SİZ çoğuldur Callcenter cadıları.. Bıktım sizden

banka/sigorta bilmemne hattından aranıyorum zaman zaman. yayık yayık konuşan, konuşmaktan ziyade ekranındakileri bana okuyan solda sıfır biri bana:
-iyi gunler fanfinfondan ariyoruz, İpek hanimla mi gorusuyoruz?
+ evet benim.
– İpek hanim, öncelikle sizlere daha iyi hizmet verebilmek icin gorusmemizin kaydedildigi bilgisini paylaşmak isterim. (cok istiyorsan paylas, bana ne? ) Nasilsiniz ?
+ iyiyim siz nasilsniz? (sor bakalim senin yaven için musait miyim)
– bizler de iyiyiz. sizlerin almis olduğunuz fanfinfon sigortası ile ilgili bilgi vermek icin aradik.
ve uzar gider. burada dirt birt kullanilan SİZLER lafı sen’in kibarca soylenmisi olan SİZ olmalidir ama iyicene kibarlaşan callcenter metin yazari olan uyuzlar siz+ler diyerek zaten cogul anlami olan bir kelimeyi iyice coğaltmakta ve insana kendisinde kisilik bolunmesi oldugu vehmine kaptirmaktadir.
bir gun usenmeyip bunlara hazir metin cevaplar yazacagim. aradiklarinda çat diye yüzlerine okuyacagim.
bi bos vaktim olsun hele…

*-*-*-

bi de israrla cocuklarima Falan bey ve Filan hanim diye hitap eden cinsler var.

– Oglunuz Ayışığım (degil tabi, uydurdum) kac yasinda?

+4

– Evet Ayışığım beye özel bir çalışmamız da var.

+ ne beyi manyak hamfendi, oglan daha kıçındaki bezden yeni çıktı, çalışmayın ayrıca oglumla.. yıkılın karşımdan … diyemiyorsunuz.

*-*-

şey de fena:

– (bolca laf salatasinın sonunda) bütün bunlara ilavetn ıvır veriyoruz kivir kazandiriyoruz sadece günde 2 liraya bütün bunlara sahip olmak istemez misiniz?

o ana kadar ambale olmadiysaniz

+ nasil yani? ayda 60 lira mi verecegim?

– hayir gunde sadece iki lira seksenyedi kuruşla bütun bu imkanlara…

+ (aha küsurat da çıktı) hamfendi ayda kac lira cekilecek kartimdan????

- seksenaltıliraonkuruş (neredeyse fısıldayarak)

sona ses yukselyor, canlaniyor, sanki bağ bağışlıyor: siz degerli musterileerimize sinirli miktarda sunabildigimiz bu ayricaliktan yararlanmak isteyeceginize eminiz. ulkemizin onde gelen sanatci ve sporcularna da verdik. (son bi tane kaldi, cok yalvaran var ama biz size vercez, kara kasinizin hastasiyiz) bonus akses vördkarta 11 taksit imkani da sunuyoruz, kartinizin önyüzündeki onalti haneyi rica edecegim..

+Ne munasebet ya? deli misiniz? hesaba bak.. da denmiyor. baştan saviyorsun bir sekilde sonra on dakka söyleniyorsun.

*-*-*-

daha dun adsl icin aradilar.

– bugun ayda 5 kurus oduyorsunuz, aylik faturanizi 4 kurusa dusurmeniz ve 12 ay boyunca yilda toplam 12 kurus odeyerek su anki tarifenizden hesaplanacak olursa ikibucuk aylik internet baglantiniz da bedavaya gelecek.

+ nasil olacak?

– virvirvirvir bir ton laf, 24 aylik taahut verecekmişim.

+ yok iyi boyle.

kadina nasil agresif ol dedilerse artik cikisti bana:

– faturaniza indirim yapacagiz, internet hiziniz artcak niye istemiyorsunuz?

+sana ne? de denmiyor. bir sekilde onu da savdim… biz arasak onbeş dakka hatta bekler ordan oraya aktarilir adam gibi derdimden anlayan yetkili bulup konusamam. adamlar şak diye eliyle koymus gibi cepten arayip lafa boguyorlar yaa

7 Yorum

Filed under alışveriş işleri, şikayetlerim

Facebook’ta sahte gönderilerden kurtulmak….

Facebook hesabiniz varsa bilirsiniz, illa ki başınıza gelmiştir. Bir bağlantiya tıklarsiniz ya da bir sayfayı beğenirsiniz ve bir de bakarsınız ki işler kontrolünüzden çıkmış; siz gönderiyormuşsunuz gibi bir takım yazılar, resimler sayfanızda yayınlanmaya, arkadaşlarınıza gönderilmeye başlamış!!!

Bazılari açık saçık iletiler: “kartopu oynayan bikinili kizlar” var mesela. “Arkadaşlar Ygs İptal Edilmiş Duydunuzmu Lütfen İzleyin ve Paylaşın” diyeni var… Saçma sapan “yağ yakıcı, zayıflatıcı, boy uzatıcı,sigara bıraktırıcı” olduğunu iddia eden para tuzaklarının reklamını yapanlar var…

Bunlardan kurtulmanın en iyi yolu öncelikle buradan girerek, son zamanlarda eklediğiniz, ya da artık kullanmak istemediğiniz uygulamaları sağ taraflarındaki x’e basarak kaldırmak.

Sonra, Sol üst menüde Anasayfa’nın yanında Profil yazan yere tıklayarak siz göndermişsiniz gibi gözüken sahte gönderilere bakın. Bulduklarınızın üzerine mouse ile yaklaştığınızda gönderinin sap üst köşesinde x işaretini göreceksiniz. O çarpıya tıkladığınızda eğer sizden gelen normal gönderim ise

Gönderiyi kaldır…

Spam olarak işaretle 

Gönderiyi şikayet et…

şeklinde bir menü açılır. Eğer sizin adınız kullanılarak gönderilmiş, sizinle ilgisi alakası olmayan virüs-sahte gönderi ise menü şöyledir:

Gönderiyi kaldır…

Fanfinfon’u engelle…

Spam olarak işaretle 

Kötüye kullanımı şikayet et…

yazar. (fanfinfon kısmını ben uydurdum, sizde farkli bir sey yazacaktir…)

İşte buradan once gönderiyi şikayet et’i tıklayın, spam veya sahtekarlık’ı seçerek GÖNDER deyin.

Sonra da bilmemneyi engelle kısmına tıklayarak açılan pencerede ENGELLE’ye tıklayın..

Bilmediğiniz uygulamaları yüklemeyin, sayfa bilgilerinizi ve özel bilgilerinizi paylaşmanızı isteyen uygulamalardan uzak durun. Tanımadiginiz insanlari eklemeyin, saçma sapan yerlere yorum yazmayın. Garip garip sayfalara tıklamayın, kesinlikle “beğen”meyin böyle siteleri.

Ayrıca, kendilerine rahatsızlık verdiğiniz arkadaşlarınıza bir özür yazısı yayınlamak da iyi fikirdir. Eğer bu sahte gönderilere sizden geldi diye güvenerek tıkladılarsa, onlar da kapmışlardır virüsü.. Hemen bu sayfamın linkini vererek kurtulmalarını sağlayabilirsiniz:

https://ipekag.wordpress.com/2011/04/21/facebookta-sahte-gonderilerden-kurtulmak/

Şimdilik geçmiş olsun..

3 Yorum

Filed under facebook

Hayat bebek suyu yapmış… 10 üzerinden 5

Markette 6’lı pakette gördüm. Görüntüsüne vuruldum zaten. Klasik mavi kapak şişelerden farklı, tatlı bir pembe kapağı vardı. Almasam olmazdı. (Hayır nedir, ne değildir bilmeden ne alıyorsun? Özenti şey.. Belki akü suyu?) [Ama çok şirindi yaa]

Aldım netekim.

Bu 6’lı şrink ambalajın içinden de iki tane de özel suluk kapağı çıkıyor. 

Burada konudan biraz sapacağım. Kurbağa yutmuş gibi su içen biriyim. Kola ve gazli icecekleri agzima surmem. Alkol zaten almam. Dolayisiyla restoranlarda garsonlar benden icecek siparisi gelmeyince pis pis bakarlar. “ucuzcu şey” gibilerinden. E ben sadece su içiyorum ne var bunda? Hem de eni konu içiyorum. [şekerim yok merak etmeyin]

Eh, haliyle “ön teker nereye çekerse arka teker de oraya gider” dedikleri gibi, benim minikler de sucular.

Çocuklar ufakken suluk lazım oldu. Ve ben de Avent biberonlarına uygun sızdırmaz suluk başlıklarından almıştım.

Konudan biraz da Avent için kayalım: Aventin ürünlerini kaynat kaynat kullan. Süperdir.  Gerçekten Avent’e verdiğim para helal olsun çok şahane ürünleri var. Emziklerinden çok memnun kalmıştım. Sterilizatoru gerçekten iyiydi. Biberon temizleyici fırçasını hala kullanırım kızımın matarasını temizlerken.

Evet bu silikon valfli biberon uçları çok işime yaradı. Bir defa kesinlikle ne akıtma ne sızdırma. Çocuğun kendine güveni geliyor kendi başına su içerken… Arabada, dışarıda çok lazım oluyor. At çantana istediğin yere götür. :) Güzel icatları seviyorum…

Çocuklar biraz büyüdüklerinde ise, sporcu siselerinden almaya basladim. Sanıyorum gene Hayat marka, pratik kapaklı su..

Onlarin da çok guzel sıkı kapanan biberon gibi kapakları var. dökmeden güzelce içebiliyorlar. Kapağını saklıyorsunuz, bir sonraki şişeye monte ediyorsunuz…

Eveeet, suluk tecrübelerimizi yazdık, gelelim esas konuya. Bu çok şirin pembe ambalajın bir de emniyet kapağı var. En dışta sert plastikten. Güzel. Çok lazım mı? Değil.. Ama güzel.

Suluk kapağı normal kapağın yerine vidalıyorsunuz. Mis gibi suluk görünümlü şişeniz oluyor.

Ama suluk olamıyor. Çünkü bu güzel icadı yapan kişi hiç biberon ya da matara kullanmamış sanırım.. Hava faktörünü unutmuş. Suyu emerken vakum oluşuyor! İçmek giderek zorlaşıyor, ağzınızdan çıkarır çıkarmaz da “blop” edip genişliyor şişe. Hiç bebeklere uygun değil. Hava girişi için kapak üzerinde mini bir delik lazım.

O yüzden, 10 üzerinden 5 veriyor, Hayat su’yu bu icadından dolayi tebrik ediyor, eleştirimi de dikkate almalarını bekliyorum.

İnovasyoner İpekAG

1 Yorum

Filed under alışveriş işleri, çocuk, icatlar, saglik, severim paylasirim

Shopping Fest hakkında

Bir vitrin duzenleme yarışması var, belki biliyorsunuzdur..

İstanbul Shopping Festival kapsamında ilk kez gerçekleştirilen ana teması “İstanbul” olan, İstanbul’un markalarla ve alışveriş festivaliyle etkileşimini sağlayacak markalar tarafından yapılacak tasarımlarla sergilenecektir. İstanbul’un farklı yönleri ve özellikleri, her gün önünden geçen binlerce insanın dikkatini ve ilgisini çekecek biçimde tasarlanacak vitrinler aracılığıyla vurgulanacaktır. Tüm vitrinlerde Sinpaş’ın ürünlerinin satışı, tanıtımı ve pazarlanmasına yönelik enstrümanlar kullanılacaktır. İstanbul Shopping Fest (İSF) kapsamında İstanbul’da belirlenen lokasyonlara yerleştirilen vitrinlerin tasarımları ve bu tasarımları gerçekleştiren tasarımcıların ödüllendirilmesi amaçlanmaktadır


Bu benim kisisel gorusum elbette ve sadece fotograflarini gordum bu 23 vitrinin. Bir tek Bagdat caddesinde Magnum’un canli reklam vitrinini gormuslugum var, o da listede degil.. Kutuda gercek bir manken var, oturup magnum yiyor, tv izliyor.. gece gunduz.. ilgi cekiyor o kesin…

Baktım baktim en çok Lacoste hoşuma gitti. Mesaji gayet bariz. Gül gibi vitrin tasarimi. Ama konseptin disinda. O yuzden kafadan sildim.

Batik: bahar, İstanbul, tamam.  Damla su’nun reklamlarında kullanilan cicekli cimenli etek olmamis.

Boyner’in 2. vitrini. çok güzel. yaratıcı, temalara uygun, üstelik sıradışı. kalıpları kırmış.

Dagi’nin mesaji ne acaba? Pijamami giydim bekle beni İstanbul? İstanbul kimseyi beklemez, seni mi bekleyecek? .. sacma olmuş

Desa.. simitci arabasi ve siluet. güzel. tablovari.. bilemiyorum.. ortalarda..

Bazilari iyice civitmis. Ya da tam anlamamis da, bos kagit vermeyelim diye biraz gayret gostermis. , Koton, Efes Pilsen, Kanal D, Hotiç,Ramsey, Kiğılı..

Bir kısmı da normal vitrinini almış, buraya taşımış sanki… : Adidas,  Stefanel, Waikiki, YKM, Maximum kart…

Teknosa, Divarese, Damat ilginc. Odul alabilirler.

Atladiğim var mi? Yok herhalde. Yorumladim, oyum gizli, ama sonuclar aciklaninca paylasacagim..

;=)

3 Yorum

Filed under alışveriş işleri, ben yazdım, gezen güzel olur, severim paylasirim

Un getir Keloğlan! Urva getir Keloğlan!!

Anası bi gün ekmek açmaya oturmuş. Ama hamurun kıvamını bir türlü tutturamamış. Bazen olur ya..

Eli hamur, kalkıp alamamış..Seslenmiş: “Un getir, Keloğlan!”

Keloğlan seyirtmiş gelmiş anasına un getirmiş kilerden. Tekneye yallah edip dökmüş unu. Hadii, taş gibi olmuş. Ölçüsüz iş tutmanın cezası işte..

-Urva getir Keloğlan!

(burada bir ek yapayım. Urva da hamurun tahtaya yapişmaması için serpilen un anlamina gelirmiş ama bana bu masalı anlatanlar bunun “su” anlamina geldiğini soylediler ki, mantık da onu gerektiriyor.. bu durumda bu kelime belki de Kırba olabilir)

Foşşş su dökmüş Keloğlan tekneye.. Hamur olmuş çamur..

-Un getir Keloğlan!!

diye uzamış gitmiş.. Bazen insanın böyle “basiretinin bağlandığı” işinin bir türlü rast gitmediği zamanlar olabilir. Hele hele bir şeyleri keserken… Biraz sağdan alırsın, sol dengesiz gibi gözükür. Soldan bir makas atarsın, anaa çok kısalır bu defa. Sağa bir daha girersin.. Olmaz..

Bunu da öylesine yazdım işte… çocukluğumdan bir masal size..

Yorum bırakın

Filed under çocuk, ben yazdım, severim paylasirim

Kuruyemişin evine ziyarete gittim… yeni adı da: Koz Kuruyemiş

Bağdat’a işim düştü, ki onu da sonra anlatacağım, uzun ve güzel bir hikaye,, (iki üç nokta yan yana olur da iki üç virgül neden yanyana olmasın, derdimi anlatıyor, biraz uzun bir es verdim lafa devam ediyorum) (kısa kes su cümleleri, başını sen unutmasan bile okurun unutuyor) (her neyse) bir köşe başında bir kuruyemişçi gördüm. Daha doğrusu kızım farketti, Kendisi evin asal kuruyemis tüketicisinin fotokopisi olduğundan (“eşim ve kızım kuruyemiş sever” desen ölürsün, illa lafı döndürüp dolaştır sen.. sanki kelime başına para alıyor wördpresten) “buudan babama kuyuyemiş alalım” dedi. (r özürlü. ayyan içer benim kızım :) )

Olur dedim. Bu tür mekanlar hiç beni cezbetmez. Sevmem kuruyemiş. Fıstığa cevize, kuru üzüme, (bastığa) pestile muskaya, cevizli sucuğa, bil umum abura cubura doyduk küçükken ondan mıdır bilmem.. Ha fındık severim bir de işlenmiş yer fıstığı. Ama dut pestili, kayısı erik dut incir kurusu, keçiboynuzu, kabuklu yer fıstığı bilmemne çok uzak bana. Bildiğim en egzotik kuruyemiş kaju/cashew’dur; onu da ucuza çalıştırılan kadin-çocuk işçiler tarafından ve çok zalim şartlar altında kabugundan ayirma işleminden geçtiğini öğrendiğimden beri ağzıma sürmem pek. kuruyemişçiye giriş çıkışım nadirdir. bir zamanlar sigara içerken girerdim, bazen de çok iyi bildiğim bir yerse taze çekilmiş Türk kahvesi almak için girerim o kadar…

Anam içeri bir girdik ki piiii… Fantastik filmlerde olur ya, düz bir kapıdan girer kahramanımız, birden yağmur ormanına adım atmış olur, ışıklar, müzik sesi filan. anladınız işte.. aynen öyle oldum..

Sanat eseri, nasıl güzel piramit yapmışlar o kadar olur.. istif mükemmel, mallar da gerçekten birinci sınıf. çürük çarık yok.  o kayısilar incirler “al beni” diyor resmen. e aldık tabii.

Adamlar işin gerçekten yeni bir boyutunu yakalamışlar. On gram bilmemne alıyorsun özel fermuarlı poşette veriyorlar. Atmaya kıyamadım valla tekrar kullanacağım poşetlerini. Hem de RE-USE di mi…

Rulo halinde tek lokmalık pestiller yapmışlar, çilek pestili mesela. Tadı nasıldırbilmiyorum ama ilginçti..

ve hayatımın ilk pecan cevizini, piccolo fındığını ve meşşhuuur altın çileğini tatma fırsatım oldu.

pecan cevizi bizim cevizin kara kuru olanı. gene tatlı ve yağlı..

piccolo fındığı normal fındığın (finduk daa) dörtte biri, şirin bişey.

altın çilek kadar dandik bişey yemedim şimdiye kadar. Ekşii, çekirdekli, insanın içi bulanıyor. kusa kusa kilo verirsin herhalde. tövbe yemem bir daha.

valla yolunuz düşerse tavsiye ederim, İlgi Kuruyemiş Evi, evlere servisleri de var, süper bir yer.

 

EDİT:

Yeni adı ile Koz Kuruyemiş olmuş, site de değişmiş: Koz Gurme Kuruyemiş

4 Yorum

Filed under alışveriş işleri, çevre, gezen güzel olur, iştahlı işler, severim paylasirim

Bilgi Edinme Başvuruma Cevap geldi

öncelikle, bir elim atelde, duzgun yazamıyorum kusura bakmayin. hayir yazmazsam catlamam belki ama tazeyken, unutmadan aktarmam lazim

kamu kurumlarindan vatandaş olarak her turlu bilgiyi isteme hakkina sahibiz. 7ben de bir vatandas olarak dernekler dairesi baskanligindan bilgi istedim.

bilgiyi isterken de her turlu bilgimi verdim,TC kimlik numaramdan telefon numarama kadar… yani kimin nesi oldugum belli.

icisleri’nden gelen cevap:

29.03.2011 tarihinde Dernekler Dairesi Başkanlığı birimine Bilgi Edinme Kanunu kapsamında yapmış olduğunuz müracaatınızın cevabı aşağıdadır.

Özel hayatın gizliliği

MADDE 21. — Kişinin izin verdiği hâller saklı kalmak üzere, özel hayatın gizliliği kapsamında, açıklanması hâlinde kişinin sağlık bilgileri ile özel ve aile hayatına, şeref ve haysiyetine, meslekî ve ekonomik değerlerine haksız müdahale oluşturacak bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır.

Kamu yararının gerektirdiği hâllerde, kişisel bilgi veya belgeler, kurum ve kuruluşlar tarafından, ilgili kişiye en az yedi gün önceden haber verilerek yazılı rızası alınmak koşuluyla açıklanabilir.

 

İçişleri Bakanlığı
Dernekler Dairesi Başkanlığı

 

dusunun artik nasil bir bilgi ise istedigim, adamin sağlık bilgileri ile özel ve aile hayatına, şeref ve haysiyetine, meslekî ve ekonomik değerlerine haksız müdahale oluşturacakmış.

sordugum şey, bu dernek nedir ne degildir tarzı bir soruydu. aldim cevabi.

kendi işime bakayım ben. etliden sütlüden bana ne….

 

Yorum bırakın

Filed under soruyorum

Bahar temizliği derken aklıma geldi

Ev halimden kısa notlar:

* İlk bebeğim doğduğunda hastane odasının çöp poşetini değiştirmeye geldi hademe. Ve ben o yaşımda ilk defa çöp poşeti takmanın pratik bir yolu olduğunu fark ettim. O güne kadar serdiğim çöp poşetleri illa ki yumak olur dibe inerdi. Hep dert olmuştur bana bu konu. Meğerse kolayı varmış. Artık çöp poşetlerim yerinden kımıldamıyor..: Paylaşayım dedim. Tek bilmeyen ben değilimdir değil mi?? (ayrica dikkatinizi cekerim, hastane odasinda lohusa halimle bile pür dikkat bir antepli olarak, “düştüğüm yerden bir avuç toprakla kalkıyorum” : )   )

*

* Dert bir mi ki?? Çöp kutusu naaparsan yap kokar. Temizle temizle nereye kadar. Ahanda bunun çözümü:

Bulaşık makinesi deterjanı mı desem, makine koku gidericisi olarak satılan bişey bu. Bulaşıkları kokuttuğundan ben pek sağlıklı bulmadım,zaten bulaşık makinesi de kokmuyor ki koku gidericisi olsun… Garip. Her neyse, bu malzemeye para verdiğim de yok da deterjan kutusundan hediye olarak çıkıyor bazen. Ben de bu şekilde kullanmayı tercih ediyorum. Bir tane de banyodaki çöp kutusuna attım. Çöp kutusunun dibinde duruyor öyle. Nice doldurulmuş bebek bezleri atıldı o çöpe, bana mısın demedi.. :))

* Arabamda da bir çöp kutusu var benim. Onun fotoğrafı var mı bilmiyorum.. Ufak boy bir kova işte. Dibine 10×10 boyutlarinda numune olarak verilmiş bir mermer parçası koydum, devrilmiyor. Sağ ön koltuğun önünde duruyor işte..Üzerine de poşeti geçiriyorum. Arabada yenen içilen her şeyin kabuğu çöpe. Çocuklu olunca biraz daha pratik oluyor insan (takıntılı kadın, çocukların üzerine niye atıyorsun, tamamen senin kendi obsesif karakterin…) [sensin şizo] /arabamı temiz seviyorum ne var bunda?/

* çamaşır işine gelelim….

Bir zamanlar kapıcımız bana bir gece kalktiğinda mutfağı su basmış bulduğunu anlatmıştı. Muftağa girmeden sigortayı kapamış.. İyi ki de aklına gelmiş, çünkü uzatma kablosu yerdeymiş.. Bu hikayeden beri, elektrik çarpması tehlikesi de korkularım arasına eklendiğinden; uzatma kablolarini yerden yukarı koymaya gayret ediyorum.

* Bu konuya son ek: çamaşır yıkamak için en güzel icada rastladım.. Renk koruyucu mendiller.

Kesinlikle verilen parayı hak ettiğini düşünüyorum. Renk karışması tarih oldu. Çok daha verimli çamaşır yıkıyorum ve her bir mendil de tek kullanımlık değil bence. Ben en az üçer kere kullanıyorum, rengi iyice bozarana kadar yani… Zaten her çamaşıra da atılmıyor.. Bir kutu uzun zaman yeter insana.. Çok sevdim ben bunu. Başka marka da var piyasada, her ikisini de tavsiye ederim. <3

( Bu yazıyı beğendiyseniz şunları da öneririm… : Bu bir bu da iki )

8 Yorum

Filed under alışveriş işleri, ev işi, icatlar, severim paylasirim

Plastik kapak toplama kampanyası hakkında…

Bugün bir daah geldi mail. 250 kilo plastik kapak (su şişesi, damacana kapağı, ne olursa olsun kapak olsun yeter) toplandığında engelli bir vatandaşımıza bir adet tekerlekli sandalye bağışlanacakmış.

Google maceram başlasın……

* Kampanya 31/12/2011 tarihine kadar uzatılan bu kampanya Ege Üniversitesi Diş Hekimliği fakültesi tarafından başlatılmış. Şu linkte belirttiklerine göre : ”

Engelli Vatandaşlarımızla ilgili devam eden Sosyal Sorumluluk Projemizin ilk parti Tekerlekli Sandalye Dağıtımı 12 Kasım 2010 Cuma günü saat 13.00’de Fakültemiz Bilim Sanat Amfisinde yapılmıştır. Dağıtımlarda şu ana kadar 75 araç teslim edilmiştir. Kampanyamız 31.12.2011 tarihine kadar devam edecektir. Kampanyamıza Migros Ege Bölge Müdürlüğünün lojistik destek vermesi ile topladığınız kapakları Ege Bölgesindeki tüm Migros, Şok ve Tansaş mağazalarına teslim edebilirsiniz.
Her boy, her renk ve cinsteki kapaklar  toplanabilir.”

** Kapakları bir dernek toplamakta. Ankara’daki bu derneğin adı google’da epeyce sık geçmekte. Tam adı Dünya Engelliler ve Dostları Gelişim Derneği. sitesi bu adreste.

Sitenin whois taramasi sonuc vermiyor, registrar olarak Directi diye bir firmaya ulasilabiliyor ki o firma da Hintli ve pek saglam pabuc gibi durmuyor forumlardan aldigim bilgiye gore..

Sitedeki ücretsiz sayaçtan da anlaşıldığı gibi, tamamen amator bir site.

*** Ege Diş’in sitesinden ogrendigime gore, dagitilan sandalyeler OTTO BOCK marka. Ona da google’dan baktım en ucuzu benim bulabildigim kadariyla 300 Euro. 650 Liradan fazla. 250 kapağın tanesi 2 liraya filan geliyor. Bu suyu 50 kuruşa alıyorum ve kapağı tek başına 2 lira ediyor mu ciddi???

Kim alıyor bu fiyata kapakları? Hayir bu işin bir de masraf hanesi var. Bu kişiler ne yer ne içer, mutlaka bir gideri vardır bu işlemlerin… Masraflar da dahilse bu işe, çoook ciddi bir kar var bunda demektir.. ben bunu hiiç anlamadım. Ne tür bir dolap dönüyor bilen varsa beri gelsin..

**** bu arada, Ataşehir belediyesi de kampanyayı üstlenmiş bir donem.

son söz: 17/07/2012

konuyu 1 yıl 4 ay sonra şurada kapatırken, herkese teşekkür ederim

54 Yorum

Filed under çevre, soruyorum

Facebook’ta yeni keşfim… Gizlilik

Şimdiye kadar o minik dikdörtgen sorardı bana “ne düşünüyorsun?” diye.. ben de madem sorulmuş, düşüncelerimi biiir bir  yazardım. Sonra bir de baktım ki, ben herkesin yazdığını okuyamıyorum. Niye acaba dedim. Meğerse gizlilik mümkünmüş.

Benim yazdığım herşeyi Ayşe, Ayşenin yazdıklarını da Fatma görmek durumunda/zorunda değilmiş. Hatta herkese online gözükmemek bile mümkün.İsteğinize, paşa gönlünüze göre bazıları sizi görecek, bazıları göremeyecek. (Zeki Müren’în durumu karışık, sorman!)

Önce sağ baştan HESAP’ı tıklayın, sonra da Arkadaşlarını Düzenle’yi.. Ya da şuraya tıklayın işte..

Sonra, + Bir Liste Oluştur’a tıklayın. O da sağ üstte. kolayca görürsünüz…

Şimdilik iki liste yeter acemiler için. Ben birinciyi SAMİMİ olarak adlandırdım.

İkinciyi de DIGER olarak..

Böylece listemi ikiye böldüm, mesaj göndermeden önce kilit sembolüne tıklıyorum, Özelleştir diyorum…

Bunu şu kişiler görebilsin :

Kısmına Ya Samimi ya da Diger yazıyorum, ona göre o listedekilerin duvarına çıkıyor yazdıklarım….

Bu listeleri çoğaltmak mümkün, aynı zamanda birden fazla listede yer alabilir arkadaşlarınız. Bu da bir avantaj….

Yorum bırakın

Filed under facebook, güvenli hayat, severim paylasirim