Category Archives: severim paylasirim

Vrrn. Biip biiiip.

Dünyanın en pahalı benzinine para vermekten bıktım. Sade benzine değil; park etmeye, yıkatmaya, yılda iki defa vergi ödemeye incigina cincigina para vermek de tak etti canıma.
Elektrikli bisiklet/scooter aldım.  Çok pratik. Çok rahat.  Yakın yerlere arabasız gidiyorum.
100 km yaptim bile. Üniversite yillarima kadar çok iyi bisiklete binerdim. Sonra kilo aldik filan… yani tecrübe var. Ilk aldigim yerin sahibi 15 dakikalik kurs verdi. 3 saat kadar da trafige kapali alanda kendim calistim. Sonra sağdan sağdan saatte 10 km hızla, yürüme hızında yani, gitmeye başladım. Ne kadar motorcu sitesi varsa favorilere aldım her gün okuyorum, öğreniyorum. Gerek yok ama motor ehliyeti almak için de başvurdum.
Her 50 km’de şarjı doldurmak gerekli.  Aşağı yukarı 10 saatte şarj doluyor. Bana söylendiğine gore 1,5 liralik elektrik yetiyor.  ;)
100 km’de 3 lira yakmış durumdayim. :D
Görenler biraz hayret etse de ben seviyorum ve binmeyi kolay kullanmayi keyifli buluyorum. Çevreye saygisi olan herkes kullanmali bence.
Henüz trafikte sıkıştırma filan yaşamadım. Genelde yol veriyor sürücüler.  Diğer motorcular kesinlikle çok yardımcı oluyorlar. ;))
Bir tane alırsanız, ilkin kask sonra eldiven ve sonra da montunu almaniz lazim.
Güvenlik çok önemlidir.

image

Elektrikli Bisiklet

4 Yorum

Filed under araba, e-scooter, severim paylasirim

SAVARONA (Konuk yazar)

10 Temmuz, İstanbul yakınlarında
GÜNAYDIIIIIIIIIIIIIIIINNN…
2 gündür SAVARONA’nın Reza tarafından kiralandığı haberlerini okuyarak içim acısa da, geleceğe ümitle bakmak istiyorum ve sizlerle birşeyleri paylaşmak istiyorum..
Yıl 2010… Yönetim kurulunda çalıştığım ATATÜRK’ün kızlarının eğitim aldığı, Cumhuriyet’ in ilk kız lisesinin ( İstanbul Kız Lisesi) 99. yıl etkinliklerini planlıyoruz.. Tarih belli. 10.10.2010 ama yer araştırıyoruz..Eşimden bir öneri geliyor. “Savarona’ da yapsanıza..”.. Çok ütopik gibi gelse de şahane bir fikir… “Atatürk’ün kızları, Atatürk’ün yatında..” O kadar anlamlı ki kendimizi orda hayal edebilmek bile tüyler ürpertici !
İşletmecisi Kahraman Sadıkoğlu’nun Atatürk’çü düşünce yapısını da bildiğimiz için kolları sıvıyorum. Mezunlarımızdan bir arkadaşımızın yardımıyla da Kahraman Sadıkoğlu’na ulaşıyoruz.. Kahraman Bey işletme müdürünün mail ve telefonlarını veriyor konuyla ilgili detay bilgi için.. Yazışmalar, konuşmalar derkennnn bir gün telefon geliyor…
O sırada babacığım hasta olduğu için, annemlerde kalıyorum, annemlerin evinde yağlı boya yapıyorum, ellerimde eldivenler.. Eldivenleri fırlatıp atıyorum telefondaki ismi görünce…
Kahraman Bey, 10.10.2010 da Savarona’ da etkinlik yapmamızı onaylamış ama kurallara uymamız gereğiyle.. Neyse kurallar yazılı gönderilecek göreceğiz ama; ücreti sormaya dilim varmıyor….Bizim bütçemiz belli…tüm cesaretimi toplayarak bütçeyi soruyorum… ÜCRET TALEP EDİLMİYOR… Coşkum anlatılır gibi değil… Önce eşimi, sonra dernek başkanını arıyorum bu müjdeli haberi vermek için… Neyse daha sonra görüşmeler başlıyor. Savarona’nın kuralları geliyor.. Bir çivi bile asmamız yasak.. Tabii ki normali de bu , tarihi dokuya saygılı olmamız gerek.. artık günler heyecanla geçiyor. Yönetim kurulu üyeleri , 30 lu yılların başındaki kıyafetleri diktirtme kararı alıyor. Belgesel hazırlatıyoruz, davetiyeler basılıyor ….
Derken o kapkara 28 Eylül 2010 günü geliyor… Nebil Özgentürk’le belgesel görüşmesine gitmek üzere evden çıkmadan önce, anacığımı arıyorum, 2 gün önce yanlarındayken durumu çok iyi olmayan babacığımı sormak için….Malesef kötü haberi alıyorum.. Annem çok hissettirmese de babacığım ın son anları olduğunu hissediyorum, başkanımıza görüşmeye gidemeyeceğimi söyleyip ablam ve yeğenimi alıp babacığıma gidiyorum ama; maalesef yetişemiyorum…
Maalesef babamı kaybediyoruz o gün…
Akşam üzeri dernek başkanı arıyor, Savarona’ da ki felaket haberi, fuhuş skandalını söylüyor. Malum evimizde tv açık değil, olaydan haberimiz yok dolayısıyla.. İki felaket aynı güne denk geliyor benim için…Hiçbir zaman doğruluğuna inanmadığım, detaylarını işletme müdürüyle sonrasında da görüştüğümüz sözde fuhuş skandalı… Dernek başkanımız ani kararıyla kokteyli Pera Palas’ a aldıırtıyor.
Ben olsam; ASLA , SAVARONA’ dan VAZGEÇMEZ, KAHRAMAN SADIKOĞLU’NA ÖZELLİKLE DESTEK OLURDUM… ama; yaşadığım acı nedeniyle zaten bunu düşünecek ve savunacak durumda da olmadığım için durumu kabulleniyorum…Atatürk’ün kızları olarak, o yata gitmek, sürülen o lekeyi de temizlemek çok güzel olurdu şu anda aynı şeyler yaşansaydı ve de benım koşullarım farklı olsaydı, SAVARONA’ da 99. Yıl kokteylini mutlaka yapardım!
Son günlerdeki SAVARONA ile ilgili gazete haberlerini okuyunca, ATA’mızın kemiklerinin benim de yüreğimin sızladığını hissediyorum…. Umarım bir gün herşey düzelir… Umudumuzu asla yitirmemiz dileğiyle.. AYDINLIK GÜNLER olsun hepimiz için…Hayallerinizin peşinde koşun.. Hiçbirşey imkansız değildir…
Gülşen Garipler

Yorum bırakın

Filed under insan olmak, kültür, konuk yazar, severim paylasirim

Cennet dedin de..

Bu gece, yatmadan önce kuşuna iyi geceler dilemek isteyen kızım sapsarı muhabbet kuşu Güneş’i kafesin dibine uzanmış olarak buldu. Artık bir cennet kuşu o. Bu vesile ile, uzun bir süredir taslak olarak bekleyen bu yazıyı bitirmek istedim.

*-*-*-*-

Bizim evde bu muhabbetler ara ara geçer. Ne dedesi ne büyükbabası hayatta olmayan çocuklarım, zaman zaman ölümü ve cenneti sorgularlar.
Her seferinde net olarak izah ederim: Nasıl ki çizgi filmlerin, okuldaki derslerin bir başlangıcı ve bir bitişi varsa, hayatın da bir başı ve bir sonu var.
Bazı insanlarınki uzun, bazılarınınki kısa. Süresi dolan her şey biter. Güneş’in de süresi bu kadarmış.
Seni hayatta tutan şey, içindeki can. Canın seni sen yapan şey. Geçen sene giydiğin ve eskittiğin ayakkabı gibi, içinde ayağın yokken yürüyemez, bir şey yapamaz. İşi bitince ayağından çıkarırsın ve eski yırtık pırtık ayakkabıyı da atarsın. Ayakkabı nerede olursa olsun, önemli olan ayağındır.
İçinden can çıkınca, geri kalan vücudu götürüp gömüyoruz. Cansız olan şeyler artık hiç bir işe yaramıyorlar.
Canlar ise yok olmuyorlar. Öbür dünyada bekleyip, yaptıkları iyiliklere göre cennette yer alıyorlar ve çok mutlu oluyorlar. Cennette herşey var ve herkesin her istediği oluyor.

Ölenlerimizi hatırladığımızda zaman zaman üzülsek de, belki biraz ağlasak da;  bizi mutlu eden anlarla anıyoruz, onlara dua ediyoruz. Özellikle Fatiha suresi okuyoruz. O surede de (aşağı yukarı) diyoruz ki:

Her şeyin, bütün evrenin sahibi olan Allah’a hamdolsun. Ona minnet ve şükrediyoruz. Allah merhametlidir, bağışlar. En sonunda herkesin ulaşacağı Din Gününün sahibidir. Bir tek ona kulluk ederiz, bir tek ondan yardım isteriz. Allahım bizi doğru ve güzel yola ilet, sonunda ödülümüze varalım. Bizi kötülerin ve cezalandırılacakların yoluna iletme.

 

 

 

13 Yorum

Filed under aile, çocuk, severim paylasirim

Ben bugünlerde bunları gördüm

image Oje çıkarıcı.  Icindeki sungeri burun karistirir gibi… tövbe tövbe image Organik pil. Taze. Tartiyla… image image Di buuk! image AOÇ DONDURMASI

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, icatlar, kültür, kitaplar, severim paylasirim

Köy Hizmetleri ;)

Nereeden nereye, dünya ne kadar da küçük dedirtecek tesadüflerle arkadaş olduğum Tipi Özdemir bir oryantiring öğretmeni~antrenörü, başarılı bir iş kadını, dogasever, anne,… bir koltukta üzüm salkımı gibi karpuzlar..
Son olarak bir girişimi var. Kayinpederinin Uludağ’ın eteklerindeki köyünden bana ve arkadaşlarına temiz gıda taşıyor. 
Köyümüzden Size adli bu girişim, benim için çok kârlı diyebilirim.  Aldığım tereyağının rengi, kokusu, tadi nasil guzel anlatamam. Marketteki markalar bu güzellik yumaklarinin tırnağı olamaz.

Bu bez torbadaki cevizler mesela, mevsimi olmamasina ragmen (eylulde toplanir ceviz, etli dış kabugu soyulur, bildiğimiz kabuğu kırılır, ic cevizin ince kabugu da soyulir ve yaş ic cevizin nefasetine doyulur. Taze yenmeyecekse kabugu ile serilir kurutulur biraz. Sonra kirilir piyasadaki ic ceviz elde edilir)
Gayet lezzetli.
image

image

Koruyucusuz katkısız köy ürünlerini tercih edin. O köy aracısız para kazansın, malını değerine satıp hevese gelsin, daha bol daha temiz üretmenin derdine düşsün.
Evinize de sizi yüz yaşınıza ulaştıracak temiz gıda girsin.
Yakinda köye misafirlige gidecegim. ;) Cocuklar normal hayat nedir görsün. ..

8 Yorum

Filed under aile, alışveriş işleri, güvenli hayat, iştahlı işler, severim paylasirim

Bir babalar günü yazısı – Konuk yazar Şebnem Çavuşoğlu

Şebnem benim on yıllık internet arkadaşım. Yüz yüze gelmedik hiç ancak kalp kalbe çok geldik. İzniyle bu yazısını paylaşıyorum.

 

Adamın biri Hazreti Peygamber’e gitmiş, nasihat istemiş.

“-Baban vefat etti mi” diye sormuş Hazreti Peygamber:…

“-Etti, ya Resulullah” demiş adam…

Hazreti Peygamber, “Öyleyse sana nasihat olarak babanın vefatı yeter” cevabını vermiş.

Annem hayatımızda bizi koruyan, kollayan, kayıran, kıyamayan, gerçekleri değiştirip bizim hoşlanacağımız hale getiren kişi olarak var oldu. Hala öyle. Başımızdan eksik etmesin. Hayallerimizi paylaştığımızda biz üzülmeyelim diye “OLUR OLUR hepsi OLUR”cu Annem, hayallerimzie bizden çok inanan, isteklerimize hayır demeyen, realitesinin olup olmadığını sorgulamayan, olması için sonuna kadar destekleyen kişi oldu. Babam hayatımızda düzeni, istikrarı sağlayan, güvenen, üzülüp üzülmeyeceğimize aldırmadan, gerçekleri söyleyen ama son kararı bize bırakan kişi oldu. Hayallerimizi, isteklerimizi ölümüne destkledi ama olup olmayacağına inanıp inanmadığını da söyledi. “OLMAZ AMA SEN BİLİRSİN”cindi O. Biz üzülsek de, kırılsak da doğru bildiğini saklamadı.

İşte babamız gidince öte tarafa, bizim ayaklarımız o zaman yere bastı:( Meğer gerçeklerin yüzümüze vurulması,Muhalefet bir gücün olması ne kadar da vazgeçilmezmiş.

İşte bu yüzden ÇOCUKLAR BABALARI ÖLÜNCE BÜYÜYOR. Sana kıyamadığı için her dediğine onay veren ,tüm isteklerini gerçekleştirmek isteyen “HAYIR” diyemeyen “HER ŞEY OLUR ÜZÜLMEYİN” diyen bir anne. Sana kıyamayan, ilerde üzlmemen için önceden sana olabilecekleri söyleyen gerektiğinde”HAYIR” diyen “İSTERSEN YAP AMA OLMAZSA ÜZÜLME” diyen baba.

İşte bu yüzden BABAMIZ ÖLÜNCE HAYALLERİMİZDEN DAHA ÇOK UZAKLAŞIP YÜZÜMÜZÜ GERÇEKLİĞE DÖNDÜK VE BÜYÜDÜK!

Şebnem Çavuşoğlu

Yorum bırakın

Filed under aile, çocuk, konuk yazar, severim paylasirim

Aldığım en güzel iltifatlardan biri

muhabbet3

-Ejderhanı nasıl eğitirsin- filmini konuşuyorduk, laf lafı açtı, kızıma “Beni kardanadam gibi görüyorsundur” deyip havada kardanadam çizdim
\( )/
(….)

evet dedi
hem sıcağı sevmiyorsun, hem biraz tombişsin hem de yüzün hep gülüyor.

O tatlı dilini yerim senin!

2 Yorum

15 Haziran 2014 · 00:31

Bu kız bize çekmemiş baba ;)

Kızım daha minicikken, mini m&m’leri ısırarak ikiye bölüp yiyordu. Rahmetli babam bunu görünce güldü “bu bizden değil” dedi. Biz genelde avuçla yeriz oncacık şeyleri. (*)

Babam da ben de efsanevi tertip düzen insanlarıyızdır, çoraplarım alfabetik sıradadır çekmecede diyeyim de siz anlayın.

Kitaplarımız, kitaplıklarımız hele.. Cıncık gibidir.

Kızın kitaplığını dört beş ayda bir düzenliyorum, sonra anında karmaşa hüküm sürmeye başlıyor. Yaz başı diye yazlıkları çıkardım, kitapları düzenledim, ayıkladım, yaş seviyesine göre çıkarılacakları verilecekleri seçtim. Yarından itibaren de peyderpey oyuncaklara girişeceğim. Oynanmayacaklar dağıtılacak, verilecek, satılacak..Ne çok saçmasapanlıklar birikiyor evde, ne çok şişmanlıyor evimiz…

 

kitaplar

Bakalım bu seferki düzenleme ne kadar dayanacak?

 

İlk seferde çıkan oyuncakları da Freecycle’la verdim. Oh!

Birikinti oyuncaklar

Birikinti oyuncaklar

oyuncaks

 

 

(*) Rahmetli babamın da dedemin de pek sevdikleri fıkradır, babalar günü vesilesi, harika birer baba olan ikisini de tekrar rahmetle anıyorum.

Bektaşi bir bağda, ceviz ağacının altında, yanını vermiş yatıyor, bir yandan da üzüm yiyormuş. Ama ne yemek. Salkımı ağzına sokuyor, hoooop çekip bir tek sapını çıkarıyormuş..

Bağ bekçisi “erenler” demiş, “tane tane yesene”

“o dediğin elma-armut” demiş bektaşi.

“aman efendim olur mu, onlar dilim dilim yenir”

“o dediğin kavun-karpuz”

 

:))

 

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, çocuk, ev işi, freecycle, kitaplar, severim paylasirim, tertip

Androidden Bilgisayara aktarmak

Kies niyese şu an bu yazıyı yazdığım bilgisayarda çalışmıyor. Ne telefon bilgisayarı görüyor ne bilgisayarın jawa’sı işe yarıyor.. (certification has been revoked) dedi utanmadan. Normalde başka bi dolu bilgisayarda en ilkel haliyle usb kabloyu dıktım mıydı hop “ben bu harici disk midir nedir bu taktığın işte onu ne edeyim, dosyaları mı görüntülemek istersin” yazan bir kutu çıkar, bir tarayıcı açar ve istediğim şeyi istediğim yere transfer ederdim. Kies de iyi çalıştığı zaman onar onar indirirdi resimlerimi.

bir sürü itiş kakış ve sinir bozukluğundan sonra…

Google Play‘den Smarter Droid diye bir şey yükledim.

Wifi üzerinden şakır şakır ne varsa küllüm indirdim bilgisayara..

buyrun örnek:

 

anketception

anketception

 

2 Yorum

Filed under internet, severim paylasirim

Duble Yollarda, Duble Mutsuzluklar

Kakara Kikiri adlı kullanıcının avatarı"Kakara Kikiri"

Çok hevesim kaçık hakim bey.

Bugünlerde olan biten beni “duble” üzüyor.

Onca insanın bok yoluna gittiğine mi yanayım, yoksa yetkililerin meşin suratlarla sorumluluğu zerre kendinde görmemelerine mi, bilemiyorum. Durumun özeti: “her makamın kaymağını pek güzel yeriz, ama ters giden bir şeyler oldu mu da hoop suçlu şurdaki günah keçisi”

“Sizin ananıza küfretseler öyle durur muydunuz?” diyebilip vatandaşa yumruğu, tekmeyi haklı bulanların “Yahu eşim dostum, babam, oğlum ölse ben de isyan eder, yetkililere küfrederdim.” diyememesi beni fena umutsuzluğa sürüklüyor.

“Soma’daki maden kazalarının sebebi araştırılsın” önergesini reddetip, sonra pişkince “muhalefet de ısrar etseymiş canım” diyebilenler tarafından yönetilmek, üstüne bir de maaşlarını ödemek, aptal gibi hissettiriyor. Gerçi “gibi”si fazla.

Tek kelimesini anlamadığı Şivan Perver’in türküsüne göz yaşı döken güzide eşlerin, yalandan da olsa acı paylaşmak üzere hiç etrafta görünmemesi, beni benden alıyor.

Liste uzar. Ne diyelim Allah’larından bulsunlar mı?

Yok. Ben bu dünyada adalet tecelli etsin istiyorum.

Ah alanlar, ah etsin istiyorum.

Son sözüm şu: o istemdışı alıp…

View original post 90 kelime daha

Yorum bırakın

Filed under konuk yazar, severim paylasirim