Category Archives: insan olmak

Anneannemin Hikayesi: Seçimlerin Gücü

Bugün size anneannemden dinlediğim bir hikayeyi anlatacağım.

Bir zamanlar çok fakir bir çift varmış. Uzun yıllardır evli olmanın avantajıyla birbirlerini iyi tanırlarmış. Kör topal yaşar giderlermiş. Evin hanımının sadece iki tane dışarılık elbisesi varmış. Dışarı çıkacakları zaman hanım sorarmış:

– Bey. hangi elbisemi giyeyim? Kıpkıplı elbisemi mi toptoplu elbisemi mi?

adam iyice düşünür sonra kararını söylermiş..

– bugün toptoplu elbiseni giy.

kadın giyermiş toptopluyu giderlermiş.

Masal bu kadar. masaldan çıkarılacak ders masaldan daha uzun.

İlişkilerde önemli olan her adımda, seçenekler ne kadar az da olsa karşı tarafın fikrini almaktır. İki tarafon da fikrine saygı duyup ortak bir müşterekte buluşmaktır.

Yorum bırakın

Filed under aile, insan olmak, severim paylasirim

Yeni bir doula ihtiyacı: soula

Blogda 14. yılım bitti. İnsan inanamıyor. Kendimi çocuklarıma anlatmak için yazmaya başladım sonra gerisi geldi. “Aferin bana” diyorum.

Bugünkü yazımın konusu yeni bir meslek ihtiyacı. doula diye bir iş kolu var bilmiyorum biliyor musunuz? Hamile kadınlara doğuma kadar ve doğum sonrası destek hizmetleri veriyor. Bir tür ebelik..

Benim ihtiyacım ise gündelik hayatta anksiyete beni engellerken ve bunaltırken “tamam İpek, kısa bir sancı kaldı, bundan sonra kurtuluyorsun, rahatlıyorsun, her şey yolunda” diyecek bir soul-doulası.

Hepimiz gibi endişeliyim; gelecek korkusu, çocuklar için kaygılar, işler/ekonomi ne olacak soruları, annemin yaşlanması, benim yaşlanmam, hatta kedilerin problemleri dahil bir çok şey beni darlıyor. Bu dünya “tat dünyası” değil, biliyorum. Ama bazen her şey üstüme üstüme geliyor. Altından kalkamayacakmışım gibi hissediyorum.

Kendi kendimi telkin de bir yere kadar işe yarıyor. “Bugüne kadar bir şekilde atlattın, bunu da atlatırsın” diyorum. “Allah kulunu darda komaz” diyorum. “Halledersin” diyorum. Karnım burnumda değil ama canım burnumda resmen. Doğur doğur bitmiyor o da ayrı. Her anksiyete atağına daha da savunmasız yakalanıyorum.

İçin için rahat değilim. Kafam dolu, içim bulanık. Şimdi ruhumun şifacısı biri olsa, bu ve diğer tüm daralma durumlarında sırtımı sıvazlasa, elimi tutsa, cesaret verse, “ha gayret”lese ne güzel olurdu.

Psikiyatri ilaç verip savıyor. Psikolog kafasındakini bana biçmeye çalışıyor. Soula tek çözüm :)

Yorum bırakın

Filed under ben yazdım, icatlar, insan olmak, saglik

Güreş: Toplumdaki Rekabetin Aynası

Bizim ata sporumuz niye güreş?

Çünkü bireysel olarak kapışmayı seviyoruz. Karşımızdakini paçasından kavrayıp yere çalmak, sırtını yere getirmek arzusu gözümüzü kör ediyor.

Kardeşler ortaklığı yürütemeyip baba yadigarı “erzincan bakkal”ı “öz erzincan bakkal” ve “hakiki erzincan bakkal” olarak ikiye bölüyorlar aynı sokak içinde ikinci yeri açıp ömür boyu birbirlerini kötüleyerek rekabet ediyorlar.

Veliler öğretmenlerle kapışıyor. Öğretmenler idareyle atışıyor.

Trafikte herkes birbiriyle yarışıyor, bir arabalık yere iki kişi tepilmeye çalışıyor, burnunu en hızlı sokan kazanıyor; en kötüsü de kadın şoförlerin yediği küfürler.

Market kuyruğunda düz duramayıp öndekine öf pöf yapılıyor, arkadakinin çocuğu arabayı öne iteleyip adamın topuğuna vuruyor.

Herhangi bir dükkana girince “önce benim işim hallolsun” diye öne geçiliyor, herkesin işi acil herkesin çocuğu hasta. Dükkancı “velinimet” kimdir bilmiyor, seni bekletiyor, telefonda sürekli. Kimsenin birbirine tahammülü yok.

Siyasiler pata küte dalıyor, halk hepsine gıcık oluyor. Ama ölesiye gıcık. “bunu da Allah yarattı” demeden saydırıyor, gömüyor, azarlıyor.

Apartmanda saygı sıfır. Çocuklar avaz avaz, kapı önleri terlik pabuç, çöp dolu, halılar balkonlardan silkeleniyor, otoparkta “senin yerin benim yerim” kavgası asla bitmiyor.

Evlenenler iki aile düşmanlığı ile başlıyorlar hayata. Senin anan benim bacım, senin bohçan benim kınam derken hafızalara kazınan pis yönlerini görüyoruz iki tarafın. Bu konsept üzerine kurulan TV programları var.

En unutulmaz arkadaşlıkların kurulduğu askerde komtan erlere bağırıyor, erler birbirleriyle savaştalar.

Kimsenin geçinmeye gönlü yok arkadaş. Ben bu mütemadiyen kıykışan ortamdan çok bıktım.

Yorum bırakın

Filed under eğitim, insan olmak, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Anneler günümüzü şeyederim. EE..

Gerçekten sinir olduğum bir “kibarlık budalalığı” var. Politik doğruculuk/Kartaneciliği.. (*)

Aman alınmasın, aman gücenmesin, vay darılmasın diye göze göz diyememek..

anladın sen onu..

“Kör deme körler alınır, âmâ de.

Artık âmâ deme, özürlü denecek.

Niye özürmüş? Ne demek o? özür olur mu? Engelli. Görme engelli diyeceksin.”

ayyh. el döşte iç kasılması efekti.

-*-

Anneler günü.

AA kutlamayın annesi olmayan çocuklar üzülüyor.

Çocuğu olmayan anneler perişan oluyor.

Kutlamayın!

Sessiz Kutlayın!

Kutlamadan önce Sezaryen mı doğurmuş kontrol edin, öyle anne olmaz, vajinasından çocuk çıkıp çıkmadığına iyice emin olun.

Suni yoldan tüp anne olanları iyice az kutlayın, kedi köpeğe annelik edenleri asla kutlamadığınız gibi kınayın, üvey anneleri kutlarmış gibi yapıp saçını çekin.

YOK YA? SANA NE???

SA NA NEEE???

Hayır kutlamazsan bu kurtlu ekip bu sefer “yazıklar olsun! bir tanecik anneniz, canını kanını sütünü verdi, yıllarca saçını süpürge etti.. bir gününü dahi çok gördünüz.” gibi bir şey pörtletecek. Çünkü kurtluluk. Çünkü bok çömçeliği. (**)

E bize ne tam olarak? Mesela ben de paskalya kutlamıyorum. Kimsenin de paskalyasına karışmıyorum, ne güzel işte iki gram sevinsin birşeyler kutlasın insanlar.

Anneler günü, babalar günü. Kutlayan kutlasın, kutlamayana karışmasın. Kutlamayan kimseye karışmasın. “öksüzlere nanik yapalım, oh canımıza değsin” günü değil zaten. Olayı bir festivale çevirmiyor kimse.

Babam rahmetli oldu. Babalar gününde fazladan bir fatiha okuyorum, sevgilerimi iletiyorum bitti gitti. Çevremde, rastladığım tanıdığım babaların babalar gününü kutluyorum, seviniyorlar. Çok büyük bir mevzu değil. Kutlayan kutlasın, kutlamayan da kutlamasın. Bir anneniz ve bir babanız var. Evet var. Ölü olabilir, ölse daha iyi demiş olabilirsiniz. Seversiniz sevmezsiniz. İşinize bakın. Herkes işine baksın.

Anneler günüm de kutlu olsun. İki evladımız var, Allah cümlesininkini bağışlasın.. Üç kedimiz.. bir şekilde koruyup kolladığımız annelik ettiğimiz şeyler. Bize annelik edenler. Allah razı olsun.. Çok da güzel kutlarım.

Kutlu olsunnn. Oooh.

(*) politically correct

(*) snowflake

(**) bok çömçesi: (Çömçe= eski dilde kepçe.) Antep ağzında bok karıştırmaya bayılan, tek işi bok karıştırmak olan kişiye verilen ad.

2 Yorum

Filed under aile, çocuk, insan olmak, saçmasapanlıklar

Hemşir? Hayır “Hemşire bey”.

İlk hasta/yaşlı bakımevleri manastırlar. Manastır hastaneleri var. Manastır bahçelerinde tıbbi bitkiler yetiştiriliyor ve kitaplıklarında bilinen tıbbi el yazmaları kopyalanıp paylaşılıyor. O dönemde manastırda hizmet eden de rahibeler.

Birbirlerine “Sister Mary”-“Soeur Marie” diyorlar. Rahipler de Father oluyorlar. “Hepinize babalık- bacılık yapıyoruz, bizden korkmanıza gerek yok” gibisinden. (*)

Türkçeye geçerken “peder” olarak çevriliyor. Rahibe de kız kardeş anlamında “hemşire”. Hemşirelik mesleği uzun yıllar kadın mesleği olarak biliniyor. Profesyonel okullu hemşirelerde artık kadın erkek ayrımı yok. Bir sürü erkek hemşire var.

E arapçada dişi e eki alıyor madem, “Nuri-Nuriye, Naci-Naciye, Cahit-Cahide, Hamit-Hamide” gibi…

Hem müdür müdire, hakim hakime gibi arapça kökenli mesleklerde erkek kadın farkı var…

Hemşire de dişi.. bunun e’sini silersek erkek olur diye düşünen sivri zekalar erkek hemşirelere “hemşir” demeye çalışıyorlar.

Ama denmez. Erkek kadın fark etmeden, doktor, mühendis, avukat, eczacı, öğretmen ve hemşirelere sonuna “bey-hanım” getirerek söylemeliyiz. Doktor hanım, mühendis hanım, avukat bey, eczacı hanım, öğretmen bey, hemşire bey.

Yine oldukça gerzek bir biçimde, orijinali “steward-stewardess” olan kabin memurluğu bizde “host-hostes” olarak (evsahibi anlamında) yerleşmiş. Ona bir çare yok.

(*) buna dair bir yazı gelecek

Yorum bırakın

Filed under insan olmak, kültür, saçmasapanlıklar, saglik

Nerelisin? Irkçılığın daniskasıdır

İnsanlara “nereli” olduğunu sormak ırkçılıktır, hemşerim. Kimse doğduğu yeri seçmedi. Hasbelkader içinde büyüdüğü kültürü kendisi başlatmadı. O yüzden nereliliğimiz kimseyi ilgilendirmez.

Bir yerli ya da başka yerli olunca hakkında “oralılar şöyledir böyledir” denmesi haso ırkçılık, kafatasçılıktır.

Amma.. İster New York ister Nevşehir.. Nereli olduğunu bangır bangır bağırıyor, “oralı” kalmaya devam ediyorsan işte o da öküzlüktür. Gelişeceksin, düzelteceksin, DÜNYALI olacaksın.

Bütün genellemeler yanlıştır.

Hiç bir fikir uğruna öldüğüne değmez. Uğruna öldüğünü de bilmez.

Ve ne yavuz ol asıl, ne ağır ol basıl kanka.

Bunu bilir bunu söylerim.

İpeyk

Yorum bırakın

Filed under eğitim, insan olmak, kültür

İnsanlar 4 grupta incelenebilir

İlk grup sanki 5 yaşındadır. Ona pi sayısını anlatamazsınız, anlatmayın da zaten. Elinde kibrit görürseniz elinden alın ve yüksek bir yere kaldırın. Bilmesi gerekeni söyleyin, güvenliği için kurallar ve yasaklar koyun, ve denetleyin; çünkü bırakırsanız 3 öğün nutellalı ekmek yer, bu da yanlış bir beslenme alışkanlığı. Onunla tartışılmaz, söz dinletilir.

İkinci grup 15 yaş ergeni. Kurallara devam ama kuralları açık seçik izah etmeniz lazım. “ben oyle dedim oyle olacak” denmiyor artık. Sınırları esnetiyoruz, kararlarını kendileri veriyor ama biz de gözden geçiriyoruz. Böyle böyle içgüdülerini değil sağduyuyu dinlemeyi öğreniyorlar. Ona buna sataşıyorlar, bazen ağzının payını alıp oturuyorlar. Arada yaş tahtaya da basıyorlar, ama öğrenme sürecinin bir parçası olduğu için azarlamıyoruz, elimizi uzatıp kaldırıyoruz.

Üçüncü grup 40 yaş insanı. Beklentimiz hayatta bir yerlere varmış, bir şeyleri kapmış, kuralları içselleştirmiş olması. Böyle insanların herhangi bir sınırı olmaz. Sınırı bilirler. Kimse tarafından kontrol edilmelerine gerek yoktur. Sağduyu da, bilinç de, ahlak da izan da gelişmiştir artık. Sosyal hayatta nedenini nasılını kendisi çözüp problemlerin üstesinden gelebilmesi gerekiyor. Hatalı sollama yapmaz, trafikte şerit değiştirmez, hız sınırına uyar, trafik kazası görünce izlemeye dalıp yolu tıkamaz. Hız tümseği koyulmaz böyle insanların çoğunlukta olduğu yollara. Yere izmarit atmaz, ayakkabısını kapıda çıkarmaz. Maske takılacaksa takar, tartışmaz tartışacak bir şey yoktur onun için. Yeryüzünde cennet; bu insanlardan olmak ve bu insanlarla yaşamaktır. Nasip olur inşallah.

Dördüncü grup insan ise kamil insan. Bilge kişi. Güler yüzlü. Hayatı aşmış bitirmiş, rahle-i tedrisinde bulunmak farz. Kültür elçisi. On binde yüz binde bir. Bayılırım sözüne sohbetine. İnsanları ya da olayları değil fikirleri konuşabilir. Örnek: Rahmetli Gülriz Sururi. Metin Akpınar. Üstün Dökmen.

Burada hep verdiğim bir örnek var.

“Sarı Ruj Yasak Mı?” Hayır değil. Ama taksi sarısı ruj üretmek anlamlı bir yatırım olmaz. Rujun adı bile fransızca kırmızı demek, kadınlar dudaklarını etli, dolgun ve kırmızı göstermek için makyaj yaparlar. Kimse sidik sarısı dudak istemez. O yüzden de kimse sarı ruj üretmez. Kimse almayacaksa, para kazanmayacaksan üretmezsin.

İlk grup elinde rujla geziyorsa zaten bir kapıya duvara sürtmeye gidiyordur, rengine bakmadan elinden alınır.

İkinci grup sürme desen de sürebilir, onlara da bu kadar saçma bir konuda o grupla inatlaşılmaz, bir süre sonra unutur der bırakırsın.

Bunu üçüncü grup insan içgüdüsel olarak bilir. Böyle bir işe girişmez. Ona kimsenin yasak demesine gerek yoktur.

İnternette, görebildiğim kadarıyla ilk iki grup hakim. tiktok insanlar. O grubun problemi Dunning-Kruger Etkisi . Tartışmayın. Mantık çalışmıyor, akıl zaten yok. Kendi aptallığını kabul edememe, üstelik kendisini akıllı sanma gerçek bir problem. O iki grupla mesafeli olunuz.

Yorum bırakın

Filed under çocuk, insan olmak, kültür, severim paylasirim

Kaydırıguppak Linkçiler

Uzun zamandır instagramda oraya buraya “bırakılan” linklere basıp kayıyoruz. Bu “bırakıntı”lar insanın ayağına da bulaşıyor gezdiğin yerlerde izi kalıyor, kokusu üstünüzden çıkmıyor bir türlü.

İnfluencer dediğin de Cin-fluensır oluyor hemen.

Teknolojik olarak söyleyecek olursam: Kerameti kendinden menkul kozehol(*)ün biri, derme çatma içeriklerle, keşfetten gelenlere yalvara yalvara 10,000 takipçi edinir edinmez meşhur trendi frendi alışveriş sitelerine yönlendiren linkler koymaya başlıyor. “sizler için tek tek” seçtiği çin malı dangozlukların birine tıklarsanız uygulama linkten geldiğinizi bir cookie/çerez ile damgalayıp sitede gezinmeniz, önerdiği ya da önermediği bir şeyi almanız sayesinde kozehole %10-25 komisyon veriyor.

Siz bunun farkında değilsiniz, tabii ki site de ödemeniz sırasında bunu belirtmiyor. Ödediğiniz bedelin bir kısmını site, bir kısmını aracı ajans firma, bir kısmını da kozehol cukkalıyor. Size çok bir zararı yok, olan zaten pandemide kan kaybeden satıcılara oluyor.

Ama parayı ağaçtan toplamadığım için benim paramı çar ve çur etmeye salya akıtan bir sisteme yem olmak da istemiyorum.

Ben bu alışverişi zaten yapacak mıyım?= evet. O zaman o komisyon benim seçtiğim bir yere gitsin de içime sinsin. Biri kazanacaksa iyilik kazansın..

Nasıl?

Buradan iyilik kazansın sitesine üye oluyorsunuz.

Bir sivil toplum kuruluşu seçiyorsunuz.

Alışverişten önce İyilik Kazansın sitesinde girip oradan ilgili siteye geçiyorsunuz ki cookie peşinize takılsın. Alışverişleri uygulamadan değil, tarayıcıdan yapıyorsunuz. Ödediğiniz rakamın size de gösterilen yüzdesi seçtiğiniz STK’na aktarılıyor. Hiç bir şey olmasa sevaba giriyorsunuz.

Ben yazıyı yazarken geçerli siteler ve STK’ları şunlardı.. Siz yine de güncelliğini takip edin.

Mağazalar

A101
Addax
adL
Aker
Allianz Kasko
Altınbaş
Arçelik
Argento
Ariş Pırlanta
Armine
Asics
Avon
Avva
Ayakkabı Dünyası
B
Badenatural
Banggood
Beko
Bella Maison
Benetton
Bernardo
Beymen
Biletall
Black Spade
Bloom and Fresh
Boyner
C
Cacharel
Casper
Chakra
Colin’s
Columbia
Ç
Çetinkaya
ÇiçekSepeti
Çocuklu Dünya
D
D’S Damat
D&R
Dagi
Dalkuyumculuk.com
Damat Tween
DeFacto
Dekopasaj
Desa
Dilvin
Divarese
Dodomama
E
ebebek
Emel Pırlanta
Emsan
Etstur
Evinemama
Evyap Shop
Exxe Selection
F
Fitmoda
Fırsat.me
Flavus
G
G Lingerie
GAP
gostreet.com.tr
Gratis
Gülaylar
Gurmekahveci
H
Halı.net
Happy.com.tr
Hatice Teyze
HavHav
Hobium
Hotiç
Huawei
Hummel
Hürriyet
İ
İdefix
İlvi
İstegelsin.com
J
Joker
Jua
Jumbo
K
Karaca Home
Kelebek Mobilya
Kitap365
Koçtaş
Korayspor
Koton
Karaca
Kuaybe Gider
L
Lastikçim
LCW
Lidyana
Linens
Little Caesars
Lizay Pırlanta
LTB Jeans
M
Mamaplus
MarkaStok
Marks & Spencer
Mavi
Mealbox
MediaMarkt
Migros Sanalmarket
Milli Piyango Online
miyav.com.tr
Modanisa
Monofiyat
MoonSports
Morhipo
Mudo
N
Natro Hosting
Neredennereye.com
Network
Nevzat Onay
Nike
O
Osevio.com
P
Penti
Pera Bulvarı
Perspective
Pierre Cardin
Pırlanta Merkezi
Pomidik
PttAVM.com
Puma
R
Rafinera
Rakle
Reebok
RotaRadar
Ruum Store
S
S Sport Plus
Saat&Saat
Samsonite
Setre
Setur
Silk and Cashmere
Skechers
Slazenger
Sneakscloud
Solaris
Sonsuz Oda
Sporthink
Sportive
Stradivarius
Supplementler
Süvari
Suwen
T
Taç
Tatil.com
TatilBudur
Teknosa
Teksaat
Temel Kitap Kırtasiye
The Mia
Tommy Life
Touche Prive
Touristica
Toyzz Shop
Trendyol
Tudors
U
U.S. Polo Assn.
Under Armour
Unuttumsanma
V
Vitaminler
Vivense
Y
Yakala.co
Yalıspor
Yargıcı

Sivil Toplum Kuruluşları

Ahtapot Gönüllüleri Sosyal Dayanışma ve Sportif Faaliyetler Derneği
AKUT Arama Kurtarma Derneği
Anne Çocuk Eğitim Vakfı
Bir Dilek Tut Türkiye
Buldan Vakfı
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği
Denizli Otizm Derneği
Down Sendromu Derneği
Genç Hayat Vakfı
Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı
Kanserli Çocuklara Umut Vakfı
Kansersiz Yaşam Derneği
Koruma Altında Yetişen Gençler ve Koruyucu Aile Derneği (KALBEN)
Koruncuk Vakfı
Lokman Hekim Sağlık Vakfı
Maya Vakfı
Rehber Köpekler Derneği
Sen De Gel
TEMA, Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı
Temel İhtiyaç Derneği
Tohum Türkiye Otizm Erken Tanı ve Eğitim Vakfı
Toplum Gönüllüleri Vakfı
Türk Eğitim Derneği
Türk Eğitim Vakfı
Türk Kanser Derneği
Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı
Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği
Türkiye Spastik Çocuklar Vakfı
Tüvana Okuma İstekli Çocuk Eğitim Vakfı


(*) kozehol: küfür olarak uydurduğum bir kelime.

Link bırakmak….Hayvanlar gezinirken sindirim sistemlerini boşaltırlar. Bayağı durdukları yere “bırakırlar”. Kaba bir insan olsam sıçarlar derdim ama kibar bir insanım, demiyorum.

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, araştırdım, insan olmak, instagram, internet, sosyal medya, uygulamalar

Küs

İnsan prensipleri için yaşamalı.

Zamanında büyükbabam Çanakkale’de ikinci defa askerlik yaparken, (1943-44 sanırım) ve babaannem yatalak kayınpederine ve üç küçük çocuğa evde dikiş dikerek bakarken, büyük hala babasının elinden imza alarak evin tapusunu üzerine geçirtmiş.

Büyükbabam askerden dönünce biricik kız kardeşinin attığı kazığa sinir olmuş. Görüşmeyi kesmişler. Adını bile bilmiyorum şimdi. Ne de kuzenlerimi tanırım.

Küseriz. Sülalemiz böyle. Allaha havale eder, ilişkiyi keseriz.

Mesela yıllar evvel eşimin babası vefat etmiş, ne amca ne hala üzerlerine düşeni yapmamışlar. Kayınvalidem görüşmez, biz de tanımayız o tarafı. Bir dönem aile ağacı çıkartırken arayıp buldum, şimdi kuzenlerden biriyle haberleşiyoruz. İyi çocuk aslında. Pekala aynı şehirde olsak görüşülür. Ne bileyim…

Neyse biz evlenirken eşimin baba tarafından kimse yok ortada, anne tarafından tek aile büyüğü de dayı bey. Hürmette kusur etmedik saydık sevdik, görevlerimizi yaptık, bayram seyran ziyaret ettik. Ne çocuğumuzu görmeye evimize geldi, ne “bir ihtiyacınız var mı oğlum” dedi.. Eh tamam olabilir.. ama sonra babam vefat etti. Bir taziye ziyaretinde bile bulunmayan dayı beyle de ben küstüm. Ne çocuklarımı bilir ne çocuklarını, torunlarını bilirim. Bu kar o dağa da yağar dedim, Allaha havale ettim.

Toksik insanlar.. kimi doğrudan zarar verir, kimi hiç bir yaraya merhem olmaz.. Aynı kapıya çıkıyor.

İlişkiyi kesin.

2 Yorum

Filed under aile, insan olmak

İnsanlar ikiye ayrılır

sonra birleşemeyip ölürler.

diye bir amerikan esprisi vardı. Soğuk mu soğuk.

İkiye ayırasım geliyor bazı insanları. pandemi oncesinde de sinirliydim o yüzden tahammülümle ilgili değil. sadece kayda geçirmek istiyorum.

A grubu var. Kafası çalışan, makul mantıklı konuşan, düşünen, araştıran. Severiz.

B grubu var. Kendi başına bir iş beceremeyen, gördüğünün dışından bir dünya bilmeyen, dedikodu dışında hiç bir sohbeti olmayan (orta beyinler olayları konuşur), sadece bağırınca anlayan. Fikirlerini değiştirmek için çok ciddi efor sarfetmek ya da bir büyüklerini bulup ona söylettirmek lazım. Bunlar idare edilebiliyor. Maske takmayı mesela, öğrendiler. Sürekli kontrol etmezsen işini yarına bırakan tipler bunlar. Ama iydir hoştur, dediğim gibi, idare ederler.

C grubu. Zır cahil. Fikirleri kemikleşmiş, inandıramıyorsun. Yara kabuğu suratlı ve çirkin terlikli bu adamlar toplumun zifti. Bunlar kitap okumaz, sinyal vermeden döner, hiç sıkılmadan ters yöne girer, dişini fırçalamaz, çocuğunu döver. Ayakkabılarını kapı önünde çıkartırlar ve orada bırakırlar. Bunlar k(üçük)insanlar. kinsan. Beni bezdiriyorlar.

2 Yorum

Filed under insan olmak, kinsan