Category Archives: aile

Yıldönümleri -i-

“İyi bir evlilik iki şeye bağlıdır” derler.. “Doğru insanı bulmak, doğru insan olmak!”

Bunun basmakalıp bir fikir olduğunu düşünebilirsiniz, ama işin sırrı sadece bu. Bunu da buraya yazdıktan sonra, gelelim bugünkü yazının güzeller güzeli konusuna.

Evlenme yıldönümleri.. Ne güzel şeylerdir. Yılda sadece bir defa olurlar ama kutlanmaya da değerdir. Onlu yılların dönümleri apayrı heyecandır.. 25 yıla Gümüş, 50 yıla Altın Evlilik Yıldönümü dendiğini duymuşsunuzdur. (100 yaşına kadar yaşayana da “Dalya dedi” derler ama o farklı bir yazı konusu, 100 yıllık evlilik masallarda olur anca :) )

Ortaçağ Avrupasında bazı evlilik yıldönümlerine özel bir önem verilmiş. 1., 5., 10.,15., 20., 30., 40., 50., 60., 65., 70., 75., ve 80. yıldönümleri daha bir özenle kutlanmış. Evliliğin kutsallığı ve uzun yıllar sürmesi toplum için o kadar özel ki, törensever ingilizler bunu iyice özendiren (ya da en azından beni özendiren) bir fikirle 60. yılını kutlayan çifte kraliçenin özel tebrik mesajını içeren bir kart geliyor.

Benzer bir uygulama ABD’nde de var, Başkan tarafından kutlama kartı geliyor orada da. Ama tabii kraliçe’den kart almanın yanında, eh, neticede bir devlet memuru tarafından kutlanmak sönük kalır …

Buyrun kendiniz değerlendirin:

baskan_opt -

Kartı çok beğendim, sergileyeyim dersen ayrıca kraliyet çerçevecisi resmi çerçeve de satıyor sana, içine takıp gelene gidene havanı basıyorsun. kralice_opt

Bu fikri sindirmek için biraz bekleyin, sonra devam edelim.

Aradan geçen zamanda kuyumcular da “abi niye sadece 10’lu yıllara özeniliyor, aradaki yıllara da bişeyler verme adeti çıkaralım, alışveriş olsun” demişler ve adete kuyruk takmışlardır.

Klasik evlilik yıldönümü isimleri ve o yıllara ait verilecek hediyeler şu şekilde sıralanır:

Yıldönümü Geleneksel Modern
1 Kağıt Saat
2 Pamuk Porselen
3 Deri Kristal ya da Cam
4 Meyve ya da Çiçek Küçük Ev Aletleri
5 Tahta Çatal Bıçak seti
6 Şeker/Ütü Tahta
7 Yün/Bakır Masaüstü setleri
8 Çömlek/Bronz Keten/Dantel
9 Söğüt/Çömlek Deri
10 Teneke/Aluminyum Elmas Mücevher
11 Çelik Tasarım Mücevher
12 İpek/Keten İnci takılar
13 Dantel Tekstil Kürkler
14 Fildişi (etik değil,değişti) Altın mücevherat
15 Kristal Kol saati
20 Porselen Platin
25 Gümüş Gümüş
30 İnci Elmas
35 Mercan Yeşim
40 Yakut Yakut
45 Safir Safir
50 Altın Altın
60 Pırlanta Pırlanta

İşte bunlar, evlenme yıldönümlerinin adları ve alınacak hediyelerin ipuçları..

Devamı var: Yıldönümleri -ii-

1 Yorum

Filed under aile, araştırdım, insan olmak, kültür, severim paylasirim

Zenon’un sürahisi

Antik yunan felsefesinden Zenon der ki, buradan şu ilerideki ağaca kadar yürüyerek, ama her seferinde kalan yolun yarısına kadar giderek… o ağaca asla varamazsınız.

Xenon farlar bu parlaklığı adamın göz alıcı teorilerinden mi alıyor? Bilmiyorum.

Bizim evdeki sürahileri biliyorum. Kurala göre kim bitirirse suyu, sürahiyi de o doldurur. Sırf doldurma eziyetine girmemek için, susuzluktan çatlasak da sürahide kalan suyun yarısını koyuyoz bardağa..azar azar.. hop sürahi büyük oranda boş olmasına rağmen dolaba/tezgāha. Sonraki talihli, kalanın yarısını içip kaldırıyor..

Amman bitmesin.
O hoo, dünya kadar su var daha, boşver.
:)

image

Ta ki birimiz sinir olup bağıra çağıra, söylene sokrana doldurana dek..

7 Yorum

Filed under aile, ev işi, iştahlı işler

Cennet dedin de..

Bu gece, yatmadan önce kuşuna iyi geceler dilemek isteyen kızım sapsarı muhabbet kuşu Güneş’i kafesin dibine uzanmış olarak buldu. Artık bir cennet kuşu o. Bu vesile ile, uzun bir süredir taslak olarak bekleyen bu yazıyı bitirmek istedim.

*-*-*-*-

Bizim evde bu muhabbetler ara ara geçer. Ne dedesi ne büyükbabası hayatta olmayan çocuklarım, zaman zaman ölümü ve cenneti sorgularlar.
Her seferinde net olarak izah ederim: Nasıl ki çizgi filmlerin, okuldaki derslerin bir başlangıcı ve bir bitişi varsa, hayatın da bir başı ve bir sonu var.
Bazı insanlarınki uzun, bazılarınınki kısa. Süresi dolan her şey biter. Güneş’in de süresi bu kadarmış.
Seni hayatta tutan şey, içindeki can. Canın seni sen yapan şey. Geçen sene giydiğin ve eskittiğin ayakkabı gibi, içinde ayağın yokken yürüyemez, bir şey yapamaz. İşi bitince ayağından çıkarırsın ve eski yırtık pırtık ayakkabıyı da atarsın. Ayakkabı nerede olursa olsun, önemli olan ayağındır.
İçinden can çıkınca, geri kalan vücudu götürüp gömüyoruz. Cansız olan şeyler artık hiç bir işe yaramıyorlar.
Canlar ise yok olmuyorlar. Öbür dünyada bekleyip, yaptıkları iyiliklere göre cennette yer alıyorlar ve çok mutlu oluyorlar. Cennette herşey var ve herkesin her istediği oluyor.

Ölenlerimizi hatırladığımızda zaman zaman üzülsek de, belki biraz ağlasak da;  bizi mutlu eden anlarla anıyoruz, onlara dua ediyoruz. Özellikle Fatiha suresi okuyoruz. O surede de (aşağı yukarı) diyoruz ki:

Her şeyin, bütün evrenin sahibi olan Allah’a hamdolsun. Ona minnet ve şükrediyoruz. Allah merhametlidir, bağışlar. En sonunda herkesin ulaşacağı Din Gününün sahibidir. Bir tek ona kulluk ederiz, bir tek ondan yardım isteriz. Allahım bizi doğru ve güzel yola ilet, sonunda ödülümüze varalım. Bizi kötülerin ve cezalandırılacakların yoluna iletme.

 

 

 

13 Yorum

Filed under aile, çocuk, severim paylasirim

Köy Hizmetleri ;)

Nereeden nereye, dünya ne kadar da küçük dedirtecek tesadüflerle arkadaş olduğum Tipi Özdemir bir oryantiring öğretmeni~antrenörü, başarılı bir iş kadını, dogasever, anne,… bir koltukta üzüm salkımı gibi karpuzlar..
Son olarak bir girişimi var. Kayinpederinin Uludağ’ın eteklerindeki köyünden bana ve arkadaşlarına temiz gıda taşıyor. 
Köyümüzden Size adli bu girişim, benim için çok kârlı diyebilirim.  Aldığım tereyağının rengi, kokusu, tadi nasil guzel anlatamam. Marketteki markalar bu güzellik yumaklarinin tırnağı olamaz.

Bu bez torbadaki cevizler mesela, mevsimi olmamasina ragmen (eylulde toplanir ceviz, etli dış kabugu soyulur, bildiğimiz kabuğu kırılır, ic cevizin ince kabugu da soyulir ve yaş ic cevizin nefasetine doyulur. Taze yenmeyecekse kabugu ile serilir kurutulur biraz. Sonra kirilir piyasadaki ic ceviz elde edilir)
Gayet lezzetli.
image

image

Koruyucusuz katkısız köy ürünlerini tercih edin. O köy aracısız para kazansın, malını değerine satıp hevese gelsin, daha bol daha temiz üretmenin derdine düşsün.
Evinize de sizi yüz yaşınıza ulaştıracak temiz gıda girsin.
Yakinda köye misafirlige gidecegim. ;) Cocuklar normal hayat nedir görsün. ..

8 Yorum

Filed under aile, alışveriş işleri, güvenli hayat, iştahlı işler, severim paylasirim

Bir babalar günü yazısı – Konuk yazar Şebnem Çavuşoğlu

Şebnem benim on yıllık internet arkadaşım. Yüz yüze gelmedik hiç ancak kalp kalbe çok geldik. İzniyle bu yazısını paylaşıyorum.

 

Adamın biri Hazreti Peygamber’e gitmiş, nasihat istemiş.

“-Baban vefat etti mi” diye sormuş Hazreti Peygamber:…

“-Etti, ya Resulullah” demiş adam…

Hazreti Peygamber, “Öyleyse sana nasihat olarak babanın vefatı yeter” cevabını vermiş.

Annem hayatımızda bizi koruyan, kollayan, kayıran, kıyamayan, gerçekleri değiştirip bizim hoşlanacağımız hale getiren kişi olarak var oldu. Hala öyle. Başımızdan eksik etmesin. Hayallerimizi paylaştığımızda biz üzülmeyelim diye “OLUR OLUR hepsi OLUR”cu Annem, hayallerimzie bizden çok inanan, isteklerimize hayır demeyen, realitesinin olup olmadığını sorgulamayan, olması için sonuna kadar destekleyen kişi oldu. Babam hayatımızda düzeni, istikrarı sağlayan, güvenen, üzülüp üzülmeyeceğimize aldırmadan, gerçekleri söyleyen ama son kararı bize bırakan kişi oldu. Hayallerimizi, isteklerimizi ölümüne destkledi ama olup olmayacağına inanıp inanmadığını da söyledi. “OLMAZ AMA SEN BİLİRSİN”cindi O. Biz üzülsek de, kırılsak da doğru bildiğini saklamadı.

İşte babamız gidince öte tarafa, bizim ayaklarımız o zaman yere bastı:( Meğer gerçeklerin yüzümüze vurulması,Muhalefet bir gücün olması ne kadar da vazgeçilmezmiş.

İşte bu yüzden ÇOCUKLAR BABALARI ÖLÜNCE BÜYÜYOR. Sana kıyamadığı için her dediğine onay veren ,tüm isteklerini gerçekleştirmek isteyen “HAYIR” diyemeyen “HER ŞEY OLUR ÜZÜLMEYİN” diyen bir anne. Sana kıyamayan, ilerde üzlmemen için önceden sana olabilecekleri söyleyen gerektiğinde”HAYIR” diyen “İSTERSEN YAP AMA OLMAZSA ÜZÜLME” diyen baba.

İşte bu yüzden BABAMIZ ÖLÜNCE HAYALLERİMİZDEN DAHA ÇOK UZAKLAŞIP YÜZÜMÜZÜ GERÇEKLİĞE DÖNDÜK VE BÜYÜDÜK!

Şebnem Çavuşoğlu

Yorum bırakın

Filed under aile, çocuk, konuk yazar, severim paylasirim

Babalar günümüz kutlu olsun

Anneler günü güzel birşey, babalar günü de. sabah beri bir sürü kişi babasının veya rahmetli babasının resimlerini paylaştı,anılarını yayınladı, kendi çocuklarıyla resimlerini yayınlayan baba olmuş arkadaşlarım gerine gerine yayınladı resimlerini. ne güzel. baba olmak, babasını sevmek güzel bir şey.
“Soma”da babasız kalanlara Allah acısın, çok zor tabii, kaderleri kötüymüş. ancak senin babana olan sevgini göstermek, gösterdiğin sevgiyi arzu edersen yayınlamak “oooh yaa baaak benim babam var, senin yok oh canıma değsin” demek değil.
Sevgiyi ertelememek lazım, bugün varız yarın yokuz, elimizdekinin kıymetini bilmek, eni konu sevmek lazım. sevdiğini göstermek lazım. “ey somalıların babası yok üzülürler, vay bilmemnerdekilerin anası yok ağlarlar, falancaların kaç yıldır çocuğu olmuyor çocuğunu öperken resim koyma küserler, yok bilmemkimlerin oğlu sakat, şimdi sen sağlıklı oğlunla resim koyarsan alınır, ay feşmekanların arası bozukmuş, karı koca başbaşa resim koyma darılır” diye senin sahip olduğun mutlulukları sevgileri vermekten geri çekilmenin manasını görmüyorum.
Bakın, yediğin yemeği, bindiğin arabayı,gezdiğin lüks bir yeri, taktığın pırlantayı sergilemek, “alan var alamayan var, günahtır” kısmına girer, paylaşmamak lazım ayıptır.
Ama hiçkimse duygularını ortaya koymaktan men edilmemelidir.

 

Yorum bırakın

Filed under aile, facebook, internet

Aldığım en güzel iltifatlardan biri

muhabbet3

-Ejderhanı nasıl eğitirsin- filmini konuşuyorduk, laf lafı açtı, kızıma “Beni kardanadam gibi görüyorsundur” deyip havada kardanadam çizdim
\( )/
(….)

evet dedi
hem sıcağı sevmiyorsun, hem biraz tombişsin hem de yüzün hep gülüyor.

O tatlı dilini yerim senin!

2 Yorum

15 Haziran 2014 · 00:31

Anneannemden Masallar -v- “Geçinene geçim çok”

i,ii,iii,iv

Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde yaşlı bir karı koca varmış. Evlerinden hiç kavga dövüş sesi gelmezmiş, civardaki komşular da gün aşırı kendi evlerinde kopan patırtıdan utanırlarmış.

Bir gün genç bir gelin akıl almaya, fikir sormaya, işin sırrına ermeye karar vermiş ve teyzenin kapısını çalmış. Kahveler içilmiş, kızcağız utana sıkıla :

– Ben de uzun ve mutlu bir evlilik yapmak istiyorum, bunun gizi, gizemi nedir teyzem? demiş, çıkarmış ağzındaki baklayı.

Gülmüş teyze.

– Kızım, amcanla yeni evlendiğimizde bana bir şey söyledi:  “Bak hanım, benim bir huyum vardır. O gün neşem yerindeyse kasketimi arkaya iterim; ama yoook, işim ters gittiyse, keyfim yoksa kasketimi alnıma yıkarım. Baktın kafam önümde eve geliyorum, amman ha, aman diyeyim bana karşı çıkma, fena yaparım.”

– Eee sen ne dedin?

– Ben de dedim ki: “Benim de bir huyum vardır, o gün günüm iyi geçtiyse kuşağımın düğümünü arkamdan bağlarım fakat moralim bozuksa, derdim varsa kuşağımı önden bağlarım. Eve geldin de kuşağı önde gördün müü, benden uzak dur. Ağzını bile açma, kalbini kırarım”

– Allah Allah, eee??

– Eeesi meesi bu. Her gün pencerede beklerim beyimi. Baktım kasketi alınını örtmüyor, keyfi yerinde, bağlarım kuşağı arkamdan. Güle söyleye karşılarım. Baktım ki yıkmış kasketin siperini alnına, bağlarım kuşağı önden. O astıkça suratını ben iki kat asarım. Sessizlikle geçer o gün. Yoksa, birbirimize sataşırsak kavga çıkar. Eğer sır dersen, sırrımız bu güzel kızım.

demiş. Yemişler içmişler, öte yana geçmişler.

Sözün özü, evde hırgürü kesen şey, eşlerin uyumudur. İşin çoğu da kadına düşer.

“Bana benden olur her ne olursa, başım rahat eder dilim durursa” demiş rivayete göre Yunus Emre. “İki dinle bir söyle” demiş atalar.

2 Yorum

Filed under aile, kültür, severim paylasirim

Koşuşmalı Tombi’k

Ehe. Yoğuşmalı Kombi gibi. Bi de eşanjör var bi türlü cümle içinde kullanamadığım.. Buraya yazayım bari.

Güne erken başlasam da elim ağır biraz. İlla ki geç kalırım. Her yere ve her şeye.. Son dakikaların adamıyım. (Şu an çıkıp kızımı almam gerekiyor mesela, ben bunu yazıyorum. Hatta çayım da geldi. İlla sıkışarak olacak herşey, Allah’tan hızlıyım da Hermes gibi.. -amma saçma oldu aynı cümlede hermes.. neyse)

 

Sabahları evden çıkışım -lütfen Zihni Göktay telaffuzunu hayal edin.- “baskın yemiş zampara gibi”.  Ayakkabının teki ayağımda, araba anahtarı cebe, telefon bir başka cebe sokulmakta, montu koltuğumun altına kıstırmışım, kıç cebimde o gün yapılacak şeylerin sağa sola not alınmış kırpık kırpık kağıtlar, bi koltuğumun altından scart kablosu sallanmakta, elimde koca bir ikea çantası, içi o gün uğranılacak ve bırakılacak saklama kapları, ilaçlar, servise verilecek bozuk ürünlerle dolu. Saçıma tarak sürdüysem şanslıyım. Asansör aynasında kalem çekmişliğim vardır.. Ruj zaten arabada bi kırmızı ışıkta halledilir, acelesi yok!

Kızı okula eşimi Metro istasyonuna atıp günlük rutine başlıyorum. Dört evin bir oğluyum ben. Bu sabah mesela arabayı otoparka yıkamaya bırakıp (ki pişmanım) muhasebeciye ve notere gittim. Yeğenimin partisi için sipariş verdiğim folyo balonu sormaya uğradım, yol üzerinden bir çamaşırcı bulup evin erkeklerine iç çamaşırı aldım, kasaba uğradım köfte bitmiş, tavuk budu aldım bi ara fırınlayacağım, geçerken bir çingene bulup yılın ilk nergisini de aldım, kadın indirim de yaptı :))

Oradan eve dönüp bunları bıraktım, işe geldim. Kafamda deli yazılar, oturup neler neler yazacağım… (Mesela dün neler yaptığımı yazacağım, hangi dertlere deva olduğumu… Telefona ne kadar sinir olduğumu…Yeni aldığım cici Pebbloşumu anlatacağım.. Neler neler)

Nasreddin Hoca bir gün evden çıkarken “Hanııım, ben kahveye gidiyorum, bir saat sonra gelirim” demiş. Hanımı da içerden : “İnşallah de, beey!” diye seslenmiş. Hoca öfkenlenmiş, “ne inşallahı be? aha iki adım ilerde kahve, bi kahve içer, sohbet eder gelirim” çekmiş kapıyı çıkmış. Daha bahçe kapısında bir süvari çevirmiş hocayı. “Atın tayı yanında, ama yavaş gidiyor, yol uzun telef olacak, al şunu kucağına Akşehir’e kadar taşı çabuk” diye emir vermiş. Haydaa, ne yapsın Hoca, emir demiri keser, yallah etmiş tayı, atın tozunu yuta yuta taa Akşehir’e kadar gitmiş, yayan yapıldak geri dönmüş ki gecenin körü olmuş.Kapıyı çalmış .. “Kimdir o?” demiş kadın. Hoca bitkin bitkin “hanım İNŞALLAH benimdir” demiiş.

İşte ben de bu planımdan evvel inşallah demediğim için, bi girdim, bilgisayara manyak virüs kaptırmışlar, Smart Guard Protection diye.. Allahın bir belası. Söküp atana kadar bu saati buldum.

Yazılar da sonraya kaldı artık. Gideyim kızımı alayım, eve varayım, akşam yemeği, çocukların ödevleri, kendi hesap kitap işlerim, e malum ikinci üniversite işlerim, kahvem, yıkanacak çamaşırlarım, dikilecek düğmelerim, yamanacak çorabım, oynanacak oyunlarım ve izlenecek filmlerim var.

—————–

Her bilgisayara a) avast antivirüs kurun, b) bi ara sistem geri yükleme noktası oluşturun!!

20140103_194815

4 Yorum

Filed under aile, ben yazdım, insan olmak, severim paylasirim

İşten artmaz, dişten artar.

Ben bu sene akıllandım . Buyrun ispatı:
Bu benim “Altın Yumurtlayan Kaplumbağam”.
image

Akşam eve gelince cebimde kalan 1 liralari buna atiyorum.
50 kuruslar kizin, 25 kuruslar oglanin bombozuk olanlar da Ziraat bankasinin kumbarasina gidiyor. (*)

Kaplumbağam tıka basa dolduğunda, artık bir ay mı olur üç ay mı  belli olmuyor, içinden çıkan paralar = 1 Çeyrek oluyor.  Çeyrek kumbarasina gidiyor.

:) Fena mı?

*-*-*-*-*-*

Almak istediğim çok güzel şeyler var. Ama elimi cebime atmadan önce şunu düşünüyorum: “İstiyorum Evet, peki ihtiyacım var mı?”
Bu soru bana geçen sene epey tasarruf ettirdi. Hala kapılıp aldığım, ota b.ka para verdiğim oluyor ama ;) akıllandim o kesin.
Çocuklara öğüdüm : “Para oyuncakçıda/markette vb vb duracağına bende dursun. Para bana lazım niye adama vereyim? ”

*-*-*-*-

Bu da geçen yıl oğlum anaokulundayken Kızılay’a ziyarete gittiklerinde dağıtılan kumbara. 5-10 kuruşlar buna gidiyor. Azımızı çoğa saysınlar artık. Bu sene Şubat tatilinde götürüp vereceğiz bankaya..
image

 

3 Yorum

Filed under aile, alışveriş işleri, çocuk, severim paylasirim