(previously on “Arkası Yarın” : Bölüm -i-, Bölüm -ii- , Bölüm -iii- , Bölüm -iv-)
Deli pösteki sayıyor -iii-… Dekorasyon icadım
Önceki bir ve iki numaralı yazılarımı okudunuz sanırım..
O kadar albüm boşa mı gitti sanıyorsunuz? Kapakları çerçevelettim, salonumun bir duvarını süslediler. Oldum bittim bakırı severim zaten…
:)
Hem şamdan paklandı, hem pilav yağlandı.
*-*-*-*-*-
Not: Rivayete göre eskiden, bimarhanelerde (akıl hastanesinde, delilerevinde) delilere birer pösteki (post) verir “say bakayım tüylerini” derlermiş. Deli bi sakinler, min min min tüy sayaraktan gün geçirirmiş. Bu deyim oradan gelir, gereksiz yere fazla ince iş yapmak anlamındadır.
Filed under ev işi, icatlar, severim paylasirim
Deli pösteki sayıyor -ii-… Aile albümü
Daha evvel de belirttiğim gibi,
“Bazen kendime şaşıyorum. Bir şeyin cılkı nasıl çıkarılır, hakikaten bu konuda uzmanım. İlla herşeyi dört başı mamur yapacağım diye delimsirek işlere kalkışıyorum.”
Bir projem de aile albümü. Hem benim hem eşimin annesinde şu eski, kabartma bakır albümlerden vardı. Siyah kartondan sayfaları ve her sayfanın arasında da beyaz pelur kağıdı olan, çok zarif çok eski çok güzel albümler. Hemen el koydum ve bağlantılı bir projeye başladım.. (onu sonra anlatcam, konu çok dağıldı)
Bir sayfa ve köşebentleri
Köşebentler (bir tanesi ters, arkasındaki ince kağıdı sıyırıp yapıştırabiliyordunuz. işin sırrı, önce fotoğrafa köşebent takmak, sonra albüme yapıştırmaktı)
Ayırma sayfası
Tabii sadece iki üç albüm var fakat en az üçüyüz dörtyüz tane de münferit fotoğraf çekmecelere, dolaplara, zarflara, poşetlere doldurulmuş vaziyette beklemekte. Ben kendi adıma tertibin düzenin sevdalısı bir insan olarak bütün fotoğraflarım albümlerde tarih sırasına göre dizili olarak bulunduruyorum. Fekat ne annem ne de kayınvaldem (ne de tanıdığım başka hiç kimse) buna vakit ayırmamışlar şimdiye kadar.
Ben de albümleri ele aldım. Öncelikle bütün fotoları söktüm. Normalde fotoğrafların köşebentlere takılı olması lazım ama, bir çok fotoğraf malesef uhuyla yapıştırılmış.:(
Resimler nemlenmiş, kenarları yıpranmış, üzerleri parmak izi dolmuş… Poşetlerde bekleyen resimlerle birleştirdim. (fotoğraf denmesi gerektiğini biliyorum, resim yazmak daha kolay kusura bakmayın) Sonra hepsini kronolojik sıraya dizdim. Çocukların büyümeleri, kıyafetlerin benzerliği, ailelerin ortak yönleri derken belli bir şablona göre düzenledim, sonra tek tek, yeni aldığım albümlere istifledim onları.
Sonra dayanamadım.. (Hem de vermeye kıyamadım, neticede çocuklarımın kültür mirası) oturup hepsini taramaya ve dijital ortama aktarmaya karar verdim.
Gittim bir tarayıcı aldım. Canon 210. 4800×4800 dpi (ne demekse?) çözünürlüğü var, çok net ve hızlı tarıyor. Renkli resimler 2 MB kadar yer kaplamakta. Çok can sıkıcı, derhal harici bir disk alıp oraya atmalıyım belki de..
Her ne ise, şu ana kadar bir albümün yarısını ele alabildim. Yaklaşık 100-120 fotoğraf bilgisayarda yerini aldı. Aileden istediğim herkesle de online olarak paylaşabiliyorum. Bu da nefis bir şey.
Herkese tavsiye ederim. Vaktiniz varsa, ve hafif deli iseniz, sabırla çok güzel bir dijital albümünüz oluyor…
Önceki bölüm: Deli pösteki sayıyor -i-
Son bölüm: Deli pösteki sayıyor -iii-
Filed under aile, çocuk, bilgisayar, ev işi, severim paylasirim, tertip
Deli pösteki sayıyor -i-… Aile ağacı
Bazen kendime şaşıyorum. Bir şeyin cılkı nasıl çıkarılır, hakikaten bu konuda uzmanım. İlla herşeyi dört başı mamur yapacağım diye delimsirek işlere kalkışıyorum.
Uzun zamandır yapmaya çalıştığım bir şey var. Aile ağacı…
Bu iş için myheritage sitesini kullanıyorum. Secere.org da iyidir.
Çok akraba bilmem ama şu ana kadar 176 kişi oldu. Sıksam bi bu kadar daha çıkar :))
Derhal yengelerimi arayıp aradaki boşlukları doldurmam lazım. Temel akrabaları, birinci ikinci derece yakınlarımı kendim ekledim. Facebook’tan bakıp evlenenleri, çocuğu olanları saptadım, yeni nesili de ekledim..
Aile büyüklerine danışma zamanım geldi. >Bunu son yaptığımda aileden, uzak akrabadan ölenler olduğunu öğrenmiş ve şok yaşamıştım. Haberimiz dahi olmadı :(( Allah rahmet eylesin.
Bir benim değil eşimin tarafını da ekliyorum.. Epeyce detaylı bir hale geliyor, göz kamaştırıyor…
Soyağacı işini öneririm. Şecere iyi bir şeydir. Kan da sudan ağırdır.
Sonraki bölüm: Deli pösteki sayıyor -ii-
Son bölüm: Deli pösteki sayıyor -iii-
Filed under aile, çocuk, insan olmak, kültür, severim paylasirim
Why women can’t sleep?
Well….it’s finally explained here in one, easy-to-understand illustration:
Every one of those little blue balls is a thought about something that needs to be done, a decision or a problem that needs to be solved.
A man has only 2 balls and they take up all his thoughts.
Filed under severim paylasirim
Adaş Çiftlikten Alışverişim: İpek Hanım Çiftliği
Yaklaşık bir yıldır İpek Hanım Çiftliği (taklitlerinden sakınınız) maillerine üyeyim. Pınar hanım her hafta o haftanın ürünlerini tanıtır ve bilgilendirici ciddi bir de yazı yazar. Herşeye yetişebiliyor olması ile, Gülse Birsel kıratında bir kadın. Rol model. Hepimizin gözünü korkutsa, hayatlarımızı ve alışveriş kararlarımızı sorgulatsa da , Hayranız.
Detaya girmeyeceğim. a) onu bilen biliyor, bir de benden dinlemeyin. b) merak ederseniz mail listesine giriverin.
Ben size ilk alışverişimi yazacağım..
Sipariş listesine bağlı kalmadım, kendi listemi yaptım. Listemde eve zaten alınan temel parçalar yer almaktaydı, kilo fiyatları ile beraber yazayım : (kilo ile almadım ben, fiyatlar çılgınca değil yani)
Domates – 8
Taze Fasülye – 8
Yeni Elma – 5
Yeşil Erik – 10
Kırmızı Mercimek – 10
Kahverengi sele zeytin – 17,50
10’lu köy yumurtası – 15
1,5 lt süt – 6
İp peynir – 25
El mantısı vakumlu 1 paket – 15
Beyaz ekmek – 5
Kuru Kayısı (paket) – 6
En sona da “şaşırtın beni, 15 lira limitini içerisinde, en yüz ağartan, en favori ürününüzden bir sürpriz gönderin” dedim. bana
Tuzlu Yoğurt – 15 ve
Sütlü Bademli Çikolata 1 adet – 7,50
geldi..
Koskoca bir koliydi. İçinde strafor bir kutu vardı bozulabilecek ürünler için ve bir tane de 500 ml pet suyu dondurup kutuya buz aküsü olarak eklemişler. Keşke strafor kutuyu geri gönderebilmenin bir yolu olsa. kaldırıp attık, ziyan oldu. (freecycle forever)
Koli 15 lira filandı. 8,5 üzerindeki rakamı toplam hesaptan düşerek ödüyoruz. Güzel bir macara oldu benim için. Bir dahaki siparişimde bakalım neler olacak?
Tuzlu Yoğurt. İnanılmaz lezzetli bir şey. Labne gibi..
İp peynir. Vakumlu ambalajda. Tuzlu.

Domates. Raf de Casi model.
Beyaz olan L boy keskinoğlu Kahverengi olan çiftlik.
Çok soğutulmuş ve yağı üzerinde donmuş mis gibi inek sütü.
Beri yandan o kadar inek sütü ki bizim steril hayatımıza “çok kokulu” geldi. Zor bitirdim. Neden çocukken Pınar süt sevdiğimi hatırladım :((
Kayısı feci tipsiz dursa da on numara. Mercimek de lezzetli. Çorbada nefis oldu. 
Çocukken ağacına çıkıp dalından yediğim eriğin aynısı!! Çekirdeklerini gözüm gibi saklayacağım.
Bademli Butik Çikolata. Eşsiz. Godiva ayarında.
Evime çok yakın organik pazar var, daha sık uğramaya kararlıyım. Gerçi her organik etiketini basana da güvenmiyoruz ama, sütüne havale ettik artık..
Ve bir de en büyük aşkım o mini mini mantılar oldu. Paketli halinin fotosunu bulamadım, tencerede böyle bir şey:
Şiir şiir! Hep alcaz hep yiycez! Ellerine sağlık bükenlerin..
Filed under alışveriş işleri, çocuk, iştahlı işler, kültür, severim paylasirim
Bir işe kalkıştım… Karbonatlanmaktayım
Şmdi, olay şöyle başladı.
Alüminyum = Alzheimer diyorlar.
En çok Alüminyum da koltuk altı deodorant ve antiperspirantlarında var diyorlar. “Kullanmayın haaaa” diyorlar..
Sonra nette bakınırken No Poo diye bir icat gördüm. Şampuanı terk edip kafalarını karbonatla yıkayan insanlar. Ve bunun çok da iyi olduğunu anlatmış hepsi.
Arada bir yerde, antibakteriyel etkisi dolayısıyla koltuk altına uygulandığında ter kokusunu önlediğini de yazmış. Hadi bakalım oradan bu konuya geçtim. Karbonat (sodyumbikarbonat) terlemeyi önlemiyor ama kol altlarınızı temiz tutuyor.
Denedim, çalışıyor. Duştan sonra ıslak parmağı karbonata bandırıp kol altına sürüyorsunuz, dana gibi terliyorsunuz bütün gün ve koku yok!
Bazı forumlarda ayak kokusuna da önermişler. Onu bilemiyorum. Doğruysa, şahane bir şey bu.
Henüz deneme aşamasındayım ve özellikle (ben yapmasam da) koltukaltlarını traş eden insanlar için tahriş edici etkisi olduğu söyleniyor. O yüzden, deneme aşaması bitene kadar (30 gün) önerecek değilim.
Bakalım ne olacak?
– henüz şampuan olarak kullanmayı denemedim, deneyip onu da yazacağım-
Ter kokusuna “Dur!” derken.. Şaka. her boğuma bir yüzük denemem. İlginç oluyor..
Filed under araştırdım, bakımlı hatun, güvenli hayat, icatlar, severim paylasirim
Evde Migros yarım M açıyoruz.
Migros yeni bir promosyon yapmış, benim gibi kolleksiyoncu ruhu taşıyanları çok fena tavlayan Kart Albümleri promosyonlarında çok fena çuvalladık. Disney kahramanları, rekorlar ve Ice Age 4 :(
Kartlar 4’erli paketler halinde ve 25 liralık alışveriş alışveriş yapana hediye olarak veriliyordu. Her iki seti de bitirebilmek için paket paket kart satın aldım ama olmadı, ikisinde de gayet kritik kartlar eksik kaldı.
Neden? İşte tam burada değerli yazarım Atilla Atalay’ın “ornitorenk” yazısını okumanız lazım. O gerçekten çok iyi bir yazar ve ben sadece onun mütevazı bir takipçisiyim..
( Bütün kitapları harikadır, herkese mutlaka birer tane aldırırım.. Devamı gelir zaten. İlk mail adresimi sayesinde aldım.. Saygılarımı nasıl ifade etsem bilemiyorum ama Allah uzun ömürler versin demek isterim.)
Her seferinde sinirlenip tövbe etsem de, yine bir promosyonla karşı karşıya kaldım ve gözlerim japon çizgi filmlerindeki gibi yıldızlarla ışıldadı resmen.

İstiyorum ki benim küçükken yaptığım kolleksiyon işlerini (peçete/kartpostal) çocuklarım da yapsın, bir şeylerin değerini bilsin, takip etsin, arada bir döküp seyretsin, düzenlesin. Tertip, düzen, intizam bellesin. (çok kutsal kelimelerimdir, benim çoraplarım bile alfabetik sırada durur çekmecede (evet ocd))
Kolleksiyon güzel bir hobi ve bir keyiftir.. Şimdiki herşey kullan-at olduğundan, ve de az bulunurluğu kalmadığından, kolleksiyon yapmaya değer bir şey bulamıyor çocuklar..
Bu fikri de migrostan satın alıyor olmak bambaşka bir sağlamlık, farkındayım. (Yalan Dünya “ezik” olmak kelimesinin zıttını icat ettim, pek olmadı ama..)
Bu uzun antreden sonra konuya gelelim:
Migros yine bir kolleksiyon işine girmiş, hatta işi büyütmüş. Minicik ürünler veriyor alışverişinizle beraber. İstersen alışveriş sepeti, kartondan migros reyonu hatta kasa filan da satın alabiliyorsun.. İşin içinde bir de sürpriz unsuru var, kapalı poşetlerde geliyor minyon ürünler, bencileyin kazı kazan delisi dayanamaz ki.

Bakalım bu sefer canımı kurtarabilecek miyim? Minnacık ürünler çok sevimli, albenisi var ama… Almayasım var benim de.. Çizgiyi bir yerde çekmem lazım ama, aaaaa!
Bir ay sonra gelen edit: tavuk götü bir kez daha tövbe tutmadı sayın okurlar. 10 lira verdik aldık marketi, kurduk evin orta yerine. pek de güzel köftehor..
Filed under alışveriş işleri, kültür
Davetiye zarfları için en güzel yazı: Kaligrafi
Davetiyelerle ilgili yazım gerçekten çok ses getirdi, gün aşırı bir mail yanıtlıyorum, konunun uzmanı oldum. Bana da epeyce davetiye gelir, üzeri kaligrafi/ hat sanatı ile yazılmış olan zarfları saklarım hep. Bir çoğundan kitap ayracı yaptım, bir tanesi o kadar güzel ki, çerçevelenmeye değer.
Davetiyenin dışı, yani zarf üzeri için kaligraf soran arkadaşlara da şöyle yardımcı olayım:
Ümit Kalaycı
Ben el yazısı olarak doğru düzgün yazamazken ve bilgisayara geçeli beri de yazmayı iyicene unutmuşken, güzel yazı yazan kaligraflara hep şaşırmışımdır. Ümit de genç bir yetenek.. Kendisi Ankara’da ama şehirlerarası da iş hazırlıyor. Örnekleri burada, bilgileri az aşağıda:



KALİGRAFİK DAVETİYE YAZILARI ANKARA
Davetli listeniz ile davetiye zarflarınızı (veya diğer dokümanlarınızı) bize ulaştırmanız yeterlidir. Size ve davetlilerinize özel çalışmalarımız ile organizasyonunuza renk katalım.
Profesyonel ve estetik çalışmalarımız ile davet ve organizasyonlarınızın daha kalıcı ve etkileyici olması için katkı sunmaktayız. Farklı boyut, ebat ve renklerde kaligrafi çözümlerimiz ile seçenekler oluşturmaktayız.
EKİBİMİZ EN KISA SÜREDE SİPARİŞLERİNİZİ HAZIRLAMAKTADIR.
SİZ DE SEVDİKLERİNİZE O GÜNE DAİR ÇOK GÜZEL BİR HATIRA BIRAKABİLİRSİNİZ …
Fiyat konusunda bilgi almak ve Kaligrafi sanatı ile ilgili merak ettiğiniz konulardaki sorularınız için …
İLETİŞİM :
http://www.umitkalayci.com.tr
http://kaligrafiankarahat.ticiz.com/
umit.kalayci@yahoo.com
umit@umitkalayci.com.tr
+905318306362
Filed under severim paylasirim
Biri şu insertlere dur desin…
Market broşürlerinin adı nedir bilmiyorum. İnsert? İnzört?? Ama kendilerinden de marketlerinden de bıktım. Apartman kapısına fırlatılıp atılan bu çöplerden bıktım usandım..
Çöp, evet çöp çünkü yere atılan şeyler temiz değildir ve ben de almam kimse de almaz yerden.
Adamlar bir sürü ağaca kıyıp bunları bastırıyorlar. O arada bir sürü de para veriyorlar bu kağıtlara.. Sonra dağıtılsın diye bir daha para veriyorlar. Dağıtıcı olan az paraya iş yapan ve yapmamaya çalışan kişi de, kaldırıp atıyor bina girişlerine.
Kimse benim apartımanıma çöp atamaz arkadaş!! Ben de attırtıyorum çöp konteynerine. Nedir bu pislik??? Bu marketlerin her birini de ayrı ayrı şikayet ve protesto ediyorum..
Buyrun ihbar kabul edin değerli belediye çevre müdürlüğüm:
Filed under alışveriş işleri, çevre, şikayetlerim

































