Category Archives: aile

Koşalım güzelleşelim #cocukmaratonu

Pazar günü anneler günüydü. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çocuk Maratonu düzenlemiş. 23Taa ne zamandan maili geldi, oğlanı yazdırana kadar istikhak dolmuş ben de kızı yazdırdım 11-14 yaş grubuna.

7000 çocuk kayıt olmuş, mahşerî bir kalabalık bekliyordum ama çok çok akıllıca dağıtılmış zamanlar.Herkes aynı anda aynı yerde değildi. İlkin cumartesiden kimlik gösterip numara aldık. Numaraya ek olarak anne-çocuk için bileklik de var, kimse kaybolmasın diye tedbir alınmış. Ziyadesiyle kaybolan vardı. Ben olsam okuma bile bilmeyen çocukları toplanma noktalarına çekebilmek için rengarenk gözalıcı boyarım o noktaları. Ve yere de çizgiler çizerim. “Kaybolursan pembe çizgiyi izle oğlum” diye baştan peylersin böylece. Bizim buluşma noktamız Salcano çadırı olarak kararlaştırıldı (iki çocukluysan, girmeden nasıl çıkacağını hesaplamak lazım) çünkü heryer bembeyazken o çadır kıpkırmızıydı ve hepimiz kolay buluruz dedim. 20150510_112555

Pazar sabah alana girerken sırt çantası içinde bandana, şapka, t-shirt verdiler. Herkes giyindi, numarasını göğsüne iğneledi. Yarış önce bizim gruptan başlıyordu. Bin kişinin arasına kattık kızı, tribüne çıktık oturduk. Kendi yaş aralığını 3 gruba böldüler 1 KM koştu hepsi. Çok heyecanlıydı. 20150510_100741

Koskocaman çadırlar altında cayır güneşten korunduk, çay kahve aldık. Annelere karanfiller, maratonculara güzel bir madalya (çünkü herkes şampiyon, Rahmeli Barış Manço anısı burada girer) bir sertifika, bir de zarf dolusu sponsor bileti verdiler. Kız pek sevindi.

24

Katılmasa da her çocuğa patlamış mısır ve pamuk şeker dağıtan arabalar her köşedeydi. Eğlenceli oyunlar, fotoğraf çekimleri, istediğin kadar su. (bu mühim!)

Askerliğin zorunlu olduğu bu ülkede kimsenin sıraya girmeye tahammül edememesi de ilginç.

Kızı finiş çizgisinde bulabilmek için kendisine pebble taktım. O da beni bulsun diye cart sarı şapkam var zaten.. Ok.  Mesaj atabilmek için eşimin cep telefonunu aldım elime ve anında hem eşimi hem de eşimin elinden tutan oğlumu yitirmiş oldum. (sanırım ben kendim kaybolmuş da olabilirim)

Oğlanın üzerinde #TrackR var Allahtan da adamı nasıl bulurum emin değilim. Akıl eder de elini bırakmaz oğlumun inşallah. Bu sıcakta fıldır fıldır gpsle aranmaktansa, ikinci iyi fikre geçtim.

Kendimi Salcano çadırının serinliğine attım. Oturduk kızla sohbeti koyulttuk. Neden sonra telefonum çaldı, bir hayır sahibinin telefonundan aramış olan değerli eşim hönkürdü neden kaybolduğumu?

Soooonunda buluştuk. Alanı turlama esnasında bir kez daha kaybedildim. Ondan sonra da aldırmadım. Kısmetten öte köy yok, hem anneler günü ben eğlenmeye gelmişim.

Ayrıca kim kime sahip çıkacak arkadaş?

Çıkışta bilekliklerimiz kontrol edilerek salıverildik. Öyle rastgele bir çocuğu alıp çıkamıyorsun yani. Beğendim..

Bir sonraki maraton Nike İstanbul

Nerde hareket orda bereket arkadaş. Ben bu halimle 5 KM koşmaya adayım ya artık ne diyeyim…



2 Yorum

Filed under aile, çocuk, saglik, severim paylasirim

İsmen ve resmen dert

Her ana babanın çocuğu üzerinde birçok hakkı var. Çocukların da ana baba üzerinde üç hakkı varsa, yani ahirette anasindan babasindan hesabini soracağı üç şey varsa, biri de güzel bir ismi olması.

Çocuğa güzel bir isim koymak çok önemli.

Sırf Kuran’da yazıyor diye, Büdü (iyyakenabüdü) koymamak, mesela. Kezban da boyle bir isim.  Yalancı anlamında.

Yaşlıların, ölmüşlerin isminin koyulmasını da çok garip buluyorum. Çok gereksiz. İki kuşakta bir isimler aynı.

Mehmet’in oğlu Ahmet, onun oğlu dedesi gibi Mehmet, onun oğlu gene Ahmet… Kıt işte.

Ve bir çocuğun bir ismi olur.

İlk çocuk diye mi bilmem, bana iki isim koymuşlar, ikisi de nüfusta geçiyor. Bir de geleneksel göbek adım var. Topladın mı üç… Gerçi ikinci ismimi bir tek okuldaki arkadaşlarım bilebilir; yoklamada yazardı. Hiç kimse bugüne kadar bana o isimle hitap etmedi, herkes bana İpek der. Benim adım İpek. Babam rahmetli, “Menderes’in gelininin adı” diye beğenip koymuş. Bence güzel isim. İpek Kramer de bayağı karizmatik, hoş kadın.. Diğerini nüfustan sildiresim var, lakin annem bozuluyor.

Bir de bankalardan arandığımda müşteri temsilcisi kullanır öbür ismimi. Hafif bir telaş sarar, sanki “Bilmemne Hanım” değilmişim de rolünü yapmaktaymışım gibi. O da ben, ama değil işte.

*-*-

Esas kardeşimin iki ismi var kiiii.. Biri babaannemin ismi. O da zorla koydurulmuş bir isim. Eski, arapça,  son derece modası geçmiş bir isim. Bacım süper olduğundan zaman zaman bize “Şükriye” olur.. “Ben yapmadım Şükriye yaptı”, “gelin Şükriye size bir şey diycek” gibisinden gayet şizofrenik-komik lafları vardır kendisinin…

Her yerde de sorun aslında. İki isim güzel değil. (iki soyadım var ki, ona hiç gelmeyelim)

*-*-

Bir  kuzenimin eşini “Serdar” olarak tanıdık. Çocuk bize Serdar… Ailesinin bir bölümü ise “Veysel” olarak biliyor kendisini. Baba tarafı bir isim koydurmuş, Anne tarafı diğer ismi… İki taraf da yıllarca inat ederek çocuğu KENDİ ismiyle çağırmakta. Hatta babaannenin büyük mecliste, “kendini bilen Veysel der!” şeklinde kestirip atmışlığı varmış…

Yıllar boyu süren kriz ve gerginlik. Noolur yani? Nooolur???  Serdar da ” Ben de aptal gibi oldum, kim ne derse bakıyorum” diyordu…

Aynısı son doğan yeğenimde de yaşanmakta. İki isim koydular. Biri “A” diyor, biri “B”. Ben şimdilik bebiş diyorum, bebişin hiç umrunda değil. Bir karar verseler de ben de kurtulsam. Tamam iki isim koy, on isim koy, ama tek isimle çağıralım biz. İşi yokuşa sürmeyin….

Çocuklara birer isim koyduk. Sen sağ, ben selamet.

Amma, bu yazının konusu :

gerçekten iki isim konmuş ve iki isimle çağrılan çocuklar

Cansu Gülnur- Ali Kemal- Aleyna Sude – Hatice Kübra- Buğracan Akif-

Ne bileyim, Barış Manço, Sezen Aksu, Kurtalan Ekspress  filan der gibi, kendi çocuğuna iki isimle hitap ediyor kadın/adam… Çok saçma.

daha fenası var…

(uzun zamandır bekliyor yazı taslakta. 07/05/1012’de başlamış bırakmışım. “daha fenası” olarak yazacağım lakırdıyı unutmuşum=bunu yayına bu şekliyle veriyorum)

7 Yorum

Filed under aile, çocuk, saçmasapanlıklar, soruyorum

İsmini değiştirmek ister miydin?

Kimlik ve isim değiştirme yazımın arkasından Belgin’in de yorumuyla karar verdim.

Duyurabildiğim kadar kişiye duyursam ne güzel olur

İmzalar mısın?

https://www.change.org/p/içişleri-bakanı-nüfus-ve-vatandaşlık-işleri-adımı-değiştirebilir-miyim?

4 Yorum

Filed under aile, şikayetlerim

Çocuğun kendini koruyabiliyor mu?

Bugün çok başka bir konu yazacaktım ama bu acil. Ekspres olacağım! Bir zahmet Leaders Hill ile tanışın:

Okur; bu Leaders Hill

Leaders Hill bunlar da benim okurlarım.

Bunu geçtikten sonra kısa özet: Webinar: web semineri yapıldı. (webiner denemiyor malesef, jargon oturmuş durumda)

Konu: Akran baskısı ve zorbalık karşısında, siz yokken çocuğunuz kendisini koruyabilir mi?

nedir ne değildir, uzun uzun yazışırız. İşte seminer linki . buradan (Katıl) altında (sunumu başlat) tıklayın

Lütfen çok kısa süre online kalacak bu bir saat 15 dakikalık semineri izleyin. Vaktiniz olursa ekleri  de indirin. LÜTFEN çevrenizdeki annelere yayın.

Teşekkürler.

Buradan sonrası uzun kısmı..

Duyar duymaz kaydımı yaptırdım, online eğitimlere, TED konuşmalarına özel bir düşkünlüğüm vardır. İnternet bağlantısının berbatlığı başta olmak üzere bir sürü saçmasapan sebep yüzünden izleyemedim adam gibi..
webinar’in sahibesi Işıl hanım aradı, kısa da olsa katılımım için teşekkür etti ve kaçırdığım kısımlar için kısa bir süre aynı linkten izleyebileceğimi belirtti. Ben de durur muyum “e ben de paylaşayım da herkesler faydalansın” didim.

İşin ilginç tarafı, bizatihi hayatımın en başından beri bu “bullying” denilen zorbalıkla karşı karşıya kaldım. İlkokulda adımla alay eden beni “iplik” diye çağırıp ağlatan Nuri yüzünden katılarak ağladığım oldu. Bir gün babam müdahil oldu, (genelde sorunlarını kendi başına çözen bir aileyiz.) ya da müdahil oldu diyemem, akıl verdi..”kızım Nuri’nin hoşuna giden şey seni ağlatmak. Sen ağlamayıp aldırmadan geçersen durur. Ona bu zevki yaşatmayı bırak” mealinde bir öğüt verdi.

İki kere duymazdan geldim, hakikaten olay bitti. Nuri de büyüyüp Doktor oldu :))

Kızım benzer bir vaka yaşadı ilkokulda.. Her gün “Atatürk heykelinin önüne gel döveceğim seni” diyen bi oğlan çıktı. Hayda.. Kızın ödü patladı.. Çocukla ayrı veliyle ayrı öğretmenle ayrı konuştuk.. Cık. Oğlan bize “tamam” diyor.. yine tehdit..

Kıza aikido dersi aldırdık. Elini kaldıranın elini kıracak kıvama geldi. Olay çözüldü.

Oğlum yeni bir okula başladı bu yıl. İlk günden itibaren soyadıyla dalga geçiyor iki çocuk. Oğlum da nazenin istanbul beyefendisi olduğundan gık diyemiyor. Genelde ağlayıp öğretmene şikayet ediyor. Babası “ağzının üzerine iki tane vurmasını” öğütlemeyi düşünmekte ama ona da ben engel oluyorum. Şiddet istemem. Niye? “deveden büyük fil var” diye.. Benim oğlum senin oğlunu, senin annen beni döver diye gider bu. Gerek yok. Ayrıca da ben Atakan’ın hanım hatun kibar annesini pekala döverim o ayrı.. :::D

Benim öğüdüm “aldırma, diyelim ki orada bir ördek vakvaklıyor, dinleme, geç” oldu. Bir süredir azaldı diyebilirim olay ama bitmedi. İki günde bir “böhü Atakan beni ağlattı” diye geliyor. (bu hafta başka bir çocuk da Atakana lakap takmış bu sefer de Atakan ağlamış.. kendi ilacının tadına bakmak…)
Anneyle,öğretmenle ya da okulla konuşmadım. Kendisi çözsün istiyorum. Kendi soyadı, ömür boyu taşıyacak.. Er geç her alanda dalga geçecek birileri çıkacak. Kendisi ilk önce dalga geçerse, ciddiye almayı bırakırsa rahat edeceği kanaatindeyim. Bunları yazarken, web seminerini adam gibi dinlemediğimi, kişisel görüşlerim olduğunu hatırlatayım.

Haftasonu oturup salim kafayla izler, tekrar yazarım.

1 Yorum

Filed under aile, çocuk, güvenli hayat, ilkogretim, OKUL, severim paylasirim

İki Arvad Masalı – İki Karısı Olan Adam

Bu masal antep masalıdır. Eski ve güzel bir masaldır. Haticeye değil neticeye bakanlar için alınacak çok ders vardır. Tam olarak antep ağzı konuşabilen birinden dinlerseniz, gülmekten bayılırsınız. Ben sadeleştirerek yazacağım. Başlıyorum:

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, deve tellal iken, pire berber iken, ben babamın beşiğini tıngııır mıngır sallar iken….

Bir köyde bir adam varmış. Her sabah, camiye erkenden gidermiş. Ama ne kadar erken giderse gitsin illa ki kendisinden çok daha önce gelmiş olan bir başka adamla karşılaşırmış. Bir türlü en erken gelen kişi olamazmış.

Gel zaman git zaman adam çok merak edip sormuş:

-Hemşerim sen nasıl oluyor da bu kadar erken geliyorsun camiye?

Adam da cevap vermiş:

– Benim iki arvadım var. Her sabah biri uyandırmasa diğeri uyandırır, erkenden gelirim camiye.. erken gelmek istersen al bi arvat daha..

Adamın aklına yatmış bu fikir. Bi kadın daha almış.

Aaa, o da ne? kadınlar bir türlü anlaşamıyorlar. Her konuda her an kavga eksik olmuyor evden… “bana onu aldın, öbürüne çok aldın, bana öyle öbürüne şöyle” derken herifin de tadı tuzu iyicene kaçmış.

Kadınların dırdırı adamı yemiş bitirmiş, evde duramaz olmuş. Öyle ki camiye diğer adamdan da erken gelmeye başlamış!

“ikinciyi al” diyen adam sormuş

– Ee, nasıl oldu da benden de erken gelir oldun birader?

Bizimki açmış ağzını anlatmış hallerini:

BİRİNE ALDIM ASTAR , ÖTEE HAMO BEZİ İSTER

YARABBİ İKİSİNİNDE ÖLÜSÜNÜ Bİ GÜNDE GÖSTER

YANDIM İKİ ARVAD ELİNDEN, İLLE DE BÖYÜGÜN ELİNDEN

BİRİ SAĞ YANIMDA YATAR, BİRİ SOL YANIMDA YATAR

SABAACE SAHALIM TÜHRÜĞE BATAR

YANDIM İKİ ARVAD ELİNDEN, İLLE DE BÖYÜGÜN ELİNDEN

BİRİSİNE ALDIM EDİK, ÖTEENE DE SO’NA ALIYM DEDİK

SABAACE KÖTEK YEDİK

YANDIM İKİ ARVAD ELİNDEN , İLLE DE BÖYÜGÜN ELİNDEN….

diye dert yanmış …

 

 

Benim bildiğim yukardaki gibi ama, şiirin farklı versiyonlarını da buldum netten onları da ekliyorum..

Hey ağalar için için

Ben ağlarım için için

Avrat beni döğeyazdı

Kaburgamı kırayazdı

Onlar iki ben bir tane

Farş malamat olayazdım

Yandım iki avrat elinden

İlle büyüğün dilinden

Ciğer çengelde kurtlanır

Gömlek sırtımda bitlenir

İki çengi nisbetlidir

Yandım iki avrat elinden

İlle büyüğün dilinden

Biri sağımda yatıyor

Biri solumda yatıyor

Sakalım tükürükten batıyor

Yandım iki avrat elinden

İlle büyüğün dilinden

Büyüğün adı Hediye

Küçüğün adı Tutiye

Haftada giderler kadıya

Yandım iki avrat elinden

İlle büyüğün dilinden

Çökelek koydum tirkiye

Ne bahanem var türküye

Dağda tülenmiş tilkiye

Döndüm iki avrat elinden

İlle büyüğün dilinden

Büyüğü kazan karası

Küçüğü ciğer yarası

Allah ikisini de alası

Yandım iki avrat elinden

İlle büyüğün dilinden

Arabanın köpün sökünce

Kapıdan yanımı kesince

Sol tarafıma vurunca

Bağırsağımı yırtayazdı

Onlar iki ben bir tane

Farş malamat olayazdım

Hey ağalar hey ağalar

Avrat beni döğeyazdı

Çekti bıyığımı kopardı

Sakalımı yolayazdı

Eşeğe biner eşerim

Karlı dağlar aşarım

İkinizi birden boşarım

Yandım iki avrat elinden

İlle büyüğün dilinden

Yandım İki Avrat Elinden

——————————————————

İki evliler arsız olur
Özü gözü nursuz olur
Ölende imansız ölür
Yandım iki karı elinden

Büyüğün oğlu uşağı
Küçüğün koka döşşeği
Olmuşam hammal eşşeği
Kime derler ne getirdin

Orta kapıyı ben açtım
Onlar döğüştü ben kaçtım
Ettiğim işlere şaştım

Yandım iki karı elinden
İlle büyüğün elinden

Yük yığarlar yük üstüne
Döğüşürler baş üstüne
Beni de küçüğün üstüne

Yandım iki karı elinden
Hele büyüğün dilinden
İlle küçüğün elinden

Aş pişirir gamga ile
Tuz atarlar önge ile
Getirirler kavga ile

Yandım iki avrat elinden
İlle kumanın dilinden

İki avrat mantı pişirir
Mantının suyun taşırır
Ben yimem karnım şişirir

Yandım iki avrat elinden
İlle kumanın dilinden

İki avrat hamur açar
Kuması tozunu saçar
Herif de dışarı kaçar

Yandım iki avrat elinden
İlle kumanın dilinden

Alttaki avrat yaşmak ister
Üstteki avrat boğuşmak ister
Herif oradan kaçmak ister

Yandım iki avrat elinden
İlle kumanın dilinden

Birine aldım alaca
Biri peçe istiyor karaca
İkisine bir salaca

Yandım iki avrat elinden
İlle kumanın dilinden

Bir ciğer aldım kurtlandı
Sırtımda gömlek bitlendi
İkisi de birden inlendi

Yandım iki avrat elinden
İlle kumanın dilinden

——————————————————-

Birine aldık bir edik

Ötekine de alalım dedik

İki avrat aldıkta bir halt mı yedik

Geralim hey hey

Geli geliver kız sekerek

Boğazına dursun hamçökelek(3)

Avradın kötüsü kötüden kötü

Dolapta kokutmuş yüz dirhem(4) eti

Başına düşürmüş sirke(5) ile biti

Yandım kötü avrat elinden hey

Geli geliver kız sekerek

Boğazına dursun hamçökelek

Gerali dedikleri de bir ala dana

Çekmiş bıçağı çıkmış meydana

Birinin adı Hediye, birinin adı Dudu’ya

Yandım iki avrat elinden hey

Geli geliver kız sekerek

Boğazına dursun hamçökelek

Gır(6) atıma biner karlı dağdan aşarım

Canımı sıkmayın avratlar da

İkinizi birden boşarım

Yandım iki avrat elinden hey hey

Geli geliver kız sekerek

Boğazına dursun hamçökelek

1 Yorum

Filed under aile, araştırdım, insan olmak, kültür, severim paylasirim

REBLOG: Silika jel hakkında yazısıyla : Işıl

Yeni bir çanta ya da cüzdan aldınız…İçinden çıkan küçük Silika Jelleri atmayın !.

 

Bu arkadaşı ben yeni keşfettim. Orijinal ve hevesli yazılarını da takip etmekteyim. Son yazılarından birinde benim uzuuuuun zaman önce yazmayı istediğim şeyi yazmış.. Silica Gel paketçiklerinin kullanma alanları.

Bravo diyor, kendi kullanım alanımı da ekleyip kaçıyorum.

Değerli kitaplarımın kutularına da bir iki tane atarım ben silikajel. Kitap kadar neme hassas bir şey olamaz.

El yazması kitaplarım var, ilk baskılarım. Benim için çok değerli ama piyasada ancak mangal tutuşturmaya yarayacak babamdan kalma dergilerim var.

İşte onları biraz daha özenli korumak için nem çekici ajan olarak silikajel kullanırım. Çünkü, ne demişler, “duvarı nem, adamı gam yıkar”

wpid-20150215_131011.jpg

Herkese de öneririm.

 

Yorum bırakın

Filed under aile, kültür, kitaplar, severim paylasirim

“Galeba” Kedili hayatın ilk ayı bitiyor

Bu arada öğrendiğim şeylerin sayısı bini aştı.

“kedi gibi” uysallık ifadesidir de, kedinin karakteri kadar sizin eğitiminiz de önemliymiş. Yoksa görürüm ben “kedi gibi”yi. Çırmık içinde kalırsınız.

Kediye iyi davranmak lazım. Kumunu temiz, yemeğini suyunu taze seviyor. Pati aralarına kum kırıntısı girebiliyor, kontrolü ihmal etmeyin.

wpid-20150204_192411.jpg

Kedi kumunu temizledikçe, (elek-kürek arası bir şey var bunun için) eksilen kumu tamamlamak lazım. Haftada bir de komple atıp kabını yıkayıp yeniden doldurmak gerekiyor. 10 kiloluk kum poşetini indir kaldır, aç kapa yapmamak için buraya boşalttım. Çok pratik oldu. Eski usül çift kapaklı temiz bir bidon bulursam benden mutlusu yok.

Keza 3 kiloluk mamayı da aç kapa yaparken aroması kaçmasın diye de 50’şer gramlık porsiyonlar halinde buzdolabı poşetlerine stokladım. Kıyabilirsem bir Tupperware ayırıp ona dolduracağım…

Kedi cezadan anlamaz. Kediyi hiçbir şey için cezalandırmaya kalkmayın. Aradaki bağlantıyı kuramadığı için size kin beslemeye başlar sadece. Etki-tepkiyi kolayca öğrenir.

Temizlik konusunda… Kedinizi tarayın arkadaş. Kedi taranmayı seviyor. 4 çeşit kedi tarağımız var. Biri kızın bebeklinden kalma.
image
Nuk bebek fircasi kediye kaldi. :))

Biri oyuncak bir fırça, biri yedek fırçam, biri de pet şoptan aldığım Furminatör diye satılanlardan. Markası başka.. İçime bu sindi.. Bıçaksız, kesmiyor tüyleri, tararken topluyor. Taranınca parlıyor tüyleri, bambaşka güzelleşiyor bebişimiz.

wpid-20150203_202255.jpg

wpid-20150203_202333.jpg

Kedi huzur veriyor insana, aileye neşe katıyor ona kefilim. Kucakta gezmekten yoruluyor bazen. Cılkını çıkarıyor çocuklar bazen. Tırmık izlerini sayıyor oğlum “26-27…” diye. Mıncırmasın o  da.

wpid-20150204_192044.jpg

Kediseverlerin apayrı insanlar olduğunu farkettim. Farklı bir grup. En tepede ise Üzüm ile Ryuk‘ın sahibi var. Fenomen Yeşar beyi ben bir haftadır izliyorum. Ryuk adamım oldu çıktı.

Allah aşkına şu aşk değil mi?

wpid-screenshot_2015-02-05-14-34-15.png

Bu ekibin kendi dergileri olması da kaçınılmaz. Bunu da özellikle ve güzellikle tavsiye ediyorum. Kedi ve Diğer Şeyler

Dergi için kedidergi adresi var.

wpid-20150205_124335.jpg

Geç kalmayın, abone olun..

Geçen yazıda unuttuğum bir kitap da, o eski güzel günlerde bizzat yerinden (Taksim Arion) aldığım “En Güzel Kedi Hikayeleri“dir. :))) Onu da ekleyeyim buradan..

 

 

 



 

 

3 Yorum

Filed under aile, alışveriş işleri, araştırdım, instagram, internet, kültür, Kedi, severim paylasirim

Cimrilik değil tutumluluk kardeşim…

Bir şeyi para verip almak ya da yolda bulmak sorun değil. Malıma sahip çıkarım, son damlasına kadar da kullanmadan atmam. Böyle yetiştirildim. Rahmetli babam ’40 doğumlu. İkinci Cihan Harbinin her zorluğunun yaşandığı ülkede zorluk içinde büyümüşler. Küçüleni kardeşinin giydiği, gaz lambasında ders çalışıldığı,iç çamaşırını annenin diktiği bir hayat. Herşeyin değerini de kıymetini de bilen bir nesil onlar.

70’lerde doğup 80’lerde büyümüş biri olarak Oscar Wilde’ın “Sinik” (cynic) tanımını anlayabiliyorum. Herşeyin fiyatını bilen ama hiç bir şeyin değerini bilmeyen. Çevrem 90’larda hoppalacık zengin olan, kullan-at kuşağının orta yaş sayıldığı bir çevre. Ve bunalıyorum.. Onların çocukları iyice deli. Ne mal kıymeti biliyorlar ne de dünyadan haberleri var.  Neyse.

Freecycle sayesinde zaten hiç atmıyorum artık. Veriyorum.

20140819_223837

Bu tüp sıkacağı mesela, pek beğendiğim bir şeydir. Diş macunlarımızı son damlasına kadar kullandırır..

FB_IMG_13873083523422668

İki numarada bu turuncu edevat var. Yine tüp içeriğini sıkarak güzel kullanılmasını sağlıyor.

20140819_223855

İlaçlar, her tür kremler için elzem..


Aluminyum tüpleri kvırıra kıvıra kullanırım…
20141024_154056 20141024_154147

 

Tchibo’dan aldığım bu ikili set şampuan ve duş jeli gibi ürünlerde çok ideal oldu. Banyoda her an kullanıma hazır..20140819_223911

 

Tüp olmayan ambalajları ters çevirir iyice akmalarını sağlarım. Varsayalım eeeeen dibi kaldı. Keserim ortadan, sıyırırım. 20140819_223811

 

Yeter mi? Yetmez.. Kaçan çorapları, yırtılanları da bir zahmet yamar kullanımda tutarım.

20140523_104144Bu benim çorap yumurtam.


20140523_104123

Bu da çorap yamayan milyarder örneği…

Aza tamah etmeyen çoğu bulamaz kanka.

14 Yorum

Filed under aile, çevre, ev işi, freecycle, severim paylasirim

Fiko’nun Bahçesinden

Köy Hizmetleri yazım çok güzel tepkiler aldı. Bu arada Tipi de daha bir kurumsallaşıp Fiko’nun Bahçesinden olarak saptadı ismini.

Yeni adresi Fiko’nun Bahçesinden sık sık güncelleniyor. İlginç ürünlerle dolu alışveriş listesini her hafta mail adresinize gönderiyor.

Facebook Grubu da var, twitteri de, epostası da.

Bu benim çok hoşuma giden ve faydalandığım bir girişim. Biraz daha fotoğraf paylaşmak istiyorum.

fiko

 

İletişim:
0533 372 00 70
fikonunbahcesinden@gmail.com

1 Yorum

Filed under aile, alışveriş işleri, çocuk, güvenli hayat, iştahlı işler, saglik, severim paylasirim

TEOG ne zaman?

2014 -2015 TEOG SINAV TAKVİMİ

I. Dönem Merkezi Ortak Sınavlar

26 Kasım 2014 Çarşamba
27 Kasım 2014 Perşembe

II. Dönem Merkezi Ortak Sınavlar

29 Nisan 2015 Çarşamba
30 Nisan 2015 Perşembe

 

TEOG GÜNLERİ OKULLAR TATİL :)

peki TEOG ne ki? 

TEMEL EĞİTİMDEN ORTAÖĞRETİME GEÇİŞ SİSTEMİ’nin kısaltması. Aklıbaşında bir cümle kurun da kısaltması bari kolay olsun :( 

Temel eğitim bizim bildiğimiz şekilde, eskiden İlkokul ile ortaokula şimdilerde verilen ad. Ortaöğretim dediği de Lise. Daha eskilerin bakalorya dediği şeye benzer bir şey işte. Mistem bu şekil bu ara. Sistem demiyorum çünkü bir düzen yok, sistem değil onyıllardır bizde eğitim.

Türkçe, Mat, Fen, İnkılap Tarihi, Yabancı dil ve Din başlıkları altında yılda iki kere sınava giriyor 8. sınıflar. Yani orta son’lar.  Puan hesabına 6. 7. 8. sınıf ortalamaları da ekleniyor. 

Tam puan 500. Ona göre bir liseye devam ediyor çocuklar. Liseler 4 yıl oldu bu arada, ekleyeyim. Sonra üniversite sınavı var. ÖSS ve ÖYS vardı ya, hah, işte onlar da değişti ben de tam bilmiyorum yeni adını. Nasipse bir zaman sonra öğreniriz. “Geçinmeye gönlüm yok ki adını sorayım” demiş Hoca, o hesap..

İşte böyle. 

2 Yorum

Filed under aile, çocuk, OKUL, saçmasapanlıklar