Category Archives: iştahlı işler

Kabak konusu

image

Tatilden gelirken bir tane de balkabağı aldık. Yol kenarında köy pazarları vardır ya, oradan türlü çeşitli şey aldık, bir de bunu aldık.

Çok becerikli olduğumdan değil, heves işte. Bakalım başına ne gelecek….

Araba tıklım tıkış, bi de bu girdi tam oldu..

İlham verici olduğu kesin,

kızım anında bir şiir yazdı Kabağımıza.

Kızımın şiiri huzurlarınızda,

kabakla ilgili tarif bilen

mail göndersin hemen

 

image

 

KABAK

Kabak, kabak, çok tatlı ve ak

Kabak, kabak, kilosu bir lira,

Alalım hemen bir kabak.

Kabak,kabak al sana bir kapak.

Kabak, kabak, çok tatlı

Çok ucuz, çok leziz ve ak

Tam yemeklik bu kabak.

Hele bir tadına bak,

vitamin bombası

güzel olur çorbası,

Hemen isterim bir kabak..

2 Yorum

Filed under alışveriş işleri, çocuk, iştahlı işler, severim paylasirim

Sebze midir? Meyve midir?

Bu konudaki sorunun cevabi basit: “sebzeler yerde yetisir, agacta büyüyene meyve denir.” diyorsaniz, yanlis.
Meyvenin cekirdegi olur.  Bitkilerin yenilebilen diger kisimlari (kok, yaprak,govde) sebzedir.
Tartisma bitti: domates ve bugday ve ceviz vb vb vb  meyvedir..
Sevgiler
IpekAG

Yorum bırakın

Filed under araştırdım, iştahlı işler

Ehl-i Keyfin Keyfini Ne Tazeler?

Taze elden, taze pişmiş, taze kahve tazeler….

Kızım büyüyor, artık yavaaaş yavaş Türk kahvesi kültürüne hakim olmaya da başladı.

Kahve, sade ise, kaynamış olmaktan mütevellit, köpüksüz olur. Az şekerli, orta ya da şekerli kahvede köpük, üzerinde pire yürüyecek kadar kalın olmalıdır.

Ağır ateşte pişer kahve, yanında serin su ile servis edilir.

İlk kabarmasında fincanlara köpük pay edilir, tekrar bir kaynatılır, fincanlar dudak payı bırakılarak doldurulur, dumanı tüterken servis edilir.

İkram ederken, misafire iyice eğilinir, “buyrun” denir.

Kahve samimi ortamlarda, höpürdetilebilir.

İşte kızımın elinden son içtiğimiz kahvelerimizz.. (kendine de yaptı fındığım…)

Türk Kahvesi

* Bu resimdeki minik bardaklar Paşabahçe’nin Hürrem serisi, renkli ve yaldızlı. Tam kahve yanına vermelik… Serin su kahveden önce içilir,  ağızdaki diğer tatları temizlemek ve kahveye hazırlamak için.

* Kahve fincanının kulpları, ikram edileceği tepsiye sola bakar şekilde dizilir, ikram edilen kişinin sağına gelsin diye.

* Kahve yanına, lokum da ikram edilir, çikolata tercih edilmez. Çikolata kahvenin sıcağıyla erir, sıvaşır iğrenç olur….

* Kahve yanına eski bir gelenek de mümkünse ev yapımı likör ikram etmektir..

kahve ve likör

* Bu çook şahane bir restoran olan Garden‘de bu sene son içtiğim kahve. (acıbadem likörü eşliğinde, alkol almadığım için onu içmedim)

* Kahve ikram edildikten sonra tepsi mutfağa gitmez, boşalan fincanlar acilen misafirin önünden kaldırılır. Bu konu gerçekten önemlidir, dibinde telve ile misafirin önünde bırakılan fincan, saygısızlıktır…

* Çok çok samimi olmadığınız bir yerde, sakın fal yatırmayın,  görgüsüzlüktür..

Vakt-i zamanında Urfa’dan İstanbul’a ticarete gelen bir kişi, iş yapacağı arkadaşının yanına gitmiş. Adam hemen “yemek söyleyelim de beraber yiyelim” diye ikram teklif etmiş. Urfa’lı ikramı, elini döşüne basarak reddetmiş:

“Kahveliyem ağam…”

tee 24 saat önce yola çıkarken kahve içmişmiş… (muhtemelen mırra’dır o, hiç denemedim,niyetindeyim)

yaa, kahve de böyle bir şeydir.

melengiç kahvesi de vardır,  yabani antep fıstığı ağacının meyvesi ile yapılır.

espresso da vardır.

ama

Kahve “Türk kahvesi” dir.

Ek: bu yazı da ilginizi çekebilir: zarf ve fincan

15 Yorum

Filed under ben yazdım, ev işi, insan olmak, iştahlı işler, kültür, severim paylasirim

Ratatuy!

Ben bir mutfak zararlısıyım. Bildiğin kötü kalpli kraliçe oluyorum bu alanda. Detaya girer link veririm, yazıyı yetiştirmem lazım…

A) Ratatuy?

Ratatoille sahane bir animasyon filmi.. Bildigimiz sican, sahane bir restoranin sefi oluyor. O arada olaylar olaylar…

Özetle ratatuy dedikleri, şakşukanın bir türü. Ara sıcak gibi. Karışık sebze kızartması/fırınlanması + sostan oluşuyormuş. Filmin sonunda yapılmışını görüyorsunuz..

B) Pınar Kaftancıoğlu’nun son mailinden alıntı:

“”Bir gün çocuğumun elinde cips poşeti görsem ne yaparım” diye uykusuz kaldınığız gecelerde televizyon seyrederken, sabaha karşı kırk dakika boyunca reklamı yapılan şu tuhaf rendeyi hatırladınız. :) O rende dışarıda 5 Lira. Patatesleri cips gibi kesip atın bir leğene. Zeytinyağı, tuz, kekik, azıcık da biber salçası ile karıştırın. Fırın tepsisine yağlı kağıt serdikten sonra çıtır çıtır kızartın. Ne kadar kilo aldırır orasını bilmem ama cips işinin doğrusu budur en azından.”

bu konuda uzun yazmak istemiyorum, henüz.. bakınız İpekHanımÇiftliği (Pınar hanım benim vicdanımı mahfediyor/ya da onun maillerinden sonra vicdanım beni mahfediyor, kabus gibi…)

A+B=

Şekil 1-a:

.. Film DVD’si (oglum büyük bir aşkla izliyor her gün)

Tupperware rende (Belgin teşekkür ederim)

Patatesler

image

Şekil 1-b

Bitmişi:

Ben becerdiysem herkes becerir. 40 dakikamı aldı (patates mutfaa girdiği andan itibaren) ve kesinlikle çıtır değil.. Ama EN NEFİS ŞEY!!

Bundan sonra sııık sık yapacağım..

Abur Cubur yeme, Obur Cubur olma

3 Yorum

Filed under çocuk, ev işi, iştahlı işler, severim paylasirim

Helal Gıda Sertifikasyonu? Ne lüzum? No lüzum..

Elhamdülillah Müslümanım, en başa yazayım, gereksiz itişmelere girmeyelim…

Alim filan değilim, bildiğim az miktar şey var, onun da yarısı yanlıştır belki. (tevazu )

Kuran’da Haram (kesinlikle uzak durulacak) olarak geçen 5-6 şey var desek,: Fal, Domuz eti, Alkol, Kumar, Faiz, Şirk (put) olarak sayabilirim.

Buradan bakınca, detaya girmeyelim, “boğazımıza kadar günaha battık” diyorlar ya, muhtemelen doğru. Allah cümle günahlarımızı affetsin.

Konu: Şu aralar milletin ayılıp bayıldığı Helal Sertifikası. Yahudiler de bizim gibi, her şeyi yemiyorlar, koşer (temiz) olduğuna dair damga olmasini gerekli görüyorlar. Etler bir haham gözetiminde kesilmeli mesela…bizimkiler de onlara mi imrendi bilmem.

Milletimiz EŞİT DERECEDE HARAM OLAN faize, kumara, alkole hiç aldırmaz ama domuza karşı hassastır. Bunu bilen gıda şirketleri de,ben kendimi bildim bileli paketli herşeyin üzerine “mamüllerimizde domuz yağı ve katkıları bulunmaz” yazarlar.

Şimdi de “helal gıda” “helal kesim” “helal üretim” işleri çıktı. Sorularım ne zamandır birikti kaldı, aha yazıyorum şuraya:

  • Helal peynir nasıldır? sağarken “besmele” mi çekilmiştir? makineler sağıyor zaten.. Ben yerken besmele çeksem o yeterince helal olmaz mı bana?
  • sertifikayı her bir ürün için tek tek alması gerekmez mi firmanın? her birim ürün için yani. mantık onu gerektiriyor. belki şu bisküvi üretilirken sertifika  alındı, e ondan sonrakiler haramsa? ne bilelim biz?
  • En önemlisi de: fenilketonürili insanlar için suni tatlandırıcı konulmuş ürünlerde uyarı yazısı olur;  vejeteryan ve vegan insanlar için uygunsuz içerik varsa, ambalajda yazılır; fıstık allerjisi ne bileyim gluten intolerant olanlar için yine ambalaja not düşülür, “fıstık/gluten içeren ürünlerle aynı hatta üretilmiştir” diye. Kimin zoru varsa o uyarılır. Normali bu..
  • Bu durumda, teeek tek her şeye helal sertifikası verileceğine, direkt “haram belgesi” verilmelidir. Net olarak yazsın pakete, sen sağ ben selamet. Öylesi böylesi yok, karışmaz. İsteyen alır istemeyen almaz.

Bunu öneriyorum.

Helal sertifikasına aldırmıyorum, bunun küçük, gizli bir tür bölücülük olduğu konusunda komplo teorim var. Domuz değilse, helaldir. OK.

Sertifikayı icat edenin yeterliliğini sertifikalandıracak kurumların akreditasyonuna girmeyelim. Bundan cebe atacakları zilyon lirayı hiiiç hesaba katmıyorum.

En fenası, diyelim A deterjanı helal sertifikası aldı diyelim, ne biçim reklamı olacak bu biiir, rakip tüm deterjanlar sertifikasız olduğundan aristo mantığı gereği haram pozisyonuna düşecekler bu da ikiii.

Durduk yere malları da tüketicileri de yaftalamanın ne alemi var? Sepetinde B deterjanı varsa bi ton insan piiis pis bakacak suratına.

Gereksiz çıkışlar yapmayalım, böyle bir şeye hiç ihtiyacımız yok.

13 Yorum

Filed under alışveriş işleri, ben yazdım, güvenli hayat, iştahlı işler, saçmasapanlıklar, soruyorum

Nohutulu büftek

Başlık size birsey ifade etmez, boşverin. Bir aile sırrı. :))

Ben, Antepliyim. Allah nohutu anteplilere ” ye yâ kulum!” diyerek verdiğinden, Antepte salçalı olsun, yoğurtlu olsun bütün et yemeklerine illa ki haşlanmış nohut da konur. Protein had safhada.

Herkesçe bilinen klasik nohut yemeği bir yana, yekten nohut dürümü yapılır mesela…

Taze çiğ nohut da yeriz. ooo çok güzedir ben çok severim.

Ayıca, özellikle et suyuna/tavuk suyuna pilavda nohut, çok süperdir. O bakımdan, buzlukta her zaman haşlanmış nohut bulundurmakda fayda vardııır.

Nohut geceden sıcak suya ıslanır. Sabah süzülür bir daha yıkanır, düdüklüye atılır ve pişirilir. Tupperware kaplarınız varsa, iki saatte de nohut ıslayabilirsiniz. Bütün gece beklemenize gerek yok.

Ya da gider hazır haşlanmış nohut konservesi alır süzersiniz. O kadar.

 

image

Süzülmüş nohut doğrudan yenmez. Kabukları ayıklanır. Baş parmak eklemi ile işaret parmağı arasına alır ve yuvarlarsınız, soyulur.. (fotoğrafı yan döndüremedim malesef :()

image

Zaten bu ince kabuğu gaz yapar derler.. soyması biraz zamanınızı yese de, yaptığınız yemeğin kat kat güzel gözükmesini ve tadını etkiler. (yemeği yaparken biraaaazcık çörekotu ya da kimyon atabilirsiniz, nohut gaz yapmaz o zaman)

image

Nohut soyulduktan sonra bir yemeklik porsiyonlar halinde buzdolabı poşetine alınır, düğümlenir, buzluğa atılır.

afiyet olur.

 

 

 

 

4 Yorum

Filed under iştahlı işler, severim paylasirim

Serin Su Formulumu Acikliyorum

Aziz mubarek gun, yazilacak sey degil amma, sirasi geldi.
En ideal icilecek su, serin su’dur. Suyun ideal içme ısısı mı olur demeyin, her şeyin tam mükemmel olduğu bir nokta vardır ve tecrübeyle o noktaya ulaşır, en basit şeylerde mükemmelliği yaşayabilirsiniz.

Değil mi? Bkz. Şibumi.

 

Ben suyu ılık sevmem, buzdolabından çıkan ve 32 dişe keman çaldıran soğuklukta suyu da sevmem. Aşılamanın da tam doğru ısıda olmasını sağlamak zor. Serin su içmek için gayet sağlıklı bir şeydir. Boğazınızı filan şişirmez, o efsane.. Zaten her tür bakteri ılık ortamda ürer..

Her neyse..
Bu deneyim icin, tupperware tiptop surahi ve tupperware antartika 400 ml’lik kaplari kullaniyorum.

Sürahi 2 lt sanırım.. işte şu:

image

Tupperware ile hiç tanışmadıysanız ilk almanız gereken üründür kendisi. Hafif, tam kapanan, kusursuz ergonomi ile suyu döküp saçmadan, damlatmadan bardağınıza koyabileceğiniz, 3 yaşındaki bir çocuğun ya da yaşlı bir insanın kolaylıkla kullanabileceği bir sürahidir.

image

Bu bir Antartika. Buzluk ve derin dondurucu için üretilmiş, yuvarlak kenarları sayesinde içindeki donmuş ürünü şıp diye çıkartabileceğiniz, esnek yapılı bir ürün.

Kapağını kapatıp, havasını aldınız mı, içinde dondurduğunuz şey tamamdır.

Buz yapmak için bu kaba 3/4 oranında su dolduruyorum. Bildiğiniz gibi, su dondukça genleşir, kabı ağzına kadar dolduramazsınız, donunca patlar. ( bu bilgi de McGyver’den… guzel diziydi cok severdim)

image

image

Kapaklı olduğu için buzum buzluk gibi, buzluktakiler gibi kokmuyor, içine koku sinmiyor.

Surahiye bir tane antartika buzu, üzerine su.

5 dakika.

Serin su.

Ölmüşlerimizin canına değsin..

 

6 Yorum

Filed under ev işi, iştahlı işler, severim paylasirim

Ekmek makinesiz ekmek yaptım.. :) sonra da yedik.. Nimet!!

Ekmek makinem yok ama Sinangil ekmeklik un indirime girmişti ben de aldım. Üzerindeki tarife baktım ki yanına bir de toz maya almam lazımmış !! instant maya denen şey. iyi ki evde bir paket vardı. Fi tarihinden kalma, ama hiç yoktan iyidir..

Yarım paket undan Trabzon ekmeği boyutunda bir ekmek çıkıyor.

Kalın çıtır kabuklu, içi  yumuşak, nefiss..

Fırından çıkar çıkmaz 2,5 nüfus tereyağı gömüp hepsini yedik.. Gözümüz döndü… Fotoğraf bile çekemedim.

 

şimdi bilgiler…

Elle yoğurmak için çok sert ve yapışkan bir hamur. KitchenAid olmasa  bunu yapmazdım..

Un paketini açmakla sofrada ekmek görmek arasında geçen süre 2-2,5 saat. Kardıktan sonra mayalansın diye bir saat kadar beklemesi ve bir saat de 200 derecede pişmesi var. O kadar vaktiniz yoksa girişmeyin.

Yağlanmış tart kalıbına koydum bütün hamuru. Bölme-şekillendirme işine girmedim. Fena da olmadı, kalan unla yapılacak ikinci ekmek baton kek kalıbında pişirilecek.. biraz da muffin kalıplarına dökerim bakalım ne çıkacak. Hep Yorkshire Pudding pişirmek istemişimdir. (aslında KFC’nin biscuits diye sattığı şeyden de pişirmek istiyorum, bu ikisinin ortası gibi olacak herhalde)

 

Evde ekmek de yaptım, şimdi de yoğurt yaparmışım :)) olmaz ya..

 

Şimdi  bir de hikaye…

İki arkadaş konuşuyorlarmış. Biri öbürüne :

– Abi ikimiz aynı yaştayız ama benim saçlarım ağardı, belim büküldü sen hala lisedeki halin gibisin, bunun sırrı nedir?  demiş.

Diğeri:

– Benim hanım bana özel bir karışım hazırlar, her sabah onu içirir, bu da beni dinç tutuyor.

-Aman bana da ver şu tarifi….

-Zor bir şey değil, bir bardak ılık süte, bir kaşık bal, bir çimdik tarçın… o kadar.

Adam eve gider gitmez vermiş tarifi karısına:

-Bundan bana her sabah yapacaksın.

Peki demiş kadın. Ertesi gün adam bir heves dikmiş bardağı başına, kusması bir olmuş.

-HANIM BU NE???

– E evde süt kalmamış, ayran ılıttım; o da beyaaz, bu da beyaz.. Bal da bitmiş, sirke kattım; o da sarııı bu da sarı.. Tarçın da yoktu, karabiber attım; o da baharaat, bu da baharat.Sana da bir şeyi beğendiremiyorum ki…

Adam kendisini erken yaşlandıran şeyin ne olduğunu o an anlamış…

 

*-*-*

 
Bu da resim.
image

6 Yorum

Filed under ev işi, iştahlı işler, severim paylasirim

Inovasyon, muhtesem…

image

Cevizli sucuktan yillar yili usanmis biri olaraaaak, Antepsan’a aferim. Çeşit çeşit sucuk, muska bilmemne vardı Migrosta..

Pek de güzel olmuş. :)

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, iştahlı işler, severim paylasirim

IKEA’da bir gün, o da bugün..

IKEA, evet evimizin herşeyi…

Tatil günü şurdan şuraya gitmemek lazım, biliyorum ama kızlara söz verdik bi kere.

Zaten alınacak şeyler de var, ver elini Ümraniye. Kısa notlar:

* BUYAKA tıkkklım tıklım kalabalık. Meydan ne yapacak acaba??? yazik ya, bu kadar dipdibe avm mi olur?

* bagaj kurcalayıcısı  bir tane, kuyruk TEM’de başlıyor… Adam bıkmış bezmiş aç bagaj, açılmazsa açtırt bagaj, bak içeri kapa bagaj… aslında bagaja birini saklayıp “BÖH!” yapmak lazım… :D

* bagaj kontrolunden nefret ediyorum

* otopark o biçim dolu.. akıllı avrat olarak oto yikamaya verdim arabayı. gez gel, işin bitince ara,  araban önüne gelsin vallahi verdiğin paraya değer bence. gerci piyasadan yüzde elli fark aliyorlar ama, iyi iş cikarmislar.

tertemiz araba, geri getirildi, göz kamaştırmakta.. lakin getirici adamin ter kokusu nasıl sinmiş iki dakkada şurdan şuraya inanamadım. neyse, bir mayis işçi bayramı,  bişey demedik. (evet Betül,pis burjuvayım hala)

* hala lazanya yok… neden NEDENNNNN :( (((((((((((((((((((((

* üçlü bir sehpa gelmiş, metal-ahşap-metal bişey, tam reddot, fekat eve alınacak şey değil. beğenerek bakıp geçtik.

* hindi şiş çıkmış. gayet dukanperver bir yiyecek. yanına nefis bir bulgur pilavı koymuşlar, aslanım İKEA, Türk yemeklerine geçmiş. lakin hindi çok kuru, köfte sosu koydurmasaydim çekilmiyordu. bi de şişlerin uclari pilavin altinda kalmış, tabağa çekebilmek için elimi kirlettim. Sivri uçlar tabağın ortasına, küt uçlaar kenara, OK?

* sallama çay kalkmış, sanayi tipi gayet rezil bir demleme çay makinesi kazanı konmuş. bana ne ben cay icmem ama.. oyle yani.

* yazlık balkon mobilya türevleri şahane, teras avlu ne varsa, almak lazım..

* iki çocukla gidince almam gerekenin yarisini alamadim, almamam gereken bi ton şey aldı(rıldı)m.

Yedinci yaşını kutlar, nice yedili yaşlar dilerim İKEA’mız.

1 Yorum

Filed under alışveriş işleri, araba, gezen güzel olur, icatlar, iştahlı işler, severim paylasirim