Instagram sapitti mi?

Haberiniz olmadan bilmediginiz insanlar sizi eklemisler de duvarinizda gerekli gereksiz reklamlar paylasimlar mi goruyorsunuz?
Tarayicidan instagrama giris yapin. Asagidaki tick’i kaldırın.

image

;)

Yeni bilgi : son günlerde eklediginiz uygulamalarla instagramda sizin adiniza otomatik olarak gonderim yapmaya yahut tanımadığınız profillere takipci olmaya izin vermis de olabilirsiniz. Uygulamaları silip dikkatle tekrar kurun.

1 Yorum

Filed under instagram, internet

Fikrim mühim ve bu da win-win demektir

Ben bir FikriMühim’im. Yani Fikrimühim.com sitesine üyeyim. Zaman zaman deneyip, denetip yorumlar yapmam için ürünler gelir. Arada felaket ürünler de olur (bir evvelki Coffe-Mate Köpüklü kampanyası mesela, feci bir ürün. Ne alırım ne aldırırım) onlarla ilgili pek bir şey yazmam ama beğendiğim ürünleri de yazmaktan geri kalmam.

Yeni ürünler denemeyi severim, herkesten önce elime geçirmekten hoşlanırım, çevreme, okuyanlarıma artısını eksisini yazarak yardımcı olmaya bayılırım.

Rexona Black+White yeni kampanyaydı. Özeti şu: Deodorantlar beyaz kıyafetlerde sarımsı leke bırakırlar, siyah giysilerde de beyazımsı izi kalır. Bir türlü çıkmadığı gibi göze de hoş gözükmez, kaldır at artık. Ya da temizlik yaparken giyersin. İşi biter o t-shirtin/gömleğin. Açıkçası, deodorant sevmesem de, (bakınız eski ama değerli bir yazım ve yine daha evvelki değerli bir başka yazım)  şöyle kolumu kaldırıp da altına aniden serin serin fıslatmayı gerçekten ferahlatıcı bulmuşumdur. :)) Fekat lekesel dertler baş belası olduğundan karbonat ve rexona roll-on takılıyoruz ailecek. (Diğer markalarla hiç aram olmadı.. Fa Fresh vardı, lisedeyken bir ara bayağı kullandım. Bir de elbette Pinky.. Oooo… Sonra aht maht fiyr (8×4) olsun başka fanfinifon markalar olsun benim aynalı tezgahın üzerinde hiç yer bulamadı. Rexona benim için hep 80’lerin Kadilli Reksona’sı olarak kaldı. Nostaljik bağlılık duyuyorum kendisine. Geçenlerde bir tanecik bulup (ve bir kalıp sabuna deli para verip) alınca nasıl sevindirik olduğumu asla bilemezsiniz…

reksona

 

Gelelim Rexona Black+White serisine. Bu giysilerde leke bırakma sorununu çözmüşler. Çok iyi olmuş. Siyah t-shirtli günlerimde denedim ve iz bırakmadığını gördüm.. Zaten Rexona kullanıyorum sonraki seferlerde pekala B+W serisinden de alırım.

Bir de çevremdekilere denetmem için %50 indirim kuponları çıktı paketten. Çevremde birilerine vermesine veririm de, zahmet edip gider Watsons’tan alışveriş yapar mı, bu marka kullanır mı kullanmaz mı bilemiyorum tabii. Zevk meselesi elbette. Doğum günüm de yakın “dur bir icat çıkarayım ben insanlara hediye vereyim bu sefer” dedim.

İnstagramdan 5 kişi seçtim, dört tanesi blogger ki müstesna kızlar hepsi, olumlusunu da olumsuzunu da yazıyorlar, bir ürünü bulup da fangirllik yaparak göklere çıkaran, dikkat çekip ünlü olmaya çabalayan ve insanı da okumaktan soğutan tiplerden değiller. Ben beğendim kendilerini… izlemeyi düşünürseniz :

https://instagram.com/camgulublog/ (http://camgulu.blogspot.com.tr/)

https://instagram.com/begumshints/ (http://begumshints.blogspot.com.tr/)

https://instagram.com/bornova74_blog/ (http://bornova74.blogspot.com.tr/)

https://instagram.com/suslukurabiyeler/ (http://www.lezizkurabiyeler.blogspot.com/)

 

Bu beş kişi denemeyi kabul ettiler ben de kuponları bozdurdum, birer kutu Reward Black + White alıp gönderdim.

Kullanmışlar, memnun kaldıklarını iz bırakmadığını (bir de şöyle belirteyim #rexonaizbirakmaz ) onlar da onayladı.

@ipekag

6 gün önce
Gelelim @fikrimuhim raporumuza… @camgulublog@begumshints@bornova74_blog @meryem.korkmaz ve@suslukurabiyelerBirer cumle de olsa yorumunuz nedir? Kullandiniz mi? Begendiniz mi? #rexonaizbırakmaz mi gercekten?
bornova74_blog, aydanoktav, meryem.korkmaz and 4others like this.
 
begumshintsKokusunu cok begendim. Ve evet iz birakmiyor ozellikle sporda kullanim icin mukkemel @ipekag#rexonaizbirakmaz
 
ipekagOo.. birde bir.. teşekkür ederim @begumshintstanistigima sevindim
 
meryem.korkmazAynen canım valla kesinlikle katılıyorum#rexonaizbırakmaz 😊😊☺☺👍👍💞💞👌👌👌💟💟
 
ipekagIkide iki.. oooh. Teşekkür ederim @meryem.korkmaz
 
meryem.korkmazSüpersin canım benim seni çok seviyorum @ipekag☺😃😃💞💞💛💛💚💋💋💋❤
 
ipekagBilmukabele canimmm @meryem.korkmaz ♡♡♡♥♥♥
 
begumshintsBen de tanistigima sevindim. Tesekkurler 😌@ipekag
 
suslukurabiyelerSabah aksam is ve ev arasindaki kosturma temposuna ve hergun beyaz gomlek giymeme gayet iyi dayandi, benim icin sinifi gecti..kisacasi cok sevdim :) denememe sebep oldugun icin cok tesekkurler @ipekag #rexonaizbırakmaz
 
ipekagOo sevindim ;) @suslukurabiyeler teşekkür ederim
 
suslukurabiyelerRica ederim ;) @ipekag
 
bornova74_blogBen de cok memnun kaldim, pazar gunu sabahtan beri disaridaydim ve ne bir ter kokusu ne de bir leke oldu urunu deneme firsati verdiginiz icin cok tesekkur ederim bundan sonra bittikce alinacak ✌😆
 
ipekagOoh sefan olsun @bornova74_blog görüşürüz
 
bornova74_blogTesekkurler caniiiim, gorusuruz 😆

Beş yeni arkadaşım oldu ve markama güvenim de bir kere daha karşılıksız kalmadı. bu deneyimi benimle paylaştıkları için kendilerine, fırsat verdiği için #FikriMuhim ve #RexonaTurkiye ‘ye, alışveriş yaparken çok çok yardımcı olan #WatsonsTurkiye personeline teşekkür ederim.

 

 

2 Yorum

Filed under alışveriş işleri, bakımlı hatun, blog işleri, icatlar, instagram, kozmetik, severim paylasirim

İspark’a borç yazdırdım ;)

Adliyeye işim düştü.

Aniden düştü. Otoparka daldım, cebimde kuruş para yok..

Çıkamadım.

Görevliye ehliyet bırakıp para çekip geldim. :(

Veresiye park etmiş bir insanım. Migros’tan da veresiye alışveriş etmişliğim var. Büyük kurum ve kuruluş ama çalıştırdığı insanlar beyefendi, halden anlar kişiler olunca işimiz halloluyor.

Lakin #ispark, değerli kurumum..

Üzerimde para yok, yaz plakaya ?

olmuyormuş Adliye otoparkında. (Başka yerlerde oluyor…Park görevlisi yoksa mesela, münasebetsiz saatlerde bırakıp alınca arabayı sonradan internetten ödediğim oldu)

Kredi kartı kabul et?? etmiyormuş

 

 

eeeooooof ya

 

Yorum bırakın

Filed under araba, saçmasapanlıklar, soruyorum, şikayetlerim

Boş Vaktimde Üniversite Bitiriyorum

*-Dizi yazının 2. bölümü.. Online eğitim konusu ve ben. Okuma ve teknoloji aynı cümlede olursa o cümlenin öznesi kim olabilir benden başka?-*

Ortaokulu ve Lise’yi dışarıdan bitirmen mümkün. Çok da güzel bir fırsat bence.. Üstelikk

Lise ve Üniversite mezunları için çok güzel iki imkan var. “İkinci üniversite” ve “Sertifika Programları”..

Sertifika programlarının detayları burada..

“Anadolu Üniversitesi uzaktan öğretim sistemi bünyesinde, Muhasebe, Pazarlama, Girişimcilik, Finans,Sekreterlik, Eğitim ve Yönetim alanlarında açılan e-Sertifika Programları, sizin ihtiyaçlarınız dikkate alınarak hazırlandı.

En az lise ve dengi okullara ait bir diplomaya sahip olan herkesin başvurabileceği e-Sertifika programlarında eğitim ve öğretim internete dayalı olarak uzaktan öğretim yöntemiyle gerçekleştirilecektir. Böylece çalışmakta olan ya da kendi işini kurmayı düşünen girişimcilerin iş yönetimi alanında rekabet güçlerini arttıracak bilgi ve becerileri uzaktan eğitim yöntemiyle edinmeleri mümkün olacaktır.

Anadolu Üniversitesi e-Sertifika Programları Açıköğretim sistemindeki derslerden yararlanmak isteyen fakat üniversite sınavını kazanamayanlar için iş kurma ve yönetme konularında eğitim görme fırsatı sunmaktadır.

e-Sertifika Programlarına kayıt yaptıran öğrencilerin adreslerine ders kitapları gönderilecek ve e-Sertifika Programları portalında giriş hesapları açılacaktır.

e-Sertifika programlarına kayıt yaptıran öğrenciler kendilerine gönderilen uzaktan öğretim yöntemine göre hazırlanmış ders kitapları ve internet ortamında verilen e-Alıştırma, e-Kitap- e-Televizyon, e-Danışmanlık, e-Sınav ve e-Sesli Kitap hizmetlerinden yararlanarak sertifika sınavlarına hazırlanabileceklerdir. ”

 

***** İngilizce öğrenmek isteyenler için İngilizce Sertifika Programları var ki, evinizin rahatlığında bayağı bir İngilizce öğrenebiliyor, isterseniz sınavına girip sertifikanızı da alabiliyorsunuz. http://www.cambridgelmsanadolu.org/

 

 

****** Ben üniversite mezunları için tanınan fırsattan yararlanarak İkinci Üniversiteye başvurdum.

İki ya da dört yıllık bir çok bölüm var. İncelemek için tıklayın. Zaman öyle ya da böyle geçiyor zaten, neden bir diploma daha almayayım? İlgimi çeken bütün konuların derslerine girmeyi planlıyorum :)) Gayet ucuz demiş miydim?

 

Kayıt yaptırdıktan sonra, internet üniversitenize giriş yapabilmeniz için size gereken şifreniz veriliyor ve eogrenme.anadolu.edu.tr sitesinden TC kimlik numara ve şifrenizle öğrenmeye başlıyorsunuz. E-kitaplar, çıkmış sorular, deneme sınavları.. Başarılı olmamak mümkün değil.

Bir vize bir de final için sınava giriyorsunuz her dönem. Cumartesi ve Pazar günü iki oturumda oluyor sınavlar. Geçmiş yıllarda çıkmış sorular için http://yillik.eogrenme.anadolu.edu.tr/ sitesine login olmak lazım.

Yüz yüze dersler bile var. :))

 

 

 

*-bu da eski tarihli bir yazı. kaydımı yaptırdım; Adalet bölümünde okuyordum. Vizeler de iyiydi. Finallerde safra kesesi ameliyatı oldum. İkinci dönemin finallerinde de bel fıtığından yatıyordum. Yanisi sınıfta kaldım;nasip olmadı mezuniyet. Pes? Asla.. Bunu bitireceğim ve bir sonrakine geçeceğim! Ama seneye

İşin ilginç tarafı, neredeeeen nereye diyor insan.. Ne zamandır yazıp da taslak olarak beklet, kısmet bu haftaya yayına vermekmiş. Doğa Koleji’nin Eğitimde Teknoloji Zirvesi’ne katıldım da ayıptır söylemesi…lafı oraya getireceğim bu aralar-*

9 Yorum

Filed under icatlar, ilkogretim, internet, kültür, OKUL, severim paylasirim

Pazara gidelim, bir okul alışverişi yapalım, ne yapalım??

*Yine taslak olarak epeyce beklemiş bir yazı.. Dizi yazıya dönecek bu hafta. Bu 1 olsun* 

(kronolojik bilgi: yazida geçen baba 1940 doğumludur, 2015’te yazı yayınlandığında öğrenciler 2. ve 6. sınıftaydılar.)

Elimizde bir adet 1. sınıf bir adet 5. sınıf öğrenci var…

Daha okul açılmadan, kıyafetler alındı, çoraplara kadar..

Ayakkabılar, çantalar.. Mümkün olduğunca lisanslı üründen kaçınırım. Elimizin kesemizin yettiğince aldık koyduk ihtiyaçlarını. Çok şükür. Hak edeni “Ceketi satar okuturuz” ebeveyn olmak kolay mı?

Hani derler ya, evde yer sofrasında, mum ışığında, gaz lambası altında, en olmadı sokak lambasının aydınlattığı kadarıyla idare eden ve bu şartlarda üstün başarılı olan çocuklar var.. O çocuklardan biri babam. Kendisi de bütün arkadaşları da 50’li yıllarda ikinci dünya savaşı sonrası yoklukları ile büyümüşler. O fotoğraflara bakarken insanın içi sızlıyor.

Büyükbabam, ilkokul mezunu ve nacar idi. (Nacar, marangozun daha ince işçilik yapanı. Kapılar, pencereler, kasaları nacar tarafından yapılır. Gerçek ustalık gerektirir. )  O döneme göre zanaatkâr ve başarılı bir insan. Sıfırdan başlamış hayata. Ev ve atolye kendisine ait.

Buna rağmen, imkanlar dört çocuğu okutmaya yetmiyor. En büyüğü okuldan alıp çırak yapıyor. Diğer üçüne okuma şansı doğuyor böylece.. :(( Ki en büyük amcam da çok zeki bir adamdı, okutulmayı hak ediyordu..

Babam 3 numara. Ne bir oyuncak, ne de “sıfır” bir kıyafet. Abisinden ne kalırsa o giyilirmiş, iç çamaşırları evde siyah patiskadan dikilirmiş. Bu şartlarda her yaz da, ayrıca bir ustanın yanında çıraklık yapıp para kazanmışlar.. Hafta içi okul, yazsa çıraklık..Pazarları da bağa bahçeye gidilip orada bedenen çalışma. O şartlarda alıp okuduğu, hatta sakladığı, bana kısmet olan o “Bütün Dünya”ları, “Çağlayan yayınları Yeni Dünyalarda” serisi Kozanoğlu macera kitapları benim 10 yaşımdan bu güne büyük keyifle okuyup kıskançlıkla sakladığım kitaplar oldular.

Babamın ilkokul araç gereçlerinin bazılarını yazayım : (Hiçbirinin fotoğrafını bulamadım, bulursam eklerim)

Çanta.. tahtadan, bizzat babası tarafından elle yapılmış, sapı da kayıştan, bildiğin kutu gibi bir şey. Alfabeni, kalemini, çakını (kalemtraş yoktu, kalemi çakıyla sivriltirsin) alır giderdin okula. Kalem kutun da tahtadan hem. Bir zaman ben bile kullandım :)) İkea görse bugün, hemen piyasaya sürer..

Taş tahta. A5 boyutunda, dur dur hatta 8″ inç tablet ebadında (LOL), düzlenmiş, bildiğin karataş. Ahşap çerçevelenmiş, taşıması kolay olsun diye tepesine bir de delik açılmış. (ip mi geçiriyorlardi bilemiyorum). İlkokul öğrencisine daha yazmayı öğrenmeden defter harcamanın ne lüzumu var? Yazar yazar siler bezle.

Okulda ise bunun üst versiyonu var: Kum havuzu. Harfleri de rakamları da siler siler yazar öğretmen. Haritalar kum havuzuna çizilir. Duvarda siyah/yeşil boyayla yapılmış ve kireçtaşı tebeşirle yazılabilen tahta var, lakin akılsız. 50 yılda ülkede tahtalar bile akıllandı da, neyse kinayeli yazıp kafamı bozmayayım…

Üzerinde çizgi kahramanların resimleri olan kareli, çizgili boy boy defter ? yok.

Müsvedde defteri var, sarı saman kağıdından. Ucuz. Upucuz. Yine de tasarruflu kullanılır. Kapak içleri dahil yazılmadan yenisi alınmaz.

Beyaz sayfalı defter pahalı. Kap kağıdı yok. Gazete kağıdı, durumunuz iyiyse takvim kağıdı saklanır, güzelce kaplanır kitaplar defterler, ne var?

Kurşun kalem. En dibine kadar kullanılır.

wpid-ımg-20150315-wa0000.jpg.jpeg

.Temsili Resim.

Elle tutulamayacak kadar küçüldüğünde, tahtadan sigara ağızlığı gibi bir kalem tutacağına geçirilir. GERÇEKTEN dibine kadar yazı yazılır. Yıllar sonra kendi gözlerimle kullanılmış permatik sapının kırılarak bu şekilde kalem uzatıcı olarak kullanıldığını gördüm. Google görsellerden örneklere bakmak için buradan buyrun

20140920_134224

Renk renk, biçim biçim mataralar? Ne matarası, matara askerde olur. Susayınca okul bahçesindeki sarı musluktan akan suya ağzını dayar içersin, şaşkın.

Zor yıllardı. Yokluk yıllarıydı. Yenisini bırak eskisini bulup bulamayacağın şüpheliydi. Tek pantolon varsa sabahçı abin giyer okula giderdi, öğlenci olarak o gelene kadar bekler, pantolonu giyer zil çalmadan yetişmek için koşmaktan göğsün körük gibi inip çıkarak sınıfa girerdin. Bit ne ki? Tifüs trahom vardı arkadaş!

Her şeyin ama en çok bilginin kıymetli olduğu zamanlardı.

Ama çok kahraman öğrenciler çok kahraman öğretmenler vardı. O günün lise mezunları bugünün üniversitelilerini cebinden çıkartıyorlar.

devam için buradan buyrun

4 Yorum

Filed under alışveriş işleri, ilkogretim, kültür

İsmen ve resmen dert

Her ana babanın çocuğu üzerinde birçok hakkı var. Çocukların da ana baba üzerinde üç hakkı varsa, yani ahirette anasindan babasindan hesabini soracağı üç şey varsa, biri de güzel bir ismi olması.

Çocuğa güzel bir isim koymak çok önemli.

Sırf Kuran’da yazıyor diye, Büdü (iyyakenabüdü) koymamak, mesela. Kezban da boyle bir isim.  Yalancı anlamında.

Yaşlıların, ölmüşlerin isminin koyulmasını da çok garip buluyorum. Çok gereksiz. İki kuşakta bir isimler aynı.

Mehmet’in oğlu Ahmet, onun oğlu dedesi gibi Mehmet, onun oğlu gene Ahmet… Kıt işte.

Ve bir çocuğun bir ismi olur.

İlk çocuk diye mi bilmem, bana iki isim koymuşlar, ikisi de nüfusta geçiyor. Bir de geleneksel göbek adım var. Topladın mı üç… Gerçi ikinci ismimi bir tek okuldaki arkadaşlarım bilebilir; yoklamada yazardı. Hiç kimse bugüne kadar bana o isimle hitap etmedi, herkes bana İpek der. Benim adım İpek. Babam rahmetli, “Menderes’in gelininin adı” diye beğenip koymuş. Bence güzel isim. İpek Kramer de bayağı karizmatik, hoş kadın.. Diğerini nüfustan sildiresim var, lakin annem bozuluyor.

Bir de bankalardan arandığımda müşteri temsilcisi kullanır öbür ismimi. Hafif bir telaş sarar, sanki “Bilmemne Hanım” değilmişim de rolünü yapmaktaymışım gibi. O da ben, ama değil işte.

*-*-

Esas kardeşimin iki ismi var kiiii.. Biri babaannemin ismi. O da zorla koydurulmuş bir isim. Eski, arapça,  son derece modası geçmiş bir isim. Bacım süper olduğundan zaman zaman bize “Şükriye” olur.. “Ben yapmadım Şükriye yaptı”, “gelin Şükriye size bir şey diycek” gibisinden gayet şizofrenik-komik lafları vardır kendisinin…

Her yerde de sorun aslında. İki isim güzel değil. (iki soyadım var ki, ona hiç gelmeyelim)

*-*-

Bir  kuzenimin eşini “Serdar” olarak tanıdık. Çocuk bize Serdar… Ailesinin bir bölümü ise “Veysel” olarak biliyor kendisini. Baba tarafı bir isim koydurmuş, Anne tarafı diğer ismi… İki taraf da yıllarca inat ederek çocuğu KENDİ ismiyle çağırmakta. Hatta babaannenin büyük mecliste, “kendini bilen Veysel der!” şeklinde kestirip atmışlığı varmış…

Yıllar boyu süren kriz ve gerginlik. Noolur yani? Nooolur???  Serdar da ” Ben de aptal gibi oldum, kim ne derse bakıyorum” diyordu…

Aynısı son doğan yeğenimde de yaşanmakta. İki isim koydular. Biri “A” diyor, biri “B”. Ben şimdilik bebiş diyorum, bebişin hiç umrunda değil. Bir karar verseler de ben de kurtulsam. Tamam iki isim koy, on isim koy, ama tek isimle çağıralım biz. İşi yokuşa sürmeyin….

Çocuklara birer isim koyduk. Sen sağ, ben selamet.

Amma, bu yazının konusu :

gerçekten iki isim konmuş ve iki isimle çağrılan çocuklar

Cansu Gülnur- Ali Kemal- Aleyna Sude – Hatice Kübra- Buğracan Akif-

Ne bileyim, Barış Manço, Sezen Aksu, Kurtalan Ekspress  filan der gibi, kendi çocuğuna iki isimle hitap ediyor kadın/adam… Çok saçma.

daha fenası var…

(uzun zamandır bekliyor yazı taslakta. 07/05/1012’de başlamış bırakmışım. “daha fenası” olarak yazacağım lakırdıyı unutmuşum=bunu yayına bu şekliyle veriyorum)

7 Yorum

Filed under aile, çocuk, saçmasapanlıklar, soruyorum

Kredi dosya masrafi geri alma çalışması 2

wpid-wp-1427284567622.jpeg

Finansbank’tan 2006’da aldığım kredinin masrafını gösterir döküm bu. Kredi dosya ücreti olarak 300 TL gözükmekte. Bu kağıda 5 TL ödedim.

Bu tutara itiraz için dilekçe yazarak İlçe Tüketici Hakem Heyetine gitmem lazım.

Kendisi Kaymakamlıkta yer almakta imiş. Eğer oralara kadar zahmet etmek istemezsem şu adreste online olarak da başvuru kabul ediyorlar. Buradan giriş yapabilmek için e-devlet şifresine(10TL ptt’den alınıyor) ya da Turkcell Mobil İmzaya (aylık 5 TL, TİM’den alınıyor) sahibi olmak gerekiyor. Bolu’dakiler TC Kimlik Kartı ile de girebiliyorlar. Başka kimsede kart yok zaten.

Dilekçemi yazdım gidiyorum….  Bakalım ne yapacağım

 Ertesi günü düzenlemesi:

 

1-20150325_150930

Kaymakamlığa gittim, formu doldurdum, dilekçeyi boşa yazmışım. İki nüsha form eşliğinde banka belgesini aldılar bana da bir kayıt numarası verdiler.

Bir ay içinde iadeli taahütlü olarak adresime bilgi gelecekmiş.

Ho Ho Ho

 

Bugün itibariyle NİSAN 2006’dan itibaren alınmış tüm krediler için işlem bu şekilde.

Sırada kredi kartı aidat geri iadeleri işlemlerim olacak. Beni izlemeye devam ediniz.

 

5 Yorum

Filed under severim paylasirim, soruyorum, şikayetlerim

İsmini değiştirmek ister miydin?

Kimlik ve isim değiştirme yazımın arkasından Belgin’in de yorumuyla karar verdim.

Duyurabildiğim kadar kişiye duyursam ne güzel olur

İmzalar mısın?

https://www.change.org/p/içişleri-bakanı-nüfus-ve-vatandaşlık-işleri-adımı-değiştirebilir-miyim?

4 Yorum

Filed under aile, şikayetlerim

Kimine göre kimlik

Nüfus Cüzdanım çalındı. Evet çalındı. Yenisini alacağım.

Nüfus cüzdanı almak için önce muhtardan bir yazı, sonra emniyetten bir başka yazı ile belediye nüfus müdürlüğüne gitmem yeterli. Bir ara.. İnşallah. Ben gayrete gelene kadar YENİ nüfus cüzdanları piyasaya çıkacak neredeyse..

Gerçi o muhabbet de epeyce eskidi. Bolu’da başladılar yanılmıyorsam, herkesin ehliyet kadar minnacık kimliği var. Gayet güzel. Eski defter kılıklı kafa kağıtlarını hatırlıyorum da.. Hey gidi..

 

(İsimsel bir yazı da yazdım ama tamamlayamadım, bunu önce yazıp sonra birbirlerine bağlayacağım o konuda affedin. Özetle, adını değiştirmek için artık iki yalancı şahitle mahkemeleşmene gerek yok. İki tıktık bi şıkşık, adını değiştirmen kolaylaştı)

Evet, benim minnacık bir önerim var.. Kimlikler değişirken, oraya bir akil adam otursun. Hakim filan. Eski kimlikte adın ne? İpek.. Memnun değil misin? Değilim. Ne olsun? Felanca olsun. Yaptım gitti hayrını gör..

Hop iki dakikada yeni ismimle ben!

Kötü mü olur?

Hala bu ülkede Kezban, Eşe, Fındık diye isim var. Ve daha yüzlercesi.

Bakınız bu, bu ve BU.. Ve daha bir sürü.  Tamamdır artık bakmayınız..

İsmini beğenmeyen herkese şık bir fırsat tanınsın. Dikkat buyrun, başkalarının beğenmediği isimler değişsin demedim. Kişisel olarak, KENDİ adını beğenmeyen, keşke adım Bilmemne olsaydı diyene bir şans verilsin. Çok da kolay.

Neden olmasın???

 

5 Yorum

Filed under insan olmak, soruyorum

Çocuğun kendini koruyabiliyor mu?

Bugün çok başka bir konu yazacaktım ama bu acil. Ekspres olacağım! Bir zahmet Leaders Hill ile tanışın:

Okur; bu Leaders Hill

Leaders Hill bunlar da benim okurlarım.

Bunu geçtikten sonra kısa özet: Webinar: web semineri yapıldı. (webiner denemiyor malesef, jargon oturmuş durumda)

Konu: Akran baskısı ve zorbalık karşısında, siz yokken çocuğunuz kendisini koruyabilir mi?

nedir ne değildir, uzun uzun yazışırız. İşte seminer linki . buradan (Katıl) altında (sunumu başlat) tıklayın

Lütfen çok kısa süre online kalacak bu bir saat 15 dakikalık semineri izleyin. Vaktiniz olursa ekleri  de indirin. LÜTFEN çevrenizdeki annelere yayın.

Teşekkürler.

Buradan sonrası uzun kısmı..

Duyar duymaz kaydımı yaptırdım, online eğitimlere, TED konuşmalarına özel bir düşkünlüğüm vardır. İnternet bağlantısının berbatlığı başta olmak üzere bir sürü saçmasapan sebep yüzünden izleyemedim adam gibi..
webinar’in sahibesi Işıl hanım aradı, kısa da olsa katılımım için teşekkür etti ve kaçırdığım kısımlar için kısa bir süre aynı linkten izleyebileceğimi belirtti. Ben de durur muyum “e ben de paylaşayım da herkesler faydalansın” didim.

İşin ilginç tarafı, bizatihi hayatımın en başından beri bu “bullying” denilen zorbalıkla karşı karşıya kaldım. İlkokulda adımla alay eden beni “iplik” diye çağırıp ağlatan Nuri yüzünden katılarak ağladığım oldu. Bir gün babam müdahil oldu, (genelde sorunlarını kendi başına çözen bir aileyiz.) ya da müdahil oldu diyemem, akıl verdi..”kızım Nuri’nin hoşuna giden şey seni ağlatmak. Sen ağlamayıp aldırmadan geçersen durur. Ona bu zevki yaşatmayı bırak” mealinde bir öğüt verdi.

İki kere duymazdan geldim, hakikaten olay bitti. Nuri de büyüyüp Doktor oldu :))

Kızım benzer bir vaka yaşadı ilkokulda.. Her gün “Atatürk heykelinin önüne gel döveceğim seni” diyen bi oğlan çıktı. Hayda.. Kızın ödü patladı.. Çocukla ayrı veliyle ayrı öğretmenle ayrı konuştuk.. Cık. Oğlan bize “tamam” diyor.. yine tehdit..

Kıza aikido dersi aldırdık. Elini kaldıranın elini kıracak kıvama geldi. Olay çözüldü.

Oğlum yeni bir okula başladı bu yıl. İlk günden itibaren soyadıyla dalga geçiyor iki çocuk. Oğlum da nazenin istanbul beyefendisi olduğundan gık diyemiyor. Genelde ağlayıp öğretmene şikayet ediyor. Babası “ağzının üzerine iki tane vurmasını” öğütlemeyi düşünmekte ama ona da ben engel oluyorum. Şiddet istemem. Niye? “deveden büyük fil var” diye.. Benim oğlum senin oğlunu, senin annen beni döver diye gider bu. Gerek yok. Ayrıca da ben Atakan’ın hanım hatun kibar annesini pekala döverim o ayrı.. :::D

Benim öğüdüm “aldırma, diyelim ki orada bir ördek vakvaklıyor, dinleme, geç” oldu. Bir süredir azaldı diyebilirim olay ama bitmedi. İki günde bir “böhü Atakan beni ağlattı” diye geliyor. (bu hafta başka bir çocuk da Atakana lakap takmış bu sefer de Atakan ağlamış.. kendi ilacının tadına bakmak…)
Anneyle,öğretmenle ya da okulla konuşmadım. Kendisi çözsün istiyorum. Kendi soyadı, ömür boyu taşıyacak.. Er geç her alanda dalga geçecek birileri çıkacak. Kendisi ilk önce dalga geçerse, ciddiye almayı bırakırsa rahat edeceği kanaatindeyim. Bunları yazarken, web seminerini adam gibi dinlemediğimi, kişisel görüşlerim olduğunu hatırlatayım.

Haftasonu oturup salim kafayla izler, tekrar yazarım.

1 Yorum

Filed under aile, çocuk, güvenli hayat, ilkogretim, OKUL, severim paylasirim