Category Archives: araştırdım

Kredi Dosya Masrafı Geri Alma Çalışması Başladı

Bugün, zamanında kredi kullandığım iki banka ile iletişime geçtim ve “on yıl geriye dönük olarak kredi masraflarının iadesi” prosedürünü başlattım. Aynı zamanda sahip olduğum kredi kartlarından birinin de aidatını geri alabilmek için müşteri temsilcisine yazdım.

Bu arada kısa yoldan en yetkin bilgiyi almak için Türkiye Bankalar Birliği broşürüne bakabilirsiniz.

Gelişmeleri satır satır yazacağım, vira Bismillah!

20/03/2015

a) Finansbank kredisi : 0850 222 0900 numarayı arayıp “kredi dosya masrafına dair ödemelerimin dekontunu” istedim. 7 gün içersinde şubeye gönderileceğini ve ücreti mukabil alabileceğimi söylediler. Ücreti bilmiyorlarmış. Anında bir sms geldi ve takip numarası edindim. Aferin Finansbank

b) TEB: Banka şubesi telefona cevap vermedi. 0850’li hatlarını aradım şubeyle görüşmem gerekiyormuş. (9 dakika hatta bekledim bu cevap için). Şube yetkilisine mail attım cevap bile vermedi.

c) Garanti Bonus kartımdan alınan yıllık kart ücretlerinin iadesi. Müşteri temsilcisine mail attım, Kredi kartları birimini arayacakmışım. Peki..

wpid-screenshot_2015-03-02-21-33-47.png

Bu da benim yeni oyunum…

24/03/2015 Finansbank subeye uğrayıp tek sayfalık dökümanımı aldım. 5 TL ücret verdim. Şimdi iki dökümanı dilekçe ekinde THH’ne götürme zamanı .

4 Yorum

Filed under araştırdım, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

“Galeba” Kedili hayatın ilk ayı bitiyor

Bu arada öğrendiğim şeylerin sayısı bini aştı.

“kedi gibi” uysallık ifadesidir de, kedinin karakteri kadar sizin eğitiminiz de önemliymiş. Yoksa görürüm ben “kedi gibi”yi. Çırmık içinde kalırsınız.

Kediye iyi davranmak lazım. Kumunu temiz, yemeğini suyunu taze seviyor. Pati aralarına kum kırıntısı girebiliyor, kontrolü ihmal etmeyin.

wpid-20150204_192411.jpg

Kedi kumunu temizledikçe, (elek-kürek arası bir şey var bunun için) eksilen kumu tamamlamak lazım. Haftada bir de komple atıp kabını yıkayıp yeniden doldurmak gerekiyor. 10 kiloluk kum poşetini indir kaldır, aç kapa yapmamak için buraya boşalttım. Çok pratik oldu. Eski usül çift kapaklı temiz bir bidon bulursam benden mutlusu yok.

Keza 3 kiloluk mamayı da aç kapa yaparken aroması kaçmasın diye de 50’şer gramlık porsiyonlar halinde buzdolabı poşetlerine stokladım. Kıyabilirsem bir Tupperware ayırıp ona dolduracağım…

Kedi cezadan anlamaz. Kediyi hiçbir şey için cezalandırmaya kalkmayın. Aradaki bağlantıyı kuramadığı için size kin beslemeye başlar sadece. Etki-tepkiyi kolayca öğrenir.

Temizlik konusunda… Kedinizi tarayın arkadaş. Kedi taranmayı seviyor. 4 çeşit kedi tarağımız var. Biri kızın bebeklinden kalma.
image
Nuk bebek fircasi kediye kaldi. :))

Biri oyuncak bir fırça, biri yedek fırçam, biri de pet şoptan aldığım Furminatör diye satılanlardan. Markası başka.. İçime bu sindi.. Bıçaksız, kesmiyor tüyleri, tararken topluyor. Taranınca parlıyor tüyleri, bambaşka güzelleşiyor bebişimiz.

wpid-20150203_202255.jpg

wpid-20150203_202333.jpg

Kedi huzur veriyor insana, aileye neşe katıyor ona kefilim. Kucakta gezmekten yoruluyor bazen. Cılkını çıkarıyor çocuklar bazen. Tırmık izlerini sayıyor oğlum “26-27…” diye. Mıncırmasın o  da.

wpid-20150204_192044.jpg

Kediseverlerin apayrı insanlar olduğunu farkettim. Farklı bir grup. En tepede ise Üzüm ile Ryuk‘ın sahibi var. Fenomen Yeşar beyi ben bir haftadır izliyorum. Ryuk adamım oldu çıktı.

Allah aşkına şu aşk değil mi?

wpid-screenshot_2015-02-05-14-34-15.png

Bu ekibin kendi dergileri olması da kaçınılmaz. Bunu da özellikle ve güzellikle tavsiye ediyorum. Kedi ve Diğer Şeyler

Dergi için kedidergi adresi var.

wpid-20150205_124335.jpg

Geç kalmayın, abone olun..

Geçen yazıda unuttuğum bir kitap da, o eski güzel günlerde bizzat yerinden (Taksim Arion) aldığım “En Güzel Kedi Hikayeleri“dir. :))) Onu da ekleyeyim buradan..

 

 

 



 

 

3 Yorum

Filed under aile, alışveriş işleri, araştırdım, instagram, internet, kültür, Kedi, severim paylasirim

Kedilendim!

Rahmetli anneannem çok kediseverdi. Son kedisi Gümüş’ü çağırışı hala kulağımda….Kedilerle ilgili hemen herşeyi ondan öğrendim.
Ve bu yazı ona adanmıştır.

Kedi sahibi olmayı düşünenlere, aniden kedi sahiplenenlere en acil en gerekli temel bilgiler, “keşke baştan bilseydim” dediklerim bu sayfada. Detayları zamanla yazacağım..

 

Kedi

Kedi

Ben de severim kedi ama kızım delice seviyor. Çooook uzun zamandır “kedi” diye başımın etini yiyordu. Bir arkadaşımın da şahane bir dişi kedisi var, daha küçük gerçi, “o büyüsün anne olsun bir yavrusuna talip oluruz” diye öteledim hep kararı.

En son, verdik kararı, bambaşka bir arkadaşımdan umulmadık anda gelen “yavru kedi ister misin?” teklifini kabul ettik.

Bu zor bir karar. Hiç bir hayvan oyuncak değildir, sıkılırsan atamazsın. Sorumluluğu vardır ve ailenin bir bireyidir artık. Bizim bebek Kasım’da doğmuş. Daha iki aylık. Sütten kesilince kendisini sahiplendik.

Bu yazı kedi sahiplerine ve kedi sahiplenmek isteyenlere yol göstermek için yazıldı.

Tavsiye: PET SHOP’tan kedi-köpek almayın. a) ticaretine karşıyım, b) barınaklar safkan ya da değil hayvan dolu. İkinci el hayvan diye bir şey olmaz. Onlarcası arasından güzel bir seçim yapma şansını verin kendinize. Tanışıp oynaşın. Hem aşısı bakımı muhtemelen kısırlaştırılması yapılmış olacak, daha iyi. Yine de beğenmezseniz, size kalmış. 

Tavsiye bir: Kediyi ne kadar küçük alırsanız o kadar iyi. Yavrular en iyi şekilde aileye uyum sağlar. Huyunuzu suyunuzu kaparlar. 

Tavsiye iki: Kedi bakımı öğrenmek için kitaplar var, bir de kedi sahipleri var. Kedi sahiplerini tercih edin. Çok ince detaylı bilgiler aldım ben kedili arkadaşlarımdan. 

Tavsiye üç: Kedi gelmeden mekanı hazırlayın, yemeğini kumunu ayarlayın. 

Veterinerde buluştuk eski sahibesi ile. Resimlerinde göründüğü kadar şirindi. Ve pek ürkekti. Sessiz sessiz duruyordu. Veteriner muayene etti, tırnaklarını kesti, iç parazit aşısını yaptı ve bize güzel bir kum kutusu hediye etti. Kumunu da oradan satın aldık zaten.

Eve kedi taşıma çantamız olmadığından bir piknik sepeti ile geldi. Tecrübeli kedi sahipleri ile olan görüşme ve yazışmalarımdan öğrendiğimi uyguladım. Önce tuvaletini hazırladım. Bir kat çöp poşeti üzerine kalın bir tabaka kum (gerçek kum değil. taşa daha çok benziyor aslında.. ) serdim.

20150121_224900

pisipisi marka kum. Eczacıbaşı üretmiş. Topaklanan cinsten. Kedi ürünlerini buna gömüyor, kum da ürünü paketliyor. Tarif etmeye gerek görmüyorum.
20150121_224923

Kum kutusu ve küreği. Topaklanmış ürünleri kumdan uzaklaştırmak için. Kumunuz temiz kalıyor. 20150121_224934

Su ve mama kapları. Su kabımız çelik. Altı lastikli, kaydırmaz. Veterinerden aldım. Çok isabet etmişim. Diğerini marketten  aldım.. Eeeeh işte iş görüyor.. Yemek yediğini fayanslarda tırrr tırr gezdirmesinden anlıyoruz… Dondurma kabı bile olur aslında.. Çok masraflı değil kediler.. Günde iki kere 20-25 gr mama, her gün taze su o kadar.

Ne diyordum evet, kum kutusunu hazırladım, son bir kez ortalıkta tehlikeli maddeler (kesici-yutulabilir-devrilebilir-kimyasal) olmadığını kontrol ettim ve kediyi banyoya saldım.

Gidip HERYERİ kokladı. Her girdiği mekanı öncelikle dip bucak kokluyor herif.

Kumuyla tanıştırdım. Pek yüz vermedi.

——————————

ara bilgi: kedi çişini kuma yapabiliyordu ama ilk kakasını gidip bir karton kutu içine yaptı. önerilere uyarak hemen kakayı kuma naklettim yerini bellesin diye. Kediyi de başına bıraktım. Kokladı, biraz kum iteledi. Biraz daha kokladı, kumladı.. İçine sinene kadar kapattı üzerini. Bir daha da kaza olmadı. 4 aylık olunca klozete yapmayı öğreteceğim. Kakasının çok kötü koktuğunu söylediler ama kendi burnumla duymasam inanmazdım. :(( “eve gizli bir yere yapar da bulamayız” diye düşünmeyin, anında haberiniz olur!

——————————

Beslenme konusu:

Gidip yem kabına biraz market maması koydum. İsim vermek istemiyorum hır çıkar. Kuru mamaya da iki saat kadar yüz vermedi. Ben de ilk günden alışkanlıklarını bozmasın diye konserve mama açtım. 1/3 oranında koydum tabağa. Yaladı yuttu ve gidip uyudu.

Kedimizi delice sevmeye başladık, şımarttık tepemize çıkardık. Gidip marketten daha da cici mamalar aldım. Yaş mamalara deli oluyor ama kuru mama çok az yiyor.

Kedisever arkadaş, “yaş mama ile karıştır ver, alışır” dedi. Evet yaş mama karışınca kuru mama da arada yarım yamalak yendi.

“Market maması verme, tuz-şeker içeriyor, böbreklerine zararlı” söylemlerine bir miktar kulak tıkadım itiraf ediyorum. Veterinerde satılan mama da benim bütçemi aştı açıkçası. Kilosu 25 liraya geliyor neredeyse. :((

Eee? Markete.. de olmaz. Rahat edemedim. Nihayet bana sık sık önerildiği halde, inadımdan mıdır basiret bağlanması mıdır bilmem, en son başvurduğum kaynak temizmama oldu. Firma, domuz ürünü içermeyen besinleri ile kedi ve köpeklere hizmet ediyor. Ödül mamaları da var, kedi kumu da. Açın bakın.

“Ya beğenmezse bizim VIF (very important feline)” diyordum, ücretsiz numune de yollamaktalar. Talep ettim, iki tane 100 gram mama geldi. #Bonacibo Tavuklu, hamsili, pirinçli. Küçük kahverengi şeyler işte.

Ve bu mama KOKMUYOR!!! Banyoyu kokutan leş market mamaları anında sokak kedilerine dağıtıldı.

Bu mama bir de KOKUTMUYOR… Kedimiz def-i hacet ettikten sonra farkına bile varmadık!

Bu mama kedimiz tarafından delice bir iştahla yenmekte.. Oh afiyet şeker bal olsun.

Kedi Köpek alışverişlerinizi #temizmama ‘ya kaydırın derim. Kedi köpeğiniz yoksa, seçeceğiniz barınağa hayrınıza mama da bağışlayabilirsiniz. Neden olmasın? Bir aç doyurmanın sevabı var elbette!

Bugünlük son tavsiye: Evdeki yemekten kediye vermeyin. Dilenmeyi öğrenir ve her yemeğin tadına bakmak ve tabii ki hakkını almak için tabağa burnunu daldırmaya gayret edip yemeğinizi berbat eder. Arsız kedi istemiyorsanız ev yemeğine alıştırmayın. Kedi yerini bilsin.

Sondan bir sonraki tavsiye:

Bayıldığım, çok önereceğim kedili kitaplarım için

– The Cat who… serisi (Oğlak polisiyelerinden çıktı birazı, “Tersten okuyan Kedi” ile başlar dizi. 29 kitaptır)

ve

Yeni yılla gelen kedi (Remzi yayınevi, Çilek’li kitaplardan)

Devamı burada: “Galeba

25 Yorum

Filed under alışveriş işleri, araştırdım, Kedi, severim paylasirim

Meraklı Minik Geri Dönüşüm Oyunu- Hayatımızdaki Geri Dönüşüm Olayı

Ben yazana kadar Aralık bitti ama dergi her zaman emrinizde. Çocuğu olan kaçırmamalı…

Pino bir harikadır..

Geçen haftasonu etkinliğimiz Aralık 2015 sayısının ekiyle şenlendi. Bu aralar çöp ve geri dönüşüm işlerine merak sardığım için (bkz evvelki yazım) iyi bir vurgulama şansım oldu. Daha evvelki 4R yazım da burada

wp-1418471678602

Dergimiz bu..

20141213_135129

Faaliyetimiz de bu. Kendi çöp kamyonumuzu geri dönüşüm konteynerlerimizi yaptık :))))

20141213_135143

Ve aslında evde gerçek geri dönüşüm merkezlerimiz var zaten. Bu köşe kağıt-metal-cam köşesi. Camları cam kumbarasına götürüyoruz haftada bir. Diğer atıkları toplamıyor belediye :( Çöpün yanına ayrı koyuyorum, toplayıcılar alıp ayırıyorlar. 20141213_140223

Bunlar ampuller. Özellikle tasarruflu ampullerdeki civa çok tehlikeli bir atıktır çöpe gitmez. Şu ana kadar bir tek İKEA’nın topladığını gördüm. Ben de biriktirip oraya götürüyorum.

20141217_132233

Pilleri de ayrı birikiriyoruz. Bazen okullar kampanya yapıyor, çocuklar götürüyorlar bazen de çeşitli yerlerdeki pil toplama merkezlerine bırakıyorum. Hemen her sokakta var bunlardan.

20141221_12593420141221_125944

Okulun verdiği ev tipi biriktirme kutusu. :)) Bir süredir bunu doldurmaya çalışıyor bizimkiler.

20141203_144203

Migros’un sürekli bir toplama kampanyası var zaten, ödül de veriyor.

bazen de böyle bonus bir kampanyayla indirim kazandırıyor :) I love you Migros! 20141213_150841

Gördüğünüz gibi bir anda birsürü puan kazandık, bez çanta hedefliyoruz!

 

Burası da Kartal Belediyesi Çevre koruma birimi..

20141218_111306

Atıklardan her türlü değerlendirme yapıyorlar. Daha evvel bahsettiğim kumbaralara bırakılan oyuncak ve kitaplardan bazılarını atık getiren vatandaşlara hediye olarak veriyorlar. Elektronik atık birimişti (kablodan, eski mouse’a, şarj aletlerine…) kalkıp götürdüm. 7-8 parça götürmüşüm, 3 tane kitap seçebilirmişim. iki tane seçtim aşağıdaki kitap ağacından..


20141218_111301
20141218_111311Bu da pil toplama makinesi. Çok enteresan. Attığın pil tam bitmemişse geri veriyor!!!! 

Pet şişe atınca sokak hayvanlarına mama ve su veren otomatlar var… 

Plastik ambalajların her türünü toplayıp yuvaya eviren firmalar var..

PAGDER ve

Yuvaya Dönüşen Plastikler 

Toplanan Her Atık Plastik Geri Dönüşümle Bir Hayvanın Yuvasının Tuğlası Olacak

1 Kedi Kulübesi Atık Plastik Çevrim Tablosu

(devam edecek….)

8 Yorum

Filed under araştırdım, çevre, çocuk, severim paylasirim

Kehribar kolye

Eşim yarı değerli taşlar ve minerallere hobi olarak ilgi duyar; nacizane ufak bir tesbih kolleksiyonu da  var. Benim orta karar bir bilgim var bu konuda, kendisinden öğrendiğim kadarını biliyorum. Yani hiç uzman değilim. Değerli taşlar daha çok ilgimi çekiyor.

Kuyumcu vitrinlerini severim. Konuya aşina olduğum söylenebilir, ilgim bilgim çerçevesinde anlatabileceğim bir şeyler var. Mesela inci ve sedef. Sedef alkolde erir. Sedef takınızla parfüm-kolonya gibi alkollü şeyleri yanyana bile koymayın. İnci ise sirkede çözülür. Ve tene deydikçe cilalanır. İnci takıları yılda bir en az iki üç gün cildinize deyecek şekilde takmaya gayret edin.

Ve bir süredir sağda solda gördüğüm bir şey: kehribar kolye.

Kehribar, çam ağacıgillerin sızdırdıkları reçinenin milyon yıl yeraltında kalıp fosilleşmesi ile oluşan bir madde. Milyon derken ciddiyim.

Burada gördüğünüz 100 (-YÜZ-) milyon yaşında bir termit içeren kehribar:

bocekli amber

Kehribar ilkokul fen derslerinde anlatılan bir deneyin konusu aslında. Kehribar bir tarağı, çubuğu, herhangi bir parçayı yünlü kumaşa sürtünce elektrik yüklenir, küçük kağıt parçalarını çeker. (Sürtünme ile elektriklenme, elektrik yüklenme, statik elektrik) İşte dilimize farsçadan geçen adını da buradan alır. Küçük saman parçalarını kendisine çeken bu taşa “saman-avcısı/saman-kapan” anlamında Kehrubâ adı verilmiş. Farklı dillerde adı amber’dir ve sürtünme sırasında açığa çıkan reçine uçucu yağlarının kokusunu saldığı için “amber gibi kokmak” tabiri de buradan gelir.

Amberden yapılmış (kehribar) tesbihler hem nadir olduklarından hem de vasıfları nedeniyle çok değerlidir, çektikçe ele ve ortama çok güzel bir koku salar. Kehribar taşlı yüzükler de saraylarda, rengi ve sonsuzluğu sembolize ettiklerinden sevgiliye verilebilecek en değerli armağan sayılmaktaydı.

Ham ya da işlenmiş kehribar kolyelerin guatra(tiroid hastalığına) iyi geldiği iddia edilmekte. Muhtemelen hayır. Kesin bilgi değil, ancak zararı da olmaz bir kolyenin. İsteyen, kendi tedavisini de aksatmadan alternatif tıp ürünlerine yönelebilir.

 

Beri yandan başka bir şehir efsanesi kehribar kolye takmanın bebeklerde diş çıkarmayı kolay ve acısız hale getirmesini anlatılıyor. İşte bu tamamen fos. Birincisi, birşeyler takmak ve ondan şifa ummak şirk’e kadar gider. (Batıl inancım yoktur nazar boncuğu filan da takmam.)

İkincisi, altı aylık ve diş çıkarmakta olan bebek eline ne geçerse ağzına sokar. Kolye takarsan kolyeyi de sokar. Bebeğe HİÇBİR takı takılmaz. Ön tarafına düğme bile koyulmaz, bebek giysileri çıtçıtlı olur.

Bebeklerin boğulabileceğini hesaba katarak bu işe hiç girişmeyin anneler. Herkes diş çıkardı, hepimizin dişi var, er geç çıkaracak o dişleri. Lokal uygulanabilecek sağlığa zararsız şeylerle, ağrı kesicilerle biraz kolaylaştırabilirsiniz.

Daha fenası bunu ticari bir fırsat olarak gören çakallar.

Annelerin hassas noktasından vuran bu sivri akıllılar bebekleri rahat etsin diye her rakamı ödemeye hazır masumlara tuzak kuruyorlar.

Çok değerli bu maddeyi elbette bol miktarda ya da ucuza bulmak imkansız olduğundan bir amerikan icadı olan muadili bakalit “sıkma kehribar” olarak satılmakta. Bildiğiniz plastik gibi bir şey yani. Tencere tava kulpu. Sıkma kehribar diye bir şey olmaz. Çakma plastik parçasına kehribar fiyatı ödeyen insanlar görmek istemiyorum.

Size gelince.. Dolandırılmak istemiyorsanız ve “illa ki kehribar bir takım olsun da ne olursa olsun” diyorsanız paranızı cebinize koyun, kapalıçarşıda bedestene gidip elinizin erdiği, gözünüzün gördüğü tanıdık bildik bir yerden alın. Garantisine sertifikasına bakın. Kehribarın özelliklerini öğrenin ve satın almadan önce deneye tabi tutun.

yararlanılabilecek güzel bir kaynak olarak: kehribar-amber sitesini öneririm.

 

4 Yorum

Filed under alışveriş işleri, araştırdım, çocuk, kültür, saçmasapanlıklar, saglik

Pis yazı

Çevre temizliğine verilen öneme göre çeşitli çöp konteynerleri var etrafımda.. Şu teneke kılıklı olanlar özellikle pis kokularıyla insanı tiksindiriyorlar. Hani içinden kedi fırtlayanlar vardır ya. Kapakları bir türlü kapatılmaz. Kapak kapalı olsa ben şahsen hayatta da açmam, pis tutamağından tutmam.. Bir de bunların çingenesi çok olur, o çengelle dalarlar içine, deştirir etrafa çöp saçarak bırakır giderler. Her şey bir yana, sağa sola saçılı bebek bezi kadar mide kaldırıcı bir şey olamaz.

Bunu çöp arabasına devirebilmek için de iki adam çalışır arabanın arkasında. Lambır lumbur yükler BAM diye atarlar boşunu.
Cop20141022_163915_opt

 

Bunun bir üst modeli adam gerektirmeyen, kendi kamyonu tarafından vinçle tepesindeki edevattan tutulup kaldırılan Gulliver’in kutusuna benzettiğim çöp konteynerleri. Daha pratik, daha seçkinCop20141022_165507_opt

Bunun derdi de kulpun iğrençliği. Çöp atmamak için uğraşıyoruz resmen. Hop daha üst modelini yapmışlar: Kartal Belediyesinde kim düşündüyse aferin Cop20141022_092455_opt

Ve en beğendiğim de bu. Bunu yapana da ödül vermek lazım. Kapağını açmak isteyen pedala basıyor. En güzeli! 20140423_145100_opt

Son olarak Pendik‘te rastladığım yer altı çöp konteynerleri var. Nasıl bir sistem bilmiyorum ama çok tertipli. Ortalıkta gözüken tek şey bu sevimli kutu. Aşağıda ne var, biriken nasıl toplanıyor bilemiyorum, bir gün belediyeye bizzat sorar öğrenirim. Cop20141022_100547_opt

Maltepe ilçesinde şunlara rastladım geçen yıl:

2013-07-24-2023_opt

Bence çok da iyi olmuş. Devrilen dökülen çöp kutularından iyi. Poşeti de içinde. Her gün değişiyor. Kapaklı oluşu biraz dert. Hiç kimse çöpü ellemek istemez, sanırım bunların kapaklarının çöp sepetinden biraz daha yüksekte durduğu, sadece yağmurdan koruma işlevi gören daha güncel modelleri de var. Beğendim #Maltepe Belediyesi, Aferin.

Ancak ve lakin, büyük ödülü hak eden belediye, Gaziantep Belediyesi. Aşağıda resmi görülen kutular her evin önünde var.20140715_155535_opt

Apartmanda oturan herkes artan kurumuş ekmeklerini temiz bir şekilde poşete koyarak bu kutulara bırakıyor. 20140715_155540_optHatta artan pilavını makarnasını bırakan da oluyormuş.

Buralardan haftada bir toplanan kuru ekmekler barınaklardaki hayvanlara yem olarak hazırlanıp veriliyormuş.

Daha güzelini yapana kadar en güzeli bu.

 

 

1 Yorum

Filed under araştırdım, çevre, icatlar, severim paylasirim

Yıldönümleri -i-

“İyi bir evlilik iki şeye bağlıdır” derler.. “Doğru insanı bulmak, doğru insan olmak!”

Bunun basmakalıp bir fikir olduğunu düşünebilirsiniz, ama işin sırrı sadece bu. Bunu da buraya yazdıktan sonra, gelelim bugünkü yazının güzeller güzeli konusuna.

Evlenme yıldönümleri.. Ne güzel şeylerdir. Yılda sadece bir defa olurlar ama kutlanmaya da değerdir. Onlu yılların dönümleri apayrı heyecandır.. 25 yıla Gümüş, 50 yıla Altın Evlilik Yıldönümü dendiğini duymuşsunuzdur. (100 yaşına kadar yaşayana da “Dalya dedi” derler ama o farklı bir yazı konusu, 100 yıllık evlilik masallarda olur anca :) )

Ortaçağ Avrupasında bazı evlilik yıldönümlerine özel bir önem verilmiş. 1., 5., 10.,15., 20., 30., 40., 50., 60., 65., 70., 75., ve 80. yıldönümleri daha bir özenle kutlanmış. Evliliğin kutsallığı ve uzun yıllar sürmesi toplum için o kadar özel ki, törensever ingilizler bunu iyice özendiren (ya da en azından beni özendiren) bir fikirle 60. yılını kutlayan çifte kraliçenin özel tebrik mesajını içeren bir kart geliyor.

Benzer bir uygulama ABD’nde de var, Başkan tarafından kutlama kartı geliyor orada da. Ama tabii kraliçe’den kart almanın yanında, eh, neticede bir devlet memuru tarafından kutlanmak sönük kalır …

Buyrun kendiniz değerlendirin:

baskan_opt -

Kartı çok beğendim, sergileyeyim dersen ayrıca kraliyet çerçevecisi resmi çerçeve de satıyor sana, içine takıp gelene gidene havanı basıyorsun. kralice_opt

Bu fikri sindirmek için biraz bekleyin, sonra devam edelim.

Aradan geçen zamanda kuyumcular da “abi niye sadece 10’lu yıllara özeniliyor, aradaki yıllara da bişeyler verme adeti çıkaralım, alışveriş olsun” demişler ve adete kuyruk takmışlardır.

Klasik evlilik yıldönümü isimleri ve o yıllara ait verilecek hediyeler şu şekilde sıralanır:

Yıldönümü Geleneksel Modern
1 Kağıt Saat
2 Pamuk Porselen
3 Deri Kristal ya da Cam
4 Meyve ya da Çiçek Küçük Ev Aletleri
5 Tahta Çatal Bıçak seti
6 Şeker/Ütü Tahta
7 Yün/Bakır Masaüstü setleri
8 Çömlek/Bronz Keten/Dantel
9 Söğüt/Çömlek Deri
10 Teneke/Aluminyum Elmas Mücevher
11 Çelik Tasarım Mücevher
12 İpek/Keten İnci takılar
13 Dantel Tekstil Kürkler
14 Fildişi (etik değil,değişti) Altın mücevherat
15 Kristal Kol saati
20 Porselen Platin
25 Gümüş Gümüş
30 İnci Elmas
35 Mercan Yeşim
40 Yakut Yakut
45 Safir Safir
50 Altın Altın
60 Pırlanta Pırlanta

İşte bunlar, evlenme yıldönümlerinin adları ve alınacak hediyelerin ipuçları..

Devamı var: Yıldönümleri -ii-

1 Yorum

Filed under aile, araştırdım, insan olmak, kültür, severim paylasirim

İdefix’in kitaplığı devrilsin

Amirimiz #mserdark şahane kitap önermiş son yazısında. Beri yandan gizlice şahane bir de site önermiş ki, kitap kurdu olarak pek sevdim. Laf karışmasın. Obezin önde gideni, morbidesi (abide dişi morbid) olarak konu ilgimi çekti.
İlk hamilelikle 25 kilo aldım bir daha da vermedim. Koşu bandı aldım, öylece duruyor. Dukan diyeti yaptım, 10 kilo verdim çok iyi ettim, zamanla geri aldım. “Duygusal açlık” derdim. :((
Yakın zamanda Rafinera ile bir macera yaşadım. Faydalı lakin masraflı bi iş. Onu da yazarım.

Blog yazısını müteakip hemmen ideefixe’e (eski ve güzel adını kullanmayı seviyorum) vardım, verdim parayı, indirdim.

Tablette kullanılacak özel e-kitap okuma programı da yapmışlar, 8 adet de ucretsiz kitapla beraber geliyor, google play’den onu da indirdim.
Lan!?! Açmıyor kitabı! İndiriyoooor, açılırken küt arıza veriyor.

image

image

Ne yapsam? Google play’den Aldiko diye bir program indirdim. O da Adobe Digital editions’a üyelik gerektirdi, üye olur olmaz da lappadanak açtı kitabı. Mis gibi okuyorum şimdi..
Sonrasını sonra yazarım..

1 Yorum

Filed under araştırdım, bilgisayar, iştahlı işler, kitaplar, severim paylasirim

İnternet ve Facebook efsaneleri

Hanımlar beyler,

İnternet çok büyük bir bilgi denizi, lakin bazıları da işiyor o denize.. Bunun farkında olmak lazım. İlkin 1996’da internete girdim. Az buz ciğerini bilirim diyelim. Yıllardır ortalıkta dönen çok klasikleşmiş bazı epostalar vardır. “MSN ücretli olacak, Facebook her like başına filan çocuğa 5 sent yardım edecek, Afrika’daki bankanın müdürü hesabınıza on milyar dolar gönderecek…. ” Bunlara hoax deniyor. Kendini çok zeki sanan insanların diğerlerini aptal yerine koydukları bir avcılık. “Bakalım kaç kişi yutacak, kaç günde bana geri ulaşacak” şeklinde bir tatmin.. Şehir Efsanesi de apayrı bir kavram, urban legends.. oku oku bitmiyor neler icat etmiş adamlar..

Çıkar için yayılan mailler de ayrı bir konudur. “kola kutularında fare idrarı, apranaks içmiş ölmüş” bilmem ne.. Bir markayı, firmayı karalama amaçlı, genelde rakip şirketin fişteklediği “at yalanı, -ehem- severim inananı” sallamasyonları. Bir de sıkı bayrakçıları olur bunların.. Ne tartışmalar kopar bu konularda… Gerekli gereksiz… Biri uydurup bir yerlere yazınca on kişi de “ben okudum öyleymiş” diye öne fırlıyor: kerameti kendinden menkul uydurukçu birden referans/kaynak/sahih oluyor, bir de bakmışsın kırk akıllı dışında herkes yemiş!

En son numaraları da 1 Nisan’ın aslında Endülüs Müslümanlarını kesen Hıristiyanların kutlamalarından geldiği yönünde. wpid-20140507_025353.jpgÇok tarih bilmem, ama iki dakika bakınca, Granada’nın 1492’nin OCAK ayında yenildiğini ve kimsenin asılıp kesilmediğini sadece dinini gizlemeye yoksa da göç etmeye zorlandığını görüyorum.. 1 Nisan’ın şaka günü olması takvimin değişerek yeni yılın 1 Nisan yerine 1 Ocak’tan başladığı Gregoryen takvimine geçişini duymamış şapşalları kandırmakla başladığını öğreniyorum. O da 1580’lerde olmuş bi olay. İki tane şaka yapıp gülmeyi yasaklayan insanlara da şaşıyorum. Neticede mizah zeka gerektirir, aptallık kimin işine yarar bir düşünmek lazım.

Bu arada benim şahsi favorilerimden biri “sütyenlerinizi yıkamadan giymeyin, kadının biri pazardan almış giymiş, meğer çin malıymış bak ne hale gelmiş” konulu olan..

sütyen efsanesi 1

Tabii ki her şeyi yıkamak lazım, hijyen mijyen o ayrı. Ancak burada şahane bir fotoşop örneği ile karşı karşıyayız. Yok böyle bir şey, feyk!! Bu bir meme resmi ile bir su lotusu bitkisinin tohum kısmının birleştirilmiş hali..

su lotusu

 

İnsan şaşıp kalıyor gerçekten de.. Allah neler yaratıyor… Su lotusu da ilginç tabii, bir yandan da böylesi delikli yapılara bakamama fobisi olan insanlar yaratmış ki tıptaki adı da Trypophobia. Ne desem bilmiyorum evlerden uzak… Aranızda Tripofobik olan vardır belki diye resimleri küçük boy koydum… (Hassassanız linki açmanızı tavsiye etmem)

-*-*-*-*-*-*-*

Bunu Facebook’a da uyarladılar artık. Facebook’ta tanınır bilinir olmak için, takipçi arttırmak,reklam almak için insanların pis numaraları var. 5000 ve üzeri takipçisi olan sayfalar reklam alabiliyor, sahibi de oturduğu yerden para kazanabiliyor.. E yazı ile beş bin adet takipçi nasıl bulunacak?? Aslı astarı olmayan ama büyük bir çoğunluğu ilgilendiren bir yazı/resim/haber yayınlıyorlar. Beğenen paylaşan hop o sayfanın reklamına kurban gidiveriyor.

Bu safsatalar arasında, en başta hasta/ameliyatlı bebek resimleri altına “facebook sponsor olmuş, her beğen 1 lira, her paylaş 5 lira veriyorlar” efsanesi geliyor. Facebook kimseye sponsor değildir.

laayk

Sonrasında kayıp kişiler, dini kişiler, milli figürler, dini figürler, dualar, metinler geliyor. “Allah rızası için beğen ve paylaş” da dendi mi, insanlar temiz kalpleriyle paylaşıyorlar.. Aslı astarı olmayan bilgiler son sırada, “özel hastanelere para vermeyin” efsanesi de bu grupta. “Özel hastanelerde yapılan işlemler için fatura isteyin cazgırlık edip paranızı geri alın” şeklinde bir mesaj. Tabii ki yalan.

Bu böyle sürüp gidiyor, tek tek yazmak da istemiyorum.
Nette okuduğunuz her şeye, gördüğünüz her resime inanmayın. Google amcaya sorun bi arasın, inceleyin, sonra icap ederse layk da ediin, paylaş da yapın. sazan.avi’na düşmeyin.

 

Ekiniz: Bazen  “bu saftoron avcıları gibi bir numara da ben çekeyim, onyüzbinmilyon takipçim olur ne güzel işte” diye düşünmüyor da değilim. Şeytan dürtüyo..

İkinci ekkim: Bunu yazdık ama şunu da yazalım : Netiket

13 Yorum

Filed under araştırdım, bilgisayar, facebook, internet

NoPoo Şampuansız Hayat On Puanlık Hayat

Şampuanda silikon var, paraben var, koruyucu var, tuz var, SLS var, b.k var püsür var, var oğlu var. Var da nereye kadar?

 

Derdinizin dermanı Karbonat. Daha öncesi de var bende buyrun.. Bunu da buyrun hatta.. Şimdi tam oldum.

 

20140226_221812

Uzun bir süredir şampuan almıyorum, Doa Kozmetik ürünlerine şampuan demeye dilim varmıyor onlar saf ve temiz ürünler, onları hariç tutarak konuşuyorum.. Bir süredir, ki en az 6 ay, hatta 1 yıl; kızımın ve benim saçlarımızın temizliğinde bir çorba kaşığı karbonatın bir bardak ılık suda çözülmüş halini kullanmaktayım. Söylememe gerek var mı bilmem, banyoya cam bardak sokmayın elbette..

Bir kaşık karbonat, üzerine su. O kadar. Usulca dökün, saç diplerine yedirin, durulayın. Bir hafta hiç yıkamasanız bile saçlarda yağlanma, kokma, matlık hiç bir sorun kalmıyor. Işıl ışıl olması için de Argan yağı, elbette DOA‘dan!

Deneyin, bir kaybınız olmaz, en kötü ihtimal, bir sonraki banyoda sabuna şampuana geri dönersiniz ne olacak?

Sonuca şaşıracaksınız..

 

 

11 Yorum

Filed under alışveriş işleri, araştırdım, bakımlı hatun, güvenli hayat, icatlar, kozmetik, saglik, severim paylasirim