Category Archives: aile

İki Arvad Masalı – İki Karısı Olan Adam

Bu masal antep masalıdır. Eski ve güzel bir masaldır. Haticeye değil neticeye bakanlar için alınacak çok ders vardır. Tam olarak antep ağzı konuşabilen birinden dinlerseniz, gülmekten bayılırsınız. Ben sadeleştirerek yazacağım. Başlıyorum:

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, deve tellal iken, pire berber iken, ben babamın beşiğini tıngııır mıngır sallar iken….

Bir köyde bir adam varmış. Her sabah, camiye erkenden gidermiş. Ama ne kadar erken giderse gitsin illa ki kendisinden çok daha önce gelmiş olan bir başka adamla karşılaşırmış. Bir türlü en erken gelen kişi olamazmış.

Gel zaman git zaman adam çok merak edip sormuş:

-Hemşerim sen nasıl oluyor da bu kadar erken geliyorsun camiye?

Adam da cevap vermiş:

– Benim iki arvadım var. Her sabah biri uyandırmasa diğeri uyandırır, erkenden gelirim camiye.. erken gelmek istersen al bi arvat daha..

Adamın aklına yatmış bu fikir. Bi kadın daha almış.

Aaa, o da ne? kadınlar bir türlü anlaşamıyorlar. Her konuda her an kavga eksik olmuyor evden… “bana onu aldın, öbürüne çok aldın, bana öyle öbürüne şöyle” derken herifin de tadı tuzu iyicene kaçmış.

Kadınların dırdırı adamı yemiş bitirmiş, evde duramaz olmuş. Öyle ki camiye diğer adamdan da erken gelmeye başlamış!

“ikinciyi al” diyen adam sormuş

– Ee, nasıl oldu da benden de erken gelir oldun birader?

Bizimki açmış ağzını anlatmış hallerini:

BİRİNE ALDIM ASTAR , ÖTEE HAMO BEZİ İSTER

YARABBİ İKİSİNİNDE ÖLÜSÜNÜ Bİ GÜNDE GÖSTER

YANDIM İKİ ARVAD ELİNDEN, İLLE DE BÖYÜGÜN ELİNDEN

BİRİ SAĞ YANIMDA YATAR, BİRİ SOL YANIMDA YATAR

SABAACE SAHALIM TÜHRÜĞE BATAR

YANDIM İKİ ARVAD ELİNDEN, İLLE DE BÖYÜGÜN ELİNDEN

BİRİSİNE ALDIM EDİK, ÖTEENE DE SO’NA ALIYM DEDİK

SABAACE KÖTEK YEDİK

YANDIM İKİ ARVAD ELİNDEN , İLLE DE BÖYÜGÜN ELİNDEN….

diye dert yanmış …

 

 

Benim bildiğim yukardaki gibi ama, şiirin farklı versiyonlarını da buldum netten onları da ekliyorum..

Hey ağalar için için

Ben ağlarım için için

Avrat beni döğeyazdı

Kaburgamı kırayazdı

Onlar iki ben bir tane

Farş malamat olayazdım

Yandım iki avrat elinden

İlle büyüğün dilinden

Ciğer çengelde kurtlanır

Gömlek sırtımda bitlenir

İki çengi nisbetlidir

Yandım iki avrat elinden

İlle büyüğün dilinden

Biri sağımda yatıyor

Biri solumda yatıyor

Sakalım tükürükten batıyor

Yandım iki avrat elinden

İlle büyüğün dilinden

Büyüğün adı Hediye

Küçüğün adı Tutiye

Haftada giderler kadıya

Yandım iki avrat elinden

İlle büyüğün dilinden

Çökelek koydum tirkiye

Ne bahanem var türküye

Dağda tülenmiş tilkiye

Döndüm iki avrat elinden

İlle büyüğün dilinden

Büyüğü kazan karası

Küçüğü ciğer yarası

Allah ikisini de alası

Yandım iki avrat elinden

İlle büyüğün dilinden

Arabanın köpün sökünce

Kapıdan yanımı kesince

Sol tarafıma vurunca

Bağırsağımı yırtayazdı

Onlar iki ben bir tane

Farş malamat olayazdım

Hey ağalar hey ağalar

Avrat beni döğeyazdı

Çekti bıyığımı kopardı

Sakalımı yolayazdı

Eşeğe biner eşerim

Karlı dağlar aşarım

İkinizi birden boşarım

Yandım iki avrat elinden

İlle büyüğün dilinden

Yandım İki Avrat Elinden

——————————————————

İki evliler arsız olur
Özü gözü nursuz olur
Ölende imansız ölür
Yandım iki karı elinden

Büyüğün oğlu uşağı
Küçüğün koka döşşeği
Olmuşam hammal eşşeği
Kime derler ne getirdin

Orta kapıyı ben açtım
Onlar döğüştü ben kaçtım
Ettiğim işlere şaştım

Yandım iki karı elinden
İlle büyüğün elinden

Yük yığarlar yük üstüne
Döğüşürler baş üstüne
Beni de küçüğün üstüne

Yandım iki karı elinden
Hele büyüğün dilinden
İlle küçüğün elinden

Aş pişirir gamga ile
Tuz atarlar önge ile
Getirirler kavga ile

Yandım iki avrat elinden
İlle kumanın dilinden

İki avrat mantı pişirir
Mantının suyun taşırır
Ben yimem karnım şişirir

Yandım iki avrat elinden
İlle kumanın dilinden

İki avrat hamur açar
Kuması tozunu saçar
Herif de dışarı kaçar

Yandım iki avrat elinden
İlle kumanın dilinden

Alttaki avrat yaşmak ister
Üstteki avrat boğuşmak ister
Herif oradan kaçmak ister

Yandım iki avrat elinden
İlle kumanın dilinden

Birine aldım alaca
Biri peçe istiyor karaca
İkisine bir salaca

Yandım iki avrat elinden
İlle kumanın dilinden

Bir ciğer aldım kurtlandı
Sırtımda gömlek bitlendi
İkisi de birden inlendi

Yandım iki avrat elinden
İlle kumanın dilinden

——————————————————-

Birine aldık bir edik

Ötekine de alalım dedik

İki avrat aldıkta bir halt mı yedik

Geralim hey hey

Geli geliver kız sekerek

Boğazına dursun hamçökelek(3)

Avradın kötüsü kötüden kötü

Dolapta kokutmuş yüz dirhem(4) eti

Başına düşürmüş sirke(5) ile biti

Yandım kötü avrat elinden hey

Geli geliver kız sekerek

Boğazına dursun hamçökelek

Gerali dedikleri de bir ala dana

Çekmiş bıçağı çıkmış meydana

Birinin adı Hediye, birinin adı Dudu’ya

Yandım iki avrat elinden hey

Geli geliver kız sekerek

Boğazına dursun hamçökelek

Gır(6) atıma biner karlı dağdan aşarım

Canımı sıkmayın avratlar da

İkinizi birden boşarım

Yandım iki avrat elinden hey hey

Geli geliver kız sekerek

Boğazına dursun hamçökelek

1 Yorum

Filed under aile, araştırdım, insan olmak, kültür, severim paylasirim

REBLOG: Silika jel hakkında yazısıyla : Işıl

Yeni bir çanta ya da cüzdan aldınız…İçinden çıkan küçük Silika Jelleri atmayın !.

 

Bu arkadaşı ben yeni keşfettim. Orijinal ve hevesli yazılarını da takip etmekteyim. Son yazılarından birinde benim uzuuuuun zaman önce yazmayı istediğim şeyi yazmış.. Silica Gel paketçiklerinin kullanma alanları.

Bravo diyor, kendi kullanım alanımı da ekleyip kaçıyorum.

Değerli kitaplarımın kutularına da bir iki tane atarım ben silikajel. Kitap kadar neme hassas bir şey olamaz.

El yazması kitaplarım var, ilk baskılarım. Benim için çok değerli ama piyasada ancak mangal tutuşturmaya yarayacak babamdan kalma dergilerim var.

İşte onları biraz daha özenli korumak için nem çekici ajan olarak silikajel kullanırım. Çünkü, ne demişler, “duvarı nem, adamı gam yıkar”

wpid-20150215_131011.jpg

Herkese de öneririm.

 

Yorum bırakın

Filed under aile, kültür, kitaplar, severim paylasirim

“Galeba” Kedili hayatın ilk ayı bitiyor

Bu arada öğrendiğim şeylerin sayısı bini aştı.

“kedi gibi” uysallık ifadesidir de, kedinin karakteri kadar sizin eğitiminiz de önemliymiş. Yoksa görürüm ben “kedi gibi”yi. Çırmık içinde kalırsınız.

Kediye iyi davranmak lazım. Kumunu temiz, yemeğini suyunu taze seviyor. Pati aralarına kum kırıntısı girebiliyor, kontrolü ihmal etmeyin.

wpid-20150204_192411.jpg

Kedi kumunu temizledikçe, (elek-kürek arası bir şey var bunun için) eksilen kumu tamamlamak lazım. Haftada bir de komple atıp kabını yıkayıp yeniden doldurmak gerekiyor. 10 kiloluk kum poşetini indir kaldır, aç kapa yapmamak için buraya boşalttım. Çok pratik oldu. Eski usül çift kapaklı temiz bir bidon bulursam benden mutlusu yok.

Keza 3 kiloluk mamayı da aç kapa yaparken aroması kaçmasın diye de 50’şer gramlık porsiyonlar halinde buzdolabı poşetlerine stokladım. Kıyabilirsem bir Tupperware ayırıp ona dolduracağım…

Kedi cezadan anlamaz. Kediyi hiçbir şey için cezalandırmaya kalkmayın. Aradaki bağlantıyı kuramadığı için size kin beslemeye başlar sadece. Etki-tepkiyi kolayca öğrenir.

Temizlik konusunda… Kedinizi tarayın arkadaş. Kedi taranmayı seviyor. 4 çeşit kedi tarağımız var. Biri kızın bebeklinden kalma.
image
Nuk bebek fircasi kediye kaldi. :))

Biri oyuncak bir fırça, biri yedek fırçam, biri de pet şoptan aldığım Furminatör diye satılanlardan. Markası başka.. İçime bu sindi.. Bıçaksız, kesmiyor tüyleri, tararken topluyor. Taranınca parlıyor tüyleri, bambaşka güzelleşiyor bebişimiz.

wpid-20150203_202255.jpg

wpid-20150203_202333.jpg

Kedi huzur veriyor insana, aileye neşe katıyor ona kefilim. Kucakta gezmekten yoruluyor bazen. Cılkını çıkarıyor çocuklar bazen. Tırmık izlerini sayıyor oğlum “26-27…” diye. Mıncırmasın o  da.

wpid-20150204_192044.jpg

Kediseverlerin apayrı insanlar olduğunu farkettim. Farklı bir grup. En tepede ise Üzüm ile Ryuk‘ın sahibi var. Fenomen Yeşar beyi ben bir haftadır izliyorum. Ryuk adamım oldu çıktı.

Allah aşkına şu aşk değil mi?

wpid-screenshot_2015-02-05-14-34-15.png

Bu ekibin kendi dergileri olması da kaçınılmaz. Bunu da özellikle ve güzellikle tavsiye ediyorum. Kedi ve Diğer Şeyler

Dergi için kedidergi adresi var.

wpid-20150205_124335.jpg

Geç kalmayın, abone olun..

Geçen yazıda unuttuğum bir kitap da, o eski güzel günlerde bizzat yerinden (Taksim Arion) aldığım “En Güzel Kedi Hikayeleri“dir. :))) Onu da ekleyeyim buradan..

 

 

 



 

 

3 Yorum

Filed under aile, alışveriş işleri, araştırdım, instagram, internet, kültür, Kedi, severim paylasirim

Cimrilik değil tutumluluk kardeşim…

Bir şeyi para verip almak ya da yolda bulmak sorun değil. Malıma sahip çıkarım, son damlasına kadar da kullanmadan atmam. Böyle yetiştirildim. Rahmetli babam ’40 doğumlu. İkinci Cihan Harbinin her zorluğunun yaşandığı ülkede zorluk içinde büyümüşler. Küçüleni kardeşinin giydiği, gaz lambasında ders çalışıldığı,iç çamaşırını annenin diktiği bir hayat. Herşeyin değerini de kıymetini de bilen bir nesil onlar.

70’lerde doğup 80’lerde büyümüş biri olarak Oscar Wilde’ın “Sinik” (cynic) tanımını anlayabiliyorum. Herşeyin fiyatını bilen ama hiç bir şeyin değerini bilmeyen. Çevrem 90’larda hoppalacık zengin olan, kullan-at kuşağının orta yaş sayıldığı bir çevre. Ve bunalıyorum.. Onların çocukları iyice deli. Ne mal kıymeti biliyorlar ne de dünyadan haberleri var.  Neyse.

Freecycle sayesinde zaten hiç atmıyorum artık. Veriyorum.

20140819_223837

Bu tüp sıkacağı mesela, pek beğendiğim bir şeydir. Diş macunlarımızı son damlasına kadar kullandırır..

FB_IMG_13873083523422668

İki numarada bu turuncu edevat var. Yine tüp içeriğini sıkarak güzel kullanılmasını sağlıyor.

20140819_223855

İlaçlar, her tür kremler için elzem..


Aluminyum tüpleri kvırıra kıvıra kullanırım…
20141024_154056 20141024_154147

 

Tchibo’dan aldığım bu ikili set şampuan ve duş jeli gibi ürünlerde çok ideal oldu. Banyoda her an kullanıma hazır..20140819_223911

 

Tüp olmayan ambalajları ters çevirir iyice akmalarını sağlarım. Varsayalım eeeeen dibi kaldı. Keserim ortadan, sıyırırım. 20140819_223811

 

Yeter mi? Yetmez.. Kaçan çorapları, yırtılanları da bir zahmet yamar kullanımda tutarım.

20140523_104144Bu benim çorap yumurtam.


20140523_104123

Bu da çorap yamayan milyarder örneği…

Aza tamah etmeyen çoğu bulamaz kanka.

14 Yorum

Filed under aile, çevre, ev işi, freecycle, severim paylasirim

Fiko’nun Bahçesinden

Köy Hizmetleri yazım çok güzel tepkiler aldı. Bu arada Tipi de daha bir kurumsallaşıp Fiko’nun Bahçesinden olarak saptadı ismini.

Yeni adresi Fiko’nun Bahçesinden sık sık güncelleniyor. İlginç ürünlerle dolu alışveriş listesini her hafta mail adresinize gönderiyor.

Facebook Grubu da var, twitteri de, epostası da.

Bu benim çok hoşuma giden ve faydalandığım bir girişim. Biraz daha fotoğraf paylaşmak istiyorum.

fiko

 

İletişim:
0533 372 00 70
fikonunbahcesinden@gmail.com

1 Yorum

Filed under aile, alışveriş işleri, çocuk, güvenli hayat, iştahlı işler, saglik, severim paylasirim

TEOG ne zaman?

2014 -2015 TEOG SINAV TAKVİMİ

I. Dönem Merkezi Ortak Sınavlar

26 Kasım 2014 Çarşamba
27 Kasım 2014 Perşembe

II. Dönem Merkezi Ortak Sınavlar

29 Nisan 2015 Çarşamba
30 Nisan 2015 Perşembe

 

TEOG GÜNLERİ OKULLAR TATİL :)

peki TEOG ne ki? 

TEMEL EĞİTİMDEN ORTAÖĞRETİME GEÇİŞ SİSTEMİ’nin kısaltması. Aklıbaşında bir cümle kurun da kısaltması bari kolay olsun :( 

Temel eğitim bizim bildiğimiz şekilde, eskiden İlkokul ile ortaokula şimdilerde verilen ad. Ortaöğretim dediği de Lise. Daha eskilerin bakalorya dediği şeye benzer bir şey işte. Mistem bu şekil bu ara. Sistem demiyorum çünkü bir düzen yok, sistem değil onyıllardır bizde eğitim.

Türkçe, Mat, Fen, İnkılap Tarihi, Yabancı dil ve Din başlıkları altında yılda iki kere sınava giriyor 8. sınıflar. Yani orta son’lar.  Puan hesabına 6. 7. 8. sınıf ortalamaları da ekleniyor. 

Tam puan 500. Ona göre bir liseye devam ediyor çocuklar. Liseler 4 yıl oldu bu arada, ekleyeyim. Sonra üniversite sınavı var. ÖSS ve ÖYS vardı ya, hah, işte onlar da değişti ben de tam bilmiyorum yeni adını. Nasipse bir zaman sonra öğreniriz. “Geçinmeye gönlüm yok ki adını sorayım” demiş Hoca, o hesap..

İşte böyle. 

2 Yorum

Filed under aile, çocuk, OKUL, saçmasapanlıklar

Kupkuru bir yazı : Havlu mu? Peştemâl mi?

Benim 1. sınıfa giderken bir bitlenme vakam var ki, sülalenin neşesi, anlatır anlatır güleriz. Efendim günahı söyleyenin boynuna, sınıfa Şam’da tatil yaptıktan sonra gelen bir öğrenci, hepimize bit bulaştırmış. Annem hayatında bit nedir görmediği için gayet habersiz, öğretmenimin kırmızı kalemin dibiyle her sabah saç muayenesi yaptığını bilmiyor, eve getirdiğim notla düşüp bayılacak gibi oldu. “Kızınız bitlenmiştir, lütfen bit şampuanı ile yıkayınız.”

Önce babamı arıyor, babam gülüyor, akşama bit şampuanı getireceğini, isterse babaanneme gidip orada da uzman bir göze göstermesini öneriyor. Ne de olsa savaş yıllarında 4 erkek çocuk yetiştirmiş olan babaannem, bit nedir ne değildir biliyor. Neticede evet, bitlenmekle kalmamış anneme de bulaştırmışım.

Amcam rahmetli gülüyor: “Pire itte bit yiğitte olur gelin hanım!” Allahım herkesler gülüyor.. Ben şaşkın annem mutsuz..

Babaannem rahmetli gülüyor, “olur öyle, temiz saça gelir” diyerek annemin içine su serpiyor, sonra çarşafı boynuma bağlayıp güneşin altına oturtuyor beni, kendisi de kürsüye (hamam taburesi, köy kahvelerinde hasırlısı olur hani…) oturuyor ve önce başımdaki bitleri kırıyor. Sonra beni alıp gürül gürül yanan hamama sokuyor, mermer kurnalı, bakır taslı hamamda saf zeytinyağlı yarım tuğla kılıklı sabunla 4 su yıkıyor kafamı, bittir, sirkedir, yumurtadır kalmıyor geride.. Ve çitişmiş saçlarımı şimşir tarağın ince dişi ile dipten uca tarıyor.

Saçlarım uzun ve o güne kadar bebe şampuanı ve kremle yıkanır, bin bir nazla taranır iken, o gün hamamda uğradığı muamele tam bir şok. Haykırarak ağlıyorum ancak iş bitene kadar kıstırıldığım yerden kaçamıyorum. Mis gibi sabun kokan, sert ve kalın Bursa havlularına sarıp anneme teslim ediyorlar beni. Sesim soluğum çıkmıyor artık.

Akşama bit şampuanıyla bir daha, haftasına bir daha..

Bit bitiyor. Ben de.

Banyo sevmem. Su sevmem. Denize girmem. Ancak boğulmayacak kadar yüzme öğrendim, orada bıraktım.

Havuza girer, suyla oynarım, yatarım, dikine dururum. Yüzmem.

Küvet doldurup girmem.

Yağmurda kalmam.

Bulaşık yıkarken elli kere mola verir ellerimi kurularım.

(Hamama eğlenmek, kese köpük masajı için çok gittim. Onu seviyorum niyeyse…)

Her ne ise, ben sudan mümkün olduğunca uzak kalmayı tercih ediyorum. Duş sonrası da bilinen en kurutucu havluya sarınmayı tercih ediyorum. Bornoz giymem, içi nemli kalıyor bir türlü tam kurumuyor benim de o ıslak ağır şeyden yerbezi kadar tiksindiğimi söylemem lazım.

Mümkün olsa eve Dyson el kurutucu alacağım :(

Yapsalar vücut kurutucu, dakka durmam onu da alırım.

Sonra biri bir gün, peştemal önerdi bana.

İncecik bez, tülbentten hallice, bana ne kâr eder, diye düşünsem de, denemeye değer dedim. Kelime kökü farsça: Peşt=Bez demek. ;=Mal da ön sanırım. İnsanın önünü kapatan bez, önlük anlamında. Bakınız Peşkir.

Bunun da düz olanı, içi havlu olanı ve de teknolojinin mucizesi mikrofiber olanı var.

IMG_20140823_163953 (1)

Tek kat peşkir

20140823_143126_opt

Tek kat,içi havlu iki peşkir ve çift kat ekstra yumuşak banyo havlusu. Hepsi aynı boy!

20140823_143055_opt

Kalınlıkları arasındaki fark!!!

Anlaşıldığı üzere tatile matile giderken, plaj havlularını kaldırıp atıyoruz (ya da Freecycle yapıp veriyoruz) sonra da 5 liradan başlayan (ve kesinlikle markaya göre uçan) fiyatlarla satılan peştemallerden alıp kullanmaya başlıyoruz.

IMG_20140822_235522_opt

IMG_20140806_221042_opt

Seri sonu indirimdir bonustur kullandık merak etmeyin bu kadar para vermedi İpekAG..

Tek kat olan bile gerçekten emici ve kurulayıcı, asar asmaz da kuruyor. Kesinlikle bavulluk.

İçi havlu olan, favorim. Her havluya beş basar. İyi ki almışım. Çocuklara da birer tane alacağım, hatta kafa havlusu yapacağım bir tane.

Gelelim microfiber olana..

20140904_195406_opt

Mikrofiber A ve Mikrofiber B20140904_195359_opt

En son resimde oto bakım reyonundan 3 kuruşa aldığım mikrofiber A ile deli para verdiğim Mikrofiber B’yi peştemallerin üzerinde yatarken görebilirsiniz. Dokuları çok farklı, ancak evet emici.

Hele B. Katladığımda cebime sığacak kadar küçülebilen ama 175’lik eniyle hem sarıp sarmalayan hem de hızla “kibrit gibi” kurutabilen bu ürün, mucize. Sağda solda uygun fiyattan bulursanız DÜŞÜNMEYİN, hemen alın!

*Burada Otostopçunun Galaksi Rehberi okurlarına selam eder, asla havlusuz kalmamalarını temenni ederim.

Yazıyı sizlere iki farklı şekilde düğümlenmiş (tek düğüm/örümcek) peştemal saçağı paylaşarak bitirmek istedim..

havhav_optİmza: Yiğit İpekAG

6 Yorum

Filed under aile, çocuk, bakımlı hatun, icatlar, severim paylasirim

Hazinem Annem

Allah herkesinkine uzun ömürler versin, annelerin hakkı ödenmez. Şu yazıyı yazdığım sırada benimkisi uçmakta mesela :)) Anlaşamadığımız bir çok konu olsa da, birbirimizin en iyi desteğiyiz. En güzel gülmeleri beraber yaşadık. En zor günleri beraber atlattık. Hayat ne zaman bir huni gibi giderek daralsa, ışığı hep annem gösterdi.

Blogun değilse bile wordpress’e geçişimin 4. yılı dolmuş. WP beni kutladı; ben de siz okurlarımı tebrik eder, bu özel güne ait yazıyı da anneme teşekküre adarım.

4. zafer yili

Benim bu kadar delişmen, özgür ve sözünün eri olmamı sağlayan (karakterim, Koç’luğum bir yana) annemdir. Anlatmışımdır belki; ben 5 yaşındayken, bana bir etek alınması lazım, babamdan bir etek parası alınmış, çarşıya çıkmışız.

O arada ben çok güzel, kırmızı bir üç tekerlekli bisiklet görmüşüm. Anneme etek yerine onu almayı önermişim. Para yeterli.. Etek kalmış, annem bisikletimi almış. O sene bir etek eksik gezdim belki ama hala bisiklet tepesinde geziyorum. O gün “hayır, etek alacağım!” deseydin ben bugün bunu yazmayacaktım anne, teşekkürler.

Ölüm kalım meselesi ya da disiplin dışı değilse çocuğun isteğini yerine getirmeye çalışırım. Bizde ırsi. :))) Dünyadaki görevimiz sadece ve sadece çocuğumuzu iyi ve doğru yetiştirmek, mutlu ve huzurlu bir erişkine evirmek. Gerisi boş.

*-*-*-*-*

Benim annem herkesin annesinden farklıdır bir kere.

Çok inatçıdır. Kafasına koydu mu yapar. “Olmaz”ı yoktur. Kırk yaşından sonra Avon temsilcisi olarak başladığı hobiyi, Avon Bölge Satış Sorumluluğundan emekli olarak tamamladı. İdolümdür.

Çok eğlencelidir. Mesela bir hazine avı vardır. Küçük küçük kağıtlara notlar yazar. evin değişik yerlerine gizler. Okuldan eve gelince bir ip tutuşturur elime, ipin ucunda ilk kağıt: “Buzdolabına bak!”

Av başlar, buzdolabından oturma odası halısının altına, oradan banyoda sabunun kenarına, oradan kimbilir nereye gezer notları ve en son notun yanındaki sürprizi ararım. (Oryantiring-Orienteering merakımızın ilk adımı)

Geçen cuma güzel yeğenim bizim misafirimizken, aklıma geldi, üç çocuğa hazine avı yaptırmaya karar verdim. Devir eski devir değil tabii, elimizde akıllı telefon var.

picisto-20140930063750-614669

24 pare detay fotoğraf çektim evin her yerinden. Whatsapp’la ellerindeki akıllı telefonlara gönderdim. İlgili şeyin resmin çekip geri yollayan bir sonraki resmi heyecanla bekledi.

En az bir saat eğlendik. Ummadık taş yine baş yardı, minik yeğenim iki çocuğumun kendi evlerinde bulamadıkları detayı şak diye buldu!

Birincisi, çocuklarla eğienmek için güzel bir faaliyet, öneririm.

İkincisi, ana gibi yar olmaaaz!!

Üçüncüsü : en güzeli anne olmak o da ayrı.

Burada sözlerime Allah isteyene versin, kem gözlerden saklasın, cümlemizin evlatlarını bizlere bağışlasın, aramızda olmayan annelere de rahmet eylesin diyerek son veriyorum..  Gidip şu uçağı karşılayayım bakalım.

8 Yorum

Filed under aile, çocuk, icatlar, severim paylasirim

Çok güzel bir sünnet düğünü davetiyesi

Küçük kuzenimin bu yaz yapılan sünnetine ait davetiye. İsimler değişti, kalanı örnek olarak burada.

20140524_000927 dvty2

Yorum bırakın

Filed under aile, çocuk

Yıldönümleri -ii-

Evet gelelim evlilik yıldönümünde ne alsam yeridir konusunda. Geçen yazıda hangi yıldönümünde ne alınır kısmını halletmiştik, bu sefer de “bir şey alayım ama özel bir şey olsun, başka hiç kimsede olmasın” diyenlere ipucu veriyorum: Hediye Sepeti .

Bu sepet hem birbirinden değişik ürünlerle dolu, hem de bu ürünlerin her birini kendinize göre özelleştirebiliyorsunuz. Kimselerde olmayan hediyenizle eşinizi şımartmak mümkün yani. Bir ahbabın 5. evlilik yıldönümü için mesela, ahşap bir şeyler alayım diye çok bakındım bir şey bulamamıştım. Keşke daha önce bilseydim. Şu güzelliğe bakar mısınız?

sepet aile

Sadece yıldönümü ile kısıtlamayayım, site her tür hediye için fikirlerle dolu. Doğum günü de olur, babalar günü de olur, kankaya ev almışsın, araba almışsın hayırlı olsun hediyesi de olur, siz neye baktığınızı işaretleyin, hediye sepeti açılıyor, seçenekler yağıyor.

Sitede gezerken bu ahşap ürünlerin böyle kartpostal ebadında, el kadar bişey olduğunu düşünmüştüm…

Bana siteden gelen ürün öyle göz kamaştırıcı, öyle dikkat çekici ki, nereye koyacağımı şaştım. Bakınız:

wpid-20140912_121036.jpg

Kalemi de ölçek olsun diye koydum, eni konu oturaklı bir hediye kesinlikle. Hem anısı olur, hem gelene gidene havası.

Üzerinde durduğu şövale paketle beraber hediye olarak geliyor. Aklınızda bulunsun…

5 Yorum

Filed under aile, alışveriş işleri, severim paylasirim