İluminati ve yeni yıl kararları

İyi geceler..

Yeni yılla ilgili bazı kararlar aldım. Bu kararların en dertli tarafı kararı almakla bitmemesi. Cemi-i cümleye de arz etmeniz gerekiyor ki iyice madara olasınız.

O yüzden bir iki tanesini paylaşacağım.. Adet yerini bulsun. Ama ondan önce şunu bilmenizde fayda var ben acaip şekilde teknomanyak bir insanım. Başka insanların makyaj malzemesi aldıkları gibi ben de yeni bir edevat buldum mu yanar tutuşur illa ki alırım. Bu yazıyı son edindiğim edevattan yazıyorum. O kadar yeni ki, birbirimizi henüz çözemedik. Klavyede tuş yok. E biraz seri kullanmak istesem kendine göre harfler yazmaya başladığı gibi, akıllı kelime tahmin özelliği var ne yazmaya çalıştığımı ben kelimeyi yarılamadan tahmin edip yerleştirmeye çalışıyor. Düz klavyede hızlı ve hatasız yazarım aslında ama bu klavyenin de bana alısabilmesini istiyorum. bu yüzden de sabırla kaç kere geri dönüyorum her bir kelimede. Az çok öğreniyorum ve öğretiyorum işte. Ona da bir şans tanımam lazım çünkü daha da hızlı yazmamı sağlayacak bir süre sonra.

İşte elimde bir sürü gadget olunca geceleri dört bir tarafım da şarj kablosu ile dolu haliyle. Onunla oyna şununla oyna, şundan instagrama bak, berisinden yazı yaz, nette takıl, vb derken zaman zaman üçe kadar uyumadığı geceler oldu geçtiğimiz yaz. Bu da beni sinir etti. Yeni yolla beraber ilk kararım olarak: baş ucumdaki kabloları ve bil umum cihazları aynanın önüne taşıdım. Artık şarj istasyonu demeyeyim de bir şarj limanım var. İyi. Mümkün olduğu kadar az radyasyon alırım. Artı okunmak için yığılmış kitapları bitirmem lazım. Süper. Ikide iki.. Bu ay dört kitap bitirdim. Bence on gün için başarılı.

Üstelik becerebilirsem her gün bloga yazı gireceğim. Haftada iki üç de video çekip kanalıma koyacağım çünkü o konuda iyice geri kalmış hissediyorum. Bu madde için bu ilk on günde üç yazı yazdım ve iki video çektim. Tamam sayılır?!?

<<<<<<<<

Niyeyse ilkokulu veletler illuminati dengesizliğine kafa yormaktalar. Bitmiyor ilüminatiler gözler üçgenler.. Gizem hoşlarına gidiyor. Ben de oğlumu trollerim.. O bir zamanların soğuk Amerikan bilmecelerinin kazanına düşmüşüz heralde yani… (Bana göre en güzeli gülmek… )

Ee en enerjik iluminatiye ne denir?

Piluminati….

Güzel kokana?

Güliminati

Şişman olana?

Filimünati…

Ince kesilmişine?

Dilimunati

Ingilizce bilenine??

Hellominati.

En kısasına?

Miliminati…

En seslisine?

Ziliminatiiiii

2 Yorum

Filed under Diğer

Ekmek Kesmedik diş olmaz, başa gelmedik iş olmaz..

Değerli okur.

Bu yazıyı sana yeni bir yılın ta en başından yazıyorum.  Mutfak eşyamı az ve öz severim.  Bir tane rende olsun ama titanyum olsun isterim.  Çünkü kem aletle kemâlet olmaz.  Pazardan alınma rendeyle kalite tutmaz.

Bu adı geçen rende fazlasıyla iyi.  Hani filmlerde kılıç denerken kılı ikiye keserler ya; Ha bu rende de rendelerin kralı azizim. Rendeler. Hiç acımaz.

Uzun lafın kısası,  Sağ el baş parmağımı ve tırnağımın bir kısmını rendeledim. Canım ne var bunda? Kazaya rıza gerekir,  akacak kan damarda durmaz.. Beni kan tutmasa iyiydi.. Hop elimi soğuk suya tuttum hemen.  Soğukta damarlar büzüşür,  kanama morarma azalır. Bu yüzden mutlaka buzlukta mavi buz jeli bulundurun,

20180103_124327475175793.jpg Hiç olmadı bir tane dolu buz kutunuz olsun. Her an herşey olabilir. Kan durur gibi olunca kağıt havlu basıp ilk yardım kutusuna gittim.  Bizim evde ilk yardım malzemelerinin durduğu kutu tam girişte durur ve güzelce hazırdır.

Içinde sargı bezi, gazlı bez,  yapışkan bant,  antiseptik, kan durdurucu,  soğutucu sprey,  makas bulunur.  Açık yaraya kesinlikle pamuk basılmaz unutmayın.  Gazlı bez ve bandaj paketleriniz açık ve kullanıma hazır olsun.  Sağ eli kesince sol elle beceremez insan.  Vakit kaybı.

20180103_124248905105786.jpg

Yalap şap paketledim parmağımı ama bakamıyorum :))

Sonra gidip ev pantolonumu çıkarttım,  eşofman geçirdim.  Dolabın bir köşesinde tek elle giyilebilecek kolay ve örtücü bir kıyafetiniz olsun. Deprem sabahın üçünde olunca donla sokağa fırlayanlar olmuştu.

Keza Ocak ayı olunca hava da soğuk ancak mont giyebilecek durumda değilim.  Üzerime de pelerin panço arası bir şeyim var onu aldım. Arabanın anahtarı hep aynı yerdedir,  Telefon hep şarjlıdır, cüzdanım çantamdadır ve en sevdiğim ayakkabılarım da çarık gibi giyilen skechers’larımdır.

Yani olaydan üç dakika sonra kapıdaydım ve acile gidebildim.

Kendinize acil durum senaryoları hazırlayın.  Denemeler yapın.  Yangında ilk kurtarılacaklarınızı belirleyin.  Tamam ben herkesten biraz daha paranoyak olabilirim ama hazırlıklı olmak işime yaradı.  Kafası kesik tavuk gibi panik içinde oraya buraya koşuşturup değerli vaktimi kaybetmek istemem.

Elim iyi.  Geçecek.  Önce tedbir,  Sonra tevekkül.

Yorum bırakın

Filed under aile, ev işi, güvenli hayat, saglik, severim paylasirim

O soru bir kez daha geldi.. Prezervatif nedir? Üreme nasıl olur?

Olayın 3 bölümlük ilk kısmı için : O soru nihayet geldi

Malum-u âliniz, abd-ı aciz bendeniz, eczacıyım ayıptır söylemesi. Zaman zaman bizim veletler de eczaneye gelip bana çıraklık ederler. Bu sene 10 yaşını süren mahdum, renkli parıl parıl kutulara bakıp “aaa anne LOVE yazıyor! ay lav yuu!!!” dedikten sonra soruyu patlattı.

“Anne bu ne?”

{BU} dediği de Durex-OKEY rafındakiler.

Tıpta ayıp yoktur. O yüzden kısaca açıkladım. “Eğer bir kadınla bir erkek çocuk yapmak istemiyorlarsa bunu kullanırlar.”

Tıpta yoksa bile bizim oğlanda acaip utanma vardır, konuyu hemen kapattı.

Daha evvel de dediğim gibi, on yaşına gelmiş ve soru sormuyorsa başka bir kaynaktan öğreniyordur. Alın karşınıza kendiniz anlatın.

Ertesi sabah evde, ben ona sordum.. “Bizim kedilerimizin neden yavrusu olmuyor?”

“Veteriner yumurtalarını çıkarttığı için”

“Evet. Peki yumurtaları neredeydi?”

“toplarının içinde?”

“Senin yumurtaların da var biliyor musun? Senin toplarının içinde de senin yumurtaların var. kadınların yumurtaları da karınlarının iç tarafında. kasıklarının biraz üzerinde. ”

“hımm”

“bebekler nasıl yapılır biliyor musun?”

“anneyle baba 30 gun aynı yatakta yatarsa bebekleri olur”

“evet aynı yatakta yatarlar ama o yumurtaları paylaşmaları lazım. iki kişinin yumurtasından bir bebek oluşur. Buna üreme denir.

Kadın üreme organları kadının karnının içinde olur. Yumurtalıklar, rahim ve doğum kanalı yani vajina..

kadin-ureme-organiErkek yumurtasının ayrı bir adı var. ona sperm denir. spermler o toplarda üretilir. Aynı kemik iliğinde akyuvar üretilmesi, midede barsakta sindirim enzimleri üretilmesi gibi. Üretim merkezi orası yani. O da bir organımız. Kulak gibi, utanılacak bir şey değil. Her erkekte var. Ancak “özel bölge” olduğundan, kimseye gösterilmez ve kimseninkine de bakılmaz.

erkek-organi

Eğer erkek ve kadın bebek yapmak isterlerse, beraber yatarlar. Erkek toplarında ürettiği spermleri bir kanalla kadına verir. Bu kanalın ucu penise bağlıdır. Kadının üreme organları karnının içinde olduğundan, penis spermleri doğum kanalına yani vajnaya bırakır. Hani burnumuz hem nefes alır hem koku alır.. Onun gibi, penis de iki işe yarar hem çiş boşaltır hem de sperm iletir.

Vajina’dan giden spermler yumurtalıklardan gelen yumurtalarla rahimde buluşur ve birleşirler.. Ve bölünerek çoğalmaya başlarlar. Yeni bir hayat başlar.

Eğer bebek yapmak istemiyorsan, prezervatif adlı bu koruyucu yöntem kullanılır.

 

Bu konuyla ilgili en sade gorselleri Sevilay hanımın blogunda buldum..

 

1 Yorum

Filed under aile, çocuk, saglik

“Stranger Things 2 | Sadettin Teksoy Hawkins’te”

Güldürdü

Yorum bırakın

Filed under Diğer

Bir fiorino’ya emniyet kemeri eklemek

Ilk çıktığı günden beri fiorino’lari pek beğenirim.

Bilmedigim bir derdi varmış. Arka koltukta iki emniyet kemeri var. Ortada yok. E 5 kisilik aileysen?

Ortadakinin canı patlıcan mı?

Neyse ki İpeyk bu işe de bir çözüm buldu. Seyyar emniyet kemeri aldım.

Ambulans tipi emniyet kemeri deniyormuş. Sipariş verdim geldi. İşte de kullanışı

Yorum bırakın

Filed under araba, severim paylasirim

Ne mene fenomen? Aynen menemen..

Sosyal Medya Fenomenlerinin Etkisi Abartılıyor mu?

yazının orijinali bu sitede. paylaş butonunu çalıştıramadım.

İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi Güventürk Görgülü ve Pazarlama 3.0 editörü Turan Farajova, yürüttükleri “Sosyal Medya Fenomenleri Takipçilerinin Satın Alma Tercihlerini Etkiliyor Mu?” başlıklı araştırma sonuçlarını açıkladı. Araştırma sonuçları, Influencer Marketing yönteminin, ancak etkili seçme ve ölçme araçlarıyla, markalara belirli ölçülerde fayda sağlayabileceğini gösteriyor. 
Ankete katılanların yüzde 70’ten fazlası marka tercihlerinde fenomenlerin rolü olmadığını düşünüyor. Her 100 kullanıcıdan 80’i de son bir yıl içinde fenomenler aracılığıyla tanıtılan herhangi bir markayı satın almadığını ifade ediyor. Aynı konuda kadın erkek ayrımına bakıldığında, kadınların marka tercihi ve satın alma konusunda, izledikleri fenomenlerden daha yüksek oranda etkilendikleri görülüyor. Kadınların yüzde 42’si marka tercihinde izlediği fenomenlerden etkilendiğini söylerken, erkeklerde bu oran yüzde 20’nin altına düşüyor. Kadınların yüzde 30’u son bir yıl içinde fenomenler aracılığıyla tanıtılan bir ürün veya hizmeti satın alırken, erkeklerde bu oran yüzde 10’lara kadar geriliyor.

Fenomen takipçilerinin önemli bir bölümü bu hesapları kişisel paylaşımlar için izliyor ve sponsorlu paylaşımları dikkate almıyor. “Fenomen” olarak tanımlanan kişilerin, takipçilerinin ancak küçük bir bölümü için “influencer” olabildiğini gösteriyor.

 

Özetle.. fenomen menomen değilsiniz, influencer hiç değilsiniz, Yalova kaymakamı bile değilsiniz.. zamanınızı ve çoluk çocuğunuzu medyaya feda etmeyin artık..

Yorum bırakın

Filed under facebook, instagram, internet, sosyal medya

Sezaryen; Sezar’ı yen

Sezaryan doğruymuş gibi geliyor kulağa ama sezo sezaryen diye yazılıyor. Hamile dişinin bebeğini karın ve rahim duvarını keserek çıkartmak eylemi.

Genelde vajinal doğum özendirilse de sezo bir tercihtir.

Vajinal doğuma da “normal” diyenlere ayrıca kılım. Neyse.

Ben niye tercih ettim? Benim doğumum, dünyaya gelişim 70’lerdeydi. Çatı dar, kafa büyük olunca, doktor öküzü forsepsi dayamış kafama ve kafatasımı çökertmiş.

Kafatasımın iki yanında forseps izleri hala var. Kafamı kopartmamış olmasının mutluluğu yaşıyorum.

Forseps nedir derseniz, bakınız google amca göstersin size.

Yanı sıra iki köprücük kemiğimi de kırmış. Kırıkların kaynama yerleri de elle hissedilir durumda.

Ne o? doğduk.

Bin kere tövbe. Ne kendime ne çocuklarıma bu travmaları yaşatmamak için sezaryen tercih ettim ve hiiç pişman değilim. 20 yaş dişimi çektirmek çok daha zordu.

 

1 Yorum

Filed under saglik

Toplumun elinde oyuncak olma — düşündürdükleri

 

Deniz’in bu yazısı beni düsündürdü.

Küçükten başlıyor. Sen okulu, öğretmenini seversin. Asıl cool(!) olanın sevmemek olduğunu söylerler. Özgün giyinirsin, değişik olmuş deyip, dudak bükerler. Farklı bir meslek seçmek istersin, soğuturlar. İşini seversin, söyleyemezsin. Herkes şikayet etmektedir. Laf taşıyana katılmazsan, oyunbozan olursun. Aynı düşünmezsen vatan haini bile olabilirsin. Bi de bakmışsın toplumun elinde oyuncak olmuşsun. Ne zaman mı? Kendi […]

Toplumun elinde oyuncak olma — üzerinden

 

Toplumun derdi ne peki?

Toplum adlı birikinti, asalaktır. Bireyleri üzerinde yaşar. kendi bütünlüğü ve iyiliği için bireyleri istediği forma sokmaya çalışır. Tümüyle hayatta kalma gayesiyle. Özellikle de korku ile bunu yapar ki, genç ve bağımlı bireylerini en iyi şekilde “eğitebilsin”.

toplum yaşamak için tek tip birey ister. Düzene uymanin cici, aykırı olmanın kaka olduğunu belleterek kölelerini büyütür. Değişik herşeyi budar. “eski köye yeni adet” istemez. Sana şeker vererek oyalar. yanından ayrılma diye bir gözü üzerindedir. bu saçma sapan fikirlerin “kültür, adet, örf, töre” olduğu ve kutsal olduğunu da zımbalar ki hiç çıkamayasın içinden…

“onu öyle yapma yoksa…” ile başlayan safsatalarla beyinleri yıkar. öcü gelmesin, uğursuzluk olmasın, çocuğum olsun, sakalım çıksın, memem çıksın, pipim düşmesin, şeytan duymasın….

iş bulamazsın yoksa. 

kimse seni beğenmez, evde kalırsın. 

nazar değer. 

aç sefil kalırsın.

yaşlandığında anana babana bakmak zorundasın.

onlardan kız alınmaz.

Korkuları aşmak için düşünmek, mantık ve sevgi lazım. Yardımlaşmak, bireylerin birbirine tutunması. Ve yeni nesilleri bu zırvaları hiç duymamış birilerinin yetiştirmesi lazım.

 

1 Yorum

Filed under insan olmak, kültür

Başka sıkıntınız var mı?

Şirketlerin minik bir indirim ya da bilgilendirme verme yemiyle insanı oltaya getirmelerinden nefret ediyorum.

Bakınız sözleşme maddeleri nasıl?

 

WEB SİTESİNE ERİŞİM SAĞLAMAYI TERCİH ETMEKLE, KİŞİSEL BİLGİLERİNİZİN WEB SİTESİNE ERİŞİM YA DA SİTENİN KULLANIMI SONUCUNDA İŞBU GİZLİLİK POLİTİKASINA UYGUN BİÇİMDE TOPLANMASI, İLETİMİ, İŞLENMESİ, KULLANIMI VE SAKLANMASINA AÇIKÇA RIZA GÖSTERMİŞ VE BUNA MUTABIK KALMIŞ SAYILIRSINIZ. BU FİİLLERİN HERHANGİ BİRİ TÜRKİYE CUMHURİYETİ SINIRLARI İÇİNDE YA DA HEM İÇİNDE HEM DE DIŞINDA, YASAL KORUMANIN BU KADAR SIKI OLMADIĞI BAŞKA YARGI BÖLGELERİNDE GERÇEKLEŞEBİLİR.  İşbu Gizlilik Politikasının herhangi bir koşul ya da şartı üzerinde mutabık değilseniz ya da herhangi bir sorunuz varsa, lütfen Web Sitesine erişim sağlamayın ve bizimle musterihizmetleri@xxxxxx adresinden doğrudan iletişime geçin. Size yardımcı olmaktan memnun oluruz. Web Sitesine erişerek ya da Web Sitesini kullanarak, xxxxx’a Kişisel Bilgilerinizin burada belirtilen amaçlarla kullanımına yönelik münhasır olmayan, dünya çapında geçerli, telifsiz ve daimi bir lisans vermiş sayılırsınız.
 
Verilerin Toplanması / Kullanımı
Web Sitesine erişim sağladığınızda ya da Web Sitesini kullandığınızda, (1) Web Sitesine erişiminiz ya da kullanımınız sonucunda veri toplama faaliyetlerimiz kapsamında otomatik olarak toplanacak veriler, ve (2) Web Sitesinin ‘Kariyer’ ya da ‘Bize Ulaşın’ bölümleri üzerinden veya Web Sitesi yoluyla bize gönderdiğiniz başvurularla gönüllü olarak verdiğiniz tüm Kişisel Bilgiler toplanabilir, saklanabilir ya da kullanılabilir.   
 xxx başka şirketle birleşmesi ya da varlıklarının, Web Sitesinin veya faaliyetlerinin devri halinde, Kişisel Bilgilerinizin bu işlemlerle bağlantılı olarak ifşası ya da devrine ilişkin haklarımız saklıdır.
Kullanıcı ya da ziyaretçi tarafından özel olarak talep edildiği takdirde, tarafımıza sağlanan müşteri iletişim bilgilerinin şirketimiz ve hizmetlerimizle ilgili kullanımı söz konusu olabilecektir. Müşteri iletişim bilgileri, ayrıca, müşterinin açık rızasının varlığı halinde mevzuata uygun olarak, gerekli durumlarda kullanıcı ya da ziyaretçi ile iletişime geçilmesi amacıyla da kullanılacaktır.
 
Gizlilik Sözleşmesinde Değişiklik
Sistemlerimiz ve hizmetlerimiz üzerinde size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla sürekli değişiklikler ve iyileştirmeler gerçekleştirdiğimizden, işbu Gizlilik Politikalarında da çeşitli zamanlarda değişikliğe gidilmesi gerekli olabilmektedir. Bu yüzden, işbu Gizlilik Politikası içeriği üzerinde herhangi bir şekil ve zamanda revizyon ya da değişiklik yapma hakkımız saklıdır. Web Sitesinin herhangi bir kısmını Gizlilik Politikası hakkında bir değişiklik bildirimini müteakip kullanımınız ve/veya kullanmaya devam etmeniz, söz konusu değişikliği kabul ettiğiniz şeklinde değerlendirilecektir.
 
 
Teminat Olmaması
Kullanıcı, web sitesinin herhangi bir kişisel bilginin kontrolü, toplanması, düzeltilmesi, erişimi, işlenmesi, kullanımı, saklanması, korunması ya da iletim kabiliyetine ya da uyguladığı güvenlik önlemlerinin mevcudiyeti ya da etkinliğine ilişkin herhangi bir teminat, garanti ya da beyanatta bulunmadığını kabul eder. Kullanıcı, söz konusu bilgiler üzerinde yetkisiz ya da tarafımızdan yetkilendirilmemiş herhangi bir taraf veya web sitesinde yer alan kişisel bilgiler üzerinde sisteme yerleştirilmiş virüs, solucan ya da diğer zararlı unsurlar ve bunların muhtemel etkileri neticesinde gerçekleşecek erişim, ifşa, kullanım ya da değişikliklerden kaynaklanabilecek tazminat talepleri, kayıplar, zararlar vb.’den dolayı xxxxxx’ın herhangi bir yükümlülük altına girmeyeceğini kabul eder. Web sitesine erişim sağlamakla ve bunu kullanmakla bu riskleri anladığınızı ve bunları aldığınızı kabul etmiş sayılırsınız. 
Sorumluluğun Sınırlandırılması
Web sitesi ile bağlı şirketleri, ortakları ve ilgili çalışan, yetkili, direktör ya da sigorta acenteleri, hiçbir durumda, tarafımızdan elde edilen ya da web sitesi erişiminiz ya da kullanımınız sonucunda ortaya çıkabilecek kişisel bilgilerinizin toplanması, kullanımı, aktarımı, işlenmesi ya da saklanmasından kaynaklanabilecek hiçbir maliyet, zarar (özel, tesadüfi, dolaylı zararlar ya da cezai tazminatlar dahil) ya da yükümlülükten dolayı tarafınıza karşı sorumlu olmayacaktır.
Tabi Olunan Kanun ve Yetkili Mahkeme
İşbu Gizlilik Politikası Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına tabi olacaktır. xxxxxx’a yönelik ya da Web Sitesini kullanımınızla herhangi bir şekilde ilişkili talep, dava ya da uyuşmazlıklarda İstanbul Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkili olacak, söz konusu talep, dava ya da uyuşmazlıklarla ilgili yargı kararları Türkiye Cumhuriyetinde alınacaktır.

 

Şirket politikaları kanundan üstün olmadığından kanunun bana verdiği hakları kullanarak bütün bunları durdurabilirim.. Haklarım şunlar: 

Herhangi bir kuruma bilgilerimi toplama onayı verdiğim anda kanunun 11. maddesi devreye girer ve:  

  • Kişisel verilerinizin işlenip işlenmediğini öğrenme,
  • İşlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme,
  • Kişisel verilerinizin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme,
  • Yurt içinde veya yurt dışında aktarıldığı üçüncü kişileri bilme,
  • Kişisel verilerin eksik veya yanlış işlenmiş olması halinde bunların düzeltilmesini isteme,
  • Kanunun 7. maddesinde öngörülen şartlar çerçevesinde kişisel verilerinizin silinmesini veya yok edilmesini isteme,
  • Yukarıda belirtilen düzeltme, silinme ve yok edilme şeklindeki haklarınız uyarınca yapılan işlemlerin, kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme,
  • İşlenen kişisel verilerinizin münhasıran otomatik sistemler ile analiz edilmesi sureti ile aleyhinize bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme,
  • Kişisel verilerin kanuna aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğramanız hâlinde zararınızın giderilmesini talep etme, haklarına sahipsiniz.

Haklarınızı biliniz.
 

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, bilgisayar, güvenli hayat, internet

Disleksi Farkındalık Haftanız Kutlu Olsun

O konuya yine gireriz de.. hatta dün katıldığım dijital topuklar (dişital buluşma) hakkında da yazcam o da dursun şurda.

taze bi konu var elimde. sinirli sinirli yazacağım.

Bir üniversite hastanesinden telefon geldi, “ben doktor filanca”.. oğlumun da dahil olduğu bir grup disleksik ile ilgili bir çalışma yapacakmış doçent dr. bilmemkim. Bizi de davet etmiş. İyi tamam. Randevulaştık. Bugün 10:00’da hastanede. İyi tamam.

Onda gittim. Doçent Doktor bilmemkim’i bilen yok danışmada. Çocuk Psikiyatri’ye yönelttiler, orada da sekreterliğe adımızı verip bekletildik.

10:25 sekreterliğe gidip “nooldu bizim iş” dedim. “e sizin doktor bilmemkim başka servise gitti demin”

Niye lan? bize neden demediniz? bekliyoruz burda lök gibi.

O servisi aramaya başladık hastane içinde. Kimseler bilmiyor. Beni ilk arayan dr. filanca ile konuştum. O bir daha tarif etti. Nice koridorlar geçip nice güvenliğe dert anlattıktan sonra aradığımız kapıya geldik. Saat 10:45. Oğlum bir yandan “buradaki insanlar niye boyle, burası niye bu kadar düzensiz” diyor. “siz büyüyünce daha iyisini yaparsınız bizim bilgisayarımız yoktu öğrenemedik” diyorum. Ne diyeyim? Taa 1940’lardan beri bu devlet daireleri böyle oğlum mu diyeyim? Okusun Aziz Nesin’i gülsün büyüyünce. Öğrenilmiş çaresizlikten nefret ederim. Kafası hep açık olsun çocukların.

Doç Dr Bilmemkim bulundu. Kendisinin biz onu ararken araya üç hasta aldığı, bizim bu dev organizasyonsuzlukta hiç payımız olmamasına rağmen beklemeye devam edeceğimiz, daha muayenenin 40 dakika sarkacağı oradan başka bir serviste başka bir branşın muayenesinin de 45 dakika kadar süreceği.. ortaya çıktı. “yuh” dedim içimden. Doçente de “boyle iş yapılmaz” diyerekten voltayı aldım. O arada oğlumla da hastane katları içinde gezinerek oynanan bir oyun uygulaması yazdık. Çatıdaki helikoptere ulaşmaya çalışırken her katta bölüm sonu canavarlarını öldürdük.

Millete tez olacaktık az kaldı. Sanki ben çok ısrar etmişim de “doççentim noolur oğluma biyol bakıver gurban” demişim havaları da ayrı.

Yemişim hastanesini.. O canavar leşlerine takılın düşün de aklınız başınıza gelsin.

 

2 Yorum

Filed under çocuk, disleksi, saçmasapanlıklar