Tag Archives: Bakim

NoPoo Şampuansız Hayat On Puanlık Hayat

Şampuanda silikon var, paraben var, koruyucu var, tuz var, SLS var, b.k var püsür var, var oğlu var. Var da nereye kadar?

 

Derdinizin dermanı Karbonat. Daha öncesi de var bende buyrun.. Bunu da buyrun hatta.. Şimdi tam oldum.

 

20140226_221812

Uzun bir süredir şampuan almıyorum, Doa Kozmetik ürünlerine şampuan demeye dilim varmıyor onlar saf ve temiz ürünler, onları hariç tutarak konuşuyorum.. Bir süredir, ki en az 6 ay, hatta 1 yıl; kızımın ve benim saçlarımızın temizliğinde bir çorba kaşığı karbonatın bir bardak ılık suda çözülmüş halini kullanmaktayım. Söylememe gerek var mı bilmem, banyoya cam bardak sokmayın elbette..

Bir kaşık karbonat, üzerine su. O kadar. Usulca dökün, saç diplerine yedirin, durulayın. Bir hafta hiç yıkamasanız bile saçlarda yağlanma, kokma, matlık hiç bir sorun kalmıyor. Işıl ışıl olması için de Argan yağı, elbette DOA‘dan!

Deneyin, bir kaybınız olmaz, en kötü ihtimal, bir sonraki banyoda sabuna şampuana geri dönersiniz ne olacak?

Sonuca şaşıracaksınız..

 

 

11 Yorum

Filed under alışveriş işleri, araştırdım, bakımlı hatun, güvenli hayat, icatlar, kozmetik, saglik, severim paylasirim

AKÇE AKIL ÖĞRETİR, DON YÜRÜYÜŞ BELLETİR

Özetle, parası olan konuşur, lafını dinletir; güzel kıyafeti olanın yürüyüşü değişir…

Kokoş değilim, olmadım, olamadım. Birgün takma tırnak maceramı anlatayım da gülün.

Giyinmeyi, giyimime özenmeyi beceremiyorum. Daha doğrusu buna aldırmıyorum sanırım. Renk uyumu olmuyor bir türlü…

Önce çorap giyiyorum. Ayakkabı giyeceksem iyi, ince pantolon coraplarımı 5’li paketlerde alıyorum, işime geliyor. Teki kaçınca bir sonraki tekle devam ediyorum, bir de renk sorunu olmuyor. Ten rengi, her kıyafete uyuyor.

Adidas giyeceksem yandık. Çekmeceden güzel bir şoset (SOKET değil) çorap seçip giyiyorum. Güzellik göreceli tabii.. Çekmece gayet desenli, renkli, cafcaflı çoraplarla dolu. Kızımın ayakları da bu sene bayagi büyüdü, bazen temiz çorapları bükerken hangisi kimin çorabıydı bilemediğimiz oluyor… Şöyle hanım hatun çorabım yok ki.. Alayı çocuk çorabı gibi..

Her ne ise, bir tanesine karar veriyorum, ayağıma giyiyorum. Sonra kot giyiliyor..

Sonra gardroptan bir t-shirt seçme anı geliyor. Genellikle en üsttekini uygun görüyorum. Haldırs şeklinde giyindiğim için de, asla çoraplarımın rengi, tişörtüme uymuyor :(((

Zamanında daha özenirdim üstüme başıma, çok janti kılık kıyafetim, şımşık ayakkabılarım vardı.. Ayakkabı Çanta takım alırdım be, ne diyorsunuz siz…

Ful makyaj yapar, fondöten bile sürünürdüm. Iyyh, şimdi düşündükçe ürperti geliyor..

Bıktım mı bilmem. Bu aralar,  bir süredir, böyle geziniyorum.

Makyajdan ziyade bakımlı olmanın daha önemli olduğunu öğrendim sanırım. Gerekirse yine giyiniyorum, süsleniyorum, bugün yaptığım göz makyajına şakır şakır düşer bayılır herkes, o kadar da ustası oldum artık.. Takıydı tokaydı, en ince en seçkin ürünler yine bende..

Ama normal şartlar altında, yok. Sadesi en tatlı geleni…

Oysa ki bacım, tonsürton giyinir, iki taşın arasında kıyafetine uygun oje sürer, fönsüz gezmez, aynalar çatlatan bir hatundur.. Olmaz bu kadar farklılık.

Annem bozuk attı geçenlerde, (ki kendisi paristen giyinen anneannemin, plaja inerken ayrı küpe takan kızı olup, son kerte alımlı bir kadındır,) “kızına oğluna nasıl bir rol modeli oluyorsun farkında mısın?” diyerek..

” e bana kim rol model oldu  da ben  boyle oldum ki?” dedim.

bir süre susuştuk.. bilmiyoruz.

durum böyleyken böyle yani…

 

 

 

Not:

 

Kaşı bıyığı, dip boyası gelmiş; en son sekiz ay önce düğüne giderken makas değmiş saçının kırıktan görünür bir modeli kalmamış; ojeleri geçen hafta sürülmüş de artık tükenmiş; ayak parmakları nasır, topukları çatlak içinde kalmış; dişlerinin kefi on metreden gözüken; “nasılsa ev hali” diyerek askısı sünmüş yirmi yıllık sütyen, lekeli t-shirt ve  eski bir eşofmanla gezen kadınlara ifrit oluyorum. bunu da yazmasam çatlardım.

6 Yorum

Filed under bakımlı hatun, insan olmak, severim paylasirim

Pro Nail maceram. Manikür Pedikürün en üst noktası

Neçe zaman sonra kendi bilgisayarımın başına çöktüm. Resimleri elden geçiriyorum, aslında gözden geçiriyorum… Çoook uzun zaman önce yazmayı planladığım bir sürü şey buldum. Aslında, bunu yazmışım gibime geliyor ama.. Neyse bir daha yazalım.

Gecen yıl, bir indirim fırsatı sitesinden Pro Nail manikür promosyonu satın aldım.

Pek maniküre pediküre gitmem. Hepatit B ve AIDS dahil ödüm kopar. O yüzden ne kuaförde, ne de öyle harcıalem sokak arası manikürcülere ASLA gitmem. Mazallah. Korkulu rüya görmektense uyanık yatmayı tercih ederim.

Pronail’de otoklav var. Bu da ameliyathane hijyeni demek. Tam aradığım şey…

Uzun zamandır uğraşa uğraşa, kendi kendime şahane manikür pedikür yapabiliyorum artık. Bayağı bir manikür setim var. Tırnaklarımı kısa severim, oje moje de kırk yılda bir… Çocukların tırnakları da benden soruluyor.. İyidir… Pronaili denemek istiyordum, kupon işi de olunca, sevdim.

İşte bir heves, aldık kuponu, randevu da aldık. Kızımla kalktık gittik. Bağdat caddesinde bir zemin katta mekan. Acaip temiz ve lüks gözüküyor. Bildiğimiz kuaför manikürcüsü değil, belli. İçime sindi açıkçası…

İşte sonuçlar:

Işıklı jakuzili pedikür küveti….

Kızıma da gökkuşağı oje uygulaması yapıldı. Hamfendi acaip memnun kaldı…

Ve Son Hali… Şahane…

Eşimin dikine kırılan ve bir türlü düzelmeyen tırnağına da (sağda) akrilik uygulaması yapıldı. Bir ay sonra tırnak pürüzsüz bir şekilde uzadı ve sorun ortadan kalktı. Çok iyi bir icat!! Tırnak yiyenler icin kesin çözüm…

Herkese tavsiye ederim.

http://www.pronail.com.tr/

Unutmadan:  Bir de mango-hindistan cevizi iceren el losyonu aldım. Nefis kokuyor, hemen emiliyor ve çok iyi nemlendiriyor. O da tavsiyemdir. Başka çeşitleri de var, zevkinize göre artık..

Alışveriş için : http://www.kozmetikpro.com/

İnanılmaz renklerdeki ojeler hakkında siteden aldığım bilgi:

Cnd oje ler şu an dünyada satılan en sağlıklı ojedir. Oje yapımında yoğun olarak kullanılan şu 3 bileşeni içermezler.DBP (Dibutil Flatat): Yapıştırıcılar ve matbaa mürekkeplerinde kullanılan kanserojen katkı maddesi,
TOLUEN: Solunduğunda sinir sistemini olumsuz etkileyen depresyona yol açtığı kanıtlanmış bir kimyasal,

FORMALDEHİT: Nefes darlığı riski yaratan bir kimyasal,Aldığınız oje de bu kimyasalların kullanılmıyor olmasına özellikle dikkat ediniz. CND oje leri kesinlikle bu veya bunlar gibi sağlığa zararlı hiçbir katkı maddesi içermemektedir. Hamile bayanların kullanımına uygundur.

Sağlıklı oje yi kaliteli sonuçla birleştiren CND oje ler;
– Tek katta kapatıcı özelliğe sahiptir. 2 dakika içerisinde kurur.
– 4-5 gün boyunca ilk andaki parlaklıklarını korurlar.Renkler ve efektler ile sınırsız çeşit oluşturabilirsiniz.Renk üzerine uygulayacağınız her efekt rengin etkisini daha çarpıcı hale getirir.

Maksimum performans için oje altı (BASE COAT) ve oje üstü (TOP COAT) ürünleri ile birlikte kullanım süresini daha da uzatmanız mümkündür.
Farklı ihtiyaçlara göre geliştirilmiş oje altı ve oje üstü ürünleri ile ojeniz daha uzun ömürlü, tırnaklarınız, kusursuz ve daha bakımlı olur.

1 Yorum

Filed under araştırdım, bakımlı hatun, gezen güzel olur, kozmetik, severim paylasirim

Elimin hali, elem rengi

Lafı biraz döndürüp dolaştırabilir miyim? Evet..

Öyle çok mükemmel ellerim yok. Kısa,  kalın parmaklı sayılırım. Benden piyanist cikmaz herhalde, ama klavyede üzerime yoktur. Bilgisayara çok uygun ellerim var. Beceriklidirler hem.

Kendilerini isim takacak kadar değilse bile, severim. Zaman zaman dekore bile ederim. Geçen yazlarda, geçici simli dövmelere sardırmıştım. Kına, hastasıyımdır, hiç kaçırmam…

Altın, gümüş, çelik, pırlanta… Takarım. Yakışır da.

Ama bir türlü tırnak uzatmam, oje sürmem. Lisede bile sürmezdim, başka kızlar bayılır, daha cumadan okuldan döner dönmez sürer, pazartesi sabah çıkarırlardı. Bende hiç o merak gelişmedi.

Dolayısıyla, nişanımda, düğünümde filan sürmüşlüğüm, sürdürmüşlüğüm var, ama mesela 9 yaşındaki kızımın kolleksiyonu benim bütün hayatımda kendime satın aldığım oje miktarından on kat fazla.

Tırnaklarım hep kısadır, daha hijyenik buluyorum. daha samimi buluyorum. (tırnak yiyenlerden de nefret ederim, bu arada..)

Bir süre önce, gri ojeye merak sardım. Ama açık uçuk bir gri. Kurşunkalemle boyanmış gibi. Antrasit değil. Bu resimdeki tam istediğim renk değil, zaten flaşla çok açık mavi çıkmış. Ama anlatıyo derdimi..

gri oje

Her neyse, avmlerde ne kadar oje satan yer varsa, her birini aradım taradım, cok da favori bir renk olmadığından sadece 4 tane bulabildim.

kolleksiyon

İşte bunlar. Bir de söyle bir durum var. 2 numara Claire’s’ten alındı. 3 lira. 4  numara Sevil’den ve 10 lira. Aynı firma üretmiş, aynı ambalaj.. Sırf markaya para verdim. Sevil zaten çok tuttuğum bir yer değil, bir daha da zor giderim. Bu kazığı unutmak mümkün değil.

Sevil’inki biraz daha koyu, işte şu:

gri oje

(berbat çekim ve paint terk uygulama için özür dilerim. fotografcilikta hiç iyi degilim)

Aradığım oje 1 numarada yer alan, Golden Rose 134 numara. Gerçekten tam istediğim gibi çıktı. Çok memnun kaldım. Bu arama tarama sırasında elde ettiğim en büyük başarı, en sonda yer alan Golden Rose’de satılan aseton. Bugüne kadar gidip marketten en bilindik asetonu alıyordum, o da yılda bir olan bir şeydi. Gerçi flormar’da ısrar ettiler bi tane de oradan almıştım asetonsuz oje çıkarıcı, beğenmedim. Bitmedi gitti zaten. Atcam yarın.

Neyse, işte bu Golden Rose’dan aldığım, (marka bile zıttırıvıttır, ne işim olur benim goldenrozda? meğer bunu bulacakmışım) aseton şişesi özel tasarım. üst kapağı açıyor, saydam kısmı 45 derece sağa çeviriyorsunuz. Pamuğu şişenin ağzına koyup bir iki bastırıyorsun, yaylı kapak sayesinde dökülüp saçılmadan, ters çevirip sıkmadan asetonlu pamuğunuz oluyor. çok kullanışlı. çok başarılı.  Bitsin içine kolonya dolduracağım, şahane bir icat.

bugünlük de bu kadar saygıdeğer oje severler. bakalım bu hevesim ne kadar sürecek?!?

7 Yorum

Filed under alışveriş işleri, bakımlı hatun, icatlar, kozmetik, severim paylasirim

Kadınlık emek ister. Bir güzelden, güzellik üzerine…

Ben küçükken bir rivayet dolaşırdı: “Ajda Pekkan dizine ayrı, dirseğine ayrı krem sürüyormuş” diye. Kabullerde çok favoriydi bu mevzuu. “bacım, avrat ev işi yapmaz, çocuk bezi yumaz, vakti çok, sürer tabii” derlerdi. Gerçi ben küçükken Ajda’nın estetik ameliyatlarına atfen: “kadın yüzünü o kadar gerdirmiş ki, en son çenesinde bir gamze oluşmuş. meğerse göbek deliğiymiş” gibi bir takım geyikler döndüğünden bu ilk cümleyi de herkes abartı zanneder, sonra da “kimbilir ne kremidir, anam o kadar kremi pabucuma sürsem Ajda’dan güzel olur” der çıkardı kadınlar. Züğürt tesellisi işte..

Meğer hakkı varmış bu lafın. Gençliğin tazeliği azalıp yitmeye başladığında, özel çaba harcamak şartmış.

Her hafta kese, arada peeling, her duşta vakit ayırıp özel ayak fırçası ve törpüsü, hatta ponza taşı olan aleti kullanma da göreyim o gövden, yüzün, ayakların, topukların ne hale geliyor…

dortlu topuk torpusuben bu aleti seviyorum. ponza var, fırça var, rende var, taş var. pek maharetli..

(Ayak icin ozel ev bakımı : bir kaşık tuz bir kaşık kahve ve bir kaşık yogurt. güzeeelce ovalayınız, durulayiniz. arada elleriniz de bakım görmüş olur. bir taşla…)

*********************

Yatmadan kremlemeyi ihmal ettin mi ne ayak bakımı kalıyor ne de bacak. Bütün bacak derisi pul pul bir hale geliyor.

avon deniz tuzlu ayak kremi

Dizler dirsekler taşa dönüşüyor, hele görüntü.. ıyyh. hemen nemlendirici. sonra gene… ihmale gelmez.

ped egg ve zımparaları

(ped egg zımparaları diz ve dirsek sertlikleri için sahane..)

**********

Enn çirkin şey eskimiş ojedir. uçlardan yenmiş, çatlamış.. berbattır. Bakımlı el ayak, ojesiz çok daha iyidir. Tırnak fırçası alın ve musluğun yanına bir yere konuşlandırın. sık sık kullanın. Tırnak altları mikrop yuvasıdır, aynı zamanda görüntü olarak mide kaldırıcıdır tırnak altlarındaki birikintiler. En iyisi kısa kesin.. Siz sağ ben selamet..

Tırnak demişken, batma yapmadan tırnak kesebilmek 15 yılımı aldı. Ama şimdi bir bebeğin bile tırnaklarını kusursuz kesebilirim. O kadar da iddialiyim artık. Bir manikür setim var, eksiksiz diyebilirim. Bir tanecik çıtçıt makasla nasıl yetinebiliyorlar hayret.. Bir tırnak pensi bir de et pensi alınız, şeytan tırnağını unutunuz.

(batma durumunda bol bepantenle bir gece bekletin, ertesi sabah batikon sürüp, ince ahşap çubukla tırnağın ucuyladeriden ayırmayı deneyin. iyi bir aydınlatma, belki bir büyüteç kullansanız iyi olur)

yüzüne maske, yüzüne peeling, yüzüne temizleme jeli… temiz bir cilt gibisi yok. Sivilceler kader değil ve siyah noktalardan da kurtulabilirsiniz. Yağlı bir burun karşınızdaki herkesin net, ayan beyan görebildiği, siz umursamasanız bile sizi çirkinleştiren bir şeydir. Bununla yaşamayı öğrenmeyin, temizleyin/temizletin ve temiz tutun.

yüz bakımı

(Avon soyulan maske, (bazen kil maskesi de iyi gelir karma cilde), Avon ısınan maske,  Lush Dirty tabs diş macunu tableti (ışıltı lazım olduğunda), Loreal sivilce roll-onu, yüz temizleme fırçası, Lush Mask of Magnaminty, Lush Mint Julips dudak peelingi (bu çikolatalısı, ki pembesi daha da harikadır ciklet tadıyla) ve Lush Fresh farmacy sivilce sabunu)

dusta bakım

(duş ürünleri serisi: avon temizleyici, volkanik ponza taşı, ayak törpüsü, zeytinyağlı scrub, Lush Buffy peeling, Lush Ocean Salt yüz peelingi, Lush R&B saç maskesi, Lush Angels on Bare Skin yüz temizleyici, Loreal yüz temizleme jeli ve silikon pedi, Lush Duş Jeli ve Lush Daddy-o şampuan.. bütün bunlari aynı anda kullanmıyorum. Duruma gore.. cildim yaglandiysa birini, yorgunsa birini.. vaktim varsa scrub, yoksa peeling.. 

resimde görülen duş rafı Koçtaş’tan ucuz diye alınmış ve leş gibi paslandığından pişman olunmuştur. )

O boyaları diplerden iki parmak çıkmış, kahkülleri eğri büğrü olmuş, uçları çatallanmış saçlarla gezen, kuaföre birinin nikahı filan yoksa ayağını atmayan paspal teyzeler, bizden uzak durun. Her ay kuaföre gidilir kardeşim. Boya varsa daha da sık. Hadi kendin boyadın diyelim. Gene de 40 günde bir filan uçlardan azıcık kestirmek, yıl boyu güzel bir saç modeli sağlar.

 

LUSH sugar babe scrub (Lush Sugar babe scrub. yani kese gibi bir şey. cildi temizliyor, tazeliyor. normalde top şeklinde bir ürün, ben ufaladım başka bir kaba koydum nemlenmesin diye)

Kafası takılanlara:  “bütün bunlar dünyanın parası” değil. Paramız yokken de buluştururduk bir şeyler. Avon mesela, zaman zaman şahane indirimler yapar, takip edin. Suna Dumankaya misali evdeki malzemelerden bakım reçetelerini inceleyin, neden olmasın? Bir tüp arko krem alın her gece elinize ayağınıza sürün. Bilinen markaların makul fiyatlı ürünleri her zaman var. Arada bir kendinize bir krem, bir peeling almışsınız çok mu? Ve en önemlisi, aldıklarınızı kullanın. Açıldıktan sonra bozulmaya başlarlar. Sihirli de değiller bilesiniz, aynanın önünde durmakla size hiç bir yararları olmaz.  

SON SÖZ: ben görüp görebileceğiniz en süssüz en sade kadınlardan biriyimdir. Amma ve lakin, büyüklerimizden böyle gördük: güzellik oyayla boyayla değil sürekli ve özenli bakımla olur.

4 Yorum

Filed under alışveriş işleri, insan olmak, kozmetik, severim paylasirim

Kem Aletle Kemalet Olmaz

-bunu yazın basinda yazmak lazımdı aslında-
makyaj malzemelerinin oldugu cekmeceyi elden gecirdim
Önce kendime ne zamandir imrendigim, büyük gosteren ayakli aynalardan aldim
makyaj icin isik cok onemli o yuzden keske isikli olsaydi dedim
sonra hem ayakli hem de isiklisinin mudo conceptte satildigini gorup bozuldum biraz
daha da sonra icimdeki derya baykal fiskirdi, gittim dokunmatik ledlerden aldim
aynaya yapistirdim
goz makyaji icin ustte duruyor
aynayi cevirince alta geliyor, ruj surerken filan iyi oluyor
* kremler yağlı mamuller olduğundan ve bakteri üretmeye çok amade olduklarından, bir seneyi geçmis bütün yüz kremlerini el kremi-ayak kremi olarak kenara attım.
bir senede bitmiyorsa zaten ise yaramaz bir şeydir, faydasını görmemişsinizdir ki sürmemişsinizdir, atınız; kıyamıyorsanız el kremi / ayak kremi olarak değerlendiriniz bitsin gitsin.
** ne kadar göz kalemim varsa eleme yaptım. Gerekli gereksiz kalem almışım, silik, uyduruk olanlarınıini direkt attım. İşe yarayanları bıraktım kutuda. Her birini de açtım tabii. Bir tane siyah renk “sürme” kalemi aldım, o çok güzel iste. Bir de ben kalem göz farı sürerim, toz farı sevmiyorum, onları da eledim. Kalemlerden kötü renkleri, kısa kalmışları atım, zaten kullanmıyorum, kalabalık yapmasınlar.
*** rimelin ömrü altı aydır, altı ayda bitmediyse kurur zaten. Eski rimellerin tamamı çöpe. Bir tane olsun iyisi olsun.
**** Oje dediğin bir yıllıktır. Gecen yıl aldığınız eski ojeleri atın. Yepyeni renkler var piyasada, çok meraklısıysanız aynı rengin sıfırını alın. Bayat oje kullanmayın. Kaç lira ki bir tanesi? Eskileri kullandığınıza değmez. Hem Feng Shui de öyle buyurmuyor mu???
– Rujlar? Evet, rujlar da yağlıdır, oksitlenirler, renk değiştirirler, bir yıl içinde deli gibi bakteri üretirler. On tane ruj alırız ama alıştığımız bir tanesine yapışıp kalırız, dibine kadar kullanırız illa ki…
Eski ruju tutmayın. alın bakın Avon var mis gibi, ya da başka eli yüzü düzgün markalar var. İki tane rujunuz olsun, tertemiz kullanın, altı ayda bir birini atın yenisini alın. Değişiklik iyidir, ferahlarsınız.
–Tokalar taçlar? Taşı düşmüşleri, kenarı sökülmüşleri, evet bildiniz, Yallah!  Bir  bijuteride yarım saat geçirin, iki tane düzgün toka alin kendinize. Nedir ki? Cimri olmayın. Kendinizi sevmezseniz kimseler sevmez
— Kullanıyorsanız makyaj fırçalarınızı ılık sampuanlı suda yarım saat bekletin, durulayıp, kurutup saklayın. Mis gibi olurlar. Saç fırçanızı söylemeye gerek görmüyorum zaten.
—- İste makyaj malzemeleri çekmecesi temizlendi, örtüsü serildi; bir güzel yerleştirildi. Şimdi bak nasıl güzel olacak her şey. Kem aletle kemâlet olmaz. Kullandığın  alet edevat kötüyse, bakımsızsa onunla iyi bir iş çıkaramazsın anlamına gelir..
Fıstık  gibiyiz zaten, bizim makyaja ihtiyacımız yok di mi kızlar??

1 Yorum

Filed under bakımlı hatun, ben yazdım, kozmetik, severim paylasirim