda. Bir masa iki sandalye zor alıyor. Daha büyük kilerler asansörler gördüm ben. Sandalye de, erişkin sandalyesi;  oğlanın fiziksel olarak rahatsız olduğunu biliyorum ama yapacak bir şeyim yok, rapor ilazım..  Neyse.

“annesi gel”

geldim.

Test sonucuna göre evet özel öğrenme güçlüğü olabilirmiş.

Yıkıldım.

Saatlerim günlerim geçti.

Raporu alabilmek için kurula girmeden önce bu testin sonucuna ihtiyaç var. O sonuç iki haftada çıkarmış. Fekat bayram giriyormuş araya. EEEEE??

E’si Ekimde bi randevum daha var.

———————————————————————–

Bak kardeşim. Benim elimde teşhis var mı? Var. Veren de uzman doktor mu? Uzman doktor. Ver geçici rapor, ön rapor.. Ertesi gün dersler başlasın çocuk ilerlesin. Kurul Raporu için de bir yandan uğraşsın anası babası.

Üç ay içinde kurul raporunu teslim etmezse şu kadar dersin parasını ödesin ilgili kişi. NİYE BEKLİYORUM BEN??????????????

Kim özel eğitim merkezinden beleş ders alma meraklısı olabilir ki?

Prosedür çoooook uzun kardeşler. Çok.

Sinirlendim.

Ha, bu var ya, sulu nimetmiş. Başka yerde her test başka hastanede her muayene bambaşka bir hastanede sonuçlar ebesinin polikliniğinde diyorlar. sinirliyim hala.

 

 

9 Yorum

Filed under aile, çocuk, disleksi, saçmasapanlıklar, saglik, soruyorum

Blogun eskisi makbuldür.

Bir tanıtım etkinliği için geri dönüp bakmasam farketmeyeceğim, 19 Ağustos’ta 10. yılımı doldurmuşum! 

kendimi iyi hissettim. 

Maşallah bana. 

Ve nice nice yıllara! 

wpid-wp-1440666194019.jpeg

 

Teamüllere göre, çekiliş mekiliş yapmak lazım şimdi. Ay heyecan heyecan. 

 

12 Yorum

Filed under arkası yarın, ben yazdım, blog işleri, internet, kültür, severim paylasirim

Disleksi = Şaşkaloz?

Konu bu ayki genel konum olduğundan ve bununla yatıp bununla kalktığımdan; ha bire bu başlığı açmaktan da bezdiğimden ve lakin gelişmeleri de belli bir sırayla yazıp en azından tarih olsun en çoğundan bir kişiye bir faydam olsun derdiyle yanıp tutuştuğumdan; elimdeki 4o küsür yaşındaki disleksiğin elindeki 8 yaşındaki disleksiği anlama ve hiç olmazsa yol gösterebilme çabalarını da kayıt altına almayı hedeflediğimden, garip başlıklar açarak yazmaya devam ediyorum.

Her disleksik az çok farklıdır. Onu anladım. Disleksi özelliklerinden bazılarını taşıyorum. Bazılarını da taşımıyorum. Bende olan sende olmayabilir ama bende olanlara sahip olanlar var biliyorum. Aşağıdaki semptomlar disleksi ile eşleştirilen belirtilerin bir kısmı. Bunlar bende olduğunu ya da kıyaslandığında başkasında olmadığını bildiğim bazı özelliklerim. Disleksi belirtileri listeleri bundan daha uzun, kişiye göre bazıları olabilir bazıları olmayabilir. Kendinizi/çocuğunuzu buradan kontrol edin..

Karekteristik olarak:

a) sağımı solumu bilmiyorum.

b) el yazım çok kötü. düzeltemediğim için tembel olmakla, gayret etmemekle suçlandığım oldu.

c) rakamların sırasını yazarken karıştırıyorum ama okurken genelde doğru okuyorum. Çek keserken ekstra dikkat etmezsem bilgisayarda 476 okuduğum sayıyı “467” yazıp “yazı ile dörtyüzyetmişaltı” diye devam edebiliyorum.

ç) Elle yazmamak için kaçamaklar yapar gerekirse kısaltmalar kullanırım.

d) Okumayı 3.5 yaşında söktüm, içimden de dışımdan da çok hızlı ve düzgün okurum. Haber spikeri olabilirim. Ama yazmayı ilkokul birde zar zor becerdim. Büyük b (B)  azıcık zorluk çıkardı, E ve 3’ün hangisinin içe baktığını ezberlemem zaman aldı.  İki ayda çözdüm. Yazıyorum ama güzel yazamıyorum. Hiç bir şekilde yazım yanlışı yapmam, bu konuda şanslıyım genelde -yalnız/yanlız/yanlış/yalnış- vb gibi yazım yanlışları yapıyorlar disleksikler. Disleksik esprileri diye bir mizah konusu var sırf bu konuya ayrılmış..

e) atılan topu yakalayamam ve attım mı hedefin çok farklı yerine gider. “toptan korkuyorsun” derdi beden öğretmenim kendisinden rapor alarak kurtulmuştum. beceriksiz değilim, topu izleyemiyorum sanki. ne zaman yüzümde patlayacağını anlayamıyorum. bir anda oluyor sanki. o yüzden top yakalamak yerine elimi yüzüme kapatıyorum içgüdüsel. atarken de saçmasapan gidiyor top.  hiç voleybol oynayamadım, basket de zor aslında. çok garip belki ama tabanca ya da tüfekle attığımı vuruyorum. hedeflememde sorun yok. elle atışım sorunlu.

f) grafikleri ve resimleri çok kolay algılarım. Adresi birinin tarif etmesindense haritadan kolaylıkla buluyorum.

g) zaten bu yüzden anlatılan ve madde madde yapılması istenen şeylerde sırayı sapıtabiliyorum. Yemek yaparken HÂLÂ yemek kitabına bakıyorum. En basit kek bile bakarak yapılıyor. Mutfaktan nefret ederim. Eşim de beş dakikada beş ocakta beş ayrı yemek pişiren bir gurme iyi mi… :/

h) Üniversitede derslerim vasattı ancak laboratuarda sınıf birincisiydim, rekorlarım var.

i) ilk cümleden de anlaşılabileceği gibi uzun uzun cümleler kurabilirim.

j) zaman konusu dertli. saati ilk defada okuyamıyorum. dijital saatler var Allahtan. her yere geç kalıyorum çünkü hazırlanmaya başlama zamanını çözemiyorum.

k) Toplama çıkarma başbelası. Herkes 12-5 kafadan çözer ben bi durup işlemler yaparak sonuç buluyorum. Bunu anlamıyorum.

l) isimleri unuturum.

m) Cisimlerin bir yüzünü görünce diğer yüzlerini gözümde canlandırabilirim. 3D bir hayalgücüm var, hiç bir zaman kaybolmam, bir semtte gezindiğim zaman yufkacının hangi binanın öbür tarafında olduğunu algılarım. Ya da bir avm’nin her katında santim santim neler var gözümde canlandırabilirim.

Bu şartlarda bendeki disleksi, hafif doz. Gerçekte oğlumda olduğu gibi p-q-b-d-h-y harflerini 4 ile 7’yi, 6 ile 9’u karıştırma, yazarken bazı sesli harfleri atlama kesin teşhis.

Çocuk r’leri de söyleyemediği ve konuştuğu gibi yazdığı için yazarken söylediği harfin r mi y mi ğ mi olduğunu kestiremiyor. “yoğurt” kelimesini “yoyuyt” okuyup alışveriş listesine YORUT yazıyor.

İlgili fotoğrafları bulamadım yakında eklerim :)

 

Bu ay konuyla ilgili elimden geçenler:

 

wpid-wp-1440661323970.jpeg

Akademi Disleksi sitesinden satın aldığım iki ürün. Birincisi Okul Kiti, içinden yukardaki 5 föy çıkıyor. İkincisi Sihirli Eller adlı çarpma öğreticisi. 6-7-8-9’ları çarpmayı öğretmenin ilginç ve başarılı bir yöntemi.

Facebook üzerinden izlediğim birkaç grup da var.

Gelişmeleri sonra anlatırım

 

 

 

3 Yorum

Filed under disleksi, saglik