Category Archives: şikayetlerim

Fakir hırsızlığa çıkarsa, ay akşamdan doğarmış..

En sevdiğim ata, Nasreddin Hoca olup, atasözü de “ağaçtan ileri yol gider”(*) dir.

İşten çıkmadan evvel aklımda smoothie yapcak bi gereç satın almak vardı. Tıngır mıngır giderken, yolda arabamın direksiyonu bir arıza çıkardı. Dörtlüleri yaktım, sağdan sağdan kenara yanaştım. Al sana smoothie…

15:50 Back-up görüşmesi, derdimi anlatma,çekici isteme
15:53 Servisi arayıp geleceğimi söyleme, işlerime bakan Serdar beye ulaşamayış
16:04 Eşimi arayıp özet geçmek, sorularını es geçmek
Bu arada BiTaksi uygulamasından bi taksi bulamamak. Köşede el kaldırıp taksiye atlamak, taksinin başka işe giderken beni araya sıkıştırmaktan mutlu olması, beş kuruş paramın olmadığını atm’de durup para çekeceğimi öğrenince surat asması
16:07 Kızın okuldan alınıp bir başka taksi bulunması ihtiyacı
16:07 Back-up geri arayıp teyid etmesi. Lafı bir türlü anlayamayan bön kadına sinirlenmek, bir de başka bşr adama izah etmek zorunda kalmak, kol çantasından nefret etmek, sırt çantasına dönmeyi ummak, bir yandan taksi kollamak
16:07 Servisi arayıp ulaşamamak, scooter edinme arzusunun giderek cazipleşmesi
16:23 eve geliş lakin giremeyiş, hane halkının kapıyı duymaması
16:26 çekicinin ‘yoldayım’ araması, çantayı kapıp fırlamak
16:30 BiTaksi gene işlevsiz
16:37 Mahallenin durağını aramak, çalıp çalıp açılmaması, taksisiz kalmak
16:43 köşeden binilen taksiciyi direksiyon motorunun varlığına ikna ederken eşimin araması, kısa bir özet geçiş
16:53 taksicinin hepi top 1,5 lira fazla almak için yolu göz göre göre uzatması, özür dilemesi lakin rakamın helal edilmemesi, annemin araması, ‘sabah aradıydım?:(‘  sorusuna brief
16:55 çekicinin bi daha tarif istemesi. ‘Dümdüz gel bilader’ cümlesinin dilimi yakması ancak kurulamaması, insanların akıllı telefonu ne b.kuma aldıklarının merak edilmesi
17:05 annemle konuşma, konuyu hatırlamıyorum,ha hu

image

17:16 çekicinin üzerinden servisi aramak, ilgisiz bir ablaya Serdar beyi sormak, ‘numaranızı bırakın sizi arasın’ cevabına tilt olmak, ‘isterse arasın, geliyorum zaten’ itişmesi
Süreçte çekicinin aracındaki diğer abinin vanının ilk frende tepemize inmeyeceğini ummak.
Çekicinin arabayı servise atıp kaçması, servisin kapanmak üzereyken gelmemin yine de sevinç yaratması, kendimi evde hissetmek, hoş karşılanmak, teslimiyet.
Güvenliğin taksi çağırma gayretinin boşa çıkması. Yine köşede araba durdurmak, onun da gezdirme niyetlisi çıkması, hiç bir yeri bilmemesi ve buna zerre üzüntü duymaması. Bariz bir yolu adım adım tarif etmek, netten elektrikli scooter bakma arzusu ve eve dönmek.

İnsanlık olsun diye çekicinin şöförünü arayıp “zahmet verdik teşekkür ederim” demek.
Hadsiz çekicinin “bir kahve içer ödeşiriz” sululuğuna muhatap olup günü minimal asap bozukluğu ile kapatmak için aldırmamak……

Ee, sizde ne var ne yok bakalım?

(*) mahallenin veletleri Nasreddin Hocayla dalga geçmek için plan kurmuşlar. Göya uçurtmamız ağaçta kaldı deyip yardım isteyecekler, hoca da yazık, ağaca tırmanmak için çarıklarını çıkaracak, tam ağaçtayken alıp kaçacaklar çarıkları, hoca da kalakalacak ağaçta. Hesaba katmadıklar şey, hoca’nın içindeki çocuğu koruyor olduğu. Anlamış niyetlerini, sokmuş çıkardığı çarıkları kuşağına.
Çocuklar bozulmuş.. “eeeaa hocaa, niye ağaca çıkarken çarığını kuşağına sokuyorsun ki?”
;) “belli mi olur, ağaçtan ileri yol gider belki”

7 Yorum

Filed under araba, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Groupon Laz misun?

Groupon sitesine üyeyim, her gün türlü türlü fırsat maili gelir, çok da memnunum. Bazen güzel kuponlar alıp kullandım, bence harika bir fikir.

Yakın zamanda yeni bir işe başladılar.. Mesajlarda bir km bilgisi geliyor. Pek dikkat etmiyordum (geçinmeye gönlüm yok ki,(*))

groupon

Örnek aha bu.. restoran adının altında 21 Kilometre uzakta yazılı. (Ki imkanı yok ben buraya 21 KM değilim)

Geçen gün dikkat ettim, bana 2 kilometre uzaktaki bir otel için de 24 KM yazıyordu. Çok otelde kalasım olduğundan değil, rakamdan şüphelendiğimden peşine düştüm. Mail attım epeyce yazıştık, Gruponcuların sayı bilmedikleri, yahut dayak yemedikleri(**) ortaya çıktı. o mesafe meğerse oteli satan tur firmasının uzaklığı imiş. Tam olarak nereden o tur firmasına uzaklık onu da bilmiyorum. Benim semtimden mi? Otelden mi? Gruponun merkezi neresi ise oradan mı? Kastamonudan mı???

bana ne ayol tur firmasının kimbilir nereye uzaklığından? Otelin (ya da bilumum etkinliğin) benim bulunduğum merkeze uzaklığı lazım bana. Sair bilgi bana gerekmiyor ki? Bana yakınsa işime gelir, alırım bileti. Böyle saçmasapan uzaklıklar görünce kimbilir neleri kaçırdım :(

Akıııl akıl, gel grupona takıl.

 

 

(*): Nasreddin Hoca’yı evermişler. Kadın o kadar çirkin o kadar çirkinmiş ki, Nasreddin Hoca yüzüne bile bakmamış. Bir gün sormuşlar “hocam senin hanımın adı ne?” diye, “bilmiyorum” demiş. “aa insan hanımının adını bilmez mi?” demişler.. “geçinmeye gönlüm yok ki, adını sorayım” demiş.

(**) Padişahın birine has bahçeden erik çalan bir adamı getirmişler. Padişahın da canı sıkkınmış, “vurun yüz değnek” demiş. Adam isyan etmiş: “iki tane erik için yüz değnek mi vurulur padişahım,  ya sayı bilmiyorsun ya dayak yemedin” demiş… Padişah gülmüş, adamı affetmiş.

Kıssaların hisseleri size ödev. Uğraşamayacağım geç oldu, daha sipariş bir bölüm yazmam lazım…

 

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, internet, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Telefon delisi değilim, tapmam da takmam da.

Bugün bir arkadaş 20:22’de aradı.

“20:15’te kızımın öğretmenini aradım, kızım ödevini evde unutmuş çok üzüldü, ben de konuşayım da yarın bir şey demesin dedim. Kadın öfkelendi, “yatıyordum böyle saçma bir şey için aranır mı?” diye bağırdı çağırdı :(((” dedi. Hasta mısın kardeş? Uyanmak istemiyorsan telefonun sesini kıs! Ya da gördün kim arıyor açma! Açıp da hamile kadına çemkirmenin neresi görgüye, öğretmen kültürüne sığar???

%&/+%+%/(

Bu yazıyı bir süre önce yazdım ancak artık yayına vereyim diyorum…

Telefonla mesafeli bir ilişkim var. Çok mesafeli. Aradım mı lafı uzatmam mesela. Ne derdim varsa söyler kaparım. “felanca nasıl, falanca nasıl” diye uzun uzun hal hatır sormam. bunu gereksiz buluyorum, nasıl olduğunu merak ettiğim insanları bizzat arıyorum, selamım varsa kendim veriyorum. O nasıl bu nasıl diye sormalar, telefonun nadir olduğu zamanlarda iyiydi. Haberi bir kişiden hızla almayı sağlıyordu. Şimdi herkesin bi sürü telefonu var, ulaşamamak imkansız.

-*-*-*-*-*-*-*-*-*

Eve geldim, çocuklar parkta yorulmuş, temizledim yatirdim.

Yemegi firina attim, firsat bulmusken azicik bakim yapayim dedim, kagit maske yaptim, uzandim elimde tablet,,, Eşim geldi.

Daha eşikte telefonu çaldı. Annem.

Bu tel delisi gili hemen açtı.
“Anne meraba. Simdi geldim. Cocuklar uyuyor. Bu gece bize uyku yok. Ipek de bilgisayarda oyun oynuyor. Naparsin…”
Ayip yani. Fit fit fitledi. Bilsem ben de uyurdum. Makarna yerdi.
Hayet bişey. İşin yoksa anneme dert anlat, taşı kuyudan çıkar.
Ben kendi kayınvalideme bisey anlatıyor muyum? Hem de yalan yanliş şeyler….

Benim dışımda sülalede tanıdığım herkes telefon delisi. O telefon çalar çalmaz açılacak.. İki elin kandaymış? Olsun AÇ!

Eee, o telefonda bir ekran var, ekranda kim aramış görebilirsin; daha çalarken özel melodi atamışsındır, kimin aradığını öbür odadan bilirsin hatta..  baktın olmadı, cevapsız çağrılar vardır, o listeden bulabilirsin geri ararsın bir zahmet.

Yok. Anında açılacak.. Telefonla helaya gidiyor bunlar be! Kim arayacak ki bu kadar önemli? Arayan bi daha arasın arkadaş, belli ki müsait değiliz açamıyoruz. Sen bir daha ara. Ya da bekle, ben bir ara “dönerim” sana.

O telefon çalmaya görsün…. oooof, ralli var evin içinde…

Her an zombi gibi telefon peşindeler..

Ha kendileri bu kadar telefonsallar ya, bende de hiç  yok ya o delilik..şaşım şaşım şaşıyorlar. Çok kızıyorlar, “aradım açmadın” küskünlükleri yapılıyor.

Sofradaysam, telefona kalkmam. Dinleniyorsam, sessize alırım.

Meşgulsem, açmam. AÇ-MAM!

Sekizyüzbin kere çaldırmayın lan benim telefonumu!

Maksimum dört kere çaldırırsın, karşı taraf o sürede açar zaten müsaitse. Açmıyorsa, anırtmazsın telefonu…

Daha ileri deliler, başkasının çalan telefonuna da atlıyorlar.

“İpeeek, telefonun çalıyor”

“Hm, çalsın, işim var, sonra ararım ben”

“dur ben bakarım”

Bakma lan! bakma.. ne bakıyosun???

bakılacak olsa ben sahibi olarak bakar, gerekli Aloyu derim.. Zaten ya pazarlamacı arar ya banka arar. Kim arayacak beni???

 -*-*-*-*-*-*-*-*-*

Ay daha fenası geldi şimdi aklıma….

Ben var ya, başkasının telefonuna da bakmam. Çok sinir olur herkes buna.

Kardeşimin telefonu çalsın, annem arıyor olsun, bakmam. Götürürüm telefonu avucumda çalar halde, veririm sahibine.

“E, niye açmadın?”

“Niye açayım hemşire?? Bana diyeceği bir şeyi olsa beni arardı, seni aramış ben NİYE açayım?!?”

 -*-*-*-*-*-*-*-*-*

 

WhatsApp çıktı beri, ben çok mutluyum. Ne diyceksem kime diyceksem yazıp yolluyorum. Eline varıp varmadığını, okuyup okumadığını gördüğüm gibi, karşı taraf da ne zaman müsaitse o zaman cevap yazıyor, muhavere ilerliyor. Sen sağ ben selamet!

<3

20140108_100240

7 Yorum

Filed under kültür, severim paylasirim, şikayetlerim

Son bir aydır hemen her günüm hırgürle geçti..

Konuyla ilgili fıkramızı hemen en önden verelim.. Biz Çetin Altan’dan, Hasan Pulur’dan böyle gördük:

Temel, Cemal’e övünüyormuş:

“Benim dedem Dünya savaşında Ruslarla savaştı, amcam Çanakkale’de İngilizlerle savaştı, Babam Kore savaşı gazisi, ben de Kıbrıs savaşında Yunanlılarla savaştım”

Cemal durmuş, demiş ki: “Amma geçimsiz sülalen varmış be”

*-*-*-*-*

Bazen, hakların için savaşman gerekiyor. Manyak gibi. Özellikle firmalarla. Mağazada çözemediğim sorunları Facebook sayfalarından, Müşteri hizmetleri hatlarından illa ki uğraşır çözüme ulaştırırım.

Bu sabah mesela, Samsung’la 17 dakika ve 2 Müşteri Temsilcisine mal olan bir savaşın galibi oldum.

Son 1 aydır dişe dokunur firmalardan kapışmadığım kalmadı herhalde… Şu Müşteri Hizmetleri hatları var ya, offf…

Görsel

Kısa özet.

Kodak: yazdım zaten daha önce.. Garanti harici olarak tamir edip yolladılar.

Garanti Bankası sanal kartım çalışmadı. Muhtelif yurtiçi yurtdışı sitelerden alışveriş yapamıyorum… Deli oldum. 2 oturumda ve en az 1 saat harcayarak, 15 farklı müşteri temsilcisi ve 2 süpervizörle görüşerek derdimi hallettiremedim,adamlar AN-LA-MI-YOR! sanal kartı iptal ettirtip yeni sanal kart hazırladım.

LCW. Aldığım pantolonun küçük bedenini bulmak için 3 farklı mağazaya bizzat gittim, 2 tanesine telefon ettim. Sezon ürünü ayol, bir tane pantolon yok.. Müşteri hizmetlerini aradım, müşteri temsilcisi ile boğuştuktan sonra, yetkiliyi bağlattım, çözdü. Pantolonu aldım.

Esse. Kahve makinem su akıttı. Servise götürdüm, garanti harici onarım yapıldı. Bir hafta sonra yine su akıtmaya devam etti. Servis sorun çıkardı, merkezi aradım. Merkez “iade alalım” dedi. Servisten form alıp Esse mağazasına gittim, “olmaaaaz” dediler. Hadi müşteri hizmetleri bir daha… onlar iç yazışma, iç telefonlaşma, hallettiler, gittim aynı fiyata istediğim tava tencere setini aldım. Pek güzel oldu.

Esse. Kendime yılbaşı hediyesi alacağım. Vitrinde 4 tane kek kalıbı var, (bacımın deyimiyle KEKLİK :)

Görsel

(güzelliğe bak!)

çok beğendim tam aradığım gibi. Rafta kalmamış. “E vitrinde 4 tane var birini verin?” Vitrini bozamazlarmış. “Başka mağazadan istetin?” ona da yok.Hop: Müşteri Hizmetleri Facebook. “Adınıza ayrıldı, dilediğiniz zaman mağazadan alabilirsiniz”. Hehe..

Samsung: Eşim mühendis, çizim mizim bi ton işi oluyor, gitti kendine bir Samsung Galaxy Note 2 aldı. O cihazın da özel bir kalemi var, not alıyor, yazıp çizebiliyorsunuz. Cihaza adını veren özellik o kalem. Kalemi yitirdik… Yitirmez olaydık. Kaç gündür mağaza mağaza gez, telefon et. Yok. Yedeği yok. Netten bakıyorum, sitelerde hep çin malı sahte şeyler var.. Bu sabah “kayboldu” deyip kaskosundan (Cepkask=) telefonun yenisini almayı bile düşündüm. Çok uzun iş.. Bunu getirten firma Genpa, yazıştık. Ellerinde yok. Samsung Servislerinde yok. Hiç yok yok yok.

Bu sabah Samsung Müşteri Hizmetlerini aradım. Şu 17 dakikalık olan..Bir müddet ikna etmeye çalıştım, olmadı. Daha yetkili birini istedim. Bir bey çıktı telefona, anlattım derdimi. Bu telefonu feysbuğa girmek için almadığımızı, kalemsiz telefonun hiç bir özelliği olmadığını, bu işin merkezi olan İstanbul’da olduğumuzu, yasal olarak 7 sene boyunca yedek parça bulundurmak zorunda olduklarını… Ve koskoca şehirde bir tane kalem bulunamadığını..

Adam benden hangi mağazalara sorduğumu öğrendi, sonra daaaa………. diğerlerinin telefonlarını vermeyi önerdi.

Tam hatırlamıyorum ama yaklaşık olarak “Burası Müşteri Hizmetleri hattı, ben Müşteriyim, sizden de akıl değil Hizmet istiyorum. Kendi çabalarımla ulaşamadım, siz bir zahmet ulaşın, stoklarına bakın, bir tane bulun; ya bana yakın bir mağazaya göndersinler ya da şurada var deyip adıma ayırsınlar gidip alayım. Bu bilgiyi vermek için arayın” dedim.

Aradı. Bir AVM’de bir tane kalem beni bekliyor. :))

 

daha da var da yazamayacağım içim bayıldı.

Canımı yediniz müşteri hizmetleri. Lanet Nurcall’lar.. Sizin kendi hatlarınıza işiniz düştüğünde bu numaraları kendinize de çekiyor musunuz yoksa bir şifre filan var mı prosedürü ve bin dereden su getirmeyi atlamak için??

4 Yorum

Filed under alışveriş işleri, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Kodak’a nasıl ulaşılır?

2 yıl kadar önce bir Kodak dijital makine almıştım. Güzel güzel kullanıp dururken bozuldu. Hiç açılmamaya başladı.

Fotoğrafçıya gösterdim, “pili bitmiştir” dedi, pil taktık. Çalışmadı..

Ben de hiç anlamam elektronik işlerinden.. Kodak yetkili servisi arandım. Yok!

Kodak international sitesi ile iletişime geçmeye çalıştım. Tabii ki Türkçe dil desteği vermeyen  Kodak.com ile epey yazıştık. Bakınız:

——————————————-

Response Via Email (Guillermo M.) 11/05/2013 06:22 AM
Greetings, Ipek;Your Reference number is: xxxxxxx

Thank you for contacting Kodak tech support.
We are quite concerned over your experience, and are sorry for any inconvenience or frustration this has caused you.
Here we provided the phone numbers where you can call:
Turkey phone number 216 581 5858

International Toll Line 44-0-131-458-6714

We are glad to be of service and are here for you if you need us in the future. If you respond by e-mail, simply reply to this correspondence so we may better assist you. You can also chat with us at http://www.kodak.com/go/chat (24 hours a day, 7 days a week), or call us at 800.421.6699 ( 9:00 A.M. to midnight Eastern Time, 7 days a week).

Regards,
Guillermo M.

——————————————-

En son bana verilen 216-578-2600 / 0216-581 56 00/5815858 ve türevi numaralar arızalı düdük sesi veriyor, ya da açılmadan kapanıyor.

Teknosa’yı aradım: 0212-227 9506 diye bir numara aldım, orası da Kodak servisliğini bırakmış :((

Ara-tara kaç aydır bulamadığım Kodak Türkiye’ye Hasan’ın sayesinde tek telefonla ulaştım. “Danışan dağları aşmış” diye boşuna dememişler…

Lazım olursa bulunsun:

Kodak Çağrı Merkezi: 0850 333 55 35 ,

Servis Merkezi 0216-999 77 00

Kodak

Kargoya verip göndermemi istediler. Bakalım makinenin derdini çözebilecekler mi…..

1 Yorum

Filed under alışveriş işleri, soruyorum, şikayetlerim

Neden her yayinevinin kitabı alınmaz?

Faktör yayınlarının 5.sinif ingilizce yaprak testi..

image

Mint adlemon “nane limon” oluyor canimciklarim.

Dilini essek arisi soksun bunu yumurtlayanin. Daha ne hatalar ne hatalar…

2 Yorum

Filed under ilkogretim, kitaplar, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Park etmek, etmemek, parklanmak, aptala dönmek

İstanbul’da trafik zor, hayat zor, araba kullanmak, kadın şöför olmak, araba park etmek çok zor.

Neden?

İşte neden: Park borcunuz var !!!!!. Ne malum? Var diyosak var!

 

İspark‘a da var, Belediyeye de var. Teker teker kontrol edin ara ara.. Can sıkıyorlar çünkü. Eleman benim arabamın plakasını yanlış yazmıştı mesela son seferlerden birinde.. Gözlerimle gördüm. Düzelttirmesem elalemin arabasına park ücreti doğdu sayesinde. Düşünsün dursun “benim arabanın o gün orada ne işi vardı?” diye. Adamı deli ederler. Hatalarını da kabul etmezler, ödeyeceksin arkadaş! Başıma geldi de biliyorum….

Park ücreti ödemeye itirazım yok. Ödeyeceğiz. Eleman yerinde duruyorsa ne ala.. Gezintiye çıkabilir, oraya buraya gidebilir, siz gelince de arabanızı alır gidersiniz, hop park ücreti katlanır. Hiç sevmiyorum bu uygulamaları..

Bakınız Belediyenin sitesi ne diyor :

Tarih Bölge Adı Giriş Çıkış Peron Dakika Ücret Açıklama Park Borcunuz
XX Mayıs 2012, XXXXXXX – 1 16:11:00 20:10:00 PERON.1 239 3-Normal.04(GUNBOYU) 2.0

Nasıl yani? Geçen yıldan kalma borcum var?? Hadi bakalım…

İspark’a da baktım, evet 5 lira da oraya var.. İllallah!

 

İnsan faktörü aradan kalkmalı. Benim aracıma park bileti yazacaksa, araçta özel barkodu okutmadan yazamasın mesela. Kafadan atmadığını, gıcığı olmadığını, hata yapmadığını bileyim. Ya da havaalanı otoparkı gibi, parkmetre olmalı, park biletini elimle almalıyım.

 

Bu arada, Pendik Marina’daki ücretli otopark uygulamasına sinir olduğumu da belirteyim. Keyif yapmaya, alışveriş yapmaya, yemek yemeye geliyoruz oraya, hepimiz farkli yerlerden farklı arabalarla geliyoruz. Deli para harcıyoruz zaten, ne halt etmeye 3 arabaya ayrı ayrı park parası vereyim??????

 

1 Yorum

Filed under araba, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

İBB beyaz masa, teşekkür ederim.

 

Kızım bana “Belediye Kendıs’ı” diyor (bkz: Candace of Phineas and Ferb ) . 155 Osman’ın yeğeniyim ben, az bile şikayet ediyorum aslında :))

Eve yakın bir sokakta bir güvenlik açığı tespit ettim. Belediyeye mail:

05/07/2013

Xxxxx sokağın köşesi çok dik ve yüksek bir duvarla çevrili, karşı yönden geleni görmeye imkan yok. Yazın sokaklar çocuk dolmaya başladı ve her an bir felaket olabilir. Bu sokağın dış köşe kısmına bir dışbükey ayna yerleştirilerek güvenli hale getirilsin istiyorum. Ya da başka bir çözüm bulunsun çünkü bu köşe çok tehlikeli. Teşekkürler

15/07/2013 cevap:

Başvuru iletinizde yer alan 1.maddedeki talebiniz, gereği için İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Koordinasyon Müdürlüğü yetkililerine iletilmiştir. Yapılan değerlendirme sonucu alınan cevap aşağıdaki gibidir : Bahsi geçen noktada dışbükey ayna tesis edilmesi için ilgili birimlerle yazışma yapılacaktır. Ulaşım Koordinasyon Müdürlüğü Başvurunuzda yer alan diğer hususlar hakkında gerekli işlem ve değerlendirilmeler yapıldığında, konu içeriği ile ilgili yetkili personel tarafından bilgilendirileceksiniz.

Sonuç: 20/07/2013

İBB beyaz masa, teşekkür ederim.

(örnek ayna fotosu)

Kendimi seviyorum, Belediyeye de güveniyorum :)

Ulaşım Koordinasyon Müdürlüğü’ne de emniyetimizi arttırdığı için teşekkürler.

8 Yorum

05 Ağustos 2013 · 16:24

Biri şu insertlere dur desin…

Market broşürlerinin adı nedir bilmiyorum. İnsert? İnzört?? Ama kendilerinden de marketlerinden de bıktım. Apartman kapısına fırlatılıp atılan bu çöplerden bıktım usandım..

Çöp, evet çöp çünkü yere atılan şeyler temiz değildir ve ben de almam kimse de almaz yerden.

Adamlar bir sürü ağaca kıyıp bunları bastırıyorlar.  O arada bir sürü de para veriyorlar bu kağıtlara.. Sonra dağıtılsın diye bir daha para veriyorlar. Dağıtıcı olan az paraya iş yapan ve yapmamaya çalışan kişi de, kaldırıp atıyor bina girişlerine.

Kimse benim apartımanıma çöp atamaz arkadaş!! Ben de attırtıyorum çöp konteynerine. Nedir bu pislik???  Bu marketlerin her birini de ayrı ayrı şikayet ve protesto ediyorum..

Buyrun ihbar kabul edin değerli belediye çevre müdürlüğüm:

2013-04-18-1395

2013-05-09-1505 2013-05-09-1504 2013-05-09-1503

2013-04-04 18.58.20 2013-03-19 17.09.54 2013-04-15-1353 2013-04-15-1355 2013-04-17-1387 2013-04-17-1388 2013-04-18-1391 2013-04-18-1392 2013-04-18-1393 2013-04-18-1394 16042013 005

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, çevre, şikayetlerim

Okulluluk Akıllılık

Daha önce yazdım da bulamadım, bulursam linki çekerim. Ben küçükken ilkokula karar verilirdi, baban gider müdürün yanına bir çayını içer seni okula yazdırırdı. Fotoğraf çektirirdik önlükle. Okula başlardık. Okullar ikili öğretimdeydi. Sabahçılar şubat tatilinden sonra öğlenci olurlardı. Gül gibi geçinir giderdik.

Aradan 30 yıl geçti, onlarca sistem değişti. Kredili sistemler, sbsler, anadolu lisesi sınavları.. imam hatipler kalktı kondu, meslek liselerine puan bilmemne bilmemne.

Son kurcalama 66 aylıklarla ilgiliydi.. Onu başarıyla atlattım. Rapor aldım oğlumu kurtardım. Denize düşen yılana sarıldı, muhtelif dayı kelimeleri telaffuz edildi. Gemisini yürüten kaptan oldu.

Kızımı ilköğretime verirken okul 8 yıldı. İlkokula veriyordun ortaokul mezunu olarak alıyordun. İstanbul’da evimize yakın, “etüdlü beslenmeli” olarak tabir edilen, çalışan annelerin dostu, öğrenciye de öğretmene de kolaylık ve verimlilik sağlayan bir okula yazdırdık onu. Güllük gülistanlık okuyordu ki, şimdi de okul dönüşümü çıktı.

Bölgedeki okulları eşleştirmişler. Birine ilkokul 1-2-3-4 birine 5-6-7-8. sınıflar gidecek diye ayırmışlar. Okullar yarım güne düşmüş. Kızımın 4. sınıftan sonra göndermemi önerdikleri okul eve de uzak her yere de uzak ve şu anki okulunun kapasitesinin yarısı bir okul. Şu anki okul depreme dayanıklı kocaman binası, mavi bayraklı temizliği, kocaman bahçesi, konferans salonu, yangın çıkışı, geniş merdivenleri, yemekhanesi kantini, özürlü çocuklar için platform ve asansörü ile ideal bir okul. Sınıfların techizatını da veliler olarak tamamladık, teknoloji tam puan.Bu güne kadar da 8 sınıfı bir güzel idare ediyordu.

Diğer okul bu kadar şanslı değil.

Sorunlar çıktı.

Bana tam gün okul lazım. Hiç istemeyerek kızımı özel okula yazdırdım. Oğlum bire başlayacak ve hele ilköğretimde özele vermeyi kesinlikle düşünmediğimden onu nereye vereceğim bilmiyorum şu an..

Evi okula uzaklaşan öğrencilerin bir kısmı okulu bırakacak. O semtten buraya, bu semtten oraya öğrenci servisine para vermek zorunda mı veliler???? Evinin dibinde okul var ve gönderemiyorsun ?’?

Özürlü öğrenciler kesin olarak devam edemeyecek zaten. İnsaf!

Elimizde çaba gösteren bir tek Veli Derneği var.

“Okul Dönüşümlerine karşı yürüttüğümüz mücadele sürüyor. Bu kez İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde olacağız.
12 Nisan’da gücümüzü gördük, gösterdik…Yılmadık, yılmayacağız…Birleşerek çoğalacağız…
Çalışmalarımızla Kartal velisi ayakta…Biz çalıştıkça önce İstanbul sonra tüm ülkenin velileri, çocuklarımızın geleceği üzerinde oynanan oyunları görecek ve ayağa kalkacak…
Şimdi bir kez daha işe koyulma zamanı…Kartal’dan çıkıp sesimizi İstanbul’a duyuralım…Dönüşümleri durduralım!!!
Yarın (Çarşamba) saat 19.00’da Eğitim-Sen salonunda bir araya gelip çocuklarımız için yapabileceklerimizi, Cuma günü yapacağımız eylemi nasıl büyütebileceğimizi konuşalım…” diyorlar.

okuldonusumunehayir

 

Destek vermek isterseniz ya da kendi okul-veli sorunlarınıza çözüm arıyorsanız Veli Derneği Veli-Der’in iletişim bilgileri şu şekilde:

Veli-Der Twitter hesabı: https://twitter.com/Veli_Der

Veli-Der Facebook hesabı: https://www.facebook.com/groups/velider/

Veli-Der Web sayfası www.velider.org

 

9 Yorum

Filed under çocuk, ben yazdım, ilkogretim, OKUL, saçmasapanlıklar, soruyorum, şikayetlerim