Evet gelelim evlilik yıldönümünde ne alsam yeridir konusunda. Geçen yazıda hangi yıldönümünde ne alınır kısmını halletmiştik, bu sefer de “bir şey alayım ama özel bir şey olsun, başka hiç kimsede olmasın” diyenlere ipucu veriyorum: Hediye Sepeti .
Bu sepet hem birbirinden değişik ürünlerle dolu, hem de bu ürünlerin her birini kendinize göre özelleştirebiliyorsunuz. Kimselerde olmayan hediyenizle eşinizi şımartmak mümkün yani. Bir ahbabın 5. evlilik yıldönümü için mesela, ahşap bir şeyler alayım diye çok bakındım bir şey bulamamıştım. Keşke daha önce bilseydim. Şu güzelliğe bakar mısınız?
Sadece yıldönümü ile kısıtlamayayım, site her tür hediye için fikirlerle dolu. Doğum günü de olur, babalar günü de olur, kankaya ev almışsın, araba almışsın hayırlı olsun hediyesi de olur, siz neye baktığınızı işaretleyin, hediye sepeti açılıyor, seçenekler yağıyor.
Sitede gezerken bu ahşap ürünlerin böyle kartpostal ebadında, el kadar bişey olduğunu düşünmüştüm…
Bana siteden gelen ürün öyle göz kamaştırıcı, öyle dikkat çekici ki, nereye koyacağımı şaştım. Bakınız:
Kalemi de ölçek olsun diye koydum, eni konu oturaklı bir hediye kesinlikle. Hem anısı olur, hem gelene gidene havası.
Üzerinde durduğu şövale paketle beraber hediye olarak geliyor. Aklınızda bulunsun…
“İyi bir evlilik iki şeye bağlıdır” derler.. “Doğru insanı bulmak, doğru insan olmak!”
Bunun basmakalıp bir fikir olduğunu düşünebilirsiniz, ama işin sırrı sadece bu. Bunu da buraya yazdıktan sonra, gelelim bugünkü yazının güzeller güzeli konusuna.
Evlenme yıldönümleri.. Ne güzel şeylerdir. Yılda sadece bir defa olurlar ama kutlanmaya da değerdir. Onlu yılların dönümleri apayrı heyecandır.. 25 yıla Gümüş, 50 yıla Altın Evlilik Yıldönümü dendiğini duymuşsunuzdur. (100 yaşına kadar yaşayana da “Dalya dedi” derler ama o farklı bir yazı konusu, 100 yıllık evlilik masallarda olur anca :) )
Ortaçağ Avrupasında bazı evlilik yıldönümlerine özel bir önem verilmiş. 1., 5., 10.,15., 20., 30., 40., 50., 60., 65., 70., 75., ve 80. yıldönümleri daha bir özenle kutlanmış. Evliliğin kutsallığı ve uzun yıllar sürmesi toplum için o kadar özel ki, törensever ingilizler bunu iyice özendiren (ya da en azından beni özendiren) bir fikirle 60. yılını kutlayan çifte kraliçenin özel tebrik mesajını içeren bir kart geliyor.
Benzer bir uygulama ABD’nde de var, Başkan tarafından kutlama kartı geliyor orada da. Ama tabii kraliçe’den kart almanın yanında, eh, neticede bir devlet memuru tarafından kutlanmak sönük kalır …
Buyrun kendiniz değerlendirin:
Kartı çok beğendim, sergileyeyim dersen ayrıca kraliyet çerçevecisi resmi çerçeve de satıyor sana, içine takıp gelene gidene havanı basıyorsun.
Bu fikri sindirmek için biraz bekleyin, sonra devam edelim.
Aradan geçen zamanda kuyumcular da “abi niye sadece 10’lu yıllara özeniliyor, aradaki yıllara da bişeyler verme adeti çıkaralım, alışveriş olsun” demişler ve adete kuyruk takmışlardır.
Klasik evlilik yıldönümü isimleri ve o yıllara ait verilecek hediyeler şu şekilde sıralanır:
Yıldönümü
Geleneksel
Modern
1
Kağıt
Saat
2
Pamuk
Porselen
3
Deri
Kristal ya da Cam
4
Meyve ya da Çiçek
Küçük Ev Aletleri
5
Tahta
Çatal Bıçak seti
6
Şeker/Ütü
Tahta
7
Yün/Bakır
Masaüstü setleri
8
Çömlek/Bronz
Keten/Dantel
9
Söğüt/Çömlek
Deri
10
Teneke/Aluminyum
Elmas Mücevher
11
Çelik
Tasarım Mücevher
12
İpek/Keten
İnci takılar
13
Dantel
Tekstil Kürkler
14
Fildişi (etik değil,değişti)
Altın mücevherat
15
Kristal
Kol saati
20
Porselen
Platin
25
Gümüş
Gümüş
30
İnci
Elmas
35
Mercan
Yeşim
40
Yakut
Yakut
45
Safir
Safir
50
Altın
Altın
60
Pırlanta
Pırlanta
İşte bunlar, evlenme yıldönümlerinin adları ve alınacak hediyelerin ipuçları..
Evde birikip kalan bir sürü oyuncak var. Küçük yeğenlerime verdiklerimizin, Freecycle ile dağıttıklarımızın ve bazen internetten sattıklarımızın ötesinde yine de artıp kalan oyuncaklar. Bir de cam şişeler/kavanozlar. Bagaja atıp müsait bir yer bulana kadar gezdiririm bunları şangır şungur. Atmaya kıyamam. Camlar %100 geri dönüştürülebildikleri için. Oyuncaklar ise, servet resmen. Yazık.
Genellikle en elde kalan şeyleri mahalle camisinin alt katındaki bağış merkezine ya da belediyenin Sevgi Mağazasına bırakırım. Olmadı kağıt toplayıcılara veririm.
Eski bir çocuk şarkısı vardır: “Bir gün okula giderken, herşeye dikkat ederken…” diye. Ben de sürekli alert gezdiğimden çok ilginç şeylere rastlarım.
Bu sefer Belediye Çocuk Gelişim Merkezi’nin bahçesinde bulunan Kitap ve Oyuncak Kumbarasına attım.
Güzel bir uygulama ancak, kıştan beri bu kadarcık oyuncak gelmiş. Merkezin kapısını çalıp öğrendiğim başka bir şey de, onların bu kumbaranın kim tarafından ne sıklıkla boşaltılıp, içeriğinin nasıl değerlendirileceğini bilmedikleri. (Öğrenemediğim bir şey mi deseydim bilemedim şimdi)
CMYLMZ’ın “Kaynımda da var!” muhabbeti var ya, bel fıtığı. Başa geldi, çekilmekte.
Taa on yıl evvel kızım bebekken küvetten çıkartma hamlesi yaptım,belim zorlandı. Bir süre ağrıdı, bir süre yün korse taktım unuttum gitti. Geçen zaman içersinde yün korse, kas gevşetici, eve alınan kiralık masaj yatağı, yakı ve yoga marifetiyle geçirerek aşağı yukarı her yıl bir kere bel ağrısı çektim. Geçirmeyi başardım. Hamlık, kilo ve omurgaya eziyet bitmedi..
Geçen hafta mükemmele ulaştım. Bir şekilde usturupsuz ağırlık kaldırınca, bel iflas etti. Ertesi gün basamaz haldeydim. Sol bacak mort. Tornavida saplanıyor gibi oluyor böyle kotun yan dikişi olarak tarif edeceğim yerim. But ağrısı çekiyorum ama ne ağrı. İnsanların ne diye savaştıklarını sorgulamaya başladım. İç ağrı çekilmiyor, kurşun murşun değse Allah muhafaza.
İki gün kas gevşetici +Korse kombosu işe yaramadı. Sürünüyorum. Yürüyüşüm Vasfiye teyze oldu resmen. Ayol ben keklik gibi sekerdim, motor üstünde gezerdim.. Ühü..”Kim bakar buna?” dedik, ortopedi bakmazmış. Fizik Tedavi Uzmanı ilgilenirmiş fıtıkla. iyi madem.
Teşhis yöntemim öne, arkaya, iki yana eğilmekle oldu. Yukarı da uzanamıyorum. Ben hala basit bir bel ağrısı diye ummaktaydım.
Tekerlekli sandalyeyle doktora, doktordan emara (MR) gittim. MR 4 dakika kadar süren bir eziyet. Çok büyük gürültü çıkarıyor ve feci dar. Ya da benim atletik omuzlarım sığmadı. Neyse.
İki disk fırtlamış fıtık olmuşum. İğneler haplar yazıldı. “Bayramdan sonra gel fiziğe başla” dedi doktorum. Bir tek yemek ve tuvalet için kalkmak üzere, yatağa çakıldım. Dönemiyorum, ağlaya bağıra yüzükoyun yatıp iğne oluyorum. Siyatik siniri çekiyor. Küvetin kapılısı gelsin hemen taktıracağım,bakınız şuradaki güzellikler. Ne büyük eziyetmiş küvete girmek…Bacak kalkmıyor ki aşırayım kenardan. Allah eli kolu bacağı tutmayan hastalara, hasta sahiplerine yardım etsin. Damdan düştüm.
İğneler bitince çekme hissi de, daha bir öne ve alt baldıra indi. Arada bayram tatilinde üç gün havuza girip yüzdüm. Kısmeeeen düzeldim. Bu hafta Fizik tedavi başlıyor bakalım. Şaka ettiğime bakmayın, sağımdan soluma dönerken ağladığım günler oldu :/
Beliniz ağrıyorsa, kesin bel fıtığıdır hemşerim. Yol yakınken bel egzersizi yapın günde bir defa.. Bana iyi gelen yoga videosu şu oldu:
Yan ya da sırt üstü yatarken bacağımın altına yastık koymak iyi geldi.
Sert yerde değil sert ortopedik yatakta yatmak lazım. “Yerde yatcan” diyenlere aldırmayın.
Sırt destek minderleri iyi fikir. Sırtı beli destekleyerek oturmak lazım.
Güzel bir uzatma kablosu ile sürekli ful şarj yaşadığımdan önüme geleni taciz ettim, telefonla iletişim kurma sabrını gösterenlere teşekkür ederim.
Masam. Binlerce litre suyum, çook uzun uzatma kablosuna sürekli bağlı telefonlar tabletler.. DVD player :)) Kıza Whatsapp’tan mesaj atıyorum, oğlana çıngırak çalıyorum, geliyorlar… Bi dediğim iki edilmedi..
Uzun zaman evvel alınmış ama fırsat bulunup izlenememiş filmler. Antik portatif dvd playerin bit ekranında izlenip hoşça vakit geçirildi. İdeal kalınlıkta minder. Diz altından bacağı destekler, rahat ettirir. İkea olabilir emin değilim.
MEB klasiklerinin e-kitap projesi yazımın ardından şu anda İş Bankası Kültür Yayınları arasında “Hasan Âli Yücel Klasikleri Serisi” olarak yayınlanan kitaplarda %50 indirim var.
En baba, en kallavi, en güzel kitaplar bunlar, ve iki lira-beş lira.
Olur ya, bir gün bir sebeple hastaneye yolunuz düşer. Sezaryenden kalp kapağı değişimine kaç kere hasta, kaç kere refakatçi kaldım hastanelerde şimdi sayamam, ancak, aşağıdaki listedekileri sayarım, belki işinize yarar. Cümleten geçmiş olsun.
HASTANE İHTİYAÇ LİSTESİ
1 ya da 1,5 litrelik su. bol bol.
kettle
tercihe göre sallama çay, hazır kahve, hazır çorba, şeker. Her biri kapalı kavanozlarda lütfen.
bunları içebilmek için fincan, kaşık, yıkayınca kapamak için tepsi
eşarp
meyve bıçağı.
kolsuz polar hırka. önden fermuarlı bir tane var bende, altın verseler vermem çok lazım oluyor. serum filan takıldığından kollu bir şey almayın.
penye sırt havlusu. insan terliyor.
kolonya. gelen giden mikrobunu bulaştırmasın
terlik. geniş tabanlı, topuksuz, giymesi kolay,kaymaz. Klasik tokyo kılıklı ceyolar çok güzel. parmak arası ASLA!
el kremi. elinize kolunuza, hatta dudaklarınıza sürecek bir şey lazım.
ıslak havlu, kağıt havlu,çok titizseniz kağıt klozet örtüsü
Amirimiz #mserdark şahane kitap önermiş son yazısında. Beri yandan gizlice şahane bir de site önermiş ki, kitap kurdu olarak pek sevdim. Laf karışmasın. Obezin önde gideni, morbidesi (abide dişi morbid) olarak konu ilgimi çekti.
İlk hamilelikle 25 kilo aldım bir daha da vermedim. Koşu bandı aldım, öylece duruyor. Dukan diyeti yaptım, 10 kilo verdim çok iyi ettim, zamanla geri aldım. “Duygusal açlık” derdim. :((
Yakın zamanda Rafinera ile bir macera yaşadım. Faydalı lakin masraflı bi iş. Onu da yazarım.
Blog yazısını müteakip hemmen ideefixe’e (eski ve güzel adını kullanmayı seviyorum) vardım, verdim parayı, indirdim.
Tablette kullanılacak özel e-kitap okuma programı da yapmışlar, 8 adet de ucretsiz kitapla beraber geliyor, google play’den onu da indirdim.
Lan!?! Açmıyor kitabı! İndiriyoooor, açılırken küt arıza veriyor.
Ne yapsam? Google play’den Aldiko diye bir program indirdim. O da Adobe Digital editions’a üyelik gerektirdi, üye olur olmaz da lappadanak açtı kitabı. Mis gibi okuyorum şimdi..
Sonrasını sonra yazarım..
Bu benim icatlarımdan biri, emniyet kemeri boynumu feci kestiği için, ikea’nın poşet kapatıcı şeylerinden bir taneyi kemerin son yerine takıyorum. İşlevine engel olmadan kendimi koruyorum. Özellikle kemerin göğüs arasına girip rahatsız etmesinin de önüne geçer, hamilelere öneririm.
Karpuz desenli oje
Organik pazar’da gözleme satan teyze
Tupperware’den işlevli mala. Gerçek adını bilmiyorum. Kenarı ile kesip çok rahat servis yapabiliyorum.
Bu da Tchibo’dan işlevli bir kaşık. Ortası delikli olduğundan kevgir de oluyor, kenarı kesici, arkası silikonlu.. Miss.
Çok güzel peynir
Bu da şahane
Tchibo’dan alıp da memnun kalamadığım bir elma kesici. Güya apple pie yapcaktım böyle ince ince dilinmiş elmalarla.. Dilmiyor aptal şey. Dibine kadar kesmiyor, elimi kestim.
Migros’tan ettiğim kârın bir kısmı :))
Bu çok güzel bir ekmek. Hem tam buğday hem bir porsiyonluk hem de az tuzlu.
Eski evimizin sokağının başında Naime Teyzegilin evi vardı. Tek katlı, bahçeli, kare planlı çok sevimli bir evdi. Biraz da tekinsizdi, aksice bir hanımdı Naime teyze. Onun bahçe duvarına,demir parmaklıklara sarılıydı bu sarı çiçekler. Baharda yağmurlarda açarlardı, okula giderken önünden geçtiğim bu bahçedeki bu çiçekler bilinç altımda bana baharın gelişini haber verirler. Allah rahmet eylesin.
Kızım dönem ortasında “çekçekli çanta” diye tutturdu. Okulda dolapları var, çekçekli çantaya da çok karşı bir insanımdır. Yine de çanta o kadar ağır ki kızı iki büklüm ediyor, üzüldüm. Beri yandan dönem ortasında çanta değiştirmek de hiiiiç işime gelmedi, dünya para çantalar… İki çocuğun çantasını da her yıl Hakan çanta modellerinden alırım, hemen mail attım. gel mail git mail, güzelce anlaştık, bana uygun fiyattan bir çekçek aparatı sattılar, ben de çantamıza monte ettim. İş bitti!
Bu kadar basit…
Bu gördüğünüz okul servisi, ki plakası da 34 UV 0010, sağ şeritten sola dönerek şahane bir trafik ihlali yaptı. Bu da burada kayıt olsun
Bilgisayardan fotoğraf almıyor. Bilgisayara indirilmiş milyor adet fotoğrafı bir şekilde nete taşımak isteyenler için tek tek atan ücretsiz bir program indirdim.
Tek tek istemesi bir yana, fotoları da belli bir boyutta ve hatta KARE ŞEKLİNDE istiyor hamfendü. İş güç yok tabii, yat sırt üstü fotoğrafları klasörle işindeyim (bel fıtığından yatıyorum ona da gelcem) sırf fotoğraf boyutunu incelmek için gramblr’in önerdiği siteyi kullanmaya başladım. Web Resizer kullanıcı adı, giriş, imza istemeyen cici bir program.
Örnek şu:
bu resim (resim denmesine de kızar fotoğrafseverler ama çok uzun fotoğraf yazmak) orijinal halinde 1,37 MB (1.436.909 bayt)
bu bebiş ise 35,3 KB (36.169 bayt) ve gayet de iş görüyor.
Hadi ben tek tek basarak, bade süzerek şu elimdeki aktarılmayı bekleyen kolleksiyonu sınıflandırıp klasörlere bölüştüreyim, gerekirse nete yükleyip herkeşle paylaşayım. işim ne?
Ha, resim? O bir “kuş tarlası”. Martılar yağmur öncesi bulabildikleri herhangi bir yere konup yağmurun dinmesini beklerler. Öylece oturur ıslanırlar. Baktın bi sürü martı çömmüş, anla ki yağmur gelecek..
Ben bu icatları pek seviyorum. Daha önceki icatlarından birini daha yazmıştım, şimdikini de şimdi yazacağım. Aklıma özellikle üst üste istiflenebilmesi yattı. Hemen 4 tane aldım.
Dolaba şahane bir şekilde sığıyor, 3 litre soğuk su anında emrinde. Bu güzel.
İki taneden fazla üst üste istifleyemiyorsun, devriliyor, ona da razıyız diyelim.
Ufak tefek değilimdir, ancak basket topunu kavrayabilecek kadar büyük değil ellerim. Bu şişeyi de tutacaklarından zor kavrıyorum. Kim nasıl tutar kaldırır bunu bilmiyorum. Bu inovatif ancak biçimsiz fikre 60 puan verir kaçarım.