Yaptığın banaysa, öğrendiğin kendine.

Allah cümleninkini bağışlasın, iki çocuğum var. Biri kiz biri erkek. Sanırım yuruyebildiklerinden beri işe koşuyorum. 

Sofra kurma, kaldirma, kahve yapma, makineleri bosaltma, camasir asma, katlanmis camasiri yerlestirme, havlu katlama, corap çiftleme, evi supurme, yatak yapma, toz alma cocuklarin isi.

Mutfakta da yardim ettiriyorum; kendi bıçakları (bambu ve plastik. El kesmiyor), kaydirmaz tahtalari, cesitli malzemeleri var.

Büyür de Mısır’a sultan olursa yuz tane hizmetcisi olursa rahat eder oh ne âlâ; olmazsa küçükten öğrenmiş (“eli kırılmış” derler) kendi işini yapmayı bilen insan zaten rahat eder.

Kendi eliyle yerlestirdigi icin “anneeee bilmemneyim nerde?” demiyorlar ki bu da bonus :)

Ayrica “iyi yapilmis bir isi takdir etme” duygusu gelisiyor.

Ve herseyden onemlisi, “bil de yapma” nedir onu ogreniyorlar. 

1 Yorum

Filed under aile, çocuk, ev işi

İnşaat gürültüsü ile mücadelem

Evimizin karşısına yapılan dev konut inşaatı yüzünden gece yarısına kadar uykusuz kalıyoruz.

Önce belediyeye şikayet ettim. “Valilikten izinliler” dendi. Vali kendi evinin önündeki inşaata izin versin. Kızdım.

Geçen ay Bimer’e şikayet ettim.

Bimer de bana

“İstanbul Valiliği, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünden alınan xxxxx adresinde bulunan yapının inşaat faaliyetine, şehir içi gündüz trafiğini olumsuz etkilediğinden dolayı ilgili yönetmelikte belirtilen sınırlamalara uymak kaydıyla beton dökümü ve hafriyat nakli işlerinde 04.04.2018 tarihine kadar saat 19:00-24:00 arası çalışma izni verilmiştir. Bilgilerinize sunulur.”

yazdı.. Bir yıl boyunca adamlar gece yarısına kadar hafriyat yapıp beton dökebilirlermiş??!!

Yeni bir şikayette bulundum :

Sayın İlgili,
xxx  numaralı şikayetime cevaben yazdığınız mesaj elime geçti. İlginize teşekkür ederim.

Şimdiki durumda yeni sorularım ve şikayetlerim var. Yapının inşaat faaliyeti gündüz de sürmekte. Bu durumda gündüz trafiğini olumsuz etkilememesi açısından gündüz faaliyetleri neden durdurulmadı?
İlgili yönetmelik hangisidir ve sınırlamaları nelerdir?
Saat 24:00’e kadar inşaat çalışması çevresel huzuru bozmakta ve sokak sakinleri olarak hepimizi rahatsız etmektedir. Bu saat kesinlikle kabul edilebilir bir saat değildir. On metre ilerinizde kesintisiz olarak bu kadar gürültü yapılması zaten bütün gün çalışmış ve evinde dinlenmeye çalışan insanlara eziyettir. Gerekli olursa bir imza kampanyası yapmaya ve toplu şikayet dilekçesi vermeye hazırım. Bu saatin hiç olmazsa 21:00’e çekilmesi ile ilgili olarak valiliğe ve tarafınıza başvurumun değerlendirilmesini ve çalışma izni saatinin tekrar düzenlenmesini arz ederim.

Hadi bakalım. Ben bu gürültüyü çekemem!

2 Yorum

Filed under Diğer, şikayetlerim

Saç ekimi 3

15 gunu gectim. 

Ilk sac ekiminin uzak doguda icat edildiginin, ve kafadan alinip genital bolgeye ekildiginin bilgisini vereyim. Genital bolgedeki kıl meger onlarda prestijmiş :))

Ince esarplar, tulbent, zaten uc yildir taktigim hazir boneler (Vera Bone muhtesem bir is çıkartıyor) gunu kurtariyor. Evde uc numara trasli kafayla geziyorum hane halki alisik.

Dun artik kendi #ipeksabun #dogalsampuan’imi kullanmaya basladim. Ozlemisim. Sebamed bile yerini tutmuyor ♡♡♡♡.

Temel’in penisi cok kisaymis. Doktora gitmis.. fikra bu ya doktor da “nakil yapalim, sen birer santim bağışlayacak akrabalar bul biz ekleriz” demiş.

Temel cok sevinmis, hemen ailesindeki butun erkeklerden rica minnet birer santim bagis rica etmis. Abisi amcasi kim varsa halden anlayan, olur demişler. Boyle boyle 10 kişi toplamiş hastaneye gidilmiş, kes yapıştır. İslem tamam. Temel’i taburcu edeceklerken doktor “eee memnun musun bakalim” demiş. 

“Memnunum memnun olmasina da hacan dedeminçinu tam ortaya koymayaydun eyiydu daa” 

n

bizde de bu hesap. Arkalar cok az beyazlamis one nazaran. Kafamin tepesi kumral iki yani beyaz :)) 

Pek sevdigim Mister No gibi takilacaz bundan sonra.. 

1 Yorum

Filed under saç ekimi

I-Pek Tatlı Sözlük: kendim yaptım!

Ekşi’de ​bugun bir başlık gordum : 

Cehenneme giden kocalarin esleri kime verilecek?

Size suracikta bir fetva da ben vereyim. Netlessin. Sorusu olan cocuklariniza da anlatmaniz kolay olur.

Ölünce nikah düşer. Öbür tarafa bir çorap dahi goturemezsin, senin malın bile olmayan kariyi hic goturemiyorsun yani. 

Islam bir tek erkeklerin dini degil, kadin da insan, kadina da ayni farzlar haramlar var. Herhangi bir indirim de yok. Hesap kişiye özel kesilecek. Sen cennete gidip 72 kara gözlü hatun ve bir kosk kazanmis olabilirsin. Ben de 72 yesil gozlu herifle bir kosk kazanmis olabilirim. 

Aliyoruz odulumuzu ilerliyoruz. 

Ha sen “illa kocami da isterim” dersen seni mi kırıyoruz? Hayır. Bir de kendi kocandan alabilirsin. “70 tanesi benim kocamdan ikisi de baska olsun” dersen onu da alabilirsin. Kocan cehennemlik? O orada. Sen ve senin istedigin koca burada. Eflatun At istesen yaratip verecek rabbim sana klon mu yapmaz zannediyorsun? Azicik tok sesli olsun? “Şık”. Oldu.

Biraz uzun saçlı? “Şık”. Bu boy iyi mi uclardan alalim mi?

Alen Delon olsun. “Şık”. Buyur.

Paralel evren kuramini dusunun, cok kolay. Cok calisip cenneti hak etmissin, senin her isteğin elbette gerçekleşecek. Şarap akan irmak? Bosver nutella selalesi olsun. Hop, olacak.

10 Yorum

Filed under çocuk, ben yazdım, i-pek tatlı sözlük, islam

Saç ekimi devam

Kliniğe gittik 3. Gün yikamasi yapildi.

Bepantol losyon püskürüyorsun. 30 dakika bekletip tazyiksiz ılık suyla akitiyorsun. Sonra sebamed everyday şampuanı süngerle kopurtup köpüğü uyguluyorsun. Sürtmek ovalamak yok. Köpüğü değdir birak.

O da durulaniyor bitti gitti.

Sonra her gün iki kere yıkamaca. 

Bebek başı yıkar gibi. Bıngildağına özenerek. Dokunmadan. Pıtı pıtı yaparak.

10. Gün ila 15. Gün bütün kabuklar gitmiş oluyor.

Kabuk yolmak çok keyifli olsa da yasak. O kadar para verip diktirttigin kökü yolarsan geri donusu yok. Bir de kafa yarasi deli gibi kanıyor. :o

Uykuda kasılıyorum herhalde, dişlerim çenem sıkılı uyaniyorum, başım boynum tutuk gibi ağrıyor.

Keldim.com  tavsiyesine uyup b12 basladim geçti ağrılar. Yumusadim. Bel fıtığıma da iyi geldi :)

Biotin gunde 1 basladim. Bugun 11 gunluk saçlıyım. Butun şiş indi. Uyusukluk devam etmekte. Penye boneyle ciktim disari. Guzel. 

1 Yorum

Filed under saç ekimi

Sa Çek Tir Dim

Saç ektirdim evet!

Olayin basini bilmeyenlere ve bir kez daha hatırlamak isteyenlere buralarda bir yerde bir link olacak. Tık yapınız ve okuyunuz. Devami da var o yazinin. Neler geldi neler geçti felekten, un elerken deve gecti elekten.

Efenim saç ekimi, kellik, greft, fue, püsür gibi terimler daha google’a “sa” yazarken firtliyor. Hastaneler, hospitaller, med sentırlar, estetik kostetik merkezleri ve bil umum saç ekim merkezleri bolca reklam, video ve fotoğrafla ekrana dolmakta. Pilav tarifi gibi bisey; pirinc ve su tamamsa herkesin yöntemi farklı anlaşılan.

Ben kendi tuttuğum yerden tarif edeceğim fili. 

Yastık kaldırım taşı. Önce başım, sonra boynum ağrıdı . Doktorun cektiginin yanında esamesi okunmaz gerçi.  

Kulaklıkla kitap dinledim çizgi film dinledim. 

Iki saatte toplama yapıldı. Üç saatte de ekim bitti. 2400 greftten bahsedildi. Kafa daha buyuk bir sey oosa topla 5 kisi dal, nnn

Lokal anestezi kisa sure yakiyor. 10-13 igne yedim. Sonra hic bir duygu yok. Celik tencere gibi kafa.

Alinan bolgeye tampon yapistirdilar. Dikilen yeri kirmizi bir antiseptikle temizleyip saldilar. Sunnet sapkasi gibi bir sey olmali. Herkes kafama bakti. 》:-(

Kafaya degmeden giyilip cikarilabilir birsey giydim. Esofman ve crocksla intikal ettim cunku ayakkabi giy çıkar ugrasilmaz. Cantama bir corap attim sadece. Usurum diye. Usudum. Giyemedim  :/

Gece rahat uyudum. Sırtüstü dediler ama donmusum. 

Sabah sargiyi soktum. Merak… guzel. Her 3 telden biri tasinmis.

Butun gun oturdum. Kafadaki butun sivi alnima indi. Klingon oldum. Şiştim malesef.

Hicbir aci, sizi, raharsizlik yok. Antibiyotik ve kortizonlu tablet verildi. 

Yarin meshur “ilk yikama” gunu. 

5 Yorum

Filed under araştırdım, saç ekimi, saglik

Eve dede aldım. Adı da TET

Ben dört kişilik çekirdek bir ailede büyüdüm. Büyükbabam ben küçükken rahmetli oldu, babaannem bizimle kalmazdı ve Alzheimer Parkinson ne ararsan vardı bir de..

Anneannemle Dedem 1500 km uzakta yaşıyorlardı ve yılda bir defa tatilde en fazla bir aylığına görüşebiliyorduk.

Dolayısıyla aile büyükleriyle yenen yemekler çok nadirdi, ancak evdeki sofralar açığı fazlasıyla kapatmaktaydı. Babamın Şehrazat’la bir akrabalığı mı vardı yoksa Bal Mahmut’la bir hısımlığı mı vardı bilemiyorum ancak, muhteşem bir hikaye anlatıcısıydı, ağzına baktırırdı. Çok büyük zorluklarla geçen çocukluğundan bile gülecek bir çok anısını aktarmıştır. Aile anıları, mesleki anekdotlar, öğrencilik yıllları.. Pilav pişirmeyi tarif edişi bile enteresandı. (Teknolojik olarak çok yaklaştığımız bir şey var, beyne çip mip takıp bütün anıları bir tür #Düşünseli ile alıp kaydedebilmek, ekrana yansıtabilmek. Elon Musk bunu da yapacak hayırlısıyla. Bunca anıyı löp diye çöpe atmak istemiyorum )

Dördümüz her gece yemekte uzuuun uzun masa sohbetleri yapardık. Kimin aklına ne gelirse anlatırdı. Eğitimimin bir bölümünü ben sofrada aldım.

Babam ilk torunu bebekken vefat etti. Kayınpederim eşim üniversiteyi bitirdiğinde vefat etmiş. Dolayısıyla sohbetlerinden faydalanamıyoruz. Özellikle çocuklara üzülüyorum. Neler kaçırdılar neler.. Anneanne Babaanne aynı şehirdeyiz çok şükür ancak haftada bir iki saat anca görüşülebiliyor. Doğal olarak bizim evdeki sofra da 4 kişilik ve kendi bildiğimiz kadarını çocuklara anlatabilmek için harika bir eğitim ortamı olarak görüyoruz. Anlat anlat bir yerden sonra tıkanabiliyor mevzu tabii. Yahut bizim BİLE bilmediğimiz bir sürü şey var. İşte tam orada TED(*) devreye girdi. Zaman zaman yemekler bitince o gün dinlediğim ilginç bir konu varsa onu beraber izliyoruz. 5 ila 20 dakika süren bu sohbetler hayatımıza çok şey katmakta. Bazıları Türkçe bazıları alt yazılı. Hatta hatta Türkiye’de yapılan Türkçe TED toplantıları da var ki buradan izleyebilirsiniz..Şimdiye kadar izlediğim en ilginç video da şurada: Kafa nasıl karıştırılır? 

 

Baktım dede yok elde, ben de bunu buldum :)))))

 

 

(*) TED =  Technology, Entertainment, Design baş harfleri.. Türkçesi Teknoloji, Eğlence, Tasarım TET :)

2 Yorum

Filed under aile, çocuk, internet, kültür, severim paylasirim

Hayat Felsefesi

Geçenlerde bir instagram yorumu gördüm. “İhsan Doğramacı kim?” gibisinden. Adam öleli 7 yıl oldu ve adı hiç olmuş bile. Profesör olsan, üniversite kursan bile bir toz zerresisin sonuçta. Bu kadar önem vermeyin kendinize derim.

Çook eski bir fıkra vardır. Bir mevlevi ile bir bektaşi konuşuyorlarmış. Bektaşi sormuş : “erenler sizin cüppelerinizin yenleri neden bu kadar geniş?”

Mevlevi mütevazi bir sesle: “biz gördüğümüz hataları o geniş yenlerle örteriz. ya sizin yelekleriniz neden kolsuz?”

Bektaşi gülmüş: “biz hata görmeyiz”


Değerli yazar Sema Maraşlı der ki: İlişkinde ya haklısındır ya mutlusundur. Seç.



 

mutlu

-BEN MUTLULUK İSTİYORUM!

+Önce Ben’i kaldır. Bu egodur. Sonra da istiyorum’u kaldır. Bu da arzudur. Şimdi bak bakalım hayatında ne kaldı?

-MUTLULUK!


Dünya küçük bir top. Ömür kısa. Kendini geliştir. Senin benim yok. Herşey boş.  Örnek al. Şükret. Oku. Yaz. Sevin. YAŞA.

Yorum bırakın

Filed under aile, insan olmak, severim paylasirim

Meclis-i İnsan / Akıl akıldan üstündür

Orijinali Meclis-i Mebusan yani mebuslar meclisi. Mebus=gonderilen anlamında.

Kanun yapıcı.

Yasama-Yürütme-Yargı esaslarından ilki meclisin görevidir.

Yasa yapabilmek için partilere ve seçimlere ihtiyacımız yok. Bu kadar tantana tamamen boş. Herhangi bir konuda kanun yapmak için wikipedi/forum/sözlük/online dilekçe servisi anlamında (petition) sistemini niye kullanmıyoruz?  Bu konuda enteresan ve yararlı fikirleri olan insanlar bunu ortaya koysa ve çoğunluk tarafından doğru bulunursa yasalaşsa en mantıklısı olmaz mı?

Fikir sunmak için hiç bir limit yok. 3 yaş ve üzeri herkes fikrini beyan edebilmeli. Tam bir özgürlük.

Fikir tartışmak için ufak bir yeterlilik düzeyi olmalı. Lise mezunu mesela. Konunun ilgilisi ve bilgilisi olma sertifikası mesela.. Adam gibi tartışmadan bahsediyorum. Artıları eksileri gerekçeleri ile konuşulacak; “o öyle olmaz mal mısın?” diye değil. Belki de en önemli fikir özürlü birinden gelecek, ilgili yerlere ulaşamayacak durumda yatalak olan biri belki de dünya tarihini değiştirebilecek ehemmiyette bir fikir sunacak..

Fikri kanunlaştırabilmek için biraz daha yüksek düzey bilgi şart koşulmalı. Hukuk ve uluslararası ilişkiler alanlarına hakim olmak, ilgili konuda bir üniversite doktorası sahibi olmak gibi.

Cep telefonları üzerine açılmış binlerce sayfa forum var ve insanlar kendi telefonlarını ilgilendiren konu oldu mu girip oralara bakıyorlar. Güncelleme geldi mi, dil desteği var mı, kaç ge? her konu internette çözülüp bağlanırken çok daha önemli olan hayatımız hakkında niye birkaç yüz tanımadığımız adamın kravat takıp kafalarına göre kanunlar yazıp bozmasına izin veriyoruz??

 

Bunu denemek mümkün. Muhtarlık seviyesinde/Belediye seviyesinde de olsa buna başlamamız şart. Halk kendi kararlarını kendisi vermeli.

Yorum bırakın

Filed under internet, soruyorum

Egemenlik kayıtsız şartsız Milletindir

Açıklaması

Ulus (Türkçe, Arapça: Millet) egemenliğin tek meşru kaynağı ve sahibidir.[3] Egemenlik, bir topluluğun, bir devletin ülke üzerinde sahip olduğu tüm yetkilerdir, hür olmak, yetki sahibi olmak, hâkimiyet anlamlarına gelir. Bir milletin tam anlamıyla özgür ve bağımsız olabilmesi için ulusal egemenliğe sahip olması gerekir.

Toplumda hiçbir kimse, hiçbir zümre, hiçbir sınıf ya da grup, doğrudan üstün emretme gücüne sahip olamaz. Toplumda üstün emretme gücünün tek kaynağı ve tek sahibi milletin kendisidir. [4]

Millet iradesi, fertlerin iradelerinin bir araya gelmesinden ve kaynaşmasından oluşmaktadır. Millî egemenlik, milletin bölünmez iradesini temsil eder.

M. Kemal Atatürk kayıtsız şartsız ifadesiyle ne kastedildiğini, Kayıtsız, şartsız tabiriyle belirtilen egemenliği, milletin üzerinde tutmak demek bu egemenliğin bir zerresini, sıfatı, ismi ne olursa olsun, hiçbir makama vermemek, verdirmemek demektir. şeklinde açıklamıştır.[5]. Atatürk’ün bu konuda; Kuvvet birdir ve o milletindir. [6] ve Bugün bütün cihanın milletleri yalnız bir egemenlik tanırlar: Millî Egemenlik. [7] sözleri de bulunmaktadır.

 

“Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir. Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.”

Kapsamı

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, ulusal sınırları içinde bir “ulus devlet”tir. Bu sınırlar, kurtuluş savaşının ardından “Misâk-ı Millî” ile tespit edilen vatan topraklarının bütününü ifade eder.

Birinci Meclis’in temeli; “Müdafaa-i Hukuk”tur. Müdafaa-i Hukuk’un özü ise “Ulusal Egemenlik ve Tam Bağımsızlık”tır. Tam bağımsızlık, Kuvâ-yi Millîye anlayışı ile ruh bulur. “Ulusal Güçler” demek olan Kuvâ-yi Millîye ise, Türk Milleti’nin onurunu temsil eder.

 

 

KAYNAK : Wikipedi

1 Yorum

Filed under insan olmak, kültür, severim paylasirim