Ok tuşlarım sapıttı :(

Klavyedeki ok tuşları/yön tuşları garipleşti. Sağa basıyorum sayfanın en sağına atıyor, aşağı basıyorum en aşağıya kaydırıyor. Kontrolü kaybettiğim gibi, sinirim de bozuldu, excel’de üzerinde oynadığım her bir kutu önemli, bir daha geri geri gelip bulmam zaman alıyor, düzeltmeye en baştan başlıyorum sonra gaflete düşüp bir alta inmek için oka basıyorum, boink.. sayfanın en dibi neresi öğreniyorum.

20140620_091807

Bir tür scroll lock sanki ama modern klavyede scroll lock mu var? Fonksiyon tuşu aktif ama niye?

Meğerseee

20140620_091800

Bir tıkla sorun çözüldü :))

Yorum bırakın

Filed under bilgisayar

Köy Hizmetleri ;)

Nereeden nereye, dünya ne kadar da küçük dedirtecek tesadüflerle arkadaş olduğum Tipi Özdemir bir oryantiring öğretmeni~antrenörü, başarılı bir iş kadını, dogasever, anne,… bir koltukta üzüm salkımı gibi karpuzlar..
Son olarak bir girişimi var. Kayinpederinin Uludağ’ın eteklerindeki köyünden bana ve arkadaşlarına temiz gıda taşıyor. 
Köyümüzden Size adli bu girişim, benim için çok kârlı diyebilirim.  Aldığım tereyağının rengi, kokusu, tadi nasil guzel anlatamam. Marketteki markalar bu güzellik yumaklarinin tırnağı olamaz.

Bu bez torbadaki cevizler mesela, mevsimi olmamasina ragmen (eylulde toplanir ceviz, etli dış kabugu soyulur, bildiğimiz kabuğu kırılır, ic cevizin ince kabugu da soyulir ve yaş ic cevizin nefasetine doyulur. Taze yenmeyecekse kabugu ile serilir kurutulur biraz. Sonra kirilir piyasadaki ic ceviz elde edilir)
Gayet lezzetli.
image

image

Koruyucusuz katkısız köy ürünlerini tercih edin. O köy aracısız para kazansın, malını değerine satıp hevese gelsin, daha bol daha temiz üretmenin derdine düşsün.
Evinize de sizi yüz yaşınıza ulaştıracak temiz gıda girsin.
Yakinda köye misafirlige gidecegim. ;) Cocuklar normal hayat nedir görsün. ..

8 Yorum

Filed under aile, alışveriş işleri, güvenli hayat, iştahlı işler, severim paylasirim

Bir babalar günü yazısı – Konuk yazar Şebnem Çavuşoğlu

Şebnem benim on yıllık internet arkadaşım. Yüz yüze gelmedik hiç ancak kalp kalbe çok geldik. İzniyle bu yazısını paylaşıyorum.

 

Adamın biri Hazreti Peygamber’e gitmiş, nasihat istemiş.

“-Baban vefat etti mi” diye sormuş Hazreti Peygamber:…

“-Etti, ya Resulullah” demiş adam…

Hazreti Peygamber, “Öyleyse sana nasihat olarak babanın vefatı yeter” cevabını vermiş.

Annem hayatımızda bizi koruyan, kollayan, kayıran, kıyamayan, gerçekleri değiştirip bizim hoşlanacağımız hale getiren kişi olarak var oldu. Hala öyle. Başımızdan eksik etmesin. Hayallerimizi paylaştığımızda biz üzülmeyelim diye “OLUR OLUR hepsi OLUR”cu Annem, hayallerimzie bizden çok inanan, isteklerimize hayır demeyen, realitesinin olup olmadığını sorgulamayan, olması için sonuna kadar destekleyen kişi oldu. Babam hayatımızda düzeni, istikrarı sağlayan, güvenen, üzülüp üzülmeyeceğimize aldırmadan, gerçekleri söyleyen ama son kararı bize bırakan kişi oldu. Hayallerimizi, isteklerimizi ölümüne destkledi ama olup olmayacağına inanıp inanmadığını da söyledi. “OLMAZ AMA SEN BİLİRSİN”cindi O. Biz üzülsek de, kırılsak da doğru bildiğini saklamadı.

İşte babamız gidince öte tarafa, bizim ayaklarımız o zaman yere bastı:( Meğer gerçeklerin yüzümüze vurulması,Muhalefet bir gücün olması ne kadar da vazgeçilmezmiş.

İşte bu yüzden ÇOCUKLAR BABALARI ÖLÜNCE BÜYÜYOR. Sana kıyamadığı için her dediğine onay veren ,tüm isteklerini gerçekleştirmek isteyen “HAYIR” diyemeyen “HER ŞEY OLUR ÜZÜLMEYİN” diyen bir anne. Sana kıyamayan, ilerde üzlmemen için önceden sana olabilecekleri söyleyen gerektiğinde”HAYIR” diyen “İSTERSEN YAP AMA OLMAZSA ÜZÜLME” diyen baba.

İşte bu yüzden BABAMIZ ÖLÜNCE HAYALLERİMİZDEN DAHA ÇOK UZAKLAŞIP YÜZÜMÜZÜ GERÇEKLİĞE DÖNDÜK VE BÜYÜDÜK!

Şebnem Çavuşoğlu

Yorum bırakın

Filed under aile, çocuk, konuk yazar, severim paylasirim

Babalar günümüz kutlu olsun

Anneler günü güzel birşey, babalar günü de. sabah beri bir sürü kişi babasının veya rahmetli babasının resimlerini paylaştı,anılarını yayınladı, kendi çocuklarıyla resimlerini yayınlayan baba olmuş arkadaşlarım gerine gerine yayınladı resimlerini. ne güzel. baba olmak, babasını sevmek güzel bir şey.
“Soma”da babasız kalanlara Allah acısın, çok zor tabii, kaderleri kötüymüş. ancak senin babana olan sevgini göstermek, gösterdiğin sevgiyi arzu edersen yayınlamak “oooh yaa baaak benim babam var, senin yok oh canıma değsin” demek değil.
Sevgiyi ertelememek lazım, bugün varız yarın yokuz, elimizdekinin kıymetini bilmek, eni konu sevmek lazım. sevdiğini göstermek lazım. “ey somalıların babası yok üzülürler, vay bilmemnerdekilerin anası yok ağlarlar, falancaların kaç yıldır çocuğu olmuyor çocuğunu öperken resim koyma küserler, yok bilmemkimlerin oğlu sakat, şimdi sen sağlıklı oğlunla resim koyarsan alınır, ay feşmekanların arası bozukmuş, karı koca başbaşa resim koyma darılır” diye senin sahip olduğun mutlulukları sevgileri vermekten geri çekilmenin manasını görmüyorum.
Bakın, yediğin yemeği, bindiğin arabayı,gezdiğin lüks bir yeri, taktığın pırlantayı sergilemek, “alan var alamayan var, günahtır” kısmına girer, paylaşmamak lazım ayıptır.
Ama hiçkimse duygularını ortaya koymaktan men edilmemelidir.

 

Yorum bırakın

Filed under aile, facebook, internet

Adi Tefal. Pis Tefal.

Her pazar krep(gözleme/pancake/akitma artik siz ne derseniz) yaparim. Afiyetle yeriz.
Bu pazar normalde kullandığım spatulama erisemedim, Tefalden alinan ama kullanmayi sevmedigim spatulayi kullandim.
Krepleri alt-üst etmek için tavaya surdugum spatula saniyede ERİDİ ve YAPIŞTI!
Zaten sevmem, güzelim tavama ve kahvalti keyfime turp siktigi icin küllüm nefret ediyorum artık Tefal’den.
O iz çıkmasın da gör gününü.

image

image

image

image

Aslanim silikon spatula

Yorum bırakın

Filed under iştahlı işler, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Aldığım en güzel iltifatlardan biri

muhabbet3

-Ejderhanı nasıl eğitirsin- filmini konuşuyorduk, laf lafı açtı, kızıma “Beni kardanadam gibi görüyorsundur” deyip havada kardanadam çizdim
\( )/
(….)

evet dedi
hem sıcağı sevmiyorsun, hem biraz tombişsin hem de yüzün hep gülüyor.

O tatlı dilini yerim senin!

2 Yorum

15 Haziran 2014 · 00:31

Bu kız bize çekmemiş baba ;)

Kızım daha minicikken, mini m&m’leri ısırarak ikiye bölüp yiyordu. Rahmetli babam bunu görünce güldü “bu bizden değil” dedi. Biz genelde avuçla yeriz oncacık şeyleri. (*)

Babam da ben de efsanevi tertip düzen insanlarıyızdır, çoraplarım alfabetik sıradadır çekmecede diyeyim de siz anlayın.

Kitaplarımız, kitaplıklarımız hele.. Cıncık gibidir.

Kızın kitaplığını dört beş ayda bir düzenliyorum, sonra anında karmaşa hüküm sürmeye başlıyor. Yaz başı diye yazlıkları çıkardım, kitapları düzenledim, ayıkladım, yaş seviyesine göre çıkarılacakları verilecekleri seçtim. Yarından itibaren de peyderpey oyuncaklara girişeceğim. Oynanmayacaklar dağıtılacak, verilecek, satılacak..Ne çok saçmasapanlıklar birikiyor evde, ne çok şişmanlıyor evimiz…

 

kitaplar

Bakalım bu seferki düzenleme ne kadar dayanacak?

 

İlk seferde çıkan oyuncakları da Freecycle’la verdim. Oh!

Birikinti oyuncaklar

Birikinti oyuncaklar

oyuncaks

 

 

(*) Rahmetli babamın da dedemin de pek sevdikleri fıkradır, babalar günü vesilesi, harika birer baba olan ikisini de tekrar rahmetle anıyorum.

Bektaşi bir bağda, ceviz ağacının altında, yanını vermiş yatıyor, bir yandan da üzüm yiyormuş. Ama ne yemek. Salkımı ağzına sokuyor, hoooop çekip bir tek sapını çıkarıyormuş..

Bağ bekçisi “erenler” demiş, “tane tane yesene”

“o dediğin elma-armut” demiş bektaşi.

“aman efendim olur mu, onlar dilim dilim yenir”

“o dediğin kavun-karpuz”

 

:))

 

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, çocuk, ev işi, freecycle, kitaplar, severim paylasirim, tertip

Androidden Bilgisayara aktarmak

Kies niyese şu an bu yazıyı yazdığım bilgisayarda çalışmıyor. Ne telefon bilgisayarı görüyor ne bilgisayarın jawa’sı işe yarıyor.. (certification has been revoked) dedi utanmadan. Normalde başka bi dolu bilgisayarda en ilkel haliyle usb kabloyu dıktım mıydı hop “ben bu harici disk midir nedir bu taktığın işte onu ne edeyim, dosyaları mı görüntülemek istersin” yazan bir kutu çıkar, bir tarayıcı açar ve istediğim şeyi istediğim yere transfer ederdim. Kies de iyi çalıştığı zaman onar onar indirirdi resimlerimi.

bir sürü itiş kakış ve sinir bozukluğundan sonra…

Google Play‘den Smarter Droid diye bir şey yükledim.

Wifi üzerinden şakır şakır ne varsa küllüm indirdim bilgisayara..

buyrun örnek:

 

anketception

anketception

 

2 Yorum

Filed under internet, severim paylasirim

İlaçta neden reklam yok? İşte bu yüzden…

Genelde buna verilen cevap, reklama harcanan paranın ilaç fiyatına yansıyarak fiyatını yükselteceği olsa da, derinlerde bir sebep daha var. Reklamcıların ve kapitalizmin sınır tanımaz  paragözlüğü..

 

 

meflor

 

 

Şu önünüzde gördüğünüz, ishal için kullanılan bir ürüne hazırlanmış görsel. Bununla pazarlama yapan depo var.

İshal ilacının akıl ve duygusal sağlığınızı koruma etkisini bilmiyordunuz di mi sizi gidi cahiller?

Yaa, işte.

Huysuz Virjin gördüğü şişkolara (haşa huzurdan) der ki : “ağzını tutamayan hiç bir yerini tutamaz!” Meğer barsaklarını bozan da aklını oynatıp duygusal sorunlara boğuluyormuş..

Bu sadece bir örnek. Adamların birşeyleri satmak için yapmayacakları reklam, atmayacakları slogan yok. Reklam serbest olsa seyreyleyin gümbürtüyü.. Bizim üç kuruşluk beyni ile okuryazarlığı şüpheli insanlarımıza marketleri yağmalatır bunlar. Lafa bak ya.. Hem cırcırını durduracak hem de duygusal sağlığını koruduğu gibi, k.çından akıp gitmekte olan aklını da başına getirecek zahir..

 

 

6 Yorum

Filed under alışveriş işleri, saçmasapanlıklar

Karış karış karıştırdım bugün.

Uzun zamandır gerek tembellik gerekse kıyamamaktan yapmadığım bir şeye başladım, arka odada birikmiş kolileri boşaltıyorum. Neler attım neler, koskoca koliden geriye bir kutu malzeme kaldı, geri kalan herşeyi yırttım, yaktım. Saçççma sapan kartvizitler biriktirmişim.. Hayret miktarda ıvır zıvır. Ki ben de freecycle bir insanım, hiç tutmam evde ya satarım, ya atarım ya veririm. Bunları ne tür bir duygusallıkla tutmuşum bilmem..

öncesi..bir koli birikinti

öncesi..bir koli birikinti

sonrası.. bu kadaaaar

sonrası.. bu kadaaaar

O arada sevgili(!) okulumun yıllığını buldum. Yıllıkta okuldaki en samimi arkadaşlarıma göz attım, derken aklıma düştü, “ya benim en iyi kankam Rayan’dı. Ne oldu kıza bir aranayım” dedim.

200 kişilik sınıfta türlü çeşitli öğrenci oluyor tabii, bunlardan bazıları da değişim öğrencisi, ve Rayan da benim sınıfımın Tanzanyalı değişim öğrencisiydi. 4 senede bitirdi okulu, gitti memleketine. Ben 6’ya uzattım onu da ite kaka geçtim açıkçası. Kendisi bildiğin zenci, dünya tatlısı bir kız. Ben sarışın, mavi gözlü bir başka tatlı, ikimiz Benetton reklamı gibiydik. Yanyana..

Süper not tutardı. Üstelik arapça yazardı, notlarını aldığım için deli olurdum. Arap alfabesiyle yazılmış kimya notlarını hayal ediniz… Sayesinde arapça okumam ilerlemişti. Kullandıkları dilin adı Swahili. Bana biraz da Swahili öğretmişti. Kanlı canlı olmasa da güzel Türkçe öğrenmişti.. Aramızda sürekli İngilizce konuşurduk. Okul günlerimin en güzel tarafıydı Rayan..

Zaman zaman aradım nette kendisini. Kısmet bugüneymiş. Teknoloji yeterince ilerlemiş, dünya mandalina kadar küçülmüş.. Rayan’ı bu sefer başarıyla buldum. Hatta görüntülü görüşme yaptık, çok güzel bir sürpriz oldu ikimize de.

Koliden Rayan çıktı yani..

Yıllığı da yaktım. Berbat bir anıydı, kurtuldum.

O kadar ayıklama, yakma bilmemne sonucunda öğleden sonra oldu tabii, pis ve is kokar şekilde kızı okuldan almaya gittim saç baş o biçim.. :) İyi ki cam filmi diye bir şey var..

 

2 Yorum

Filed under ben yazdım, freecycle, insan olmak