Category Archives: şikayetlerim

Disleksi mi?

Disleksik bir cocugun yazisini merak eden var mi?

image

Bunu ikiyi bitirip uce gecen oglum dun yazdi.
Yaziyla ikimiz de hoş degiliz. Ben kurtardim kendimi. Oglum icin de ozel egitim merkezleri var,ders aldiracagim.
Ders saati 70 lira.
:(
Rapor alirsa ucretsiz ders alma hakki var.
Kurul raporu almak icin Hazirandan beri ugrasiyorum. Muayene-test-muayene-test-teste cagirmayi unutmalari-test sonucunu kaybetmeleri-
Bittikten sonra simdi de bir baska test icin arayip randevu vermelerini bekliyorum.
Son test. Bundan sonra kurul raporu cikar dendi.
Uc ay bosa gecti bu arada. Disleksi işte! Neyi bekliyoruz? Ozel egitim merkezini mi dolandiracagim, niye derse baslatamiyorum çocuğu?

Ver ön raporu, ders baslasin. Çocuk biraz ilerleme kaydetsin üçe baslayana kadar uc ay ders alirdi yazik degil mi?
Haftada 2 saat. Ayda 8 saat. 560 lira.
:/
Disleksik/Dislektik anne disleksiyali oğlu (terminoloji bile sabit degil) icin kollari sıvadı. Benden once bu yollardan gecmis annelerin tecrubelerini okumak icin facebook gruplarina kaydoldum. Egitim merkezleri,materyal ureticileri,yazarlar.
Kitaplar aldim okudum.
O salak filmi de zorla izledim. (Taare Zaamen par)
Yazayim da iciniz acilsin…
(Devam edecek)

4 Yorum

Filed under araştırdım, disleksi, ilkogretim, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Mesai saati düşsün o memur kafanızın ta tepesine

Girişi fıkra ile yapalım… Her haftasonu beraber golf oynamayı adet edinmiş üç arkadaş varmış. Biri ünlü bir cerrah, biri saygın bir rahip biri de tanınmış bir mühendis.. Bunlar yine gitmişler Cumartesi sabahtan golfe, bir de bakmışlar kalabalık bir gruba kapatmışlar sahayı.. bizimkileri sırada bekletmişler. Bizimkiler de müdürü çağırtmış “ne oluyor?” diye. Müdür apar topar gelmiş, müdavim ve zengin müşterileri kızdırmaya gelmez. izah etmiş: “geçen yıl klüpte çıkan yangını söndürmek için gelen itfaiyecilerin 10 tanesi dumandan kör oldu, biz de onlara jest olarak sahayı istedikleri gibi kullanma izni hediye ettik. Bugün oyun günleri yani. Sizi bekleteceğiz.”

Doktor acımış… “Yazık, kahraman gençler için hastanemde yapılabilecek bir şey olup olmadığını bir araştırayım.. belki tedavi ettirebiliriz”

Rahip ellerini kavuşturmuş: “yarınki ayinde bu âmâ evlatlar için bütün cemaate dualar ettireceğim”

Mühendis sinirlenmiş “gece gelip oynasınlar”

 

*-*-*-*-*-*-*-*-

Neredeyse 20 yıllık şöförlüğüm var. İyi de kullanırım ayıptır söylemesi. Övmek isteyen bir çok insan “abla erkek gibi kullanıyorsun” derler. O derece..

Kaza yaptım Mayısta. Basit bir geri gelme sırasında garip bir yükseltiye çıktım. Arabanın tamponu söküldü.

Servise götürdüm, kasko ödüyor bir de ikame araç veriyor. Oh ne ala.

Saat ikide aradım kaskoyu.. Saatler sonra geri aradılar. Yarın eksper görecekmiş, gün içersinde rentekarları beni arayacakmış, şöför müsaitliğine göre araç teslimi yapılacakmış.

Yok deve.

“Bu gece bana araç teslimi yapın, ben yarın çocukları okula götüreceğim, kendim işe gideceğim, keyfinizi mi bekleyeceğim” dedim ama dinlemediler haliyle. Rentekar kapalıymış. Abi rent-a-car niye kapanır? Fırın mı lan bu? Hamur mu karacaklar? Adama bi telefon edersin getirir arabayı kapıya. İşi ne? Bundan para kazanıyor adam. Gece olunca insanın arabaya ihtiyacı olmayacak mı? Eksper yarın gitsin baksın benim araca, rapor versin ne ederse etsin.. Benim kazadan en geç 1 saat sonra araca kavuşmamı sağlayamayan kasko rentekarına teessüüf ediyorum.

Ne bu saçmalık?

Evet sana bakıyorum @LibertySigorta

Mesai saati olamaz sizin sektörde. Ben hasar bildirdim mi, ikmal aracın tekeri dönecek, aaacilen kapıma gelecek aracım. Eksper raporu olumlu vermezse indirimli fiyattan ödeyeceğim kirayı, o benim problemim.

 

Yorum bırakın

Filed under araba, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Misery loves company/Blogcuların Halt Etmeleri

Çok sevdiğim bir deyim. “Dert, yoldaş arar” anlamına geliyor.
Birinin aptalca bulaştığı bir derdi varsa senin de başına sarmaya gayret eder. Nasıl? Yağlar ballar, allar pullar ki sen de kanasın, düşesin aynı çamura.. Kendisini böylece daha az enayi hissetsin. Birçok doğrudan pazarlama ve piramit satış numaraları bu şekilde işler. Bir şekilde iki kişiye satarsın üyelik.. Satana kadar anlattığın hayal oldukça kesindir, matematikseldir. Üç kişiyi üye yaparsan 3 lira kazanacaksındır. E ne duruyorsun 1000 kişiyi üye yap 1000 kazan? Hiç. Hadi yallah durduğun kabahat, sokaklar henüz üye olmamış binlerce kişiyle dolu, para kıracaksın şerefsizim…

Kandın mı yandın. Elinde iler tutar tarafı olmayan gereksiz şeylerle dolu bir çanta ve defterle baş başa kalınca pişmanlık sarmaya başlar. “lan bu laylon maylon şeylere mi ben 100 lira verdim? Of ya var ya Tarcan duysa harcar beni… Annnemden aldım diyeyim bari. Yarın kahve içmeye komşulara geçer anlatırım hepsi de üye olsa 20 kişiden.. beşer liralık ürün de aldılar mı.. e bir günde çıkarırım ben bunu… mu acaba? neyse..” Tanıdık geldi mi?

Erişkin insanlar, ihtiyacı olmayan bir şeye gayet zor kazanılmış paralarını vermezler. İşin ucunda mutlaka bir çıkarın olmalıdır. Çünkü kasa her zaman kazanır. Bir çocuk masumiyetidir “e ama herkes alıyordu ben de aldım”.

Burada ilk değinmek istediğim şey astarı yüzünden kat kat pahalı olan bir şeyi aylardır satabilen çok başarılı bir girişim. Bir zamanlar LilaKutu alırdım ben. Hem içindekiler sürpriz geliyordu hem de 10 lira verdiysem en az 15 liralık mal alıyordum, benim işime geliyordu.Kutularını o kadar kaliteli yapmışlardı ki, hala çekmece ayırıcı olarak kullanıyorum.. İşleri rast gitsin.

Bu dediğim site de benzeri bir şey. Kutu satıyor. İçinden ne çıkacağını bilmemenin sürprizinin zevkini çıkarıyorsun. Kutu kargo dahil 50 lira, içinden 10 lira etmez şeyler çıkıyor her seferinde. Hala da alan var, şaşan bir ben varım.. Bir de şurada bir arkadaş yazmış, kendiniz karar verin: Şimdi Duydum. Alanlar almakla kalmıyor, “anam biz bir herzedir yedik bari kuyruğu dik tutalım” diyerek cayır cayır övüyorlar bu kutuyu. Al sana misery loves company.. Bu sistemin girişimcilik dalında ödül de aldığını bildirmek isterim. “Hap yap para kap” derdi rahmetli annânem.

*-*-*-*-*-*-**-*-***-*-*-*-**

Bir sonraki konum: Viral pazarlama/reklam. Bu işlere bakan iki baba kurum var, üyesi oluyorsunuz, sonra bir anket doldurup temel özelliklerinizi bildiriyorsunuz. Piyasaya yeni ürün sürecek olan firmalar bu dediğim ajanslara gidiyor. 50-5000 adet denek kiralıyor. Deneklerin profili gayet kesin. Terlik pazarlayacaksan ” 30 yaşında, büyük şehirde yaşayan, kendi evi arabası olan, ayak numarası 38-39 arası 100 kadın”, bebek bezi ise “bebeği olan, genç, interneti aktif kullanan, dişlek 200 kadın” efendime söyleyeyim kırışıklık kremi ise konu “45 yaş üzeri, dizilere meraklı, balkonu beyaz sardunyalı 123 kadın” olarak arama yapıp tam da aradığın kadınları elinle koymuş gibi şıp diye bulabiliyorsun. O kadınlar sisteme kayıtlı çünkü. Kendilerine bedava ürünler gönderiliyor, yakınlarına denettirip internette bu konudan bahsetmeleri talep ediliyor ve en sonunda da “kullandın ama nasıl buldun?” konulu anketi cevaplayıp puan alıyorsun.

Hele ki takipçisi bol, ratingi yüksek bir blogun, bir instekramın(!) varsa yağıyor ürünler.. Keşfetmekle anlatmakla bitecek gibi değil.

Bu bedava ürün yaldızı o kadar göz kamaştırıyor ki, bulaşığı bitiren düz kadın gece 11’de bloga yazı giriyor. Alayı ya uzman anne, ya gurme şef olmadı kozmetik kompetanı.

Takipçi kastırıyor ki adı duyulsun onun da kapısında firmalar kuyruk olsun. En ufak bir şansı ele geçirince de allayıp pullamayı, yıkayıp yağlamayı, mümkünse öve öve göklere çıkarmayı da vazife addediyor. Burhan pazarlama olsa bu kadar olmaz…

Sevgili acemi bloggerimiz ayıla bayıla sabah gelen kargodan çıkan tezek paketine nasıl sevindiğini, ay tam da uzun zamandır denemek istediğini, zaten sevgili tezeksan ürünlerine evvel ezel hayran olduğunu, yedi nesildir anadan kıza kullanıp çoook memnun kaldıklarını, bu yepyeni ürünü de heyecanla denediğini, of aman Allahım yirmi yaş gençleşip bütün çürük dişlerinin sağlamlaşmasıyla beraber, anında kör gözünün açıldığını, koca bularak mesut olduğunu ballandırıyor.

iksiri

E bacı biliyoruz biz, tezek o. Bildiiin tezek. Biz de oturduk o tahta, sallandık bir kaç hafta.. Bana da yolladılar aynısını, hiç öyle değil o. Beğendiysem neyini beğendim, beğenmediysem nezaket icabı sessizlik.

Sonra da “biz bloggerlere güvenin”.

Bok güvenirim. İki kahvaltıya çağrılmak için kıvrım kıvrım kıvrandığınızı biliyorum. Kimbilir PM’ler ne gülüyordur..Bu rüzgar da diner, az kaldı diyorum. Boş bloglara ölüm!

*-*-*-*-*-**-*-**-**-**-*-*-*-*-**-*-**-

Son olarak, her mahallede böyle mi bilmem bugün dikkat ettim, bizim mahallede dört dükkandan biri perdeci?!? Bunlar ne satıp ne kazanıyor ya? Kara para mı aklıyorlar nedir?

düşüp dizimi şişirdim. mosmor oldu. acı beni biraz daha bitter yapıyor bu da bir gerçek. bugünkü itiş kakışın sonuna geldim.

yarına hayrola.

2 Yorum

Filed under blog işleri, internet, reklamlar, saçmasapanlıklar, soruyorum, şikayetlerim

El kesesinden sultanım, develer olsun kurbanım..

Son bir haftadır hiç almadığım kadar çok sms ve mail almaya başladım. Çeşitli firmalar rica minnet bilgilerimi güncellememi dilemekteydiler. Bazısı açıkça “izin veriyorsanız “ONAY” yazıp xxx’e gönderin” yazarken, bazısı “şuraya tıklayın da size çekilişle at verecez araba verecez” diye lafı dolandırıp gargaraya getirmekteydiler.

Hiç birinden hoşlanmadığım için hiç birini de onaylamadım. Kendiliklerinden kesilecekler ve kurtulacağım yakında. Bir de bakarım ki ne göreyim? Yesyeni bir yasa çıkmış.

—-komprime bilgi—

a) CRM denilen, Customer Relationship Management yani müşteri ilişkileri yönetimi diye bir sistem var ve aklıbaşında bir firmaysan bu senin için altın değerinde bilgi demek. Ticari başarın müşterinin alışveriş alışkanlıklarını ölçümleyip öngörmekte yatmakta. Bu bağlamda her biri birer kart dağıtıyor, her türlü bilginizi alıp depoladıktan gayrı, ne sıklıkla hangi ürünü satın aldığınızı, satın alırken nakit mi kartla mı ödediğinizi ve şu anda tembellikten yazmak istemediğim bir çok şeyinizi kayıt altına alıp, istatistiklendiriyor, bölge/yaş/cinsiyet/yaşam şartları ve daha bilmem nelere göre gayet bilimsel olarak sınıflandırıp bir sonraki alışverişiniz için ne halt edeceğinizi öngörüyor buna göre promosyonlar hazırlayıp sunuyorlar. Sizin çıkarınıza olanı da var ama esasen olay firmanın çıkarını kollayan bir sistem. İnciğinizi cinciğinizi biliyorlar yani. O kartları alırken attığınız imzada da size her türlü bilgiyi ulaştırabilmeleri, indirim mindirim vermeleri (ve minnacık yazılarla da bu bilgilerinizi dilediklerine diledikleri zaman ve paraya satmaları) konusunda izin vermiş oluyorsunuz.. Dikkat edin, kendi elinizle çok değerli bilgiyi toka etmenizin yanı sıra bu bilgiyi cayır cayır satmalarına ve üzerinizden paralar kazanmalarına da vesile oluyorsunuz..

b) Bu yüzden bugün su siparişi vermek için bir sucuyu arayıp abonesi olduğunuzda; hakkınızda biriktirdiği bilgilerle ertesi gününden başlayarak civardaki elli ayrı mağazadır dersanedir kebapçıdır size smsler yağdırmalarına da sebep oluyorsunuz ve bireeeer birer kendinizi kayıtlardan sildirmeye cebelleşseniz de ertesi günü başka bir kaynaktan sizi tekrar ele geçirmelerine mani olamıyorsunuz. İnsaflı bir firmaysa centilmen gibi siliyor bilgileri bir daha mesaj gelmiyor. Manyak biri ise sizin sıtkınızın sıyrılması, halı yıkamacının yahut estetik firmasının bilgisayar programının sizinle otomatik mesajlaşmaya karar verip gecenin onbirbuçuğunda sarhoş eski sevgili kıvamında mesaj atıp uykunuzdan hoplatması, tansiyonunuzu zıplatması durumlarında yapacak bir şey yok…

Screenshot_2015-04-06-23-24-17w

 

 

Dijitürkçülerden, sigorta satıcılarından, sahte indirimler tanımlayan adını bilmediğim hastanelerden, dini ya da cinsel ürün pazarlayan acubelerden bezdim ki o kadar olur.

 

c)  Yurtdışında bu işler nasıl işler diye soracak olursanız taa 1981’de Avrupa Topluluğu bir sözleşme yapmış. Adı “Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Bireylerin Korunması” ve numarası da 108. Biz dahil herkes de onaylamış. Bizden başka herkes uygulamakta. :( Kaba bir hesapla vatandaşı mal değil de insan yerine koyana kadar 2015-1981 = 34 yıldır zaten alınmadık, kaydedilmedik bi bilgimiz kalmamıştır ya, hadi neyse…

d) Sağlıkla ilgili her bilginizin SGK tarafından toplanıp kaydedilip değerlendirildiğini hatta belki de… biliyorsunuz değil mi? Kime ne benim gözümde arpacık çıktıysa? Yok olmaz.. Aldığım ilacın kaydı kuydu var, ben kredi kartını cüzdanıma koymadan nereden hangi ilacı almışım, dosyama şıp diye eklenmiş oluyor…

—özetin sonu—

Haçan buna birisi daha sinir olmuş olmalı ki, yasamız hazır ve nazır. Artık izin almadan bilgi toplamak, kullanmak,mesaj atmak ne bileyim gecenin köründe kapıya dayanmak yok. Ben izin vermezsem başkasına bilgilerimi vermek de yok. Deli gibi cezası var. O yüzden haldır haldır herkes izin alma ve alınmış izinleri tazeleme telaşına düştü. Bir kibarlar, bir nazikler, bir cicili bicililer ki o kadar olur…izin veriveresi geliyor insanın.. :P yok be ne izin vereceğim?!?!

pizzaci

 

Bakınız kitapyurdu namusuyla izin istemiş, açık seçik, lafı dolandırmadan, kandırmadan.. İzin? Vermem mi… :))

kitapy

 

 

29/04/2015 editi: çakal olanları “bu maili alışınızdan itibaren 3 gün içinde şuraya tıklayıp üyelikten ayrılmazsanız zımnen kabul etmiş sayılırsınız” yazmış ya? Yuh.

IDO’nun verdiği feragatname metni şu, bu arada:

İDO formunu doldururken veya bilet alımı sırasında paylaştığınız; adınız, soyadınız, adresiniz, telefon numaralarınız, e-posta adresleriniz, kimlik bilgileriniz, bilet ve seyahatleriniz gibi kişisel bilgilerinizi toplayabilir. Toplanan bu bilgiler sizlere daha iyi hizmet, ürün ve seçim olanakları sunabilmek; web sitemizi düzenlemek; İDO hesabınızla ilgili işlemlerinizi düzenlemek; veri tabanı oluşturularak seferler, hizmetler, ürünler, kampanyalar ve promosyonlar için rapor analiz doğrulama ve istatistiki bilgiler oluşturmak, işlemek ve gizlilik koşullarına uymak kaydı ile bunları uzmanlar ile paylaşmak; İDO yahut işbirliği yaptığı şirketler ve ortaklar ile sunulan promosyon, kampanya, tanıtım, pazarlama ve diğer fırsatlardan haberdar olmanızı sağlamak, bu doğrultuda İDO ya da işbirliği yaptığı şirketler tarafından e-posta, sms ve telefon ile sizlerle irtibat kurmak amacı ile kullanılabilir. İDO kişisel bilgilerinizi yukarıda belirtilen amaçlar için belirtilen usuller ile hizmet aldığı diğer şirketler ve/veya yasal zorunluluk halinde adli ve idari makamlar ile paylaşabilir. 

SONUÇ: 

Burada iki adet “trick” var. Birincisi, her bir firma o bilgileri canı pahasına saklamak zorunda, ve siz istediğiniz an silmek durumunda…

Tavsiye: hiç bir okumadan imzalamayın, onay filan vermeyin. Her bilginizi ortalığa saçmayın. Hazır bir tazeleme fırsatı var, kullanın. Henüz verilmiş izinlerin iptalini sağlamanın yordamını anlayamadım, onu da bulursam yazarım beraberce sessizliğin keyfini süreriz.

 

 

 

sıkılmadım biraz daha olsa da okusam diyenler için :
ara:
Kişisel Verilerin Korunması Kanun Taslağı

ve

Elektronik Haberleşme Sektörü Kişisel Verilerin İşlenmesi Ve Gizliliğin Korunması hakkında yönetmelik

-ödev okuma isterim diyen çok aziz okuyucularım için: Kosinski BOŞLUK kitabı.. 

Yorum bırakın

Filed under araştırdım, bilgisayar, güvenli hayat, internet, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

İspark’a borç yazdırdım ;)

Adliyeye işim düştü.

Aniden düştü. Otoparka daldım, cebimde kuruş para yok..

Çıkamadım.

Görevliye ehliyet bırakıp para çekip geldim. :(

Veresiye park etmiş bir insanım. Migros’tan da veresiye alışveriş etmişliğim var. Büyük kurum ve kuruluş ama çalıştırdığı insanlar beyefendi, halden anlar kişiler olunca işimiz halloluyor.

Lakin #ispark, değerli kurumum..

Üzerimde para yok, yaz plakaya ?

olmuyormuş Adliye otoparkında. (Başka yerlerde oluyor…Park görevlisi yoksa mesela, münasebetsiz saatlerde bırakıp alınca arabayı sonradan internetten ödediğim oldu)

Kredi kartı kabul et?? etmiyormuş

 

 

eeeooooof ya

 

Yorum bırakın

Filed under araba, saçmasapanlıklar, soruyorum, şikayetlerim

Kredi dosya masrafi geri alma çalışması 2

wpid-wp-1427284567622.jpeg

Finansbank’tan 2006’da aldığım kredinin masrafını gösterir döküm bu. Kredi dosya ücreti olarak 300 TL gözükmekte. Bu kağıda 5 TL ödedim.

Bu tutara itiraz için dilekçe yazarak İlçe Tüketici Hakem Heyetine gitmem lazım.

Kendisi Kaymakamlıkta yer almakta imiş. Eğer oralara kadar zahmet etmek istemezsem şu adreste online olarak da başvuru kabul ediyorlar. Buradan giriş yapabilmek için e-devlet şifresine(10TL ptt’den alınıyor) ya da Turkcell Mobil İmzaya (aylık 5 TL, TİM’den alınıyor) sahibi olmak gerekiyor. Bolu’dakiler TC Kimlik Kartı ile de girebiliyorlar. Başka kimsede kart yok zaten.

Dilekçemi yazdım gidiyorum….  Bakalım ne yapacağım

 Ertesi günü düzenlemesi:

 

1-20150325_150930

Kaymakamlığa gittim, formu doldurdum, dilekçeyi boşa yazmışım. İki nüsha form eşliğinde banka belgesini aldılar bana da bir kayıt numarası verdiler.

Bir ay içinde iadeli taahütlü olarak adresime bilgi gelecekmiş.

Ho Ho Ho

 

Bugün itibariyle NİSAN 2006’dan itibaren alınmış tüm krediler için işlem bu şekilde.

Sırada kredi kartı aidat geri iadeleri işlemlerim olacak. Beni izlemeye devam ediniz.

 

5 Yorum

Filed under severim paylasirim, soruyorum, şikayetlerim

İsmini değiştirmek ister miydin?

Kimlik ve isim değiştirme yazımın arkasından Belgin’in de yorumuyla karar verdim.

Duyurabildiğim kadar kişiye duyursam ne güzel olur

İmzalar mısın?

https://www.change.org/p/içişleri-bakanı-nüfus-ve-vatandaşlık-işleri-adımı-değiştirebilir-miyim?

4 Yorum

Filed under aile, şikayetlerim

Kredi Dosya Masrafı Geri Alma Çalışması Başladı

Bugün, zamanında kredi kullandığım iki banka ile iletişime geçtim ve “on yıl geriye dönük olarak kredi masraflarının iadesi” prosedürünü başlattım. Aynı zamanda sahip olduğum kredi kartlarından birinin de aidatını geri alabilmek için müşteri temsilcisine yazdım.

Bu arada kısa yoldan en yetkin bilgiyi almak için Türkiye Bankalar Birliği broşürüne bakabilirsiniz.

Gelişmeleri satır satır yazacağım, vira Bismillah!

20/03/2015

a) Finansbank kredisi : 0850 222 0900 numarayı arayıp “kredi dosya masrafına dair ödemelerimin dekontunu” istedim. 7 gün içersinde şubeye gönderileceğini ve ücreti mukabil alabileceğimi söylediler. Ücreti bilmiyorlarmış. Anında bir sms geldi ve takip numarası edindim. Aferin Finansbank

b) TEB: Banka şubesi telefona cevap vermedi. 0850’li hatlarını aradım şubeyle görüşmem gerekiyormuş. (9 dakika hatta bekledim bu cevap için). Şube yetkilisine mail attım cevap bile vermedi.

c) Garanti Bonus kartımdan alınan yıllık kart ücretlerinin iadesi. Müşteri temsilcisine mail attım, Kredi kartları birimini arayacakmışım. Peki..

wpid-screenshot_2015-03-02-21-33-47.png

Bu da benim yeni oyunum…

24/03/2015 Finansbank subeye uğrayıp tek sayfalık dökümanımı aldım. 5 TL ücret verdim. Şimdi iki dökümanı dilekçe ekinde THH’ne götürme zamanı .

4 Yorum

Filed under araştırdım, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Kendi adresini bilmekten aciz kargo şirketimiz: Yıtriçi Kargö

Yurtiçi Kargo ile zaman zaman şunu bunu gönderir alırım. Yüzde 88 oranında eve getirmezler. Öyle de pislik bir huyları vardır ki inanmazsanız ekşi sözlük dolusu entry size bir fikir verir. Gelmezler. Bir türlü gelmezler, “geldik bulamadık, zile bastık evde yoktunuz” derler.  Külliyen yalan tabii.

O bakımdan her zaman şubeden verir şubeden alırım. Geçenlerde işim düştü Atalar şubesine gitmem gerekti. İnternetten adres baktım, adrese gittim o caddede yok. Ara tara, sor soruştur adresi buldum.

atalar_opt

İnternet şubesine göre adres
kargo_optHaritada benim bulduğum yer.

fetura_opt

Buyrun faturadaki adres..

Adamlar kendilerini bulamıyorlar daha, benim evi bulup da kargo mu teslim edecekler?

 

AHAHAHA

Bundan daha kötüsü PTT kargo, onlar “teslim ettik” derler bir yerlere atarlar. “Getirin formu, teslim ettiyseniz kime teslim ettiniz, kim imzalamış bakalım?” dersin  dağıtıcıyı yollar “abla ekmeğimle oynama, beni atarlar, ceza keserler, şikayetini geri al bik bik bik” diye ağlanır adamın içini şişirirler.

 

HASSSbinallah!

 

2 Yorum

Filed under saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Adi Tefal. Pis Tefal.

Her pazar krep(gözleme/pancake/akitma artik siz ne derseniz) yaparim. Afiyetle yeriz.
Bu pazar normalde kullandığım spatulama erisemedim, Tefalden alinan ama kullanmayi sevmedigim spatulayi kullandim.
Krepleri alt-üst etmek için tavaya surdugum spatula saniyede ERİDİ ve YAPIŞTI!
Zaten sevmem, güzelim tavama ve kahvalti keyfime turp siktigi icin küllüm nefret ediyorum artık Tefal’den.
O iz çıkmasın da gör gününü.

image

image

image

image

Aslanim silikon spatula

Yorum bırakın

Filed under iştahlı işler, saçmasapanlıklar, şikayetlerim