Kedilendim!

Rahmetli anneannem çok kediseverdi. Son kedisi Gümüş’ü çağırışı hala kulağımda….Kedilerle ilgili hemen herşeyi ondan öğrendim.
Ve bu yazı ona adanmıştır.

Kedi sahibi olmayı düşünenlere, aniden kedi sahiplenenlere en acil en gerekli temel bilgiler, “keşke baştan bilseydim” dediklerim bu sayfada. Detayları zamanla yazacağım..

 

Kedi

Kedi

Ben de severim kedi ama kızım delice seviyor. Çooook uzun zamandır “kedi” diye başımın etini yiyordu. Bir arkadaşımın da şahane bir dişi kedisi var, daha küçük gerçi, “o büyüsün anne olsun bir yavrusuna talip oluruz” diye öteledim hep kararı.

En son, verdik kararı, bambaşka bir arkadaşımdan umulmadık anda gelen “yavru kedi ister misin?” teklifini kabul ettik.

Bu zor bir karar. Hiç bir hayvan oyuncak değildir, sıkılırsan atamazsın. Sorumluluğu vardır ve ailenin bir bireyidir artık. Bizim bebek Kasım’da doğmuş. Daha iki aylık. Sütten kesilince kendisini sahiplendik.

Bu yazı kedi sahiplerine ve kedi sahiplenmek isteyenlere yol göstermek için yazıldı.

Tavsiye: PET SHOP’tan kedi-köpek almayın. a) ticaretine karşıyım, b) barınaklar safkan ya da değil hayvan dolu. İkinci el hayvan diye bir şey olmaz. Onlarcası arasından güzel bir seçim yapma şansını verin kendinize. Tanışıp oynaşın. Hem aşısı bakımı muhtemelen kısırlaştırılması yapılmış olacak, daha iyi. Yine de beğenmezseniz, size kalmış. 

Tavsiye bir: Kediyi ne kadar küçük alırsanız o kadar iyi. Yavrular en iyi şekilde aileye uyum sağlar. Huyunuzu suyunuzu kaparlar. 

Tavsiye iki: Kedi bakımı öğrenmek için kitaplar var, bir de kedi sahipleri var. Kedi sahiplerini tercih edin. Çok ince detaylı bilgiler aldım ben kedili arkadaşlarımdan. 

Tavsiye üç: Kedi gelmeden mekanı hazırlayın, yemeğini kumunu ayarlayın. 

Veterinerde buluştuk eski sahibesi ile. Resimlerinde göründüğü kadar şirindi. Ve pek ürkekti. Sessiz sessiz duruyordu. Veteriner muayene etti, tırnaklarını kesti, iç parazit aşısını yaptı ve bize güzel bir kum kutusu hediye etti. Kumunu da oradan satın aldık zaten.

Eve kedi taşıma çantamız olmadığından bir piknik sepeti ile geldi. Tecrübeli kedi sahipleri ile olan görüşme ve yazışmalarımdan öğrendiğimi uyguladım. Önce tuvaletini hazırladım. Bir kat çöp poşeti üzerine kalın bir tabaka kum (gerçek kum değil. taşa daha çok benziyor aslında.. ) serdim.

20150121_224900

pisipisi marka kum. Eczacıbaşı üretmiş. Topaklanan cinsten. Kedi ürünlerini buna gömüyor, kum da ürünü paketliyor. Tarif etmeye gerek görmüyorum.
20150121_224923

Kum kutusu ve küreği. Topaklanmış ürünleri kumdan uzaklaştırmak için. Kumunuz temiz kalıyor. 20150121_224934

Su ve mama kapları. Su kabımız çelik. Altı lastikli, kaydırmaz. Veterinerden aldım. Çok isabet etmişim. Diğerini marketten  aldım.. Eeeeh işte iş görüyor.. Yemek yediğini fayanslarda tırrr tırr gezdirmesinden anlıyoruz… Dondurma kabı bile olur aslında.. Çok masraflı değil kediler.. Günde iki kere 20-25 gr mama, her gün taze su o kadar.

Ne diyordum evet, kum kutusunu hazırladım, son bir kez ortalıkta tehlikeli maddeler (kesici-yutulabilir-devrilebilir-kimyasal) olmadığını kontrol ettim ve kediyi banyoya saldım.

Gidip HERYERİ kokladı. Her girdiği mekanı öncelikle dip bucak kokluyor herif.

Kumuyla tanıştırdım. Pek yüz vermedi.

——————————

ara bilgi: kedi çişini kuma yapabiliyordu ama ilk kakasını gidip bir karton kutu içine yaptı. önerilere uyarak hemen kakayı kuma naklettim yerini bellesin diye. Kediyi de başına bıraktım. Kokladı, biraz kum iteledi. Biraz daha kokladı, kumladı.. İçine sinene kadar kapattı üzerini. Bir daha da kaza olmadı. 4 aylık olunca klozete yapmayı öğreteceğim. Kakasının çok kötü koktuğunu söylediler ama kendi burnumla duymasam inanmazdım. :(( “eve gizli bir yere yapar da bulamayız” diye düşünmeyin, anında haberiniz olur!

——————————

Beslenme konusu:

Gidip yem kabına biraz market maması koydum. İsim vermek istemiyorum hır çıkar. Kuru mamaya da iki saat kadar yüz vermedi. Ben de ilk günden alışkanlıklarını bozmasın diye konserve mama açtım. 1/3 oranında koydum tabağa. Yaladı yuttu ve gidip uyudu.

Kedimizi delice sevmeye başladık, şımarttık tepemize çıkardık. Gidip marketten daha da cici mamalar aldım. Yaş mamalara deli oluyor ama kuru mama çok az yiyor.

Kedisever arkadaş, “yaş mama ile karıştır ver, alışır” dedi. Evet yaş mama karışınca kuru mama da arada yarım yamalak yendi.

“Market maması verme, tuz-şeker içeriyor, böbreklerine zararlı” söylemlerine bir miktar kulak tıkadım itiraf ediyorum. Veterinerde satılan mama da benim bütçemi aştı açıkçası. Kilosu 25 liraya geliyor neredeyse. :((

Eee? Markete.. de olmaz. Rahat edemedim. Nihayet bana sık sık önerildiği halde, inadımdan mıdır basiret bağlanması mıdır bilmem, en son başvurduğum kaynak temizmama oldu. Firma, domuz ürünü içermeyen besinleri ile kedi ve köpeklere hizmet ediyor. Ödül mamaları da var, kedi kumu da. Açın bakın.

“Ya beğenmezse bizim VIF (very important feline)” diyordum, ücretsiz numune de yollamaktalar. Talep ettim, iki tane 100 gram mama geldi. #Bonacibo Tavuklu, hamsili, pirinçli. Küçük kahverengi şeyler işte.

Ve bu mama KOKMUYOR!!! Banyoyu kokutan leş market mamaları anında sokak kedilerine dağıtıldı.

Bu mama bir de KOKUTMUYOR… Kedimiz def-i hacet ettikten sonra farkına bile varmadık!

Bu mama kedimiz tarafından delice bir iştahla yenmekte.. Oh afiyet şeker bal olsun.

Kedi Köpek alışverişlerinizi #temizmama ‘ya kaydırın derim. Kedi köpeğiniz yoksa, seçeceğiniz barınağa hayrınıza mama da bağışlayabilirsiniz. Neden olmasın? Bir aç doyurmanın sevabı var elbette!

Bugünlük son tavsiye: Evdeki yemekten kediye vermeyin. Dilenmeyi öğrenir ve her yemeğin tadına bakmak ve tabii ki hakkını almak için tabağa burnunu daldırmaya gayret edip yemeğinizi berbat eder. Arsız kedi istemiyorsanız ev yemeğine alıştırmayın. Kedi yerini bilsin.

Sondan bir sonraki tavsiye:

Bayıldığım, çok önereceğim kedili kitaplarım için

– The Cat who… serisi (Oğlak polisiyelerinden çıktı birazı, “Tersten okuyan Kedi” ile başlar dizi. 29 kitaptır)

ve

– Yeni yılla gelen kedi (Remzi yayınevi, Çilek’li kitaplardan)

Devamı burada: “Galeba“

25 Yorum

Filed under alışveriş işleri, araştırdım, Kedi, severim paylasirim

Cimrilik değil tutumluluk kardeşim…

Bir şeyi para verip almak ya da yolda bulmak sorun değil. Malıma sahip çıkarım, son damlasına kadar da kullanmadan atmam. Böyle yetiştirildim. Rahmetli babam ’40 doğumlu. İkinci Cihan Harbinin her zorluğunun yaşandığı ülkede zorluk içinde büyümüşler. Küçüleni kardeşinin giydiği, gaz lambasında ders çalışıldığı,iç çamaşırını annenin diktiği bir hayat. Herşeyin değerini de kıymetini de bilen bir nesil onlar.

70’lerde doğup 80’lerde büyümüş biri olarak Oscar Wilde’ın “Sinik” (cynic) tanımını anlayabiliyorum. Herşeyin fiyatını bilen ama hiç bir şeyin değerini bilmeyen. Çevrem 90’larda hoppalacık zengin olan, kullan-at kuşağının orta yaş sayıldığı bir çevre. Ve bunalıyorum.. Onların çocukları iyice deli. Ne mal kıymeti biliyorlar ne de dünyadan haberleri var.  Neyse.

Freecycle sayesinde zaten hiç atmıyorum artık. Veriyorum.

20140819_223837

Bu tüp sıkacağı mesela, pek beğendiğim bir şeydir. Diş macunlarımızı son damlasına kadar kullandırır..

FB_IMG_13873083523422668

İki numarada bu turuncu edevat var. Yine tüp içeriğini sıkarak güzel kullanılmasını sağlıyor.

20140819_223855

İlaçlar, her tür kremler için elzem..


Aluminyum tüpleri kvırıra kıvıra kullanırım…
20141024_154056 20141024_154147

 

Tchibo’dan aldığım bu ikili set şampuan ve duş jeli gibi ürünlerde çok ideal oldu. Banyoda her an kullanıma hazır..20140819_223911

 

Tüp olmayan ambalajları ters çevirir iyice akmalarını sağlarım. Varsayalım eeeeen dibi kaldı. Keserim ortadan, sıyırırım. 20140819_223811

 

Yeter mi? Yetmez.. Kaçan çorapları, yırtılanları da bir zahmet yamar kullanımda tutarım.

20140523_104144Bu benim çorap yumurtam.


20140523_104123

Bu da çorap yamayan milyarder örneği…

Aza tamah etmeyen çoğu bulamaz kanka.

14 Yorum

Filed under aile, çevre, ev işi, freecycle, severim paylasirim

Ham ham evham, bagajı dolu arabam

Yazıya girmeden önce bilinmesi elzem bazı veriler:

 

80’ler çocuğu iseniz bilirsiniz bir MacGyver’imiz vardı..

On parmağında yüz marifet, çakı çakmak ayna tarak ne varsa birbirine ekleştirir icabında bomba icabında telsiz yapar kendisini ve yanındakileri ne hikmetse her hafta her hafta bulaştıkları türlü beladan bir damla kan akıtmadan kurtarırdı. Mucize gibi adamdı. Eli yüzü düzgün ve becerikli olmasının yanı sıra zeki de bi abiydi, pek hayrandık bir dönem..

Bir de elbette, Cevat Kelle. yerli kameraman. co-pilot. Herşey ve herhangi bir şey bulunduran yancı. Sinan Bengier’in çok iyi canlandırdığı bir Levent Kırca karakteri..

 

 

Bu ikisini bilmeden bundan sonrasına ne kadar hakim olabilirsiniz bilmem.

—–

Bir de anı. Kankam sordu “neden kedi almıyorsun?”

“e tatile filan çıkarsak kim bakacak hayvana, kıyamam”

“e neden tatile çıkmıyorsun?????”

—–

 

Biraz evhamlı mıyım, huysuz muyum, kuruntu mu ediyorum bilmiyorum. Bazı konularda aşırı takıntılı davranışlarım var. Her şeye hazırlıklı olmayı seviyorum. Geçen yıllar boyunca yaşadıklarımdan “ah ulan tam şu anda bi xxxxx olsaydı” dediğim şeyleri not alırım kafama. Sonra da onu bulundururum. Tecrübelerime göre bir kere ihtiyaç olunca kesinkes bir daha oluyor.

Arabanın bagaj çantasını geçenlerde yılsonu nedeniyle eve çıkardım,bir elden geçirip güncelledim. Bagajda taşıdığım çantamın içeriği aynen şöyle:

20141208_093036

Sırasıyla

1- Mühim eşyalar iç çantası

2- Battaniye

3- Büyük boy çöp poşeti

4- Bere (beresiz çıkılmış günler oldu.. dondum)

5- Bir adet hırka

6- Bir adet daha küçük hırka (üzerlerine bir şey almadan çıktıkları ve eve geç döndüğümüz günler için)

7- Buz kazıyıcı

8- Eldiven (iğrenç şeyler tutmak zorunda kaldığım oldu. iyi ki bulundurmuşum)

9- Terlik (acil durumlarda hayat kurtardı. yalınayak kalmaktan iyi..)

10- Diş Macunu

11- Orta boy t-shirt (çocuklar için)

12- Dağcı Karabinası (eve tek elde on poşet çıkartmak için)

13- Buyuk boy t-shirt(üzerimizi değişmemiz gerekirse)

14- Manyetolu El Feneri

15- Arabanın evrakları

16- Dev boy yağmurluk

17- Kedi maması (sokak kedilerini gördüğümüz yerde besleriz)

18- Reflektörlü yelek.. (acil durumda gör ve görül)

19- Tebeşir seti (bir tane bulundurmak şart zaten trafik kuralları gereği)

20- Buz kazıyıcı 2 (bunu unutup koymuşum :) )

 

20 kalem malzeme vardı bu çantada. Bayağı azalttım sadeleştirdim (%25 çıktı) sonra da tekrar bagaja teptim.

Mini çantanın içeriği kabaca şöyle:

20141208_0934532

20 kalem malzeme de bunun içinde var ki, bilmiyorum açıklama gerekir mi…

 

Evet işte benim ta içimdeki evham müdürü böyle diyor.

Gün gelir lazım olur atın bagajda bulunsun kardeş.

 

 

Kendime not.. İlkyardım çantası içeriği ile Tatil çantası içeriğini de paylaşayım

9 Yorum

Filed under araba, güvenli hayat, severim paylasirim, tertip

Karabina Karambita!

Yabancıların bir deyimi vardır, “when the going gets tough, tough gets going..”
“işler sarpa sarınca, sarp tipler kolları sıvar” “zor günlerde zorlu kişi yolunu bulur” gibi çevirebilirim. İş başa düşünce netten aldığım bir fikri hayata geçirdim.
Bagaja bir adet karabina attım. Dağcıların kullandığı çengelli iğne kılıklı şey var ya, o..

Market dönüşü elli tane poşeti taşımak için bana yardım ediyor.

Kendi icadım led döşenmiş bagajım :)

 

Poşet taşıyan karabinayı taşıyan ben. (üç parmakla on poşeti taşımam mümkün)

 

1 Yorum

Filed under alışveriş işleri, araba, icatlar, internet, severim paylasirim, tertip

2014’ümün özetisi

WordPress.com istatistik yardımcı maymunları bu blog için bir 2014 yıllık raporu hazırladılar.

İşte bir alıntı:

Louvre Müzesi, yıllık 8.5 milyon ziyaretçi ye sahip. Bu blog, 2014 içinde yaklaşık 120.000 kez görüntülendi. Eğer bu Louvre Müzesi’nde bir sergi olsaydı, bu kadar insanın bunu görmesi yaklaşık 5 gün sürerdi.

Raporun tamamını görmek için buraya tıklayın.

Yorum bırakın

Filed under Diğer

Meraklı Minik Geri Dönüşüm Oyunu- Hayatımızdaki Geri Dönüşüm Olayı

Ben yazana kadar Aralık bitti ama dergi her zaman emrinizde. Çocuğu olan kaçırmamalı…

Pino bir harikadır..

Geçen haftasonu etkinliğimiz Aralık 2015 sayısının ekiyle şenlendi. Bu aralar çöp ve geri dönüşüm işlerine merak sardığım için (bkz evvelki yazım) iyi bir vurgulama şansım oldu. Daha evvelki 4R yazım da burada…

wp-1418471678602

Dergimiz bu..

20141213_135129

Faaliyetimiz de bu. Kendi çöp kamyonumuzu geri dönüşüm konteynerlerimizi yaptık :))))

20141213_135143

Ve aslında evde gerçek geri dönüşüm merkezlerimiz var zaten. Bu köşe kağıt-metal-cam köşesi. Camları cam kumbarasına götürüyoruz haftada bir. Diğer atıkları toplamıyor belediye :( Çöpün yanına ayrı koyuyorum, toplayıcılar alıp ayırıyorlar. 20141213_140223

Bunlar ampuller. Özellikle tasarruflu ampullerdeki civa çok tehlikeli bir atıktır çöpe gitmez. Şu ana kadar bir tek İKEA’nın topladığını gördüm. Ben de biriktirip oraya götürüyorum.

20141217_132233

Pilleri de ayrı birikiriyoruz. Bazen okullar kampanya yapıyor, çocuklar götürüyorlar bazen de çeşitli yerlerdeki pil toplama merkezlerine bırakıyorum. Hemen her sokakta var bunlardan.

20141221_12593420141221_125944

Okulun verdiği ev tipi biriktirme kutusu. :)) Bir süredir bunu doldurmaya çalışıyor bizimkiler.

20141203_144203

Migros’un sürekli bir toplama kampanyası var zaten, ödül de veriyor.

bazen de böyle bonus bir kampanyayla indirim kazandırıyor :) I love you Migros! 20141213_150841

Gördüğünüz gibi bir anda birsürü puan kazandık, bez çanta hedefliyoruz!

 

Burası da Kartal Belediyesi Çevre koruma birimi..

20141218_111306

Atıklardan her türlü değerlendirme yapıyorlar. Daha evvel bahsettiğim kumbaralara bırakılan oyuncak ve kitaplardan bazılarını atık getiren vatandaşlara hediye olarak veriyorlar. Elektronik atık birimişti (kablodan, eski mouse’a, şarj aletlerine…) kalkıp götürdüm. 7-8 parça götürmüşüm, 3 tane kitap seçebilirmişim. iki tane seçtim aşağıdaki kitap ağacından..


20141218_111301
20141218_111311Bu da pil toplama makinesi. Çok enteresan. Attığın pil tam bitmemişse geri veriyor!!!! 

Pet şişe atınca sokak hayvanlarına mama ve su veren otomatlar var… 

Plastik ambalajların her türünü toplayıp yuvaya eviren firmalar var..

PAGDER ve

Yuvaya Dönüşen Plastikler 

Toplanan Her Atık Plastik Geri Dönüşümle Bir Hayvanın Yuvasının Tuğlası Olacak

1 Kedi Kulübesi Atık Plastik Çevrim Tablosu

(devam edecek….)

8 Yorum

Filed under araştırdım, çevre, çocuk, severim paylasirim

Türk Kahvesi Nedir, Nasıl Pişirilir?

Bugünkü konumuz en sevdiğim konulardan biri. Kahve. Özelde Türk Kahvesi.

Kahve yemenden gelir, küçükken çok kahve içen arap olur.. Falımız fallanmış. Nohut Kahvesi, Tuzlu kahve, Merengiç kahvesi, Kalk Git kahvesi, okkalı, yandan çarklı.

İki orta bi sade…

Ehl-i Keyfin keyfini… “Kahveliyem” muhabbetleri.. Güzeldir. çok çetrefilli konular, zamanla her birine bir yazı linklerim inşallah.

Bugün kahveyi beraber pişireceğiz.

Ders bir : Malzemeler

 

kahve

Fincan.

İyisi Çin Malı ve seramik çamuruna kemik tozu katılarak yapılan ve bu yüzden altında “Bone China” yazan porselendir. İncedir, ışığı geçirir. Küçüktür. “Bülbül Yuvası” olarak nitelendirilir. Bu resimdekiler benim gündelik fincanlarım. Çeyizlik fincanlarımı çekmek aklıma gelmedi.. Her evde de zaten fincan takımı iki çeşit olur. Gündeliğe çıkardığın, sabah kahvesini pişirdiğin takımınla, daha ince daha yaldızlı daha yüz ağartan misafirlik takımın. :))

İkram ederken fincan kulpu tepsi taşıyıcının soluna çevrilir ki, misafir de sağına gelen kulpla tutup bir hürpletsin…

20141211_143358

kahve1

Cezvelerim. Bakır cezveler, çelik cezve, elektrikli cezve.. Kahveyi kaç kişilik pişireceksen o boy cezve kullanılır. Cezvenin en mühim yeri de ağzıdır, o kıvrıntısı usturuplu yapılmadıysa kahve fincana akmaz, dökülür saçılır. Kızımın deyimiyle “saçıra batıra” koyarsın, olmaz. Kaldır at o cezveyi. Cezve alırken bir bardak su ile deneme yapmadan almam asla.

En iyisi mangalda, kumda pişer, ağır ateşte pişer kahve. Aceleye gelmez, inada binmez. Dırt olur, soğuk olur kesinlikle içilmez.

kahve2

 

Gaziantep El Sanatlarının en güzellerinden; dövme bakırdan yapılmış kahve seti. Tepside duruşuyla göze de damağa da hitap eder, bakır zarflar içinde kulpsuz porselen fincanları vardır. Alem’li lokumluk yanına kârdır.

kahve4

Coffee Arabica tohumlarının kavrulup ince çekilmesi ile Türk Kahvesi olur. Çok çok incedir. Mümkünse orta ve çok kavrulmuş iki çeşit kahveyi belli oranda karıştırarak kendi ideal kahvenizi yaparsınız. Çekilmiş kahve almaya kadıköye indiğimiz çoktur. Her kuruyemişçinin kahvesi alınmaz.

Market kahveleri içinde KKME iyidir.

 

Ders iki: Misafire “kahveyi nasıl alırsınız?” diye sorduktan sonra (muhtemelen gençse orta, yaşlıysa az şekerli ya da sade içecektir. “Şekerli” diyene “cicim kahvemiz de bayat mı ne? boşver çay koyalım” diyerek savuşturun. Kahve içmeyi bilmiyorum demek gibi bir şey.. Gitsin kumda oynasın)

Bir fincan orta şekerli kahve yapmak için bir fincan soğuk su, dolu dolu bir kahve kaşığı kahve, bir kahve kaşığı da toz şeker lazımdır. Ayrıca köpük payı/cezve hakkı olarak bir kaşık kahve her seferinde eklenir.

kahve6

En az 25 kere karıştırılan kahve ocağa sürülür. Ağır ateşte köpüğün kabarması beklenir. Kabaran köpüğün ayarına dikkat edilir yoksa köpüğü kaçar..

Köpüklü kısım fincanların dibine pay edilir.

kahve3

Bir kez daha ocağa sürülen kahve azıcık tıkırdamaya ve köpük de adamakıllı kabarmaya başlayınca fincanlara süzdürerek akıtılır, telve fincana doldurulmaz.

kahve7

İyi yapılmış, tiryakiye layık bir kahvenin (köpüğünün) “üzerinde pire yürü(yebili)r” olması gereklidir.

 

pire yürür

pire yürür

İkram ederken yanında bir bardak su muhakkak verilir. Kahveyi höpürdetmek görgüsüzlük değildir.

Boşalan fincan tabağa konup, sehpaya değdiği an, misafirin önünden kaldırılır. Adettir.

Afiyet olsun.

 

20141204_122000

5 Yorum

Filed under alışveriş işleri, ev işi, iştahlı işler, kültür, severim paylasirim

Fiko’nun Bahçesinden

Köy Hizmetleri yazım çok güzel tepkiler aldı. Bu arada Tipi de daha bir kurumsallaşıp Fiko’nun Bahçesinden olarak saptadı ismini.

Yeni adresi Fiko’nun Bahçesinden sık sık güncelleniyor. İlginç ürünlerle dolu alışveriş listesini her hafta mail adresinize gönderiyor.

Facebook Grubu da var, twitteri de, epostası da.

Bu benim çok hoşuma giden ve faydalandığım bir girişim. Biraz daha fotoğraf paylaşmak istiyorum.

fiko

 

İletişim:
0533 372 00 70
fikonunbahcesinden@gmail.com

1 Yorum

Filed under aile, alışveriş işleri, çocuk, güvenli hayat, iştahlı işler, saglik, severim paylasirim

Kehribar kolye

Eşim yarı değerli taşlar ve minerallere hobi olarak ilgi duyar; nacizane ufak bir tesbih kolleksiyonu da  var. Benim orta karar bir bilgim var bu konuda, kendisinden öğrendiğim kadarını biliyorum. Yani hiç uzman değilim. Değerli taşlar daha çok ilgimi çekiyor.

Kuyumcu vitrinlerini severim. Konuya aşina olduğum söylenebilir, ilgim bilgim çerçevesinde anlatabileceğim bir şeyler var. Mesela inci ve sedef. Sedef alkolde erir. Sedef takınızla parfüm-kolonya gibi alkollü şeyleri yanyana bile koymayın. İnci ise sirkede çözülür. Ve tene deydikçe cilalanır. İnci takıları yılda bir en az iki üç gün cildinize deyecek şekilde takmaya gayret edin.

Ve bir süredir sağda solda gördüğüm bir şey: kehribar kolye.

Kehribar, çam ağacıgillerin sızdırdıkları reçinenin milyon yıl yeraltında kalıp fosilleşmesi ile oluşan bir madde. Milyon derken ciddiyim.

Burada gördüğünüz 100 (-YÜZ-) milyon yaşında bir termit içeren kehribar:

bocekli amber

Kehribar ilkokul fen derslerinde anlatılan bir deneyin konusu aslında. Kehribar bir tarağı, çubuğu, herhangi bir parçayı yünlü kumaşa sürtünce elektrik yüklenir, küçük kağıt parçalarını çeker. (Sürtünme ile elektriklenme, elektrik yüklenme, statik elektrik) İşte dilimize farsçadan geçen adını da buradan alır. Küçük saman parçalarını kendisine çeken bu taşa “saman-avcısı/saman-kapan” anlamında Kehrubâ adı verilmiş. Farklı dillerde adı amber’dir ve sürtünme sırasında açığa çıkan reçine uçucu yağlarının kokusunu saldığı için “amber gibi kokmak” tabiri de buradan gelir.

Amberden yapılmış (kehribar) tesbihler hem nadir olduklarından hem de vasıfları nedeniyle çok değerlidir, çektikçe ele ve ortama çok güzel bir koku salar. Kehribar taşlı yüzükler de saraylarda, rengi ve sonsuzluğu sembolize ettiklerinden sevgiliye verilebilecek en değerli armağan sayılmaktaydı.

Ham ya da işlenmiş kehribar kolyelerin guatra(tiroid hastalığına) iyi geldiği iddia edilmekte. Muhtemelen hayır. Kesin bilgi değil, ancak zararı da olmaz bir kolyenin. İsteyen, kendi tedavisini de aksatmadan alternatif tıp ürünlerine yönelebilir.

 

Beri yandan başka bir şehir efsanesi kehribar kolye takmanın bebeklerde diş çıkarmayı kolay ve acısız hale getirmesini anlatılıyor. İşte bu tamamen fos. Birincisi, birşeyler takmak ve ondan şifa ummak şirk’e kadar gider. (Batıl inancım yoktur nazar boncuğu filan da takmam.)

İkincisi, altı aylık ve diş çıkarmakta olan bebek eline ne geçerse ağzına sokar. Kolye takarsan kolyeyi de sokar. Bebeğe HİÇBİR takı takılmaz. Ön tarafına düğme bile koyulmaz, bebek giysileri çıtçıtlı olur.

Bebeklerin boğulabileceğini hesaba katarak bu işe hiç girişmeyin anneler. Herkes diş çıkardı, hepimizin dişi var, er geç çıkaracak o dişleri. Lokal uygulanabilecek sağlığa zararsız şeylerle, ağrı kesicilerle biraz kolaylaştırabilirsiniz.

Daha fenası bunu ticari bir fırsat olarak gören çakallar.

Annelerin hassas noktasından vuran bu sivri akıllılar bebekleri rahat etsin diye her rakamı ödemeye hazır masumlara tuzak kuruyorlar.

Çok değerli bu maddeyi elbette bol miktarda ya da ucuza bulmak imkansız olduğundan bir amerikan icadı olan muadili bakalit “sıkma kehribar” olarak satılmakta. Bildiğiniz plastik gibi bir şey yani. Tencere tava kulpu. Sıkma kehribar diye bir şey olmaz. Çakma plastik parçasına kehribar fiyatı ödeyen insanlar görmek istemiyorum.

Size gelince.. Dolandırılmak istemiyorsanız ve “illa ki kehribar bir takım olsun da ne olursa olsun” diyorsanız paranızı cebinize koyun, kapalıçarşıda bedestene gidip elinizin erdiği, gözünüzün gördüğü tanıdık bildik bir yerden alın. Garantisine sertifikasına bakın. Kehribarın özelliklerini öğrenin ve satın almadan önce deneye tabi tutun.

yararlanılabilecek güzel bir kaynak olarak: kehribar-amber sitesini öneririm.

 

4 Yorum

Filed under alışveriş işleri, araştırdım, çocuk, kültür, saçmasapanlıklar, saglik

Kitap Agaci Çekilişi Yapıldı

Bu seneki kitap arkadasimi buldum. Hediyelesecegim kişi Bursa’dan ve sanırım ortak hiçbir yonumuz yok.
İlginç olacak.
187 çift var yani yaklaşık 400 kişilik bir katılım olmuş.

image

11.12.2014 editi:
Çekiliş arkadasimla anlastik, 5 kitaplik birer liste yaptik, iki tanesini secip yollayacagiz birbirimize.
Ortak zevkimiz yok, kitapzen siir seviyor. Ama cok guzel bir yilbasi surprizi oldu kendisi benim icin. ;)
image

16/12/2014 son edit:

Aptal ideefixe sayesinde bir türlü gelemeyen hediye edeceğim kitaplarımı beklerken güzel arkadaşım bana bir kutu hazırladı. İçine istediğim kitapları koymakla kalmamış her geçen gün üzerine eklemiş de eklemiş. Sitenin en şanslı kurası bana çıktı sanıyorum.

Sonunda siparişi iptal ettim, gittim bir zahmet D&R’dan aldım kitaplarımı, akşam kızımla paketler yaptık, koliye doldurduk bugün yolladım.

Süreç içersinde Kalemzen’le bayağı kanka olduk. Zıt kutuplar olsak da, ekvatorumuz kitaplarda buluştuk. Kitap ağacı çok teşekkür ederim bu güzel arkadaşı bana kazandırdığın için.

Bana gelen güzel paketi bozmadım, üstten fotoğrafını çektim. Evde açıp sevim sevim sevineceğim.

Kalemzen, sağol varol kardeşim. Ablan pek mutlu şu an.

20141216_111009 20141216_111036

 

 

2 Yorum

Filed under alışveriş işleri, internet, kültür, kitaplar, severim paylasirim