Tag Archives: anneannem

Anneannemden Masallar -iv- Arifin Tarifi

i,ii,iii,v

Adamın biri mutluluğun sırrını arar dururmuş. Köy köy, kasaba kasaba gezer civarın en yaşlı insanlarıyla sohbet edermiş. Arar dururken, ihtiyar bir adamla karşılaşmış. Adam saçı sakalı ağarmış, beli bükülmüş, dişi dökülmüş bu ihtiyarın yüzündeki mutluluğu görünce, aradığı kişiyi bulduğunu anlamış.

Yaşlı adamla tanışmışlar. Hatta yaşlı adam bizimkini evine davet etmiş. Evde de onları yine yaşlı mı yaşlı, dizinin dermanı kaçmış ama gözünün feri uçmamış bir kadıncağız karşılamış. Misafiri görünce, zaten güleç olan yüzü bir kat daha ışımış kadının.

Hemen beylere yer göstermiş tertemiz odada. Peykeye kurulmuş adamlar ki hemen kahvelerini ikram etmiş, yanı lokumlu. Mutluluğun formülünü arayan adam, derin bir nefes almış. Bu basma perdeli fakir ev, evdeki yaşlı karı koca huzur ve mutluluk saçıyorlarmış etrafa.. Uzun lafın kısası, adam niyetini açmış, dede de ağzını: “bak oğul, benim hanım taa ilk evlendiğimiz günden beri her sabah özel bir karışım hazırlar. İyi dinle, iyice anla: Bir bardak ılık, ballı,tarçınlı süt. Her ama her sabah ağzım tatlanır, içim ısınır. Keyfim yerine gelir. Benim keyfim gelince, günüm iyi geçer, benim günüm iyi geçerse hanımın da yüzü güler elbet. Birbirimizi hoş görürüz, hoş tutarız beli, lakin mutluluğumuzun sırrı da bu sütte gizlidir.”

Adam hemen eve koşmuş, hanımına anlatmış: “Bundan kelli her sabah bana ılık, ballı, tarçınlı süt getir kadın. Mutluluğun formülünü bulduk”

Kadıncağız biraz safçaymış, ama ikiletmemiş sözünü erinin. Adam sabah uyanır uyanmaz, başucunda bulmuş mutluluk formülünü. Bir dikmiş başına ki, dibini görmüş.Görmüş ama görmez olaymış.. Haykırmış adam midesi bulanarak :” KADIN NE BU BANA İÇİRDİĞİN?”

“Kızma bey” demiş kadın “Süt sağamadımdı, ayran vardı dolapta ayranı ılıttım. Tarçın da kalmamış, karabiber serpiverdim. Bal da yok idi, sirke katıverdim. Hemen de kızıyorsun ne farkı var işte aynısı oldu..”

Adam anlamış ki.. Evet sen de anladın onu.. Hadi selametle.

1 Yorum

Filed under ben yazdım, kültür

Anneannemden Masallar -v- “Geçinene geçim çok”

i,ii,iii,iv

Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde yaşlı bir karı koca varmış. Evlerinden hiç kavga dövüş sesi gelmezmiş, civardaki komşular da gün aşırı kendi evlerinde kopan patırtıdan utanırlarmış.

Bir gün genç bir gelin akıl almaya, fikir sormaya, işin sırrına ermeye karar vermiş ve teyzenin kapısını çalmış. Kahveler içilmiş, kızcağız utana sıkıla :

– Ben de uzun ve mutlu bir evlilik yapmak istiyorum, bunun gizi, gizemi nedir teyzem? demiş, çıkarmış ağzındaki baklayı.

Gülmüş teyze.

– Kızım, amcanla yeni evlendiğimizde bana bir şey söyledi:  “Bak hanım, benim bir huyum vardır. O gün neşem yerindeyse kasketimi arkaya iterim; ama yoook, işim ters gittiyse, keyfim yoksa kasketimi alnıma yıkarım. Baktın kafam önümde eve geliyorum, amman ha, aman diyeyim bana karşı çıkma, fena yaparım.”

– Eee sen ne dedin?

– Ben de dedim ki: “Benim de bir huyum vardır, o gün günüm iyi geçtiyse kuşağımın düğümünü arkamdan bağlarım fakat moralim bozuksa, derdim varsa kuşağımı önden bağlarım. Eve geldin de kuşağı önde gördün müü, benden uzak dur. Ağzını bile açma, kalbini kırarım”

– Allah Allah, eee??

– Eeesi meesi bu. Her gün pencerede beklerim beyimi. Baktım kasketi alınını örtmüyor, keyfi yerinde, bağlarım kuşağı arkamdan. Güle söyleye karşılarım. Baktım ki yıkmış kasketin siperini alnına, bağlarım kuşağı önden. O astıkça suratını ben iki kat asarım. Sessizlikle geçer o gün. Yoksa, birbirimize sataşırsak kavga çıkar. Eğer sır dersen, sırrımız bu güzel kızım.

demiş. Yemişler içmişler, öte yana geçmişler.

Sözün özü, evde hırgürü kesen şey, eşlerin uyumudur. İşin çoğu da kadına düşer.

“Bana benden olur her ne olursa, başım rahat eder dilim durursa” demiş rivayete göre Yunus Emre. “İki dinle bir söyle” demiş atalar.

2 Yorum

Filed under aile, kültür, severim paylasirim

Anneannemden Masallar -iii- Başarının sırrı

Padişah Kızı ile

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, bir padişahın dünya güzeli bir kızı varmış. Kız güzellikte yeni doğan aya, “sen doğma ben doğayım” diyormuş. Hem de marifetliymiş bu kız, sağına döner kuran okur, soluna döner gergef işlermiş…

Taliplilerin beşi gider onu gelirmiş her gün. Padişah tek bir istekte bulunurmuş… “Kızımı alacak kişi kızımın dengi olmalı.. bir ineği iki eliyle tutup havaya kaldırabilmeli” dermiş..

Çünkü padişahın kızı has ahırdaki ineğini hop diye kaldırabiliyormuş… Padişahın kızını alıp da ileride padişah olmaya heveslenenler doğrudan geri dönüyorlarmış. Niyeti ciddi olanlar bile denemeyi göze alamıyorlarmış..

Kızı gerçekten seven bir de delikanlı varmış bu taliplerin arasında. Gözüne uyku girmiyormuş aşkından.. Ama bir inek öyle hop diye nasıl kaldırılır ki? Koç olsa neyse.. Düşün düşün perişan olmuş çocuk..

Bir gün, sultan hanımın dadısı bu çocuğun nasıl da süzülüp gittiğini fark etmiş. Gencin ailesini, anasını atasını tanırmış dadı. Kendi kızı gibi gördüğü sultan hanıma için için layık bulmuş delikanlıyı. Çağırmış bir kenara, işin sırrını deyivermiş…

– Bak oğulcağızım, sultan hanım kız bu ineği ilk doğduğu gün aldı kucağına.. sevdi okşadı her gün. Her gün kucağına ala ala, gün günden büyüyen dana inek olana kadar,  beraber kendi de güçlendi. Birden bire inek kaldırılır mı?

Delikanlı sevinçten çılgına dönmüş. Hemen yeni doğmuş bir danayla başlamış çalışmaya. Üç dört ayda, bir ineği kaldırabilecek kadar güçlenmiş.

Padişahın huzuruna çıkıp sultan hanım kıza talip olduğunu söylemiş. Getirmişler ineği, Hop diye kucaklayıp kaldırmış bizimki. :)

Padişah dönmüş kızına bakmış; kız da bu azimli, yakışıklı delikanlıyı beğenmiş, fikri nerden bulduğunu da anlamış ama çok da mühimsememiş.. Olur diye göz etmiş babasına.

40 gün 40 gece düğün yapılmış. Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine.. Gökten üç elma düşmüş, biri masalı anlatanın, biri dinleyenin, biri de dersini anlayanın başına…

2 Yorum

Filed under çocuk, ben yazdım, kültür, severim paylasirim