Diyar-ı Masal ‘Aurora’

Dünyada görmeyi en istediğim şey. Ben bu kadar güzel anlatamazdım ama çok iyi anladım..Beni de götürür müsün Sessiz Hikaye?

Yorum bırakın

Filed under Diğer

Hayat Su bir icat daha yapmış: Katkat şişe

Ben bu icatları pek seviyorum. Daha önceki icatlarından birini daha yazmıştım, şimdikini de şimdi yazacağım. Aklıma özellikle üst üste istiflenebilmesi yattı. Hemen 4 tane aldım.

hayatsu

Dolaba şahane bir şekilde sığıyor, 3 litre soğuk su anında emrinde. Bu güzel.

İki taneden fazla üst üste istifleyemiyorsun, devriliyor, ona da razıyız diyelim.

Ufak tefek değilimdir, ancak basket topunu kavrayabilecek kadar büyük değil ellerim. Bu şişeyi de tutacaklarından zor kavrıyorum. Kim nasıl tutar kaldırır bunu bilmiyorum. Bu inovatif ancak biçimsiz fikre 60 puan verir kaçarım.

Bir daha da almam.

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, icatlar, iştahlı işler, severim paylasirim

Kurabiye ile picsart.

a)Yediğini içtiğini paylaşmanın ayıp olduğunu düşünüyorum. Bu ekstrem bir durum. Cafe Fernando‘nun kitabını aldım. iki kere. Kendimi Julie&Julia/Ratatouille arasi bir yerde hissediyorum.
Elde var bir. İlk tarif: fındık varyasyonu ile tam not aldı.
b) Picsart akilli telefonlar icin harika bir foto editörü. yeni denemeye basladim, cercevede bosluk kaldi 2048 rekorumu ölümsüzlestirmeye karar verdim.

kurabis
yasasin hersey!

5 Yorum

Filed under iştahlı işler, kültür, kitaplar, severim paylasirim

Vrrn. Biip biiiip.

Dünyanın en pahalı benzinine para vermekten bıktım. Sade benzine değil; park etmeye, yıkatmaya, yılda iki defa vergi ödemeye incigina cincigina para vermek de tak etti canıma.
Elektrikli bisiklet/scooter aldım.  Çok pratik. Çok rahat.  Yakın yerlere arabasız gidiyorum.
100 km yaptim bile. Üniversite yillarima kadar çok iyi bisiklete binerdim. Sonra kilo aldik filan… yani tecrübe var. Ilk aldigim yerin sahibi 15 dakikalik kurs verdi. 3 saat kadar da trafige kapali alanda kendim calistim. Sonra sağdan sağdan saatte 10 km hızla, yürüme hızında yani, gitmeye başladım. Ne kadar motorcu sitesi varsa favorilere aldım her gün okuyorum, öğreniyorum. Gerek yok ama motor ehliyeti almak için de başvurdum.
Her 50 km’de şarjı doldurmak gerekli.  Aşağı yukarı 10 saatte şarj doluyor. Bana söylendiğine gore 1,5 liralik elektrik yetiyor.  ;)
100 km’de 3 lira yakmış durumdayim. :D
Görenler biraz hayret etse de ben seviyorum ve binmeyi kolay kullanmayi keyifli buluyorum. Çevreye saygisi olan herkes kullanmali bence.
Henüz trafikte sıkıştırma filan yaşamadım. Genelde yol veriyor sürücüler.  Diğer motorcular kesinlikle çok yardımcı oluyorlar. ;))
Bir tane alırsanız, ilkin kask sonra eldiven ve sonra da montunu almaniz lazim.
Güvenlik çok önemlidir.

image

Elektrikli Bisiklet

4 Yorum

Filed under araba, e-scooter, severim paylasirim

SAVARONA (Konuk yazar)

10 Temmuz, İstanbul yakınlarında
GÜNAYDIIIIIIIIIIIIIIIINNN…
2 gündür SAVARONA’nın Reza tarafından kiralandığı haberlerini okuyarak içim acısa da, geleceğe ümitle bakmak istiyorum ve sizlerle birşeyleri paylaşmak istiyorum..
Yıl 2010… Yönetim kurulunda çalıştığım ATATÜRK’ün kızlarının eğitim aldığı, Cumhuriyet’ in ilk kız lisesinin ( İstanbul Kız Lisesi) 99. yıl etkinliklerini planlıyoruz.. Tarih belli. 10.10.2010 ama yer araştırıyoruz..Eşimden bir öneri geliyor. “Savarona’ da yapsanıza..”.. Çok ütopik gibi gelse de şahane bir fikir… “Atatürk’ün kızları, Atatürk’ün yatında..” O kadar anlamlı ki kendimizi orda hayal edebilmek bile tüyler ürpertici !
İşletmecisi Kahraman Sadıkoğlu’nun Atatürk’çü düşünce yapısını da bildiğimiz için kolları sıvıyorum. Mezunlarımızdan bir arkadaşımızın yardımıyla da Kahraman Sadıkoğlu’na ulaşıyoruz.. Kahraman Bey işletme müdürünün mail ve telefonlarını veriyor konuyla ilgili detay bilgi için.. Yazışmalar, konuşmalar derkennnn bir gün telefon geliyor…
O sırada babacığım hasta olduğu için, annemlerde kalıyorum, annemlerin evinde yağlı boya yapıyorum, ellerimde eldivenler.. Eldivenleri fırlatıp atıyorum telefondaki ismi görünce…
Kahraman Bey, 10.10.2010 da Savarona’ da etkinlik yapmamızı onaylamış ama kurallara uymamız gereğiyle.. Neyse kurallar yazılı gönderilecek göreceğiz ama; ücreti sormaya dilim varmıyor….Bizim bütçemiz belli…tüm cesaretimi toplayarak bütçeyi soruyorum… ÜCRET TALEP EDİLMİYOR… Coşkum anlatılır gibi değil… Önce eşimi, sonra dernek başkanını arıyorum bu müjdeli haberi vermek için… Neyse daha sonra görüşmeler başlıyor. Savarona’nın kuralları geliyor.. Bir çivi bile asmamız yasak.. Tabii ki normali de bu , tarihi dokuya saygılı olmamız gerek.. artık günler heyecanla geçiyor. Yönetim kurulu üyeleri , 30 lu yılların başındaki kıyafetleri diktirtme kararı alıyor. Belgesel hazırlatıyoruz, davetiyeler basılıyor ….
Derken o kapkara 28 Eylül 2010 günü geliyor… Nebil Özgentürk’le belgesel görüşmesine gitmek üzere evden çıkmadan önce, anacığımı arıyorum, 2 gün önce yanlarındayken durumu çok iyi olmayan babacığımı sormak için….Malesef kötü haberi alıyorum.. Annem çok hissettirmese de babacığım ın son anları olduğunu hissediyorum, başkanımıza görüşmeye gidemeyeceğimi söyleyip ablam ve yeğenimi alıp babacığıma gidiyorum ama; maalesef yetişemiyorum…
Maalesef babamı kaybediyoruz o gün…
Akşam üzeri dernek başkanı arıyor, Savarona’ da ki felaket haberi, fuhuş skandalını söylüyor. Malum evimizde tv açık değil, olaydan haberimiz yok dolayısıyla.. İki felaket aynı güne denk geliyor benim için…Hiçbir zaman doğruluğuna inanmadığım, detaylarını işletme müdürüyle sonrasında da görüştüğümüz sözde fuhuş skandalı… Dernek başkanımız ani kararıyla kokteyli Pera Palas’ a aldıırtıyor.
Ben olsam; ASLA , SAVARONA’ dan VAZGEÇMEZ, KAHRAMAN SADIKOĞLU’NA ÖZELLİKLE DESTEK OLURDUM… ama; yaşadığım acı nedeniyle zaten bunu düşünecek ve savunacak durumda da olmadığım için durumu kabulleniyorum…Atatürk’ün kızları olarak, o yata gitmek, sürülen o lekeyi de temizlemek çok güzel olurdu şu anda aynı şeyler yaşansaydı ve de benım koşullarım farklı olsaydı, SAVARONA’ da 99. Yıl kokteylini mutlaka yapardım!
Son günlerdeki SAVARONA ile ilgili gazete haberlerini okuyunca, ATA’mızın kemiklerinin benim de yüreğimin sızladığını hissediyorum…. Umarım bir gün herşey düzelir… Umudumuzu asla yitirmemiz dileğiyle.. AYDINLIK GÜNLER olsun hepimiz için…Hayallerinizin peşinde koşun.. Hiçbirşey imkansız değildir…
Gülşen Garipler

Yorum bırakın

Filed under insan olmak, kültür, konuk yazar, severim paylasirim

Cennet dedin de..

Bu gece, yatmadan önce kuşuna iyi geceler dilemek isteyen kızım sapsarı muhabbet kuşu Güneş’i kafesin dibine uzanmış olarak buldu. Artık bir cennet kuşu o. Bu vesile ile, uzun bir süredir taslak olarak bekleyen bu yazıyı bitirmek istedim.

*-*-*-*-

Bizim evde bu muhabbetler ara ara geçer. Ne dedesi ne büyükbabası hayatta olmayan çocuklarım, zaman zaman ölümü ve cenneti sorgularlar.
Her seferinde net olarak izah ederim: Nasıl ki çizgi filmlerin, okuldaki derslerin bir başlangıcı ve bir bitişi varsa, hayatın da bir başı ve bir sonu var.
Bazı insanlarınki uzun, bazılarınınki kısa. Süresi dolan her şey biter. Güneş’in de süresi bu kadarmış.
Seni hayatta tutan şey, içindeki can. Canın seni sen yapan şey. Geçen sene giydiğin ve eskittiğin ayakkabı gibi, içinde ayağın yokken yürüyemez, bir şey yapamaz. İşi bitince ayağından çıkarırsın ve eski yırtık pırtık ayakkabıyı da atarsın. Ayakkabı nerede olursa olsun, önemli olan ayağındır.
İçinden can çıkınca, geri kalan vücudu götürüp gömüyoruz. Cansız olan şeyler artık hiç bir işe yaramıyorlar.
Canlar ise yok olmuyorlar. Öbür dünyada bekleyip, yaptıkları iyiliklere göre cennette yer alıyorlar ve çok mutlu oluyorlar. Cennette herşey var ve herkesin her istediği oluyor.

Ölenlerimizi hatırladığımızda zaman zaman üzülsek de, belki biraz ağlasak da;  bizi mutlu eden anlarla anıyoruz, onlara dua ediyoruz. Özellikle Fatiha suresi okuyoruz. O surede de (aşağı yukarı) diyoruz ki:

Her şeyin, bütün evrenin sahibi olan Allah’a hamdolsun. Ona minnet ve şükrediyoruz. Allah merhametlidir, bağışlar. En sonunda herkesin ulaşacağı Din Gününün sahibidir. Bir tek ona kulluk ederiz, bir tek ondan yardım isteriz. Allahım bizi doğru ve güzel yola ilet, sonunda ödülümüze varalım. Bizi kötülerin ve cezalandırılacakların yoluna iletme.

 

 

 

13 Yorum

Filed under aile, çocuk, severim paylasirim

Ay hadi yallah be bademcik aaaaa

Üç beş dakika sonra birinci hafta dolmuş olacak 6,5 yaş delikanlının bademcikleri alınalı.

İllallah ettik. Çarşamba günü odaya çıkardılar, bir saat sürdü odaya gelişi ve tam olarak ayık geldi. Aşağıda uyandırıp bekletip çıkarıyorlarmış. Zaten çocuklara az narkoz verilirmiş. Biraz kafa bulanıktı, iki saat kadar uyudu. Yemeği geldi. Patates püresi, yoğurt, muhallebi. Hepsi de soğuk. Hem ameliyatlı bölgeyi uyuşturup acıyı azaltmak, hem de soğuğun damar daraltıcı etkisini kullanarak iyileştirmeyi hızlandırma amaçlı.

Yoğurttan biraz yedi, bıraktı. Bir süre sonra bir kase de sade dondurma geldi. Onu da iki yaladı, o da kaldı. “Çişe çıkınca salarız sizi” dediler, çişe çıktı, parayı verdik çıktık.

Eve geldik yine hayhuy, o gün birşey yemedi. Zaten nazlı yiyicidir, seçicidir, yutmaz bir saat. Şahbaz oldu herif.

Ertesi gün, biberon, mama ve çocuk sütü denen naneden aldım. Dondurma çeşitlerini dörde çıkardım. Annemin anneannesine rahmet okuyarak karpuz suyu sıktık. Çikolatalı sütten başka bir şey yemedi. Bisküvi süt bile…. Ve konuşmuyor. Sesi çok çok az çıkarıyor.

Cuma günü zaten 22 olan kilo 21’e düşünce hastaneye geri döndük. Doktoru sulu ve soğuk olması kaydiyla yemek yememesi için bir sebep olmadığını söyledi. Serum bağlandı, ağrı kesici vitamin mineral neyse doldurdular adama. Eve çıktık akşama. “Hamburger yiycem” dedi. Yarım hamburgeri geveleye geveleye yuttu. Oh!

Haftasonu geçti, biraz ondan biraz bundan.. Bisküvi süt. Naz niyaz. Baktım kajuları kıtır kıtır yiyor anladım ki boğaz iyi.. Bugün kahvaltı da etti, biber dolması içi de yedi. Lok lok ayran da içti. Geriye bir tek ses kaldı. Niyeyse azot yutmuş gibi tiz ve garip bir sesle konuşuyor :(( Bir de kafasını tam kaldırmıyor, boynunun ağrıdığını söylüyor. Keşke doktor olup kendi işimi kendim göreydim diyorum böyle anlarda. :(((((

Çok şükür bu günü de gördüüük.

 

 

5 Yorum

Filed under çocuk, saglik

Elveda Bademcik

Oğlum, anası kılıklı, 1. sınıfın yarısını evde geçirdi. O kadar sık enfeksiyon kaptı, o kadar çok antibiyotik içti ki, artık o meşhur “45 numara”  bademciklerini aldırmak şart oldu.

image

1 saat süren ve genel anesteziyle yapılan ameliyatın ardından az evvel odaya çıkardılar.  “Dilim acıyor” diye mızıldandı, şimdi uyuyor.
Ben de iştahsızdım, antibiyotiksiz ay geçirmezdim. O kadar çok tetrasiklin verdiler ki dişlerim renklendi. Onu da sonra anlatırım. Dahası, öksürük şurubunun çilek aromasından öyle tiksindim ki çilek yemiyorum yıllardır. Bilinçltıma etti bademcik.
Benim 30 yıl önceki ameliyatım lokal anesteziyle canlı canlı kesilmek suretiyle olmuştu. Muayene koltuğuna oturttu rahmetli İlhan amca, “yum gözünü, sakın açma, yoksa ölürsün” dedi.. Ağzımı açtım, gözümü yumdum… Tek bir defa açtım, 1 salisede (ölüm korkusu ve merak arasındaki savaş) bir karış uzağımdaki adamın alnındaki aynası, gözlükleri ve maskesine kan püskürtmekte olduğumu (bağırdığımın farkında değildim) gördüm; o manzara ölmüş kadar etti zaten. Geri yumup devam ettim.
——————
Bu da diyet listesi.

image

image

Bu da bademcik ameliyatı sonrası nelere dikkat etmeli? Konulu liste.
-devam edecek-

8 Yorum

Filed under çocuk, saglik

Çok özet dilbilgisi/ Dilimi bozmayın

En güzel dil Türkçe’de fiiller zaman eki alır. Zaman ekleri 4 çeşittir.

Geçmiş zaman

Şimdiki zaman

Geniş zaman

Gelecek zaman

 

örnek:

Geniş zaman : Geldi/gelmiş

Şimdiki zaman: Geliyor

Geniş zaman : Gelir

Gelecek zaman: Gelecek

 

KESİNLİKLE, ASLA, ŞİMDİKİ ZAMANLA GELECEK ZAMANIN BİR ARADA HALİ YOKTUR. 

GELİYOR OLACAĞIM/ALIYOR OLACAĞIM YANLIŞTIR. 

HER TÜRLÜ ÇAĞRI MERKEZİNİN KULLANDIĞI PLAZA TÜRKÇESİ BOZMASI BU BİRLEŞME BENİ ÇOK RAHATSIZ EDİYOR.

İngilizce özentisi laflar: I’ll be doing this, I’ll be taking that…. Hadi len.

“Amerikan kaşığıyla İngiliz boku yemek” derdi rahmetli babam. O hesap

dilimizi koruyalım

ya-turkce-konus-yada-sus

 

 

4 Yorum

Filed under kültür, saçmasapanlıklar

Ben bugünlerde bunları gördüm

image Oje çıkarıcı.  Icindeki sungeri burun karistirir gibi… tövbe tövbe image Organik pil. Taze. Tartiyla… image image Di buuk! image AOÇ DONDURMASI

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, icatlar, kültür, kitaplar, severim paylasirim