Sezaryen; Sezar’ı yen

Sezaryan doğruymuş gibi geliyor kulağa ama sezo sezaryen diye yazılıyor. Hamile dişinin bebeğini karın ve rahim duvarını keserek çıkartmak eylemi.

Genelde vajinal doğum özendirilse de sezo bir tercihtir.

Vajinal doğuma da “normal” diyenlere ayrıca kılım. Neyse.

Ben niye tercih ettim? Benim doğumum, dünyaya gelişim 70’lerdeydi. Çatı dar, kafa büyük olunca, doktor öküzü forsepsi dayamış kafama ve kafatasımı çökertmiş.

Kafatasımın iki yanında forseps izleri hala var. Kafamı kopartmamış olmasının mutluluğu yaşıyorum.

Forseps nedir derseniz, bakınız google amca göstersin size.

Yanı sıra iki köprücük kemiğimi de kırmış. Kırıkların kaynama yerleri de elle hissedilir durumda.

Ne o? doğduk.

Bin kere tövbe. Ne kendime ne çocuklarıma bu travmaları yaşatmamak için sezaryen tercih ettim ve hiiç pişman değilim. 20 yaş dişimi çektirmek çok daha zordu.

 

1 Yorum

Filed under saglik

Toplumun elinde oyuncak olma — düşündürdükleri

 

Deniz’in bu yazısı beni düsündürdü.

Küçükten başlıyor. Sen okulu, öğretmenini seversin. Asıl cool(!) olanın sevmemek olduğunu söylerler. Özgün giyinirsin, değişik olmuş deyip, dudak bükerler. Farklı bir meslek seçmek istersin, soğuturlar. İşini seversin, söyleyemezsin. Herkes şikayet etmektedir. Laf taşıyana katılmazsan, oyunbozan olursun. Aynı düşünmezsen vatan haini bile olabilirsin. Bi de bakmışsın toplumun elinde oyuncak olmuşsun. Ne zaman mı? Kendi […]

Toplumun elinde oyuncak olma — üzerinden

 

Toplumun derdi ne peki?

Toplum adlı birikinti, asalaktır. Bireyleri üzerinde yaşar. kendi bütünlüğü ve iyiliği için bireyleri istediği forma sokmaya çalışır. Tümüyle hayatta kalma gayesiyle. Özellikle de korku ile bunu yapar ki, genç ve bağımlı bireylerini en iyi şekilde “eğitebilsin”.

toplum yaşamak için tek tip birey ister. Düzene uymanin cici, aykırı olmanın kaka olduğunu belleterek kölelerini büyütür. Değişik herşeyi budar. “eski köye yeni adet” istemez. Sana şeker vererek oyalar. yanından ayrılma diye bir gözü üzerindedir. bu saçma sapan fikirlerin “kültür, adet, örf, töre” olduğu ve kutsal olduğunu da zımbalar ki hiç çıkamayasın içinden…

“onu öyle yapma yoksa…” ile başlayan safsatalarla beyinleri yıkar. öcü gelmesin, uğursuzluk olmasın, çocuğum olsun, sakalım çıksın, memem çıksın, pipim düşmesin, şeytan duymasın….

iş bulamazsın yoksa. 

kimse seni beğenmez, evde kalırsın. 

nazar değer. 

aç sefil kalırsın.

yaşlandığında anana babana bakmak zorundasın.

onlardan kız alınmaz.

Korkuları aşmak için düşünmek, mantık ve sevgi lazım. Yardımlaşmak, bireylerin birbirine tutunması. Ve yeni nesilleri bu zırvaları hiç duymamış birilerinin yetiştirmesi lazım.

 

1 Yorum

Filed under insan olmak, kültür

Başka sıkıntınız var mı?

Şirketlerin minik bir indirim ya da bilgilendirme verme yemiyle insanı oltaya getirmelerinden nefret ediyorum.

Bakınız sözleşme maddeleri nasıl?

 

WEB SİTESİNE ERİŞİM SAĞLAMAYI TERCİH ETMEKLE, KİŞİSEL BİLGİLERİNİZİN WEB SİTESİNE ERİŞİM YA DA SİTENİN KULLANIMI SONUCUNDA İŞBU GİZLİLİK POLİTİKASINA UYGUN BİÇİMDE TOPLANMASI, İLETİMİ, İŞLENMESİ, KULLANIMI VE SAKLANMASINA AÇIKÇA RIZA GÖSTERMİŞ VE BUNA MUTABIK KALMIŞ SAYILIRSINIZ. BU FİİLLERİN HERHANGİ BİRİ TÜRKİYE CUMHURİYETİ SINIRLARI İÇİNDE YA DA HEM İÇİNDE HEM DE DIŞINDA, YASAL KORUMANIN BU KADAR SIKI OLMADIĞI BAŞKA YARGI BÖLGELERİNDE GERÇEKLEŞEBİLİR.  İşbu Gizlilik Politikasının herhangi bir koşul ya da şartı üzerinde mutabık değilseniz ya da herhangi bir sorunuz varsa, lütfen Web Sitesine erişim sağlamayın ve bizimle musterihizmetleri@xxxxxx adresinden doğrudan iletişime geçin. Size yardımcı olmaktan memnun oluruz. Web Sitesine erişerek ya da Web Sitesini kullanarak, xxxxx’a Kişisel Bilgilerinizin burada belirtilen amaçlarla kullanımına yönelik münhasır olmayan, dünya çapında geçerli, telifsiz ve daimi bir lisans vermiş sayılırsınız.
 
Verilerin Toplanması / Kullanımı
Web Sitesine erişim sağladığınızda ya da Web Sitesini kullandığınızda, (1) Web Sitesine erişiminiz ya da kullanımınız sonucunda veri toplama faaliyetlerimiz kapsamında otomatik olarak toplanacak veriler, ve (2) Web Sitesinin ‘Kariyer’ ya da ‘Bize Ulaşın’ bölümleri üzerinden veya Web Sitesi yoluyla bize gönderdiğiniz başvurularla gönüllü olarak verdiğiniz tüm Kişisel Bilgiler toplanabilir, saklanabilir ya da kullanılabilir.   
 xxx başka şirketle birleşmesi ya da varlıklarının, Web Sitesinin veya faaliyetlerinin devri halinde, Kişisel Bilgilerinizin bu işlemlerle bağlantılı olarak ifşası ya da devrine ilişkin haklarımız saklıdır.
Kullanıcı ya da ziyaretçi tarafından özel olarak talep edildiği takdirde, tarafımıza sağlanan müşteri iletişim bilgilerinin şirketimiz ve hizmetlerimizle ilgili kullanımı söz konusu olabilecektir. Müşteri iletişim bilgileri, ayrıca, müşterinin açık rızasının varlığı halinde mevzuata uygun olarak, gerekli durumlarda kullanıcı ya da ziyaretçi ile iletişime geçilmesi amacıyla da kullanılacaktır.
 
Gizlilik Sözleşmesinde Değişiklik
Sistemlerimiz ve hizmetlerimiz üzerinde size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla sürekli değişiklikler ve iyileştirmeler gerçekleştirdiğimizden, işbu Gizlilik Politikalarında da çeşitli zamanlarda değişikliğe gidilmesi gerekli olabilmektedir. Bu yüzden, işbu Gizlilik Politikası içeriği üzerinde herhangi bir şekil ve zamanda revizyon ya da değişiklik yapma hakkımız saklıdır. Web Sitesinin herhangi bir kısmını Gizlilik Politikası hakkında bir değişiklik bildirimini müteakip kullanımınız ve/veya kullanmaya devam etmeniz, söz konusu değişikliği kabul ettiğiniz şeklinde değerlendirilecektir.
 
 
Teminat Olmaması
Kullanıcı, web sitesinin herhangi bir kişisel bilginin kontrolü, toplanması, düzeltilmesi, erişimi, işlenmesi, kullanımı, saklanması, korunması ya da iletim kabiliyetine ya da uyguladığı güvenlik önlemlerinin mevcudiyeti ya da etkinliğine ilişkin herhangi bir teminat, garanti ya da beyanatta bulunmadığını kabul eder. Kullanıcı, söz konusu bilgiler üzerinde yetkisiz ya da tarafımızdan yetkilendirilmemiş herhangi bir taraf veya web sitesinde yer alan kişisel bilgiler üzerinde sisteme yerleştirilmiş virüs, solucan ya da diğer zararlı unsurlar ve bunların muhtemel etkileri neticesinde gerçekleşecek erişim, ifşa, kullanım ya da değişikliklerden kaynaklanabilecek tazminat talepleri, kayıplar, zararlar vb.’den dolayı xxxxxx’ın herhangi bir yükümlülük altına girmeyeceğini kabul eder. Web sitesine erişim sağlamakla ve bunu kullanmakla bu riskleri anladığınızı ve bunları aldığınızı kabul etmiş sayılırsınız. 
Sorumluluğun Sınırlandırılması
Web sitesi ile bağlı şirketleri, ortakları ve ilgili çalışan, yetkili, direktör ya da sigorta acenteleri, hiçbir durumda, tarafımızdan elde edilen ya da web sitesi erişiminiz ya da kullanımınız sonucunda ortaya çıkabilecek kişisel bilgilerinizin toplanması, kullanımı, aktarımı, işlenmesi ya da saklanmasından kaynaklanabilecek hiçbir maliyet, zarar (özel, tesadüfi, dolaylı zararlar ya da cezai tazminatlar dahil) ya da yükümlülükten dolayı tarafınıza karşı sorumlu olmayacaktır.
Tabi Olunan Kanun ve Yetkili Mahkeme
İşbu Gizlilik Politikası Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına tabi olacaktır. xxxxxx’a yönelik ya da Web Sitesini kullanımınızla herhangi bir şekilde ilişkili talep, dava ya da uyuşmazlıklarda İstanbul Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkili olacak, söz konusu talep, dava ya da uyuşmazlıklarla ilgili yargı kararları Türkiye Cumhuriyetinde alınacaktır.

 

Şirket politikaları kanundan üstün olmadığından kanunun bana verdiği hakları kullanarak bütün bunları durdurabilirim.. Haklarım şunlar: 

Herhangi bir kuruma bilgilerimi toplama onayı verdiğim anda kanunun 11. maddesi devreye girer ve:  

  • Kişisel verilerinizin işlenip işlenmediğini öğrenme,
  • İşlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme,
  • Kişisel verilerinizin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme,
  • Yurt içinde veya yurt dışında aktarıldığı üçüncü kişileri bilme,
  • Kişisel verilerin eksik veya yanlış işlenmiş olması halinde bunların düzeltilmesini isteme,
  • Kanunun 7. maddesinde öngörülen şartlar çerçevesinde kişisel verilerinizin silinmesini veya yok edilmesini isteme,
  • Yukarıda belirtilen düzeltme, silinme ve yok edilme şeklindeki haklarınız uyarınca yapılan işlemlerin, kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme,
  • İşlenen kişisel verilerinizin münhasıran otomatik sistemler ile analiz edilmesi sureti ile aleyhinize bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme,
  • Kişisel verilerin kanuna aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğramanız hâlinde zararınızın giderilmesini talep etme, haklarına sahipsiniz.

Haklarınızı biliniz.
 

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, bilgisayar, güvenli hayat, internet

Disleksi Farkındalık Haftanız Kutlu Olsun

O konuya yine gireriz de.. hatta dün katıldığım dijital topuklar (dişital buluşma) hakkında da yazcam o da dursun şurda.

taze bi konu var elimde. sinirli sinirli yazacağım.

Bir üniversite hastanesinden telefon geldi, “ben doktor filanca”.. oğlumun da dahil olduğu bir grup disleksik ile ilgili bir çalışma yapacakmış doçent dr. bilmemkim. Bizi de davet etmiş. İyi tamam. Randevulaştık. Bugün 10:00’da hastanede. İyi tamam.

Onda gittim. Doçent Doktor bilmemkim’i bilen yok danışmada. Çocuk Psikiyatri’ye yönelttiler, orada da sekreterliğe adımızı verip bekletildik.

10:25 sekreterliğe gidip “nooldu bizim iş” dedim. “e sizin doktor bilmemkim başka servise gitti demin”

Niye lan? bize neden demediniz? bekliyoruz burda lök gibi.

O servisi aramaya başladık hastane içinde. Kimseler bilmiyor. Beni ilk arayan dr. filanca ile konuştum. O bir daha tarif etti. Nice koridorlar geçip nice güvenliğe dert anlattıktan sonra aradığımız kapıya geldik. Saat 10:45. Oğlum bir yandan “buradaki insanlar niye boyle, burası niye bu kadar düzensiz” diyor. “siz büyüyünce daha iyisini yaparsınız bizim bilgisayarımız yoktu öğrenemedik” diyorum. Ne diyeyim? Taa 1940’lardan beri bu devlet daireleri böyle oğlum mu diyeyim? Okusun Aziz Nesin’i gülsün büyüyünce. Öğrenilmiş çaresizlikten nefret ederim. Kafası hep açık olsun çocukların.

Doç Dr Bilmemkim bulundu. Kendisinin biz onu ararken araya üç hasta aldığı, bizim bu dev organizasyonsuzlukta hiç payımız olmamasına rağmen beklemeye devam edeceğimiz, daha muayenenin 40 dakika sarkacağı oradan başka bir serviste başka bir branşın muayenesinin de 45 dakika kadar süreceği.. ortaya çıktı. “yuh” dedim içimden. Doçente de “boyle iş yapılmaz” diyerekten voltayı aldım. O arada oğlumla da hastane katları içinde gezinerek oynanan bir oyun uygulaması yazdık. Çatıdaki helikoptere ulaşmaya çalışırken her katta bölüm sonu canavarlarını öldürdük.

Millete tez olacaktık az kaldı. Sanki ben çok ısrar etmişim de “doççentim noolur oğluma biyol bakıver gurban” demişim havaları da ayrı.

Yemişim hastanesini.. O canavar leşlerine takılın düşün de aklınız başınıza gelsin.

 

2 Yorum

Filed under çocuk, disleksi, saçmasapanlıklar

Hart!

Evde iki kedimiz var. Üç yıldır, gül gibi bakıyoruz kendilerine. Canımız, tüylü oğullarımız onlar bizim.

Veteriner bey de sağolsun aşı zamanlarını haber veriyor, daha sonra da gelip evde yapıveriyor. Elleri dert gormesin :)

Veterineri kesinlikle sevmeyen kediler, daha diyafonda “beniim” sesini duyar duymaz en kuytu yerlere saklanıyorlar.

O yüzden adam gelmeden önce tedbiri alıyoruz, kendilerini koridora sıkıştırıp bütün kapıları kapatıyoruz. Akabinde de havluya kundaklayıp, ya da ensesinden yakalayıp aşılatıyoruz. Her seferinde yaş mama ödülü versem de hiç sevmiyorlar aşıyı.

Bu seferki aşıda kendime güvendim, kediyi çok sallamasyon tuttum, ben iyi tutmayınca o da can havliyle elimi kaptı. Beş kere dişledi, sonuncusunda da bırakmadı. Elimi silkeleyip düşürdüm kediyi.

Bizden kaçmaz tabii, kendisi tekrar yakalandı o aşıyı da yedi. Ama benim el davul gibi şişti akşamına. Veterinerimiz “kedi aşılı olmasına aşılı da ağzındaki bakteriler enfeksiyon yapar. insan da ısırsa enfeksiyon gelişir, normal” dedi. Tamam kuduz olmayacağız, ama antibiyotik şart. Özele gittik, acil doktoru hemen devlet hastanesine yolladı. Sorumluluk almayi istemiyor, haklı.

Gecenin bir saati acil sırası, acilden enfeksiyon hastalıkları polikliniğine sevk, doktorun “kedi mi köpek mi” diye sorup yaraya göz atıp, antibiyotik yazması, bir de aşı kartı hazırlaması.. O arada eşimin de telefondan şantiyenin yavru köpeğinin fotoğrafını göstermesi, “beni de bu ısırdı” demesi. (oynarken dişliyor daha bebek) küçücük çizik yüzünden (sayemde.. {*}) ona da bir aşı kartı açılması, acile dönüp aşı odasına gitmemiz, kuduz aşılarımızı olup eve dönmemiz..

ımg_20171008_205454_228362657361..jpg

Allah cümle hastalara şifa, sağlık personeline de sabır ihsan eylesin. Çok zor.

 

Şimdi normal prosedür şu: Aşılar sadece belirli devlet hastanelerinde bulunuyor. O yüzden özele kastırmayacağız. İlk aşı mümkün olduğunca erken. (hiç acıtmıyor yemin ederim) İkinci aşı 3 gün sonra. Üçüncü doz haftasında.

Kedi/köpek sahipliyse, gözlem altındaysa ve on gün içinde kudurmazsa, yahut aşı karnesini beyan edebilirseniz sonraki aşılar opsiyonel.  Yoksa 15. gün ve 28. gün son iki aşınızı olmanız gerekiyor. Aksi halde eve polis gelip sizi aşıya götürüyor.

Biz paşa paşa gittik aşılarımızı olduk. Hiç olmazsa önümüzdeki yıllarda herhangi bir ısırık alırsak hayatımız garantide.

İlçe Tarım ve Hayvancılık müdürlüğü eşimi aramış, evdeysek kediyi görmeye geleceklerini söylemiş. Ben görüştüm. Evde olmadığımızı geç saatte gelip gelemeyeceklerini sordum.

– Gelemeyiz, mesai bitiyor beşte.

+ Hm, whatsapp’tan atayım kedinin resmini? (gerçi hangi kedi ısırdı, gelip görse bile nerden bilecek??)

– Öyle de olmaz. Ben “geldik bulamadık yazıyorum”. Sizin için kötü oldu aşıya devam etmeniz gerekecek, ya da karnesini götürün giderken.

+ Biz memnunuz valla, aksiyon oluyor bize de arada çıkmış oluyoruz evden. varsın aşıya çıkalım.

 

harbi aksiyon oluyor yahu :))

Beri yandan ben küçükken büyükler dışarı çıkacaklarında giyinir kuşanır, çocuklara da “doktora gidiyoruz, iğne yapacak, sen gelemezsin sana da yapar” der kaçarlardı.

biz şimdi çocuklara diyoruz “biz iğne olup geleceğiz”. zerre tınmıyorlar.

Ben bu akşam aşıya gidiyorum. Makyaj yaptım hafif. Yeni çantamı da aldım. hohoyt!

 

{*} zengin ve pimpirikli ve oldukça kaprisli adam gecenin üçünde uşağını yollayıp doktorunu yataktan kaldırıp eve çağırtmış. Doktor gelmiş alelacele, ciddi bir yüzle muayene etmiş. muayene bitince..

“beyefendi, vasiyetinizi yazması için avukatınızı, noteri ve iki de şahit çağırmanızı öneririm” demiş.

adamın benzi atmış “o kadar kötü müyüm doktor?”

doktor cevaplamış: “hayır ama, bu saatte bir tek uyandırılıp getirilen ben olmak istemiyorum”

Yorum bırakın

Filed under aile, Kedi, saglik

Dön bana

Ben kucukken, rahmetli babamin 50’lerden kalma ağır milliyetçi Aptullah Ziya Kozanoğlu kitaplarini bayilarak okurdum. Zamaninda fasikül fasikül yayınlanıp satılmış, sonradan birleştirilip ciltletilmiş çok enteresan kitaplardı. Elle dizilmiş olmasına rağmen asla imla hatası olmazdı.

Tibet’in “Dunyanin Dami” oldugu, kahramanin arkadasini canindan cok sevdigini, “siz hepiniz ben tek” gozupekligini coşkuyla okurdum.

Muhtelif taşınmalar sırasında kaybedildi o kitaplar. Sahaflardan toplamak lazim bir ara.

Beri yandan öğrendiğim cok sey oldu. Biri de “dua dolapları”. Her fasikülde kapakta renkli, içeride siyah beyaz cizimler vardi gerci ama ben bu dua dolabını cok merak etmiştim.

Hatırladığım kadarıyla dağlık arazi olduğundan ve fakirlikten okur yazarlık sadece budist rahiplere mahsus bir ayrıcalık. Ama halk da ibadet etmek istiyor. Boylece dünyanın ilk dvdsi icat edilmiş bence ;)

Dualari donebilen kutular hâlinde tasarladıkları ahşap edevatlara yazmışlar. Yanindan geçerken elinle çeviri-çeviriveriyorsun, o duayi etmis sevabi kazaniyorsun. Hatta iyice dağ başı yerlere akar su gücüyle dönen değirmenimsi dolaplar tasarlamislar, ıssızlığın ortasinda bile dualar donmekte.

Yillar yili merak edip durduktan sonra bir filmde (Dr.Strange) minicik bir sahnede fark edip sinemada “aaa” diye koltugumda hopladim.

Şaşırtıcı, degil mi?

Bir benzeri de bizde var. Bir sekilde bir sürü namaz duasi ezberletiliyor, herkes mirmirmir okuyup geçiyor, kimse ne dediğini bilmiyor. İçerik içine sinmezse o ayeti stres çarkına yaz, çevir çevir sevaba er.

Yedi sekiz tane meal aldim, şöyle açıp okumalık tatminkâr bir Kuran’im yok hala.

İnsan şaşırıyor.

5 Yorum

Filed under islam, kitaplar, severim paylasirim

Bak! Verem.. Sen sıtmana şükret.

Evvelsi gün oğlu cp olan bir anne, benim oğlumun disleksisini övdükten sonra, bir arkadaşının ağır adhd kızını anlatarak “aman halimize bin şükür, neler var” dedi.

Bir yıldan fazla bel fıtığıyla hayatımdan bıktıktan sonra, tam iyileştim “derin venöz yetmezlik” bel fıtığını mumla aratmaya başladı. Meğer mis gibi şeymiş bel fıtığı be. ye iç yat ne var?

sağ bacağım kasıktan bileğe 1,5 katına çıkmaya gayret ediyor. şiş. soğuk. sancıyor. çorap evet doktor da verdi varis çorabı. bi de “Allah muhafaza pıhtı olur, ciğere ilerler, gürp diye ölürsün” diyen çıktı. oh ne ala mualla.

bi de “kilo ver, binen yükü azalt” dedi. aman ne iyi. yememek de varmış kaderde. mutsuzum.

nefret. hiç bu kadar kötü hissetmedim.

hamdolsun.

 

 

 

1 Yorum

Filed under Diğer, saglik

Netizen = Netandaş

 

TEOG kalktı. Evet ortalık kaynayacak durulacak bir vakit. Ders veren kurumlar, öğretmenler, test kitabı yazarları yayınevleri, bundan geçinen bir ton insan göçmüştür herhalde. Allah kolaylık versin. Benim kızım girdi çıktı son sınava, yerleşti bir Anadolu Lisesine. Oğluma Allah kerim.

Çocuklardan yana pek kaygım yok. Elimizde internet olduğu sürece dünyanın en iyi eğitimini alabilirler. Her dilde anlık tercüme yapılabiliyor artık ve her konuda çeşit çeşit uzman insan bilgilerini videoya aktarıyorlar.

Sanal gerçeklik gözlükleri ile aklınıza gelmeyen yerlerde olmadık şeyleri öğrenebiliyoruz.

 

Bütün bu teknoloji ve bilgi okyanusunda HÂLÂ 40 kişi bir sınıfa tepilip öğretmenlikle ilgisi olmayan ama hasbelkader öğretmen çıkmış bir adamın mırmırını dinlemek zorunda değiliz. Herkes kapasitesi ve istediği kadar öğrenecek.

Bu çocuklara artık NETIZEN deniyor. İnternet ve Citizen (vatandaş) birleşimi. Netandaş.

Akıllı telefonları jet gibi kullanıyorlar. Uygulamalarla dolu ekranlar. Ödevlerini whatsapp’tan paylaşıyorlar, gittiklerini gördüklerini canli yayinlara aktarıyorlar. Sözlüklerde yarışıyor, sorunlarına arama robotlarıyla teşhis koyuyorlar. Herhangi bir argümanda telefonu çekip birbirlerine kaynak sunuyorlar. Sınırlar ve ülkeler masal gibi geliyor arkadaşlara. Her birinin projeleri, ustası oldukları sanal oyunları, çizgi roman anime manga evrenleri var. Ve önceki nesille araları o kadar açıldı ki artık umurlarında bile değil.

Netandaş çoğunluk dünyanın geleceği. Daha barışçı belki biraz daha yalnız ama çok güzel bir gelecek olacak. Birbirlerini anlayacaklar. O zaman ne lise kalacak ne teog.

Carl Sagan Kozmos’ta “dünya korkaklara kalacak. geri kalanımız uzayda olacağız” demişti. Bu gelecek heyecanlandırıyor beni.

 

 

(dip yazi: kendime yazdığım not. düzenleyemedim. dursun::

 

İnstagram yeter.
Şaka bir yana…
Bisey ogrenmek isteyen google’dan bulur ogrenir. Youtube’de degme anadolu lisesi ogretmenini cebinden cikaracak insanlar ders anlatiyorlar.
Ana sinifindan ele alan, insan olmayi ogreten bir sistem onumuzdeki 15 yil icerisinde “dunya mufredati” olacak.
İsteyen öğrenecek. Istedigini ogrenecek. )
Tip, hukuk ve butun sisyal bilimler online ve standart egitim ve uygulama olacak. Yani robot doktorlar 7/24 hizmetinizde ve hatasiz teşhis ve tedavi imkani.)

1 Yorum

Filed under aile, çocuk, bilgisayar, icatlar, internet, kültür

Bacon sayısı

Şöyle bir teori var. Film sektöründe hangi ülkeden her kim olursa olsun bir kişinin ABD’li ünlü aktör Kevin Bacon‘a sadece 6 kişi uzaklıkta olması. Rahmetli Ayhan Işık mesela..

Ayhan Işık(1), Faik Coşkun adlı kişiyle birlikte Krallar ölmez filminde oynadı. Faik Coşkun (2).

Faik Coşun, Topkapı isimli filmde Maximilian Shell ile oynadı Maxi abi (3).

Ki Maxi abi bizzat Kevin Bacon ile Telling Lies in America filminde oynadı bu da 4.

Size ömür Vatan Şaşmaz mesela.. Suleyman Kabaali ile “Seninki Kac Para” filminde oynamış. bu 1

Süleyman bey “Ay Lav Yu Tuu” diye bir filmdeymiş ve Steve Guttenberg de o filmdeymiş bu da iki.

Ki Steve de Kevin’le Diner filminde beraber oynamış bu da üç. Sardıysa kendiniz de buradan oynayabilirsiniz.

*-*-*-

Sözün özü, dünya küçük. Evvelsi gün Instagramda fink atarkene, bir arkadaşımın imkanı yok tanımaz diyebileceğim başka bir arkadaşımla gayet samimi olduğunu gördüm.

Gecen yıl Instagramdan bir ürün aldım, kargoyu getiren kişi, göndericinin liseden arkadaşı çıktı. Kayseri’de liseye gitmişler beraber, kargocu Istanbul’da kargo işinde, arkadaşı Antalya’da yiyecek satışına girmiş. Benim kargomda buluştular.

Sinemaya gitmek isteyen kuzenim Trabzon’dan aradı, bir telefon operatorunun kod promosyonu varmış, bilmemne numarasına mesaj atınca bi bilet alana bir bilet de bedavaymış. bende o operatorun hattı yoktu, whatsapp grubuna yazdım, İzmir’de bir arkadaşta varmış, kodu paylaştı, Trabzonda bir bilet kazandık.

Daha neler neler.

Internet çok korkunç bir yer, öyle masum sinsirella stalklardan bahsetmiyorum. Hakkınızda yazıp fotoğrafladığınız her şey ele geçirilebilir durumda. Hatta ölseniz cenazenize bile saygı filan yok, elden ele dilden dile geziyorsunuz. Lafı uzatmadan sizi dünyanın en süper medyumuyla baş başa bırakayım.

 

1 Yorum

Filed under filmler, instagram, internet, sosyal medya

Haylazium Rezidans

Tam bizim evin karşısına Avaoğlu Haylazyum Hipter Rezidans (toki konutu kilikli dimdik bina bi numarası yok ama süslü püslü olunca….rezidans. pabucumun rezidansı) dikiyorlar.

Diksinler amenna, er geç bizim site de kentsel dönüşüme girecek, biz de vurcaz voliyi-ehem- neyse; dikiyorlar dikmesine de, bazı pürüzler var. En baş pürüz de bendenizim.

Şimdik, inşaat gürültüsü çevreye zarar verdiğinden kelli, mesai saatlerinde olabiliyor. bilemedin gün batımında yani maksimum saat 19:00’da paydos etmeleri lazım.

Bi inşaatta iki çeşit gürültü var. Birincisi yıkım/hafriyat gürültüsü. Eski binanın yıkılması, zaman zaman balyozla zaman zaman kepçeyle devam etmekte, epeyce de kafa şişirmekte. O bitince o yıktıkları molozu kocaman sarı moloz taşıma kamyonlarına yine kepçeyle doldurup cehennemin dibine götürüyorlar. O kamyonların sol şeritte 120 basıp gitmeleri kadar ürkünç bir şey yok. Allah muhafaza, rüzgarından sarsılıyor benim araba.

Kepçenin gürültüsü, kamyonun manevrası, yüklenen beton molozun dangırtısı er geç bitiyor, temel kazılıyor. O daha sessiz. Nispeten.

Sonra inşaata beton dökülüyor ki mikser gürültüsü ile pompa dandandanı bir arada. Bayağı asap bozucu, sinir yorucu bir sesle devam. Zavallı işçiler nasıl dayanıyorlar bilmiyorum ama resitensin üç tarafındaki bizim binalarda dayanılır hal kalmadı.

Birincisi, ne bahceye ne balkona çıkılmıyor, sürekli toz yağıyor. Camlar leş gibi, pimapenler sapsarı, denizlikler kumsal. Yazın günü camlar açık evin tozu talazı bitmiyor ve yepyeni perdelerim de pert oldu.

Ha bu amcalar bi de biz bunca gürültü yapıyoruz ama potansiyel yüksek biraz daha gürüldeyelim nütfeen diye valilikten izin almışlar.

Valiliğin gerekçeli kararı : “yapının inşaat faaliyetine, şehir içi gündüz trafiğini olumsuz etkilediğinden dolayı ilgili yönetmelikte belirtilen sınırlamalara uymak kaydıyla beton dökümü ve hafriyat nakli işlerinde xx.xx.2018 tarihine kadar saat 19:00-24:00 arası çalışma izni verilmiştir”

Gündüz trafiğine olumsuz etkisi var demek? Niye gündüz çalışıyorlar peki? Trafiği olumsuz olumsuz rezil ediyorlar üstelik yakın caddede haftada bir gün de pazar var, sağım solum önüm arkam trafik. (hele bir ara yan sokakta da iski kazısı vardı, var ya labirent gibi, evimize giremiyoruz)

NEÜY? gece yarısına kadar bam güm devam ha? Vali bey “ya sayı bilmiyor ya dayak yememiş” diye bir fıkra var hani. Şu an bir yandan bu izni iptal ettirmeye çalışıyorum bir yandan da inşaat firmasına tazminat davası açacağım. Civarda ne kadar kiracı varsa kaçtı, ev sahipleri zararda. Pisliğinden yıldık, komşular zararda. Gürültü bitirdi ne uyku kaldı ne huzur kaldı, hastası var yaşlısı var bebeği var, ders çalışan teog lys öğrencisi var, hepimiz maddi manevi zarardayız.

SUÇ İŞLİYORLAR.

Bunu yanlarına koymayacağım. Eyle duvar üzerinde “çivriyi virdiğimiz zirir için kisiri bikmiyin” yazmayla olmuyor.

NOT: civarınızda benzer bir inşaat varsa, çalışma saatini bir dakika bile geçse önce zabıtaya sonra polise şikayet edebilirsiniz, ikisi de gelip beşer bin lira ceza kesiyorlar :)))

 

1 Yorum

Filed under çevre, saçmasapanlıklar, şikayetlerim