Category Archives: alışveriş işleri

Yeni yil temiz yil..

Anneanneden kalan bir aliskanlik. “Yeni yila nasil girersen oyle gider” inanciyla bildigin bayram temizliği yapmak..
Öyle ince temizlik nesilden nesile sönümlendi aslinda. Benim yeni yil temizlik bağım; rutin aylık/3aylik/6aylik/yillik yenileme ve tazelenme operasyonlarimin tombul bir başlangıç noktası olmasıyla özelleşiyor.

image

Deli titiz biri degilim. Olayim bu:  Yillik değişim stoklari ortaya cikti. Eksikler alindi. Eskiler atıldı.

🔰Diş fircalari 15 gunde bir kaynatilmakla beraber, iki ayda bir yenilenir. (Misafir fircasi mutlaka bulundurulur)
🔰Bulasik sungeri arada makineye atılarak aylik,
🔰vileda ucu arada makineye atilarak üç aylik,
🔰mutfak ve banyo fircalari üç ayda bir,
🔰supurge torbasi ve kurutma mk suzgeci doldukca,
🔰cekmece/dolap/buzdolabi ortuleri altı ayda,
🔰Kurutmanin rezistansi aylik,
Degisir/yıkanır/bakima girer/yenilenir.
🔰🔰🔰🔰Yilbasinda dokuz ayin çarşambasi bir araya gelir toptan bi tazelenirim.

Haftasonu da kendime bir bakim cekeyim hele..

2 Yorum

Filed under alışveriş işleri, ev işi, severim paylasirim, tertip

Parlar mutfak parlar gözlerim

Zamaninda bana gore “entel dantel” gelen ikinci el alma verme, yeşil yaşam, hayvan koruma, doğal beslenme, az ve paylasimli giyinme, elektrikli motor kullanma ve turevi hipi icatlarini cook kinadim. Asaletim ve burnum dusse egilip almayan gururumla gunumu gun ettim.

“Allah vermesin, kinadiğini görmeden ölmezsin” derler ya, azili bir cevreci olma yolundayim.

Hayatimi ilk Shibumi degistirdi. Ilk taşı ondan yedim. Sadelikteki güzellik, ona ulasana kadar sabirla bozup yapmak deli isiydi ama kara cahil ruhumda bir isik pirildadi.

Kimyasallari terk etmek… karbonattir sabundur derken..Adim adim bugune geldim. Bugun… İlk “temiz temizleyici” ürünüm hazir.

Mevsiminde sıkılmış portakal, mandalin, limon kabuğu kavanoza basılır. Uzeri sirkeyle ortulur. Kapatilir kaldirilir. Ara ara altüst etmek iyi olabilir.

 

15 gun sonra portakalli sivi yuzey temizleyiciniz emrinizde.

Hani derler ya :”Nasreddin hocayi polis cevirmis, alete uflemis 7 promil alkollu cikmis. Hoca demis “ben hacıyım alkol almam.” Polis de sasmis. Aramislar taramislar meger hoca portakal yemis kabuguyla. O da midesinde alkole donusmemis mi?”

Harbi reaksiyon bu sekilde mi kimya bilen birine sormak lazim.. Asetik asit yazabilirim ama portakalin formulunu bilmiyorum.
image

Neticede cozelti basarili. Fisfisli siseye koydum. Yari yariya sulandirdim. Sıkıp kagit havluyla sildim.
image

Bilin bakalim hangi taraf??

Ocak parladi.
image

Yapiniz yaptiriniz.

 

 

6 Yorum

Filed under aile, alışveriş işleri, ev işi, güvenli hayat, icatlar, saglik

Hediye Zamanı! Reddit Gifts 2015

Geçen sene olduğu gibi bu sene de, Reddit’in hediyeleşme etkinliğine katıldım.

İki çeşidi var, birinde kartlaşıyorsunuz birinde hediyeleşiyorsunuz.

İkisine de yazdırdım adımı.

Hediyem bir adet Türk Peştemali, nazar boncuğu ve kendi yaptığım zeytinyağlı saf sabunlarımdan bir set olarak İngiltere’ye gitti. PTT kargo ile 15 lira tuttu. Atla deve değil yani.

Kartım ise yanında mini sabunlarla ABD’ye gitti.

Bugün bana yollanan kart elime ulaştı. Teee Seattle’den cici Snoopy’li pulları olan çok şirin bir tebrik kartı. Ve yollayan arkadaş geçen sene tatilde İstanbul’daymış :))

20151211_092953

Hediyem ise bildirildiğine göre, yolda. Bekliyorum!

Çok iyi ya… <3 <3 <3

veee son dakika (18/12/2015) hediyem de geldi. “Bir kafein bağımlısından diğerine” notu eşliğinde!

20151218_095502

Mini İstatistik.

Kart Çekilişine 80 ülkeden 4500 kişi katıldı. Hediyeleşmeye ise 154 ülkeden 120600 kişi. :))

 

 

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, internet, kültür, severim paylasirim

Ne giyilir nasıl takılır? Genç Kız Olmak -2-

Yazı yayına hazırlandığı sırada 12’sine girmek üzere olan bir kızım var. Allah cümlesininkini bağışlasın, pek severim. Ve ergenlik 120 km/saat hızla vurdu bize.

Boyu boyumda, 37 numara ayakkabılar, dikkafalılıklar… Ergenlik böyle bir şey. İnsan bebekçilik oynayan, bezden yeni çıkmış minnağının bu hale geldiğine inanamadığı için hazırlıksız yakalanıyor. Kimse “aman efendim ben hazırım” demesin.

Ergenlik erişkinliğin eşiği. Çocuk desen değil tam erişkin de değil ama erişmeye can atan bişey var elinizde. İnsan yaşlandıkça görüşü değişiyor. Bir bakışta aynı suratta 6 aylık halini de 16 yaşını da 66 yaşını da görebiliyorsunuz. Hologram gibi… Ya da ben mutant olduğum için görebiliyorum siz ne halt ederseniz edin. Neyse.

İki konu mühim biri, makyaj.. Daha evvel konuşmuştuk… Genç kız olmanın ikinci mühim konusu da giyim.

Hostesler neden canalıcı renklerde giyinir? Neden alabildiğine makyajlıdır?? Psikolojik etkisi yüzünden. Hayatını tehlikeye atarak uçağa binen insanlar, hostesi görünce yatışır. Tehlike anında müdahale gerekince yolculardan ayrılabilir olmalıdır bir hostes.

Mağazalarda da satış elemanları bir örnek ve mağaza renklerinde giydirilir. Müşteri bir başka müşteriye değil personele yönelsin diye.

Giyim, yani dış görünüş insanlarla iletişimimizin bir şeklidir. Sessiz konuşur ama net konuşur.

Bir bakışta manav ile aşçıbaşını ayırabiliriz. Bir bakışta kral ile dilenciyi ayırabiliriz. Tiyatroda sinemada kostüm bu yüzden önemlidir, ödüllendirilen bir sanat dalıdır.

 

Dış dünyaya vermek istediğin mesaj nedir peki? Yanlış mesaj verirsen ne olur? Toplum gözündeki imajın ne diyor?

Bunları düşünerek giyiniriz.

Yaşına ve yerine göre giyinmediğin zaman, kral değil şaklaban olursun. “HERKES” giyiyor olabilir ama bu “HERKES”in ne istediklerini bilmeyen, görgüsü eksik insanlar olduğundan olabilir, değil mi? Giyim önerilerim şu an için hoşuna gitmeyebilir ama bunu eleştiren ergen arkadaşlarına rahatlıkla “annem izin vermiyor” deyip suçu bana atabilirsin. Kötü kalpli anne olmaya hazırım.

Canım kızım…

Gardrobunu özenle düzenlemelisin. Plajda manto, karda mayo giyilmez. Ayakkabı topuğunun da, etek boyunun da, kol uzunluğunun da yerine göre, kişiye göre değiştiğini hatırlatayım. Doğduğunda kız bebeksin, büyüdüğünde de kadın olursun ama hanımefendi olmak bir seçimdir.

Dik dur, dik otur, tırnakların ve dişlerin hep temiz olsun. Bu en önemli kısım. Bunu ezberle!

Popüler olacağım diye kapkalın rujlanıp joker makyajı yapma, hiç bir zaman ağzını bozma. Dört farklı argo sözlüğüm var, iki dilde bilmediğim ayıp kelime yok. VE KULLANMIYORUM. Kendine hakim olmak ağzını tutmakla başlar.

Her zaman gardrobunda pastel renklerde bir hırka, bir yağmurluk, bir de kalın uzun manto/palto olsun. Sana en yakışan 4 rengi belirle ve alışverişlerinde o sınırlar içinde kal. Yeşil bir pantolon, lacivert bir kazak ve turuncu bir çorapla kombin olmaz.

Kıyafet eski olur, yamalı olur ama kirli ya da sökük olmaz. Düğme dikmeyi de, etek bastırmayı da, çorap yamamayı da bileceksin.

Çantalarını ihtiyacına göre seç, saçmasapan birinin imzası var diye çinde üretilen naylon şeylere yüklü paralar verme. Türk malı, uygun fiyatlı, kullanışlı güzel bir çanta alıp, öbür çantaya vermediğin parayı da içine koy. Çanta ya da ayakkabı bir mücevher değildir, tasarlanmaz. Algı oyununa gelme. Ama iç çamaşırı, evet. En kalitelisi alınmalıdır.

Öğrenci kızlar için giyim tarzının hiç bir yerinde tayt olmaz. Tayt evde giyilir, sporda giyilir ancak okulda ya da alışverişte giyilmez. Üzerine parmak ucu hizasında, dökümlü bir tünik olmadığı sürece o renkli bir kilotlu çoraptır..

Parmak ucu ölçüsü elini yanına serbestçe bıraktığında orta parmağının ucunun deymesidir. Mini etek için de boy budur; bundan kısa olan etek olmaz, kalın bir kemer olur.

Etek boyu gündüz saatlerinde dizin altındadır.  Oturduğun zaman diz kapakları görünür ancak dizüstü görünmez. Tam çizgidedir. Oturunca kendi dizini görebiliyorsan, o etek kısadır.

Öğleden sonra gidilen bir davette diz üstü eteği olan bir kokteyl elbisesi giyilebilir. Gün batımından sonra gidilen resmi davetlerde, sahneye çıkarken uzun etek giyilir.

Baldır ortası uzunluğunda etek olmaz, gömlekte yakanın ikinci düğmesi hiç bir koşulda açılmaz.

*******************

Tasma şeklindeki kolyeler çene altındadır,  v-yaka ve 0-yaka t-shirtle takılır.

Choker boyun çevresini sarar, boyun çukuruna dokunur, spor kıyafetle takılır.

Prenses kolye genellikle çok ince bir zincir ucuna çok mini bir figür/harf olarak satılır, boyun çukuru altına düşer. Alt ucu köprücük kemikleri arasındadır. Gömleklerle ve yüksek yakalı (yarım balıkçı) bluzlarla takılır.

Gerdanlık köprücük kemikleri altında, gerdan denilen bölgeye deyecek uzunlukta olan bir kolyedir. Döpiyes/ceket-pantolon tarzı kıyafetlere ya da kokteyl elbiselerine takılır.

Zincir ise, daha da uzundur, bazen biri kısa olmak üzere iki kat takılır. Dümdüz elbiseler için idealdir.

Askısız (straplez-strapless) elbiseye ASLA kolye takılmaz.

(Hiç bir zaman plastik boncuklar takma. En azından gümüş ve zarif yarı değerli taşlar tak. )

*******************

Küpe için de aynısı geçerli. Gündelik olarak sade halkalar, gece davetleri için topuz ve sallantılı küpeler.

*******************

 

Yüzük bakır bir tel de olabilir, 12 karat pırlanta da.. O tamamen kendi zevkine kalmış. Diğer mücevherlerden farklı olarak kendi göreceğin tek takın olduğundan yüzüğü kendin için seçersin.

Saat dahil taktığın materyallerin uyumuna dikkat et. Sarı metallerle beyaz metaller beraber takılmaz. Setin tamamını sadece yeni gelinler takar.

*******************

Sana nasıl davranılmasını istersen öyle giyin. İnsanları hayvanlardan farklı zannetme, hepimiz içgüdülerimizle yaşıyoruz. Bana inanmazsan bak koskoca Richard Gere son filmi için evsiz, sokakta yaşayan (bizdeki selpakçılar gibi düşün) bir adam kılığında New York’un orta yerinde oturuyor ve bil bakalım? Evsiz muamelesi görüyor.

rgere

 

Şimdi…

Ne muamelesi görmek istersin?

 

14 Yorum

Filed under aile, alışveriş işleri, çocuk, insan olmak, kültür, severim paylasirim

Ayağında kundura. Yar gelir dura dura

GIRIS: Elimizde
a)tembel
b)nazli
c)disleksik
d)hepsi

bir/birkac cocuk var, bu çocuk(lar) ayakkabi baglamayi ogrenemedi.. işine mi gelmiyor bilmem. Cirtcirtli benim de işime gelir de belli bi numaradan yukarsini yapmiyorlar…
Bugun size bir degil tam iki adet fikrim var.

image

Sekilde gorulen spor ayakkabının taaa en tepesindeki delik neymis biliyor musunuz? (Aglet icin bkz Phineas ve Ferb)
Tirininim…
Ayakkabi bagcigi cozulse de iplerin gevsememesi ve ayakkabinin ayaktan cikmamasi icinmis.

image

image

image

Iste böyle.. ilginc, degil mi.. cok da kullanisli. Kirk yillik ayakkabi giyicisiyim… ogrenmenin yasi yok tabii.

Fikir 2:
Bagciktan kurtulmanin yolu…
Egilip baglayamayacaksaniz, cozum bulunmus… silikon bagcik!

image

image

Pakette 14 adet bagcik var. 31-32 numara cocuk ayakkabisi icin 1 small,2 medium,2 large ve 1 xl kullandim. Bagciktan daha kullanisli. Sapasaglam. Giymesi cikarmasi derdi bitti. Sokulup takilabilir mi bilmiyorum,sokulebilir bir seyse omurluk kullanılır derim.

Yarin 37 numarasina takip bakacagim oluyor mu.

1 Yorum

Filed under alışveriş işleri, çocuk, icatlar, internet, severim paylasirim

Disleksi ve görme (renklerrr)

Facebook’ta çocuğu disleksik olan annelerden oluşan yardım destek grupları buldum. Bir tanesi de: Her Çocuk Başarabilir (Öğrenme Güçlüğü) grubu.

Grupta geçenlerde bir yazı paylaşıldı: Reading Rainbows

Özetle diyor ki, özel öğrenme güçlüğü olan kişilerin sayfayı görür görmez uykusu gelir, esnemeye başlar. Görsel olarak beyaz sayfa üzerinde titreşen, hareket eden siyah şekiller görürler. O yüzden sayfaların koyu renk olması dikkati toplamasını sağlar.

Bunu denemek için renkli şeffaf sayfalar almış kadıncağız. Çocuğun önüne bir kitap açmış 30 saniye bir sayfa okutuyor. Çocuk kımıl kımıl, laf söylüyor eli kolu oynuyor…

Yan sayfaya mavi renk folyo koyar koymaz çocuğun görüşü acaip keskinleşiyor. Şakır şakır okuyor!

 

Hayret ettim: siz de etmek isterseniz izleyin…

 

Gruptaki annelerden biri de denemiş, önerdi. Gittim hazır da kırtasiye sezonu, migrostan renkli kap kağıtları ve bir de şeffaf mavi, çıtçıtlı dosya aldım.

Daha eline almamış olduğu, hediye gelmiş bir kitabı da önüne koydum bugün.

wpid-wp-1441875780769.jpeg

 

Kitabı ben de elime almamışım. :((( Zaten renkliymiş sayfalar!! (Resim C)

#AcabaNeden isimli bu kitap da güzel bu arada onu da önereyim.. (Resim B)

Neyse bizim okur aldı kitabı, anası da kronometreyi. Bir dakikada okunan kelime sayılarını saptadım..

Çok anlamlı bir fark göremedim. Resim A’daki muşambalar fazla yumuşak ve biraz da opak olduklarından tatsız oldu. Dosyadan kestiğim parça daha kolay kullanılıyor, hele bir de pencere açtım, (konsantrasyon zorluğu çeken çocuklar için kullanılan bir uygulama bu pencereli karton) biraz daha güzel oldu. (resim Ç.)

Şimdilik, pas geçiyorum.

Siz de bir deneyin, pahalı bir şey değil renkli şeffaf folyolar. İşinize yararsa, muhteşem olur.

Benim?

Bir sürü kap kağıdım var..

dakikada ortalama 20 kelime okuyan bir oğlum var.

benden iyisi Şam’da kayısı be!

 

 

 

 

EDİT: yazıyı yayınladıktan sonra Akademi Disleksi’nin facebook sayfasıyla görüştüm bana kendi setlerini hatırlattılar.

http://www.akademidisleksi.com/sayfa/okuma-penceresi/

Hazır renkli pencereyi yapmışlar! Daha evvel görmeliydim… (gerçi işe yaramadığında daha fazla bozulurdum)

Neticede anneler olarak, çocuklar için ne lazımsa bulmaya çırpınıyoruz işte..

2 Yorum

Filed under aile, alışveriş işleri, araştırdım, çocuk, disleksi, icatlar, ilkogretim, severim paylasirim

Kafeinman

Hayatımın uzun bir döneminde kahvaltıda çay içtim bir daha da içmedim. Çok şeker attığım ve ılık içtiğim için çayın çaylıktan çıktığını da belirtmem lazım. Akşam yemeklerinden sonra babama küçk ocakta sade kahve pişirirdim. Pek severdi rahmetli.

Üniversitede neskafe gold hep elimin altında oldu. Ders mers çalışırken kafayı dinç tutmak için. Üniversite bitti kahve bitti.

Türk kahvesi evlendikten sonra hayatıma girdi. Ama ne giriş.. Kayınvalidem sağolsun tam adabıyla kahve içen bir hanımdır ve beni de ailenin çaylak kahve içicisi olarak aralarına aldılar. Zamanla yemeklerden sonra bir orta kahve arar hale geldim. Zamanla sade kahveye geçtim. En iyi kahve nerede satılır, hangi cezve, nasıl fincan, çifte kavrulmuş lokum mu yoksa bitter çikolata mı derken girdiğim her işte olduğu gibi dört dörtlük abarttım. Oradan espresso’ya geçişim daha da hızlı oldu. Artık bu hayat kahvesiz çekilmemekte.

Geçenlerde heves ettim, ben küçükken kahveyi nasıl da kavururduk, nasıl oluyor da oluyordu diye nostalji yapmaya ve çocuklara da neşe çıkarmaya karar verdim. Sokak arası bir kuru kahveciden 100 gram yeşil kahve aldım ve yanmaz tavada kavurdum. Macera şu :

20150520_195227

Çiğ kahve

20150520_195252

Kavrulmaya hazır

20150520_195956

Yarı kavrulmuş “sarışın” kahve

20150520_200803

Orta kavrulmuş kahve

20150520_201309

Kavrulmuş kahve

20150520_200751

Orijinal Espresso Tanesi

20150324_201526

Babadan kalma klasik kahve değirmeni

20150324_201533

Yılbaşı hediyem modern kahve değirmenim

IMG-20130728-WA0001

Kahve içtiğim bi mekanda sunum

Kahve çekildiğinde değil kavrulduğunda tazedir, giderek bayatlar, yağını lezzetini kaybeder. Buna dikkatinizi bir kez daha çekeyim.

Bu yazıyı sevdiyseniz başka #kahve içerikli yazılarım da var, buyurun okuyun..

1 Yorum

Filed under aile, alışveriş işleri, iştahlı işler, kahve, kültür, severim paylasirim

Makarna Lütfen: Nooluyo Hemşerim?

Evvelsi gün ilk siparişimi verdim. Beni tanımaz etmezler yani, huysuzluğumu talepkarlığımı işitmiş olamazlar değil mi?

Sanki Makarna, Lütfen dememişiz de MAKARNA LAN! demişiz gibi, dün ödeme yapar yapmaz Kırklareli’nden (kendisi haritanın en tepesindeki ilimiz. Karadeniz’e Trakyanın değdiği yer..) yola çıkardılar kargoyu, sabahın dokuzunda sms’i geldi, demin de bizzat aradı aras kargo “kargonuz var gelin alın” diye. Eve teslim isteseydim kuşluk vakti kapıya dikileceklerdi demek ki?

 

Ben alışık değilim böyle zart diye sipariş verip zurt diye teslim almaya. Kargo dediğin bekletir, süründürür.. Unutursun hatta. Küçük sürprizler yapar insana.

Gidip alayım bari.

İbretlik firma, hala şoktayım.

1 ay sonra editi: Makarnalar güzel hoş tamam. Köfte harcı bundan sonra mutfaktan eksik olmamalı. Çorbalık harç da başarılı. İyi ki varsın @makarnalütfen

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, internet, severim paylasirim

Fikrim mühim ve bu da win-win demektir

Ben bir FikriMühim’im. Yani Fikrimühim.com sitesine üyeyim. Zaman zaman deneyip, denetip yorumlar yapmam için ürünler gelir. Arada felaket ürünler de olur (bir evvelki Coffe-Mate Köpüklü kampanyası mesela, feci bir ürün. Ne alırım ne aldırırım) onlarla ilgili pek bir şey yazmam ama beğendiğim ürünleri de yazmaktan geri kalmam.

Yeni ürünler denemeyi severim, herkesten önce elime geçirmekten hoşlanırım, çevreme, okuyanlarıma artısını eksisini yazarak yardımcı olmaya bayılırım.

Rexona Black+White yeni kampanyaydı. Özeti şu: Deodorantlar beyaz kıyafetlerde sarımsı leke bırakırlar, siyah giysilerde de beyazımsı izi kalır. Bir türlü çıkmadığı gibi göze de hoş gözükmez, kaldır at artık. Ya da temizlik yaparken giyersin. İşi biter o t-shirtin/gömleğin. Açıkçası, deodorant sevmesem de, (bakınız eski ama değerli bir yazım ve yine daha evvelki değerli bir başka yazım)  şöyle kolumu kaldırıp da altına aniden serin serin fıslatmayı gerçekten ferahlatıcı bulmuşumdur. :)) Fekat lekesel dertler baş belası olduğundan karbonat ve rexona roll-on takılıyoruz ailecek. (Diğer markalarla hiç aram olmadı.. Fa Fresh vardı, lisedeyken bir ara bayağı kullandım. Bir de elbette Pinky.. Oooo… Sonra aht maht fiyr (8×4) olsun başka fanfinifon markalar olsun benim aynalı tezgahın üzerinde hiç yer bulamadı. Rexona benim için hep 80’lerin Kadilli Reksona’sı olarak kaldı. Nostaljik bağlılık duyuyorum kendisine. Geçenlerde bir tanecik bulup (ve bir kalıp sabuna deli para verip) alınca nasıl sevindirik olduğumu asla bilemezsiniz…

reksona

 

Gelelim Rexona Black+White serisine. Bu giysilerde leke bırakma sorununu çözmüşler. Çok iyi olmuş. Siyah t-shirtli günlerimde denedim ve iz bırakmadığını gördüm.. Zaten Rexona kullanıyorum sonraki seferlerde pekala B+W serisinden de alırım.

Bir de çevremdekilere denetmem için %50 indirim kuponları çıktı paketten. Çevremde birilerine vermesine veririm de, zahmet edip gider Watsons’tan alışveriş yapar mı, bu marka kullanır mı kullanmaz mı bilemiyorum tabii. Zevk meselesi elbette. Doğum günüm de yakın “dur bir icat çıkarayım ben insanlara hediye vereyim bu sefer” dedim.

İnstagramdan 5 kişi seçtim, dört tanesi blogger ki müstesna kızlar hepsi, olumlusunu da olumsuzunu da yazıyorlar, bir ürünü bulup da fangirllik yaparak göklere çıkaran, dikkat çekip ünlü olmaya çabalayan ve insanı da okumaktan soğutan tiplerden değiller. Ben beğendim kendilerini… izlemeyi düşünürseniz :

https://instagram.com/camgulublog/ (http://camgulu.blogspot.com.tr/)

https://instagram.com/begumshints/ (http://begumshints.blogspot.com.tr/)

https://instagram.com/bornova74_blog/ (http://bornova74.blogspot.com.tr/)

https://instagram.com/suslukurabiyeler/ (http://www.lezizkurabiyeler.blogspot.com/)

 

Bu beş kişi denemeyi kabul ettiler ben de kuponları bozdurdum, birer kutu Reward Black + White alıp gönderdim.

Kullanmışlar, memnun kaldıklarını iz bırakmadığını (bir de şöyle belirteyim #rexonaizbirakmaz ) onlar da onayladı.

@ipekag

6 gün önce
Gelelim @fikrimuhim raporumuza… @camgulublog@begumshints@bornova74_blog @meryem.korkmaz ve@suslukurabiyelerBirer cumle de olsa yorumunuz nedir? Kullandiniz mi? Begendiniz mi? #rexonaizbırakmaz mi gercekten?
bornova74_blog, aydanoktav, meryem.korkmaz and 4others like this.
 
begumshintsKokusunu cok begendim. Ve evet iz birakmiyor ozellikle sporda kullanim icin mukkemel @ipekag#rexonaizbirakmaz
 
ipekagOo.. birde bir.. teşekkür ederim @begumshintstanistigima sevindim
 
meryem.korkmazAynen canım valla kesinlikle katılıyorum#rexonaizbırakmaz 😊😊☺☺👍👍💞💞👌👌👌💟💟
 
ipekagIkide iki.. oooh. Teşekkür ederim @meryem.korkmaz
 
meryem.korkmazSüpersin canım benim seni çok seviyorum @ipekag☺😃😃💞💞💛💛💚💋💋💋❤
 
ipekagBilmukabele canimmm @meryem.korkmaz ♡♡♡♥♥♥
 
begumshintsBen de tanistigima sevindim. Tesekkurler 😌@ipekag
 
suslukurabiyelerSabah aksam is ve ev arasindaki kosturma temposuna ve hergun beyaz gomlek giymeme gayet iyi dayandi, benim icin sinifi gecti..kisacasi cok sevdim :) denememe sebep oldugun icin cok tesekkurler @ipekag #rexonaizbırakmaz
 
ipekagOo sevindim ;) @suslukurabiyeler teşekkür ederim
 
suslukurabiyelerRica ederim ;) @ipekag
 
bornova74_blogBen de cok memnun kaldim, pazar gunu sabahtan beri disaridaydim ve ne bir ter kokusu ne de bir leke oldu urunu deneme firsati verdiginiz icin cok tesekkur ederim bundan sonra bittikce alinacak ✌😆
 
ipekagOoh sefan olsun @bornova74_blog görüşürüz
 
bornova74_blogTesekkurler caniiiim, gorusuruz 😆

Beş yeni arkadaşım oldu ve markama güvenim de bir kere daha karşılıksız kalmadı. bu deneyimi benimle paylaştıkları için kendilerine, fırsat verdiği için #FikriMuhim ve #RexonaTurkiye ‘ye, alışveriş yaparken çok çok yardımcı olan #WatsonsTurkiye personeline teşekkür ederim.

 

 

2 Yorum

Filed under alışveriş işleri, bakımlı hatun, blog işleri, icatlar, instagram, kozmetik, severim paylasirim

Pazara gidelim, bir okul alışverişi yapalım, ne yapalım??

*Yine taslak olarak epeyce beklemiş bir yazı.. Dizi yazıya dönecek bu hafta. Bu 1 olsun* 

(kronolojik bilgi: yazida geçen baba 1940 doğumludur, 2015’te yazı yayınlandığında öğrenciler 2. ve 6. sınıftaydılar.)

Elimizde bir adet 1. sınıf bir adet 5. sınıf öğrenci var…

Daha okul açılmadan, kıyafetler alındı, çoraplara kadar..

Ayakkabılar, çantalar.. Mümkün olduğunca lisanslı üründen kaçınırım. Elimizin kesemizin yettiğince aldık koyduk ihtiyaçlarını. Çok şükür. Hak edeni “Ceketi satar okuturuz” ebeveyn olmak kolay mı?

Hani derler ya, evde yer sofrasında, mum ışığında, gaz lambası altında, en olmadı sokak lambasının aydınlattığı kadarıyla idare eden ve bu şartlarda üstün başarılı olan çocuklar var.. O çocuklardan biri babam. Kendisi de bütün arkadaşları da 50’li yıllarda ikinci dünya savaşı sonrası yoklukları ile büyümüşler. O fotoğraflara bakarken insanın içi sızlıyor.

Büyükbabam, ilkokul mezunu ve nacar idi. (Nacar, marangozun daha ince işçilik yapanı. Kapılar, pencereler, kasaları nacar tarafından yapılır. Gerçek ustalık gerektirir. )  O döneme göre zanaatkâr ve başarılı bir insan. Sıfırdan başlamış hayata. Ev ve atolye kendisine ait.

Buna rağmen, imkanlar dört çocuğu okutmaya yetmiyor. En büyüğü okuldan alıp çırak yapıyor. Diğer üçüne okuma şansı doğuyor böylece.. :(( Ki en büyük amcam da çok zeki bir adamdı, okutulmayı hak ediyordu..

Babam 3 numara. Ne bir oyuncak, ne de “sıfır” bir kıyafet. Abisinden ne kalırsa o giyilirmiş, iç çamaşırları evde siyah patiskadan dikilirmiş. Bu şartlarda her yaz da, ayrıca bir ustanın yanında çıraklık yapıp para kazanmışlar.. Hafta içi okul, yazsa çıraklık..Pazarları da bağa bahçeye gidilip orada bedenen çalışma. O şartlarda alıp okuduğu, hatta sakladığı, bana kısmet olan o “Bütün Dünya”ları, “Çağlayan yayınları Yeni Dünyalarda” serisi Kozanoğlu macera kitapları benim 10 yaşımdan bu güne büyük keyifle okuyup kıskançlıkla sakladığım kitaplar oldular.

Babamın ilkokul araç gereçlerinin bazılarını yazayım : (Hiçbirinin fotoğrafını bulamadım, bulursam eklerim)

Çanta.. tahtadan, bizzat babası tarafından elle yapılmış, sapı da kayıştan, bildiğin kutu gibi bir şey. Alfabeni, kalemini, çakını (kalemtraş yoktu, kalemi çakıyla sivriltirsin) alır giderdin okula. Kalem kutun da tahtadan hem. Bir zaman ben bile kullandım :)) İkea görse bugün, hemen piyasaya sürer..

Taş tahta. A5 boyutunda, dur dur hatta 8″ inç tablet ebadında (LOL), düzlenmiş, bildiğin karataş. Ahşap çerçevelenmiş, taşıması kolay olsun diye tepesine bir de delik açılmış. (ip mi geçiriyorlardi bilemiyorum). İlkokul öğrencisine daha yazmayı öğrenmeden defter harcamanın ne lüzumu var? Yazar yazar siler bezle.

Okulda ise bunun üst versiyonu var: Kum havuzu. Harfleri de rakamları da siler siler yazar öğretmen. Haritalar kum havuzuna çizilir. Duvarda siyah/yeşil boyayla yapılmış ve kireçtaşı tebeşirle yazılabilen tahta var, lakin akılsız. 50 yılda ülkede tahtalar bile akıllandı da, neyse kinayeli yazıp kafamı bozmayayım…

Üzerinde çizgi kahramanların resimleri olan kareli, çizgili boy boy defter ? yok.

Müsvedde defteri var, sarı saman kağıdından. Ucuz. Upucuz. Yine de tasarruflu kullanılır. Kapak içleri dahil yazılmadan yenisi alınmaz.

Beyaz sayfalı defter pahalı. Kap kağıdı yok. Gazete kağıdı, durumunuz iyiyse takvim kağıdı saklanır, güzelce kaplanır kitaplar defterler, ne var?

Kurşun kalem. En dibine kadar kullanılır.

wpid-ımg-20150315-wa0000.jpg.jpeg

.Temsili Resim.

Elle tutulamayacak kadar küçüldüğünde, tahtadan sigara ağızlığı gibi bir kalem tutacağına geçirilir. GERÇEKTEN dibine kadar yazı yazılır. Yıllar sonra kendi gözlerimle kullanılmış permatik sapının kırılarak bu şekilde kalem uzatıcı olarak kullanıldığını gördüm. Google görsellerden örneklere bakmak için buradan buyrun

20140920_134224

Renk renk, biçim biçim mataralar? Ne matarası, matara askerde olur. Susayınca okul bahçesindeki sarı musluktan akan suya ağzını dayar içersin, şaşkın.

Zor yıllardı. Yokluk yıllarıydı. Yenisini bırak eskisini bulup bulamayacağın şüpheliydi. Tek pantolon varsa sabahçı abin giyer okula giderdi, öğlenci olarak o gelene kadar bekler, pantolonu giyer zil çalmadan yetişmek için koşmaktan göğsün körük gibi inip çıkarak sınıfa girerdin. Bit ne ki? Tifüs trahom vardı arkadaş!

Her şeyin ama en çok bilginin kıymetli olduğu zamanlardı.

Ama çok kahraman öğrenciler çok kahraman öğretmenler vardı. O günün lise mezunları bugünün üniversitelilerini cebinden çıkartıyorlar.

devam için buradan buyrun

4 Yorum

Filed under alışveriş işleri, ilkogretim, kültür