Maliyet Hesabı ve fiyatlandirma

Tüm acemi girişimciler ve birseyler üretip satmaya çalışan herkesin temel sorunu “tanesini kaça versem?” oluyor.

Ben bir soru daha ekleyeyim : “ben müşteri olsam buna kaç lira veririm?”

Hatta en önemlisi: “bununla geçimimi sağlar miyim?” Bu bir is mi yoksa yalnızca bir hobi mi bunu öğrenmek için soracaginiz soru bu.

Maliyet hesabi malin kaca mal edildigidir. Cok basit olsun diye 4 malzemeli uydurma bir kek uretip satacagim.
4 yumurta

500 gr un

200 gr seker

200 gr sut

.========.

Bu malzemeyle 10 dilim kek yapiyoruz.

Simdi… malzeme temini onemli. Ticarette alirken kazanilir. Kosedeki bakkalda kaca markette kaca minik bir fiyat arastirmasi sonucu malzeme fiyatlarini belirledik.

1 yumurta 2 lira

Un 5 lira

Seker 6 lira

Sut 1 lira.

Super. Ancak yumurta 10lu pakette satilmakta.. :(

digerleri de kiloluk ambalajda. :(((

O vakit marketten cikarken odeyecegim para = 33 lira

Hammadde stokta. Guzel.

(Markete gidip gelmenin de size zamana ve paraya mal oldugunu aklinizda tutun. Bu da gider kalemidir. Hammadde+nakliyeye A diyorum bu durumda)

1 kek icin gereken malzemeyi getirip masaya koyma bedeli ilk bulmamız gereken rakam. Tariften gidelim. Orantı kurarak.. 10 yumurta  20 liraysa 4 yumurta 8 lira. 1 kilo un 5 lira demek ki yarim kilosu 2.5 lira. 200 gram seker 1.2 lira ve süte de 20 kuruş yaziyorum. Demek ki kekin çıplak maliyeti= 11.9 lira. Nakliye için de 0.1 ekledim oldu sana 12 lira. (A)

Bunu çırpmak, mikser, kek kalibi ve firinin amortismani, elektrik masrafi, bulasik yikama harcamasi vb pismis keke gizli maliyettir, bunu da B olarak yazalim.

Kek hazir. Dilimledik. E,musterinin avucuna mi konacak? Bir ambalaj lazim. Kagit tabak,uzerine strec film, belki yanina bir pecete..

Kapisina da gotursek, kargoyla da yollasak bir de nakliye masrafi var, bu da C olsun.

Butun bunlar bir yana sizin senelerce ugrasip gelistirdiginiz kek becerinizin, yaptiginiz tarifin, ugrasmanizin bir bedeli var. Bu da iscilik. Yani D.

Kira bilmemne hic girmeyelim cok büyük bu hesaplar.. Şimdi püf noktası:

Malzemeye 33 lira verdik. Kekin 1 dilimi 3 lira mi?

Hayır.

Ha, malzemenin hepsi harcanmadi, 12 lira mi???

Hayır.

A+B+C+D mi?

Hayır.

A=B+C+D=kâr

Basit degil göründüğü kadar.  Bastan bir daha okuyup sindirin isterseniz.

Kekin çıplak maliyeti= 12

Iscilik+muhtelif masraflar= 12

Kâr=12

Bu kekin fiyati: 36 lira kardesim.

10 dilim keki tanesi 3.6 (bilemedin 3,5) liradan satarsan buna İŞ YAPMAK dersin.

Bu konuya devam edebiliriz.. yorum ve sorularinizi beklerim.

3 Yorum

Filed under alışveriş işleri, internet, sabun

DOĞAL SABUNU ÖĞRENELİM broşürüm..

DOĞAL SABUN Nedir?

  • DOĞAL SABUN, adı üzerinde, sentetik bir deterjan değildir. Zeytinyağı başta olmak üzere, yemeklik kalitede bir çok bitkisel yağdan sabun yapılabilir.

DOĞAL SABUN Nasıl Yapılır?

  • Sabun yapmanın evde yoğurt yapmaktan farkı yoktur. Süte azıcık maya ekleyerek bir kazan sütü mayalarsınız. Sabun yaparken de belirli bir miktar yağa belirli miktar kostik katılır. Bu reaksiyon sonucu sabun meydana gelir. Yağın sabunlaşma sabiti hesaplanarak konulan kostiğin tamamı yağ tarafından kullanılır.

Sabunun en iyisi %100 zeytinyağından yapılan sabundur. Yoksa değil midir??

  • Değildir. Tamamen zeytinyağı ile yapılan sabunun yumuşak olması, çabucak erimesi, köpürmemesi ve iyi temizlememesi oldukça can sıkıcıdır. Çok allerjik bünyeli kişiler için %100 saf zeytinyağlı Kastil Sabunu da yapıyorum ancak, Kastil sabunundan çok daha iyisi olan DOĞAL SABUN Hint yağı, Hindistancevizi Yağı ve Palm yağı başta olmak üzere kaliteli yağların zeytinyağına belirli oranlarda ilavesi ile yapılır.

Niye bu renk? Köy sabunu aldık biz tatilde. o yeşildi, pütürlüydü, kokuyordu..

  • İyi kalite zeytinyağı geleneksel usülde sıkılarak asitliği düşük 1. kalite sızma zeytinyağı üretilir. Geri kalan zeytin püresi yani pirina, tekrar makinelerle ezilerek 2. kalite Rafine zeytinyağı elde edilir. Hatta ülkemizde rafine yağa, o güzelim kokusu bulaşsın diye biraz sızma katılarak riviera diye melez bir yağ üretilip satılır. Bunlar satıldıklarında sabun yapılmalarından daha çok kar getirirler. Sorduğunuzda “sabunluk yağ”ın “sızma yağ”ın beşte bir fiyata olduğunu öğrenirsiniz. En dipte kalan en kötü kısım yağ (sabunluk yağ) da ziyan olmasın diye sabuna dönüştürülür. Bu yüzden köy sabununun rengi, dokusu ve kokusu gariptir. İyi kalite sabun krem rengi olur.

Herkes “doğal” diyor ben nasıl anlayacağım sabun doğal mı değil mi??

  • Haklısınız. Herkesin ağzı torba değil ki büzelim. İki lira fazla kazanmak için herkes doğal/organik yazıyor etiketine. En büyük firmalardan aktarlara her sabuncu “doğal” ama gerçekten DOĞAL mı? Kimyager mi olalım anlamak için??
  • Anlaması kolay… toplu iğne başı kadar bile olsa bir parçasını içme suyuna ya da kolonyaya atın. DOĞAL SABUN ise erir. Sentetik ise erimez.

DOĞAL SABUN iyi hoş da, o renk renk güzel kokulu sabunlardan farkı ne?

  • Yağın sabunlaşması sırasında cilde iyi gelen gliserin de ortaya çıkar. DOĞAL SABUN kendiliğinden gliserinli yani yumuşatıcılıdır. Gliserin kimyasal olarak ayrıştırıldığında Erit-Dök olarak bilinen, muma benzer, dekoratif sabun yapımında kullanılan hazır bir hammadde olur. Sabunun yan maddesidir, köpürür ancak ne iyi temizler ne de kalıcıdır. Ayrıca hazırlanması 15 dakikada biter. Hemen paketlenebilir. DOĞAL SABUN üretildikten sonra ancak 6-8 hafta kurutuduğunda kullanılabilir. En iyi DOĞAL SABUN en kuru sabundur.

DOĞAL SABUN kullanmayı tercih ettiğiniz ve bir kadın girişimciyi desteklediğiniz için teşekkür ederim. Bu ürün eşi olmayan, butik bir üründür. Her seferinde azar azar, taze taze üretilir. İçerdiği maddeler saf ve gıdaya uygundur. Kendi evim ve ailem için ürettiğim bu sabunları gönül rahatlığı ile kullanabilirsiniz.

Lütfen sabununuzu delikli sabunlukta kullanın. Her kullanım arasında kurumaya bırakılan DOĞAL SABUN’un ömrü uzar.

İyi günlerde kullanın ve lütfen sipariş vermek için sabununuzun bitmesini beklemeyin. Yapılıp kurutulup yollanması için zaman lazım.

3 Yorum

Filed under araştırdım, sabun, severim paylasirim

Okudunuz mu?

Sihirli mavi benden bahsediyor : Buradan

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, sabun

Pazarr: Kediler yazı yazar

Pazar yazısı 1:

Binyıllardır insanlar hafta boyu çalışıp ürettikleri meyveyi sebzeyi, aldıkları yumurtayı, yaptıkları ekmekleri, yoğurdu, peyniri, testileri, sepetleri, ördükleri çorapları, dokudukları kilimi ıvırı ve zıvırı haftada bir gün en yakın kasabaya götürüp satmaya ve karşılığında üretemeyip de ihtiyaç duydukları kazandır, kepçedir, ilaçtır, don-tuman ne varsa satın alıp akşamına da köye dönerlerdi.

Bunu kasaba meydanında yarattığı hareketlilik ve alış veriş nedeniyle kasabalılar çok sever. Pazarın kurulduğu gün kasaba şenlenir, dükkanlara hareket bereket gelir. Genellikle Pazar günleri kurulan bu meydan avm’sine bu yüzden Bilmemnere pazarı denir. İpliği pazara çıkmak, pazara inmek, bayramdan önceki son pazarda panayır kurmak, pazar yeri, pazarlık hep geleneksel (ve aslında küresel, çünkü her küçük yerleşim birimi bunu yapar) köy-kasaba kaynaklı terimlerdir.

Onu bırak tembel atalarımız sayesinde günün adı Pazar olmuştur. “Pazarın kurulduğu gün” işte. Ertesi günü de pazarertesi. Aman ne yaratıcı. neyse.

Oradan ipek yolu mipek yolu derken “bazaar” olarak avrupaya taşınmış ve kapalı-çarşı türü alış veriş yerleri bazaar olarak adlandırılmıştır. Avrupada kurulan pazarlara Market denilmekte, günümüzde de gayet hoş şartlarda sürdürülmektedir.

Bizde bir adım ileri gidilememiş olup, en büyük şehrimiz İstanbul’da haftanın her günü bir semtte pazar kurulmaya devam etmekte. Hatta adını PerPa-SalPa ve hatta hatta sosyete pazarı olarak ilan etmekte!

Bu da beni canımdan bezdirmekte. Ana caddeleri, sokakları sabahın köründen gecenin körüne kadar işgal eden, bağlantılı sokakları da nakliye araçlarıyla tıkayan; arkalarında dağ gibi çöp bırakarak ortadan kaybolan ve bir de gece saati belediye temizlik işçilerinin sokağı temizleme gailesiyle kilitleyen pazarları sevmiyorum. O kadar pazarcının ihtiyaçlarını nasıl gördüğü, elini yüzünü nasıl yıkadığı gerçekten merak ettiğim bir konu. Hijyen nerede?

Satılan ürünlerin yüzde yetmişi giyecek ve ev gereçleri. Perde satan var! Pazarda yalnızca taze meyve-sebze, o da organikse, köylünün getirip sattığıysa olabilir. Halden bir kamyonet patates getirip pazarda satmanın nesi manalı? Ne ucuz, ne de kaliteli. Ayrıca açıkta satılan, hava koşullarına maruz kalan proteinlerin ne hale geleceğini tahmin edersiniz.

Belediyeler bundan gelir elde ediyor olabilir ancak halk sağlığı için yanlış bir uygulama. Kalp krizi geçirsen eve ambulans gelemiyor. Ev yansa itfaiye sokamazsın caddeye. Trafik yüzünden eve gidemiyoruz akşam. Manyakça. Niye? patates sovan. Oldu.

Belediyeler bunu bıraksın artık. Pazarlar yasaklansın. Organik ve gerçek üreticiden gelen malların satıldığı akar suyu, tuvaletleri bulunan, soğuk hava depolu, otoparklı, temiz, bölge sabit pazarları kurulsun. Çorap ve eşofman satıp eve ekmek götürmek isteyen küçük girişimcilere ayrı, günlük kiralanabilir mini dükkanlar ayarlansın.

Hiç olmazsa bu pazarlar gerçekten pazar gününe alınsın ve OKUL BAHÇELERİNDE yapılsın!

Okulun kocaman bahçesinde stand açsın satışını yapsın, tuvaletleri kullansın ve çıkmadan önce de bölgesini temizleyip gitsin insanlar. Okula da bağış olur ne güzel.

Çok zor değil. Ama becerecek adam lazım. Kendi belediyeme duyuru yapayım dur. Hatta change.org sayfası açayım!

 

1 Yorum

Filed under alışveriş işleri, çevre, insan olmak, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Ülkenin en eski blogunu okumaktasınız.

Blog’un weBLOG/internet günlüğü olduğunu bilmeyen bir çok insan var. Kişisel günlüktür bunlar. Kozmetik ya da yemek blogu olmaz. VE evet, bloğum diye yumuşak ge ile de yazılmaz.

Buralar benden sorulur derken ciddiyim. Çünkü 10 yılı geçti blog yazarlığım. Daha nice on yıllar yazacağım.

Bloglar ve Bloggerler üzerine bir araştırma yapan; geçen yıl İstanbul üniversitesinde Blog yazarları çalıştayı düzenleyen ve kendisi de ülkenin en eski bloggerlerinden biri olan Evren, uzun zamandır yaptığı araştırmaları yayınladı.

bana gelen maili şu şekilde:

Merhaba İpek,
Epey bir süredir Türkiye’nin en eski ve hâlâ güncel blogları listesini hazırlamakla meşguldüm ve nihayet yazıyı yayımlayabildim.
Sen de ilk Türkçe bloglar arasında yer alıyorsun. Blog yazarlığındaki istikrardan ve Blog kültürüne sağladığın katkılardan dolaya seni tebrik ediyorum.
Listede yer alması gerekirken gözden kaçan blogların da haberdar olması adına listeyi paylaşman faydalı olabilir.
İyi çalışmalar diliyorum.
Doğrusu heyecan verici.

Kendimle gurur duyuyorum. İnternetin adını ilk duyduğum mecra olan Yurtsan Atakan’ın Hürriyet gazetesindeki yazıları (90’lar), ilk mailimi almama vesile olan Atilla Atalay ve “blog açsana” diyen babamın desteği ile internetteki varlığımı 96’dan beri sürdürmekteyim.

Eşimle icq’da tanıştık.

Kızım doğmadan önce anne-bebek yahoo gruplarına üye olarak bebeklerle ilgili herşeyi öğrendim. Çocuklarımı da internetle büyüttüm açıkçası.

Sonra da çocuklarıma mirasımı dile getirebilmek için, özgürce konuşabilmek için, kendi blogumu yazmaya başladım.

Şu an, internet benim hayatımın çok önemli bir alanını kapsamakta. Geleceğin internette olduğuna inanıyorum.

Müteşekkirim.

Bir şekilde arama yaparak bloga gelen ve yazılarımı okuyan, paylaşan, yorum bırakan herkese.

 

5 Yorum

Filed under ben yazdım, bilgisayar, blog işleri, internet, konuk yazar, severim paylasirim

Weasley Saati

Hep bayildigim bir seydi. Potterhead olmayanlar bilmez. Kim nerede, ne yapiyor bi bakista cozmek icin sufer.
KidControl. 🙏
Indir cebe yukle.
Ayni mail adresi ve sifreyle herkesi kaydet.
“Anne nerdesin?”
“Oglum ise vardi mi?”
“Hanim karfurdasin??”
“Babaniz geliyor, sofrayi kurun”
Ohhh. Şükür.

Paranoyak olanlarimiz icin isim/resim kullanmamak onerilir.
Konum bildirimi kapatilirsa en yakin baz istasyonu üzerinden yaklasik gösteriyor. Benim icin yeterli.

image

Yorum bırakın

Filed under aile, çocuk, internet, severim paylasirim, uygulamalar

Tekno-Lagaluga

Meşhur fıkradır az uyarladım:

Bir gün Ormanlar Kralı Aslan hazretleri haftasonu bi tatile çıkayım demiş. Koca aslan yani, Orrmanı boş mu bıraksın? Yerine tavşan’ı tayin etmiş ve “ORmAnHaLkI” watsap grubuna durumu bildirmiş:

“SLM. tatile çıkıyorum. yerime tavşan bakacak. tam yetkilidir, gerekli saygıyı göstermeyeni dönüşte benzeteceğim. öptüm kib”

Cumartesi sabah tavşan ormanı neşeyle turlamaya başlamış. Aaa, tilki.. Gitmiş tilkinin enseye bi tokat! Tilki hışımla dönmüş tam parçalayacak tavşanı, aslan’ın vekili olduğunu hatırlamış. “günaydın tavşan hazretleri” demiş. İkilemiş.

Tavşan hoplaya zıplaya ilerlerken aaa Kurt :)) Hop gitmiş bi şaplak! Kurt kükreyerek ardına dönmüş ki tavşan kardeş kulaklarını oynatarak dikiliyor… “günaydın tavşan efendimiz” demiş. Uzamış.

Kırılmış gülmekten tavşan. Aaa ayı.. Hop enseye tokat.. Ayı haldırs diye dönmüş, bit kadar tavşan sırıtıyor.. almış eline bir dövmüş..

Tavşan inlemiş: “bakmıyor ki mesajlarına ayıoğlu ayı”

 

*-*-*-*-*-*

Bu saçmasapan firma sms’lerinden bıktım. adı sanı belli değil yasallığı şüpheli satılık ürün teklifleri, abuk sabuk otellerin tanıtımları, moderen züccaciyeci inglişler madamların promosyon teklifleri, kozmetik dükkanlarının lüzumsuz mesajları, reklamlar reklamlar :( reziller.hepsini siliyorum.

ve watzap grupları. bir zamanların facebook dürtmesi gibi.. interneti ilk defa gören, hiç kimse görmedi sanıyor, kedi videosunu dayıyor..

akrabası ayrı, apartmandaki hanımlar ayrı, okuldan öğretmenlerin ayrı, velilerin apayrı grupları içersinde deliriyorum. Haberleşmek değil sohbet çevirmek için kullanılan telefonu sevmem, aptal saptal görüntüleri videoları komik bulmuyorum, cins cins tebrik resimlerinizi samimi görmüyorum, telefon hafızasında kapladığı yere ihtiyacım var o yüzden:

“dün sana attığım şeyi gördün mü?”

“yok bakmadım”

“ama çok komik”

“olsun, bakmıyorum ben”

*-*-*-*-*-*

En iğrenci de velilerden birinin mesela “günaydın, yağmur yağıyor” yazması. elli kişi “buraya da yağıyor” “gece amma yağdı” “bahçeye çıkmasalar bari” “evet ayça ateşlendi zaten” (iş burada kopuyor onbin tane geçmiş olsun mesajı yağıyor. yazmasan -soğuk nevale- oluyorsun)

Önemli bir şey varsa yaz. Okuruz ayı değiliz ya.

 

1 Yorum

Filed under internet, saçmasapanlıklar

IBB Çocuk Maratonu 2

Gecen sene anneler gununde, Maltepe sahili doldurarak yaptiklari alanin bir kenarinda yapilan senlik; bu yil 10.000 cocuk katilimiyla kosu pistinde gerceklesti.
Tiklim tiklim kalabalik ve gunese rağmen, başarılıydı.
Yeterli tuvalet, her kosede hamidiye su, bol miktarda oyun alani, yer minderleri,surekli cop toplanmasi..  ambulanslar.. Buyuk bir organizasyondu.. cocuklarin gogus numarasina gore cikislari dagitmislar ancak cocuklar kisa oldugundan halka olup bekleyenler birbirini ezdi. Iki basamakli bir podyumdan salarlarsa cocugumuzu gorebiliriz.

image

Butun cocuklar madalyalariyla beraber birer de zarf aldilar. 4 kutu didi, bir tane toto, yarim fifi (asdfsdsd), kucuk yas grubuna birer plastik oyuncak, sealife indirimi ve en onemlisi, elma-muz-patlamis misir kuponu. Seker cikolata yerine, meyve olsun her yerde!!

Halk ekmek ucretsiz urunler dagitti, yesilay cadiri senlikliydi ve canimin ici noodle Nudo, makarnaya doyurdu.

image

Guzel bir gundu.. Seneye gorusuruz.

image

image

Dilimlenmis elma paketleri. Kizlara ayri erkeklere ayri :)))

Yorum bırakın

Filed under aile, çocuk, saglik, severim paylasirim

Dibizot(*)

Paypal Türkiye’de Paypal Nakit diye bir deneme yaptı. Tutmadı. Şimdi, Kartı ilk alırken ödenen 5’er lira depozitoları “1 Haziran’dan itibaren TEB’den geri alabilirsiniz” diye mesajlar göndererek müşterilerine olan hürmetini gösterdi.

Garanti bankazındaki hesaplarımı kapatmamın yan etkisi OGS’nin de iptal olması ancak benim ertesi günü OGS’den geçiş yapıp cezalı duruma düşmem oldu. OGS içindeki 30 lira bir ay sonra hesaba yatacakmış.  OGS var. İçinde para var. Para yatırınca bir saniyede OGS bakiyesinde gözüküyor ama iptal edince, para yok oluyor.. Bir ay sonra ortaya çıkıyor. Neden? Belirsiz… “Sormaver”

OGS’ye verdiğim 40-60 TL arasındaki depozito da buhar olmuş bak sen şu işe. Cihaz benim olmuş. E sattınız o zaman? Yok. E geri verin depozitomu?!? No. Gitti. Yor maney, caney caney caney.. Bildiğin garantibankazı.

HGS aldım ne yapayım.. Elde kalan OGS cihazı nedir ne işe yarar peki? Söktüm attım bir kenara. O kenar da acaip doldu taştı ama yani. Bir zamanların Cine5 rezaleti gibi, yarın bir gün “üzerinize kayıtlı cihazı teslim etmediğinizden 1000 lira ceza ödeyin” çıkarmasalar diye binbir çeşit edevat saklıyorum. . Bak mesela Digitürk bağlamaya gelen adam internetin ara kablosunu (ucu kalın olan usb gibi bişey) kullanmış, kendi kablosunu geri götürmüş. Ben eve gidince aydım.. Şimdi onu iptal ettirince “vay bizim badem gözlü kablomuzzz” diye davası çıkacak biliyorum. Of.

(*) : Antep ağzı Depozito.

Yorum bırakın

Filed under araba, saçmasapanlıklar, soruyorum, şikayetlerim

İnstagram Biyonikkedi’ye “pist” dedi

Bizim bi arkadaş ekolü..

Biyonikkedi diye bir hesap var. Deli bozuk, önüne gelene #pismikroplar diyerek içimi soğutan şeker bi kadın. İki kızı bi evi bi kocası, köyde bir takım akrabaları var. Çok romantik bir ana baba.. Almanyada bir bacı.

Hayatını az çok beraber yaşıyoruz. Günlük paylaşımları kaliteli mizah iceriyor. Bazen “hayırlı cumalar” modunda #cubbelibiyo oluyor bazen instagrama kartpostal sahteliğinde ev fotoğrafları koyan ahmak #pembikgeberikgelinler’e ayar veriyor.

Du.

Kızı kapadılar.

Bi iki uyarı aldı evvela. Çok kişi etiketliyor ona buna cevap yetiştiriyor diye.. onbinlerce takipçin varsa o laf yetişecek arkadaş ne var bunda?

Sonra da kesip attı instagram.

Ya hesabı geri alacak, ya çakma hesapla devam edecek ya da yeni hesap açacak.

Ama olan, onca resim altı yazıya olacak. Gitti dönmez, uçtu konmaz…

Yel üfürdü, sel götürdü..

*-*-*-*-

Lanaman, bizim de az çok resmimiz neyimiz var instagramda.. Babasının oğlu değilim ki siler atar bi gün kafası kızar…

Yiter giderse yazık olur. Biri bir yedekleme (back-up) uygulaması yapmıştır belki dedim.

İki üç çeşit uygulama var.

Bir kısmı telefon için bir kısmı internet üzerinden çalışıyor. İlkin üye oluyorsunuz ve sonra instagramda yayınladıklarınızı dosyalayıp size geri sunuyor.

İnstagramın kendi ayarlarında “asıl fotoğrafları kaydet” ayarı var zaten. Resim zaten telefonumda, bir de instagram klasörüne tekrar kaydediliyor telefon şişiyor.

neyse artık.

bu işlem için kullanılabilecek:

İnstaport var mesela. İster tümünü ister seçtiğini zipleyip indiriyor.

Şu an garip garip şeyler indirip siliyorum hiç birini beğenmedim.

Oraya buraya fotograflarıma ve kimbilir daha nelerime erişim izni vermek istemiyorum.

zaten hiç biri de metinleri, etiketleri ya da yorumları kaydedemiyor.

Ekran görüntüsü mü alsak netsek?

20160505_115556[1] 20160505_115615[1] Screenshot_2016-05-05-12-21-36[1] 20160505_115632[1] 20160505_115638[1]

 

 

büdüt: bişey buldum.

<blockquote class=”instagram-media” data-instgrm-captioned data-instgrm-version=”6″ style=” background:#FFF; border:0; border-radius:3px; box-shadow:0 0 1px 0 rgba(0,0,0,0.5),0 1px 10px 0 rgba(0,0,0,0.15); margin: 1px; max-width:658px; padding:0; width:99.375%; width:-webkit-calc(100% – 2px); width:calc(100% – 2px);”>

<p style=” margin:8px 0 0 0; padding:0 4px;”> <a href=”https://www.instagram.com/p/BFBE9H7o4g1/&#8221; style=” color:#000; font-family:Arial,sans-serif; font-size:14px; font-style:normal; font-weight:normal; line-height:17px; text-decoration:none; word-wrap:break-word;” target=”_blank”>Muhterem zevat. Mutlu hıdırellezler. 😍😍😍 #hidirellez #gulgunu #cincodemayo</a></p> <p style=” color:#c9c8cd; font-family:Arial,sans-serif; font-size:14px; line-height:17px; margin-bottom:0; margin-top:8px; overflow:hidden; padding:8px 0 7px; text-align:center; text-overflow:ellipsis; white-space:nowrap;”>IpekAG uretimi Ev Sabunu ❤ (@ipeksabun) tarafından paylaşılan bir fotoğraf (<time style=” font-family:Arial,sans-serif; font-size:14px; line-height:17px;” datetime=”2016-05-05T07:15:45+00:00″>5 May 2016, 00:15 PDT</time>)</p></div></blockquote>
//platform.instagram.com/en_US/embeds.js

webden instagrama girince her bir fotoğrafın ayarlarında “sitene göm” var. bunu gömdüm bakalım iyice gömülmüş mü, hortlayacak mı?

Yorum bırakın

Filed under araştırdım, instagram, internet