Tag Archives: facebook

Sosyal Medya Kuralları ve TCK Madde 125

Sosyal medyanın birinci kuralı gereği yetişkin bir insan kendi hesabından kendisi hakkında istediği paylaşımı ya da yorumu yapabilir. Bir başkası hakkında yazıp çizdiği şeyden de %100 mesüldür. “Ben öyle demedim, yanlış anlaşıldı” gibi kıvırtmalar geçersizdir.

Sosyal medyanın ikinci kuralı: Kendi sayfanda başkasına saydıramazsın, başkasının sayfasında o kişiye ya da üçüncü bir şahsa hakaret edemezsin. Hakaretin basit tanımı: sadece küfür değil, kendi öz annenin yüzüne söyleyemeyeceğin her türlü laf ve emojidir; hakaretin “ama benim fikrim bu, saygı duyacaksın” gibi bir kaçarı yoktur.

Sosyal medyanın ücüncü kuralı: Beğenmediysen, sana göre ayıp/günah/edebe örfe aykırı/terbiyesiz/ahlaksız ya da iğrenç ise, yapılacak iki şey var.

1- engelle. bir daha görmezsin.

2-şikayet et. haklıysan yetkililer gereğini yapar.

yapılmayacak tek şey var: ağız dalaşına girmek. sana ne kardeş? üzerine vazife mi? değil. Erişkin insanların neyi nerede ne kadar paylaşacakları kendi sorumluluğudur, internetin muhtarı değilsin, KARIŞMAYACAKSIN! “bence” diye başlayan her cümle görecelidir.

 

Size sosyal medya hukukunu güzelce özetleyen şu sayfayı okumayı öneriyorum:

İnternet aracılığıyla işlenen suçlarda sıkça sorulan sorular ve cevapları

 

Yorum bırakın

Filed under instagram, internet, sosyal medya

Babalar günümüz kutlu olsun

Anneler günü güzel birşey, babalar günü de. sabah beri bir sürü kişi babasının veya rahmetli babasının resimlerini paylaştı,anılarını yayınladı, kendi çocuklarıyla resimlerini yayınlayan baba olmuş arkadaşlarım gerine gerine yayınladı resimlerini. ne güzel. baba olmak, babasını sevmek güzel bir şey.
“Soma”da babasız kalanlara Allah acısın, çok zor tabii, kaderleri kötüymüş. ancak senin babana olan sevgini göstermek, gösterdiğin sevgiyi arzu edersen yayınlamak “oooh yaa baaak benim babam var, senin yok oh canıma değsin” demek değil.
Sevgiyi ertelememek lazım, bugün varız yarın yokuz, elimizdekinin kıymetini bilmek, eni konu sevmek lazım. sevdiğini göstermek lazım. “ey somalıların babası yok üzülürler, vay bilmemnerdekilerin anası yok ağlarlar, falancaların kaç yıldır çocuğu olmuyor çocuğunu öperken resim koyma küserler, yok bilmemkimlerin oğlu sakat, şimdi sen sağlıklı oğlunla resim koyarsan alınır, ay feşmekanların arası bozukmuş, karı koca başbaşa resim koyma darılır” diye senin sahip olduğun mutlulukları sevgileri vermekten geri çekilmenin manasını görmüyorum.
Bakın, yediğin yemeği, bindiğin arabayı,gezdiğin lüks bir yeri, taktığın pırlantayı sergilemek, “alan var alamayan var, günahtır” kısmına girer, paylaşmamak lazım ayıptır.
Ama hiçkimse duygularını ortaya koymaktan men edilmemelidir.

 

Yorum bırakın

Filed under aile, facebook, internet

İnternet ve Facebook efsaneleri

Hanımlar beyler,

İnternet çok büyük bir bilgi denizi, lakin bazıları da işiyor o denize.. Bunun farkında olmak lazım. İlkin 1996’da internete girdim. Az buz ciğerini bilirim diyelim. Yıllardır ortalıkta dönen çok klasikleşmiş bazı epostalar vardır. “MSN ücretli olacak, Facebook her like başına filan çocuğa 5 sent yardım edecek, Afrika’daki bankanın müdürü hesabınıza on milyar dolar gönderecek…. ” Bunlara hoax deniyor. Kendini çok zeki sanan insanların diğerlerini aptal yerine koydukları bir avcılık. “Bakalım kaç kişi yutacak, kaç günde bana geri ulaşacak” şeklinde bir tatmin.. Şehir Efsanesi de apayrı bir kavram, urban legends.. oku oku bitmiyor neler icat etmiş adamlar..

Çıkar için yayılan mailler de ayrı bir konudur. “kola kutularında fare idrarı, apranaks içmiş ölmüş” bilmem ne.. Bir markayı, firmayı karalama amaçlı, genelde rakip şirketin fişteklediği “at yalanı, -ehem- severim inananı” sallamasyonları. Bir de sıkı bayrakçıları olur bunların.. Ne tartışmalar kopar bu konularda… Gerekli gereksiz… Biri uydurup bir yerlere yazınca on kişi de “ben okudum öyleymiş” diye öne fırlıyor: kerameti kendinden menkul uydurukçu birden referans/kaynak/sahih oluyor, bir de bakmışsın kırk akıllı dışında herkes yemiş!

En son numaraları da 1 Nisan’ın aslında Endülüs Müslümanlarını kesen Hıristiyanların kutlamalarından geldiği yönünde. wpid-20140507_025353.jpgÇok tarih bilmem, ama iki dakika bakınca, Granada’nın 1492’nin OCAK ayında yenildiğini ve kimsenin asılıp kesilmediğini sadece dinini gizlemeye yoksa da göç etmeye zorlandığını görüyorum.. 1 Nisan’ın şaka günü olması takvimin değişerek yeni yılın 1 Nisan yerine 1 Ocak’tan başladığı Gregoryen takvimine geçişini duymamış şapşalları kandırmakla başladığını öğreniyorum. O da 1580’lerde olmuş bi olay. İki tane şaka yapıp gülmeyi yasaklayan insanlara da şaşıyorum. Neticede mizah zeka gerektirir, aptallık kimin işine yarar bir düşünmek lazım.

Bu arada benim şahsi favorilerimden biri “sütyenlerinizi yıkamadan giymeyin, kadının biri pazardan almış giymiş, meğer çin malıymış bak ne hale gelmiş” konulu olan..

sütyen efsanesi 1

Tabii ki her şeyi yıkamak lazım, hijyen mijyen o ayrı. Ancak burada şahane bir fotoşop örneği ile karşı karşıyayız. Yok böyle bir şey, feyk!! Bu bir meme resmi ile bir su lotusu bitkisinin tohum kısmının birleştirilmiş hali..

su lotusu

 

İnsan şaşıp kalıyor gerçekten de.. Allah neler yaratıyor… Su lotusu da ilginç tabii, bir yandan da böylesi delikli yapılara bakamama fobisi olan insanlar yaratmış ki tıptaki adı da Trypophobia. Ne desem bilmiyorum evlerden uzak… Aranızda Tripofobik olan vardır belki diye resimleri küçük boy koydum… (Hassassanız linki açmanızı tavsiye etmem)

-*-*-*-*-*-*-*

Bunu Facebook’a da uyarladılar artık. Facebook’ta tanınır bilinir olmak için, takipçi arttırmak,reklam almak için insanların pis numaraları var. 5000 ve üzeri takipçisi olan sayfalar reklam alabiliyor, sahibi de oturduğu yerden para kazanabiliyor.. E yazı ile beş bin adet takipçi nasıl bulunacak?? Aslı astarı olmayan ama büyük bir çoğunluğu ilgilendiren bir yazı/resim/haber yayınlıyorlar. Beğenen paylaşan hop o sayfanın reklamına kurban gidiveriyor.

Bu safsatalar arasında, en başta hasta/ameliyatlı bebek resimleri altına “facebook sponsor olmuş, her beğen 1 lira, her paylaş 5 lira veriyorlar” efsanesi geliyor. Facebook kimseye sponsor değildir.

laayk

Sonrasında kayıp kişiler, dini kişiler, milli figürler, dini figürler, dualar, metinler geliyor. “Allah rızası için beğen ve paylaş” da dendi mi, insanlar temiz kalpleriyle paylaşıyorlar.. Aslı astarı olmayan bilgiler son sırada, “özel hastanelere para vermeyin” efsanesi de bu grupta. “Özel hastanelerde yapılan işlemler için fatura isteyin cazgırlık edip paranızı geri alın” şeklinde bir mesaj. Tabii ki yalan.

Bu böyle sürüp gidiyor, tek tek yazmak da istemiyorum.
Nette okuduğunuz her şeye, gördüğünüz her resime inanmayın. Google amcaya sorun bi arasın, inceleyin, sonra icap ederse layk da ediin, paylaş da yapın. sazan.avi’na düşmeyin.

 

Ekiniz: Bazen  “bu saftoron avcıları gibi bir numara da ben çekeyim, onyüzbinmilyon takipçim olur ne güzel işte” diye düşünmüyor da değilim. Şeytan dürtüyo..

İkinci ekkim: Bunu yazdık ama şunu da yazalım : Netiket

13 Yorum

Filed under araştırdım, bilgisayar, facebook, internet

Facebook’tan kopi peyst -i-

50 YAŞINDAN İTİBAREN NELERİ BIRAKMALI :
Neslihan Acu’nun yabancı bir internet sitesinden esinlenerek kaleme aldığı yazıdan alıntılar : Kaynak Yeni Asır.

1… Eski eşinizden ya da sevgilinizden nefret etmeyi bırakın. 
Nefret insanı sinsi sinsi kemiren bir duygudur. Son günlerin moda deyimiyle “affetmeyi öğrenin”. Affedemiyorsanız, en azından “kayıtsız kalın”. 
2… Dedikoduyu ve başkaları hakkında kötü konuşmayı bırakın.
Artık lisede değilsiniz. Dedikodu sizin için enerji ve zaman kaybından başka bir şey değil.
3… Minnet duymama huyunuzu bırakın.
Size iyi davrananları değil, kötü davrananları önemseme ve sürekli bunları gündemde tutma huyunuzu bir tarafa bırakın. Kızınızın ya da oğlunuzun doğum gününe, nişanına, nikahına kimlerin gelmediğine değil, kimlerin “geldiğine” odaklanın. Size kazık atanları değil, hoşluk yapanları “parlatın”.
4… “Ümitsiz vaka” arkadaşları bırakın.
Herkeste vardır öyle bir ya da iki arkadaş. Sürekli bir takım dertlere batıp çıkarlar ve her battıklarında size koşup saatlerce kafanızı ütülerler. Ama söylediğiniz hiçbir lafı da iplemezler. Ayrıca, siz zor durumda kaldığınızda nedense hiç ortalarda görünmezler. Gençken tamam da, 50 yaşından sonra kıymetli vaktinizi böyle boş işlerle harcamayın. 
5… Karmaşayı bir tarafa bırakın.
İnsan 50 yaşına yaklaşırken, neyin değerli neyin daha az değerli olduğunu az buçuk anlıyor. Aile, gerçek arkadaş(lar), dost(lar) ve sizin için gerçekten anlamı olan bir “iş”. Gerisi hakikaten kuru gürültü. Dolaplar dolusu giysiye ve elli tane ayakkabıya da ihtiyacınız yok, laf olsun torba dolsun misali sosyal aktivitelere de. Ve ruhunuzu öldüren bir işe de.
6… Kafası karışıklığı iyi bir şey sanmayı bırakın.
“Karmaşık insanlar” ilginçtir. Ezbere konuşmazlar, her davranışlarının bir nedeni vardır. Bilgileri süs gibi durmaz üstlerinde, içselleştirmişlerdir. Onlar sayesinde yeni bakış açıları keşfederiz, zenginleşiriz. Ama “kafası karışık insanlar” ilginç değildir. Hayatı çorbaya çevirmekten başka işe yaramazlar.
7… Daha fazlasını istemeyi bırakın.
Mutlu insanların ortak sırrı, ellerinde olanın kıymetini bilmeleridir. Elindekinin kıymetini bilmiyorsan, daha fazlasını istemenin bir anlamı yok, çünkü o da seni mutlu etmeyecek. Daha da fazlasını isteyeceksin.
8… Şu fazlalık 10 kiloyu bırakın.
40’ların sonundasınız ve 5-10 kilo fazlanız var… Derhal o kiloları bir yerlerde bırakın. Yürüyüşte, yüzmede, spor salonunda… Fark etmez. Sorun “estetik” değil, sağlık. Fazla her kilo 50’lerden itibaren sağlık açısından bir tehdit çünkü.
9… Her şeye evet demeyi bırakın.
Kimsenin kalbini kırmamak ya da sevimli görünmek adına, olur olmaz her isteğe “evet” demeyi bırakın. Sizi zorlayacak, size ters gelen, sizi gerecek hiçbir şeyi yapmak zorunda değilsiniz. Hele 50 yaşından sonra!
10… Yaşlılıkla ilgili klişe düşünceleri bir tarafa bırakın.
Nasıl bir orta yaş ve yaşlılık dönemi geçireceğinize kendiniz karar verin. Canınız istiyorsa ve paranız varsa Küba seyahatine 60 yaşında da gidersiniz, sörf yapmaya 50 yaşında da başlarsınız, kime ne?

Yorum bırakın

Filed under Diğer

Facebook’ta oyun davetlerinden kurtulmak..

Facebook kullanıyorsunuz, ama facebook üzeriden oynanan oyunlardan hoşlanmıyorsunuz/oynamak istemiyorsunuz demek..

Ama niyeyse arkadaş listenizde ısrarla oyun daveti yollayan birileri var sürekli…

Farmville’den Chiefville’den, her türlü oyundan gelen isteklerden sıtkınız sıyrıldı değil mi?

ha bire durum güncellemenize “ben oynamıyorum, bana istek yollamayın” yazıyorsunuz, “bu kişi oyun oynamıyor” fotoğrafları paylaşıyorsunuz ama kimse aldırmıyor mu??

Sinir olmayın, Oyunculara kızmayın. İşlem basit…

1- Kurtulmak için, buraya tıklayın…

2- İlgilenmediğiniz oyunun daveti üzerine gelin, sağ üstte x vardır, basın…

3- Mini bir menü gelecek:

“68 FilancaVille isteğini gizledin
FilancaVille uygulamasını engelle?
Feşmekan’dan tüm istekleri yok say?” şeklinde…

İstediğinizi seçin…

4- Mesela “Engelle”‘yi seçerseniz, şu mesaj çıkar:

Uygulamayı Engelle?

FilancaVille’yi engellemek başkalarının sana bu uygulamadan davet ve istek göndermesini ve bu uygulamanın senin hakkındaki herhangi bir bilgiyi almasını önleyecektir. Bu aynı zamanda senin başkaları bu uygulamayı yüklemiş olsalar bile FilancaVille’yi görmeni de önleyecektir.

Tamam’ı tıklayın.

Bir daha kimse size o oyunun uygulamasını GÖNDEREMEZ.

Siz sağ, ben selamet.

Bir şey değil.

:)))

7 Yorum

Filed under bilgisayar, facebook, severim paylasirim

Fikrim geldi, feyste paylaştım -i-

İşhanlarindaki gibi, apartmanlarda da cay ocagi olsun. 7/24 diyafona basip “onuc numaraya iki cay, bi orta kahve,bi de gazoz.” Diye siparis verelim. hopp gelsin.

Yorum bırakın

Filed under ben yazdım, icatlar, severim paylasirim

Facebook’ta sahte gönderilerden kurtulmak….

Facebook hesabiniz varsa bilirsiniz, illa ki başınıza gelmiştir. Bir bağlantiya tıklarsiniz ya da bir sayfayı beğenirsiniz ve bir de bakarsınız ki işler kontrolünüzden çıkmış; siz gönderiyormuşsunuz gibi bir takım yazılar, resimler sayfanızda yayınlanmaya, arkadaşlarınıza gönderilmeye başlamış!!!

Bazılari açık saçık iletiler: “kartopu oynayan bikinili kizlar” var mesela. “Arkadaşlar Ygs İptal Edilmiş Duydunuzmu Lütfen İzleyin ve Paylaşın” diyeni var… Saçma sapan “yağ yakıcı, zayıflatıcı, boy uzatıcı,sigara bıraktırıcı” olduğunu iddia eden para tuzaklarının reklamını yapanlar var…

Bunlardan kurtulmanın en iyi yolu öncelikle buradan girerek, son zamanlarda eklediğiniz, ya da artık kullanmak istemediğiniz uygulamaları sağ taraflarındaki x’e basarak kaldırmak.

Sonra, Sol üst menüde Anasayfa’nın yanında Profil yazan yere tıklayarak siz göndermişsiniz gibi gözüken sahte gönderilere bakın. Bulduklarınızın üzerine mouse ile yaklaştığınızda gönderinin sap üst köşesinde x işaretini göreceksiniz. O çarpıya tıkladığınızda eğer sizden gelen normal gönderim ise

Gönderiyi kaldır…

Spam olarak işaretle 

Gönderiyi şikayet et…

şeklinde bir menü açılır. Eğer sizin adınız kullanılarak gönderilmiş, sizinle ilgisi alakası olmayan virüs-sahte gönderi ise menü şöyledir:

Gönderiyi kaldır…

Fanfinfon’u engelle…

Spam olarak işaretle 

Kötüye kullanımı şikayet et…

yazar. (fanfinfon kısmını ben uydurdum, sizde farkli bir sey yazacaktir…)

İşte buradan once gönderiyi şikayet et’i tıklayın, spam veya sahtekarlık’ı seçerek GÖNDER deyin.

Sonra da bilmemneyi engelle kısmına tıklayarak açılan pencerede ENGELLE’ye tıklayın..

Bilmediğiniz uygulamaları yüklemeyin, sayfa bilgilerinizi ve özel bilgilerinizi paylaşmanızı isteyen uygulamalardan uzak durun. Tanımadiginiz insanlari eklemeyin, saçma sapan yerlere yorum yazmayın. Garip garip sayfalara tıklamayın, kesinlikle “beğen”meyin böyle siteleri.

Ayrıca, kendilerine rahatsızlık verdiğiniz arkadaşlarınıza bir özür yazısı yayınlamak da iyi fikirdir. Eğer bu sahte gönderilere sizden geldi diye güvenerek tıkladılarsa, onlar da kapmışlardır virüsü.. Hemen bu sayfamın linkini vererek kurtulmalarını sağlayabilirsiniz:

https://ipekag.wordpress.com/2011/04/21/facebookta-sahte-gonderilerden-kurtulmak/

Şimdilik geçmiş olsun..

3 Yorum

Filed under facebook