Category Archives: severim paylasirim

Fıttırtan Fıtık.

CMYLMZ’ın “Kaynımda da var!” muhabbeti var ya, bel fıtığı. Başa geldi, çekilmekte.

Taa on yıl evvel kızım bebekken küvetten çıkartma hamlesi yaptım,belim zorlandı. Bir süre ağrıdı, bir süre yün korse taktım unuttum gitti. Geçen zaman içersinde yün korse, kas gevşetici, eve alınan kiralık masaj yatağı, yakı ve yoga marifetiyle geçirerek aşağı yukarı her yıl bir kere bel ağrısı çektim. Geçirmeyi başardım. Hamlık, kilo ve omurgaya eziyet bitmedi..

Geçen hafta mükemmele ulaştım. Bir şekilde usturupsuz ağırlık kaldırınca, bel iflas etti. Ertesi gün basamaz haldeydim. Sol bacak mort. Tornavida saplanıyor gibi oluyor böyle kotun yan dikişi olarak tarif edeceğim yerim. But ağrısı çekiyorum ama ne ağrı. İnsanların ne diye savaştıklarını sorgulamaya başladım. İç ağrı çekilmiyor, kurşun murşun değse Allah muhafaza.

İki gün kas gevşetici +Korse kombosu işe yaramadı. Sürünüyorum. Yürüyüşüm Vasfiye teyze oldu resmen. Ayol ben keklik gibi sekerdim, motor üstünde gezerdim.. Ühü..”Kim bakar buna?” dedik, ortopedi bakmazmış. Fizik Tedavi Uzmanı ilgilenirmiş fıtıkla. iyi madem.

Teşhis yöntemim öne, arkaya, iki yana eğilmekle oldu. Yukarı da uzanamıyorum. Ben hala basit bir bel ağrısı diye ummaktaydım.

Tekerlekli sandalyeyle doktora, doktordan emara (MR) gittim. MR 4 dakika kadar süren bir eziyet. Çok büyük gürültü çıkarıyor ve feci dar. Ya da benim atletik omuzlarım sığmadı. Neyse.

İki disk fırtlamış fıtık olmuşum. İğneler haplar yazıldı. “Bayramdan sonra gel fiziğe başla” dedi doktorum. Bir tek yemek ve tuvalet için kalkmak üzere, yatağa çakıldım. Dönemiyorum, ağlaya bağıra yüzükoyun yatıp iğne oluyorum. Siyatik siniri çekiyor. Küvetin kapılısı gelsin hemen taktıracağım,bakınız şuradaki güzellikler. Ne büyük eziyetmiş küvete girmek…Bacak kalkmıyor ki aşırayım kenardan. Allah eli kolu bacağı tutmayan hastalara, hasta sahiplerine yardım etsin. Damdan düştüm.

İğneler bitince çekme hissi de, daha bir öne ve alt baldıra indi. Arada bayram tatilinde üç gün havuza girip yüzdüm. Kısmeeeen düzeldim. Bu hafta Fizik tedavi başlıyor bakalım. Şaka ettiğime bakmayın, sağımdan soluma dönerken ağladığım günler oldu :/

Beliniz ağrıyorsa, kesin bel fıtığıdır hemşerim. Yol yakınken bel egzersizi yapın günde bir defa.. Bana iyi gelen yoga videosu şu oldu:

 

Yan ya da sırt üstü yatarken bacağımın altına yastık koymak iyi geldi.

Sert yerde değil sert ortopedik yatakta yatmak lazım. “Yerde yatcan” diyenlere aldırmayın.

Sırt destek minderleri iyi fikir. Sırtı beli destekleyerek oturmak lazım.

Güzel bir uzatma kablosu ile sürekli ful şarj yaşadığımdan önüme geleni taciz ettim, telefonla iletişim kurma sabrını gösterenlere teşekkür ederim.

20140724 vasfiye 1_opt

Ayakta durmaya çalıştığımda böyle görünüyorum.20140724 vasfiye 2_opt

Bu da yürürken

konfor_opt

Kızımdan konfor! Yemimi suyumu eksik etmediler sağolsunlar. Allahım kimseleri yatırıp kapılara baktırmasın, elden ayaktan düşmek çok zor… masas_opt

Masam. Binlerce litre suyum, çook uzun uzatma kablosuna sürekli bağlı telefonlar tabletler.. DVD player :)) Kıza Whatsapp’tan mesaj atıyorum, oğlana çıngırak çalıyorum, geliyorlar… Bi dediğim iki edilmedi.. filmis_opt

Uzun zaman evvel alınmış ama fırsat bulunup izlenememiş filmler. Antik portatif dvd playerin bit ekranında izlenip hoşça vakit geçirildi. yastiik_opt İdeal kalınlıkta minder. Diz altından bacağı destekler, rahat ettirir. İkea olabilir emin değilim.

 

sonraki bölüm: fizik tedavi.. oooo..

 

 

 

2 Yorum

Filed under saglik, severim paylasirim

Kitapkurtları buraya.. Pamuk eller cebe

İdeefixe’nin okurum olduğunu düşünmeye başladım.

MEB klasiklerinin e-kitap projesi yazımın ardından şu anda İş Bankası Kültür Yayınları arasında “Hasan Âli Yücel Klasikleri Serisi” olarak yayınlanan kitaplarda %50 indirim var.

En baba, en kallavi, en güzel kitaplar bunlar, ve iki lira-beş lira.

Çoluk çocuğunuza tabletlerine indirin Andersen’den Masallar okusunlar. Cimri‘ye gülsünler.

Kendinize konu serbest. En pahalısı Mevlana’nın 8 ciltlik Divan-ı Kebir‘i. 49 Lira ya.. Almayanı dövmek lazım.

179 kitap var, indirimde olan tüm kültür yayınları ise 254 adet.  Bir kaç tane indirin, bulunsun. Pişman olmazsınız.

Tablette okuma sorununu çözüşümün yazısı da buraya ek olsun.

Link içinde kaldı yazı.

2 Yorum

Filed under çocuk, internet, kültür, severim paylasirim

Hastane Çantasına Neler Konmalı?

Olur ya, bir gün bir sebeple hastaneye yolunuz düşer. Sezaryenden kalp kapağı değişimine kaç kere hasta, kaç kere refakatçi kaldım hastanelerde şimdi sayamam, ancak, aşağıdaki listedekileri sayarım, belki işinize yarar. Cümleten geçmiş olsun.

HASTANE İHTİYAÇ LİSTESİ

  • 1 ya da 1,5 litrelik su. bol bol.
  • kettle
  • tercihe göre sallama çay, hazır kahve, hazır çorba, şeker. Her biri kapalı kavanozlarda lütfen.
  • bunları içebilmek için fincan, kaşık, yıkayınca kapamak için tepsi
  • eşarp
  • meyve bıçağı.
  • kolsuz polar hırka. önden fermuarlı bir tane var bende, altın verseler vermem çok lazım oluyor. serum filan takıldığından kollu bir şey almayın.
  • penye sırt havlusu. insan terliyor.
  • kolonya. gelen giden mikrobunu bulaştırmasın
  • terlik. geniş tabanlı, topuksuz, giymesi kolay,kaymaz. Klasik tokyo kılıklı ceyolar çok güzel. parmak arası ASLA!
  • el kremi. elinize kolunuza, hatta dudaklarınıza sürecek bir şey lazım.
  • ıslak havlu, kağıt havlu,çok titizseniz kağıt klozet örtüsü
  • bulabildiğiniz en bol pijama, t-shirt.
  • çorap. gerekli gereksiz üşüme geliyor.
  • Sevdiğiniz dergiler, kitaplar.
  • orta boy çöp poşeti.
  • FEZA’dan ek: <meta http-equiv=”X-Frame-Options” content=”DENY” />//
    • telefonun bilgisayarın şarj aletleri, refakatçiysen gece atıştırmalık ufak tefek şeyler

2013-10-01-2318_opt

2 Yorum

Filed under saglik, severim paylasirim

İdefix’in kitaplığı devrilsin

Amirimiz #mserdark şahane kitap önermiş son yazısında. Beri yandan gizlice şahane bir de site önermiş ki, kitap kurdu olarak pek sevdim. Laf karışmasın. Obezin önde gideni, morbidesi (abide dişi morbid) olarak konu ilgimi çekti.
İlk hamilelikle 25 kilo aldım bir daha da vermedim. Koşu bandı aldım, öylece duruyor. Dukan diyeti yaptım, 10 kilo verdim çok iyi ettim, zamanla geri aldım. “Duygusal açlık” derdim. :((
Yakın zamanda Rafinera ile bir macera yaşadım. Faydalı lakin masraflı bi iş. Onu da yazarım.

Blog yazısını müteakip hemmen ideefixe’e (eski ve güzel adını kullanmayı seviyorum) vardım, verdim parayı, indirdim.

Tablette kullanılacak özel e-kitap okuma programı da yapmışlar, 8 adet de ucretsiz kitapla beraber geliyor, google play’den onu da indirdim.
Lan!?! Açmıyor kitabı! İndiriyoooor, açılırken küt arıza veriyor.

image

image

Ne yapsam? Google play’den Aldiko diye bir program indirdim. O da Adobe Digital editions’a üyelik gerektirdi, üye olur olmaz da lappadanak açtı kitabı. Mis gibi okuyorum şimdi..
Sonrasını sonra yazarım..

1 Yorum

Filed under araştırdım, bilgisayar, iştahlı işler, kitaplar, severim paylasirim

Bir klasör resim, ortaya karışık

20140310_104517_opt

Bu benim icatlarımdan biri, emniyet kemeri boynumu feci kestiği için, ikea’nın poşet kapatıcı şeylerinden bir taneyi kemerin son yerine takıyorum. İşlevine engel olmadan kendimi koruyorum. Özellikle kemerin göğüs arasına girip rahatsız etmesinin de önüne geçer, hamilelere öneririm.20140327_115836_opt

Karpuz desenli oje
20140319_164323_opt

Organik pazar’da gözleme satan teyze
20140328_104307_opt

Tupperware’den işlevli mala. Gerçek adını bilmiyorum. Kenarı ile kesip çok rahat servis yapabiliyorum. 20140328_104337_opt

Bu da Tchibo’dan işlevli bir kaşık. Ortası delikli olduğundan kevgir de oluyor, kenarı kesici, arkası silikonlu.. Miss.

20140330_164534_opt

Çok güzel peynir

20140331_111150_opt

Bu da şahane
20140402_224449_opt

Tchibo’dan alıp da memnun kalamadığım bir elma kesici. Güya apple pie yapcaktım böyle ince ince dilinmiş elmalarla.. Dilmiyor aptal şey. Dibine kadar kesmiyor, elimi kestim. 20140402_224541_opt

20140403_171749_opt

Migros’tan ettiğim kârın bir kısmı :))20140403_222017_opt

Bu çok güzel bir ekmek. Hem tam buğday hem bir porsiyonluk hem de az tuzlu. 20140405_170456_opt

Eski evimizin sokağının başında Naime Teyzegilin evi vardı. Tek katlı, bahçeli, kare planlı çok sevimli bir evdi. Biraz da tekinsizdi, aksice bir hanımdı Naime teyze. Onun bahçe duvarına,demir parmaklıklara sarılıydı bu sarı çiçekler. Baharda yağmurlarda açarlardı, okula giderken önünden geçtiğim bu bahçedeki bu çiçekler bilinç altımda bana baharın gelişini haber verirler. Allah rahmet eylesin. 20140406_203312_opt

Kızım dönem ortasında “çekçekli çanta” diye tutturdu. Okulda dolapları var, çekçekli çantaya da çok karşı bir insanımdır. Yine de çanta o kadar ağır ki kızı iki büklüm ediyor, üzüldüm. Beri yandan dönem ortasında çanta değiştirmek de hiiiiç işime gelmedi, dünya para çantalar… İki çocuğun çantasını da her yıl Hakan çanta modellerinden alırım, hemen mail attım. gel mail git mail, güzelce anlaştık, bana uygun fiyattan bir çekçek aparatı sattılar, ben de çantamıza monte ettim. İş bitti!    20140406_203337_opt 20140406_204742_opt

Bu kadar basit…

20140409_165805_opt

Bu gördüğünüz okul servisi, ki plakası da 34 UV 0010, sağ şeritten sola dönerek şahane bir trafik ihlali yaptı. Bu da burada kayıt olsun

2 Yorum

Filed under icatlar, severim paylasirim

Instagram iyi hoş da..

Bilgisayardan fotoğraf almıyor. Bilgisayara indirilmiş milyor adet fotoğrafı bir şekilde nete taşımak isteyenler için tek tek atan ücretsiz bir program indirdim.

Gramblr

Tek tek istemesi bir yana, fotoları da belli bir boyutta ve hatta KARE ŞEKLİNDE istiyor hamfendü. İş güç yok tabii, yat sırt üstü fotoğrafları klasörle işindeyim (bel fıtığından yatıyorum ona da gelcem) sırf fotoğraf boyutunu incelmek için gramblr’in önerdiği siteyi kullanmaya başladım. Web Resizer kullanıcı adı, giriş, imza istemeyen cici bir program.

Örnek şu:

20140310_161831

bu resim (resim denmesine de kızar fotoğrafseverler ama çok uzun fotoğraf yazmak) orijinal halinde 1,37 MB (1.436.909 bayt)

20140310_161831_opt

bu bebiş ise 35,3 KB (36.169 bayt) ve gayet de iş görüyor.

Hadi ben tek tek basarak, bade süzerek şu elimdeki aktarılmayı bekleyen kolleksiyonu sınıflandırıp klasörlere bölüştüreyim, gerekirse nete yükleyip herkeşle paylaşayım. işim ne?

 

Ha, resim? O bir “kuş tarlası”. Martılar yağmur öncesi bulabildikleri herhangi bir yere konup yağmurun dinmesini beklerler. Öylece oturur ıslanırlar. Baktın bi sürü martı çömmüş, anla ki yağmur gelecek..

Yorum bırakın

Filed under bilgisayar, internet, severim paylasirim

Hayat Su bir icat daha yapmış: Katkat şişe

Ben bu icatları pek seviyorum. Daha önceki icatlarından birini daha yazmıştım, şimdikini de şimdi yazacağım. Aklıma özellikle üst üste istiflenebilmesi yattı. Hemen 4 tane aldım.

hayatsu

Dolaba şahane bir şekilde sığıyor, 3 litre soğuk su anında emrinde. Bu güzel.

İki taneden fazla üst üste istifleyemiyorsun, devriliyor, ona da razıyız diyelim.

Ufak tefek değilimdir, ancak basket topunu kavrayabilecek kadar büyük değil ellerim. Bu şişeyi de tutacaklarından zor kavrıyorum. Kim nasıl tutar kaldırır bunu bilmiyorum. Bu inovatif ancak biçimsiz fikre 60 puan verir kaçarım.

Bir daha da almam.

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, icatlar, iştahlı işler, severim paylasirim

Kurabiye ile picsart.

a)Yediğini içtiğini paylaşmanın ayıp olduğunu düşünüyorum. Bu ekstrem bir durum. Cafe Fernando‘nun kitabını aldım. iki kere. Kendimi Julie&Julia/Ratatouille arasi bir yerde hissediyorum.
Elde var bir. İlk tarif: fındık varyasyonu ile tam not aldı.
b) Picsart akilli telefonlar icin harika bir foto editörü. yeni denemeye basladim, cercevede bosluk kaldi 2048 rekorumu ölümsüzlestirmeye karar verdim.

kurabis
yasasin hersey!

5 Yorum

Filed under iştahlı işler, kültür, kitaplar, severim paylasirim

Vrrn. Biip biiiip.

Dünyanın en pahalı benzinine para vermekten bıktım. Sade benzine değil; park etmeye, yıkatmaya, yılda iki defa vergi ödemeye incigina cincigina para vermek de tak etti canıma.
Elektrikli bisiklet/scooter aldım.  Çok pratik. Çok rahat.  Yakın yerlere arabasız gidiyorum.
100 km yaptim bile. Üniversite yillarima kadar çok iyi bisiklete binerdim. Sonra kilo aldik filan… yani tecrübe var. Ilk aldigim yerin sahibi 15 dakikalik kurs verdi. 3 saat kadar da trafige kapali alanda kendim calistim. Sonra sağdan sağdan saatte 10 km hızla, yürüme hızında yani, gitmeye başladım. Ne kadar motorcu sitesi varsa favorilere aldım her gün okuyorum, öğreniyorum. Gerek yok ama motor ehliyeti almak için de başvurdum.
Her 50 km’de şarjı doldurmak gerekli.  Aşağı yukarı 10 saatte şarj doluyor. Bana söylendiğine gore 1,5 liralik elektrik yetiyor.  ;)
100 km’de 3 lira yakmış durumdayim. :D
Görenler biraz hayret etse de ben seviyorum ve binmeyi kolay kullanmayi keyifli buluyorum. Çevreye saygisi olan herkes kullanmali bence.
Henüz trafikte sıkıştırma filan yaşamadım. Genelde yol veriyor sürücüler.  Diğer motorcular kesinlikle çok yardımcı oluyorlar. ;))
Bir tane alırsanız, ilkin kask sonra eldiven ve sonra da montunu almaniz lazim.
Güvenlik çok önemlidir.

image

Elektrikli Bisiklet

4 Yorum

Filed under araba, e-scooter, severim paylasirim

SAVARONA (Konuk yazar)

10 Temmuz, İstanbul yakınlarında
GÜNAYDIIIIIIIIIIIIIIIINNN…
2 gündür SAVARONA’nın Reza tarafından kiralandığı haberlerini okuyarak içim acısa da, geleceğe ümitle bakmak istiyorum ve sizlerle birşeyleri paylaşmak istiyorum..
Yıl 2010… Yönetim kurulunda çalıştığım ATATÜRK’ün kızlarının eğitim aldığı, Cumhuriyet’ in ilk kız lisesinin ( İstanbul Kız Lisesi) 99. yıl etkinliklerini planlıyoruz.. Tarih belli. 10.10.2010 ama yer araştırıyoruz..Eşimden bir öneri geliyor. “Savarona’ da yapsanıza..”.. Çok ütopik gibi gelse de şahane bir fikir… “Atatürk’ün kızları, Atatürk’ün yatında..” O kadar anlamlı ki kendimizi orda hayal edebilmek bile tüyler ürpertici !
İşletmecisi Kahraman Sadıkoğlu’nun Atatürk’çü düşünce yapısını da bildiğimiz için kolları sıvıyorum. Mezunlarımızdan bir arkadaşımızın yardımıyla da Kahraman Sadıkoğlu’na ulaşıyoruz.. Kahraman Bey işletme müdürünün mail ve telefonlarını veriyor konuyla ilgili detay bilgi için.. Yazışmalar, konuşmalar derkennnn bir gün telefon geliyor…
O sırada babacığım hasta olduğu için, annemlerde kalıyorum, annemlerin evinde yağlı boya yapıyorum, ellerimde eldivenler.. Eldivenleri fırlatıp atıyorum telefondaki ismi görünce…
Kahraman Bey, 10.10.2010 da Savarona’ da etkinlik yapmamızı onaylamış ama kurallara uymamız gereğiyle.. Neyse kurallar yazılı gönderilecek göreceğiz ama; ücreti sormaya dilim varmıyor….Bizim bütçemiz belli…tüm cesaretimi toplayarak bütçeyi soruyorum… ÜCRET TALEP EDİLMİYOR… Coşkum anlatılır gibi değil… Önce eşimi, sonra dernek başkanını arıyorum bu müjdeli haberi vermek için… Neyse daha sonra görüşmeler başlıyor. Savarona’nın kuralları geliyor.. Bir çivi bile asmamız yasak.. Tabii ki normali de bu , tarihi dokuya saygılı olmamız gerek.. artık günler heyecanla geçiyor. Yönetim kurulu üyeleri , 30 lu yılların başındaki kıyafetleri diktirtme kararı alıyor. Belgesel hazırlatıyoruz, davetiyeler basılıyor ….
Derken o kapkara 28 Eylül 2010 günü geliyor… Nebil Özgentürk’le belgesel görüşmesine gitmek üzere evden çıkmadan önce, anacığımı arıyorum, 2 gün önce yanlarındayken durumu çok iyi olmayan babacığımı sormak için….Malesef kötü haberi alıyorum.. Annem çok hissettirmese de babacığım ın son anları olduğunu hissediyorum, başkanımıza görüşmeye gidemeyeceğimi söyleyip ablam ve yeğenimi alıp babacığıma gidiyorum ama; maalesef yetişemiyorum…
Maalesef babamı kaybediyoruz o gün…
Akşam üzeri dernek başkanı arıyor, Savarona’ da ki felaket haberi, fuhuş skandalını söylüyor. Malum evimizde tv açık değil, olaydan haberimiz yok dolayısıyla.. İki felaket aynı güne denk geliyor benim için…Hiçbir zaman doğruluğuna inanmadığım, detaylarını işletme müdürüyle sonrasında da görüştüğümüz sözde fuhuş skandalı… Dernek başkanımız ani kararıyla kokteyli Pera Palas’ a aldıırtıyor.
Ben olsam; ASLA , SAVARONA’ dan VAZGEÇMEZ, KAHRAMAN SADIKOĞLU’NA ÖZELLİKLE DESTEK OLURDUM… ama; yaşadığım acı nedeniyle zaten bunu düşünecek ve savunacak durumda da olmadığım için durumu kabulleniyorum…Atatürk’ün kızları olarak, o yata gitmek, sürülen o lekeyi de temizlemek çok güzel olurdu şu anda aynı şeyler yaşansaydı ve de benım koşullarım farklı olsaydı, SAVARONA’ da 99. Yıl kokteylini mutlaka yapardım!
Son günlerdeki SAVARONA ile ilgili gazete haberlerini okuyunca, ATA’mızın kemiklerinin benim de yüreğimin sızladığını hissediyorum…. Umarım bir gün herşey düzelir… Umudumuzu asla yitirmemiz dileğiyle.. AYDINLIK GÜNLER olsun hepimiz için…Hayallerinizin peşinde koşun.. Hiçbirşey imkansız değildir…
Gülşen Garipler

Yorum bırakın

Filed under insan olmak, kültür, konuk yazar, severim paylasirim