Yahoo gruplarla ilk tanışmam kızıma hamileligimden once oldu. 2001 filan. Cesitli anne-bebek sitelerini, gruplarini inceledim, coguna uye oldum. Donen muhabbetleri izledim. Begenmediklerimden ayrildim. uc grupla yillarca yazistim. Yuzunu bile gormedigim dostlar (ve sivri dilliligimle dusmanlar) edindim. Cocuklari nete bakip buyuttuk resmen.
Sonra o gruplar tavsadi, benim de isime geldi, cunku sanal dostlukları gerçeğe ceviremiyorum. Benim icin böylesi daha rahat. Yuz yüze tanışmasam da yurekten bağlandığım insanlar var hayatimda.
Sonra feysbuk cikti. Tam benlik is, sanal isler, sanal arkadaslar. Hem de dunyanin dort bucagindan.
Kardesim her ne kadar gercek hayatta elle tutulan insanlarla gorusmem gerektigini söylese de, sanal alemi tercih ediyorum. OCD tamam da, Sosyofobik miyim bilmem.
Feyse “annem hasta” yazdigimda, “yegenim dogdu” sevincimi paylastigimda; benimle sanal çiftlik komşulugundan baska bir yakinligi olmayan insanlardan bile gecmis olsun/tebrikler vb mesaji almak cok guzel.
Kendimden biliyorum ki bu insanlar gercekten boyle hissettikleri icin bunu yaziyorlar. Benim iletimi okumus olup olmadiklarini bilemem. O bakimdan kimseden bir beklentim olmadan yaziyorum guncellemelerimi.
Ve nasil olsa “amaan, nerden bilecek okuyup okumadigimi, bosver” diyebieceklerine ragmen, gercek hayattaki insanlardan farkli olarak, hic mecbur olmadiklar nezaket sozcuklerini kullanmalari,
bana gercekten deger verdiklerini gosteriyor benim gözümde.
Zaman zaman, gercekten de “kardesin duymaz, eloglu duyar” bu sanal alemde…
Category Archives: severim paylasirim
Sanal alem, pek alem..
Filed under ben yazdım, blog işleri, facebook, severim paylasirim
Lazer iki…Fraksiyonel lazer….
Neredeyse bir yıl oldu… Artık yayına vereyim şunu..
GÜN 0: Kar yağıyor. Ve ben cesaretimi topladım bugün, Fraksiyonel lazer de yaptıracağım…. Fraksiyonel lazer kırışıklıkları silen bir uygulama. İnceleri siliyor, derinleri azaltıyor. Mucize gibi.
Canım doktorumun eline koluna sağlık. Kendim de iyice düsünüp karar verdim yaptirmaya, lakin, şu an cayır cayır yanarken, bir daha yaptirir miyim bilemiyorum. Estetik yaptirmaktan daha ucuz ve daha az acili olacagi kesin. Ama şu geceyi atlatana kadar işte…
Niyetinde misiniz? Çok çok çok iyi bir doktorunuz olsun oncelikle.. Olaydan once bir ya da iki adet parasetamol iceren hap yutup gitmenizde fayda var.
İşlem de çok acıtıyor, sonrası da gerçekten biber gibi yakıyor, güneş yanığından beter….. aradan 8 saat gecti, duzenli olarak yarimsar M. aliyorum. Sadece elmacik kemiklerimde var yanma su anda. Ona da A. suruyorum, dayanmaya calisiyorum. Er gec yarin olacak….
bugun aslinda hava gercekten soguk.. kar yağıyor, daha ne diyeyim? Ama “iyi ki arabada klima varmış” dedim eve gelene kadar. yuzumu dondurdum resmen… Anestezi kremi ve parasetamol tablet yardimi ile rahat uyudum diyebilirim. ertesi sabah acı pek kalmamıştı. M kreme gectim. zaten kremler emilmiyor, yalnızca biraz rahatlatiyor.
GÜN 1: Butun suratim waffle makinesi basilmis gibi kahverengi kareler halindeydi. sislikleri anlatamam…
GÜN 2: bir sonraki gun sisler azaldi, renk tam günes yanigi oldu. insan icine cikilir bir renk degil. kremlenmeye devam. yasasin LUSH… Dream Cream surdum gun boyu..
GÜN 3: sonraki gun. sisler hatiri sayilir miktarda azaldi. hala gunes yanigi, gozluk ve atki ile sokaga ciktim. the hollow man!
GÜN 4:bugun ct: yuzumde hafif ancak daginik bir pembelik var. kremsiz kalinca soyuluyorum.. yarin soyle bir Angels on bare skin peelingi yapmali..
tam olarak bir hafta sonra insan içine çıkabildim, on onbeş gün genel bir kızarıklık hakimdi. Sonra soldum. Ve evet, bugün neredeyse bir yıldan sonra, kesin olarak söylemeliyim ki, işe yarıyor.. Çok memnun kaldım. Özellikle yüzün iki yanında, bazı insanların gamzelerinin yer aldığı bölgede gülmekten oluşan (ne yapayım, pek güleryüzlüyüm ben) derin çizgilerim silindi. Bulursam önceki-sırasında-sonraki resimlerimi de ekleyeyim…
Tekrar yaptıracak mıyım? Belki.. Malesef lazer işlemi sırasında özel gözlük takıldığından, şu meşhur kaz ayaklarına ulaşamıyor fransiyonel. Esas dert o zaten bende. Dur bakalım… :)
Bu arada, ilk botox deneyimimi yazmış mıydım ben size? :D
Filed under araştırdım, bakımlı hatun, ben yazdım, insan olmak, saglik, severim paylasirim
sert sessizlerin yumuşaması
P-Ç-T-K harfleri.
kısaca PeÇeTeKağıdı…
bu harflerle biten kelimeler sesli harfle başlayan ek alınca yumuşarlar.
P>B
Ç>C
T>D
K>Ğ olur
Örnekler.:
Kitap>Kitabı
Ağaç>Ağaca
Kanat>Kanadında
Kayık>Kayığın gibi…
Kelime tek heceliyse, bu kural geçersiz….
Tek-pat-aç-et-süt-ip-kap gibi…
bu istisnaların istisnası da: UÇ
tek heceli ama yumuşuyor. uç bi örnek, neticede.
karışık biraz… :)) ilkokul 3 ne kolaymış..
Filed under ilkogretim, kültür, severim paylasirim
Acik ve yurekten tesekkur.. Vaillant
Bes sene üst uste Vaillant kombimiz icin yillik bakım anlaşması yaptık. Iki kere sorun cikti, ikisinde de verdikleri satte geldiler, çabucak tamir ettiler. Elemanları efendi cocuklar hep. Yılda bir de bakıma geldiler. Kombi bakımı önemlidir. Arıza kucuk de olsa buyuk de olsa, ucretsiz tamir hizmeti sunan bakım anlaşmasını cok yerinde bir uygulama olarak görüyorum. Verdiğiniz paraya kesinlikle değer.
Derken tasindik. Sozlesme iptali gerekti. haklı sebebimizi makul karsilayarak sözleşmenin feshini sağladılar. Memnun bir müşteri olarsk ayrıldık. Tekrar teşekkür etmek istedim.
%
Yeri gelmisken…
Eski evsahibiyle aramizda gecen gorusme:
– kombi bakim anlasmasini uzatmistik.
+ uzatmasaydiniz. madem cikacaktiniz niye uzattiniz ki?
– e ben sozlesme yapmadan once fal bakmiyorum bir sene daha oturacak miyim diye!?!
+ beni ilgilendirmez…
Onca yil ne bir kira aksattik, ne odenmemis fatura biraktik, ne aidat borcu taktik, eve gul gibi baktik. Bozulanlari, bizim sorunumuz olmamasina ragmen eskisinden iyi tamir ettirdik. Kendi bozduklarimizin yenisini aldik.
Ayip etti bize. Ona tesekkur etmiyorum. Hayatında ilk defa kiracı gördüğü icin, dunyada ne bicim insanlar oldugunu bilmiyor.. Umarim ogrenir… Haksızlığa hiç gelemem, iyi valla..
Filed under ev işi, severim paylasirim
Internetsüel?
1998’den beri internetteyim. Faal olarak. Bazen fazlasiyla faal.
Oyle, bir mail adresi almis da ayda yilda bir açıp bakan tiplerden degilim. Interneti seviyorum. Hemen her işimi internetle yapiyorum. Basligi da bundan esinlenip koydum. Metroseksuel erkekler var ya, ben de internet icin boyleyim.
Uzun yıllardır garanti bankası müşterisiyim. Uzun yillar once Acik kart almistim, bugun bonus platinim var. . Ilk gunden beri internet şubesini cok beğenirim. Kredi karti aidatından baska da bir şikayetim yok kendilerinden. Bugüne kadar hiç ödememişim, gecen yil icat ettiler. :( belki bu yil gene almazlar… Gene laf lafi açtı…
Aa dur, bi de flexi kart vardı. Kızımla kendimin resmini koydurmustum.. Hey gidi gunler.
Yine ilk gunden itibaren sanal karti kullanmaya başladım. Internet alışverişlerim icin en güvenilir odeme biçimi.
Cunku yillardir internetten “eldivenden merdivene” her birseyi alip sattim.. Biyoruz da konusuyoruz…
Son olarak Bonus Pay diye bir şey cikti. Bonus paylasmak gibi degil.. odeme anlaminda.. Cep telefonunu kaydettirip, bir sifre saptiyorsun. Alisveris bitiminde, odeme secenegi olarak Bonus Pay seçiyorsun. Cep telefonuna bir sms geliyor, şifreni yazip geri yolluyorsun. Tercihine göre, ister kredi kartından, ister hesabından para odemis oluyorsun. Alışverişin oturduğun yerden tamamlanıyor…
Bu imkanı sağlayan Hepsiburada’ ya da teşekkür ederim..
I <3 internet!
Filed under alışveriş işleri, bilgisayar, severim paylasirim
Akillica tasinma – i
Eskiler der ki: “üç taşınma bir yangına bedeldir”.
O zamanlar nakliye at arabalarıyla, yollar desen asfaltın a’ si yok, çakır çukur.. hele ki züccaciye az bulunur ve pahalı… Üçüncü tasinmada ev eşyası yandı bitti kul oldu say..
üstelik tasinma stres değeri herzaman yüksek. masrafi ayri, hazırlanması ayri, yerleşmesi ayri, çocukların tam da kudurmak için uygun ortamı bulması ayri dert.
Girişten de anlaşıldığı üzere, tasindim ve bu konuda tecrübemi de yazmak istiyorum. Peşinen: Allah cümlemize gule gule, ağız tadıyla oturmayı nasip etsin.
*-*-*-*
Taşınmadan once; ehliyet kursu motor dersi hocamızın önerdiği gibi: once niyet etmek gerekir..
Ev arama bulma, satin alma/kiralama, yeni evin tadilatı, tezyinatı, boyası, perdesi vb kısımlarını baska bir yazıya rezerve edip, bugun sadece toparlanma işine ayırıyorum bu yazıyı.

****** En bastan; buzdolabınızın içeriğini koyacağınız kolileri kenara ayırın. Buzdolabı en sona kalan malzeme ve en iyi koliler seçilip kullanılınca, yiyecekleriniz için geriye yırtık pırtık iğrenç koliler kalıyor.
Madde ikiii: Ek malzemeler.
Koli ile iş bitmiyor.
Bize oniki adet koli bandı (ucuz marka tercih etmeyin, rezil oluyorsunuz),
bir adet “dikkat kirilacak esya” yazili koli bandı (kirilacak esya kolilerini kapadiktan sonra bir boy da bundan yapistirdim),
bant makinesi (elzem gercekten),
bir top ince ambalaj şiltesi (pis gazete kağıtları her şeyinizi boyuyor ve cok da darbelere dayanıkli, mukavim bir malzeme olmadığından, hüzünlü sonuçlar çıkıyor ortaya, bu iyi bir yatırım, bir kayık tabak fiyatina mükemmel koruma),
kirmizi renkte bir koli kalemi(board marker/markör),
bir top da büyük boy streç film kullandım.

(ambalaj şiltesi)
Madde uuuc: koli sınıflandırmak




Madde dooort: önce en az ihtiyacınız olan eşyaları kolileyin
Bardaklardan degil mesela bufedekilerden baslayin.

Ve madde beesss:kolilerin üzerini yazin

Kapatır kapatmaz ve detayli olarak. “nasil olsa anlarım” diyerek kısaltma yapmayın, kalemi cimri kullanmayın. Yeni evde hangi odaya gidecek, icinde ne var, kaçıncı koli. Yerleşirken bana dua edersiniz. Borcamların ikinci kolisini hala bulamadim.. [guleni doverim]
Ek maddeler:
- bana verilen ogutlerin aksine ben toplanirken degil yerlestirirken attim gereksizleri.
- Strec film bir harika.

(ortasından oklava geçen streç film, kullanımı ekstra pratikleşiyor. tutturabileceğiniz biri yoksa, birbirine sırt çevirmiş iki sandalye arasına yerleştirin…)
Tava tencereleri sar, tangirdamadan ve tertemiz ulassin.


Cekmecedeki kaşık kutusunu hop sar, götür yeni çekmeceye her bir cay kasigi yerli yerinde olarak koy.
Hattaaaa, yatakları sar! Hijyenik bir şekilde gelsin yerini bulsun. En şahane fikrim buydu taşınma sırasında.

- bunu da ek yapayım: gömlekleri ve önemli kıyafetleri elbise torbasına geçirdim. noolur noolmaz.

İşte nasıl toplandığımın kısa hikayesi….
To be continued…
Filed under ben yazdım, ev işi, icatlar, severim paylasirim, taşınmak
Kadınlık emek ister. Bir güzelden, güzellik üzerine…
Ben küçükken bir rivayet dolaşırdı: “Ajda Pekkan dizine ayrı, dirseğine ayrı krem sürüyormuş” diye. Kabullerde çok favoriydi bu mevzuu. “bacım, avrat ev işi yapmaz, çocuk bezi yumaz, vakti çok, sürer tabii” derlerdi. Gerçi ben küçükken Ajda’nın estetik ameliyatlarına atfen: “kadın yüzünü o kadar gerdirmiş ki, en son çenesinde bir gamze oluşmuş. meğerse göbek deliğiymiş” gibi bir takım geyikler döndüğünden bu ilk cümleyi de herkes abartı zanneder, sonra da “kimbilir ne kremidir, anam o kadar kremi pabucuma sürsem Ajda’dan güzel olur” der çıkardı kadınlar. Züğürt tesellisi işte..
Meğer hakkı varmış bu lafın. Gençliğin tazeliği azalıp yitmeye başladığında, özel çaba harcamak şartmış.
Her hafta kese, arada peeling, her duşta vakit ayırıp özel ayak fırçası ve törpüsü, hatta ponza taşı olan aleti kullanma da göreyim o gövden, yüzün, ayakların, topukların ne hale geliyor…
ben bu aleti seviyorum. ponza var, fırça var, rende var, taş var. pek maharetli..
(Ayak icin ozel ev bakımı : bir kaşık tuz bir kaşık kahve ve bir kaşık yogurt. güzeeelce ovalayınız, durulayiniz. arada elleriniz de bakım görmüş olur. bir taşla…)
*********************
Yatmadan kremlemeyi ihmal ettin mi ne ayak bakımı kalıyor ne de bacak. Bütün bacak derisi pul pul bir hale geliyor.
Dizler dirsekler taşa dönüşüyor, hele görüntü.. ıyyh. hemen nemlendirici. sonra gene… ihmale gelmez.
(ped egg zımparaları diz ve dirsek sertlikleri için sahane..)
**********
Enn çirkin şey eskimiş ojedir. uçlardan yenmiş, çatlamış.. berbattır. Bakımlı el ayak, ojesiz çok daha iyidir. Tırnak fırçası alın ve musluğun yanına bir yere konuşlandırın. sık sık kullanın. Tırnak altları mikrop yuvasıdır, aynı zamanda görüntü olarak mide kaldırıcıdır tırnak altlarındaki birikintiler. En iyisi kısa kesin.. Siz sağ ben selamet..
Tırnak demişken, batma yapmadan tırnak kesebilmek 15 yılımı aldı. Ama şimdi bir bebeğin bile tırnaklarını kusursuz kesebilirim. O kadar da iddialiyim artık. Bir manikür setim var, eksiksiz diyebilirim. Bir tanecik çıtçıt makasla nasıl yetinebiliyorlar hayret.. Bir tırnak pensi bir de et pensi alınız, şeytan tırnağını unutunuz.
(batma durumunda bol bepantenle bir gece bekletin, ertesi sabah batikon sürüp, ince ahşap çubukla tırnağın ucuyladeriden ayırmayı deneyin. iyi bir aydınlatma, belki bir büyüteç kullansanız iyi olur)
yüzüne maske, yüzüne peeling, yüzüne temizleme jeli… temiz bir cilt gibisi yok. Sivilceler kader değil ve siyah noktalardan da kurtulabilirsiniz. Yağlı bir burun karşınızdaki herkesin net, ayan beyan görebildiği, siz umursamasanız bile sizi çirkinleştiren bir şeydir. Bununla yaşamayı öğrenmeyin, temizleyin/temizletin ve temiz tutun.
(Avon soyulan maske, (bazen kil maskesi de iyi gelir karma cilde), Avon ısınan maske, Lush Dirty tabs diş macunu tableti (ışıltı lazım olduğunda), Loreal sivilce roll-onu, yüz temizleme fırçası, Lush Mask of Magnaminty, Lush Mint Julips dudak peelingi (bu çikolatalısı, ki pembesi daha da harikadır ciklet tadıyla) ve Lush Fresh farmacy sivilce sabunu)
(duş ürünleri serisi: avon temizleyici, volkanik ponza taşı, ayak törpüsü, zeytinyağlı scrub, Lush Buffy peeling, Lush Ocean Salt yüz peelingi, Lush R&B saç maskesi, Lush Angels on Bare Skin yüz temizleyici, Loreal yüz temizleme jeli ve silikon pedi, Lush Duş Jeli ve Lush Daddy-o şampuan.. bütün bunlari aynı anda kullanmıyorum. Duruma gore.. cildim yaglandiysa birini, yorgunsa birini.. vaktim varsa scrub, yoksa peeling..
resimde görülen duş rafı Koçtaş’tan ucuz diye alınmış ve leş gibi paslandığından pişman olunmuştur. )
O boyaları diplerden iki parmak çıkmış, kahkülleri eğri büğrü olmuş, uçları çatallanmış saçlarla gezen, kuaföre birinin nikahı filan yoksa ayağını atmayan paspal teyzeler, bizden uzak durun. Her ay kuaföre gidilir kardeşim. Boya varsa daha da sık. Hadi kendin boyadın diyelim. Gene de 40 günde bir filan uçlardan azıcık kestirmek, yıl boyu güzel bir saç modeli sağlar.
(Lush Sugar babe scrub. yani kese gibi bir şey. cildi temizliyor, tazeliyor. normalde top şeklinde bir ürün, ben ufaladım başka bir kaba koydum nemlenmesin diye)
Kafası takılanlara: “bütün bunlar dünyanın parası” değil. Paramız yokken de buluştururduk bir şeyler. Avon mesela, zaman zaman şahane indirimler yapar, takip edin. Suna Dumankaya misali evdeki malzemelerden bakım reçetelerini inceleyin, neden olmasın? Bir tüp arko krem alın her gece elinize ayağınıza sürün. Bilinen markaların makul fiyatlı ürünleri her zaman var. Arada bir kendinize bir krem, bir peeling almışsınız çok mu? Ve en önemlisi, aldıklarınızı kullanın. Açıldıktan sonra bozulmaya başlarlar. Sihirli de değiller bilesiniz, aynanın önünde durmakla size hiç bir yararları olmaz.
SON SÖZ: ben görüp görebileceğiniz en süssüz en sade kadınlardan biriyimdir. Amma ve lakin, büyüklerimizden böyle gördük: güzellik oyayla boyayla değil sürekli ve özenli bakımla olur.
Filed under alışveriş işleri, insan olmak, kozmetik, severim paylasirim
Kizimin ilk yazilisi

Masallah.
Insallah tum sinavlarindan hep boyle kolayca ve ustun basariyla gecersin biricik kizimiz.
Seninle gurur duyuyoruz.
Aferin sana.
Filed under çocuk, ilkogretim, severim paylasirim
Boya işinin ustasıyla tanıştım : Mehmet Yüre
Evimizi boyatmaya karar verdiğimizde tek düşündüğümüz marka, Jotun oldu. Site son derece başarılı. Özel programı sayesinde evin fotoğraflarını yükleyip, renkleri kendi duvarlarımızda denemek çok güzel bir deneyimdi.
İnternette Jotun’u araştırırken Usta Fircalar sitesine rastladik. (keşke usta tesisatçılar-nakliyeciler-elektrikçiler siteleri de olsaa..) Sitedeki ustaların tümünün sertifikalı olması, elbette bizim için tercih sebebiydi. Mahalle arasında oje bile sürmekten aciz ama boyacıyım diye geçinen insanlardan çevremizde bir çok kişinin canı yandı. İnsanlar ya boyacıyı ya da boyayı, bazen her ikisini de değiştirdiler ve bir sürü zaman ve para kaybı oldu.
Bu bizim başımıza gelsin istemedik. O bakımdan, gönül rahatliği ile siteden Mehmet Ustaya karar verdik. Kendisi bizzat gelip renk secimi ve uygulama konusunda bilgi verdi, daha sonra evi gorduğunde bizim aklımıza bile gelmeyen detaylar konusunda uyarılarda bulundu ve fiyatta ve teslim tarihinde anlaştıktan sonra anahtarı aldı, ekibiyle işe başladı.
Sonuç ise kusursuz oldu. Bütün zemin baştan aşağı naylon kaplandı, elektrik prizleri ve kalorifer petekleri dahil sökülüp, boyanmamış yüzey birakılmadı.
Evimiz, istediğimizden de iyi bir biçimde, son derece profesyonelce boyandı, tertemiz bir şekilde teslim edildi. Amerikan filmlerinde olur boyle şeyler zannederdim, meğer ülkemizde çok daha iyisi olabiliyormuş.
Memet usta‘ya tekrar tesekkur etmek, ellerinize sağlık demek istedik.
İşinde detaylara verdiği öneme ve profesyonel yaklaşımına kefiliz.
öncesi – sonrası resimlerine dikkatinizi çekerim:
Filed under ev işi, severim paylasirim







