Category Archives: kinsan

Moralinden öpüyorum(*)

Babam rahmetli, doktordu. Odacı(**)sına tansiyon ölçmeyi öğretmiş, hasta sıra beklerken odacı da tansiyonunu ölçüyor o arada.

Ama sağlamcı adam olduğundan, bir kere de kendisi ölçüyor muayenede.

Hasta “hocam ona yedi” diyor (10-7) babam ölçüyor 15-10…

!?!

Başka hasta “doktor bey maşallah büyüğü sekiz” diyor, babam bakıyor 15-9…

Öğle arası odacıyı kenara alıyor..

“Ali bu ne iş? Ölçtüğün tansiyonlar hep yanlış, unuttun mu ölçmeyi naaptın?”

“Hocam unutmadım da, “tansiyonun onyedi” deyince hastanın morali bozuluyor, ben kasten düşük söylüyorum ki sevinsin”

Bunu niye yazdım?

1- bilim ölçümlere ve ölçümlerin yorumlamasına dayanır. sallamasyon olmaz.

2- yetki verdiğin adamları sık sık kontrol edeceksin. hatta arada aleti de kalibre edeceksin.

3-  hastanın morali değil, sağlığı bizim işimiz, “oh tansiyon düşük” der eve gider turşu yer gümler gider..

Bir derecelik bir sapma yaparsan, (trigonometri bilenler?) 100 santim ilerde hedefinden 1,75 cm uzaklaşmış olursun… o yüzden her derecenin önemi var, “aman ne olacak yuvarlak hesap yapalım” diyemezsin..

kopru.jpg

 

(*) kalbinin ekmeğini yemek, kalbinden öpüyorum, emeğine sağlık gibi vıcık yeni deyimleri sevmiyorum.

(**) odacı= halen var mı bilmiyorum, devlet memurlarının oda kapısında bekleyen, girişi çıkışı denetleyen, masa başında oturan kişinin çay may gibi ihtiyaçlarını karşılayan, getir götürünü yapan personel. bir tür vale/danışma/hostes arası bir şey. İyi bir odacı altın değerindedir.

Yorum bırakın

Filed under aile, kültür, kinsan

Kinsan görmüş masum pazarlamacı

Yeni takibe aldığım bir kişi var. Ekim Kaya.. bazı ücretli eğitimler veriyor modern pazarlama yöntemlerini anlatmaya gayret etmiş biri. Pazarlama ya da dropşiping öğrenesim yok (netekim bitkoine de kapik vermedim) ama abinin çok sarih bir anlatımı var, aksansız ve uzun cümleler kuruyor bu da dili ensesinden çekilesice djler yüzünden radyo dinlemeyi bırakan benim için dinlemeye değer bir şey.

İyi bir pazarlamacı önce kendi kendisini pazarlamak durumunda tabii ki.. O bağlamda “ben kimim kimin nesiyim?” videoları çekmiş Ekim bey, kendine ait siteleri var, feyste var, instagramda var, dört taraftan aradığı kitleye ulaşma gayretinde.. Bir yandan kendini anlatıyor bir yandan da aradan aradan da eğitim setini satmak için tanıtım yapıyor.

Son olarak popüleritesini arttıracak ÜCRETSİZ video serisi çıkarttı. Bunu da bir haftalık teaserlerle, ödüllü yarışmalarla paylaştı da paylaştı. Sorun şu ki umduğundan farklı bir kitlenin dikkatini çekti. Beleş Kemal kinsanlar üşüştü. Yutubun altı akıl dışı yorumlara gark olunca ilk videonun hemen ardından “görülen lüzum üzerine” bir izah videosu daha atmış, dün güya Tolgişi izleyecektim {daha ilk bölümünü yarılayamadım} acele bunu izlemeye başladım.

Adamın videosunun altında “abi bu videoyu nerden izliycez” yazan kinsanlar adamı delirtmiş. saç baş yolacak kıvama gelmiş. Tansiyonu fırlamış yine de sakin sakin “bak kardeşim” diye izah vermeye çalışıyor. İnsan üzülüyor tabii.

Niye? Kinsan bolluğu insanları önce böyle rahatsız ediyor. İnsanlar bildiğin Kübler-Ross modeli başa çıkmaya çalışıyorlar bu travmayla..

Önce inkar ediyor. “Lan bu kadar salak da olamaz ya insan. yok yahu ben aşırı komplike anlatmışımdır dur azıcık sade anlatayım” falan oluyor.

Sonra öfke geliyor. “Oha harbi salak mi ne? bu herifle aynı oksijeni yakıyoruz… benim oyumla bununki bir mi? bu üreyecek benim çocuğumla aynı okula gidecek aynı iş yerinde mi çalışacak? Bunları taksim meydanında sallandırmalı ki üreyemesinler”

derkeen depresyon. “alemi ben mi kurtarıcam aga, lanet olsun, boklarında boğulsunlar”

hop pazarlık… ” ya iyi hoş da sen ben üzerimize düşen eğitimi vermezsek, balık tutmayı öğretmezsek bu insan ne yapsın? ben şu kadar gayret edeyim onlar da bu kadar beri gelirlerse neden olmasın? yapan ülkeler nasıl yapıyor.. işte sorumluluk alalım arkadaşlar”

aaannnd kabulleniş. İstiklâl marşı ve kapanış.

 

 

 

Yorum bırakın

Filed under kinsan, saçmasapanlıklar