Tag Archives: anneler günü

Anneler günümüzü şeyederim. EE..

Gerçekten sinir olduğum bir “kibarlık budalalığı” var. Politik doğruculuk/Kartaneciliği.. (*)

Aman alınmasın, aman gücenmesin, vay darılmasın diye göze göz diyememek..

anladın sen onu..

“Kör deme körler alınır, âmâ de.

Artık âmâ deme, özürlü denecek.

Niye özürmüş? Ne demek o? özür olur mu? Engelli. Görme engelli diyeceksin.”

ayyh. el döşte iç kasılması efekti.

-*-

Anneler günü.

AA kutlamayın annesi olmayan çocuklar üzülüyor.

Çocuğu olmayan anneler perişan oluyor.

Kutlamayın!

Sessiz Kutlayın!

Kutlamadan önce Sezaryen mı doğurmuş kontrol edin, öyle anne olmaz, vajinasından çocuk çıkıp çıkmadığına iyice emin olun.

Suni yoldan tüp anne olanları iyice az kutlayın, kedi köpeğe annelik edenleri asla kutlamadığınız gibi kınayın, üvey anneleri kutlarmış gibi yapıp saçını çekin.

YOK YA? SANA NE???

SA NA NEEE???

Hayır kutlamazsan bu kurtlu ekip bu sefer “yazıklar olsun! bir tanecik anneniz, canını kanını sütünü verdi, yıllarca saçını süpürge etti.. bir gününü dahi çok gördünüz.” gibi bir şey pörtletecek. Çünkü kurtluluk. Çünkü bok çömçeliği. (**)

E bize ne tam olarak? Mesela ben de paskalya kutlamıyorum. Kimsenin de paskalyasına karışmıyorum, ne güzel işte iki gram sevinsin birşeyler kutlasın insanlar.

Anneler günü, babalar günü. Kutlayan kutlasın, kutlamayana karışmasın. Kutlamayan kimseye karışmasın. “öksüzlere nanik yapalım, oh canımıza değsin” günü değil zaten. Olayı bir festivale çevirmiyor kimse.

Babam rahmetli oldu. Babalar gününde fazladan bir fatiha okuyorum, sevgilerimi iletiyorum bitti gitti. Çevremde, rastladığım tanıdığım babaların babalar gününü kutluyorum, seviniyorlar. Çok büyük bir mevzu değil. Kutlayan kutlasın, kutlamayan da kutlamasın. Bir anneniz ve bir babanız var. Evet var. Ölü olabilir, ölse daha iyi demiş olabilirsiniz. Seversiniz sevmezsiniz. İşinize bakın. Herkes işine baksın.

Anneler günüm de kutlu olsun. İki evladımız var, Allah cümlesininkini bağışlasın.. Üç kedimiz.. bir şekilde koruyup kolladığımız annelik ettiğimiz şeyler. Bize annelik edenler. Allah razı olsun.. Çok da güzel kutlarım.

Kutlu olsunnn. Oooh.

(*) politically correct

(*) snowflake

(**) bok çömçesi: (Çömçe= eski dilde kepçe.) Antep ağzında bok karıştırmaya bayılan, tek işi bok karıştırmak olan kişiye verilen ad.

2 Yorum

Filed under aile, çocuk, insan olmak, saçmasapanlıklar

Hediye… Öyle alınmaz, böyle alınır

Giriş: 

Hediyeleşmek sünnettir, arkadaş. Her vesile, yarım elma, gönül alma.. İyidir.

verilen hediyeyi alicenaplıkla kabul etmek, vereni sevindirmek lazımdır. Bir kere de olsa kullandığını/giydiğini görerek mutlu etmek hediyenin yerini bulduğunu hissettirmek şarttır. Gelenleri aklında tutup en az o değerde bir hediye ile mukabele etmeye gayret etmek elzemdir. Hele ki el emeği göz nuru hediyenin yeri ayrıdır. 

Önemli olan düşünmektir zaten. 

 

Geyik bitti yazıya devam. Anneler günü bir kez daha geldi dayandı. Bir anne olarak beni sinire gark etti. Şirin bulamamış gargamel kafasındayım.

Maşallah geniş aile, her ay iki doğumgünü var. Süper. parti üstüne parti patlatıyoruz (!) Parti iyidir, doğumgünü iyidir, en iyisi de sürprizleri, hediyeleri açmaktır :)

Çok dertliyim blog (yazar burada sözlük yazarlığına özenmektedir).

Ben hediye alamıyorum galiba. Her iki anlamda da..

Ne bana geleni seviyorum, ne birine bir şey alabiliyorum….

Düşündük de, bana hediye almak da zor. Kitap severim. Çok severim,çok okurum. İlk akla gelen bana kitap almak olmuştur hep. Yakın bir dostum “Yeni çıkmış” diye bi kitabı almış gelmiş mesela.

Seçenekleri görelim:

  1. Muhtemelen sevdiğim bir yazar değildir. popüler yazar pek sevmem. senin beğendiğini beğenmeyebilirim değil mi?
  2. muhtemelen daha evvel okumuş olduğum bir şeydir.
  3. muhtemelen sevdiğim bir konu değildir. çiçekli böcekli, kokulu, aşklı sevdalı, vampirli kitapları yerde bulsam almam.
  4. muhtemelen adını bile duymadığım dandik bir yazarın “kerameti kendinden menkul” fikirlerini bastırmak suretiyle çıkarttığı bir şeydir.
  5. aha tam aradığım kitaptır.

%20 ihtimalle denk getirebilirsin. Çok çok yakının değilse, birine kitap almakla don almak aynı şey. Ne bedenini bilirsin ne tarzını, ne rengini ne dokusunu… Nasıl alabilirsin ki?? mühim olan düşünmek..

b.k düşünmek.

ondan sonra sen verip kurtuluyorsun ben düşünüyorum ne halt edeceğim bunu diye..

zamanında lame üzerine yılan derisi baskılı bir amerikan servis seti yüzünden psikologda 5 seans geçirdim ben. “beni hiç mi tanımıyor? bunu bana nasıl alır?” diye ağlamaktan içim çıktı.

Bi de “ay ben çok zevkliyim” şekli var.. kesinkez beğeneceğiz aldığını o derece.. Şâşalı bir sunum yapar, suratını ekşitmeden bakabilirsen yüzünde “minnettar ol!” bakışını görebilirsin. bu tipler “değiştirme kartı” nedir bilmezler. Bir tanesinden fişini geri istemiştim. Boyu uymaz, bedeni uymaz, evin konseptine uymaz, saloz bırak da ben değiştireyim işte.

Parfum kullanmam, migrenim var; zaten başkasının karısına kocasına parfüm alınmaz ayıptır.. saksı çiçeğine bakamam, kesme çiçeğe para harcanmasından nefret ederim. Yapma çiçeğe girmiyorum bile.

Kıyafet desen, her şeyi giymem…(ve de giyemem). İmitasyon takmam..  E Eben..

bi kadına ne alınır arkadaş??

ZORRR

KAPRİSLİİİİİ..

Netcez? ya sorcaz, “ipeykim kaç giyiyorsun, şunu takar mısın, buna bakar mısın, berikini okur musun, ilerkini sürer misin, bir ihtiyacın var mı, bu sana olur mu? Ve saire ve saire”.

 

Bu yapı birine hediye almaya gittiğinde katalepsiye giriyor. :(

Ne alsam beğenir? Sever? Kullanır? İster??

Soruyorum “sana ne alayım?” “ay zahmet etme cnm”.

lan edicez işte, hevesindeyiz. söyle bişey.

tezgahtar kucağına itmen beni.

 

Not:

Pardon edit: imla hataları kasten yapılmıştır.

 

 

2 Yorum

Filed under aile, alışveriş işleri, saçmasapanlıklar