Yeni merakım..
Ama çok meraklandım..
Dur bakalım, 40 yaşına kadar 40 kere oje sürme, birden oje sanatlarına merak sal. bilmem artık
Devamı burada: Nail Art 2
Yeni merakım..
Ama çok meraklandım..
Dur bakalım, 40 yaşına kadar 40 kere oje sürme, birden oje sanatlarına merak sal. bilmem artık
Devamı burada: Nail Art 2
Filed under bakımlı hatun, kozmetik, nail art, severim paylasirim
Lila kutuları seviyorum, biliyorsun.
Üste para vererek numune satın alıyorum, onların da yarısı benim işime yaramayan şeyler. Ama SÜRPRİZ kısmına dayanamıyorum :))
Lila kutular, Lila Keşif Kutusu olarak yeniden başladı. Eylül ayı da birinci.
Gittim az evvel ilk kutu için kayıt yaptırdım..
Mükemmel zamanlama! Limitli sayıdaki Eylül Keşif Kutularından biri senin :) Eylül Keşif Kutun 20 Eylül 2013 aşağıdaki adrese gönderilmek üzere kargoya verilecek.Ooon…Dokuuuuuzzz….
Filed under alışveriş işleri, bakımlı hatun, severim paylasirim
Daha önceki arı tuzağımdan memnun kaldım, bir tane de niyeyse bu yaz balkona yerleşmeye karar veren eşek arılarını vaz geçirmek için yaptım.
Gördüğünüz gibi %100 çalışıyor. Rahat ettim vallahi.
Bal, şekerli su ve bir adet 5 Lt’lik pet şişe.
Filed under icatlar, severim paylasirim
Gelelim önümüzdeki seneye..
Filed under çocuk, ilkogretim, OKUL
İstanbul’da trafik zor, hayat zor, araba kullanmak, kadın şöför olmak, araba park etmek çok zor.
Neden?
İşte neden: Park borcunuz var !!!!!. Ne malum? Var diyosak var!
İspark‘a da var, Belediyeye de var. Teker teker kontrol edin ara ara.. Can sıkıyorlar çünkü. Eleman benim arabamın plakasını yanlış yazmıştı mesela son seferlerden birinde.. Gözlerimle gördüm. Düzelttirmesem elalemin arabasına park ücreti doğdu sayesinde. Düşünsün dursun “benim arabanın o gün orada ne işi vardı?” diye. Adamı deli ederler. Hatalarını da kabul etmezler, ödeyeceksin arkadaş! Başıma geldi de biliyorum….
Park ücreti ödemeye itirazım yok. Ödeyeceğiz. Eleman yerinde duruyorsa ne ala.. Gezintiye çıkabilir, oraya buraya gidebilir, siz gelince de arabanızı alır gidersiniz, hop park ücreti katlanır. Hiç sevmiyorum bu uygulamaları..
Bakınız Belediyenin sitesi ne diyor :
| Tarih | Bölge Adı | Giriş | Çıkış | Peron | Dakika | Ücret Açıklama | Park Borcunuz |
| XX Mayıs 2012, | XXXXXXX – 1 | 16:11:00 | 20:10:00 | PERON.1 | 239 | 3-Normal.04(GUNBOYU) | 2.0 |
Nasıl yani? Geçen yıldan kalma borcum var?? Hadi bakalım…
İspark’a da baktım, evet 5 lira da oraya var.. İllallah!
İnsan faktörü aradan kalkmalı. Benim aracıma park bileti yazacaksa, araçta özel barkodu okutmadan yazamasın mesela. Kafadan atmadığını, gıcığı olmadığını, hata yapmadığını bileyim. Ya da havaalanı otoparkı gibi, parkmetre olmalı, park biletini elimle almalıyım.
Bu arada, Pendik Marina’daki ücretli otopark uygulamasına sinir olduğumu da belirteyim. Keyif yapmaya, alışveriş yapmaya, yemek yemeye geliyoruz oraya, hepimiz farkli yerlerden farklı arabalarla geliyoruz. Deli para harcıyoruz zaten, ne halt etmeye 3 arabaya ayrı ayrı park parası vereyim??????
Filed under araba, saçmasapanlıklar, şikayetlerim
Soguk soguk, Nasil nefis. Gunluk sut!
Vanilyali cikolatali dehset! Portakalli cikolatali denemedim.
Filed under icatlar, iştahlı işler, severim paylasirim
Çok kahvesever, kafeinman bir insan olarak her gittiğim yerde kahveler içerim. Genellikle sade içsem de, ortama uymak, pişirene eziyet etmemek, ya da baştan savmasına engel olmak için, benimle beraber kahve içenin siparişine uyarım. Orta ise orta içerim, şekerli derse “iki olsun” derim.
Sade kahveyi herkes her zaman düzgün pişiremiyor. Hele ki, cezve değil makine kahvesi yapmaya başladıkları zaman kafeler beni çok hayal kırıklığına uğrattılar. Kesinlikle aynı değil!
Ne yanına su geliyor artık, ne de süzdürüp koymaktan haberleri var. Blok halde kahve telvesi fincanın dibinde iki parmak, mide kaldırıyor..
Rahmetli babam eve kahve çekirdeği getirirdi, özel yeşil renkte olurdu kahve çiğken. Büyük yanmaz tavada (teflon icat olmamış mıydı, çok mu pahalıydı bilmem..) kavurmak benim görevimdi. Kokusu çıkana kadar, ağır ateşte, sürekli karıştırarak kahveyi kavurmak gerekir. Yoksa yanar, kömür olur. O güzel yağlı kokusunu salmaya başlar, rengi döner,kabukları incecik kavlar savrulmaya başlarken, “tamamdır” der kapatırım altını.
Babam alır eline pirinç kahve değirmenini,
saatle, kaşık kaşık üstteki kapaktan kahve koyar ve çeker Allah çeker. Bütün çekirdekler öğütülüp kahve olunca, iş gene bana düşer. Babamın avucunda ısınmış değirmeni açar, kavanoza aktarırım haznedeki mis kokulu kahvemizi. Küçük ocakta, küçük cezve ile tek kişilik sade kahvesini pişiririm. Köpüklendikçe ateşten alır, köpük yatıştıkça tekrar sürerim. Ta ki köpük kalmayana, kahve iyice kaynayana kadar. Çünkü, sade kahve kö-pük-süz olur!
Sonra ya cezve ile fincanı iletirim, huzurunda fincana dökerim kahvesini ya da mutfakta iyice süzdürerek, telvesinden arındırarak fincana koyar, tepside servis ederim. Tam ritüel.. O zamanlar ben kahve içmem, karşılıklı kahve höpürdetmemiz benim otuzlu yaşlarıma rastlar, nescafe-sigara-muhabbet dakikaları altın değerindedir.
Sade kahve merakım ise, rahmet-i rahmana kavuşmasından sonra gelişti. Bugünü göreydi, karşılıklı espressoları patlatır ne keyif yapardık ama.. Neyse, konumuz, kahveye bir icat katan Birsen Canbaz . Artık siparişimiz orta ise orta, sade ise sade belli olacak, masaya gelene kadar kimin ne içtiğini çoktan unutmuş garsonun “o piti piti”sine kalmayacağız.
Başarılı.
Filed under aile, icatlar, iştahlı işler, severim paylasirim
Bir ultrabook aldım. Win8 ile geldi ki kısmen başbelası. En azından XP ve 7’den sonra bu yepyeni şey benim için zaman kaybı. Kurcalayıp öğrenmek taraftarı olduğumdan, kurcala kurcala bitmedi.
İlkin Chome indirdim. avast’ımı yüklemek istedim. olmadı.
firewall engel oldu. bir şekilde kaldırmak lazim.
kaldırdım da :)
bilgisayardan hiç anlamıyorsanız, denemeyin. o duvar size lazım!
Filed under alışveriş işleri, bilgisayar
Kızım bana “Belediye Kendıs’ı” diyor (bkz: Candace of Phineas and Ferb ) . 155 Osman’ın yeğeniyim ben, az bile şikayet ediyorum aslında :))
Eve yakın bir sokakta bir güvenlik açığı tespit ettim. Belediyeye mail:
05/07/2013
Xxxxx sokağın köşesi çok dik ve yüksek bir duvarla çevrili, karşı yönden geleni görmeye imkan yok. Yazın sokaklar çocuk dolmaya başladı ve her an bir felaket olabilir. Bu sokağın dış köşe kısmına bir dışbükey ayna yerleştirilerek güvenli hale getirilsin istiyorum. Ya da başka bir çözüm bulunsun çünkü bu köşe çok tehlikeli. Teşekkürler
15/07/2013 cevap:
Başvuru iletinizde yer alan 1.maddedeki talebiniz, gereği için İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Koordinasyon Müdürlüğü yetkililerine iletilmiştir. Yapılan değerlendirme sonucu alınan cevap aşağıdaki gibidir : Bahsi geçen noktada dışbükey ayna tesis edilmesi için ilgili birimlerle yazışma yapılacaktır. Ulaşım Koordinasyon Müdürlüğü Başvurunuzda yer alan diğer hususlar hakkında gerekli işlem ve değerlendirilmeler yapıldığında, konu içeriği ile ilgili yetkili personel tarafından bilgilendirileceksiniz.
Sonuç: 20/07/2013

(örnek ayna fotosu)
Kendimi seviyorum, Belediyeye de güveniyorum :)
Ulaşım Koordinasyon Müdürlüğü’ne de emniyetimizi arttırdığı için teşekkürler.
Evlerde geri donusumun onundeki en buyuk engel cogu zaman bu ambalajlari toplayacak duzgun yada yeterli yer olmamasi. Recycle canavari bir adamla evliyim. Reduce disindaki uc Ryi de elinden geldigince yapiyor. Eger cope attigimi gorurse copleri karistirip ayristirmaktan da cekinmiyor. Ben teorik olarak tamamen sicak bakmama ragmen eger recycle toplamak icin ayirdigim kova, kutu her nerde yapiyorsaniz dolup tasiyorsa evin girisinde yada garajda ( bodrum katta denedim olmuyor gozden irak gonulden irak meselesi) sacilmis goruntuye daha fazla dayanamayip cope atmaya basliyorum. Hakkiyla yapildiginda recycle icin gerekli alan cop biriktirmek icin gerekli alandan daha fazla. Ustelik aksam kapici recycle lari toplamiyor cople beraber. Bence yakinda evimizdeki kucuk tuvalet gibi bir alan binalarda recycle icin ayrilmaya baslayacak. Bunun ornekleri Yesil sertifikali binalarda epeydir var. Mimari bir cozum bulunup yayginlasana kadar evin bir yerinde sik ve yeterli kapasitede bir recycle istasyonu kurmak gerek. Ikea da ust uste stack edilebilen recycle kutulari gordum. Onlara bair bakmani tavsiye ederim. Ikea nin pek cok urunu gibi zekice tasarlanmis kutulari indirip kaldirmadan doldurmak mumkun. Balkonunda yer de varsa kim tutar seni artik.
Ayy cenem dustu ama son bi not :Asil recycle yapmasi gereken buyuk firmalarin recycle yapip yapmadigina dikat ederek alacagimiz urunlere karar vermemiz de onemli. Bizim alisveris aliskanliklarimiz onlarin uretim davranislarini etkileyecektir. Copun buyugunu asil onlar cikartiyorlar.
Ev ihtiyaclari icin simdilik bu ayrimi yapmak cok gercekci olmayabilir ama is yerinizde yaptiginiz yada karar yetkiniz olan buyuk alimlarda urunlerin yesil sertifikalari (cevirisini yanlis yapmis olabilirim) varmi diye sormak bile uzun vadede ciddi fark yaratabilir.
Kolay gelsin,
(*) 4R kuralı‘na yorum olarak yazılmış, yazarın izni ile buraya alınmıştır.
Filed under çevre, kültür, severim paylasirim