Category Archives: severim paylasirim

Ayağında kundura. Yar gelir dura dura

GIRIS: Elimizde
a)tembel
b)nazli
c)disleksik
d)hepsi

bir/birkac cocuk var, bu çocuk(lar) ayakkabi baglamayi ogrenemedi.. işine mi gelmiyor bilmem. Cirtcirtli benim de işime gelir de belli bi numaradan yukarsini yapmiyorlar…
Bugun size bir degil tam iki adet fikrim var.

image

Sekilde gorulen spor ayakkabının taaa en tepesindeki delik neymis biliyor musunuz? (Aglet icin bkz Phineas ve Ferb)
Tirininim…
Ayakkabi bagcigi cozulse de iplerin gevsememesi ve ayakkabinin ayaktan cikmamasi icinmis.

image

image

image

Iste böyle.. ilginc, degil mi.. cok da kullanisli. Kirk yillik ayakkabi giyicisiyim… ogrenmenin yasi yok tabii.

Fikir 2:
Bagciktan kurtulmanin yolu…
Egilip baglayamayacaksaniz, cozum bulunmus… silikon bagcik!

image

image

Pakette 14 adet bagcik var. 31-32 numara cocuk ayakkabisi icin 1 small,2 medium,2 large ve 1 xl kullandim. Bagciktan daha kullanisli. Sapasaglam. Giymesi cikarmasi derdi bitti. Sokulup takilabilir mi bilmiyorum,sokulebilir bir seyse omurluk kullanılır derim.

Yarin 37 numarasina takip bakacagim oluyor mu.

1 Yorum

Filed under alışveriş işleri, çocuk, icatlar, internet, severim paylasirim

Gunun ipucu

Lastikli çarşafı severim. Pek kullanislidir.
Normal carsaf da elastik ozellikli olmadigindan karton gibi durur, onu da severim.
Normal carsafi,uyaninca agzi yuzu bir yana gitmis bulmamak icin lastikli carsaf gibi sererim.
Nasil?
Iki kosesini dugumlerim.

image

Basucuna getiririm düğümleri, serdim mi def gibi gergin carsafim olur.

2 Yorum

Filed under ev işi, icatlar, severim paylasirim, tertip

Kederin Beş Kapısı

Bir teoriye göre, hayatımıza aniden giren kötü bir haberin verdiği keder ve kayıp duygusunu beş aşamadan geçerek yaşıyoruz.

Ben buna beş kapı diyeceğim. Kapılar farklı sıralarda olabilir ya da tekrar tekrar geçilebilir..

 

Kötü bir haber fotoselli olan ilk kapıyı açar.. İNKÂR

İnanamazsın.

Gerçek mi bu? Olamaz. Yalan. İmkansız. Daha dün…Hayır. Olmaz. Yanılmışlardır. Yanlış görmüşlerdir. Bu bir rüya. Başkasına sorayım. Bu olmadı. İnanmıyorum..

 

Ardından ikinci kapının tokmağı belirir: ÖFKE!!!!!.

Yok Deve! Neden ben? Ne yaptım ki? Şununki niye olmadı? Allah kahretsin biliyordum. Belliydi. Kahrolsun. Lanet olsun. Hay çççççççççççççççççççççççççççççççççççççççççççççç

küfür kıyamet. duvarlara yumruklar. morarana kadar bağırmalar. ağlama krizleri.

 

Üçüncü kapı sürpriz olarak hemen ayaklarının altında açılır: DEPRESYON

Artık böyle yaşayamam. Hayatım bitti. Hiç bir şeyin anlamı yok. Niye uğraşayım ki.. Bir daha hiç bir şey aynı olmayacak. Bu acıyla geçecek hayat, buna da hayat denirse..

Dibine düşersin.

 

Dördüncü kapı bir döner kapıdır. ara ara açılır. ara ara kapanır. PAZARLIK..

Allahım bak, bu böyle olmasın her gün dua edeceğim. Çok iyi bir insan olacağım. Şunu vereceğim. Bunu edeceğim. Söz. Bir tek, yeter ki.. Senin herşeye gücün yeter. Keşke şunu şunu yapmasaydım. Bunu bunu demeseydim…Ne olur..Yalvarırım.. Söz. Yemin ederim. Şimdiye kadar etmediğim dualara kılmadığım namazlara, ibadetlere çok pişmanım. Vallahi bundan sonra aksatmayacağım. hatta iki kat ibadet edeceğim. Hiç günah işlemeyeceğim..Yeter ki.. Ha? Olmaz mı? Bir işaret gönder.. Duamı kabul et. Bütün kalbimle diliyorum. Benim başıma gelmemeli, çünkü şu şu şu, değil mi ama? Bir mucize olsun ne var? Olmamış olsun sadece. başkasına ver. Ben çok iyi bir insanım. Bir sürü kötü insan var. Müslüman bile değiller onların başına gelsin.

 

Son kapı büyük bir kapı. Açılınca, cereyan yapar ve diğer kapılar çarparak kapanır. KABULLENİŞ.

İşte olgun bir insanla olmamış insan burada ayrılır..

“Peki. Demek ki kader buymuş. Nasip buysa, verene şükredelim, sayılı nefesimiz, devam edelim”

/

“ühü ühü ühü”

 

 

 

2 Yorum

Filed under kültür, severim paylasirim

Okurum yazarım (konu yine disleksi, baştan söyleyeyim)

Ağustosta okuduklarım ve yorumlarım:

 

20150806_131334

 

Disleksi ile başa çıkmak için 100+ pratik öneri.

Adından başlayarak, beğenmedim. 100’den fazla denir ona dilimizde. zaten ebeveyne vereceği bir şey yok, öğretmenler için yazılmış. Ebeveyn olarak alıp öğretmene vermemiz ve okumaya zorlamamız fayda sağlayabilir. Bize bir yararı yok benim görüşüme göre..

 

wpid-wp-1441996098281.jpeg

Çocuklarda Dürtüsellik… Öneririm.

Bende Disleksi var… Çok öneririm. Çocuğunuzla beraber okumanız ve kendisini anladığınızı göstermeniz için ideal. Çocuk da kendisinin neden ve nasıl farklı olduğunu idrak edebiliyor. Kendisini normal gördüğünden ondan zorla talep edilen bu garip okuma işini neden kıvıramadığını biraz anlıyor.

Tübitak yayınlarının böyle özel kitapları böyle güzel fiyatlardan satmasından da ayrıca çok memnunum. Okul öncesi ve ilkokul seviyesi müthiş kitapları var. Kitapların içeriği bir yana baskıları ve kullanılan dil de kaliteli. Matematik konusunda hele, sıfırdan ele alıp dört işleme giriş yapan kitaplarını iki çocuğumda da ben çok beğenerek kullandım. Doğa-Uzay-Hayvanlar.. Çocuğun merak ettiği her konuyu severek incelemesini sağlıyor. Bilim harika bir şey, çocukların bilim sevmesi daha da güzel. Bilimi erişilebilir kılan Tübitak’ın şerefine!

Yine Tübitak’tan “Bir Türlü Yerimde Duramıyorum” da, Hiperaktif çocukların ana babaları ile kendilerini keşfetmelerine, daha da önemlisi KABUL etmelerine yardımcı oluyor.

The Gift of Dyslexia bu konuda temel kabul edilen çok sözü geçen bir kitap. Yeni başladım pek de sürükleyici gitmiyor. Bitince bir yorum yazarım.

Bunların yanısıra KINDLE sağolsun, çok güzel bazı kitaplarım oldu.

Muhteşemdi, bir anne olarak tam anlamıyla anlaşıldığımı anladım. Çok sevdim, yapılmadıysa çevirisini yapasım var.

 

Halen elimde bir sürü okuma olduğu gibi bir yandan da Game of Thrones serisini okuyup bitirdim :))

Okumayı seviyorum..

 

 

 

Bu arada not 1: Ortada görülen “Okuyorum konuşuyorum” iki ciltlik kitap oğlum konuşmayı öğrenirken (geç konuştu, 4 yaşında ders aldırmaya başladım.. ablası 3.5 yaşında konuştuğu için tasalanmadım açıkçası) özel eğitim merkezi tarafından aldırılan bir set. 50 lira civarında bu iki kitap ve okurlardan ihtiyacı olan varsa, hemen hiç kullanılmamış bu seti hediye edeceğim. Kargoyu ödemeniz yeterli.

not 2: “Ben ilköğretim seviyesi öğretmenim, ilk bahsettiğiniz 100 pratik öneri işime yarar” diyen varsa onu da göndermeye hazırım.

Not 3: Disleksi zeka geriliği ya da hastalık değil. Sizin yapamadığınız bir şey yok mu? Ben mesela, uçamam. Bilmiyorum. Bana yeterince bağırırsan, “hadi” dersen çalabilir miyim sence? Disleksik çocuk da gayret etmediği ya da çalışmadığı için okuyamıyor sanılıyor. Yok böyle bir şey. Bağırıp çağırmayın, hadilemeyin..Bunaltmayın çocuğu.  Sınıftaki herkes, hatta 5 yaşında kardeşi bile okuyor yazıyor olabilir. Olsun. Bu da okuyup yazmıyor. O kadar. Kabul edelim ve bir adım ilerleyelim.

 

15 Yorum

Filed under araştırdım, çocuk, disleksi, kitaplar, severim paylasirim

Disleksi ve görme (renklerrr)

Facebook’ta çocuğu disleksik olan annelerden oluşan yardım destek grupları buldum. Bir tanesi de: Her Çocuk Başarabilir (Öğrenme Güçlüğü) grubu.

Grupta geçenlerde bir yazı paylaşıldı: Reading Rainbows

Özetle diyor ki, özel öğrenme güçlüğü olan kişilerin sayfayı görür görmez uykusu gelir, esnemeye başlar. Görsel olarak beyaz sayfa üzerinde titreşen, hareket eden siyah şekiller görürler. O yüzden sayfaların koyu renk olması dikkati toplamasını sağlar.

Bunu denemek için renkli şeffaf sayfalar almış kadıncağız. Çocuğun önüne bir kitap açmış 30 saniye bir sayfa okutuyor. Çocuk kımıl kımıl, laf söylüyor eli kolu oynuyor…

Yan sayfaya mavi renk folyo koyar koymaz çocuğun görüşü acaip keskinleşiyor. Şakır şakır okuyor!

 

Hayret ettim: siz de etmek isterseniz izleyin…

 

Gruptaki annelerden biri de denemiş, önerdi. Gittim hazır da kırtasiye sezonu, migrostan renkli kap kağıtları ve bir de şeffaf mavi, çıtçıtlı dosya aldım.

Daha eline almamış olduğu, hediye gelmiş bir kitabı da önüne koydum bugün.

wpid-wp-1441875780769.jpeg

 

Kitabı ben de elime almamışım. :((( Zaten renkliymiş sayfalar!! (Resim C)

#AcabaNeden isimli bu kitap da güzel bu arada onu da önereyim.. (Resim B)

Neyse bizim okur aldı kitabı, anası da kronometreyi. Bir dakikada okunan kelime sayılarını saptadım..

Çok anlamlı bir fark göremedim. Resim A’daki muşambalar fazla yumuşak ve biraz da opak olduklarından tatsız oldu. Dosyadan kestiğim parça daha kolay kullanılıyor, hele bir de pencere açtım, (konsantrasyon zorluğu çeken çocuklar için kullanılan bir uygulama bu pencereli karton) biraz daha güzel oldu. (resim Ç.)

Şimdilik, pas geçiyorum.

Siz de bir deneyin, pahalı bir şey değil renkli şeffaf folyolar. İşinize yararsa, muhteşem olur.

Benim?

Bir sürü kap kağıdım var..

dakikada ortalama 20 kelime okuyan bir oğlum var.

benden iyisi Şam’da kayısı be!

 

 

 

 

EDİT: yazıyı yayınladıktan sonra Akademi Disleksi’nin facebook sayfasıyla görüştüm bana kendi setlerini hatırlattılar.

http://www.akademidisleksi.com/sayfa/okuma-penceresi/

Hazır renkli pencereyi yapmışlar! Daha evvel görmeliydim… (gerçi işe yaramadığında daha fazla bozulurdum)

Neticede anneler olarak, çocuklar için ne lazımsa bulmaya çırpınıyoruz işte..

2 Yorum

Filed under aile, alışveriş işleri, araştırdım, çocuk, disleksi, icatlar, ilkogretim, severim paylasirim

Blogun eskisi makbuldür.

Bir tanıtım etkinliği için geri dönüp bakmasam farketmeyeceğim, 19 Ağustos’ta 10. yılımı doldurmuşum! 

kendimi iyi hissettim. 

Maşallah bana. 

Ve nice nice yıllara! 

wpid-wp-1440666194019.jpeg

 

Teamüllere göre, çekiliş mekiliş yapmak lazım şimdi. Ay heyecan heyecan. 

 

12 Yorum

Filed under arkası yarın, ben yazdım, blog işleri, internet, kültür, severim paylasirim

Kask meselesine bir bakış

Elektrikli bir bisiklet kullanıyorum. Saatteki hızı 20 km yani koşma hızında gidiyor. Buna (ve herkese) rağmen güzelce kaskımı takıyorum. “Alt tarafı alt sokağa gidiyorum, şurdan şuraya giderken de kask mı takılır? e5’e çıksam neyse” demiyorum.

Niye? Kafamı kırmak istemiyorum da ondan.

Motosiklet.net sitesinden aldığım bir fotoğrafı paylaşmak istiyorum.

kazakask

Görüldüğü üzere kask kaldırıma ya da asfalta sürterek rendelenmiş. Kask olmasa kafanın yarısını yerde bırakırdı sahibi. Mideniz kaldırırsa bir google araması yapabilir ve kasksız kaza yapmış insanlara üzülebilirsiniz.

Kask önemli ama kimsenin hiiiç takmadığı (pun intended) bir malzeme. Pahalı bir şey de değil hatta. Eli yüzü düzgün, iş görür bir kask 50 liradan başlıyor, 75 liraya cânım kasklar var. Ağzınızı burnunuzu dağıtmamanız için. Değer.

Kask takmamanın yasal cezası 80 lira. Arkaya bindirdiğiniz biri (artçı) varsa ona da kask mecburi.

Ben polis olsam bir kamyon kask alır, köşede beklerim. Gelen her kasksız motorcuya birer kask satarım!

Her seferinde.

Öğrenene kadar.

Gerçi, Darwin ödülleri diye bir şey de var, belki de gidişata karışmamak daha hayırlıdır.

Iy, iğrenç biliyorum tamam..

 

NOT: güzel bir uygulama var özellikle motorcu denilen kurye/servis personeli için

Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu A2 ehliyeti olan herkese bir kurs veriyor ve kurs sonunda her katılımcıya reflektörlü yelek ve kask hediye ediyor. Başvuru için buradan.

Yorum bırakın

Filed under e-scooter, güvenli hayat, severim paylasirim, soruyorum

Öttürgeç

Yeni uygulamam Beep’n Go. Yani öttür ve geç.
Vakt-i zamanında isabet buyurduğum gibi cüzdandaki kartlari sanal ortamda saklamaya yarayan uygulama.

A) guvenli degil. Incik cincik bilgilerinizin kimin eline gittigi mechul.
B) cok sukur be! Biri yapti nihayet. 6 yildir bekliyordum!
C) Ikea gibi kıl firmalar (yılolmuş2015) hâlâ kasada kart okutturma derdinde. Karti fiziksel olarak görmeden islem yapmiyorlar.
D) Migros DnR vb laf dinledigi icin kart bilgisini telefon numarasina sabitlediler,kasada cep numarani soylemek yetiyor. Dunya alem telefon numarami ogrendi bu gune kadar :(

Ferahlasin cuzdanlar…

image

2 Yorum

Filed under severim paylasirim, uygulamalar

Daha neler göreceğiz acaba?

Demin bir uygulama indirdim. Telefon rehberinizdeki insanlara tek dokunuşla “Yo!” gönderebiliyorsunuz.
Uçukötesi…
Allah akıl fikir de veriyor ama…

3 Yorum

Filed under internet, severim paylasirim

Gimle’li Guzel

Herkese nasip olmaz,bu çağda bir mektup arkadasim oldu benim.

image

Ünlü blogger, yeşil yaşam ustası, güzel kişi Türkan (Eski adiyla Resimli Seyler Atlasi, yeni adiyla Yesil Atlas) masallahi olan bir kadin. Guzel,azimli ve marifetli. Sabirli ve cilgin. Taaa ordan buraya bana bir zarf dolusu heyecan yollamis. Kendisi benim paralel evrendeki kendim filan, o derece zitiz aslinda. O yuzden yazilarini salyalarimi akitarak okuyorum. Hayatta yapamayacagim seyleri “iki tiktik bi fikfik” diye anlativeriyor. El yazisi bile inci gibi. Ü-hüüü..
Sevgili Kucuk Prensim.. (baska bir dunyadansin ya sen…) Zahmet etmissin. Ozene bezene ne aralik nasil…. nutkum tutuldu.
Hediyelerine bittik. Sevindirenin cok olsun.  Ellerin dert gormesin.
Kontr-zarf hazirliyorum. Bilgine!

image

2 Yorum

Filed under çevre, çocuk, blog işleri, gezen güzel olur, internet, severim paylasirim