Süt şahane bir şey.. Hele Sek Günlük Süt

Sütü gerçekten severim. Sütümü soğuk severim. Glok glok glok içerim. Küçükken, bize her gün süt getiren bir sütçümüz vardı. Ahmet Ağa. Atla gelirdi. Ama şahane bir at. Doru. Ahmet Ağa da, ezik bir sütçü değil, resmen atlı bir süt prensiydi. Yaşlı bir prens, ama gene de prens yani. O zamanlar atla gezebilmek için sanırım, “büyüyünce sütçü olacağım” derdim. Sonra geçti.

İnek sütü inek yavruları içindir, insanlara yaramaz, gaz yapar vb vb laflarına hiç kulak asmadım. Bu kadar lezzetli ve doyurucu bir şeyi, hem de bir sürü tatlının hammaddesini alışveriş listemden çıkaracak değilim.

Kutu sütün tadı bence günlük sütten iyiydi uzun zaman. Günlük sütün derdi, kaynatmak zorunda olmak. Kaymağı çıkar, taşar ocağı batırır… saklaması bir dert.. Ama daha besleyici, o kesin. gene de, yağı üzerinde birikmeyen, (malum sütün çoğu su. yağ da sudan ayrışır… eğğ) homojenize ve kutulu market sütünü tercih ederim, ne yalan söyleyeyim.

Sonra çocuklar doğunca cam şişede satılan günlük sek sütten almaya başladık bulduğumuz yerden. Bu da bakkalda filan oluyor en cok. e ben market müşterisiyim. Sütü al, şişesi başına kalsın.. O da ne ekonomik ne de çevreci.. Kutu sütten çok daha az dayanıyor hem de.

Plastik şişede de çıktı bunlardan. Günlük süt ama. Amerikan filmlerindeki gibi kulpuna yapışıp kafama dikmişliğim çoktur. Marketin ortasında bile. Harbi süt delisiyim sanırım. Kemiklerim güçlü, dişlerim sağlamdır. Sütteki kalsiyuma inanıyorum, ama tadına daha çok inanıyorum.

Sonraaa, SEK yarı plastik yarı kompozit ambalajlı “uzun ömürlü günlük süt”ü piyasaya verdi. İşte benim miladım. Oh canıma değsin. Kompozit kutuların plastik kapakları hep dert oldu bizde, bana mı denk geliyor yoksa gerçekten mi entipüften yapıyorlar bilmem, sıklıkla şunu yaşadık:

Vidalı kapaklar bir derece, ama niyeyse insanda bir marka bağımlılığı oluşuyor..

her neyse, Sek bunu da halletmiş.

Ucundan tutup yukarı doğru çekince kendiliğinden çözülüp açılıyor. Vidalı kapağın içinde sütü taze tutan şey bu işte. :) Nefis fikir.

Hemen hemen ilk çıktığından beri Sek günlük süt alışverişte her hafta sepete girdi. şimdi son modeli favorimiz. 200 ml’lik mini ambalaj.

Kızım özellikle bu Mööye hasta. İster kafasına dikiyor, isterse pipet daldırıp hüpletiyor. O saçma kakao aromalı sütlere elveda. yaşasın sade,soğuk, günlük süt.

Üzerine isim yazılma fikri de hoş olmuş. Gerçi yazma süresinden daha kısa sürede lıkırdatılabilen bir şey ama..

Bir Fikri Mühim olarak, Sek Günlük Süt’ü şiddettle öneririm.

3 Yorum

Filed under alışveriş işleri, çocuk, iştahlı işler, saglik, severim paylasirim

Çocuk Mantığı -iii-

5 yaşındaki oğlumu güldürmek için saçma sorular soruyorum..

– aa bak bu murun..

+ hayir anne. o bii burun.

-bak bu bir çiş

+hayir o bii diş..gibi..

– bak bu köpek deliği.

beklenen cevap: komik anne.. O, göbek deliği.

gelen cevap: komik anne.. O, insan deliği.

 

 

*-*-*-*-

2013 – kızım 10 yaşında.. İç Mekan : mutfaktayız.

bir yandan süt kaynıyor ocakta, bir yandan tezgahı siliyorum bir yandan kesir çalışıyoruz:

– anne süt taşıyor.

yetişip kapattım. o kadar acele etmeme şaştı.

– süt pahalı mı anne?

+ o yüzden değil, taşarsa yanar ve pis kokar ve temizlemesi de çok zor olur.

– niye pis kokar?

+ protein yanınca kokar

– fırın sütlaç niye güzel kokuyor

+ onda yanan şey protein değil şeker= karamelize oluyor ve güzel kokuyor.

biraz düşündükten sonra: “aferin sana ne güzel soru bu..”

2 Yorum

Filed under çocuk, severim paylasirim

EMEKLİLİK – E SGK

DİKKAT DİKKAT. ŞU ANDA ÖĞRENDİĞİM BİR BİLGİYİ SİZLERLE PAYLAŞMAK İSTEDİM.
https://esgm.sgk.gov.tr/Esgm/
EMEKLİ OLMAK İÇİN GEREKEN YILIMI TAMAMLAMIŞ BULUNUYORUM.
YAŞ BEKLEYENLER KATEGORİSİNE GİRDİM. İŞİME DEVAM ETTİĞİM İÇİN, YAŞIM DOLANA KADAR DA PRİM ÖDEMEYE DEVAM EDECEĞİM.
NE BİLEYİM, GÜZEL BİR DUYGU İÇERSİNDEYİM. O GÜNLERİ DE GÖRÜRÜM İNŞALLAH
:)))

ps: emekli maaşı ne kadar ki???

 

 

Yorum bırakın

Filed under ben yazdım, severim paylasirim

Fikrim geldi, feyste paylaştım -i-

İşhanlarindaki gibi, apartmanlarda da cay ocagi olsun. 7/24 diyafona basip “onuc numaraya iki cay, bi orta kahve,bi de gazoz.” Diye siparis verelim. hopp gelsin.

Yorum bırakın

Filed under ben yazdım, icatlar, severim paylasirim

Zarf icat oldu, hijyen bozuldu.

Kahve severim. Daha güzel yazayım, kahveseverim.

Eşimin telefonunda bir ara “Kafeinman” olarak kayıtlıydım, o derece. Hiç bir ikramı geri çevirmem. Neskafe bile içerim. O kadar yani. Favorim Türk Kahvesi’dir. Yalan yanlış poşette satılan hazır Türk Kahvesi bozuntularına da karşıyım. Böyle rezillik olmaz. İnstant Türk Kahvesi mi olur, Türk Kahvesi’nin adabı zaten uzun sürede hazırlanması..

Bkz: ve Destekleyiniz: Türk Kahveme Dokunma!

İkinci sevgilim espressodur. Onun da yeri ayrı ama Türk Kahvesi en güzeli.

“Tiryakinin keyfini ne tazeler? Taze elden, taze pişmiş, taze kahve tazeler….” derdi rahmetli dedem.

Araba kullanmayı öğretirken : “kızım frene ağıııır ağır basacaksın, tiryakinin kahvesi dökülmeyecek” derdi rahmetli babam.

Oğlumun sünnet pastasını Türk Kahveli yaptırttıydım, dahası var mı?

Sülalecek kahveperver miyiz neyiz??

Evet.

*-*-*-*-

Kahve, cezvede pişer. Cezve metal olmuş, elektrikli olmuş farketmez. Bir tek, telve nam, arcelik makine kahvesi gibi makinelerde yapilanı iğrençtir. Su haznesini görmediğim, temiz olup olmadığını bilmediğim şeyden nasıl kahve içeyim? Kimbilir ne zaman değişti suyu, ne zaman temizlendi?? Bakteri mi üredi, su yosun mu tuttu bilmiyorum. Ben o kahveyi içmiyorum..

*-*-*-*-

Gelelim zarfa. Zarf, kulpsuz kahve fincanını taşımak için icat edilmiş gayet meşhur bir Türk geleneğidir.

 

Bu resimdeki, çeyizimden, halis Trabzon telkarî bir zarf ve ters duran tabağı.

Bu alttaki resimdeki de, şu aralar kahve veren her yerde niyeyse moda olan, bakır kahve seti.

sette yer alan herşey bakır. (kalaylanmamış bakır insanı zehirler, biliyor musunuz? bu ve benzeri cezveler hep kalaysız….)

hatta bu resimdeki kahvem, sade olup, kumda pişmiş bir kahvedir. Nefisti. İkram da, gözlere bir ziyafet.. Hatta bazı mekanlarda, kahvenin de bir kulplu kapağı oluyor… negzel..

Neyse, benim derdim başka.. Bu zarflar bir defa, pis pis bakır kokuyor, agzima değdirmesem de, burnuma değiyor, neticede kahvenin tadını hiç ediyor.

İkincisi, bunun yıkanması mümkün değil. Adabı, zarf ile içmektir kahveyi ama herkesin ağzını değdirdiği yerden nasıl içilir bu??? pipet verseler???

Fincanı çıkarıyorum zarftan, çay bardağında rakı içer gibi, iki parmağımla tutup dikiyorum. Çok fena..

Bi mesajım daha var, o yanında gelen, lokumluk… içi kalaysız, içindekiler temiz mi pis mi, kaç masaya geldi gitti daha evvel belli değil.

Kahvemin yapıldığı mekana, mutfağa gidip denetleyesim var, lakin kahveme tükürmesinler diye katlanıyoruz işte..

 

Vallahi tiksinmediysem de, mutsuzum.. Çok güzel, çok otantik. lakin bu setler no-hijyenik.

Kapatırken, eksik kalmasın: Pazardan yoğurt alınırken, denenirmiş o zamanlar.. Rahmetli büyükbabam, kaşığını cebinde taşırmış. “Yoğurtçu herkese aynı kaşıkla tattırıyor, ben huylanırım” diyerek. Rahmetli ettikleyin, fincanımı, cezvemi yanımda mı taşısam???

 

Dip not: zarfla gelen kahvenin falı da olmaz, yazık….

8 Yorum

Filed under iştahlı işler, kültür, saglik, severim paylasirim

O soru nihayet geldi.. (bölüm 1/3) Giriş…

Tabii ki beklemedigim bir anda. Ama hazirlikliydim. Uzun zamandır bugün için cevap stoklamıştım..

Bu yazının ilerleyen bölümlerinde, konuya gireceğim. Konu oraya gelmeden paylaşmam gereken şeyler var..

Burada çok önemli bir konudan bahsetmem gerekiyor.. Bloguma sadece eriskinlerin girmediğini biliyorum, o yüzden hem çocuk hem erişkinler için ve özenle yazmaya çalıştım.

Çocuk büyütürken ebeveyn için en önemli ana fikir şudur: “Gereksiz yere bilgi verme+ soru sorulmadan cevaplama“.

Çocuğunuzun tam olarak ne demek istediğini anlamadıysanız, aşırı ve saçma bir bilgi yığdırmış oluyorsunuz. Belki de tümüyle başka bir şey kastetmiş olabilir. Durduk yere gereksiz bilgi vermeyin. Kafası karışmasın.

Soru sorulmadan cevaplamayın, ayrıca, soru sorulunca SADECE sorunun cevabını verin, “bir de şu var” diye devam etmeyin.

Sorunun cevabını bilmiyorsanız “bilmiyorum ama bunu internetten/kitaptan araştırıp/babana-doktora sorar öğrenir sana da söylerim” deyin. Öğrenin ve bilginizi paylaşın.. Unutur sanmayın.

HİÇBİR soruyu yok saymayın. “sus bakayım çocuklar böyle şeyleri bilmez” demeyin. Cevaplamak sizi çok mahçup edecekse, kısa bir süre erteleyin. “bir gün anlatırım/büyüyünce öğrenirsin” demeyin.

“Bu özel bir konu. Şu anda bunu konuşmak için uygun bir zaman değil, yarın akşam seninle başbaşa oturur konuşuruz” deyin.

En önemlisi, eğer 8 yaşına gelmiş ve cinsellik hakkında size soru sormuyorsa, merak etmediğinden değil, başka bir kaynaktan bilgi edindiğindendir. Derhal durumu inceleyin….

Çocuğunuz 3-4 yaşındayken ona özel bölgelerini gösterin. Donunun içindeki her yer, özel bölgedir. Sadece anneye, babaya ve gerekirse doktora gösterilir. Onun dışındaki hiç kimseye özel bölgeler gösterilmez, kimseninkine bakılmaz. Ellenmez, elletilmez.

Neden? Pis midir? Hayır. Sadece özeldir. Nasıl diş fırçanı ben kullanmıyorsam, benim terliğimi baban giymiyorsa, özel bölgemiz de özeldir.

Özel bir sorusu olduğunda hemen anneye gelmesi gerektiğini de öğretin. Cinsellik ayıp değildir. Utanılacak bir şey değildir. Normal bir vücut fonksiyonudur. Her konuda her yaşa uygun bir cevap vardır. Ne olursa olsun, sizden öğrenmesi en sağlıklı olanıdır.

Devam edecek…..

7 Yorum

Filed under çocuk, insan olmak, saglik

tembel pastası…. olmaz bu kadar

Bi tane hazır Uno Pastaban.. Paketi aç.. alt dilimi tabağa ko.

üzerine bir çay fincanı ılık Sek Salep.. ara kremasııı

üst dilimi sütle nemlendir, kapa.

tepesine yarım paket hazır puding. mumkunse kakaolu…

bittiii. üst krema soğuyunca üzerine hindistancevizi ekersen, lüks bile olur..

hic kimse de ara kremasının ne olduğunu, nasıl bu kadar lezzetli olduğunu anlayamadı …

 

aştım kendimi…

:))))

Yorum bırakın

Filed under ev işi, iştahlı işler, severim paylasirim

Nivea Clean Deeper! Daily Deep Cleansing Scrub aldım. iyi!

Carrefour /(sevmem aslinda) sevgililer gunu icin kozmetik reyonunun bir bolumune yuzde elli indirim yapmış. mesela el kreminde geçerli, şampuanda geçersiz…

firsattan istifade, bir yüz temizleyici aldım. Nivea (bunu da sevmem) “daha da derin temizleyici” aldım. yarı fiyatına olunca, dayanamadım. Daha Loreal’inkini bitirememiştim ama.. Neyse bu da iyidir. Siyah noktam olacağına (bu yaşta hala cildim kendini ergen sanıyor ya.. acaip) fazladan bir ürünüm olsun..

>Gerizekalılar, arka etiketteki kullanma klavuzu kısmının tam üzerine koymuşlar alarmı, sinir oldum. Her neyse. Ürün başarılı. Biraz alıp, ıslak yüze masaj yaparak uygulanıyor. Durula, kurula, pırılda.

Hakikaten, ilk kullanımda beğendim. :))

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, bakımlı hatun, kozmetik, severim paylasirim

Dominos, naaptin sen ?

Uzuuuun yıllardır Dominos’tan pizza alirim. tee havaalanindaki ilk subesini hatirliyorum. o kadar diyeyim..

bugune kadar iyiydik, gecinip gidiyorduk.

sık siparis ettiğimiz pizza cesitlerinden biri Turkish pizzadir. İcinde peynir, domates,yesil biber, sucuk, pastırma ve zeytin var. sucuk ve yesil biber yenmiyor bizde, o yuzden onlari cikarttirir yerine pastirma isterdik.

o uygulama kalkmis, siparisimden cikanin yerine yeni malzeme isteyemezmisim. fazladan odeme yapmaliymisim. gelsin little ceasars.. mini sezar abimiz bize bi litre de ayran saldı.

anlayamadığım şey: malzemenin birim fiyatı belli. ben size “sunu cikar bunu koy” dedigimde, kurtaracak kadar koymalisiniz. domatesi cikar, salam koy demiyorum, elbette fiyat farki olur, domates nereee, salam nere.. ama sucuk ile pastirma arasinda cok mu fark olur yani?

bir sucuk cikar, yarim pastirma koy, ama alismis musterini geri cevirme. pazarlamadan sıfır aldın dominos..

 

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, iştahlı işler, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Bu bir marshmallow.

image

Bu da lacivert oje.

Buldumcuk oldum. Çok fena…

1 Yorum

Filed under kozmetik, severim paylasirim