Category Archives: kültür

Anneannemden Masallar -v- “Geçinene geçim çok”

i,ii,iii,iv

Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde yaşlı bir karı koca varmış. Evlerinden hiç kavga dövüş sesi gelmezmiş, civardaki komşular da gün aşırı kendi evlerinde kopan patırtıdan utanırlarmış.

Bir gün genç bir gelin akıl almaya, fikir sormaya, işin sırrına ermeye karar vermiş ve teyzenin kapısını çalmış. Kahveler içilmiş, kızcağız utana sıkıla :

– Ben de uzun ve mutlu bir evlilik yapmak istiyorum, bunun gizi, gizemi nedir teyzem? demiş, çıkarmış ağzındaki baklayı.

Gülmüş teyze.

– Kızım, amcanla yeni evlendiğimizde bana bir şey söyledi:  “Bak hanım, benim bir huyum vardır. O gün neşem yerindeyse kasketimi arkaya iterim; ama yoook, işim ters gittiyse, keyfim yoksa kasketimi alnıma yıkarım. Baktın kafam önümde eve geliyorum, amman ha, aman diyeyim bana karşı çıkma, fena yaparım.”

– Eee sen ne dedin?

– Ben de dedim ki: “Benim de bir huyum vardır, o gün günüm iyi geçtiyse kuşağımın düğümünü arkamdan bağlarım fakat moralim bozuksa, derdim varsa kuşağımı önden bağlarım. Eve geldin de kuşağı önde gördün müü, benden uzak dur. Ağzını bile açma, kalbini kırarım”

– Allah Allah, eee??

– Eeesi meesi bu. Her gün pencerede beklerim beyimi. Baktım kasketi alınını örtmüyor, keyfi yerinde, bağlarım kuşağı arkamdan. Güle söyleye karşılarım. Baktım ki yıkmış kasketin siperini alnına, bağlarım kuşağı önden. O astıkça suratını ben iki kat asarım. Sessizlikle geçer o gün. Yoksa, birbirimize sataşırsak kavga çıkar. Eğer sır dersen, sırrımız bu güzel kızım.

demiş. Yemişler içmişler, öte yana geçmişler.

Sözün özü, evde hırgürü kesen şey, eşlerin uyumudur. İşin çoğu da kadına düşer.

“Bana benden olur her ne olursa, başım rahat eder dilim durursa” demiş rivayete göre Yunus Emre. “İki dinle bir söyle” demiş atalar.

2 Yorum

Filed under aile, kültür, severim paylasirim

Evde Peru, hayvani lama, baskenti Lima.

Milliyet Cocuk dergisi ile harika bir çocukluk geçiren ben, Kızıma 10 yaş hediyesi olarak #Bilim Çocuk Dergisi aboneligi aldim. 50 liraya bir yıl boyunca kapima geliyor dergiler.

Hem eğleniyor hem öğreniyoruz hepimiz..

Kasim sayısı eki olan Peru maketini bugunku pomodoro molasinda yaptik üçümüz.
Ben Yoda miyim, neden bütün cümleler devrik?

image

image

image

image

Üç boyutlu şahane bir maket..

Pınar Büyükgüral tasarımını inovagtif bir ar-ge calismasiyla iyileştirdim.

Kedi Rezidansindan artan strafor parçasına yarım kürdanlarla çaktım.
Figürleri de kürdanlara bantlayıp mobilize ettim.

Güzel oyun çıktı.

Yorum bırakın

Filed under aile, çocuk, el işi, icatlar, ilkogretim, kültür, severim paylasirim

Kan kırmızı, süt beyaz

Deve yavrusundan küçük.
Kale kapısından sığmaz.
Fındık kabuğuna sığar.

Bir bilmece(*) ile başlamak istedim.
Bu aralar, “if you fail to plan, then you plan to fail” özdeyişini evde uygulamaya döktüm.
Bu güne kadar “Baktin ki olmuyor, bakmayacaksin” şeklinde kör topal giden bir sistem vardı. O sistem, çöktü. .

Evdeki süremiz sınırlı, yapılacak iş ve ders belli.  Paylastirmak için güzel ve etkili bir yöntem buldum. Pomodroido.
Bu yöntemi bulan adam domates şeklindeki Mutfak saati ile zamanı bölmeyi icat etmiş. Bir saati üçe bölmüş. On beş dakika çalışma beş dakika mola.
Her dördüncü mola 15 dakika. .
Sadık kalırsanız, çok faydalı bir sistem.. Pomodoro domates demek ve bu işi bir uygulama olarak andriod telefona indirilebilir hale sokmuş ve adına Pomodroido demiş.

Evde herkes dersine işine onbeş dakika ayırıyor, kronometrem alarm verince beş dakika molada beraber oyuna dalıyoruz.

Uzun zamandır Meraklı Minik ve bir süredir de Bilim Çocuk alıyorum.  Bilim çocuk Ekim sayısında Şehirler ve Mimari konu edilmiş. Gaudi’ye uzun bir bölüm ayrılmış. Ayrıca konuyla ilgili Hafıza Kartları, bir Tasarım Dergisi ve bir de oyun eklenmiş.
4 liralık dergide Elli dört liralık Eğitim Bilim Kültür ve eğlence var!
Bizim evde yoğunluk fazla olduğundan her dergiyi hemen işleyemiyorum.  Bu oyunun sirasi bugün gelebildi. Çok güzel vakit geçirdik Mimari Yapılar tombalasi ile..

image

image

image

Bunlara ek olarak “arka bahçede Bilim”izlemeyi seven çocuklarım için yine Tübitak yayınlarının 100 deney kitabını aldım. 10 lira! Çalan vermez ayol. ..

image

Öneriyorum.

 

 

 

 

(*)

Kan kırmızı, süt beyaz.

Deve yavrusundan büyük.

Kale kapısından sığmaz.
Fındık kabuğuna sığar.

CEVAP: doğru. bunların hepsi de doğru. Kan kırmızıdır, süt beyazdır. Deve de yavrusundan daha büyüktür. Kale kendi kapısından sığmaz, fındık ise kabuğuna güzelce sığar.

3 Yorum

Filed under aile, çocuk, icatlar, kültür, kitaplar, severim paylasirim

Takvim sever misiniz? Ya pastırma?

Eylülün başından beri her hava güneşli olduğunda “ayy paztırma yazı geldiii” diyen, bi de iddialı iddialı konuşan cicişlerden bıktım. Pastırma yazına özel bir yazı bu yazı. 

Takvim sever misiniz?

Ben özellikle Ülkü takvimini beğenirim. Hem güzel resimleri vardır hem de minicik bir sayfacığa önlü arkalı bir çok güzel bilgi sıkıştırılmıştır.

20131022_191730

Özellikle anneannem güne takvim yaprağını okumadan başlamazdı. Her günün doğan çocuğuna isimler, ayın evreleri, özdeyişler, namaz vakitleri, maniler, öğütler,o gün pişirilecek yemek önerileri, türü türlü fırtına isimleri… Bazen fıkralar, hatta arkası yarın şeklinde romanlar. Çok uzun zaman önce, “Güneşi Uyandıralım”ı ben takvim arkasından okumuştum. İlginç bir şeydir takvim.

Takvim takvim olmadan önce de insanlar zamanı ölçmeye ve öngörmeye mecburdular. Adamakıllı çalışma ve istatistik gerektiren ve ömürler alan bütün bu bilgiler aktarılarak bugünkü takvimlere Kırlangıç Fırtınası ya da Kozkavuran Sıcakları olarak işlendi. Eski zamanlarda insanların en basitinden öğrendikleri yılın yaklaşık 360 gün sürdüğü idi. Arabî aylar ayın, bildiğimiz aydedenin görünmesi yani hilalle başlar 29,5 gün sürer ve ayın kaybolması ile sona erer. 29,5 gün diye bir şey olmayacağına göre dönüşümlü olarak bir ay 30, ikincisi 29 olarak sıralıdır. Toplamda 354 gün eder ve bizim bildiğimiz takvimden 10-11 gün daha kısadır.

Elimizde 354 gün var ve bunu da ikiye ayırmışlar. Hızır günleri (Bahar ve yaz) ve Kasım günleri (sonbahar ve kış)

Hızır günleri tahmin edeceğiniz üzere 6 Mayısta yani Hıdırellezde(*) başlar ve 186 gün sürer.
kış dönemi: kasım 7-8’de (kasım günleri) başlar. şubat ayı 29 çekerse 180 gün, yoksa 179 gün sürer. Ekinler ekilir, hayvanlar ahıra alınır.

Şu aralar Kasım günlerine yaklaşmaktayız. Bugün 22 Ekim ve Hızırın 170. günü. 8 Kasım Cuma günü Kasım günleri başlayacak ve aynı hafta Pastırma yazı da başlayacak. 1 hafta 10 gün sürebilir.

*-*-*-*-*-*-*

Bundan sonrası Kadim Antep Takvimi. Babamdan dinleyip aldığım notlara ve biraz da excel’e dayanarak yazıldı. Yüzyılların takvimidir, hiç yanılmaz.

-devam edecek-

 

 

Yorum bırakın

Filed under araştırdım, kültür, severim paylasirim

Deyimler ve Atasözleri – Ömer Asım Aksoy

Bugün bir kıyamettir koptu.
İlk ve orta dereceli okullara Atasözleri ve Deyimler kitabı olarak önerilen bu kitapta
“Kız onbeşinde, ya erde gerek ya yerde” atasözü yer aldığı için feysbuk ve tivitir çalkalandı.. “Bu deyimleri silelim, kitaplardan çıkaralım” diyen diyene..

Ömer Asım Aksoy’u oturun bi araştırın. Kimdir nedir, ne yazmıştır..

Ben buraya kendi yazdıklarımı yazacağım, kısa özet geçiyorum, durumu olmayanlar da okusun diye :

* kızlar bu “ata”sözleri kitabı.
100-200 yıl evvel atalarımızın zamanında bu işler böyleydi, artık değil.
yengem amcamla 16 yaşında evlenmiş. 50 yıl önce.
eşimin teyze kızlarının ikisi de 17 yaşında evlenmiş, anne babası imza atmışlar “izin veriyoruz” diye. bu da 80’lerde Samsun yani.

“atalarımızın ilginç sözleri varmış” deyip geçiniz.

* * * * * * * * * * * * *

* biz kendi yazarımıza, hazırlanmış en kapsamlı, en iyi atasözleri ve deyimler kitabımıza sahip çıkmazsak, meydan malesef N… gibilere ve saptırmalarına kalacak.

düşününce, kitabı alcaz da çocuk açıp A’dan Z’ye okuyacak mı? yoo. bir çok erişkin aşina değil Atasözlerine, Deyimlere, Dualara Beddualara.
Çoluk çocuk hiç sallamayacak. ödevi yapana kadar dayı diyecek kitaba, sonra yallah.

:((

* * * * * * * * * * * * *

* bu tip sansürlere karşıyım.
işimize gelmese de, tatsız olsa da bunlar GERÇEK atasözlerimiz. KÜL-TÜ-RÜ-MÜZ!
ve sahip çıkmak zorundayız.
bugün birazını kırpalım, yarın biraz daha gidiversin.. elimizde bir tek “damlaya damlaya göl olur” kalsın. aman ne cici.

olmaz hanımlar
A.’nin sinsi uygulamaları gibi.. aman türküde rakı geçiyor, yasak. aman tombul tombul memeler ne demek, aaaa ayıp laf, hop yasak…

Bu deyimler de atasözleri de türküler de bizim. Eski, vadesi dolmuş,manası kalmamış, bilen yok olabilir.
Türkü demişken, “halimeyi samanlıkta bastılar, şalvarını gül dalına astılar” ve “14 yaşında da nazife de hanım, kimlere aldanmış?” türkülerini ilk hatrıma gelenler olarak yazabilirim.

* * * * * * * * * * * * *

*Asla kabul edemem.
Bu benim dilimin zenginliği, kültürümün bir parçası. Sevmesem de, beğenmesem de var.
Yavaş yavaş kelimeleri, deyimleri kaybediyoruz zaten.
:(
Fazla milliyetçi olabilirim, kusura bakmayın.

* * * * * * * * * * * * *

*
Xxxx’cığım, ömür ortalaması 45-50 olduğu yıllar.
“Yaş 70 iş bitmiş” “40’ından sonra saz çalanı teneşir paklar” deyimlerinin geçerli olduğu yıllar.
İnanılır gibi değil ama öyle..

o gözle bak lütfen. bu deyimler ve atasözleri vardı. kullanılmaya kullanılmaya iki nesilde “hiç duyulmamış” hale geldiler.

Ömer Asım Aksoy’un çalışması çok etraflıca yapılmış bir çalışma, Türkçe için bir eser değerinde..

Nasreddin Hoca’nın “gerçek” fıkralarını görsen ne yaparsın bilmem?

* * * * * * * * * * * * *

* Atasözleri GÜNCEL şeyler değildir. Bu kitap bütün atasözlerini derleyen, az çok da açıklamalarını yazan bir kitap.
klasik Türk atasözü işte.

Bu kafanın aynısı masalları da sansürlüyordu bir ara. yok kırmızı başlıklı kızı ve nineyi kurt yemesinmiş, çocuklar yanlış etkilenirmişmiş, dolaba saklanmışlarmış..

Bu kadar, lise mezunu insanın ne Ömer Asım Aksoy’u ne de deyimler ve atasözleri (ve diğer) kitaplarını hiç duymamış, birden twittera düşünce ilk defa görmüş olmasından elem duyuyorum.

Bilmem “fahrenheit 451” bir şey ifade edecek mi size?????

3 Yorum

Filed under kültür, kitaplar

Seabell’in Geri Dönüşüm Üzerine Bilgilendirici Yazısı (*)

Evlerde geri donusumun onundeki en buyuk engel cogu zaman bu ambalajlari toplayacak duzgun yada yeterli yer olmamasi. Recycle canavari bir adamla evliyim. Reduce disindaki uc Ryi de elinden geldigince yapiyor. Eger cope attigimi gorurse copleri karistirip ayristirmaktan da cekinmiyor. Ben teorik olarak tamamen sicak bakmama ragmen eger recycle toplamak icin ayirdigim kova, kutu her nerde yapiyorsaniz dolup tasiyorsa evin girisinde yada garajda ( bodrum katta denedim olmuyor gozden irak gonulden irak meselesi) sacilmis goruntuye daha fazla dayanamayip cope atmaya basliyorum. Hakkiyla yapildiginda recycle icin gerekli alan cop biriktirmek icin gerekli alandan daha fazla. Ustelik aksam kapici recycle lari toplamiyor cople beraber. Bence yakinda evimizdeki kucuk tuvalet gibi bir alan binalarda recycle icin ayrilmaya baslayacak. Bunun ornekleri Yesil sertifikali binalarda epeydir var. Mimari bir cozum bulunup yayginlasana kadar evin bir yerinde sik ve yeterli kapasitede bir recycle istasyonu kurmak gerek. Ikea da ust uste stack edilebilen recycle kutulari gordum. Onlara bair bakmani tavsiye ederim. Ikea nin pek cok urunu gibi zekice tasarlanmis kutulari indirip kaldirmadan doldurmak mumkun. Balkonunda yer de varsa kim tutar seni artik.
Ayy cenem dustu ama son bi not :Asil recycle yapmasi gereken buyuk firmalarin recycle yapip yapmadigina dikat ederek alacagimiz urunlere karar vermemiz de onemli. Bizim alisveris aliskanliklarimiz onlarin uretim davranislarini etkileyecektir. Copun buyugunu asil onlar cikartiyorlar.
Ev ihtiyaclari icin simdilik bu ayrimi yapmak cok gercekci olmayabilir ama is yerinizde yaptiginiz yada karar yetkiniz olan buyuk alimlarda urunlerin yesil sertifikalari (cevirisini yanlis yapmis olabilirim) varmi diye sormak bile uzun vadede ciddi fark yaratabilir.
Kolay gelsin,

 

 

(*) 4R kuralı‘na yorum olarak yazılmış, yazarın izni ile buraya alınmıştır.

Yorum bırakın

Filed under çevre, kültür, severim paylasirim

Deli pösteki sayıyor -i-… Aile ağacı

Bazen kendime şaşıyorum. Bir şeyin cılkı nasıl çıkarılır, hakikaten bu konuda uzmanım. İlla herşeyi dört başı mamur yapacağım diye delimsirek işlere kalkışıyorum.

Uzun zamandır yapmaya çalıştığım bir şey var. Aile ağacı…

Bu iş için myheritage sitesini kullanıyorum. Secere.org da iyidir.

Çok akraba bilmem ama şu ana kadar 176 kişi oldu. Sıksam bi bu kadar daha çıkar :))

Derhal yengelerimi arayıp aradaki boşlukları doldurmam lazım. Temel akrabaları, birinci ikinci derece yakınlarımı kendim ekledim. Facebook’tan bakıp evlenenleri, çocuğu olanları saptadım, yeni nesili de ekledim..

Aile büyüklerine danışma zamanım geldi. >Bunu son yaptığımda aileden, uzak akrabadan ölenler olduğunu öğrenmiş ve şok yaşamıştım. Haberimiz dahi olmadı :(( Allah rahmet eylesin.

Bir benim değil eşimin tarafını da ekliyorum.. Epeyce detaylı bir hale geliyor, göz kamaştırıyor…

Soyağacı işini öneririm. Şecere iyi bir şeydir. Kan da sudan ağırdır.

vişne

Sonraki bölüm: Deli pösteki sayıyor -ii-

Son bölüm: Deli pösteki sayıyor -iii-

2 Yorum

Filed under aile, çocuk, insan olmak, kültür, severim paylasirim

Adaş Çiftlikten Alışverişim: İpek Hanım Çiftliği

 

Yaklaşık bir yıldır İpek Hanım Çiftliği (taklitlerinden sakınınız) maillerine üyeyim. Pınar hanım her hafta o haftanın ürünlerini tanıtır ve bilgilendirici ciddi bir de yazı yazar. Herşeye yetişebiliyor olması ile, Gülse Birsel kıratında bir kadın. Rol model. Hepimizin gözünü korkutsa, hayatlarımızı ve alışveriş kararlarımızı sorgulatsa da , Hayranız. 

Detaya girmeyeceğim. a) onu bilen biliyor, bir de benden dinlemeyin. b) merak ederseniz mail listesine giriverin. 

 

Ben size ilk alışverişimi yazacağım.. 

Sipariş listesine bağlı kalmadım, kendi listemi yaptım. Listemde eve zaten alınan temel parçalar yer almaktaydı, kilo fiyatları ile beraber yazayım : (kilo ile almadım ben, fiyatlar çılgınca değil yani) 

Domates – 8

Taze Fasülye – 8

Yeni Elma – 5

Yeşil Erik – 10

Kırmızı Mercimek – 10 

Kahverengi sele zeytin – 17,50

10’lu köy yumurtası – 15

1,5 lt süt – 6

İp peynir – 25

El mantısı vakumlu 1 paket  – 15

Beyaz ekmek – 5

Kuru Kayısı (paket) – 6

En sona da “şaşırtın beni, 15 lira limitini içerisinde, en yüz ağartan, en favori ürününüzden bir sürpriz gönderin” dedim. bana 

Tuzlu Yoğurt – 15 ve 

Sütlü Bademli Çikolata 1 adet – 7,50 

geldi.. 

Koskoca bir koliydi. İçinde strafor bir kutu vardı bozulabilecek ürünler için ve bir tane de 500 ml pet suyu dondurup kutuya buz aküsü olarak eklemişler. Keşke strafor kutuyu geri gönderebilmenin bir yolu olsa. kaldırıp attık, ziyan oldu. (freecycle forever)

Koli 15 lira filandı. 8,5 üzerindeki rakamı toplam hesaptan düşerek ödüyoruz. Güzel bir macara oldu benim için. Bir dahaki siparişimde bakalım neler olacak?  

2013-05-17 23.08.44

Tuzlu Yoğurt. İnanılmaz lezzetli bir şey. Labne gibi..

2013-05-17-1592

İp peynir. Vakumlu ambalajda. Tuzlu. 2013-05-17 23.08.55 2013-05-17-1585

 

Domates. Raf de Casi model.

2013-05-17-1596

2013-05-17-1599

 

 

Beyaz olan L boy keskinoğlu Kahverengi olan çiftlik. 

2013-05-17-1601

 

Çok soğutulmuş ve yağı üzerinde donmuş mis gibi inek sütü. 

Beri yandan o kadar inek sütü ki bizim steril hayatımıza “çok kokulu” geldi. Zor bitirdim. Neden çocukken Pınar süt sevdiğimi hatırladım :((
2013-05-17-1587

Kayısı feci tipsiz dursa da on numara. Mercimek de lezzetli. Çorbada nefis oldu. 
2013-05-17-1588

Çocukken ağacına çıkıp dalından yediğim eriğin aynısı!! Çekirdeklerini gözüm gibi saklayacağım.

2013-05-17-1589

Yamuk yumuk tatlı elmalarım! 2013-05-17-1590 2013-05-17-1591

Pasta ekmeğim..Çok nefisti…
2013-05-17-1594

Bademli Butik Çikolata. Eşsiz. Godiva ayarında.2013-05-17-1595

 

Evime çok yakın organik pazar var, daha sık uğramaya kararlıyım. Gerçi her organik etiketini basana da güvenmiyoruz ama, sütüne havale ettik artık..

Ve bir de en büyük aşkım o mini mini mantılar oldu. Paketli halinin fotosunu bulamadım, tencerede böyle bir şey: 

2013-05-23 21.24.54Şiir şiir! Hep alcaz hep yiycez! Ellerine sağlık bükenlerin.. 

 

10 Yorum

Filed under alışveriş işleri, çocuk, iştahlı işler, kültür, severim paylasirim

Evde Migros yarım M açıyoruz.

Migros yeni bir promosyon yapmış, benim gibi kolleksiyoncu ruhu taşıyanları çok fena tavlayan Kart Albümleri promosyonlarında çok fena çuvalladık. Disney kahramanları, rekorlar ve Ice Age 4 :(

Kartlar 4’erli paketler halinde ve 25 liralık alışveriş alışveriş yapana hediye olarak veriliyordu. Her iki seti de bitirebilmek için paket paket kart satın aldım ama olmadı, ikisinde de gayet kritik kartlar eksik kaldı.

Neden? İşte tam burada değerli yazarım Atilla Atalay’ın “ornitorenk” yazısını okumanız lazım.  O gerçekten çok iyi bir yazar ve ben sadece onun mütevazı bir takipçisiyim..

( Bütün kitapları harikadır, herkese mutlaka birer tane aldırırım.. Devamı gelir zaten. İlk mail adresimi sayesinde aldım.. Saygılarımı nasıl ifade etsem bilemiyorum ama Allah uzun ömürler versin demek isterim.)

Her seferinde sinirlenip tövbe etsem de, yine bir promosyonla karşı karşıya kaldım ve gözlerim japon çizgi filmlerindeki gibi yıldızlarla ışıldadı resmen.

İstiyorum ki benim küçükken yaptığım kolleksiyon işlerini (peçete/kartpostal) çocuklarım da yapsın, bir şeylerin değerini bilsin, takip etsin, arada bir döküp seyretsin, düzenlesin. Tertip, düzen, intizam bellesin. (çok kutsal kelimelerimdir, benim çoraplarım bile alfabetik sırada durur çekmecede (evet ocd))

Kolleksiyon güzel bir hobi ve bir keyiftir.. Şimdiki herşey kullan-at olduğundan, ve de az bulunurluğu kalmadığından, kolleksiyon yapmaya değer bir şey bulamıyor çocuklar..

Bu fikri de migrostan satın alıyor olmak bambaşka bir sağlamlık, farkındayım. (Yalan Dünya “ezik” olmak kelimesinin zıttını icat ettim, pek olmadı ama..)

Bu uzun antreden sonra konuya gelelim:

Migros yine bir kolleksiyon işine girmiş, hatta işi büyütmüş. Minicik ürünler veriyor alışverişinizle beraber. İstersen alışveriş sepeti, kartondan migros reyonu hatta kasa filan da satın alabiliyorsun.. İşin içinde bir de sürpriz unsuru var, kapalı poşetlerde geliyor minyon ürünler, bencileyin kazı kazan delisi dayanamaz ki.

Bakalım bu sefer canımı kurtarabilecek miyim? Minnacık ürünler çok sevimli, albenisi var ama… Almayasım var benim de.. Çizgiyi bir yerde çekmem lazım ama, aaaaa!

 

Bir ay sonra gelen edit: tavuk götü bir kez daha tövbe tutmadı sayın okurlar. 10 lira verdik aldık marketi, kurduk evin orta yerine. pek de güzel köftehor..

migros minik market

6 Yorum

Filed under alışveriş işleri, kültür

Temel Biyoloji / Sınıflandırma

Dünyadaki herşey, iki grupta sınıflanır: Canlılar/Cansızlar.

Biyoloji canlılar alemi ile ilgilenir. Fizik ise cansızlarla.

Biyologlar işin başındayken kolları sıvayıp, bu bilime her bir şeye latince isimler vererek ve sınıflandırma yaparak başladılar.. İlk sınıflandırmalar pek saçmaydı. Sırf uçabildikleri için sinekler, yarasalar ve kuşlar aynı aileden sayıldılar mesela..

Sonra sonra,daha bir ortak özelliklerine inildikçe, sınıflandırmalar çok daha düzgün hale geldi ancak hala herşey standart olarak latincedir. Her bir canlının ikili bir adı, hatta adı ve soyadı vardır diyelim. En çok bilinenlerden Felis Leo (Aslan Kedigil) ve Felis Domesticus (Evcil Kedigil) size bir fikir verebilir. Aynı şekilde Canis Lupus (Kurt Köpekgil) ve Canis Lupus Familiaris (Evcil Köpekgil)’i de söyleyebilirim.

Gereksiz bir ek bilgi olarak  : Prunus amygdalus var. amara (içi acı olan badem), Prunus amygdalus var. dulcis (içi tatlı olan badem)

*-*-*-*

Canlılar ikiye ayrılır : prokaryotlar çekirdeksiz tekhücrelidir, ökaryotlar ise çekirdekli hücreleri vardır. bildiğiniz her şey ökaryottur. 

Ki ökaryotlar 4 âlemdir:

Protistalar-Mantarlar-Bitkiler-Hayvanlar

Bizi ilgilendiren kısım hayvanlar alemi, o da 2 şubedir: Omurgasızlar ve Omurgalılar

Omurgalılar 5 sınıftır: Balıklar-Kurbağalar-Sürüngenler-Kuşlar-Memeliler

Canlıların sınıflandırılmasında Alem-Şube-Sınıf-Takım-Aile-Cins-Tür şeklinde bir dallandırma yapılır.

Bir insan, Canlılar aleminin, Omurgalılar şubesinin, Memeliler sınıfındadır.

detay isteyene : takım: primatlar, aile: hominidae, cins: homo (adam) ve tür: Homo sapiens (akıllı adam)

IMG-20130109-WA0000

Türk Kahvesi:

Canlılar- Bitkiler Alemi- Kapalıtohumlular- Rubiaceae Ailesinden Coffea Arabica

4 Yorum

Filed under çocuk, ben yazdım, kültür, severim paylasirim