Category Archives: şikayetlerim

Misery loves company/Blogcuların Halt Etmeleri

Çok sevdiğim bir deyim. “Dert, yoldaş arar” anlamına geliyor.
Birinin aptalca bulaştığı bir derdi varsa senin de başına sarmaya gayret eder. Nasıl? Yağlar ballar, allar pullar ki sen de kanasın, düşesin aynı çamura.. Kendisini böylece daha az enayi hissetsin. Birçok doğrudan pazarlama ve piramit satış numaraları bu şekilde işler. Bir şekilde iki kişiye satarsın üyelik.. Satana kadar anlattığın hayal oldukça kesindir, matematikseldir. Üç kişiyi üye yaparsan 3 lira kazanacaksındır. E ne duruyorsun 1000 kişiyi üye yap 1000 kazan? Hiç. Hadi yallah durduğun kabahat, sokaklar henüz üye olmamış binlerce kişiyle dolu, para kıracaksın şerefsizim…

Kandın mı yandın. Elinde iler tutar tarafı olmayan gereksiz şeylerle dolu bir çanta ve defterle baş başa kalınca pişmanlık sarmaya başlar. “lan bu laylon maylon şeylere mi ben 100 lira verdim? Of ya var ya Tarcan duysa harcar beni… Annnemden aldım diyeyim bari. Yarın kahve içmeye komşulara geçer anlatırım hepsi de üye olsa 20 kişiden.. beşer liralık ürün de aldılar mı.. e bir günde çıkarırım ben bunu… mu acaba? neyse..” Tanıdık geldi mi?

Erişkin insanlar, ihtiyacı olmayan bir şeye gayet zor kazanılmış paralarını vermezler. İşin ucunda mutlaka bir çıkarın olmalıdır. Çünkü kasa her zaman kazanır. Bir çocuk masumiyetidir “e ama herkes alıyordu ben de aldım”.

Burada ilk değinmek istediğim şey astarı yüzünden kat kat pahalı olan bir şeyi aylardır satabilen çok başarılı bir girişim. Bir zamanlar LilaKutu alırdım ben. Hem içindekiler sürpriz geliyordu hem de 10 lira verdiysem en az 15 liralık mal alıyordum, benim işime geliyordu.Kutularını o kadar kaliteli yapmışlardı ki, hala çekmece ayırıcı olarak kullanıyorum.. İşleri rast gitsin.

Bu dediğim site de benzeri bir şey. Kutu satıyor. İçinden ne çıkacağını bilmemenin sürprizinin zevkini çıkarıyorsun. Kutu kargo dahil 50 lira, içinden 10 lira etmez şeyler çıkıyor her seferinde. Hala da alan var, şaşan bir ben varım.. Bir de şurada bir arkadaş yazmış, kendiniz karar verin: Şimdi Duydum. Alanlar almakla kalmıyor, “anam biz bir herzedir yedik bari kuyruğu dik tutalım” diyerek cayır cayır övüyorlar bu kutuyu. Al sana misery loves company.. Bu sistemin girişimcilik dalında ödül de aldığını bildirmek isterim. “Hap yap para kap” derdi rahmetli annânem.

*-*-*-*-*-*-**-*-***-*-*-*-**

Bir sonraki konum: Viral pazarlama/reklam. Bu işlere bakan iki baba kurum var, üyesi oluyorsunuz, sonra bir anket doldurup temel özelliklerinizi bildiriyorsunuz. Piyasaya yeni ürün sürecek olan firmalar bu dediğim ajanslara gidiyor. 50-5000 adet denek kiralıyor. Deneklerin profili gayet kesin. Terlik pazarlayacaksan ” 30 yaşında, büyük şehirde yaşayan, kendi evi arabası olan, ayak numarası 38-39 arası 100 kadın”, bebek bezi ise “bebeği olan, genç, interneti aktif kullanan, dişlek 200 kadın” efendime söyleyeyim kırışıklık kremi ise konu “45 yaş üzeri, dizilere meraklı, balkonu beyaz sardunyalı 123 kadın” olarak arama yapıp tam da aradığın kadınları elinle koymuş gibi şıp diye bulabiliyorsun. O kadınlar sisteme kayıtlı çünkü. Kendilerine bedava ürünler gönderiliyor, yakınlarına denettirip internette bu konudan bahsetmeleri talep ediliyor ve en sonunda da “kullandın ama nasıl buldun?” konulu anketi cevaplayıp puan alıyorsun.

Hele ki takipçisi bol, ratingi yüksek bir blogun, bir instekramın(!) varsa yağıyor ürünler.. Keşfetmekle anlatmakla bitecek gibi değil.

Bu bedava ürün yaldızı o kadar göz kamaştırıyor ki, bulaşığı bitiren düz kadın gece 11’de bloga yazı giriyor. Alayı ya uzman anne, ya gurme şef olmadı kozmetik kompetanı.

Takipçi kastırıyor ki adı duyulsun onun da kapısında firmalar kuyruk olsun. En ufak bir şansı ele geçirince de allayıp pullamayı, yıkayıp yağlamayı, mümkünse öve öve göklere çıkarmayı da vazife addediyor. Burhan pazarlama olsa bu kadar olmaz…

Sevgili acemi bloggerimiz ayıla bayıla sabah gelen kargodan çıkan tezek paketine nasıl sevindiğini, ay tam da uzun zamandır denemek istediğini, zaten sevgili tezeksan ürünlerine evvel ezel hayran olduğunu, yedi nesildir anadan kıza kullanıp çoook memnun kaldıklarını, bu yepyeni ürünü de heyecanla denediğini, of aman Allahım yirmi yaş gençleşip bütün çürük dişlerinin sağlamlaşmasıyla beraber, anında kör gözünün açıldığını, koca bularak mesut olduğunu ballandırıyor.

iksiri

E bacı biliyoruz biz, tezek o. Bildiiin tezek. Biz de oturduk o tahta, sallandık bir kaç hafta.. Bana da yolladılar aynısını, hiç öyle değil o. Beğendiysem neyini beğendim, beğenmediysem nezaket icabı sessizlik.

Sonra da “biz bloggerlere güvenin”.

Bok güvenirim. İki kahvaltıya çağrılmak için kıvrım kıvrım kıvrandığınızı biliyorum. Kimbilir PM’ler ne gülüyordur..Bu rüzgar da diner, az kaldı diyorum. Boş bloglara ölüm!

*-*-*-*-*-**-*-**-**-**-*-*-*-*-**-*-**-

Son olarak, her mahallede böyle mi bilmem bugün dikkat ettim, bizim mahallede dört dükkandan biri perdeci?!? Bunlar ne satıp ne kazanıyor ya? Kara para mı aklıyorlar nedir?

düşüp dizimi şişirdim. mosmor oldu. acı beni biraz daha bitter yapıyor bu da bir gerçek. bugünkü itiş kakışın sonuna geldim.

yarına hayrola.

2 Yorum

Filed under blog işleri, internet, reklamlar, saçmasapanlıklar, soruyorum, şikayetlerim

El kesesinden sultanım, develer olsun kurbanım..

Son bir haftadır hiç almadığım kadar çok sms ve mail almaya başladım. Çeşitli firmalar rica minnet bilgilerimi güncellememi dilemekteydiler. Bazısı açıkça “izin veriyorsanız “ONAY” yazıp xxx’e gönderin” yazarken, bazısı “şuraya tıklayın da size çekilişle at verecez araba verecez” diye lafı dolandırıp gargaraya getirmekteydiler.

Hiç birinden hoşlanmadığım için hiç birini de onaylamadım. Kendiliklerinden kesilecekler ve kurtulacağım yakında. Bir de bakarım ki ne göreyim? Yesyeni bir yasa çıkmış.

—-komprime bilgi—

a) CRM denilen, Customer Relationship Management yani müşteri ilişkileri yönetimi diye bir sistem var ve aklıbaşında bir firmaysan bu senin için altın değerinde bilgi demek. Ticari başarın müşterinin alışveriş alışkanlıklarını ölçümleyip öngörmekte yatmakta. Bu bağlamda her biri birer kart dağıtıyor, her türlü bilginizi alıp depoladıktan gayrı, ne sıklıkla hangi ürünü satın aldığınızı, satın alırken nakit mi kartla mı ödediğinizi ve şu anda tembellikten yazmak istemediğim bir çok şeyinizi kayıt altına alıp, istatistiklendiriyor, bölge/yaş/cinsiyet/yaşam şartları ve daha bilmem nelere göre gayet bilimsel olarak sınıflandırıp bir sonraki alışverişiniz için ne halt edeceğinizi öngörüyor buna göre promosyonlar hazırlayıp sunuyorlar. Sizin çıkarınıza olanı da var ama esasen olay firmanın çıkarını kollayan bir sistem. İnciğinizi cinciğinizi biliyorlar yani. O kartları alırken attığınız imzada da size her türlü bilgiyi ulaştırabilmeleri, indirim mindirim vermeleri (ve minnacık yazılarla da bu bilgilerinizi dilediklerine diledikleri zaman ve paraya satmaları) konusunda izin vermiş oluyorsunuz.. Dikkat edin, kendi elinizle çok değerli bilgiyi toka etmenizin yanı sıra bu bilgiyi cayır cayır satmalarına ve üzerinizden paralar kazanmalarına da vesile oluyorsunuz..

b) Bu yüzden bugün su siparişi vermek için bir sucuyu arayıp abonesi olduğunuzda; hakkınızda biriktirdiği bilgilerle ertesi gününden başlayarak civardaki elli ayrı mağazadır dersanedir kebapçıdır size smsler yağdırmalarına da sebep oluyorsunuz ve bireeeer birer kendinizi kayıtlardan sildirmeye cebelleşseniz de ertesi günü başka bir kaynaktan sizi tekrar ele geçirmelerine mani olamıyorsunuz. İnsaflı bir firmaysa centilmen gibi siliyor bilgileri bir daha mesaj gelmiyor. Manyak biri ise sizin sıtkınızın sıyrılması, halı yıkamacının yahut estetik firmasının bilgisayar programının sizinle otomatik mesajlaşmaya karar verip gecenin onbirbuçuğunda sarhoş eski sevgili kıvamında mesaj atıp uykunuzdan hoplatması, tansiyonunuzu zıplatması durumlarında yapacak bir şey yok…

Screenshot_2015-04-06-23-24-17w

 

 

Dijitürkçülerden, sigorta satıcılarından, sahte indirimler tanımlayan adını bilmediğim hastanelerden, dini ya da cinsel ürün pazarlayan acubelerden bezdim ki o kadar olur.

 

c)  Yurtdışında bu işler nasıl işler diye soracak olursanız taa 1981’de Avrupa Topluluğu bir sözleşme yapmış. Adı “Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Bireylerin Korunması” ve numarası da 108. Biz dahil herkes de onaylamış. Bizden başka herkes uygulamakta. :( Kaba bir hesapla vatandaşı mal değil de insan yerine koyana kadar 2015-1981 = 34 yıldır zaten alınmadık, kaydedilmedik bi bilgimiz kalmamıştır ya, hadi neyse…

d) Sağlıkla ilgili her bilginizin SGK tarafından toplanıp kaydedilip değerlendirildiğini hatta belki de… biliyorsunuz değil mi? Kime ne benim gözümde arpacık çıktıysa? Yok olmaz.. Aldığım ilacın kaydı kuydu var, ben kredi kartını cüzdanıma koymadan nereden hangi ilacı almışım, dosyama şıp diye eklenmiş oluyor…

—özetin sonu—

Haçan buna birisi daha sinir olmuş olmalı ki, yasamız hazır ve nazır. Artık izin almadan bilgi toplamak, kullanmak,mesaj atmak ne bileyim gecenin köründe kapıya dayanmak yok. Ben izin vermezsem başkasına bilgilerimi vermek de yok. Deli gibi cezası var. O yüzden haldır haldır herkes izin alma ve alınmış izinleri tazeleme telaşına düştü. Bir kibarlar, bir nazikler, bir cicili bicililer ki o kadar olur…izin veriveresi geliyor insanın.. :P yok be ne izin vereceğim?!?!

pizzaci

 

Bakınız kitapyurdu namusuyla izin istemiş, açık seçik, lafı dolandırmadan, kandırmadan.. İzin? Vermem mi… :))

kitapy

 

 

29/04/2015 editi: çakal olanları “bu maili alışınızdan itibaren 3 gün içinde şuraya tıklayıp üyelikten ayrılmazsanız zımnen kabul etmiş sayılırsınız” yazmış ya? Yuh.

IDO’nun verdiği feragatname metni şu, bu arada:

İDO formunu doldururken veya bilet alımı sırasında paylaştığınız; adınız, soyadınız, adresiniz, telefon numaralarınız, e-posta adresleriniz, kimlik bilgileriniz, bilet ve seyahatleriniz gibi kişisel bilgilerinizi toplayabilir. Toplanan bu bilgiler sizlere daha iyi hizmet, ürün ve seçim olanakları sunabilmek; web sitemizi düzenlemek; İDO hesabınızla ilgili işlemlerinizi düzenlemek; veri tabanı oluşturularak seferler, hizmetler, ürünler, kampanyalar ve promosyonlar için rapor analiz doğrulama ve istatistiki bilgiler oluşturmak, işlemek ve gizlilik koşullarına uymak kaydı ile bunları uzmanlar ile paylaşmak; İDO yahut işbirliği yaptığı şirketler ve ortaklar ile sunulan promosyon, kampanya, tanıtım, pazarlama ve diğer fırsatlardan haberdar olmanızı sağlamak, bu doğrultuda İDO ya da işbirliği yaptığı şirketler tarafından e-posta, sms ve telefon ile sizlerle irtibat kurmak amacı ile kullanılabilir. İDO kişisel bilgilerinizi yukarıda belirtilen amaçlar için belirtilen usuller ile hizmet aldığı diğer şirketler ve/veya yasal zorunluluk halinde adli ve idari makamlar ile paylaşabilir. 

SONUÇ: 

Burada iki adet “trick” var. Birincisi, her bir firma o bilgileri canı pahasına saklamak zorunda, ve siz istediğiniz an silmek durumunda…

Tavsiye: hiç bir okumadan imzalamayın, onay filan vermeyin. Her bilginizi ortalığa saçmayın. Hazır bir tazeleme fırsatı var, kullanın. Henüz verilmiş izinlerin iptalini sağlamanın yordamını anlayamadım, onu da bulursam yazarım beraberce sessizliğin keyfini süreriz.

 

 

 

sıkılmadım biraz daha olsa da okusam diyenler için :
ara:
Kişisel Verilerin Korunması Kanun Taslağı

ve

Elektronik Haberleşme Sektörü Kişisel Verilerin İşlenmesi Ve Gizliliğin Korunması hakkında yönetmelik

-ödev okuma isterim diyen çok aziz okuyucularım için: Kosinski BOŞLUK kitabı.. 

Yorum bırakın

Filed under araştırdım, bilgisayar, güvenli hayat, internet, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

İspark’a borç yazdırdım ;)

Adliyeye işim düştü.

Aniden düştü. Otoparka daldım, cebimde kuruş para yok..

Çıkamadım.

Görevliye ehliyet bırakıp para çekip geldim. :(

Veresiye park etmiş bir insanım. Migros’tan da veresiye alışveriş etmişliğim var. Büyük kurum ve kuruluş ama çalıştırdığı insanlar beyefendi, halden anlar kişiler olunca işimiz halloluyor.

Lakin #ispark, değerli kurumum..

Üzerimde para yok, yaz plakaya ?

olmuyormuş Adliye otoparkında. (Başka yerlerde oluyor…Park görevlisi yoksa mesela, münasebetsiz saatlerde bırakıp alınca arabayı sonradan internetten ödediğim oldu)

Kredi kartı kabul et?? etmiyormuş

 

 

eeeooooof ya

 

Yorum bırakın

Filed under araba, saçmasapanlıklar, soruyorum, şikayetlerim

Kredi dosya masrafi geri alma çalışması 2

wpid-wp-1427284567622.jpeg

Finansbank’tan 2006’da aldığım kredinin masrafını gösterir döküm bu. Kredi dosya ücreti olarak 300 TL gözükmekte. Bu kağıda 5 TL ödedim.

Bu tutara itiraz için dilekçe yazarak İlçe Tüketici Hakem Heyetine gitmem lazım.

Kendisi Kaymakamlıkta yer almakta imiş. Eğer oralara kadar zahmet etmek istemezsem şu adreste online olarak da başvuru kabul ediyorlar. Buradan giriş yapabilmek için e-devlet şifresine(10TL ptt’den alınıyor) ya da Turkcell Mobil İmzaya (aylık 5 TL, TİM’den alınıyor) sahibi olmak gerekiyor. Bolu’dakiler TC Kimlik Kartı ile de girebiliyorlar. Başka kimsede kart yok zaten.

Dilekçemi yazdım gidiyorum….  Bakalım ne yapacağım

 Ertesi günü düzenlemesi:

 

1-20150325_150930

Kaymakamlığa gittim, formu doldurdum, dilekçeyi boşa yazmışım. İki nüsha form eşliğinde banka belgesini aldılar bana da bir kayıt numarası verdiler.

Bir ay içinde iadeli taahütlü olarak adresime bilgi gelecekmiş.

Ho Ho Ho

 

Bugün itibariyle NİSAN 2006’dan itibaren alınmış tüm krediler için işlem bu şekilde.

Sırada kredi kartı aidat geri iadeleri işlemlerim olacak. Beni izlemeye devam ediniz.

 

5 Yorum

Filed under severim paylasirim, soruyorum, şikayetlerim

İsmini değiştirmek ister miydin?

Kimlik ve isim değiştirme yazımın arkasından Belgin’in de yorumuyla karar verdim.

Duyurabildiğim kadar kişiye duyursam ne güzel olur

İmzalar mısın?

https://www.change.org/p/içişleri-bakanı-nüfus-ve-vatandaşlık-işleri-adımı-değiştirebilir-miyim?

4 Yorum

Filed under aile, şikayetlerim

Kredi Dosya Masrafı Geri Alma Çalışması Başladı

Bugün, zamanında kredi kullandığım iki banka ile iletişime geçtim ve “on yıl geriye dönük olarak kredi masraflarının iadesi” prosedürünü başlattım. Aynı zamanda sahip olduğum kredi kartlarından birinin de aidatını geri alabilmek için müşteri temsilcisine yazdım.

Bu arada kısa yoldan en yetkin bilgiyi almak için Türkiye Bankalar Birliği broşürüne bakabilirsiniz.

Gelişmeleri satır satır yazacağım, vira Bismillah!

20/03/2015

a) Finansbank kredisi : 0850 222 0900 numarayı arayıp “kredi dosya masrafına dair ödemelerimin dekontunu” istedim. 7 gün içersinde şubeye gönderileceğini ve ücreti mukabil alabileceğimi söylediler. Ücreti bilmiyorlarmış. Anında bir sms geldi ve takip numarası edindim. Aferin Finansbank

b) TEB: Banka şubesi telefona cevap vermedi. 0850’li hatlarını aradım şubeyle görüşmem gerekiyormuş. (9 dakika hatta bekledim bu cevap için). Şube yetkilisine mail attım cevap bile vermedi.

c) Garanti Bonus kartımdan alınan yıllık kart ücretlerinin iadesi. Müşteri temsilcisine mail attım, Kredi kartları birimini arayacakmışım. Peki..

wpid-screenshot_2015-03-02-21-33-47.png

Bu da benim yeni oyunum…

24/03/2015 Finansbank subeye uğrayıp tek sayfalık dökümanımı aldım. 5 TL ücret verdim. Şimdi iki dökümanı dilekçe ekinde THH’ne götürme zamanı .

4 Yorum

Filed under araştırdım, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Kendi adresini bilmekten aciz kargo şirketimiz: Yıtriçi Kargö

Yurtiçi Kargo ile zaman zaman şunu bunu gönderir alırım. Yüzde 88 oranında eve getirmezler. Öyle de pislik bir huyları vardır ki inanmazsanız ekşi sözlük dolusu entry size bir fikir verir. Gelmezler. Bir türlü gelmezler, “geldik bulamadık, zile bastık evde yoktunuz” derler.  Külliyen yalan tabii.

O bakımdan her zaman şubeden verir şubeden alırım. Geçenlerde işim düştü Atalar şubesine gitmem gerekti. İnternetten adres baktım, adrese gittim o caddede yok. Ara tara, sor soruştur adresi buldum.

atalar_opt

İnternet şubesine göre adres
kargo_optHaritada benim bulduğum yer.

fetura_opt

Buyrun faturadaki adres..

Adamlar kendilerini bulamıyorlar daha, benim evi bulup da kargo mu teslim edecekler?

 

AHAHAHA

Bundan daha kötüsü PTT kargo, onlar “teslim ettik” derler bir yerlere atarlar. “Getirin formu, teslim ettiyseniz kime teslim ettiniz, kim imzalamış bakalım?” dersin  dağıtıcıyı yollar “abla ekmeğimle oynama, beni atarlar, ceza keserler, şikayetini geri al bik bik bik” diye ağlanır adamın içini şişirirler.

 

HASSSbinallah!

 

2 Yorum

Filed under saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Adi Tefal. Pis Tefal.

Her pazar krep(gözleme/pancake/akitma artik siz ne derseniz) yaparim. Afiyetle yeriz.
Bu pazar normalde kullandığım spatulama erisemedim, Tefalden alinan ama kullanmayi sevmedigim spatulayi kullandim.
Krepleri alt-üst etmek için tavaya surdugum spatula saniyede ERİDİ ve YAPIŞTI!
Zaten sevmem, güzelim tavama ve kahvalti keyfime turp siktigi icin küllüm nefret ediyorum artık Tefal’den.
O iz çıkmasın da gör gününü.

image

image

image

image

Aslanim silikon spatula

Yorum bırakın

Filed under iştahlı işler, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Fakir hırsızlığa çıkarsa, ay akşamdan doğarmış..

En sevdiğim ata, Nasreddin Hoca olup, atasözü de “ağaçtan ileri yol gider”(*) dir.

İşten çıkmadan evvel aklımda smoothie yapcak bi gereç satın almak vardı. Tıngır mıngır giderken, yolda arabamın direksiyonu bir arıza çıkardı. Dörtlüleri yaktım, sağdan sağdan kenara yanaştım. Al sana smoothie…

15:50 Back-up görüşmesi, derdimi anlatma,çekici isteme
15:53 Servisi arayıp geleceğimi söyleme, işlerime bakan Serdar beye ulaşamayış
16:04 Eşimi arayıp özet geçmek, sorularını es geçmek
Bu arada BiTaksi uygulamasından bi taksi bulamamak. Köşede el kaldırıp taksiye atlamak, taksinin başka işe giderken beni araya sıkıştırmaktan mutlu olması, beş kuruş paramın olmadığını atm’de durup para çekeceğimi öğrenince surat asması
16:07 Kızın okuldan alınıp bir başka taksi bulunması ihtiyacı
16:07 Back-up geri arayıp teyid etmesi. Lafı bir türlü anlayamayan bön kadına sinirlenmek, bir de başka bşr adama izah etmek zorunda kalmak, kol çantasından nefret etmek, sırt çantasına dönmeyi ummak, bir yandan taksi kollamak
16:07 Servisi arayıp ulaşamamak, scooter edinme arzusunun giderek cazipleşmesi
16:23 eve geliş lakin giremeyiş, hane halkının kapıyı duymaması
16:26 çekicinin ‘yoldayım’ araması, çantayı kapıp fırlamak
16:30 BiTaksi gene işlevsiz
16:37 Mahallenin durağını aramak, çalıp çalıp açılmaması, taksisiz kalmak
16:43 köşeden binilen taksiciyi direksiyon motorunun varlığına ikna ederken eşimin araması, kısa bir özet geçiş
16:53 taksicinin hepi top 1,5 lira fazla almak için yolu göz göre göre uzatması, özür dilemesi lakin rakamın helal edilmemesi, annemin araması, ‘sabah aradıydım?:(‘  sorusuna brief
16:55 çekicinin bi daha tarif istemesi. ‘Dümdüz gel bilader’ cümlesinin dilimi yakması ancak kurulamaması, insanların akıllı telefonu ne b.kuma aldıklarının merak edilmesi
17:05 annemle konuşma, konuyu hatırlamıyorum,ha hu

image

17:16 çekicinin üzerinden servisi aramak, ilgisiz bir ablaya Serdar beyi sormak, ‘numaranızı bırakın sizi arasın’ cevabına tilt olmak, ‘isterse arasın, geliyorum zaten’ itişmesi
Süreçte çekicinin aracındaki diğer abinin vanının ilk frende tepemize inmeyeceğini ummak.
Çekicinin arabayı servise atıp kaçması, servisin kapanmak üzereyken gelmemin yine de sevinç yaratması, kendimi evde hissetmek, hoş karşılanmak, teslimiyet.
Güvenliğin taksi çağırma gayretinin boşa çıkması. Yine köşede araba durdurmak, onun da gezdirme niyetlisi çıkması, hiç bir yeri bilmemesi ve buna zerre üzüntü duymaması. Bariz bir yolu adım adım tarif etmek, netten elektrikli scooter bakma arzusu ve eve dönmek.

İnsanlık olsun diye çekicinin şöförünü arayıp “zahmet verdik teşekkür ederim” demek.
Hadsiz çekicinin “bir kahve içer ödeşiriz” sululuğuna muhatap olup günü minimal asap bozukluğu ile kapatmak için aldırmamak……

Ee, sizde ne var ne yok bakalım?

(*) mahallenin veletleri Nasreddin Hocayla dalga geçmek için plan kurmuşlar. Göya uçurtmamız ağaçta kaldı deyip yardım isteyecekler, hoca da yazık, ağaca tırmanmak için çarıklarını çıkaracak, tam ağaçtayken alıp kaçacaklar çarıkları, hoca da kalakalacak ağaçta. Hesaba katmadıklar şey, hoca’nın içindeki çocuğu koruyor olduğu. Anlamış niyetlerini, sokmuş çıkardığı çarıkları kuşağına.
Çocuklar bozulmuş.. “eeeaa hocaa, niye ağaca çıkarken çarığını kuşağına sokuyorsun ki?”
;) “belli mi olur, ağaçtan ileri yol gider belki”

7 Yorum

Filed under araba, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Groupon Laz misun?

Groupon sitesine üyeyim, her gün türlü türlü fırsat maili gelir, çok da memnunum. Bazen güzel kuponlar alıp kullandım, bence harika bir fikir.

Yakın zamanda yeni bir işe başladılar.. Mesajlarda bir km bilgisi geliyor. Pek dikkat etmiyordum (geçinmeye gönlüm yok ki,(*))

groupon

Örnek aha bu.. restoran adının altında 21 Kilometre uzakta yazılı. (Ki imkanı yok ben buraya 21 KM değilim)

Geçen gün dikkat ettim, bana 2 kilometre uzaktaki bir otel için de 24 KM yazıyordu. Çok otelde kalasım olduğundan değil, rakamdan şüphelendiğimden peşine düştüm. Mail attım epeyce yazıştık, Gruponcuların sayı bilmedikleri, yahut dayak yemedikleri(**) ortaya çıktı. o mesafe meğerse oteli satan tur firmasının uzaklığı imiş. Tam olarak nereden o tur firmasına uzaklık onu da bilmiyorum. Benim semtimden mi? Otelden mi? Gruponun merkezi neresi ise oradan mı? Kastamonudan mı???

bana ne ayol tur firmasının kimbilir nereye uzaklığından? Otelin (ya da bilumum etkinliğin) benim bulunduğum merkeze uzaklığı lazım bana. Sair bilgi bana gerekmiyor ki? Bana yakınsa işime gelir, alırım bileti. Böyle saçmasapan uzaklıklar görünce kimbilir neleri kaçırdım :(

Akıııl akıl, gel grupona takıl.

 

 

(*): Nasreddin Hoca’yı evermişler. Kadın o kadar çirkin o kadar çirkinmiş ki, Nasreddin Hoca yüzüne bile bakmamış. Bir gün sormuşlar “hocam senin hanımın adı ne?” diye, “bilmiyorum” demiş. “aa insan hanımının adını bilmez mi?” demişler.. “geçinmeye gönlüm yok ki, adını sorayım” demiş.

(**) Padişahın birine has bahçeden erik çalan bir adamı getirmişler. Padişahın da canı sıkkınmış, “vurun yüz değnek” demiş. Adam isyan etmiş: “iki tane erik için yüz değnek mi vurulur padişahım,  ya sayı bilmiyorsun ya dayak yemedin” demiş… Padişah gülmüş, adamı affetmiş.

Kıssaların hisseleri size ödev. Uğraşamayacağım geç oldu, daha sipariş bir bölüm yazmam lazım…

 

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, internet, saçmasapanlıklar, şikayetlerim