Category Archives: alışveriş işleri

Maliyet Hesabı ve fiyatlandirma

Tüm acemi girişimciler ve birseyler üretip satmaya çalışan herkesin temel sorunu “tanesini kaça versem?” oluyor.

Ben bir soru daha ekleyeyim : “ben müşteri olsam buna kaç lira veririm?”

Hatta en önemlisi: “bununla geçimimi sağlar miyim?” Bu bir is mi yoksa yalnızca bir hobi mi bunu öğrenmek için soracaginiz soru bu.

Maliyet hesabi malin kaca mal edildigidir. Cok basit olsun diye 4 malzemeli uydurma bir kek uretip satacagim.
4 yumurta

500 gr un

200 gr seker

200 gr sut

.========.

Bu malzemeyle 10 dilim kek yapiyoruz.

Simdi… malzeme temini onemli. Ticarette alirken kazanilir. Kosedeki bakkalda kaca markette kaca minik bir fiyat arastirmasi sonucu malzeme fiyatlarini belirledik.

1 yumurta 2 lira

Un 5 lira

Seker 6 lira

Sut 1 lira.

Super. Ancak yumurta 10lu pakette satilmakta.. :(

digerleri de kiloluk ambalajda. :(((

O vakit marketten cikarken odeyecegim para = 33 lira

Hammadde stokta. Guzel.

(Markete gidip gelmenin de size zamana ve paraya mal oldugunu aklinizda tutun. Bu da gider kalemidir. Hammadde+nakliyeye A diyorum bu durumda)

1 kek icin gereken malzemeyi getirip masaya koyma bedeli ilk bulmamız gereken rakam. Tariften gidelim. Orantı kurarak.. 10 yumurta  20 liraysa 4 yumurta 8 lira. 1 kilo un 5 lira demek ki yarim kilosu 2.5 lira. 200 gram seker 1.2 lira ve süte de 20 kuruş yaziyorum. Demek ki kekin çıplak maliyeti= 11.9 lira. Nakliye için de 0.1 ekledim oldu sana 12 lira. (A)

Bunu çırpmak, mikser, kek kalibi ve firinin amortismani, elektrik masrafi, bulasik yikama harcamasi vb pismis keke gizli maliyettir, bunu da B olarak yazalim.

Kek hazir. Dilimledik. E,musterinin avucuna mi konacak? Bir ambalaj lazim. Kagit tabak,uzerine strec film, belki yanina bir pecete..

Kapisina da gotursek, kargoyla da yollasak bir de nakliye masrafi var, bu da C olsun.

Butun bunlar bir yana sizin senelerce ugrasip gelistirdiginiz kek becerinizin, yaptiginiz tarifin, ugrasmanizin bir bedeli var. Bu da iscilik. Yani D.

Kira bilmemne hic girmeyelim cok büyük bu hesaplar.. Şimdi püf noktası:

Malzemeye 33 lira verdik. Kekin 1 dilimi 3 lira mi?

Hayır.

Ha, malzemenin hepsi harcanmadi, 12 lira mi???

Hayır.

A+B+C+D mi?

Hayır.

A=B+C+D=kâr

Basit degil göründüğü kadar.  Bastan bir daha okuyup sindirin isterseniz.

Kekin çıplak maliyeti= 12

Iscilik+muhtelif masraflar= 12

Kâr=12

Bu kekin fiyati: 36 lira kardesim.

10 dilim keki tanesi 3.6 (bilemedin 3,5) liradan satarsan buna İŞ YAPMAK dersin.

Bu konuya devam edebiliriz.. yorum ve sorularinizi beklerim.

3 Yorum

Filed under alışveriş işleri, internet, sabun

Okudunuz mu?

Sihirli mavi benden bahsediyor : Buradan

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, sabun

Pazarr: Kediler yazı yazar

Pazar yazısı 1:

Binyıllardır insanlar hafta boyu çalışıp ürettikleri meyveyi sebzeyi, aldıkları yumurtayı, yaptıkları ekmekleri, yoğurdu, peyniri, testileri, sepetleri, ördükleri çorapları, dokudukları kilimi ıvırı ve zıvırı haftada bir gün en yakın kasabaya götürüp satmaya ve karşılığında üretemeyip de ihtiyaç duydukları kazandır, kepçedir, ilaçtır, don-tuman ne varsa satın alıp akşamına da köye dönerlerdi.

Bunu kasaba meydanında yarattığı hareketlilik ve alış veriş nedeniyle kasabalılar çok sever. Pazarın kurulduğu gün kasaba şenlenir, dükkanlara hareket bereket gelir. Genellikle Pazar günleri kurulan bu meydan avm’sine bu yüzden Bilmemnere pazarı denir. İpliği pazara çıkmak, pazara inmek, bayramdan önceki son pazarda panayır kurmak, pazar yeri, pazarlık hep geleneksel (ve aslında küresel, çünkü her küçük yerleşim birimi bunu yapar) köy-kasaba kaynaklı terimlerdir.

Onu bırak tembel atalarımız sayesinde günün adı Pazar olmuştur. “Pazarın kurulduğu gün” işte. Ertesi günü de pazarertesi. Aman ne yaratıcı. neyse.

Oradan ipek yolu mipek yolu derken “bazaar” olarak avrupaya taşınmış ve kapalı-çarşı türü alış veriş yerleri bazaar olarak adlandırılmıştır. Avrupada kurulan pazarlara Market denilmekte, günümüzde de gayet hoş şartlarda sürdürülmektedir.

Bizde bir adım ileri gidilememiş olup, en büyük şehrimiz İstanbul’da haftanın her günü bir semtte pazar kurulmaya devam etmekte. Hatta adını PerPa-SalPa ve hatta hatta sosyete pazarı olarak ilan etmekte!

Bu da beni canımdan bezdirmekte. Ana caddeleri, sokakları sabahın köründen gecenin körüne kadar işgal eden, bağlantılı sokakları da nakliye araçlarıyla tıkayan; arkalarında dağ gibi çöp bırakarak ortadan kaybolan ve bir de gece saati belediye temizlik işçilerinin sokağı temizleme gailesiyle kilitleyen pazarları sevmiyorum. O kadar pazarcının ihtiyaçlarını nasıl gördüğü, elini yüzünü nasıl yıkadığı gerçekten merak ettiğim bir konu. Hijyen nerede?

Satılan ürünlerin yüzde yetmişi giyecek ve ev gereçleri. Perde satan var! Pazarda yalnızca taze meyve-sebze, o da organikse, köylünün getirip sattığıysa olabilir. Halden bir kamyonet patates getirip pazarda satmanın nesi manalı? Ne ucuz, ne de kaliteli. Ayrıca açıkta satılan, hava koşullarına maruz kalan proteinlerin ne hale geleceğini tahmin edersiniz.

Belediyeler bundan gelir elde ediyor olabilir ancak halk sağlığı için yanlış bir uygulama. Kalp krizi geçirsen eve ambulans gelemiyor. Ev yansa itfaiye sokamazsın caddeye. Trafik yüzünden eve gidemiyoruz akşam. Manyakça. Niye? patates sovan. Oldu.

Belediyeler bunu bıraksın artık. Pazarlar yasaklansın. Organik ve gerçek üreticiden gelen malların satıldığı akar suyu, tuvaletleri bulunan, soğuk hava depolu, otoparklı, temiz, bölge sabit pazarları kurulsun. Çorap ve eşofman satıp eve ekmek götürmek isteyen küçük girişimcilere ayrı, günlük kiralanabilir mini dükkanlar ayarlansın.

Hiç olmazsa bu pazarlar gerçekten pazar gününe alınsın ve OKUL BAHÇELERİNDE yapılsın!

Okulun kocaman bahçesinde stand açsın satışını yapsın, tuvaletleri kullansın ve çıkmadan önce de bölgesini temizleyip gitsin insanlar. Okula da bağış olur ne güzel.

Çok zor değil. Ama becerecek adam lazım. Kendi belediyeme duyuru yapayım dur. Hatta change.org sayfası açayım!

 

1 Yorum

Filed under alışveriş işleri, çevre, insan olmak, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Hediye… Öyle alınmaz, böyle alınır

Giriş: 

Hediyeleşmek sünnettir, arkadaş. Her vesile, yarım elma, gönül alma.. İyidir.

verilen hediyeyi alicenaplıkla kabul etmek, vereni sevindirmek lazımdır. Bir kere de olsa kullandığını/giydiğini görerek mutlu etmek hediyenin yerini bulduğunu hissettirmek şarttır. Gelenleri aklında tutup en az o değerde bir hediye ile mukabele etmeye gayret etmek elzemdir. Hele ki el emeği göz nuru hediyenin yeri ayrıdır. 

Önemli olan düşünmektir zaten. 

 

Geyik bitti yazıya devam. Anneler günü bir kez daha geldi dayandı. Bir anne olarak beni sinire gark etti. Şirin bulamamış gargamel kafasındayım.

Maşallah geniş aile, her ay iki doğumgünü var. Süper. parti üstüne parti patlatıyoruz (!) Parti iyidir, doğumgünü iyidir, en iyisi de sürprizleri, hediyeleri açmaktır :)

Çok dertliyim blog (yazar burada sözlük yazarlığına özenmektedir).

Ben hediye alamıyorum galiba. Her iki anlamda da..

Ne bana geleni seviyorum, ne birine bir şey alabiliyorum….

Düşündük de, bana hediye almak da zor. Kitap severim. Çok severim,çok okurum. İlk akla gelen bana kitap almak olmuştur hep. Yakın bir dostum “Yeni çıkmış” diye bi kitabı almış gelmiş mesela.

Seçenekleri görelim:

  1. Muhtemelen sevdiğim bir yazar değildir. popüler yazar pek sevmem. senin beğendiğini beğenmeyebilirim değil mi?
  2. muhtemelen daha evvel okumuş olduğum bir şeydir.
  3. muhtemelen sevdiğim bir konu değildir. çiçekli böcekli, kokulu, aşklı sevdalı, vampirli kitapları yerde bulsam almam.
  4. muhtemelen adını bile duymadığım dandik bir yazarın “kerameti kendinden menkul” fikirlerini bastırmak suretiyle çıkarttığı bir şeydir.
  5. aha tam aradığım kitaptır.

%20 ihtimalle denk getirebilirsin. Çok çok yakının değilse, birine kitap almakla don almak aynı şey. Ne bedenini bilirsin ne tarzını, ne rengini ne dokusunu… Nasıl alabilirsin ki?? mühim olan düşünmek..

b.k düşünmek.

ondan sonra sen verip kurtuluyorsun ben düşünüyorum ne halt edeceğim bunu diye..

zamanında lame üzerine yılan derisi baskılı bir amerikan servis seti yüzünden psikologda 5 seans geçirdim ben. “beni hiç mi tanımıyor? bunu bana nasıl alır?” diye ağlamaktan içim çıktı.

Bi de “ay ben çok zevkliyim” şekli var.. kesinkez beğeneceğiz aldığını o derece.. Şâşalı bir sunum yapar, suratını ekşitmeden bakabilirsen yüzünde “minnettar ol!” bakışını görebilirsin. bu tipler “değiştirme kartı” nedir bilmezler. Bir tanesinden fişini geri istemiştim. Boyu uymaz, bedeni uymaz, evin konseptine uymaz, saloz bırak da ben değiştireyim işte.

Parfum kullanmam, migrenim var; zaten başkasının karısına kocasına parfüm alınmaz ayıptır.. saksı çiçeğine bakamam, kesme çiçeğe para harcanmasından nefret ederim. Yapma çiçeğe girmiyorum bile.

Kıyafet desen, her şeyi giymem…(ve de giyemem). İmitasyon takmam..  E Eben..

bi kadına ne alınır arkadaş??

ZORRR

KAPRİSLİİİİİ..

Netcez? ya sorcaz, “ipeykim kaç giyiyorsun, şunu takar mısın, buna bakar mısın, berikini okur musun, ilerkini sürer misin, bir ihtiyacın var mı, bu sana olur mu? Ve saire ve saire”.

 

Bu yapı birine hediye almaya gittiğinde katalepsiye giriyor. :(

Ne alsam beğenir? Sever? Kullanır? İster??

Soruyorum “sana ne alayım?” “ay zahmet etme cnm”.

lan edicez işte, hevesindeyiz. söyle bişey.

tezgahtar kucağına itmen beni.

 

Not:

Pardon edit: imla hataları kasten yapılmıştır.

 

 

2 Yorum

Filed under aile, alışveriş işleri, saçmasapanlıklar

çok kısa özetler

  • Her ne kadar kredi kartlarını ödeyip ödeyip yok etsem de.. (kartsız hayat deneyimleyeceğim) Club Finans Exclusive isimli kartın 3 ayda bir, bir adet kitabı ücretiz olarak yollamasını çok takdir ettim. DR ortak sitesinden seçip sipariş veriyorsunuz kapınıza geliyor. Aferin FinansbankIMG_20160428_32380Hangi kitabı seçtim? Bilin bakalım….
  • Finansbank demişken Enpara.com üyesi oldum. Avantajlı. Öneririm. Eft havale ücreti yok, ayda bir defa rastgele atm’den para çekmek de ücretsiz. Normalde kendi atm’si değilse bankalar komisyon alır para çekerken.
  • Bu aralar halılar kalkmaya başladı. Yollukları yıkamaya verdim kaldı bir tek salondaki halilar. onlar da gidince yazlıklar serilecek. Yazın kullandığım ürün altı kaydırmazlı Prizma marka kilimsi şeyler. Goblen desenlerini seviyorum.IMG_20160428_31584 Banyoda ve antrede sürekli kullanırım zaten,bu sene yatak odamda da kullandım kışın. Halı sermedim.  Şimdiye kadar Selimpaşa gece pazarı’ndan birer tane satın alırdım her yaz, pek de takım olmuyor haliyle. bu sene internet sitelerinden alayım dedim. Nisan sonuna kadar 20 lira indirim mindirim de var, e havale indirimi de geçerli… kekâ. Öyle güzel ambalajlanmış geldi ki, şaştım. İlk defa hafif tüylü olanından da aldım, o da pek şık. Koridorlara ondan alacağım seneye. IMG_20160428_33182
  • Dünyada hem Oskar hem Emmy hem grammy hem de Tony ödüllerini alabilmiş 10 kişiden biri olan Whoopi Goldberg bizim gibi disleksi. 3 Mayıs’ta canlı yayında kendisine kattıklarını anlatacak. Disleksiklere sözcü olmasına bayıldım. İzlemek isterseniz rezervasyon: Buradan
  • İlk profesyonel sabuın kalıbım geldi.IMG_20160428_34571 Çok heyecanlıyım. Amazon’da ne kadar sabun kitabı varsa indirdim, katı şampuan tariflerini okuyorum. Bu hafta atolyede konu şampuan. bakalım…
  • Hadi bay

 

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, disleksi, ev işi, severim paylasirim

Enminnerji.. En minik enerji… Pil! Dünya Gününüz Kutlu Olsun..

Depremle yaşamayı öğrenmenin bir anlamı da her an hazırlıklı olmak. “Dünyanın 40.000 türlü hali var” deriz ya, işte her birini kurgulayıp planlayan biri olarak, herkesin kendi kaskı ve el feneri olmasını sağladım. Ara ara deprem simülasyonu yapıyoruz. tatbikat da olmuyor tam. Bunun Türkçesi neydi?

Yılda bir defa da, evdeki yangın söndürücü ve el fenerlerinin durumlarını kontrol ediyorum.

Bu gece The Earth Day/Dünya günü olması nedeniyle pil gecesiydi. Evdeki bil-umum pilli cihazların pilleri tazelendi, mevcut pillerin bulunduğu kutudaki bütün piller tarandı, yeterli miktar pili (akımı?? nesi o? voltu mu? fiziğim berbat) kalmamış piller geri dönüşüme ayrıldı. Elde kalanlar tekrar tertiplenip artı kutuplar yukarı gelecek şekilde istiflendi, AAA pil eksiği not alındı ve bu iş de hitama erdi :)

Bu işlerle ilgili 8 poz fotoğraf çektim. Cep telefonunun kamerasıyla. Bilgisayara attım. 25.4 MP büyüklüğünde.. Sonra sevgili programım PIXresizer ile tümünün boyutunu küçülttüm.

506 KB’a indi..

:)

Bir adet öncesi sonrası fotosu:

20160422_212813 20160422_212813

Gördüğünüz gibi bir tanesi akmış. lazer kılıcı olarak oğluma gitti el feneri. sıtar vars var bu aralar.

20160422_212012

(Bitik pil)

pil ölçen şey ta eskiden TCHİBO’dan alınma. kendisi de pilli :)) bunun göstergeli olanları var ki esas o başarılı. ondan da var ama bulamadım resim çekmek lazım. 20160422_212024

yarı dolu pil. her an yolda bırakır bu. 20160422_212422 20160422_212438

Şarjlı piller. olmadı gitti beceremedim şu şarj işini :(((
20160422_212638

Yepyeni pili takınca şavkıyan el fenerimin ışığında pil kutumuz

 

4 Yorum

Filed under aile, alışveriş işleri, çevre, ev işi, güvenli hayat, severim paylasirim

Icerik neden Turkce yazilmaz?

Sen anlama diye..
?!?

Gelen sorular uzerine (market sabunu nedir, aktar sabunu gercekren sabun mudur, saflik belirlemenin yollari) cesitli sabunlar satin aldim. Deney yapip tarif edecegim.

Derken dikkatimi cekti. Sabunun uzerinde bayagi yazilar yazilar. Ama hepsi Turkce degil. Hatta asıl önemli bolum,içerik komple latince. Hadi bize okulda ogrettiler de sade vatandaş ne bilsin suyun latincesini. Bunun altinda bir samimiyetsizlik hissediyorum.

image

Simdi.. bu fotografta uc farkli markanin en cok satan urunleri var ve hicbiri icerigini aciklamiyor.
Mesela ikisinde sodyum tallovat (sodium tallowate) en once yazilan, kurallara gore en agirlikli bulunan madde. Yani. İçyağı. Don yağı. Hayvansal icerik ve kaynagi belirtilmemis. :(
Niye açıkça yazmiyorsunuz?
Belki bilmek isteyen vardir. Vegani var vejeteryeni var. Inancina uymayani var. Bilmem ne..
Cok etik bulmadim.
Siz de lutfen inceleyin. Her marka bunu yapiyor mu bilmiyorum ama okuyun uzerini.
Bildiginiz gibi sabun yapiyorum. Yogurt mayalamaktan, dolma doldurmaktan daha zor degil emin olun.
Ogrenmek isteyene elimden gelen destegi veririm.
“Evimde tertemiz zeytinyagli sabunumu kendim yaparim, mis gibi kullanirim” diyen varsa takipte kalsin.
“Sen yap bana sat” diyenler instagrama. @ipeksabun

3 Yorum

Filed under alışveriş işleri, araştırdım, sabun, saglik, soruyorum

Sabun-Aldım/sa-bunaldım..

Ben doğduğumda ultrason yoktu. Kadınlar hamilelik boyunca heyecan çeker, bütün bebek ürünleri sarı, yeşil, mor, beyaz örülür, gerekirse son dakikada üzerine pembe/mavi süsler eklenerek kız-erkek bebeğe çeyiz yapılırdı.

Göbek yuvarlaksa kız, sivriyse erkek bebek vardı, hamile ekşiye aşeriyorsa kızı tatlıya aşeriyorsa oğlu olacaktı. Erkek bebek bekleyenin iyice güzelleştiği ama kız bebeğin annenin güzelliğini alıp çirkinleştirdiği anlatılır, çaktırmadan altında makas ve bıçak olan mindere oturtulan gebenin altındaki makassa kız bebeği olacağına inanılır; 9 ay boyunca milletin gebelik hikayelerini dinlemekten bayım bayım bayılırdı insanlar.

O yüzden de bütün o süre boyunca hem kız hem erkek ismi düşünürdü aile. Takvim arkaları okunur, gazeteler taranır, rüyalara yatılır, kurandan sayfa açılır olmadık işler yapılırdı.

Erkek doğsaydım benim adım Mert’ti mesela.

Ya arkadaş ben Dede Korkut’un torunu değilim ki.. İsim veremiyorum. Kendi çocuğuma isim koyamadım ben. İlkini son haftasında kadın doğumcum önerdi, ikincisini de babası buldu. Kedileri de eşim adlandırdı. Oh kekâ.

Şimdiii, elimde isimlendirilmesi gereken bir iş var. Far tutulmuş tavşan gibi kaldım. Sabun imal ediyorum, ama adı yok. Kart bastırcam, ambalaja yazcam, sabun üzerine damga bascam. Bir ad lazım.. Bir ad! Bir ada krallığımın yarısı.

Gece gündüz düşünmekten bir hal oldum. İki üç tane vasat isim buldum onlar da zaten kullanımda olan isimler. Biri benden önce düşünmüş o kadar da orijinal değil. Normal. (bu sabah çatlamak üzereyken içlerinden birine mail atıp adını satın almayı mı teklif etsem diye düşündüm) İpekagtöyle de o kadar zor ki.. tamam benim atölyem de.. olmadı. bariz yani. bu isimle satış mı olur? CNC mi neyim tam olarak?

Yani özetle. Piyasayı duman edeceğim etmesine de, tikine turamayrum!

Hayrınıza bana bir isim bulun arkadaşlar!! Kreatif yönü kuvvetli bir babayiğit çıkar da isim korsa, bi kutu sabun hediyemdir.

Hofff..

 

Türkçe olacak, catchy olacak, mümkünse sabunla köpükle ilgisi olacak. Şeeyle logoya bastın mıydı göz alacak bir isim . yar bana bir isim medeeet!

13 Yorum

Filed under alışveriş işleri, internet, sabun, soruyorum

Ipekag Sabun Instagram

Cok karisigim sozluk. Ay aman blog.
Kafamda deli sorular olma hali.
Kirkimdan sonra asik oldum. Hep “yapmak istedigim isi” yapmak isterdim. Hic sevmedigim bir isi yapiyorum. Yapmak istedigim isi ancak buldum. Sabun. Sabun yapmayi seviyorum. Cok seviyorum. Hayatimin kalanini sabun yapip satarak gecirmek istiyorum.
Henuz ne bir logom, ne fontum, kurumsal renklerim, ne bir internet sitem.. aa dur adim bile yok.
Hersey havada.. fakat öğrendiğim bir şey var : “getting ready to get ready” insana ket vurur. O yüzden “istimi arkadan gelsin” diyorum. Ben hazırım.
Ben yapiyorum. Satiyorum. Süreç instagtamda belgesel gibi ilerliyor.
Bugün nisanin başı. Dogumgunume az kaldı. Bu yil ben de sabunlarimla doguyorum.

image

Bu uğurda fedakarliklar yapiyor, aletler edevatlar, fikirler aliyorum. Arastirmalar denemeler yapiyorum.
Ambalajdan etikete calisiyorum, uretiyorum. Blenderin dugmesine basinca, yagin icinden yukselen sabunu görünce heyecan duyuyorum.
Her kullandigimda mutlu oluyorum. Sabun konusup sabun anlatmaktan bikmiyorum.
Sabunun kitabini bile yaziyorum!
1990’dan beri butce idare eden, ticaret yapan biri olarak benim iyi oldugum konular var. Ugrasip bellemem gerekmiyor işletmeyi. Ama… cabalayan arkadaslari görüyorum instagramda. Onerim su:

Bir girisimciye destek olun. Cevrenizde birseyler üretip utana sıkıla satmaya çalışan kisinin bir ay da olsa takipcisi olun, size lazim olmasa bile; ilk ürünlerinden satın alın. Öven yorumlar yazın. Bizim icin dünyalara bedel o her bir beğeni, her bir ❤. 

Kiran kirana pazarlik etmeyin. O bir lira indirim sizin kârınız degil, bizim zararimiz oluyor. Kimsenin verdigi fiyat yüksek değil. Aldigini ürüne cevirip fiyat koyan sanatkâr/zanaatkâr ile pazarlik ayıptır. Paran yoksa almazsın. Hele dh ölücüsü hiç olmayın.

O ilk satis cok onemli. Neden esnaflar siftah parasini cerceveler asar bilmezsiniz. Biraz duyulunca isler rayına oturur, duzenli müşteriler olur, o kadın harçlığını çıkarmaya baslar ve inanin insanin içi ısınır. Ama iste o ilk gunler bekledigi, umdugu destek gelmeyince solgunlasiyor hesaplar.

Bir ureticiye el verin. Destek sizden gayret bizden. Hem hayatta hem Instagramda kadin girisimcilere bol sans:  ✔

1 Yorum

Filed under alışveriş işleri, el işi, ev işi, instagram, sabun

Tüketici Hakem Heyetini nereye şikayet ediyorduk?

Banka kredisinin dosya masrafını geri alabilmek için hakem heyetine başvurdumdu…

Bakınız burada..

 

Bugün aradan geçen bir yıla yakın zamanda ne olduğunu merak ettim aradım kaymakamlığı.

Heyet yetkilisi henüz 2014’leri yazdıklarını (nesini yazıyorlar? kararları mı? niye uzun sürer ki yazmak???? Dostoyevski olsa yazardı bu güne kadar.. ) 2015’leri daha yazmadıklarını; yazdıkları zaman bir nüsha bana bir nüsha bankaya yollayacaklarını, acele etmememi tembihledi.

Tüketici hakem heyetinin yazarını bir başka ilçenin hakem heyetine şikayet edesim var.

Bakalım Patrick Rothfuss mu önce yazacak kitabının 3. cildini bizim heyet mi önce yazacak benim kararımı…

….

5 Yorum

Filed under alışveriş işleri, saçmasapanlıklar, şikayetlerim