Disleksi Farkındalık Haftanız Kutlu Olsun

O konuya yine gireriz de.. hatta dün katıldığım dijital topuklar (dişital buluşma) hakkında da yazcam o da dursun şurda.

taze bi konu var elimde. sinirli sinirli yazacağım.

Bir üniversite hastanesinden telefon geldi, “ben doktor filanca”.. oğlumun da dahil olduğu bir grup disleksik ile ilgili bir çalışma yapacakmış doçent dr. bilmemkim. Bizi de davet etmiş. İyi tamam. Randevulaştık. Bugün 10:00’da hastanede. İyi tamam.

Onda gittim. Doçent Doktor bilmemkim’i bilen yok danışmada. Çocuk Psikiyatri’ye yönelttiler, orada da sekreterliğe adımızı verip bekletildik.

10:25 sekreterliğe gidip “nooldu bizim iş” dedim. “e sizin doktor bilmemkim başka servise gitti demin”

Niye lan? bize neden demediniz? bekliyoruz burda lök gibi.

O servisi aramaya başladık hastane içinde. Kimseler bilmiyor. Beni ilk arayan dr. filanca ile konuştum. O bir daha tarif etti. Nice koridorlar geçip nice güvenliğe dert anlattıktan sonra aradığımız kapıya geldik. Saat 10:45. Oğlum bir yandan “buradaki insanlar niye boyle, burası niye bu kadar düzensiz” diyor. “siz büyüyünce daha iyisini yaparsınız bizim bilgisayarımız yoktu öğrenemedik” diyorum. Ne diyeyim? Taa 1940’lardan beri bu devlet daireleri böyle oğlum mu diyeyim? Okusun Aziz Nesin’i gülsün büyüyünce. Öğrenilmiş çaresizlikten nefret ederim. Kafası hep açık olsun çocukların.

Doç Dr Bilmemkim bulundu. Kendisinin biz onu ararken araya üç hasta aldığı, bizim bu dev organizasyonsuzlukta hiç payımız olmamasına rağmen beklemeye devam edeceğimiz, daha muayenenin 40 dakika sarkacağı oradan başka bir serviste başka bir branşın muayenesinin de 45 dakika kadar süreceği.. ortaya çıktı. “yuh” dedim içimden. Doçente de “boyle iş yapılmaz” diyerekten voltayı aldım. O arada oğlumla da hastane katları içinde gezinerek oynanan bir oyun uygulaması yazdık. Çatıdaki helikoptere ulaşmaya çalışırken her katta bölüm sonu canavarlarını öldürdük.

Millete tez olacaktık az kaldı. Sanki ben çok ısrar etmişim de “doççentim noolur oğluma biyol bakıver gurban” demişim havaları da ayrı.

Yemişim hastanesini.. O canavar leşlerine takılın düşün de aklınız başınıza gelsin.

 

2 Yorum

Filed under çocuk, disleksi, saçmasapanlıklar

Hart!

Evde iki kedimiz var. Üç yıldır, gül gibi bakıyoruz kendilerine. Canımız, tüylü oğullarımız onlar bizim.

Veteriner bey de sağolsun aşı zamanlarını haber veriyor, daha sonra da gelip evde yapıveriyor. Elleri dert gormesin :)

Veterineri kesinlikle sevmeyen kediler, daha diyafonda “beniim” sesini duyar duymaz en kuytu yerlere saklanıyorlar.

O yüzden adam gelmeden önce tedbiri alıyoruz, kendilerini koridora sıkıştırıp bütün kapıları kapatıyoruz. Akabinde de havluya kundaklayıp, ya da ensesinden yakalayıp aşılatıyoruz. Her seferinde yaş mama ödülü versem de hiç sevmiyorlar aşıyı.

Bu seferki aşıda kendime güvendim, kediyi çok sallamasyon tuttum, ben iyi tutmayınca o da can havliyle elimi kaptı. Beş kere dişledi, sonuncusunda da bırakmadı. Elimi silkeleyip düşürdüm kediyi.

Bizden kaçmaz tabii, kendisi tekrar yakalandı o aşıyı da yedi. Ama benim el davul gibi şişti akşamına. Veterinerimiz “kedi aşılı olmasına aşılı da ağzındaki bakteriler enfeksiyon yapar. insan da ısırsa enfeksiyon gelişir, normal” dedi. Tamam kuduz olmayacağız, ama antibiyotik şart. Özele gittik, acil doktoru hemen devlet hastanesine yolladı. Sorumluluk almayi istemiyor, haklı.

Gecenin bir saati acil sırası, acilden enfeksiyon hastalıkları polikliniğine sevk, doktorun “kedi mi köpek mi” diye sorup yaraya göz atıp, antibiyotik yazması, bir de aşı kartı hazırlaması.. O arada eşimin de telefondan şantiyenin yavru köpeğinin fotoğrafını göstermesi, “beni de bu ısırdı” demesi. (oynarken dişliyor daha bebek) küçücük çizik yüzünden (sayemde.. {*}) ona da bir aşı kartı açılması, acile dönüp aşı odasına gitmemiz, kuduz aşılarımızı olup eve dönmemiz..

ımg_20171008_205454_228362657361..jpg

Allah cümle hastalara şifa, sağlık personeline de sabır ihsan eylesin. Çok zor.

 

Şimdi normal prosedür şu: Aşılar sadece belirli devlet hastanelerinde bulunuyor. O yüzden özele kastırmayacağız. İlk aşı mümkün olduğunca erken. (hiç acıtmıyor yemin ederim) İkinci aşı 3 gün sonra. Üçüncü doz haftasında.

Kedi/köpek sahipliyse, gözlem altındaysa ve on gün içinde kudurmazsa, yahut aşı karnesini beyan edebilirseniz sonraki aşılar opsiyonel.  Yoksa 15. gün ve 28. gün son iki aşınızı olmanız gerekiyor. Aksi halde eve polis gelip sizi aşıya götürüyor.

Biz paşa paşa gittik aşılarımızı olduk. Hiç olmazsa önümüzdeki yıllarda herhangi bir ısırık alırsak hayatımız garantide.

İlçe Tarım ve Hayvancılık müdürlüğü eşimi aramış, evdeysek kediyi görmeye geleceklerini söylemiş. Ben görüştüm. Evde olmadığımızı geç saatte gelip gelemeyeceklerini sordum.

– Gelemeyiz, mesai bitiyor beşte.

+ Hm, whatsapp’tan atayım kedinin resmini? (gerçi hangi kedi ısırdı, gelip görse bile nerden bilecek??)

– Öyle de olmaz. Ben “geldik bulamadık yazıyorum”. Sizin için kötü oldu aşıya devam etmeniz gerekecek, ya da karnesini götürün giderken.

+ Biz memnunuz valla, aksiyon oluyor bize de arada çıkmış oluyoruz evden. varsın aşıya çıkalım.

 

harbi aksiyon oluyor yahu :))

Beri yandan ben küçükken büyükler dışarı çıkacaklarında giyinir kuşanır, çocuklara da “doktora gidiyoruz, iğne yapacak, sen gelemezsin sana da yapar” der kaçarlardı.

biz şimdi çocuklara diyoruz “biz iğne olup geleceğiz”. zerre tınmıyorlar.

Ben bu akşam aşıya gidiyorum. Makyaj yaptım hafif. Yeni çantamı da aldım. hohoyt!

 

{*} zengin ve pimpirikli ve oldukça kaprisli adam gecenin üçünde uşağını yollayıp doktorunu yataktan kaldırıp eve çağırtmış. Doktor gelmiş alelacele, ciddi bir yüzle muayene etmiş. muayene bitince..

“beyefendi, vasiyetinizi yazması için avukatınızı, noteri ve iki de şahit çağırmanızı öneririm” demiş.

adamın benzi atmış “o kadar kötü müyüm doktor?”

doktor cevaplamış: “hayır ama, bu saatte bir tek uyandırılıp getirilen ben olmak istemiyorum”

Yorum bırakın

Filed under aile, Kedi, saglik

Dön bana

Ben kucukken, rahmetli babamin 50’lerden kalma ağır milliyetçi Aptullah Ziya Kozanoğlu kitaplarini bayilarak okurdum. Zamaninda fasikül fasikül yayınlanıp satılmış, sonradan birleştirilip ciltletilmiş çok enteresan kitaplardı. Elle dizilmiş olmasına rağmen asla imla hatası olmazdı.

Tibet’in “Dunyanin Dami” oldugu, kahramanin arkadasini canindan cok sevdigini, “siz hepiniz ben tek” gozupekligini coşkuyla okurdum.

Muhtelif taşınmalar sırasında kaybedildi o kitaplar. Sahaflardan toplamak lazim bir ara.

Beri yandan öğrendiğim cok sey oldu. Biri de “dua dolapları”. Her fasikülde kapakta renkli, içeride siyah beyaz cizimler vardi gerci ama ben bu dua dolabını cok merak etmiştim.

Hatırladığım kadarıyla dağlık arazi olduğundan ve fakirlikten okur yazarlık sadece budist rahiplere mahsus bir ayrıcalık. Ama halk da ibadet etmek istiyor. Boylece dünyanın ilk dvdsi icat edilmiş bence ;)

Dualari donebilen kutular hâlinde tasarladıkları ahşap edevatlara yazmışlar. Yanindan geçerken elinle çeviri-çeviriveriyorsun, o duayi etmis sevabi kazaniyorsun. Hatta iyice dağ başı yerlere akar su gücüyle dönen değirmenimsi dolaplar tasarlamislar, ıssızlığın ortasinda bile dualar donmekte.

Yillar yili merak edip durduktan sonra bir filmde (Dr.Strange) minicik bir sahnede fark edip sinemada “aaa” diye koltugumda hopladim.

Şaşırtıcı, degil mi?

Bir benzeri de bizde var. Bir sekilde bir sürü namaz duasi ezberletiliyor, herkes mirmirmir okuyup geçiyor, kimse ne dediğini bilmiyor. İçerik içine sinmezse o ayeti stres çarkına yaz, çevir çevir sevaba er.

Yedi sekiz tane meal aldim, şöyle açıp okumalık tatminkâr bir Kuran’im yok hala.

İnsan şaşırıyor.

5 Yorum

Filed under islam, kitaplar, severim paylasirim

Bak! Verem.. Sen sıtmana şükret.

Evvelsi gün oğlu cp olan bir anne, benim oğlumun disleksisini övdükten sonra, bir arkadaşının ağır adhd kızını anlatarak “aman halimize bin şükür, neler var” dedi.

Bir yıldan fazla bel fıtığıyla hayatımdan bıktıktan sonra, tam iyileştim “derin venöz yetmezlik” bel fıtığını mumla aratmaya başladı. Meğer mis gibi şeymiş bel fıtığı be. ye iç yat ne var?

sağ bacağım kasıktan bileğe 1,5 katına çıkmaya gayret ediyor. şiş. soğuk. sancıyor. çorap evet doktor da verdi varis çorabı. bi de “Allah muhafaza pıhtı olur, ciğere ilerler, gürp diye ölürsün” diyen çıktı. oh ne ala mualla.

bi de “kilo ver, binen yükü azalt” dedi. aman ne iyi. yememek de varmış kaderde. mutsuzum.

nefret. hiç bu kadar kötü hissetmedim.

hamdolsun.

 

 

 

1 Yorum

Filed under Diğer, saglik

Netizen = Netandaş

 

TEOG kalktı. Evet ortalık kaynayacak durulacak bir vakit. Ders veren kurumlar, öğretmenler, test kitabı yazarları yayınevleri, bundan geçinen bir ton insan göçmüştür herhalde. Allah kolaylık versin. Benim kızım girdi çıktı son sınava, yerleşti bir Anadolu Lisesine. Oğluma Allah kerim.

Çocuklardan yana pek kaygım yok. Elimizde internet olduğu sürece dünyanın en iyi eğitimini alabilirler. Her dilde anlık tercüme yapılabiliyor artık ve her konuda çeşit çeşit uzman insan bilgilerini videoya aktarıyorlar.

Sanal gerçeklik gözlükleri ile aklınıza gelmeyen yerlerde olmadık şeyleri öğrenebiliyoruz.

 

Bütün bu teknoloji ve bilgi okyanusunda HÂLÂ 40 kişi bir sınıfa tepilip öğretmenlikle ilgisi olmayan ama hasbelkader öğretmen çıkmış bir adamın mırmırını dinlemek zorunda değiliz. Herkes kapasitesi ve istediği kadar öğrenecek.

Bu çocuklara artık NETIZEN deniyor. İnternet ve Citizen (vatandaş) birleşimi. Netandaş.

Akıllı telefonları jet gibi kullanıyorlar. Uygulamalarla dolu ekranlar. Ödevlerini whatsapp’tan paylaşıyorlar, gittiklerini gördüklerini canli yayinlara aktarıyorlar. Sözlüklerde yarışıyor, sorunlarına arama robotlarıyla teşhis koyuyorlar. Herhangi bir argümanda telefonu çekip birbirlerine kaynak sunuyorlar. Sınırlar ve ülkeler masal gibi geliyor arkadaşlara. Her birinin projeleri, ustası oldukları sanal oyunları, çizgi roman anime manga evrenleri var. Ve önceki nesille araları o kadar açıldı ki artık umurlarında bile değil.

Netandaş çoğunluk dünyanın geleceği. Daha barışçı belki biraz daha yalnız ama çok güzel bir gelecek olacak. Birbirlerini anlayacaklar. O zaman ne lise kalacak ne teog.

Carl Sagan Kozmos’ta “dünya korkaklara kalacak. geri kalanımız uzayda olacağız” demişti. Bu gelecek heyecanlandırıyor beni.

 

 

(dip yazi: kendime yazdığım not. düzenleyemedim. dursun::

 

İnstagram yeter.
Şaka bir yana…
Bisey ogrenmek isteyen google’dan bulur ogrenir. Youtube’de degme anadolu lisesi ogretmenini cebinden cikaracak insanlar ders anlatiyorlar.
Ana sinifindan ele alan, insan olmayi ogreten bir sistem onumuzdeki 15 yil icerisinde “dunya mufredati” olacak.
İsteyen öğrenecek. Istedigini ogrenecek. )
Tip, hukuk ve butun sisyal bilimler online ve standart egitim ve uygulama olacak. Yani robot doktorlar 7/24 hizmetinizde ve hatasiz teşhis ve tedavi imkani.)

1 Yorum

Filed under aile, çocuk, bilgisayar, icatlar, internet, kültür

Bacon sayısı

Şöyle bir teori var. Film sektöründe hangi ülkeden her kim olursa olsun bir kişinin ABD’li ünlü aktör Kevin Bacon‘a sadece 6 kişi uzaklıkta olması. Rahmetli Ayhan Işık mesela..

Ayhan Işık(1), Faik Coşkun adlı kişiyle birlikte Krallar ölmez filminde oynadı. Faik Coşkun (2).

Faik Coşun, Topkapı isimli filmde Maximilian Shell ile oynadı Maxi abi (3).

Ki Maxi abi bizzat Kevin Bacon ile Telling Lies in America filminde oynadı bu da 4.

Size ömür Vatan Şaşmaz mesela.. Suleyman Kabaali ile “Seninki Kac Para” filminde oynamış. bu 1

Süleyman bey “Ay Lav Yu Tuu” diye bir filmdeymiş ve Steve Guttenberg de o filmdeymiş bu da iki.

Ki Steve de Kevin’le Diner filminde beraber oynamış bu da üç. Sardıysa kendiniz de buradan oynayabilirsiniz.

*-*-*-

Sözün özü, dünya küçük. Evvelsi gün Instagramda fink atarkene, bir arkadaşımın imkanı yok tanımaz diyebileceğim başka bir arkadaşımla gayet samimi olduğunu gördüm.

Gecen yıl Instagramdan bir ürün aldım, kargoyu getiren kişi, göndericinin liseden arkadaşı çıktı. Kayseri’de liseye gitmişler beraber, kargocu Istanbul’da kargo işinde, arkadaşı Antalya’da yiyecek satışına girmiş. Benim kargomda buluştular.

Sinemaya gitmek isteyen kuzenim Trabzon’dan aradı, bir telefon operatorunun kod promosyonu varmış, bilmemne numarasına mesaj atınca bi bilet alana bir bilet de bedavaymış. bende o operatorun hattı yoktu, whatsapp grubuna yazdım, İzmir’de bir arkadaşta varmış, kodu paylaştı, Trabzonda bir bilet kazandık.

Daha neler neler.

Internet çok korkunç bir yer, öyle masum sinsirella stalklardan bahsetmiyorum. Hakkınızda yazıp fotoğrafladığınız her şey ele geçirilebilir durumda. Hatta ölseniz cenazenize bile saygı filan yok, elden ele dilden dile geziyorsunuz. Lafı uzatmadan sizi dünyanın en süper medyumuyla baş başa bırakayım.

 

1 Yorum

Filed under filmler, instagram, internet, sosyal medya

Haylazium Rezidans

Tam bizim evin karşısına Avaoğlu Haylazyum Hipter Rezidans (toki konutu kilikli dimdik bina bi numarası yok ama süslü püslü olunca….rezidans. pabucumun rezidansı) dikiyorlar.

Diksinler amenna, er geç bizim site de kentsel dönüşüme girecek, biz de vurcaz voliyi-ehem- neyse; dikiyorlar dikmesine de, bazı pürüzler var. En baş pürüz de bendenizim.

Şimdik, inşaat gürültüsü çevreye zarar verdiğinden kelli, mesai saatlerinde olabiliyor. bilemedin gün batımında yani maksimum saat 19:00’da paydos etmeleri lazım.

Bi inşaatta iki çeşit gürültü var. Birincisi yıkım/hafriyat gürültüsü. Eski binanın yıkılması, zaman zaman balyozla zaman zaman kepçeyle devam etmekte, epeyce de kafa şişirmekte. O bitince o yıktıkları molozu kocaman sarı moloz taşıma kamyonlarına yine kepçeyle doldurup cehennemin dibine götürüyorlar. O kamyonların sol şeritte 120 basıp gitmeleri kadar ürkünç bir şey yok. Allah muhafaza, rüzgarından sarsılıyor benim araba.

Kepçenin gürültüsü, kamyonun manevrası, yüklenen beton molozun dangırtısı er geç bitiyor, temel kazılıyor. O daha sessiz. Nispeten.

Sonra inşaata beton dökülüyor ki mikser gürültüsü ile pompa dandandanı bir arada. Bayağı asap bozucu, sinir yorucu bir sesle devam. Zavallı işçiler nasıl dayanıyorlar bilmiyorum ama resitensin üç tarafındaki bizim binalarda dayanılır hal kalmadı.

Birincisi, ne bahceye ne balkona çıkılmıyor, sürekli toz yağıyor. Camlar leş gibi, pimapenler sapsarı, denizlikler kumsal. Yazın günü camlar açık evin tozu talazı bitmiyor ve yepyeni perdelerim de pert oldu.

Ha bu amcalar bi de biz bunca gürültü yapıyoruz ama potansiyel yüksek biraz daha gürüldeyelim nütfeen diye valilikten izin almışlar.

Valiliğin gerekçeli kararı : “yapının inşaat faaliyetine, şehir içi gündüz trafiğini olumsuz etkilediğinden dolayı ilgili yönetmelikte belirtilen sınırlamalara uymak kaydıyla beton dökümü ve hafriyat nakli işlerinde xx.xx.2018 tarihine kadar saat 19:00-24:00 arası çalışma izni verilmiştir”

Gündüz trafiğine olumsuz etkisi var demek? Niye gündüz çalışıyorlar peki? Trafiği olumsuz olumsuz rezil ediyorlar üstelik yakın caddede haftada bir gün de pazar var, sağım solum önüm arkam trafik. (hele bir ara yan sokakta da iski kazısı vardı, var ya labirent gibi, evimize giremiyoruz)

NEÜY? gece yarısına kadar bam güm devam ha? Vali bey “ya sayı bilmiyor ya dayak yememiş” diye bir fıkra var hani. Şu an bir yandan bu izni iptal ettirmeye çalışıyorum bir yandan da inşaat firmasına tazminat davası açacağım. Civarda ne kadar kiracı varsa kaçtı, ev sahipleri zararda. Pisliğinden yıldık, komşular zararda. Gürültü bitirdi ne uyku kaldı ne huzur kaldı, hastası var yaşlısı var bebeği var, ders çalışan teog lys öğrencisi var, hepimiz maddi manevi zarardayız.

SUÇ İŞLİYORLAR.

Bunu yanlarına koymayacağım. Eyle duvar üzerinde “çivriyi virdiğimiz zirir için kisiri bikmiyin” yazmayla olmuyor.

NOT: civarınızda benzer bir inşaat varsa, çalışma saatini bir dakika bile geçse önce zabıtaya sonra polise şikayet edebilirsiniz, ikisi de gelip beşer bin lira ceza kesiyorlar :)))

 

1 Yorum

Filed under çevre, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

TEOG İSTANBUL ANADOLU YAKASI LİSE YÜZDELİK DİLİM SIRALAMASI 2017

UMARIM İŞİNİZE YARAR

kaynak: MEB E-OKUL

İlçe Tercih Kodu Okul Adı YÜZDELİK DİLİM (EYP) YÜZDELİK DİLİM (EDP)
ÜSKÜDAR 79738 Hüseyin Avni Sözen A.L. 0,02 0,72
KADIKÖY 81094 Kadıköy A.L. 0,06 0,76
KARTAL 75671 Burak Bora A.L. 0,18 1,18
KARTAL 75679 Burak Bora A.L. 1,19 1,51
KARTAL 79055 Köy Hizmetleri A.L. 0,38 2,17
MALTEPE 75199 Maltepe A.L. 1,14 3,31
MALTEPE 85554 Kadir Has A.L. 1,59 3,78
KARTAL 79219 Kartal A.L. 1,77 4,12
ÜMRANİYE 79227 Ümraniye A.L. 1,79 4,74
ÜSKÜDAR 83725 Çağrıbey A.L. 2,52 4,85
ÜSKÜDAR 83010 Üsküdar Ahmet Keleşoğlu A.L. 2,84 5,33
TUZLA 75170 Behiye Dr.Nevhiz Işıl A.L. 0,89 5,64
KARTAL 79224 Kartal A.L. 3,12 5,92
KADIKÖY 77309 Mustafa Saffet A.L. 3,06 6,17
ÜSKÜDAR 83008 Üsküdar Ahmet Keleşoğlu A.L. 4,35 6,65
KADIKÖY 78031 İstanbul A.L. 2,57 6,74
ÜSKÜDAR 76682 İstanbul Üsküdar Lisesi 3,9 7,15
KADIKÖY 75306 Hayrullah Kefoğlu A.L. 2,52 7,24
MALTEPE 75066 E.C.A Elginkan A.L. 2,58 7,39
PENDİK 79711 Pendik Fatih A.L. 2,55 7,87
KADIKÖY 81166 Göztepe İhsan Kurşunoğlu A.L. 3,19 8,02
ÜSKÜDAR 80133 Hacı Sabancı A.L. 3,5 8,28
KARTAL 87168 Fatin Rüştü Zorlu A.L. 2,33 8,39
KADIKÖY 76026 İstanbul Kadıköy Lisesi 6,05 9,5
KARTAL 75011 Semiha Şakir A.L. 6,6 9,82
ÜMRANİYE 88352 Nevzat Ayaz A.L. 4,97 9,83
ÜSKÜDAR 75939 Halide Edip Adıvar A.L. 5,49 10,16
PENDİK 79488 Kırımlı Fazilet Olcay A.L. 6,06 10,83
KARTAL 87294 Hasan Ferruh Özgen A.L. 6,15 11,07
ATAŞEHİR 76328 Ataşehir A.L. 5,38 11,25
MALTEPE 75243 Küçükyalı Rezan Has A.L. 4,36 11,92
ATAŞEHİR 85648 Habire Yahşi A.L. 5,03 12,19
ÜMRANİYE 76318 Asiye Ağaoğlu A.L. 5,45 12,36
TUZLA 86039 Mehmet Tekinalp A.L. 2,3 13,1
ÜMRANİYE 79521 Erkut Soyak A.L. 7,76 13,33
KARTAL 86597 Türk Kızılayı Kartal A.L. 8,54 13,49
KADIKÖY 88479 50. Yıl Tahran A.L. 9,92 13,95
KADIKÖY 87884 Kazım İşmen A.L. 10,18 14,41
PENDİK 77418 Gülizar Zeki Obdan A.L. 8,13 14,69
ATAŞEHİR 85412 TEB Ataşehir A.L. 7,55 15,47
KADIKÖY 89936 Kemal Atatürk A.L. 7,19 15,51
ÜSKÜDAR 79201 Çamlıca Kız A.L. 6,07 17,15
PENDİK 77028 Pendik A.L. 8,93 17,41
ÇEKMEKÖY 85073 Güç Kardeşler A.L. 6,96 17,47
ATAŞEHİR 79733 Mustafa Kemal A.L. 11,4 17,59
SULTANBEYLİ 78549 Türk Telekom Şehit Murat Naiboğlu A.L. 5,24 17,78
KADIKÖY 75359 Fenerbahçe A.L. 9,46 18,1
TUZLA 77196 Tuzla A.L. 11,84 18,11
KADIKÖY 88490 Suadiye Hacı Mustafa Tarman A.L. 9,56 18,38
ÜSKÜDAR 80738 Kandilli Kız A.L. 4,28 18,41
ÜMRANİYE 84242 Ümraniye Merkez A.L. 6,24 18,63
MALTEPE 84497 Atilla Uras A.L. 12,28 19,42
ÜMRANİYE 76303 Atakent Şehit Selçuk Paker A.L. 13,83 20,06
ÇEKMEKÖY 80235 Özden Cengiz A.L. 4,46 20,2
KARTAL 79184 Süleyman Demirel A.L. 13,62 20,79
MALTEPE 78896 Ertuğrul Gazi A.L. 13,41 21,51
ÜMRANİYE 79635 Eczacı Neşem Özlen Güray A.L. 17,39 22,38
ÜSKÜDAR 76218 Burhan Felek A.L. 12,78 22,45
TUZLA 76380 Tuğrul Bey A.L. 14,94 22,59
ÇEKMEKÖY 86271 Hüsnü Özyeğin Vakfı Alemdağ Tunç Çapa A.L. 12,68 23,44
PENDİK 77381 80.Yıl Nuh Çimento A.L. 15 23,95
SULTANBEYLİ 78230 Hüsnü M. Özyeğin A.L. 5,45 24,35
KADIKÖY 86876 Erenköy Kız A.L. 16,01 25,04
BEYKOZ 87807 Celal Aras A.L. 9,53 25,54
ATAŞEHİR 76331 Aşık Veysel A.L. 13,54 25,61
SANCAKTEPE 84346 Sancaktepe A.L. 8,93 26,41
PENDİK 79233 Alparslan A.L. 15,23 26,55
ÇEKMEKÖY 85271 Mehmetçik A.L. 15,01 27,55
PENDİK 80267 Kurtköy A.L. 9,67 28,94
BEYKOZ 87222 Paşabahçe Ahmet Ferit İnal A.L. 10,56 29,18
BEYKOZ 86437 Beykoz A.L. 13,66 30,17
KARTAL 77325 Hacı Hatice Bayraktar A.L. 13,58 30,3
PENDİK 79418 Tarık Buğra A.L. 14,87 30,38
SULTANBEYLİ 79037 Sultanbeyli A.L. 21,84 30,43
ADALAR 79269 Heybeliada A.L. 5,57 31,57
MALTEPE 82540 Orhangazi A.L. 7,59 31,62
BEYKOZ 75751 Fevzi Çakmak A.L. 19,44 32,18
BEYKOZ 82664 Prof. Dr. İbrahim Canan A.L. 19,42 37,54
ŞİLE 81609 Ağva A.L. 10,76 39,66
ÜSKÜDAR 81231 Haydarpaşa Lisesi    

Yorum bırakın

Filed under araştırdım, çocuk, OKUL, severim paylasirim

‘senin’ halin ne olacak? /Serdar Kuzuloğlu

İnternet ekipler amiri Serdar bey‘in değerli yazılarını okuyor musunuz bilmiyorum. Bu sabah şahane (henüz) iki yazı birden yolladı. Birisi bu..

Son kısmı alıntılıyorum, illa ki inceleyin.

 

Geleceğin dünyasına dair birkaç madde

  • Bugünün geleneksel eğitim dünyası dünyanın hiçbir yerinde güncel beklentilerini tam anlamıyla karşılamıyor. Temel bilgilerin üstüne merak duygusuyla bezenmiş zihinler hiç olmadığı kadar kıymetli. Bu yeni ‘üst / ara yetenekler’ hakkında fikir sahibi olmak için UdemyCourseraKhan Academy (Türkçesi de var) gibi küresel eğitim ağlarına göz gezdirmek faydalı olabilir.
  • Her geçen gün adını daha sık duyduğunuz otomasyon, iş dünyasında zihniniz dışında hiçbir şeyinizin kıymeti kalmayacağı (can yakacak) bir geleceği inşa ediyorYapay zeka ile birleştiğinde imalattan yayıncılığa, hukuktan sağlığa, bankacılıktan yönetim kurulu üyeliğinesanattan baristalığa kadar neredeyse akla gelen her tür uzmanlığı etkileyecek bir döneme giriyoruz. Öyle ki bizzat üretim robotlarının bile işsiz kalabildiği bir süreçten söz ediyoruz. Bu dönüşümü iyi takip ederek tehdit ve fırsatları iyi okumakta fayda var.
  • Zihninizi ülke siyasetinden arıtın. Bu kimilerine okurken bile komik geliyor, farkındayım. Ancak geleceğinizi tasarlamak için başka bir yöntem ne yazık ki yok. Siyaset doğası gereği kişilere, ortamlara, şartlara, rüzgara göre savrulur. Sizin birey olarak böyle bir şansınız yok. Yetkin bir birey olmak yerine sırtınızı bir gruba yaslayıp ilerlemeyi (nemalanmayı diyelim) tercih edebilirsiniz (bu yazıyı buraya kadar okuduğunuza göre öyle bir niyetiniz olmadığını anlıyorum). Unutmayın ki kılıçla yaşayan, kılıçla ölür.
  • İngilizce öğrenin.
  • Hayatta yapacak nice güzel şey, gezip-görecek, tadıp bakacak kimbilir ne kadar cazip şey varken bunları bir süreliğine bir kenara bırakın ve geleceğiniz için bol bol okuma yapın. Dünyanın hiçbir döneminde başarılı şirketler ve insanlar bildiklerini paylaşmak için bu kadar hevesli olmamış, çaba göstermemişti.
  • Dünyanın en iyisi, en güzeli, insana en yakışanı neyse onu hedefleyin, talep edin. Bu hayallere ulaşmak için ÇALIŞMAK şartıyla elbet (boş boş hayıflanmayın). Şükretmek, hamd etmek, bardağın dolu yanını görmek sizi ancak rehavete teslim eder. İnsanlık mevcut haline şükredenlerle değil; bulunduğu şartlardan rahatsız olup onu değiştirmeye çalışanlarla gelişti.
  • Doğduğunuz ülkeye, aileye, yaşadığınız ortama, büyüdüğünüz çevreye, okuduğunuz okullara (özetle: değiştirme imkanınız olmayan şeylere) söylenmeyi bırakın. Bunun yerine değiştirme şansınız olan şeylere yönelik beklentiler oluşturup yola koyulun. Hayallerimizi süsleyenlerin neredeyse hiçbirinin doğru dürüst şart ve imkanları yoktu. Hayat son nefesinize kadar süren bir mücadeledir. Temel felsefeniz insanlığa faydalı olmak ve -her ne ise- işinizi dünyada en iyi yapan kişi olmak olsun.

Yorum bırakın

Filed under internet, severim paylasirim

823 yılda bir görülen olay!

Dün akşam mevzu çıktı. Zamanında e-posta ile yayılan, icq’larda kopyalanan, feyste fır dolanan yazı whatsapp’ta da yayılmaya başlamış. Bu yıl Temmuz ayı çok özelmiş çünkü Cumartesi Pazar ve Pazartesi günleri beşer kere tekrarlanıyormuş!!!1birbir

Çinliler buna gümüş para cepte diyorlarmış çok zengin olacakmışız. Bunu oniki kişiye iletmemiz yeterliymiş.

Kaynaklarını kontrol etmenin önemini, hoax nedir nasıl savılır konularını geçiyorum, işim var uzatmayacağım.

YOK BÖYLE BİR ŞEY.

Her şeyden önce modern takvimin atası milattan öncelere filan dayanmıyor, Sezar zamanında kullanılmaya başlandı, Sezar MÖ 44 yılında size ömür. Bu durumda toplam takvim 2017+50 2060 yıllık bişey. hadi 2100 olsun.. 823 yılda bir tekrarlayan şey iki kere olmuş yani? Kim uyduruyor bu rakamları ya? Küsurlu söyleyeyim de attığım anlaşılmasın.

Ay 30 çekiyorsa iki gün, 31 çekerse üç gün beşer kere tekrarlanır.

(bir hafta 7 gün x 4= 28.      29-30-31. günler beşinci haftaya düşer)

O ayın ilk günü neyse o gün/günler tekrarlanır. Cumartesi ile başlayan 31 günlük ay, Cumartesi Pazar Pazartesi’den üçer tane yapar.

Bu da zırt vırt olur. Cumartesi Pazar Pazartesisi 5 tane olan Temmuzun yanı sıra zahmet edip baktığımızda geçen yılın Ekimi de böyleydi. 

 

Yorum bırakın

Filed under araştırdım, internet, saçmasapanlıklar, sosyal medya