Bloggercikler

İnternette 1997’den beri varım, bebekliğini bilirim yani. Çevirmeli ağ, modem sesi, mirc, asl, icq, yahoo gruplar, aklınıza ne gelirse hepsini yaşadım.

Ülkenin ilk bloggerlerinden biriyim, samimi söylüyorum internete erişim bu kadar yaygın değilken daha bir bilinçli kesim online idi.

Şimdi her telefon sahibi bir yandan fotoğraf sanatçısı bir yandan da mikro blogger (bilogger) olduğundan benim içim şişiyor.

Kadınların eğitim ve iş hayatına atılmaları lazım. Bu atılganlık olan atılmak değil atmak kökünden at-ılmak. Birileri itip bu kadınları işe filan atsın. Bu kadar boş vakitte ve bu kadar internete erişim kolaylığında “ulan bilgi çağındayız, dünyanın her yerinden her şeyi görüp öğrenme fırsatı açıldı önüme  iki lokma bir şey alayım” değil “oha herkes bana baksın, onu da koyayım bunu da göstereyim, veri kirliliği yaratayım, saçmasapan şeyleri paylaşayım, bana ilgi gösterin hüop” kafasında yaşamaya başladılar.

İnterneti bir aile fotoğrafı albümü olarak kullanmaları bence çok da dert değil. Kendi sayfasıdır, duvarıdır. Sümüklü sıradan çocuğunu; değersiz, çin malı, birbirinden ucuz, her milyoncuda satılan fincanını tabağını sergiler; duvarında bir tek tablo, sehpa üzerinde bir tek kitap dergi olamayan vasat evinin fotoğraflarını yayınlar da yayınlar. Oraya kadar tamam.

O kadarla da kalmayıp gayet mühim olduğunu düşündükleri lüzumsuz fikirlerini saçmaya da çok teşneler. İşte orada büyük bir terslik var. SANA NE? cevabını alınca “ama ben fikrimi söyledim, saygı duyacaksın” diyorlar. FİKRİNİ SORAN KİM?

Sen kimsin? Yetkin, bilgin, diploman nedir? Sıfır bir insan, eline internet geçince alim oluyor başımıza. Ağzının payını alınca da zırlıyor.

Bunların en nefisi, instagramdaki sabun sayfama özelden yazan “biloggerler”. Hamfendi sağdan soldan arakladığı fotoğraflarla kozmitik biloggeri, yaşam goçu, piskolog, kanaat önderi oluyor. Bir şekilde takipçi kazanıp/satın alıp sonra da postu serip çalışmadan geçinmeye başlıyor.

Yüzde kırkı kopyala yapıştır bir mesajla başlıyor iletişime. “Zottirik’le yaza merhaba blogger toplantıma ürün sponsoru olmanızı rica ederim” tarzı bir mesaj. Manası  şu: Bana bedava sabun gönder, gelen beleşçilere ne kadar çok mal sağlayabilirsem o kadar büyük bilogger oluyorum, üstelik bu “etkinliği” yayınladıkça takipçiler bütün bu avanta ürünlere konmama ağızları sulanarak bakacaklar, sen reklam zannedeceksin ama aslında benim havam olacak.Oh ne iyi ne popi”

Salak yerine konmak. Hiç sevmem.

Belli bir kaç firma pr olsun diye bir bütçe ayırmış birşeyler yolluyor. Onlar yolladıkça çingene-bilogger dilenmesi katlanarak artıyor, “bana da yollaaa” diye firmanın kapısını aşındırıyorlar, adamlar bıkıp yollamayınca “takipçilerime bildireceğim sizi kötüleyeceğim, batıracağım sizi” şeklinde ucuz tehditlere gidiyorlar.

Gelen ürünler ne oluyor?

Bu etkinliğe doluşan on tane adı sanı belli olmayan bilogger çanta dolusu malı eve taşıyor, kafasına göre üç beş tanesini ve etkinlikte ne giyip ne makyaj yaptığını yayınlayıp “Sevgili Zottirik beni de çağırmış. Bunu da filan firma sponsordu o verdi bize, zaten çok severim, iyi ki var, oğluma adını koysam yeridir, şahane bir ürün Allahım bundan önce ne boktan şeyler kullanmışım nihayet ben de bu ürünün kullanıcıları arasındayım herkese tavsiye ederim” yazıp bir sonraki etkinlik için sıra beklerken elindeki bu ıvır zıvırı ya atıyor ya da yedek bir hesaptan satışa koyuyor.

Diğer bir yüzde kırk, takipçi sayısına güvenip rastgele bir hashtagı takip ederek herkese “Ürünlerinizi deneyimleyip sizi takipçilerime tanıtmak istiyorum, bana ürün yolla” şeklinde mesajlar atıyor. Bu ürünün ne olduğunu bile bilmiyor, ne takip etmiş ne bir beğeni yapmış. Hızlı hızlı mesaj çekip isabet ettirmeye çalışıyor. Yanılıp bir şey, örneğin şampuan gönderen olursa “ay super, bundan sonra başka şampuan kullanamam” tarzı bir metinle fotoğraf yayınlıyor, işin güzel tarafı en az 5 başka şampuanı da böyle övdüğü resimler biraz aşağılarda.

Deneyimlemek istiyorsa bir zahmet satın almasi gerektiğini, isterse indirim yapabileceğimi ama asla bedava yollamayacağımı söylediğimde “eee ama niyeee, öbür enayiler yolladı ama” şokuna giriyorlar.

Kalan yüzde yirminin yarısı saygın, araştırmacı, hangi arabaya binerse onun türküsünü söylemeyen, firmalara “gebe kalmayan” kişiler. İşte onlara bayılıyorum. İlgiyle izliyorum.

Diğer yarısı etkinlik akbabası. Her yere çağırılıyor, her yere gidiyor. Elinde sarıya boyalı saç/ metreslik/ağzı burnu güzelce bir çocuk ya da hepsi var. Peşindeki sürü ile takipçi sayesinde zehirli bir kibir gazıyla şişmiş balon bunlar ki, evlerden ırak.

 

 

7 Yorum

Filed under insan olmak, instagram, internet, kültür, kozmetik, saçmasapanlıklar, sosyal medya

Barkodum (hatta karekodum)

Kelime Perisi iyi ki doğmuş.. pin kodunu buldurdu bana

 

Kaynak Şu ve bu

 

Ben biliyorum zaten de, buraya toparlayayım İpeyk kimdir nedir nasıldır?

Ona göre ayağınızı denk alırsınız.

 

 

Saf ve temiz kalpli , çocuksu bir yapısı vardır. Hassastır.İyi kalpli iyi niyetlidir. Kolay kanar ve kandırılır. Ancak kendilerini verip yoğunlaştıkları her işte başarılı olur. Adaletli davranılmamasına tahammülü yoktur.İdealleri için savaşır. Hemen tepkisini gösterir. Hitap yeteneği kuvvetlidir.Ancak ikili ilişkilerinde ikilemler yaşamaya yatkındır. Çevresindeki, dünyadaki olaylarla ilgilidir ve fikirlerini ifade etmeyi sever. Mizah onun işidir. Etrafındakileri neşelendirmeyi sever.Yeniliğe açıktır. Değişik ortamlara girmeyi sever. Keskin dilli ve zor bir insandır. Eleştirmeyi çok sever. Asidir ve sinirlendiğinde zor sakinleşir.Öğrendiklerini hemen uygulamak ister. Esrarengiz birisidir. Konuşmayı pek sevmez. Kolay heyecanlanır.Dışa dönük, muzip hatta şımarık biridir.Eleştirmekten hiç çekinmez.Çok saftır hemen inanır.

 

(5) ENERJİSİ İLE DOĞDUYSANIZ ,ÖZGÜRLÜK VE DİSİPLİNİ TEMSİL EDİYOR VE EN İYİ KAŞİFLERİ OLUŞTURUYORSUNUZ.
Hayat amacı beş olan bireyler, disiplin, odaklanma ve deneyim derinliği vasıtasıyla iç özgürlüğe ulaşmak için burada bulunmaktadırlar.
İç özgürlüğü deneyimlemek 5’ler için en önemli şey haline gelebilir. İç özgürlüksüz, koşulları ne olursa olsun kendilerini mahkum gibi hissedebilirler. Eğer ona sahipseler, hiçbir şey onları bağlamaz ve bu tür iç özgürlük, dünyada kendine güven ve bağımsız hareketler olarak tezahür eder.
Disiplin beşler için bir anahtar, bir çözüm yoludur; çünkü disiplin eksikliği odaklanma ve içsel kuvvetin gelişmesini önler. Disiplinli yaşam yoluyla özgürlüğün kapısını açacakları bilincindedirler hayatın tüm temelini oluşturan evrenin sipritüel yasalarının farkına vardıklarından daha derin bir özgürlük duygusuyla donanırlar. Sadece yüzeyde sekmekten çok, hayatı derinlemesine, deneyimin kalbine doğru kazacak disiplini geliştirmişlerdir. aşırı tutkuları ve serüvenci kişilikleri; onların heyecanlı ve sıradan olayları olağan üstü şeylere dönüştürmelerini sağlar.
Çabuk kavrayan ve hızlı öğrenen kişiler olduklarından canları kolayca sıkılabilir. Evrenin oyun alanı olacağı noktaya dek bilinçlerini geliştirmeye çalışırlar. O noktada bedenlerine hapsolmaktan kurtulurlar, çünkü doğal duru görü yeteneği ile bedenlerinin çok ötelerine yolculuk yapabilecek haldedirler.

 

 

3 Yorum

Filed under severim paylasirim

Bundan daha iyi bir sarki yapilmadi

1 Yorum

Filed under Diğer

Hiç Anlamadın Deli İnsan -ii-

Zamanında, 60’ların meşhur bir Türk şairi..

İntihar eğilimli, depresif, sorunlu bir insan. Zaten şair dediğin sorunlu olacak, his filan hissedecek (düz kadın ipeyk..benim için şiir divan edebiyatıdır. kendi matematiği müziği olan şiirlerdir.) Sokaklarda mahzun ve müseyin gezerken adamın biri gelir kendisine “hemşerim saat kaç acaba?” diyerek saati sorar.

Bu şairimiz ağır sinirlenir. Çünkü saat sormak yankesicilerin en bayağı numarasıdır, saftirik taşralılara saat sorar, adamın saatinin yerini beller, iki dakika sonra da bir biçimde yürütür.

“Ben saf mıyım? Enayi gibi mi duruyorum? Söğüşlenecek tip mi var bende? Saat sorulacak adam mıyım hüleayn” diyerek bi daha intihara teşebbüs eder. Kısa bir süre Bakırköy bîmârhânesinde müşahadede tutulur.

Bu bağlamda, adama hak vermemek mümkün değil.

Çünkü işin aslını biliyorsunuz artık. Olayın başına, tarihine ve adamın düşüncelerine aşinasınız.

Tek cümleyle birine özetlesen; “adama saati sormuşlar intihar etmiş”.. anlamaz kimse.

*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

Başlığın kısaltması “HADİ”.

Hadileyerek yaşam sürdürmek beni süründürüyor. Hadi canım. Hadi. Hadi gülüm, hadi bir tanem, hadi kızım, hadi oğlum, hadi bey..Hadi kardeş/birader/kanka/gülüm/aşkım/bebeğim/evladım…..

Bir şeyi bir kere söyleyince iyi.

“Bu kürdanı buraya koyma”

İkincide, tamam diyorum insanlık hali.. “Hadi” giriyor devreye.

Üçüncü.. ÜÇYÜZ???!!!!! ÜÇBİN!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

Deliriyorum. Öfke bir alev gibi fışkırıyor.

“BİR kürdan için bu kadar kızılır mı?”

Lan. konu. 1. kürdan. de. ğil!

Binlerce kürdan! Bin kere söylenmiş bin farklı kürdan konusu binbir olunca bardak taştı işte. BU kürdan değil genel olarak KÜRDAN KONUSU. Tansiyonum fırlıyor, elimde silah filan olsa vururum kesin. Öyle kararıyor gözüm.

Ve bunun gibi 1001 konuda 1001 şeye sinirleniyorum. Çok birikti. Çok fena ve fazla birikti.

Ve hatta şu da var,

 

En son gayet huzurlu başlayan kısa bir telefon görüşmesinin sonunda tansiyonum 16’yı geçti burnumdan kan akmaya başladı. Ne zorum var benim? Baktım olmuyor bakmıyorum. Yazık bana, ölmemeye gayret etmem lazım.

İnsanlar şu ya da bu şekilde, beni Bakırköylük edecekler bir gün. Mars’a gidem ben.

 

 

(Gözünü açtığın andan itibaren aksaklıklar, inanılmaz salaklıklar yağmur gibi yağıyor, ister istemez beyin kanamasından ölmemek için öfke kontrolü ve sabır öğrenmek zorunda kalıyorsun. Trafik başta olmak üzere, pekala mantıkla çözülecek hatta baştan mantık kullanılsa hiç ortaya çıkmayacak bir çok mini mini sorun insanlar tarafından düzenli olarak, aynı anda ve sürekli yaratılarak devasa bir çığ gibi maruz bırakıldırılıyor. evet ben uydurdum. sonra ipeyk niye sinirli.)

 

1 Yorum

Filed under aile, çevre, çocuk, insan olmak, kültür, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Hiç Anlamadın Deli İnsan -i-

 

Giriş :

Burada size minnak bir iki ders:

Eskiden Saat : manuel ki ne manuel. Kendisi tamamen elde yapılan, üzerinde gerçekten cam olan, içindeki sarmal yayın kurulması ile dişlilerinin dönme enerjisini sağlayan, o yayın da 24 saatte bir kurulması gereken bir cihazdı.

Pahalıydı. Herkeste olmazdı. Saatin varsa zaten öylece elinde gezdiremezdin. Saatin kayışa bağlanıp kola monte edilmesi çok daha sonradır. Kadınlar ise kolyevarî saatler takar yahut da kalan herkes gibi, güneşin durumuna göre vakit tayini yaparlardı.

Saat için yelekte ve pantolonda saat cebi olurdu. O saati de sağlama almak için yine güzel bir kordonla pantolon kemerine yahut yeleğin iliğine tuttururdun. Buna da köstek denirdi.

Bir saat kolay alınmazdı. Babadan oğula geçerdi ve yüksek rütbeli memurlara filan emekliliklerinde armağan edilirdi. Saatin üst kapağını şöyle şal diye açıp saate bakmak çok karizmatik bir cümle sonuydu. “Ee, vakit tamam biz kalkalım. Arabayı hazırlasınlar”

ataturk-kostekli-saat

Atatürk’ün de bir çok yelekli takımda kullandığı ve hatta hayatını kurtaran köstekli saatleri vardır.

Saat sıklıkla şehir meydanlarına kurulan kulelere yerleştirilir, meydan saati adını alırdı. Bütün köy-kasaba meydandan geçerken saatlerini ayarlarlardı. Vakit o zaman da nakit miydi bilmiyorum. (güneşe göre ayarlanan saatleri ya da muvakkithaneleri de anlatırım bir gün)

İşte o köstekli saatler varlıklı insanlara ait bir simgeydi ve yolda yürürken saat sorulan adam zengin soran ise fakir adamdı; zengin durur, saati çıkartır, karşıdaki garibana okur, teşekkürünü alır yoluna giderdi.

Derken İstanbul’da başarılı yankesiciler ve dolandırıcılar türedi. Köyden davarı tarlayı satıp İstanbul’a gezmeye gelen ağalar, küçük şehirlerde ticaret yapan ve mal almaya gelen kalantor esnaf, hatta taşı toprağı altın bu şehri görmeye gelen sonradan görme kasaba eşrafını giyiminden/aksanından/etrafa hayranlıkla bakışlarından şıp diye tanırlar ve hazır onlar bakınırken kendilerini iyice bir süzerlerdi.

Bu yankesicilerin de çok ustalıklı branşları vardı. Örneğin “vay babamcılar”. Yolda yürüyen ve bakınan avı takip eder, az çok memleketini tahmin eder sonra da ilk köşede karşısına çıkıp bağıra bağıra “Uyy Mahmut emmi, kurban olduğum Allah seni burada karşıma çıkardı” deyip avı bir güzel özlemle (!) kucaklarlardı. Gençten bir elemansa önce eline atılıp öper, sonra boynuna sarılırdı.

Yüzde elli ihtimalle adı mahmut olmayan kurban bi şaşalar, “ben kimim? neredeyim? bu kim? beni tanıdığına göre ben onu tanımasam ayıp? kimlerden acaba? asker arkadaşım olmasın? birine mi benzetti?” karmaşıklığındayken o arada el çabukluğuyla cebinde koynunda kesesi saati nesi varsa hırsıza geçerdi. Genellikle hırsız “Hemşerim sen Sivas Fanfinfon köyünden Mahmut ağam değil misin? vay be, insan insana bu kadar benzer, e hadi bana müsaade” deyip kirişi kırardı.

Yahut cepçiler/tırnakçılar. Bunlar sessizce, kalabalıkta yankesicilik yapan ustalardı. Kalabalık genellikle suç ortağı tarafından yaratılır, özellikle yaşlıca ve tatlı dilli olan suç ortağı bir kenarda türkü söyler/ayı-maymun oynatır/bul karayı al parayı dümeni çevirirken etrafı kalabalıklaşınca “abilerim yankesicilere dikkat edelim, cüzdanları kollayalım” uyarısını “insaniyetinden” yapardı.

Toplaşan kalabalıkta herkes elini kesesi-cüzdanı-saati neredeyse oraya bir atar, pıtpıtlar, yerinde olduğunu hissedince önündeki şovu izlemeye devam ederdi. Kalabalığa karışmış bekleyen cepçi, en kalın cüzdanları ve yerlerini seçer, azıcık itiş kakışla hissettirmeden çekiverirdi.

 

1 Yorum

Filed under kültür

YouTube’da “Enterogermina kutu acilisi” videomu izleyin


Cırcır olunca ilk yardim : #enterogermina

Uzerine tanimiyorum! 

2 Yorum

Filed under Diğer

Trol Nedir Nasıl Engellenir?

 

Aliexpress’te butonu var. Böyle yuvallak, güzel bişey, renkleri mevcut. Alıp basıyorsun hop hayatındaki troller uçmuş! Tam bir huzur, adeta cennet.. Uygulaması ios’da var diyorlar daha samsunga gelmedi galiba.

Aha da sizi trolledim..

Trol dağda mağarada yaşayan, gün ışığında taşa dönüşen bir fantastik yaratık. İnternette “bok yedi başı“lara verilen ad. Trol ya da Troll

Ekşi’deki trolleri engelliyoruz ya, o varlığın açtığı başlığı da girdiği entry’i de göremiyoruz ya hani. (üye olup şifre parola almak lazım elbette, normal insan görebiliyor malesef)

Ya da google’dan arama yaparken istemediğimiz sonuçlar çıksın diye – kullanırız ya.. Diyelim Emel diye birini arayacağız, ama Emel Sayın çıkmasın istiyoruz sonuçlarda, o zaman “emel -sayın” yazarsınız. Sayın’lı Emel içeren sonuçlar sizden gizlenir. Ya da “troll” diye ararsınız ama film olan çıkmasın diye “troll -movie” yazarsınız Ha işte o!

Öyle bir şeye ihtiyacım var. Benim evrenimde mesela, futbol yok. Medya yok. (gazetenin gazete olduğu yıllarda gazete okumuş biriyim. köşe yazarı nedir, bulmaca nedir, haber nedir, magazin nedir, bant karikatürden seri ilanlara, başyazıdan fala nedir bilirim. şu anki medya benim için fuzuli bir reklam bataklığı, düşüp de adamlara para kazandırmaya niyetim yok) Hayatım boyunca bir daha pırasa görmesem aramam. Minibüslerden nefret ediyorum. Vb vb.. Bunları temelli ortamın dışında tutarak sistemin yükünü azaltmak istiyorum.

Yaşlandım, kafa götürmüyor artık.

Yorum bırakın

Filed under ben yazdım, insan olmak, internet, kültür

İnternetten İlaçlanmak

Online ilaçlar ya da bitkisel şunubunular satan siteler var. Besin desteği adı altında, Tarım bakanlığınca onaylanmış Davul Tozu ve Minare Gölgesi satın alabilmek mümkün.

Etkisi belirsiz, içeriği güvensiz bu gibi şeyleri satın alana “enayi” diyerek o konuyu kapatıp; daha ciddi konu olan İLAÇ hakkında bir iki bir şey söylemek istiyorum.

Marka adı vererek herhangi bir ilaçtan bahsedemezsiniz. İnternet ortamında da yayıncılık kuralları geçerlidir. Kanunen ilaç tanıtımı ve reklamı yapmak suçtur. “ama ben yorumlarımı yazdım” diyen cahil cühela blogger bozuntularına kin kusuyorum. Yazamazsın. Çizmeyi aşma, makyaj malzemeni, boyanı badananı yaz. En dibe “doktora danışın” yazmakla sorumluluğu atamıyorsun çünkü.

Aşağıdaki gerçekten önemli makalenin tamamını okumanızı rica ederim. 

DYO insanları için özet:

İnternet üzerinde sağlık bilgisine ulaşıldığında kişilerin kendilerine sorması gereken ilk sorular şunlardır:

1.  Bu sağlık sitesi ve verdiği bilgiler güvenilir mi?

2.  Okuduğum bilgiyi gerçekten anladım mı?

3.  Bu bilgiye dayanarak sağlığımla ilgili vereceğim kararlar ne kadar doğru olabilir?

4.  Sağlık sitesinin amacının eğitim mi, yoksa belli bir ürünü satmaya yönelik olup olmadığını nasıl anlayabilirim?

5.  Edindiğim bu bilgiyi kendim için en doğru olan reçetesiz ilacı seçmekte kullanabilir miyim?

6.  Hatalı bir karar verdiğim ve sağlık problemleri ile karşılaştığım takdirde bilginin kaynağı olan sağlık sitesi sorumluluk üstlenecek mi?

 

Yeni Teknolojilerin ve İnternetin Eczacılık Üzerine Etkileri

İletişim kurmak ve bilgiyi ele almak eczacının en önemli görevlerinden birisidir

Yeni teknolojilerin ve internetin eczacılık ve sağlık sektörü üzerine etkileri

Günümüzde, insan yaşamının her alanında hız kazanan teknolojik değişimler, sağlık sektöründeki etkilerini medikal ve enformasyon teknolojileri alanlarında göstermektedir. Enformasyon teknolojilerinde yaşanan gelişmeler sağlık endüstrisini henüz diğer endüstrileri olduğu kadar etkilememiştir. Ancak medikal ve enformasyon teknolojilerine ait sınırların birbiri içine geçmesi ile bu durum değişecektir.

Bilgisayar destekli hastalık yönetiminin ve daha bilgili hastaların sağlık alanında yenilik yaratacakları düşünülmektedir…

Kronik hastalığı olan kişileri, video kameralar, kan basınç monitörleri, kan glikoz düzeyi okuyucuları gibi duyarlı cihazlarla uzaktan izleyebilecek, cihazların bağlantılı olduğu bilgisayar sistemleri sayesinde hastalığı kontrol altında tutabilecek, meydana gelebilecek olaylar önceden fark edilerek, engellenmeleri mümkün olabilecektir.

İnternet ile sağlık evlere taşınıyor…

İnternet, interaktif televizyon ve diğer iletişim araçları ile bilgiye ulaşma imkânındaki büyük artış sayesinde sağlık bilgisinin kişilerin evine taşınması ile birlikte sağlık sistemleri değişmiştir. İnsanlar günümüzde, bulundukları ortamdan bir bilgisayar yardımıyla istedikleri bilgilere rahatlıkla ulaşabilmekte, iletişim kurabilmekte ve sağlık konusunda uzmanların fikirlerine ulaşabilmektedirler.

Kişilerin sağlık web sitelerini ziyaret etme nedenlerini aşağıdaki gibi sıralamak mümkündür:

1 – Doktorların verdiği reçete ile ilgili bilgi alma

2 – Hastalıklarla ilgili bilgi alma

3 – Kendi reçetelerinde yer alan ilaçlarla benzer niteliklere sahip ilaç arama

4 – Sağlık durumu ile ilgili bilgi alma

5 – Muayene öncesi ilaçlar hakkında bilgi edinme

6– Ürün (vitamin, kozmetik vb.) kupon ve indirimlerinden yararlanma

7 – Reçeteli ya da reçetesiz ilaç satın alma

8–  Sağlık web sitesine ait elektronik posta hizmetinden yararlanma

9 – Diğer hastalarla iletişim kurma

Bu sıralamadan da görüleceği üzere insanlar sağlık durumlarıyla ilgili olarak daha çok bilgi sahibi olmak istemekte ve uygulanmakta olan ve/veya muhtemel tedavi yöntemleri hakkında en doğru ve en geniş bilgiyi talep etmektedirler.

İnternet üzerinde yer alan sağlık web siteleri de bu talepler doğrultusunda hareket etmektedir. Bir sağlık web sitesinin kullanıcılara sağladığı temel içerik aşağıdaki başlıklar altında toplanabilir:

1.  Genel Sağlık Bilgisi:Hastalıklar, klinik deneyler, ilaçlar, tedavi yöntemleri, kişisel bakım, gıdalar ve beslenme, spor ve formda kalma, şifalı bitkiler, sağlık kütüphanesi, alternatif tıp yöntemleri, vb. bilgiler

2.  Sağlık Eğitimi: Sağlık televizyonu, sağlık öğretmeni, sürekli sağlık eğitimi programı, sağlık gazetesi, haber grupları, vb. bilgiler

3.  Sağlık Web Sitesi Üye Hizmetleri: Sağlık kayıtlarının tutulması, üyelikler, topluluklar, sohbet odaları, yaşanan olaylar, kişiselleştirilmiş hizmetler, vb. olanaklar

4.  Sağlık Web Sitesi Ticaret Enstrümanları: Kişisel bakım ürünlerinden doğal ilaçlara kadar çok geniş yelpazede ürünler ve zayıflatma, formda kalma alet ve cihazlarından ortopedik ayakkabılara kadar her türlü tıbbi ürün satışının yapıldığı mağazalar, tıbbi tedarikçiler, sağlık sigortaları, sağlık odaklı tatil imkânları, reklamlar, vb.

5.  Sağlık Web Sitesi Kimlik Bilgileri: Site kimliği, sitenin özgeçmişi, kurucuları, yönetim şekli, site misyon ve amaçları, içerik / enformasyon / reklam / ticaret politikaları, gizlilik ve etik, site ortak ve sponsorları, bilgi kaynakları, bağlı olunan protokol ve düzenlemeler, site haritası, adres, telefon ve faks numaraları, vb.

İnternet üzerinden bilgiye ulaşabilmenin bir sonucu olarak hastalar artık tedavileri ve durumları konusunda daha bilgili hale gelmişlerdir. Bu da sağlık uzmanlarının hastalarına, edindikleri bilginin doğruluğu ve değerlendirilmesi konularında yön gösterebilmesi için internette yer alan sağlık bilgisi kaynakları konusunda bilgili olmalarını zorunlu kılmaktadır.

Son beş yılda gerek ilaç, gerekse sağlık bilgisi veren sitelerin sayısında hızlı bir artış gözlenmiştir. Ancak bu sitelerin bazılarının güvenilirliği tartışma konusudur. Sağlıkla ilgili pek çok site konunun uzmanı olmayan kişilerce hazırlanmaktadır. Bu sitelerin içerdiği bilgiler doğru olmayabilir hatta sağlığa zarar verici bilgiler güvenilir bir kaynaktan alınıyormuş izlenimi ile halk tarafından doğruymuş gibi algılanabilir. Sağlık uzmanı açısından önemli olan ise bu bilginin doğruluğunu değerlendirme yetisine sahip olmak ve böylece hastalara güvenilir kaynakları önermektir.

İnternet üzerinde sağlık bilgisine ulaşıldığında kişilerin kendilerine sorması gereken ilk sorular şunlardır:

1.  Bu sağlık sitesi ve verdiği bilgiler güvenilir mi?

2.  Okuduğum bilgiyi gerçekten anladım mı?

3.  Bu bilgiye dayanarak sağlığımla ilgili vereceğim kararlar ne kadar doğru olabilir?

4.  Sağlık sitesinin amacının eğitim mi, yoksa belli bir ürünü satmaya yönelik olup olmadığını nasıl anlayabilirim?

5.  Edindiğim bu bilgiyi kendim için en doğru olan reçetesiz ilacı seçmekte kullanabilir miyim?

6.  Hatalı bir karar verdiğim ve sağlık problemleri ile karşılaştığım takdirde bilginin kaynağı olan sağlık sitesi sorumluluk üstlenecek mi?

Sağlık web sitesinin içeriği doktor veya eczacı tarafından yorumlanmalı…

Sağlık web sitesinin bilgileri güvenilir ve doğru olsa dahi, ulaşılan bilginin analizi ve bireyin durumuna (genel sağlık durumu, kullandığı diğer ilaçlar, hastalıkları vb.) göre yorumlanmasında doktor ve eczacının açıklamalarına gereksinim vardır. İlaçların kendi aralarındaki veya alkol / gıdalarla olan etkileşimlerine, hastalıklara ve insan vücuduna etkilerine dair temel bilgilere en az dört sene üniversite ve pratik eğitimi almış bir sağlık uzmanı olan eczacı sahiptir. İlaçlar konusunda deneyimli ve kullanılacak ilaçlardan en iyi şekilde yararlanılmasına yardımcı olacak tek kişidir.

İletişim kurmak ve bilgiyi ele almak eczacının en önemli görevlerinden birisidir…

İnternet hiç şüphesiz bu amaca hizmet eden önemli bir araçtır ve sürekli yeni kaynaklarla internet üzerinde geniş miktarda farmasötik bilgiler yer almaktadır. Ulaşılabilecek bilginin çeşidi, dergiler, ilaç ve sağlıkla ilgili haberler, sohbet grupları, farmasötik şirketlere ait bilgi kaynakları, toplantı duyuruları olarak sıralanabilir. Son gelişmelere örnek olarak farmasötik bir toplantının internet üzerinden canlı bir şekilde tüm dünyaya sesli ve görüntülü yayınlanması verilebilir.

Farmasötik bilgi zincirinin yenilenen tanımında, hastaların sağlıkla ilgili konuları daha iyi anlar hale gelmeleri ve kendi sağlıkları ile ilgili kararlara daha aktif katılımlar gerçekleştirmeleri söz konusudur. Klasik ilaç–doktor ilişkisi gelişen teknoloji ile birlikte ilaç-doktor–hasta–halk olarak yenilenmiştir. Geçmişte doktorlara odaklanan ilaç şirketleri günümüzde hastalara yönelmektedir. Buna benzer olarak bugüne kadar bir dizi ilaç çevresinde yapılandırılan stratejiler, gelecekte hastaların çevresinde yapılandırılacaktır. Yani pazarlama, bir ilaç şirketinin antidiabetik ürünleri üzerine odaklanmayacak, bunun yerine diabetik bir hastanın karşılaşabileceği farklı sağlık problemlerine (kardiovasküler hastalıklar, körlük ve impotens gibi) de bağlantı sağlayacaktır.

İlaç şirketleri ve sağlık uzmanları bilgi paylaşımının yanında halkı bilinçlendirmeyi esas alarak hareket etmelidir. Hastalar ve sağlık alanında hizmet veren web siteleri arasındaki ilişki doktor ve eczacıları ikinci plana atmaya yönelik değil tersine sağlık uzmanları ve sağlık otoriteleri ile olan ilişkiyi de kuvvetlendirmeye yönelik olmalıdır.  İnsan sağlığı söz konusu olduğundan dolayı gerekli yasal düzenlemeler ve eğitim programları titizlikle hazırlanmalıdır.

Referans:

Saygılı S ve Erdal M. Yeni teknolojilerin sağlık sektöründeki etkileri ve internet kullanımı. inettr.org.tr/inetconf7/bildiriler/39.doc. (Son erişim tarihi:15.08.2016)

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, internet, saçmasapanlıklar, saglik

Günlerin icinden

​Hafta niye “hafta”?

Heft farsca 7 demek. Tavla oynadin mi hic?

Yek:1 dü:2

Se 3

Char 4

Penc 5

Se-li 3.gun

Char-semb-e 4.gun

Persembe 5.gun

Cuma: cem’den gelir arapca. toplanma. meet. meeting. 

Cuma-ertesi

Bazar: pazar kurulan gun. haftanin ilk gunu aslinda. 

Bazar-ertesi. 

Yorum bırakın

Filed under Diğer

04:03

Ben seni kişisel seviyorum. Annen gibi değil işte, bilirsin sen, sen olmasaydın da sevecekti annen seni. Öyle bir şey değil bendeki. Sen olduğun için seviyorum seni, tercih hakkımı kullanarak sevi…

Kaynak: 04:03

Yorum bırakın

Filed under Diğer