Pazara gidelim, bir okul alışverişi yapalım, ne yapalım??

*Yine taslak olarak epeyce beklemiş bir yazı.. Dizi yazıya dönecek bu hafta. Bu 1 olsun* 

(kronolojik bilgi: yazida geçen baba 1940 doğumludur, 2015’te yazı yayınlandığında öğrenciler 2. ve 6. sınıftaydılar.)

Elimizde bir adet 1. sınıf bir adet 5. sınıf öğrenci var…

Daha okul açılmadan, kıyafetler alındı, çoraplara kadar..

Ayakkabılar, çantalar.. Mümkün olduğunca lisanslı üründen kaçınırım. Elimizin kesemizin yettiğince aldık koyduk ihtiyaçlarını. Çok şükür. Hak edeni “Ceketi satar okuturuz” ebeveyn olmak kolay mı?

Hani derler ya, evde yer sofrasında, mum ışığında, gaz lambası altında, en olmadı sokak lambasının aydınlattığı kadarıyla idare eden ve bu şartlarda üstün başarılı olan çocuklar var.. O çocuklardan biri babam. Kendisi de bütün arkadaşları da 50’li yıllarda ikinci dünya savaşı sonrası yoklukları ile büyümüşler. O fotoğraflara bakarken insanın içi sızlıyor.

Büyükbabam, ilkokul mezunu ve nacar idi. (Nacar, marangozun daha ince işçilik yapanı. Kapılar, pencereler, kasaları nacar tarafından yapılır. Gerçek ustalık gerektirir. )  O döneme göre zanaatkâr ve başarılı bir insan. Sıfırdan başlamış hayata. Ev ve atolye kendisine ait.

Buna rağmen, imkanlar dört çocuğu okutmaya yetmiyor. En büyüğü okuldan alıp çırak yapıyor. Diğer üçüne okuma şansı doğuyor böylece.. :(( Ki en büyük amcam da çok zeki bir adamdı, okutulmayı hak ediyordu..

Babam 3 numara. Ne bir oyuncak, ne de “sıfır” bir kıyafet. Abisinden ne kalırsa o giyilirmiş, iç çamaşırları evde siyah patiskadan dikilirmiş. Bu şartlarda her yaz da, ayrıca bir ustanın yanında çıraklık yapıp para kazanmışlar.. Hafta içi okul, yazsa çıraklık..Pazarları da bağa bahçeye gidilip orada bedenen çalışma. O şartlarda alıp okuduğu, hatta sakladığı, bana kısmet olan o “Bütün Dünya”ları, “Çağlayan yayınları Yeni Dünyalarda” serisi Kozanoğlu macera kitapları benim 10 yaşımdan bu güne büyük keyifle okuyup kıskançlıkla sakladığım kitaplar oldular.

Babamın ilkokul araç gereçlerinin bazılarını yazayım : (Hiçbirinin fotoğrafını bulamadım, bulursam eklerim)

Çanta.. tahtadan, bizzat babası tarafından elle yapılmış, sapı da kayıştan, bildiğin kutu gibi bir şey. Alfabeni, kalemini, çakını (kalemtraş yoktu, kalemi çakıyla sivriltirsin) alır giderdin okula. Kalem kutun da tahtadan hem. Bir zaman ben bile kullandım :)) İkea görse bugün, hemen piyasaya sürer..

Taş tahta. A5 boyutunda, dur dur hatta 8″ inç tablet ebadında (LOL), düzlenmiş, bildiğin karataş. Ahşap çerçevelenmiş, taşıması kolay olsun diye tepesine bir de delik açılmış. (ip mi geçiriyorlardi bilemiyorum). İlkokul öğrencisine daha yazmayı öğrenmeden defter harcamanın ne lüzumu var? Yazar yazar siler bezle.

Okulda ise bunun üst versiyonu var: Kum havuzu. Harfleri de rakamları da siler siler yazar öğretmen. Haritalar kum havuzuna çizilir. Duvarda siyah/yeşil boyayla yapılmış ve kireçtaşı tebeşirle yazılabilen tahta var, lakin akılsız. 50 yılda ülkede tahtalar bile akıllandı da, neyse kinayeli yazıp kafamı bozmayayım…

Üzerinde çizgi kahramanların resimleri olan kareli, çizgili boy boy defter ? yok.

Müsvedde defteri var, sarı saman kağıdından. Ucuz. Upucuz. Yine de tasarruflu kullanılır. Kapak içleri dahil yazılmadan yenisi alınmaz.

Beyaz sayfalı defter pahalı. Kap kağıdı yok. Gazete kağıdı, durumunuz iyiyse takvim kağıdı saklanır, güzelce kaplanır kitaplar defterler, ne var?

Kurşun kalem. En dibine kadar kullanılır.

wpid-ımg-20150315-wa0000.jpg.jpeg

.Temsili Resim.

Elle tutulamayacak kadar küçüldüğünde, tahtadan sigara ağızlığı gibi bir kalem tutacağına geçirilir. GERÇEKTEN dibine kadar yazı yazılır. Yıllar sonra kendi gözlerimle kullanılmış permatik sapının kırılarak bu şekilde kalem uzatıcı olarak kullanıldığını gördüm. Google görsellerden örneklere bakmak için buradan buyrun

20140920_134224

Renk renk, biçim biçim mataralar? Ne matarası, matara askerde olur. Susayınca okul bahçesindeki sarı musluktan akan suya ağzını dayar içersin, şaşkın.

Zor yıllardı. Yokluk yıllarıydı. Yenisini bırak eskisini bulup bulamayacağın şüpheliydi. Tek pantolon varsa sabahçı abin giyer okula giderdi, öğlenci olarak o gelene kadar bekler, pantolonu giyer zil çalmadan yetişmek için koşmaktan göğsün körük gibi inip çıkarak sınıfa girerdin. Bit ne ki? Tifüs trahom vardı arkadaş!

Her şeyin ama en çok bilginin kıymetli olduğu zamanlardı.

Ama çok kahraman öğrenciler çok kahraman öğretmenler vardı. O günün lise mezunları bugünün üniversitelilerini cebinden çıkartıyorlar.

devam için buradan buyrun

4 Yorum

Filed under alışveriş işleri, ilkogretim, kültür

İsmen ve resmen dert

Her ana babanın çocuğu üzerinde birçok hakkı var. Çocukların da ana baba üzerinde üç hakkı varsa, yani ahirette anasindan babasindan hesabini soracağı üç şey varsa, biri de güzel bir ismi olması.

Çocuğa güzel bir isim koymak çok önemli.

Sırf Kuran’da yazıyor diye, Büdü (iyyakenabüdü) koymamak, mesela. Kezban da boyle bir isim.  Yalancı anlamında.

Yaşlıların, ölmüşlerin isminin koyulmasını da çok garip buluyorum. Çok gereksiz. İki kuşakta bir isimler aynı.

Mehmet’in oğlu Ahmet, onun oğlu dedesi gibi Mehmet, onun oğlu gene Ahmet… Kıt işte.

Ve bir çocuğun bir ismi olur.

İlk çocuk diye mi bilmem, bana iki isim koymuşlar, ikisi de nüfusta geçiyor. Bir de geleneksel göbek adım var. Topladın mı üç… Gerçi ikinci ismimi bir tek okuldaki arkadaşlarım bilebilir; yoklamada yazardı. Hiç kimse bugüne kadar bana o isimle hitap etmedi, herkes bana İpek der. Benim adım İpek. Babam rahmetli, “Menderes’in gelininin adı” diye beğenip koymuş. Bence güzel isim. İpek Kramer de bayağı karizmatik, hoş kadın.. Diğerini nüfustan sildiresim var, lakin annem bozuluyor.

Bir de bankalardan arandığımda müşteri temsilcisi kullanır öbür ismimi. Hafif bir telaş sarar, sanki “Bilmemne Hanım” değilmişim de rolünü yapmaktaymışım gibi. O da ben, ama değil işte.

*-*-

Esas kardeşimin iki ismi var kiiii.. Biri babaannemin ismi. O da zorla koydurulmuş bir isim. Eski, arapça,  son derece modası geçmiş bir isim. Bacım süper olduğundan zaman zaman bize “Şükriye” olur.. “Ben yapmadım Şükriye yaptı”, “gelin Şükriye size bir şey diycek” gibisinden gayet şizofrenik-komik lafları vardır kendisinin…

Her yerde de sorun aslında. İki isim güzel değil. (iki soyadım var ki, ona hiç gelmeyelim)

*-*-

Bir  kuzenimin eşini “Serdar” olarak tanıdık. Çocuk bize Serdar… Ailesinin bir bölümü ise “Veysel” olarak biliyor kendisini. Baba tarafı bir isim koydurmuş, Anne tarafı diğer ismi… İki taraf da yıllarca inat ederek çocuğu KENDİ ismiyle çağırmakta. Hatta babaannenin büyük mecliste, “kendini bilen Veysel der!” şeklinde kestirip atmışlığı varmış…

Yıllar boyu süren kriz ve gerginlik. Noolur yani? Nooolur???  Serdar da ” Ben de aptal gibi oldum, kim ne derse bakıyorum” diyordu…

Aynısı son doğan yeğenimde de yaşanmakta. İki isim koydular. Biri “A” diyor, biri “B”. Ben şimdilik bebiş diyorum, bebişin hiç umrunda değil. Bir karar verseler de ben de kurtulsam. Tamam iki isim koy, on isim koy, ama tek isimle çağıralım biz. İşi yokuşa sürmeyin….

Çocuklara birer isim koyduk. Sen sağ, ben selamet.

Amma, bu yazının konusu :

gerçekten iki isim konmuş ve iki isimle çağrılan çocuklar

Cansu Gülnur- Ali Kemal- Aleyna Sude – Hatice Kübra- Buğracan Akif-

Ne bileyim, Barış Manço, Sezen Aksu, Kurtalan Ekspress  filan der gibi, kendi çocuğuna iki isimle hitap ediyor kadın/adam… Çok saçma.

daha fenası var…

(uzun zamandır bekliyor yazı taslakta. 07/05/1012’de başlamış bırakmışım. “daha fenası” olarak yazacağım lakırdıyı unutmuşum=bunu yayına bu şekliyle veriyorum)

7 Yorum

Filed under aile, çocuk, saçmasapanlıklar, soruyorum

Kredi dosya masrafi geri alma çalışması 2

wpid-wp-1427284567622.jpeg

Finansbank’tan 2006’da aldığım kredinin masrafını gösterir döküm bu. Kredi dosya ücreti olarak 300 TL gözükmekte. Bu kağıda 5 TL ödedim.

Bu tutara itiraz için dilekçe yazarak İlçe Tüketici Hakem Heyetine gitmem lazım.

Kendisi Kaymakamlıkta yer almakta imiş. Eğer oralara kadar zahmet etmek istemezsem şu adreste online olarak da başvuru kabul ediyorlar. Buradan giriş yapabilmek için e-devlet şifresine(10TL ptt’den alınıyor) ya da Turkcell Mobil İmzaya (aylık 5 TL, TİM’den alınıyor) sahibi olmak gerekiyor. Bolu’dakiler TC Kimlik Kartı ile de girebiliyorlar. Başka kimsede kart yok zaten.

Dilekçemi yazdım gidiyorum….  Bakalım ne yapacağım

 Ertesi günü düzenlemesi:

 

1-20150325_150930

Kaymakamlığa gittim, formu doldurdum, dilekçeyi boşa yazmışım. İki nüsha form eşliğinde banka belgesini aldılar bana da bir kayıt numarası verdiler.

Bir ay içinde iadeli taahütlü olarak adresime bilgi gelecekmiş.

Ho Ho Ho

 

Bugün itibariyle NİSAN 2006’dan itibaren alınmış tüm krediler için işlem bu şekilde.

Sırada kredi kartı aidat geri iadeleri işlemlerim olacak. Beni izlemeye devam ediniz.

 

5 Yorum

Filed under severim paylasirim, soruyorum, şikayetlerim

İsmini değiştirmek ister miydin?

Kimlik ve isim değiştirme yazımın arkasından Belgin’in de yorumuyla karar verdim.

Duyurabildiğim kadar kişiye duyursam ne güzel olur

İmzalar mısın?

https://www.change.org/p/içişleri-bakanı-nüfus-ve-vatandaşlık-işleri-adımı-değiştirebilir-miyim?

4 Yorum

Filed under aile, şikayetlerim

Kimine göre kimlik

Nüfus Cüzdanım çalındı. Evet çalındı. Yenisini alacağım.

Nüfus cüzdanı almak için önce muhtardan bir yazı, sonra emniyetten bir başka yazı ile belediye nüfus müdürlüğüne gitmem yeterli. Bir ara.. İnşallah. Ben gayrete gelene kadar YENİ nüfus cüzdanları piyasaya çıkacak neredeyse..

Gerçi o muhabbet de epeyce eskidi. Bolu’da başladılar yanılmıyorsam, herkesin ehliyet kadar minnacık kimliği var. Gayet güzel. Eski defter kılıklı kafa kağıtlarını hatırlıyorum da.. Hey gidi..

 

(İsimsel bir yazı da yazdım ama tamamlayamadım, bunu önce yazıp sonra birbirlerine bağlayacağım o konuda affedin. Özetle, adını değiştirmek için artık iki yalancı şahitle mahkemeleşmene gerek yok. İki tıktık bi şıkşık, adını değiştirmen kolaylaştı)

Evet, benim minnacık bir önerim var.. Kimlikler değişirken, oraya bir akil adam otursun. Hakim filan. Eski kimlikte adın ne? İpek.. Memnun değil misin? Değilim. Ne olsun? Felanca olsun. Yaptım gitti hayrını gör..

Hop iki dakikada yeni ismimle ben!

Kötü mü olur?

Hala bu ülkede Kezban, Eşe, Fındık diye isim var. Ve daha yüzlercesi.

Bakınız bu, bu ve BU.. Ve daha bir sürü.  Tamamdır artık bakmayınız..

İsmini beğenmeyen herkese şık bir fırsat tanınsın. Dikkat buyrun, başkalarının beğenmediği isimler değişsin demedim. Kişisel olarak, KENDİ adını beğenmeyen, keşke adım Bilmemne olsaydı diyene bir şans verilsin. Çok da kolay.

Neden olmasın???

 

5 Yorum

Filed under insan olmak, soruyorum

Çocuğun kendini koruyabiliyor mu?

Bugün çok başka bir konu yazacaktım ama bu acil. Ekspres olacağım! Bir zahmet Leaders Hill ile tanışın:

Okur; bu Leaders Hill

Leaders Hill bunlar da benim okurlarım.

Bunu geçtikten sonra kısa özet: Webinar: web semineri yapıldı. (webiner denemiyor malesef, jargon oturmuş durumda)

Konu: Akran baskısı ve zorbalık karşısında, siz yokken çocuğunuz kendisini koruyabilir mi?

nedir ne değildir, uzun uzun yazışırız. İşte seminer linki . buradan (Katıl) altında (sunumu başlat) tıklayın

Lütfen çok kısa süre online kalacak bu bir saat 15 dakikalık semineri izleyin. Vaktiniz olursa ekleri  de indirin. LÜTFEN çevrenizdeki annelere yayın.

Teşekkürler.

Buradan sonrası uzun kısmı..

Duyar duymaz kaydımı yaptırdım, online eğitimlere, TED konuşmalarına özel bir düşkünlüğüm vardır. İnternet bağlantısının berbatlığı başta olmak üzere bir sürü saçmasapan sebep yüzünden izleyemedim adam gibi..
webinar’in sahibesi Işıl hanım aradı, kısa da olsa katılımım için teşekkür etti ve kaçırdığım kısımlar için kısa bir süre aynı linkten izleyebileceğimi belirtti. Ben de durur muyum “e ben de paylaşayım da herkesler faydalansın” didim.

İşin ilginç tarafı, bizatihi hayatımın en başından beri bu “bullying” denilen zorbalıkla karşı karşıya kaldım. İlkokulda adımla alay eden beni “iplik” diye çağırıp ağlatan Nuri yüzünden katılarak ağladığım oldu. Bir gün babam müdahil oldu, (genelde sorunlarını kendi başına çözen bir aileyiz.) ya da müdahil oldu diyemem, akıl verdi..”kızım Nuri’nin hoşuna giden şey seni ağlatmak. Sen ağlamayıp aldırmadan geçersen durur. Ona bu zevki yaşatmayı bırak” mealinde bir öğüt verdi.

İki kere duymazdan geldim, hakikaten olay bitti. Nuri de büyüyüp Doktor oldu :))

Kızım benzer bir vaka yaşadı ilkokulda.. Her gün “Atatürk heykelinin önüne gel döveceğim seni” diyen bi oğlan çıktı. Hayda.. Kızın ödü patladı.. Çocukla ayrı veliyle ayrı öğretmenle ayrı konuştuk.. Cık. Oğlan bize “tamam” diyor.. yine tehdit..

Kıza aikido dersi aldırdık. Elini kaldıranın elini kıracak kıvama geldi. Olay çözüldü.

Oğlum yeni bir okula başladı bu yıl. İlk günden itibaren soyadıyla dalga geçiyor iki çocuk. Oğlum da nazenin istanbul beyefendisi olduğundan gık diyemiyor. Genelde ağlayıp öğretmene şikayet ediyor. Babası “ağzının üzerine iki tane vurmasını” öğütlemeyi düşünmekte ama ona da ben engel oluyorum. Şiddet istemem. Niye? “deveden büyük fil var” diye.. Benim oğlum senin oğlunu, senin annen beni döver diye gider bu. Gerek yok. Ayrıca da ben Atakan’ın hanım hatun kibar annesini pekala döverim o ayrı.. :::D

Benim öğüdüm “aldırma, diyelim ki orada bir ördek vakvaklıyor, dinleme, geç” oldu. Bir süredir azaldı diyebilirim olay ama bitmedi. İki günde bir “böhü Atakan beni ağlattı” diye geliyor. (bu hafta başka bir çocuk da Atakana lakap takmış bu sefer de Atakan ağlamış.. kendi ilacının tadına bakmak…)
Anneyle,öğretmenle ya da okulla konuşmadım. Kendisi çözsün istiyorum. Kendi soyadı, ömür boyu taşıyacak.. Er geç her alanda dalga geçecek birileri çıkacak. Kendisi ilk önce dalga geçerse, ciddiye almayı bırakırsa rahat edeceği kanaatindeyim. Bunları yazarken, web seminerini adam gibi dinlemediğimi, kişisel görüşlerim olduğunu hatırlatayım.

Haftasonu oturup salim kafayla izler, tekrar yazarım.

1 Yorum

Filed under aile, çocuk, güvenli hayat, ilkogretim, OKUL, severim paylasirim

İki Arvad Masalı – İki Karısı Olan Adam

Bu masal antep masalıdır. Eski ve güzel bir masaldır. Haticeye değil neticeye bakanlar için alınacak çok ders vardır. Tam olarak antep ağzı konuşabilen birinden dinlerseniz, gülmekten bayılırsınız. Ben sadeleştirerek yazacağım. Başlıyorum:

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, deve tellal iken, pire berber iken, ben babamın beşiğini tıngııır mıngır sallar iken….

Bir köyde bir adam varmış. Her sabah, camiye erkenden gidermiş. Ama ne kadar erken giderse gitsin illa ki kendisinden çok daha önce gelmiş olan bir başka adamla karşılaşırmış. Bir türlü en erken gelen kişi olamazmış.

Gel zaman git zaman adam çok merak edip sormuş:

-Hemşerim sen nasıl oluyor da bu kadar erken geliyorsun camiye?

Adam da cevap vermiş:

– Benim iki arvadım var. Her sabah biri uyandırmasa diğeri uyandırır, erkenden gelirim camiye.. erken gelmek istersen al bi arvat daha..

Adamın aklına yatmış bu fikir. Bi kadın daha almış.

Aaa, o da ne? kadınlar bir türlü anlaşamıyorlar. Her konuda her an kavga eksik olmuyor evden… “bana onu aldın, öbürüne çok aldın, bana öyle öbürüne şöyle” derken herifin de tadı tuzu iyicene kaçmış.

Kadınların dırdırı adamı yemiş bitirmiş, evde duramaz olmuş. Öyle ki camiye diğer adamdan da erken gelmeye başlamış!

“ikinciyi al” diyen adam sormuş

– Ee, nasıl oldu da benden de erken gelir oldun birader?

Bizimki açmış ağzını anlatmış hallerini:

BİRİNE ALDIM ASTAR , ÖTEE HAMO BEZİ İSTER

YARABBİ İKİSİNİNDE ÖLÜSÜNÜ Bİ GÜNDE GÖSTER

YANDIM İKİ ARVAD ELİNDEN, İLLE DE BÖYÜGÜN ELİNDEN

BİRİ SAĞ YANIMDA YATAR, BİRİ SOL YANIMDA YATAR

SABAACE SAHALIM TÜHRÜĞE BATAR

YANDIM İKİ ARVAD ELİNDEN, İLLE DE BÖYÜGÜN ELİNDEN

BİRİSİNE ALDIM EDİK, ÖTEENE DE SO’NA ALIYM DEDİK

SABAACE KÖTEK YEDİK

YANDIM İKİ ARVAD ELİNDEN , İLLE DE BÖYÜGÜN ELİNDEN….

diye dert yanmış …

 

 

Benim bildiğim yukardaki gibi ama, şiirin farklı versiyonlarını da buldum netten onları da ekliyorum..

Hey ağalar için için

Ben ağlarım için için

Avrat beni döğeyazdı

Kaburgamı kırayazdı

Onlar iki ben bir tane

Farş malamat olayazdım

Yandım iki avrat elinden

İlle büyüğün dilinden

Ciğer çengelde kurtlanır

Gömlek sırtımda bitlenir

İki çengi nisbetlidir

Yandım iki avrat elinden

İlle büyüğün dilinden

Biri sağımda yatıyor

Biri solumda yatıyor

Sakalım tükürükten batıyor

Yandım iki avrat elinden

İlle büyüğün dilinden

Büyüğün adı Hediye

Küçüğün adı Tutiye

Haftada giderler kadıya

Yandım iki avrat elinden

İlle büyüğün dilinden

Çökelek koydum tirkiye

Ne bahanem var türküye

Dağda tülenmiş tilkiye

Döndüm iki avrat elinden

İlle büyüğün dilinden

Büyüğü kazan karası

Küçüğü ciğer yarası

Allah ikisini de alası

Yandım iki avrat elinden

İlle büyüğün dilinden

Arabanın köpün sökünce

Kapıdan yanımı kesince

Sol tarafıma vurunca

Bağırsağımı yırtayazdı

Onlar iki ben bir tane

Farş malamat olayazdım

Hey ağalar hey ağalar

Avrat beni döğeyazdı

Çekti bıyığımı kopardı

Sakalımı yolayazdı

Eşeğe biner eşerim

Karlı dağlar aşarım

İkinizi birden boşarım

Yandım iki avrat elinden

İlle büyüğün dilinden

Yandım İki Avrat Elinden

——————————————————

İki evliler arsız olur
Özü gözü nursuz olur
Ölende imansız ölür
Yandım iki karı elinden

Büyüğün oğlu uşağı
Küçüğün koka döşşeği
Olmuşam hammal eşşeği
Kime derler ne getirdin

Orta kapıyı ben açtım
Onlar döğüştü ben kaçtım
Ettiğim işlere şaştım

Yandım iki karı elinden
İlle büyüğün elinden

Yük yığarlar yük üstüne
Döğüşürler baş üstüne
Beni de küçüğün üstüne

Yandım iki karı elinden
Hele büyüğün dilinden
İlle küçüğün elinden

Aş pişirir gamga ile
Tuz atarlar önge ile
Getirirler kavga ile

Yandım iki avrat elinden
İlle kumanın dilinden

İki avrat mantı pişirir
Mantının suyun taşırır
Ben yimem karnım şişirir

Yandım iki avrat elinden
İlle kumanın dilinden

İki avrat hamur açar
Kuması tozunu saçar
Herif de dışarı kaçar

Yandım iki avrat elinden
İlle kumanın dilinden

Alttaki avrat yaşmak ister
Üstteki avrat boğuşmak ister
Herif oradan kaçmak ister

Yandım iki avrat elinden
İlle kumanın dilinden

Birine aldım alaca
Biri peçe istiyor karaca
İkisine bir salaca

Yandım iki avrat elinden
İlle kumanın dilinden

Bir ciğer aldım kurtlandı
Sırtımda gömlek bitlendi
İkisi de birden inlendi

Yandım iki avrat elinden
İlle kumanın dilinden

——————————————————-

Birine aldık bir edik

Ötekine de alalım dedik

İki avrat aldıkta bir halt mı yedik

Geralim hey hey

Geli geliver kız sekerek

Boğazına dursun hamçökelek(3)

Avradın kötüsü kötüden kötü

Dolapta kokutmuş yüz dirhem(4) eti

Başına düşürmüş sirke(5) ile biti

Yandım kötü avrat elinden hey

Geli geliver kız sekerek

Boğazına dursun hamçökelek

Gerali dedikleri de bir ala dana

Çekmiş bıçağı çıkmış meydana

Birinin adı Hediye, birinin adı Dudu’ya

Yandım iki avrat elinden hey

Geli geliver kız sekerek

Boğazına dursun hamçökelek

Gır(6) atıma biner karlı dağdan aşarım

Canımı sıkmayın avratlar da

İkinizi birden boşarım

Yandım iki avrat elinden hey hey

Geli geliver kız sekerek

Boğazına dursun hamçökelek

1 Yorum

Filed under aile, araştırdım, insan olmak, kültür, severim paylasirim

Reddit Gifts 2015 ve Amazon Hediyem

Amazon’un logosunu çok severim. Aslında herkes sever.

amazon.com

A’dan Z’ye herşeyi bulabilirsiniz. Bu da sizi gülümsetir. Mealinin bir kısmı da dünyanın en iyi müşteri hizmetleri bilincine sahip kurumu olması. O gülen yüz işaretinin anlamı derin yani. Yaşadıkça insan imreniyor. Darısı bizimkilere olsun.

Hayır adamların mottosu bile güzel: “and you’de done!”

Serbest çeviriyle “Bitti gitti” Çikın transleyt olarak : “ve bittin!”

Ne ararsan var diyo yani.

Bunu yazma sebebim, yılbaşı çekilişinde yaşadığım sürpriz. Biliyor musunuz bilmem, ben reddit gifts yılbaşı çekilişine katıldım.

 

Bana çıkan Kanada’lı arkadaşa şahane bir Türk kahvesi seti yolladım. Umarım beğenmiştir.

IMG-20141210-WA0021

Beni çeken arkadaş ortadan kayboldu.

Epeyce bekledim. Ses soluk çıkmayınca, reddit’in sırf bu duruma özel birimi mail attı. “sizin hediyeleşeceğiniz kişiden haber yok, isterseniz yedek hediyeci atayalım”

Evet hiç bir karşılığı olmayacağını bilerek bir çok insan ikinci bir kez hediye yollamaya gönüllü oluyor.. Niye? Dünyanın bir ucunda biriler bekleyerek mutsuz olmasın, inancı sarsılmasın diye.

Ve hemen sıradaki gönüllüye bağladılar benim hesabı. Hala anonimiz bu arada. Ben kim olduğunu hediyem gelince öğrendim. A-ha, sürprizi bozduum.

:)

O kişi, belirttiğim özelliklerime uygun olarak kendince bir seçim yapmış ve Amazon’dan doğrudan sipariş vermiş.

E-posta adresime bir takip numarası geldi.. “Paketiniz yolda” diyerek. Gör bendeki heyecanı :))

Bu işe de UPS’le bağlantılı çalışan i-parcel dedikleri bir sistem bakıyor Avrupa bölgesi için.

Girdim takip numarasını, bizimle bağlantı kurun mealinde bir yazı çıktı. Hayırdır İnşallah?

 

Yazdım “Nedir olay?”

HelloI want information on my parcel. Tracking number is AEICWLxxxxx Thanks. IpekAG

Cevap geldi:

“Hello,
Thank you for contacting i-parcel.

As of January 28th, 2010 Turkish customs have made an exemption to allow residents to import online shopping shipments 5 times per year. In order to control this requirement we are required to submit your ID number (Kimlik number) to customs at the time of clearance.  i-parcel policy is to obtain that information prior to export to allow us to clear your parcel quickly upon arrival in Turkey. No additional fees are assessed with fulfilling this requirement and it is used for customs clearance purposes only; please click here to enter your information.https://www.i-parcel.com/inforequestsecure.aspx?iTrackingNum=xxxxxxx

Please be advised your shipment will not be able to export from the US until we have received the information and may be returned as undeliverable to the internet retailer if not received within 15 days of holding your parcel.

Kind Regards,
Tanya”

 Yani Tanya hemşirem diyor ki, “yasalarınıza göre vatandaşlarınız yılda sadece beş kere yurtdışından alışveriş yapabilir. Bunun sağlamasını yapmak için de TC kimlik numaranız lazım. Şu linke tıkla gir, malzemen de hemen gelsin”

 

Yani evet  TC kimlik numaramı istediler. Malum ülkemizde gümrük bir sorun olabiliyor. Bilmemkaç doların üzerinde birşey alırsan vergi ödemek zorundasın. Gümrük harcı bilmemne artık. O kadar rakamlara ulaşıp da (175 dollars diyorlar doğruysa) gümrüğe takılma olayım olmadı hiç çok şükür.

5-10 dolarlık işler benimki.. :))

İşte kimlik numaramla nereyi nasıl sabitledilerse, ya da bu yıl kaç kere alışveriş yaptığımı saptadılarsa, aynen şöyle devam ettik:

20150306_225904-1

 

İşbu belge ile 18 Ocak’ta verilen siparişimin 14 Şubatta elime ulaştığını belirtmekteyim (gecikme tamamen benden kaynaklı, adam gibi zaman ayırıp ilk günden açaydım maili beklemezdi cicilerim Surrey depoda)

20150216_215313

Çok kıymetli insan, Amanda Smith bana iki tane nail art kalemi ve onlu pakette birrrrsürü tırnak süsü seçip yollamış. Allah yerini doldursun Amanda, Meleğim. Kesene bereket.

İpekAG bu konuyu şimdilik kapatır. Seneye kesinlikle tekrar yazılacağım bu çekilişe.

All is well, that ends well neticede.

 

3 Yorum

Filed under alışveriş işleri, internet, nail art, severim paylasirim

Kredi Dosya Masrafı Geri Alma Çalışması Başladı

Bugün, zamanında kredi kullandığım iki banka ile iletişime geçtim ve “on yıl geriye dönük olarak kredi masraflarının iadesi” prosedürünü başlattım. Aynı zamanda sahip olduğum kredi kartlarından birinin de aidatını geri alabilmek için müşteri temsilcisine yazdım.

Bu arada kısa yoldan en yetkin bilgiyi almak için Türkiye Bankalar Birliği broşürüne bakabilirsiniz.

Gelişmeleri satır satır yazacağım, vira Bismillah!

20/03/2015

a) Finansbank kredisi : 0850 222 0900 numarayı arayıp “kredi dosya masrafına dair ödemelerimin dekontunu” istedim. 7 gün içersinde şubeye gönderileceğini ve ücreti mukabil alabileceğimi söylediler. Ücreti bilmiyorlarmış. Anında bir sms geldi ve takip numarası edindim. Aferin Finansbank

b) TEB: Banka şubesi telefona cevap vermedi. 0850’li hatlarını aradım şubeyle görüşmem gerekiyormuş. (9 dakika hatta bekledim bu cevap için). Şube yetkilisine mail attım cevap bile vermedi.

c) Garanti Bonus kartımdan alınan yıllık kart ücretlerinin iadesi. Müşteri temsilcisine mail attım, Kredi kartları birimini arayacakmışım. Peki..

wpid-screenshot_2015-03-02-21-33-47.png

Bu da benim yeni oyunum…

24/03/2015 Finansbank subeye uğrayıp tek sayfalık dökümanımı aldım. 5 TL ücret verdim. Şimdi iki dökümanı dilekçe ekinde THH’ne götürme zamanı .

4 Yorum

Filed under araştırdım, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Amerikadan İngiltereden nasıl alınır? Borderlinx nedir?

Ebay’den bir şey alasım vardı. Ebay’den bi sürü şey alırım zaten.

Yani kolleksiyonuma bir parça eklemek için satın alabileceğim bir ürün çıktı, takip alarmım var, mail geldi. Resmine baktım beğendim, tam benlik.

Alayım dedim satıcı’nın yollayabileceğini beyan ettiği ülkeler listesinde Türkiye yok.

The seller has not specified a shipping method to Turkey. Contact the seller– opens in a new window or tab and request shipping to your location.

yazıyor . Al başına belayı.

Netsem?

amerikadaniste var ama acaip pahalı. Sözlükten (sevgili sezen der gibi.. ekşisözlük’ten) ara tara borderlinx’i buldum.

İki dakikada üye oluyorsun, sana sanal bir Birleşik Devletler ya da Birleşik Krallık adresi tanımlıyor. Sen ne alacaksan o adresi kullanıyorsun, sana gelen kargoları bekletiyorlar, gerekirse ücretsiz olarak toplayıp tek koli yapıyorlar ki ucuza gelsin. Sonra sen “yolla panpa” deyince yolluyorlar.

Olayın gelişmeleri:

Dear Ipek,

We have received a new delivery today to your Borderlinx suite 0722-xxxx.

Here are the details:
Shipper: E-BAY
Shippers ref: xxxcccxxx
Status: IN

Content:
 – 1 x doll 

Notes:
The value has been estimated as there was no invoice. It is important that this information is correct prior to export – please contact us to change the value to the correct amount. Note that you’ll be required to provide us with a copy of the merchant’s invoice. Please do no hesitate andcontact us.

Click on this link, then click on “Goods awaiting shipping” to see the details. Then just click the “Ship now” button to pay and we’ll ship to you straight away.


Sincerely,

The Borderlinx Team
www.borderlinx.com

Evet ne diyor? Elimize geçti, ama fatura yok, kafadan bir değer yazdık bi gelip kontrol et, onaylarsan yollayayım diyor.

Gittim baktım iki katından fazla fiyat koymuşlar. Mail yolladım, aldığım ürünün linkini attım. Fiyatı yarım saatte güncellediler. Dikkat buyrun, bizde müşteri hizmetlerine mesaj yolladın mı bir iki gün sonra baştan savan otomatik mesaj geliyor anca… Adamlar tıkkır tıkır çalışıyor.

Dear Lpek,

Welcome to Borderlinx.

Thank you for your email. Your request for amending the dutiable value of the shipment has been processed. The value has been changed based on the invoice you provided. Please log into your Borderlinx account and confirm the amendment. If you have any other questions, please feel free to contact us.

Best Regards,

 

Bana verilen sayfadan hesaplamayı gördüm. fatura bedeli ve kutunun ebadına göre bir nakliye bedeli hesaplıyorlar. Herhangi bir kargo ile burdan Ankara’ya gönderme fiyatına geldi neredeyse..

Açık söyleyeyim, geçenlerede yılbaşı için Kanada’ya bir kargo yolladımdı; PTT 50 liradan fazla aldı. O da bir ayda gitti yerine…

Onayladım, iki üç günde mi gelsin 3-5 günde mi gelsin şeklinde arada da iki dolarlık fark olan seçenek var, ucuza gittim. Geç olsun güç olmasın dedim.

O andan itibaren adıııım adım takip edilir halde oldu kargo. DHL sağolsun.

Hesaba girip bakıyoruz:

17 Şubatta kargo şubeye gelmiş.

18’i sabahı Amerikadan ayrılmış.

19’u sabah birde Almanya’ya girmiş, ayıklanmış, sevk edilmiş, 11’de İstanbul’a inmiş. 14:00’te gümrük mümrük işlemeden merkeze ulaşmış.

20 Şubatta dağıtıma çıkmış ve de teslim edilmiş.

“İnsanoğlu kuş misâli” derdi rahmetli babam.

Çook küçüldü dünya bebeyim.. Geldi bebeyim :)

 

7 Yorum

Filed under alışveriş işleri, bilgisayar, icatlar, internet, severim paylasirim