Category Archives: severim paylasirim

Bakım. Bakım. Bakım : Ağız ve diş bakımı

Bir genç kız olmak 10 yaşında başlayan ve yıllarca süren bir deneyimdir. Keyfini çıkarmak lazım ancak, kendinize yapabileceğiniz en büyük iyilik, bakımlı olmaktır.

Günde iki defa diş fırçalayın. Her gün olmasa bile haftada iki üç kere diş ipi kullanın. (Çantanızda bir diş ipi az yer kaplar ancak sayısız faydalar verir size. Dışarıda yemek yedikten sonra diş aralarını temizlemek kadar insana iyi gelen az şey vardır)

Tertemiz gülüşler size çok şey katar.

Adamın dişinin arasında kalana bakarken çok daha önemli bir şeyi göremiyorsunuz.. Bir daha bakın!!!

Bu abi de tek kulaklı.. Ama dikkatinizi hiç çekmiyor. Dikkat çeken şey dişlerin temizliği/pisliği çünkü.

Fstoppers-Colgate-1

Ya bu resimdeki gariplik??? Yine gözler dişlerde değil mi?

Dişleriniz çok düzgün olmayabilir. Bembeyaz da olmayabilir. Ama temizliği gerçekten de çok önemli..

BONUS: 

Dudaklarına haftada bir gün, bir kaç damla badem yağı, toz şeker, tuz ve tarçın karışımı ile masaj yap. Şöyle parmak ucuyla.. Nazikçe. Ölü deriyi atar ve dudaklarını nemlendirmiş olursun.

YASAK:

Hiç kimsenin rujunu kullanma. Hepatit ve uçuk kapmak istemiyorsan tabii.

AJANDA: 

Üç ayda bir fırçanı değiş, altı ayda bir dişçiye muayeneye git!

Tatlı gülüşler!

1 Yorum

Filed under çocuk, Bakim, bakımlı hatun, genç kız olmak, insan olmak, saglik, severim paylasirim

Mutfak karolarım bile ütülüdür cicim

Bir sürü olay bir araya geldi ve ben yine bir Tarantino senaryosu tadında anlatacağım olanı biteni. Evvela Secce Bacım‘ın pasak yarışmasına hiç katılmadım bu güne kadar, niye? A-acaip tertipli olduğumdan.. Evimde ütülenmedik karo da kalmadığı için bu seferkine katılmakta bir mahzur görmüyorum. En yaratıcı, en faaliyetperver, en jüri özel ödülünü kapmam an meselesi. Gözler tertip görsün!

Olaylar şeyle gelişti… Yerlisi yabancısı bi ton blog sahibi anne yavruları ile yaratıcı faaliyetlere akmaktalardı. Pinterest senin, insstegrem benim her mecrada poz poz resim görmekten gına gelince, “ben kralını yaparım” diyerek kolları sıvadım. Sıvamadım. Uzun kollu giymem zaten. Neyse. Ne zamandır içimden geçen Pastel boyaları karmançormanlama etkinliğine hazırlandım.

(Ben lanetolası diyeyim siz anlayın tabiri) pasteller halıda iz bırakan, tırnak diplerine giren, sayfalarca boyasan da renksel açıdan insanı tatmin etmeyen garip ve yağlı bir sanat malzemesidir. Kutuyu açar açmaz kağıtları soyulmakta, kendileri en az nohut büyüklüğünde 4-5 parçaya bölünüp, yarım saat önce gıpgıcır çıktıkları kutuya asla tertibiyle tekrar girmemekte çok üstün başarılar gösterirler. Evet sevmiyorum pastel.

Fekat birikiyor pastel. Kutularca pasteller, parça pinçik kırık renk pütürleri olarak kalem kutularının, kalemliklerin diplerinde birikiyorlar. Sinsi sinsi bekliyorlar. Pisler.

Evvel zaman içinde bir de baktım ki yabancı kadınların DoItYourself sitelerinde bu püsür pastelleri eritip adam gibi tekrar kalıplanması tarif edilmekte. Aaa ne güzel. Sabun yapar gibi. Sabun yapmadım ama işte öyle birşey ne var ki?

Gittim pasta malzemecisinden silikon kalıp aldım. (Güya tasarruf edeceğim eski pastelleri tazeleyip kullanıma alacağım ya aklım sıra… Fekat ya tutarsa? Bütün apartmanın çocuklarını eve toplamışım, bütün anaların nemli gözleri eşliğinde her birinin pastel kırıklarını şahane şekillendirip ellerine tutuşturuyorum hayalimde…Ta ra na namm)

Araştırma taraştırma yaptım. işi çözdüm. Pekala da yaparım…

Pasteller minik minik kırılacak; TAMAM!

IMG-20150128-WA0024

Birbirine yakın renkler beraberce kalıba alınacak; TAMAM!

Fırında yahut mikrodalgada eritilecek; TAMAM!

Ilınınca kalıptan çıkarılacak; TAMAM!

Şunların güzelliğine bakar mısınız? Harika oldular.. Keşke pasteller hep böyle ebrulî, böyle şekilli satılsa…

20150128_231957

20150128_232005

20150128_232014

20150128_232021

20150128_232033

ve zurnanın zırt dediği yer…

ben kalıbı camın önüne, denizliğe koyayım da gecenin bu vakti hızlı soğusun, sonucu anında göreyim istedim.

Saat geç oldu neticede, sabaha kadar beklemeyeyim dedim.

Amerikan ev kadını filmde epıl payını camın önüne kor ya, ben de camı açtım, kaynar halde sıvı pastel dolu kalıbı altındaki tepsicikle berabeeer lambırlonk diye bir devril üstüme..

Ne t-shirt kaldı ne terlik, her yer battı. Hem de ne batma….

20150128_222655

20150128_222619 20150128_222628 20150128_222638 20150128_222648

Kalıpla tepsiyi gelin ettim(*). 
20150128_222711

Namussuz pastel zaten leş gibi kokuyor, pastel dumanına epeyce maruz kaldım. Sirke denedim çıkmadı, alkol denedim çıkmadı. Önce spatulayla kazıdım hepsini. Sonra fön makinesi tutup ısıttım, biraz ısınınca gevşedi, kağıt havluyla sildim.. Sıvaştı. Oooooh. Süper. 

Gittim ne zamandır kullanılmayan Tchibo buharlı temizleyiciyi getirdim, kurdum, buhar tuttum. Buhar nemli olunca, o nem fayansın soğuğuna deyince, yoğuştu.. Anca ıslatmış oldum pisliği, hiç bir faydası olmadı.

Söylene sokrana kalktım ütüyü getirdim.

Starbucks’ın kalın kağıt torbasına soktum, bir yandan ütüledim karoları bir yandan kağıt havluyla eriyenleri sildim. Bir saat kırkbeş dakika ütü yaptım. 1 m2 alan ütüledim. Biraz yüzüne bakılır hale geldi mutfak zemini.

Al sana faaliyet. Al sana pastel. Eline yüzüne bulaştırmak deyimini bizzat yaşadım. Neyse, canım sağolsun! Bir daha deneyeceğim ve bu sefer harika olacak.

(*) Gelin etmek: eşkiliufaksözlük başlığından taşıdım: 

büyük bir davet verilir,akraba eş dost yemekler yenir. sofra toplanır, çay suyu koyulur. evde genc kiz yeni gelin kim varsa hemencecik bulaşığı yıkar kurular yerli yerine dizerler.
üst baş batıracak, suyu yerlere dökülebilecek büyük tepsiler ve kazanlar ise şöyle bir sıyrıldıktan sonra balkona yığılır. ertesi günü ya da hemen o gece misafirin ardından evin hanımı kızı bunları yıkar çıkarır.

15 Yorum

Filed under çocuk, severim paylasirim, tertip

“Galeba” Kedili hayatın ilk ayı bitiyor

Bu arada öğrendiğim şeylerin sayısı bini aştı.

“kedi gibi” uysallık ifadesidir de, kedinin karakteri kadar sizin eğitiminiz de önemliymiş. Yoksa görürüm ben “kedi gibi”yi. Çırmık içinde kalırsınız.

Kediye iyi davranmak lazım. Kumunu temiz, yemeğini suyunu taze seviyor. Pati aralarına kum kırıntısı girebiliyor, kontrolü ihmal etmeyin.

wpid-20150204_192411.jpg

Kedi kumunu temizledikçe, (elek-kürek arası bir şey var bunun için) eksilen kumu tamamlamak lazım. Haftada bir de komple atıp kabını yıkayıp yeniden doldurmak gerekiyor. 10 kiloluk kum poşetini indir kaldır, aç kapa yapmamak için buraya boşalttım. Çok pratik oldu. Eski usül çift kapaklı temiz bir bidon bulursam benden mutlusu yok.

Keza 3 kiloluk mamayı da aç kapa yaparken aroması kaçmasın diye de 50’şer gramlık porsiyonlar halinde buzdolabı poşetlerine stokladım. Kıyabilirsem bir Tupperware ayırıp ona dolduracağım…

Kedi cezadan anlamaz. Kediyi hiçbir şey için cezalandırmaya kalkmayın. Aradaki bağlantıyı kuramadığı için size kin beslemeye başlar sadece. Etki-tepkiyi kolayca öğrenir.

Temizlik konusunda… Kedinizi tarayın arkadaş. Kedi taranmayı seviyor. 4 çeşit kedi tarağımız var. Biri kızın bebeklinden kalma.
image
Nuk bebek fircasi kediye kaldi. :))

Biri oyuncak bir fırça, biri yedek fırçam, biri de pet şoptan aldığım Furminatör diye satılanlardan. Markası başka.. İçime bu sindi.. Bıçaksız, kesmiyor tüyleri, tararken topluyor. Taranınca parlıyor tüyleri, bambaşka güzelleşiyor bebişimiz.

wpid-20150203_202255.jpg

wpid-20150203_202333.jpg

Kedi huzur veriyor insana, aileye neşe katıyor ona kefilim. Kucakta gezmekten yoruluyor bazen. Cılkını çıkarıyor çocuklar bazen. Tırmık izlerini sayıyor oğlum “26-27…” diye. Mıncırmasın o  da.

wpid-20150204_192044.jpg

Kediseverlerin apayrı insanlar olduğunu farkettim. Farklı bir grup. En tepede ise Üzüm ile Ryuk‘ın sahibi var. Fenomen Yeşar beyi ben bir haftadır izliyorum. Ryuk adamım oldu çıktı.

Allah aşkına şu aşk değil mi?

wpid-screenshot_2015-02-05-14-34-15.png

Bu ekibin kendi dergileri olması da kaçınılmaz. Bunu da özellikle ve güzellikle tavsiye ediyorum. Kedi ve Diğer Şeyler

Dergi için kedidergi adresi var.

wpid-20150205_124335.jpg

Geç kalmayın, abone olun..

Geçen yazıda unuttuğum bir kitap da, o eski güzel günlerde bizzat yerinden (Taksim Arion) aldığım “En Güzel Kedi Hikayeleri“dir. :))) Onu da ekleyeyim buradan..

 

 

 



 

 

3 Yorum

Filed under aile, alışveriş işleri, araştırdım, instagram, internet, kültür, Kedi, severim paylasirim

Kedilendim!

Rahmetli anneannem çok kediseverdi. Son kedisi Gümüş’ü çağırışı hala kulağımda….Kedilerle ilgili hemen herşeyi ondan öğrendim.
Ve bu yazı ona adanmıştır.

Kedi sahibi olmayı düşünenlere, aniden kedi sahiplenenlere en acil en gerekli temel bilgiler, “keşke baştan bilseydim” dediklerim bu sayfada. Detayları zamanla yazacağım..

 

Kedi

Kedi

Ben de severim kedi ama kızım delice seviyor. Çooook uzun zamandır “kedi” diye başımın etini yiyordu. Bir arkadaşımın da şahane bir dişi kedisi var, daha küçük gerçi, “o büyüsün anne olsun bir yavrusuna talip oluruz” diye öteledim hep kararı.

En son, verdik kararı, bambaşka bir arkadaşımdan umulmadık anda gelen “yavru kedi ister misin?” teklifini kabul ettik.

Bu zor bir karar. Hiç bir hayvan oyuncak değildir, sıkılırsan atamazsın. Sorumluluğu vardır ve ailenin bir bireyidir artık. Bizim bebek Kasım’da doğmuş. Daha iki aylık. Sütten kesilince kendisini sahiplendik.

Bu yazı kedi sahiplerine ve kedi sahiplenmek isteyenlere yol göstermek için yazıldı.

Tavsiye: PET SHOP’tan kedi-köpek almayın. a) ticaretine karşıyım, b) barınaklar safkan ya da değil hayvan dolu. İkinci el hayvan diye bir şey olmaz. Onlarcası arasından güzel bir seçim yapma şansını verin kendinize. Tanışıp oynaşın. Hem aşısı bakımı muhtemelen kısırlaştırılması yapılmış olacak, daha iyi. Yine de beğenmezseniz, size kalmış. 

Tavsiye bir: Kediyi ne kadar küçük alırsanız o kadar iyi. Yavrular en iyi şekilde aileye uyum sağlar. Huyunuzu suyunuzu kaparlar. 

Tavsiye iki: Kedi bakımı öğrenmek için kitaplar var, bir de kedi sahipleri var. Kedi sahiplerini tercih edin. Çok ince detaylı bilgiler aldım ben kedili arkadaşlarımdan. 

Tavsiye üç: Kedi gelmeden mekanı hazırlayın, yemeğini kumunu ayarlayın. 

Veterinerde buluştuk eski sahibesi ile. Resimlerinde göründüğü kadar şirindi. Ve pek ürkekti. Sessiz sessiz duruyordu. Veteriner muayene etti, tırnaklarını kesti, iç parazit aşısını yaptı ve bize güzel bir kum kutusu hediye etti. Kumunu da oradan satın aldık zaten.

Eve kedi taşıma çantamız olmadığından bir piknik sepeti ile geldi. Tecrübeli kedi sahipleri ile olan görüşme ve yazışmalarımdan öğrendiğimi uyguladım. Önce tuvaletini hazırladım. Bir kat çöp poşeti üzerine kalın bir tabaka kum (gerçek kum değil. taşa daha çok benziyor aslında.. ) serdim.

20150121_224900

pisipisi marka kum. Eczacıbaşı üretmiş. Topaklanan cinsten. Kedi ürünlerini buna gömüyor, kum da ürünü paketliyor. Tarif etmeye gerek görmüyorum.
20150121_224923

Kum kutusu ve küreği. Topaklanmış ürünleri kumdan uzaklaştırmak için. Kumunuz temiz kalıyor. 20150121_224934

Su ve mama kapları. Su kabımız çelik. Altı lastikli, kaydırmaz. Veterinerden aldım. Çok isabet etmişim. Diğerini marketten  aldım.. Eeeeh işte iş görüyor.. Yemek yediğini fayanslarda tırrr tırr gezdirmesinden anlıyoruz… Dondurma kabı bile olur aslında.. Çok masraflı değil kediler.. Günde iki kere 20-25 gr mama, her gün taze su o kadar.

Ne diyordum evet, kum kutusunu hazırladım, son bir kez ortalıkta tehlikeli maddeler (kesici-yutulabilir-devrilebilir-kimyasal) olmadığını kontrol ettim ve kediyi banyoya saldım.

Gidip HERYERİ kokladı. Her girdiği mekanı öncelikle dip bucak kokluyor herif.

Kumuyla tanıştırdım. Pek yüz vermedi.

——————————

ara bilgi: kedi çişini kuma yapabiliyordu ama ilk kakasını gidip bir karton kutu içine yaptı. önerilere uyarak hemen kakayı kuma naklettim yerini bellesin diye. Kediyi de başına bıraktım. Kokladı, biraz kum iteledi. Biraz daha kokladı, kumladı.. İçine sinene kadar kapattı üzerini. Bir daha da kaza olmadı. 4 aylık olunca klozete yapmayı öğreteceğim. Kakasının çok kötü koktuğunu söylediler ama kendi burnumla duymasam inanmazdım. :(( “eve gizli bir yere yapar da bulamayız” diye düşünmeyin, anında haberiniz olur!

——————————

Beslenme konusu:

Gidip yem kabına biraz market maması koydum. İsim vermek istemiyorum hır çıkar. Kuru mamaya da iki saat kadar yüz vermedi. Ben de ilk günden alışkanlıklarını bozmasın diye konserve mama açtım. 1/3 oranında koydum tabağa. Yaladı yuttu ve gidip uyudu.

Kedimizi delice sevmeye başladık, şımarttık tepemize çıkardık. Gidip marketten daha da cici mamalar aldım. Yaş mamalara deli oluyor ama kuru mama çok az yiyor.

Kedisever arkadaş, “yaş mama ile karıştır ver, alışır” dedi. Evet yaş mama karışınca kuru mama da arada yarım yamalak yendi.

“Market maması verme, tuz-şeker içeriyor, böbreklerine zararlı” söylemlerine bir miktar kulak tıkadım itiraf ediyorum. Veterinerde satılan mama da benim bütçemi aştı açıkçası. Kilosu 25 liraya geliyor neredeyse. :((

Eee? Markete.. de olmaz. Rahat edemedim. Nihayet bana sık sık önerildiği halde, inadımdan mıdır basiret bağlanması mıdır bilmem, en son başvurduğum kaynak temizmama oldu. Firma, domuz ürünü içermeyen besinleri ile kedi ve köpeklere hizmet ediyor. Ödül mamaları da var, kedi kumu da. Açın bakın.

“Ya beğenmezse bizim VIF (very important feline)” diyordum, ücretsiz numune de yollamaktalar. Talep ettim, iki tane 100 gram mama geldi. #Bonacibo Tavuklu, hamsili, pirinçli. Küçük kahverengi şeyler işte.

Ve bu mama KOKMUYOR!!! Banyoyu kokutan leş market mamaları anında sokak kedilerine dağıtıldı.

Bu mama bir de KOKUTMUYOR… Kedimiz def-i hacet ettikten sonra farkına bile varmadık!

Bu mama kedimiz tarafından delice bir iştahla yenmekte.. Oh afiyet şeker bal olsun.

Kedi Köpek alışverişlerinizi #temizmama ‘ya kaydırın derim. Kedi köpeğiniz yoksa, seçeceğiniz barınağa hayrınıza mama da bağışlayabilirsiniz. Neden olmasın? Bir aç doyurmanın sevabı var elbette!

Bugünlük son tavsiye: Evdeki yemekten kediye vermeyin. Dilenmeyi öğrenir ve her yemeğin tadına bakmak ve tabii ki hakkını almak için tabağa burnunu daldırmaya gayret edip yemeğinizi berbat eder. Arsız kedi istemiyorsanız ev yemeğine alıştırmayın. Kedi yerini bilsin.

Sondan bir sonraki tavsiye:

Bayıldığım, çok önereceğim kedili kitaplarım için

– The Cat who… serisi (Oğlak polisiyelerinden çıktı birazı, “Tersten okuyan Kedi” ile başlar dizi. 29 kitaptır)

ve

Yeni yılla gelen kedi (Remzi yayınevi, Çilek’li kitaplardan)

Devamı burada: “Galeba

25 Yorum

Filed under alışveriş işleri, araştırdım, Kedi, severim paylasirim

Cimrilik değil tutumluluk kardeşim…

Bir şeyi para verip almak ya da yolda bulmak sorun değil. Malıma sahip çıkarım, son damlasına kadar da kullanmadan atmam. Böyle yetiştirildim. Rahmetli babam ’40 doğumlu. İkinci Cihan Harbinin her zorluğunun yaşandığı ülkede zorluk içinde büyümüşler. Küçüleni kardeşinin giydiği, gaz lambasında ders çalışıldığı,iç çamaşırını annenin diktiği bir hayat. Herşeyin değerini de kıymetini de bilen bir nesil onlar.

70’lerde doğup 80’lerde büyümüş biri olarak Oscar Wilde’ın “Sinik” (cynic) tanımını anlayabiliyorum. Herşeyin fiyatını bilen ama hiç bir şeyin değerini bilmeyen. Çevrem 90’larda hoppalacık zengin olan, kullan-at kuşağının orta yaş sayıldığı bir çevre. Ve bunalıyorum.. Onların çocukları iyice deli. Ne mal kıymeti biliyorlar ne de dünyadan haberleri var.  Neyse.

Freecycle sayesinde zaten hiç atmıyorum artık. Veriyorum.

20140819_223837

Bu tüp sıkacağı mesela, pek beğendiğim bir şeydir. Diş macunlarımızı son damlasına kadar kullandırır..

FB_IMG_13873083523422668

İki numarada bu turuncu edevat var. Yine tüp içeriğini sıkarak güzel kullanılmasını sağlıyor.

20140819_223855

İlaçlar, her tür kremler için elzem..


Aluminyum tüpleri kvırıra kıvıra kullanırım…
20141024_154056 20141024_154147

 

Tchibo’dan aldığım bu ikili set şampuan ve duş jeli gibi ürünlerde çok ideal oldu. Banyoda her an kullanıma hazır..20140819_223911

 

Tüp olmayan ambalajları ters çevirir iyice akmalarını sağlarım. Varsayalım eeeeen dibi kaldı. Keserim ortadan, sıyırırım. 20140819_223811

 

Yeter mi? Yetmez.. Kaçan çorapları, yırtılanları da bir zahmet yamar kullanımda tutarım.

20140523_104144Bu benim çorap yumurtam.


20140523_104123

Bu da çorap yamayan milyarder örneği…

Aza tamah etmeyen çoğu bulamaz kanka.

14 Yorum

Filed under aile, çevre, ev işi, freecycle, severim paylasirim

Ham ham evham, bagajı dolu arabam

Yazıya girmeden önce bilinmesi elzem bazı veriler:

 

80’ler çocuğu iseniz bilirsiniz bir MacGyver’imiz vardı..

On parmağında yüz marifet, çakı çakmak ayna tarak ne varsa birbirine ekleştirir icabında bomba icabında telsiz yapar kendisini ve yanındakileri ne hikmetse her hafta her hafta bulaştıkları türlü beladan bir damla kan akıtmadan kurtarırdı. Mucize gibi adamdı. Eli yüzü düzgün ve becerikli olmasının yanı sıra zeki de bi abiydi, pek hayrandık bir dönem..

Bir de elbette, Cevat Kelle. yerli kameraman. co-pilot. Herşey ve herhangi bir şey bulunduran yancı. Sinan Bengier’in çok iyi canlandırdığı bir Levent Kırca karakteri..

 

 

Bu ikisini bilmeden bundan sonrasına ne kadar hakim olabilirsiniz bilmem.

—–

Bir de anı. Kankam sordu “neden kedi almıyorsun?”

“e tatile filan çıkarsak kim bakacak hayvana, kıyamam”

“e neden tatile çıkmıyorsun?????”

—–

 

Biraz evhamlı mıyım, huysuz muyum, kuruntu mu ediyorum bilmiyorum. Bazı konularda aşırı takıntılı davranışlarım var. Her şeye hazırlıklı olmayı seviyorum. Geçen yıllar boyunca yaşadıklarımdan “ah ulan tam şu anda bi xxxxx olsaydı” dediğim şeyleri not alırım kafama. Sonra da onu bulundururum. Tecrübelerime göre bir kere ihtiyaç olunca kesinkes bir daha oluyor.

Arabanın bagaj çantasını geçenlerde yılsonu nedeniyle eve çıkardım,bir elden geçirip güncelledim. Bagajda taşıdığım çantamın içeriği aynen şöyle:

20141208_093036

Sırasıyla

1- Mühim eşyalar iç çantası

2- Battaniye

3- Büyük boy çöp poşeti

4- Bere (beresiz çıkılmış günler oldu.. dondum)

5- Bir adet hırka

6- Bir adet daha küçük hırka (üzerlerine bir şey almadan çıktıkları ve eve geç döndüğümüz günler için)

7- Buz kazıyıcı

8- Eldiven (iğrenç şeyler tutmak zorunda kaldığım oldu. iyi ki bulundurmuşum)

9- Terlik (acil durumlarda hayat kurtardı. yalınayak kalmaktan iyi..)

10- Diş Macunu

11- Orta boy t-shirt (çocuklar için)

12- Dağcı Karabinası (eve tek elde on poşet çıkartmak için)

13- Buyuk boy t-shirt(üzerimizi değişmemiz gerekirse)

14- Manyetolu El Feneri

15- Arabanın evrakları

16- Dev boy yağmurluk

17- Kedi maması (sokak kedilerini gördüğümüz yerde besleriz)

18- Reflektörlü yelek.. (acil durumda gör ve görül)

19- Tebeşir seti (bir tane bulundurmak şart zaten trafik kuralları gereği)

20- Buz kazıyıcı 2 (bunu unutup koymuşum :) )

 

20 kalem malzeme vardı bu çantada. Bayağı azalttım sadeleştirdim (%25 çıktı) sonra da tekrar bagaja teptim.

Mini çantanın içeriği kabaca şöyle:

20141208_0934532

20 kalem malzeme de bunun içinde var ki, bilmiyorum açıklama gerekir mi…

 

Evet işte benim ta içimdeki evham müdürü böyle diyor.

Gün gelir lazım olur atın bagajda bulunsun kardeş.

 

 

Kendime not.. İlkyardım çantası içeriği ile Tatil çantası içeriğini de paylaşayım

9 Yorum

Filed under araba, güvenli hayat, severim paylasirim, tertip

Karabina Karambita!

Yabancıların bir deyimi vardır, “when the going gets tough, tough gets going..”
“işler sarpa sarınca, sarp tipler kolları sıvar” “zor günlerde zorlu kişi yolunu bulur” gibi çevirebilirim. İş başa düşünce netten aldığım bir fikri hayata geçirdim.
Bagaja bir adet karabina attım. Dağcıların kullandığı çengelli iğne kılıklı şey var ya, o..

Market dönüşü elli tane poşeti taşımak için bana yardım ediyor.

Kendi icadım led döşenmiş bagajım :)

 

Poşet taşıyan karabinayı taşıyan ben. (üç parmakla on poşeti taşımam mümkün)

 

1 Yorum

Filed under alışveriş işleri, araba, icatlar, internet, severim paylasirim, tertip

Meraklı Minik Geri Dönüşüm Oyunu- Hayatımızdaki Geri Dönüşüm Olayı

Ben yazana kadar Aralık bitti ama dergi her zaman emrinizde. Çocuğu olan kaçırmamalı…

Pino bir harikadır..

Geçen haftasonu etkinliğimiz Aralık 2015 sayısının ekiyle şenlendi. Bu aralar çöp ve geri dönüşüm işlerine merak sardığım için (bkz evvelki yazım) iyi bir vurgulama şansım oldu. Daha evvelki 4R yazım da burada

wp-1418471678602

Dergimiz bu..

20141213_135129

Faaliyetimiz de bu. Kendi çöp kamyonumuzu geri dönüşüm konteynerlerimizi yaptık :))))

20141213_135143

Ve aslında evde gerçek geri dönüşüm merkezlerimiz var zaten. Bu köşe kağıt-metal-cam köşesi. Camları cam kumbarasına götürüyoruz haftada bir. Diğer atıkları toplamıyor belediye :( Çöpün yanına ayrı koyuyorum, toplayıcılar alıp ayırıyorlar. 20141213_140223

Bunlar ampuller. Özellikle tasarruflu ampullerdeki civa çok tehlikeli bir atıktır çöpe gitmez. Şu ana kadar bir tek İKEA’nın topladığını gördüm. Ben de biriktirip oraya götürüyorum.

20141217_132233

Pilleri de ayrı birikiriyoruz. Bazen okullar kampanya yapıyor, çocuklar götürüyorlar bazen de çeşitli yerlerdeki pil toplama merkezlerine bırakıyorum. Hemen her sokakta var bunlardan.

20141221_12593420141221_125944

Okulun verdiği ev tipi biriktirme kutusu. :)) Bir süredir bunu doldurmaya çalışıyor bizimkiler.

20141203_144203

Migros’un sürekli bir toplama kampanyası var zaten, ödül de veriyor.

bazen de böyle bonus bir kampanyayla indirim kazandırıyor :) I love you Migros! 20141213_150841

Gördüğünüz gibi bir anda birsürü puan kazandık, bez çanta hedefliyoruz!

 

Burası da Kartal Belediyesi Çevre koruma birimi..

20141218_111306

Atıklardan her türlü değerlendirme yapıyorlar. Daha evvel bahsettiğim kumbaralara bırakılan oyuncak ve kitaplardan bazılarını atık getiren vatandaşlara hediye olarak veriyorlar. Elektronik atık birimişti (kablodan, eski mouse’a, şarj aletlerine…) kalkıp götürdüm. 7-8 parça götürmüşüm, 3 tane kitap seçebilirmişim. iki tane seçtim aşağıdaki kitap ağacından..


20141218_111301
20141218_111311Bu da pil toplama makinesi. Çok enteresan. Attığın pil tam bitmemişse geri veriyor!!!! 

Pet şişe atınca sokak hayvanlarına mama ve su veren otomatlar var… 

Plastik ambalajların her türünü toplayıp yuvaya eviren firmalar var..

PAGDER ve

Yuvaya Dönüşen Plastikler 

Toplanan Her Atık Plastik Geri Dönüşümle Bir Hayvanın Yuvasının Tuğlası Olacak

1 Kedi Kulübesi Atık Plastik Çevrim Tablosu

(devam edecek….)

8 Yorum

Filed under araştırdım, çevre, çocuk, severim paylasirim

Türk Kahvesi Nedir, Nasıl Pişirilir?

Bugünkü konumuz en sevdiğim konulardan biri. Kahve. Özelde Türk Kahvesi.

Kahve yemenden gelir, küçükken çok kahve içen arap olur.. Falımız fallanmış. Nohut Kahvesi, Tuzlu kahve, Merengiç kahvesi, Kalk Git kahvesi, okkalı, yandan çarklı.

İki orta bi sade…

Ehl-i Keyfin keyfini… “Kahveliyem” muhabbetleri.. Güzeldir. çok çetrefilli konular, zamanla her birine bir yazı linklerim inşallah.

Bugün kahveyi beraber pişireceğiz.

Ders bir : Malzemeler

 

kahve

Fincan.

İyisi Çin Malı ve seramik çamuruna kemik tozu katılarak yapılan ve bu yüzden altında “Bone China” yazan porselendir. İncedir, ışığı geçirir. Küçüktür. “Bülbül Yuvası” olarak nitelendirilir. Bu resimdekiler benim gündelik fincanlarım. Çeyizlik fincanlarımı çekmek aklıma gelmedi.. Her evde de zaten fincan takımı iki çeşit olur. Gündeliğe çıkardığın, sabah kahvesini pişirdiğin takımınla, daha ince daha yaldızlı daha yüz ağartan misafirlik takımın. :))

İkram ederken fincan kulpu tepsi taşıyıcının soluna çevrilir ki, misafir de sağına gelen kulpla tutup bir hürpletsin…

20141211_143358

kahve1

Cezvelerim. Bakır cezveler, çelik cezve, elektrikli cezve.. Kahveyi kaç kişilik pişireceksen o boy cezve kullanılır. Cezvenin en mühim yeri de ağzıdır, o kıvrıntısı usturuplu yapılmadıysa kahve fincana akmaz, dökülür saçılır. Kızımın deyimiyle “saçıra batıra” koyarsın, olmaz. Kaldır at o cezveyi. Cezve alırken bir bardak su ile deneme yapmadan almam asla.

En iyisi mangalda, kumda pişer, ağır ateşte pişer kahve. Aceleye gelmez, inada binmez. Dırt olur, soğuk olur kesinlikle içilmez.

kahve2

 

Gaziantep El Sanatlarının en güzellerinden; dövme bakırdan yapılmış kahve seti. Tepside duruşuyla göze de damağa da hitap eder, bakır zarflar içinde kulpsuz porselen fincanları vardır. Alem’li lokumluk yanına kârdır.

kahve4

Coffee Arabica tohumlarının kavrulup ince çekilmesi ile Türk Kahvesi olur. Çok çok incedir. Mümkünse orta ve çok kavrulmuş iki çeşit kahveyi belli oranda karıştırarak kendi ideal kahvenizi yaparsınız. Çekilmiş kahve almaya kadıköye indiğimiz çoktur. Her kuruyemişçinin kahvesi alınmaz.

Market kahveleri içinde KKME iyidir.

 

Ders iki: Misafire “kahveyi nasıl alırsınız?” diye sorduktan sonra (muhtemelen gençse orta, yaşlıysa az şekerli ya da sade içecektir. “Şekerli” diyene “cicim kahvemiz de bayat mı ne? boşver çay koyalım” diyerek savuşturun. Kahve içmeyi bilmiyorum demek gibi bir şey.. Gitsin kumda oynasın)

Bir fincan orta şekerli kahve yapmak için bir fincan soğuk su, dolu dolu bir kahve kaşığı kahve, bir kahve kaşığı da toz şeker lazımdır. Ayrıca köpük payı/cezve hakkı olarak bir kaşık kahve her seferinde eklenir.

kahve6

En az 25 kere karıştırılan kahve ocağa sürülür. Ağır ateşte köpüğün kabarması beklenir. Kabaran köpüğün ayarına dikkat edilir yoksa köpüğü kaçar..

Köpüklü kısım fincanların dibine pay edilir.

kahve3

Bir kez daha ocağa sürülen kahve azıcık tıkırdamaya ve köpük de adamakıllı kabarmaya başlayınca fincanlara süzdürerek akıtılır, telve fincana doldurulmaz.

kahve7

İyi yapılmış, tiryakiye layık bir kahvenin (köpüğünün) “üzerinde pire yürü(yebili)r” olması gereklidir.

 

pire yürür

pire yürür

İkram ederken yanında bir bardak su muhakkak verilir. Kahveyi höpürdetmek görgüsüzlük değildir.

Boşalan fincan tabağa konup, sehpaya değdiği an, misafirin önünden kaldırılır. Adettir.

Afiyet olsun.

 

20141204_122000

5 Yorum

Filed under alışveriş işleri, ev işi, iştahlı işler, kültür, severim paylasirim

Fiko’nun Bahçesinden

Köy Hizmetleri yazım çok güzel tepkiler aldı. Bu arada Tipi de daha bir kurumsallaşıp Fiko’nun Bahçesinden olarak saptadı ismini.

Yeni adresi Fiko’nun Bahçesinden sık sık güncelleniyor. İlginç ürünlerle dolu alışveriş listesini her hafta mail adresinize gönderiyor.

Facebook Grubu da var, twitteri de, epostası da.

Bu benim çok hoşuma giden ve faydalandığım bir girişim. Biraz daha fotoğraf paylaşmak istiyorum.

fiko

 

İletişim:
0533 372 00 70
fikonunbahcesinden@gmail.com

1 Yorum

Filed under aile, alışveriş işleri, çocuk, güvenli hayat, iştahlı işler, saglik, severim paylasirim