Category Archives: severim paylasirim

Why women can’t sleep?

Have you ever wondered how a woman’s brain works?
Well….it’s finally explained here in one, easy-to-understand illustration:
womens-mind

Every one of those little blue balls is a thought about something that needs to be done, a decision or a problem that needs to be solved.

A man has only 2 balls and they take up all his thoughts.

Uzun yıllar önce bulmuş ve bir kenara atmışım.

 

2 Yorum

Filed under severim paylasirim

Adaş Çiftlikten Alışverişim: İpek Hanım Çiftliği

 

Yaklaşık bir yıldır İpek Hanım Çiftliği (taklitlerinden sakınınız) maillerine üyeyim. Pınar hanım her hafta o haftanın ürünlerini tanıtır ve bilgilendirici ciddi bir de yazı yazar. Herşeye yetişebiliyor olması ile, Gülse Birsel kıratında bir kadın. Rol model. Hepimizin gözünü korkutsa, hayatlarımızı ve alışveriş kararlarımızı sorgulatsa da , Hayranız. 

Detaya girmeyeceğim. a) onu bilen biliyor, bir de benden dinlemeyin. b) merak ederseniz mail listesine giriverin. 

 

Ben size ilk alışverişimi yazacağım.. 

Sipariş listesine bağlı kalmadım, kendi listemi yaptım. Listemde eve zaten alınan temel parçalar yer almaktaydı, kilo fiyatları ile beraber yazayım : (kilo ile almadım ben, fiyatlar çılgınca değil yani) 

Domates – 8

Taze Fasülye – 8

Yeni Elma – 5

Yeşil Erik – 10

Kırmızı Mercimek – 10 

Kahverengi sele zeytin – 17,50

10’lu köy yumurtası – 15

1,5 lt süt – 6

İp peynir – 25

El mantısı vakumlu 1 paket  – 15

Beyaz ekmek – 5

Kuru Kayısı (paket) – 6

En sona da “şaşırtın beni, 15 lira limitini içerisinde, en yüz ağartan, en favori ürününüzden bir sürpriz gönderin” dedim. bana 

Tuzlu Yoğurt – 15 ve 

Sütlü Bademli Çikolata 1 adet – 7,50 

geldi.. 

Koskoca bir koliydi. İçinde strafor bir kutu vardı bozulabilecek ürünler için ve bir tane de 500 ml pet suyu dondurup kutuya buz aküsü olarak eklemişler. Keşke strafor kutuyu geri gönderebilmenin bir yolu olsa. kaldırıp attık, ziyan oldu. (freecycle forever)

Koli 15 lira filandı. 8,5 üzerindeki rakamı toplam hesaptan düşerek ödüyoruz. Güzel bir macara oldu benim için. Bir dahaki siparişimde bakalım neler olacak?  

2013-05-17 23.08.44

Tuzlu Yoğurt. İnanılmaz lezzetli bir şey. Labne gibi..

2013-05-17-1592

İp peynir. Vakumlu ambalajda. Tuzlu. 2013-05-17 23.08.55 2013-05-17-1585

 

Domates. Raf de Casi model.

2013-05-17-1596

2013-05-17-1599

 

 

Beyaz olan L boy keskinoğlu Kahverengi olan çiftlik. 

2013-05-17-1601

 

Çok soğutulmuş ve yağı üzerinde donmuş mis gibi inek sütü. 

Beri yandan o kadar inek sütü ki bizim steril hayatımıza “çok kokulu” geldi. Zor bitirdim. Neden çocukken Pınar süt sevdiğimi hatırladım :((
2013-05-17-1587

Kayısı feci tipsiz dursa da on numara. Mercimek de lezzetli. Çorbada nefis oldu. 
2013-05-17-1588

Çocukken ağacına çıkıp dalından yediğim eriğin aynısı!! Çekirdeklerini gözüm gibi saklayacağım.

2013-05-17-1589

Yamuk yumuk tatlı elmalarım! 2013-05-17-1590 2013-05-17-1591

Pasta ekmeğim..Çok nefisti…
2013-05-17-1594

Bademli Butik Çikolata. Eşsiz. Godiva ayarında.2013-05-17-1595

 

Evime çok yakın organik pazar var, daha sık uğramaya kararlıyım. Gerçi her organik etiketini basana da güvenmiyoruz ama, sütüne havale ettik artık..

Ve bir de en büyük aşkım o mini mini mantılar oldu. Paketli halinin fotosunu bulamadım, tencerede böyle bir şey: 

2013-05-23 21.24.54Şiir şiir! Hep alcaz hep yiycez! Ellerine sağlık bükenlerin.. 

 

10 Yorum

Filed under alışveriş işleri, çocuk, iştahlı işler, kültür, severim paylasirim

Bir işe kalkıştım… Karbonatlanmaktayım

Şmdi, olay şöyle başladı.

Alüminyum = Alzheimer diyorlar.

En çok Alüminyum da koltuk altı deodorant ve antiperspirantlarında var diyorlar. “Kullanmayın haaaa” diyorlar..

Sonra nette bakınırken No Poo diye bir icat gördüm. Şampuanı terk edip kafalarını karbonatla yıkayan insanlar. Ve bunun çok da iyi olduğunu anlatmış hepsi.

Arada bir yerde, antibakteriyel etkisi dolayısıyla koltuk altına uygulandığında ter kokusunu önlediğini de yazmış. Hadi bakalım oradan bu konuya geçtim. Karbonat (sodyumbikarbonat) terlemeyi önlemiyor ama kol altlarınızı temiz tutuyor.

Denedim, çalışıyor. Duştan sonra ıslak parmağı karbonata bandırıp kol altına sürüyorsunuz, dana gibi terliyorsunuz bütün gün ve koku yok!

Bazı forumlarda ayak kokusuna da önermişler. Onu bilemiyorum. Doğruysa, şahane bir şey bu.

Henüz deneme aşamasındayım ve özellikle (ben yapmasam da) koltukaltlarını traş eden insanlar için tahriş edici etkisi olduğu söyleniyor. O yüzden, deneme aşaması bitene kadar (30 gün) önerecek değilim.

Bakalım ne olacak?

– henüz şampuan olarak kullanmayı denemedim, deneyip onu da yazacağım-

her boğuma bir yüzükTer kokusuna “Dur!” derken.. Şaka. her boğuma bir yüzük denemem. İlginç oluyor..

21 Yorum

Filed under araştırdım, bakımlı hatun, güvenli hayat, icatlar, severim paylasirim

Davetiye zarfları için en güzel yazı: Kaligrafi

Davetiyelerle ilgili yazım gerçekten çok ses getirdi, gün aşırı bir mail yanıtlıyorum, konunun uzmanı oldum. Bana da epeyce davetiye gelir, üzeri kaligrafi/ hat sanatı ile yazılmış olan zarfları saklarım hep. Bir çoğundan kitap ayracı yaptım, bir tanesi o kadar güzel ki, çerçevelenmeye değer.

Davetiyenin dışı, yani zarf üzeri için kaligraf soran arkadaşlara da şöyle yardımcı olayım:

Ümit Kalaycı

Ben el yazısı olarak doğru düzgün yazamazken ve bilgisayara geçeli beri de yazmayı iyicene unutmuşken, güzel yazı yazan kaligraflara hep şaşırmışımdır. Ümit de genç bir yetenek.. Kendisi Ankara’da ama şehirlerarası da iş hazırlıyor. Örnekleri burada, bilgileri az aşağıda:

 

 

 

 

 

 

 

 
KALİGRAFİK DAVETİYE YAZILARI ANKARA
Davetli listeniz ile davetiye zarflarınızı (veya diğer dokümanlarınızı) bize ulaştırmanız yeterlidir. Size ve davetlilerinize özel çalışmalarımız ile organizasyonunuza renk katalım.
Profesyonel ve estetik çalışmalarımız ile davet ve organizasyonlarınızın daha kalıcı ve etkileyici olması için katkı sunmaktayız. Farklı boyut, ebat ve renklerde kaligrafi çözümlerimiz ile seçenekler oluşturmaktayız.

EKİBİMİZ EN KISA SÜREDE SİPARİŞLERİNİZİ HAZIRLAMAKTADIR.
SİZ DE SEVDİKLERİNİZE O GÜNE DAİR ÇOK GÜZEL BİR HATIRA BIRAKABİLİRSİNİZ …
Fiyat konusunda bilgi almak ve Kaligrafi sanatı ile ilgili merak ettiğiniz konulardaki sorularınız için …

İLETİŞİM :
http://www.umitkalayci.com.tr
http://kaligrafiankarahat.ticiz.com/
umit.kalayci@yahoo.com
umit@umitkalayci.com.tr
+905318306362

1 Yorum

Filed under severim paylasirim

Temel Biyoloji / Sınıflandırma

Dünyadaki herşey, iki grupta sınıflanır: Canlılar/Cansızlar.

Biyoloji canlılar alemi ile ilgilenir. Fizik ise cansızlarla.

Biyologlar işin başındayken kolları sıvayıp, bu bilime her bir şeye latince isimler vererek ve sınıflandırma yaparak başladılar.. İlk sınıflandırmalar pek saçmaydı. Sırf uçabildikleri için sinekler, yarasalar ve kuşlar aynı aileden sayıldılar mesela..

Sonra sonra,daha bir ortak özelliklerine inildikçe, sınıflandırmalar çok daha düzgün hale geldi ancak hala herşey standart olarak latincedir. Her bir canlının ikili bir adı, hatta adı ve soyadı vardır diyelim. En çok bilinenlerden Felis Leo (Aslan Kedigil) ve Felis Domesticus (Evcil Kedigil) size bir fikir verebilir. Aynı şekilde Canis Lupus (Kurt Köpekgil) ve Canis Lupus Familiaris (Evcil Köpekgil)’i de söyleyebilirim.

Gereksiz bir ek bilgi olarak  : Prunus amygdalus var. amara (içi acı olan badem), Prunus amygdalus var. dulcis (içi tatlı olan badem)

*-*-*-*

Canlılar ikiye ayrılır : prokaryotlar çekirdeksiz tekhücrelidir, ökaryotlar ise çekirdekli hücreleri vardır. bildiğiniz her şey ökaryottur. 

Ki ökaryotlar 4 âlemdir:

Protistalar-Mantarlar-Bitkiler-Hayvanlar

Bizi ilgilendiren kısım hayvanlar alemi, o da 2 şubedir: Omurgasızlar ve Omurgalılar

Omurgalılar 5 sınıftır: Balıklar-Kurbağalar-Sürüngenler-Kuşlar-Memeliler

Canlıların sınıflandırılmasında Alem-Şube-Sınıf-Takım-Aile-Cins-Tür şeklinde bir dallandırma yapılır.

Bir insan, Canlılar aleminin, Omurgalılar şubesinin, Memeliler sınıfındadır.

detay isteyene : takım: primatlar, aile: hominidae, cins: homo (adam) ve tür: Homo sapiens (akıllı adam)

IMG-20130109-WA0000

Türk Kahvesi:

Canlılar- Bitkiler Alemi- Kapalıtohumlular- Rubiaceae Ailesinden Coffea Arabica

4 Yorum

Filed under çocuk, ben yazdım, kültür, severim paylasirim

Nestle Nesfit Ballı Bademli’yi denedim..

Kahvaltı etmeye bayılırım. Günde beş öğün kahvaltı deseler, yaparım.. Beri yandan hem zaman darlığı hem de pek güzel kahvaltı yapabilmem nedeniyle bir süredir kısa ve öz olarak kornfleks kemiriyorum sabahları..

Corn Flakes mısırdan yapılan bir şey aslında. Benim satın aldığım ürün ise buğday ve pirinçten yapılan ve biraz daha sağlıklı olanı. Dök üzerine süt, ye gitsin.  Dukana da uygun sayılır hem.. Üzerine yulaf kepeğimi ekebiliyorum.

 

Geçen ay Fikri Mühim Nesfit kampanyası yaptı. Ben de bir Fikri Mühim olarak, bana tanınan fırsatı değerlendirdim ve kampanyaya katıldım. Nestle’ye bayılırım ve badem de Dukan için önerilen bir şey. Bakalım ne çıkacak dedim..

2013-04-02 13.43.26

Bu dış ambalaj.

2013-04-02 13.44.51

Bu kutudan çıkanlar. Kâse, kuponlar ve bir adet tam boy ürün.

2013-04-03 13.06.05

Bu, benim normal kahvaltım: special K ve üzerine de yulaf kepeği.

2013-04-04 19.49.54

 Bu da Ballı Bademli…Burdan net gözükmese de içinde bariz koca koca file badem var mamülün. Ben badem tozu  filan katarak tadını benzettiler sandım, umduğumdan da iyi çıktı.

2013-04-11 09.18.30

Bu benim her gün yediğim Special K.’nın içindekiler+besin öğeleri listesi. Doğru ise, glukoz şurubu içermiyor. AFERİN!

2013-04-11 09.19.04

Bu da Nestle’ninkiler…

2013-04-11 09.19.15

Sorun şu ki, ben bunu beğenmedim. Çok sert, katır kutur bir şey, tadı güzel, sütsüz olarak mesela çerez gibi yenilebilecek bir ürün ama SpecialK’nın yerini dolduramadı. Migros indirim çeklerini de dağıtmadım. Kalanını da yemedim.

Başka bir kampanya yorumunda görüşmek üzere..

11 Yorum

Filed under alışveriş işleri, iştahlı işler, severim paylasirim

“ORTAK KULLANIM AĞLARI/ Başkasının İhtiyacından Bana Ne?”

 

Büşra Akman, sorularına verdiğimiz yanıtları yayınlamış. Benim yazdığım kısım yazının en altında, o arada kendi yazımın orijinal metni şu:

*-*-*-*-*-

Moderatörümüz İpek Hanım yaşadıklarını ve duygularını aşağıdaki şekilde aktarmış :

“… dayanışma gerçekleştirmek. Bu gibi örnekler bu duyguları geliştiriyor, alışkanlıkları değiştiriyor, siz kendi hayatınızda bu bağlamda neler yapmış olduğunuzu farkediyorsunuz?Fikir olarak nasıl niteleyebilirsiniz?

Toplum mühendisliği hareketi olarak bu yaklaşımı değerlendiren fütüristler var, bu bağlamda yaptığınız iş için ne söyleyebilirsiniz, uzun bir süredir bu ağa dahil, yöneten bir kişisiniz, insanlar başından bu yana nasıl tepki verdiler?”

kısmını ele alacak olursam, kendi hayatıma ilk freecycle öğesini kızım bebekken soktum. İnternetten kızıma ikinci el mama sandalyesi bulduğumu duyunca rahmetli babam çok üzüldü, açıkçası utandı.
“Kızım paranız yoksa, ben alırdım torunuma, neden boyle bir sey yaptın” dedi..
İnsanlarin özellikle deli gibi özenerek bebek ürünlerini satın aldıklarını, sonra da kullanamadan/ azıcık kullanılıp küçülen birçok eşyalarını çevrelerindeki yeni bebek sahibi olmuş insanlara hatta öz kardeşlerine bile vermeye çekindiklerini gördüm. Kullanılmış ürünler sadece kapıcının çocuklarına ya da temizliğe gelen kadının konu komşusuna verilir diye bir önyargı vardı. insanlar yanlış anlaşılmaktan ölesiye çekiniyorlardı.. Birine elindeki fazla ürünü utana sıkıla teklif  ettiğinde karşı taraf öfkelenip “çok şükür gücümüz yerinde biz gider, bu kadar süslü olmasa da yepyeni bir tane alırız” diyorlardı…

Pintilikle suçlanmaktan korktuklarından insanlar her bir şeyi sıfırdan almak zorunda hissediyorlardı. Bir tanecik evladıma bilmemne alamayacak kadar kötü müyüm, boğazımdan keser alırım mantığı yaygın hala. Elindeki eşyaları ilerideki olası ikinci üçüncü bebeğe saklamak bile ar geliyor..

Bebek gereçleri, giyim eşyaları çok pahalı ve nerden baksan tekrar tekrar kullanılabilecek kadar dayanıklı. O zaman neden dolaplarda kilerlerde beklesin? Bir başka bebek daha büyüsün o cicilerle.

Ben freecycle olduğunu bilmeden freecycle’a başladığımda gelen ilk tepkiler feciydi. Ama bugun, 10 yıl sonra, hayatıma sadeleştirme düzenini yerleştirme gayretinde bir insan olarak, örnek olduğumu görüyorum. Hayatımda fazla olan her şeyi çıkarıyorum, yedekte tuttuğım herşeyi veriyorum. Feng Shui’ye inanıyor, boşa biriktirilen herşeyin evin enerjisini negatife çektiğini farkediyorum. İki kulağım varsa, iki küpe bana yeter. Çekmecelerde sürünecek onlarca küpem olacağına bir çift küpeyle pekala yaşıyorum. Bu sadece bir örnek. Elli çeşit bardak, tabak, kase, kaşık almıyorum. Misafirlik ayrı, ev halkına ayrı havlular, yemek takımları… Bitti. Çok rahatladım..

Bu arada, hiç bir şey atılacak kadar değersiz değildir, mutlaka ona ihtiyacı olan biri vardır diyorum ve bulup veriyorum.

Üstelik  “Koskoca İpek hanım yapıyorsa/kullanıyorsa biz de salak mıyız iki kere giyeceği/bineceği şeye yüz lira vermeyelim bak, eltimgillerin oğlu büyüdü, onunkini alırız” demeye başladılar.

En büyük hayalim, bir tür açık pazarda herkesin evindeki yedekleri gün yüzüne çıkarmaları… Tam bir freecycle bayramı!

Şimdilik benden bu kadar. ”

 

*-*-*-*-*-*-*

 

Kızım dört yaşındayken oğlum dünyaya geldi. Kızımın bütün küçülenlerini saklamış bir insan olarak “erkek çocuk müjdesi” beni biraz düşündürdü. A’dan Z’ye her şeyimiz var ama pembe! Hepsi baştan alınacak!!

Tam da o aralar, güzel ve akıllı bir arkadaşımla konuşurken bir formül geldi aklıma.

Onun da birbuçuk yaşında ikizleri vardı, biri kız biri erkek. Her şeyi çift almaktan bıkmıştı. Üstelik, başka bebek düşünmediğinden, küçülenleri de verecek yer arıyordu.

Aradığım fırsat kucağıma düştü. Ben kızımın iki yaş kıyafetlerini ona devrettim, o oğlunun bir yaş kıyafetlerini bana verdi. Gül gibi elbiseleri montları niye iki kere satın alalım?

O gün bu gün, bizim sorunumuz çözüldü, dedikleri gibi: Hem şamdan paklandı, hem pilav yağlandı!

Yaşasın ikinci eller, ablasının abisinin kıyafetlerini giyen şanslı bıdıklar!

Daha geçen hafta iki büyük İKEA poşeti eşya el değiştirdi. Pembe, incili boncuklu mont gitti, bu kış oğlum Nefti yeşil bir mont giyecek.

Hello Kitty’li yağmur botları gitti, bissürü t-shirt’e dönüştü, arada kız yeğenim için pamuk prenses kostümü de çıktı.

Bu sene oğlumun kıyafetlerini devredecek bir kardeş daha buldum. Bir başka arkadaşın yakışıklı oğlu umarım severek giyecek.

BegonvilBu da günün resmi. Akçay’ın begonvilleri.

 

12 Yorum

Filed under alışveriş işleri, ben yazdım, insan olmak, kültür, severim paylasirim

Baharat, baharda at.

Hanımlar beyler

işte güzel, düzgün bir mutfak çekmecesi.

2012-11-29 09.10.19

Bu bir baharat çekmecesi, bir çok güzel baharat mis gibi kokarak bekliyorlar yemeğe katılmayı. Hiç de beklemiyorlar hep beraber atılmayı.

Yemeğe çeşni veren baharattaki uçucu yağlardır. Ve bu yağlar da paketi açar açmaz uçmaya başlar.

Yıl sonunda ilk günkü tadı tuzu kalmaz. Bu yüzden küçük paketçiklerde satılırlar, bu yüzden her yıl yeniden yetiştirilirler.

Her yıl, baharat çekmecesi elden geçer. Çok çok yakın zamanda alınmamışlar hariç, bütün baharatların tazeleri alınır, kavanozlar temizlenir paklanır, baharatla dolup kapaklanır.

Nane mümkünse elenmelidir. Çeri çöpü gider ince toz nanenin verdiği lezzet inanılmaz olur..

Kahve çekildiği an değil, kavrulduğu an tazedir, taze kavrulmuş VE çekilmiş kahvenin çok sıkı kapalı ve serin bir yerde tutulması şarttır.

Kiloluk alınmaz kahve. Ve bayat kahvenin kavanozuna da konmaz. İki kavanozu olur. Biri bitmeye yakınken diğeri doldurulur. Biten yıkanır, TAMAMEN kurutulur sıraya girer.

*-*–

Karabiber toz alınmaz, tane alınır, karabiber öğütücüsü ile kullanılır. Onda da ikea öneririm.

IKEA 365+ IHARDIG baharat öğütücü

 

Hardig

-*-*-*-*

İKEA baharat kavanozlarını seviyorum, contalı kapak. Memnun kalırsınız.

Kapağa da, gövdedeki kumlu kısma da kurşun kalemle yazı yazılabiliyor. Baharatı ele alıp koklamadan kolayca bulmanızı sağlıyor.

DROPPAR 2'li baharat kavanozu

 

Droppar

-*-*-*-*

Dünyanın en pahalı baharatı ne biliyor musunuz? Haspir! (Safran) Bak o olmadan patates yemeği kesinlikle lezzetli olmaz.

Klasik seramik beşi/yedisi bir yerde baharat setleri vardır (hiç sevmem). Büyük olanlara TUZ-ŞEKER-ÇAY (sık kullanılanlara ekle) yazmışlardır.

Ufaklar da K.Biber, Kr. Biber, Nane, Tarçın, Kakûle (değil tabii attım, ne gezer kakûle.. kimyon filandır o. (anneannemden öğrendiğim: haşlanmış yumurtaya tuz-kimyon karışımı ne de yakışır))

K biber ile Kr. Biber arasında ne fark varsa? Hangisi Kara, hangisi Kırmızı?????

zaten kapakları da kapanmaz, hemen hava alır,nemlenir bu seramikler.

alayına ölüm!

Unutmayın, baharat kavanozlarınızı elden geçirmenin tam zamanı! Eskiler atılacak, yeniler doldurulacak..

Hadi.

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, iştahlı işler, kültür, severim paylasirim, tertip

Tuz tepsisi uyarlamasi

Oğlum anaokulunda, seneye bire başlayacak. Okul tarafından Metropolitan Okul olgunluk testi uygulandı, sonuçlar pedagog tarafından tarafıma takdim edildi.

Önerilerden biri, rakamları canlandırmak. Ellemesi, dokunması lazım sayılara..

Aklıma Barış‘ın Tuz Tepsisi geldi. Güzel icat. Ben okudum geçtim tabii, gökkuşağı detayını unutmuşum. Kafamda tuz tepsisi kalmış.

Üç gündür “size tuz tepsisi yapcam” diyorum çocuklar da bir şey zannettiler…

Akşam üzeri mutfağa daldım, bu iş ya bitçek ya bitçek! O kadar. Tuz beyaz, alttaki fon renkli olmalı, ara tara renkli ve KURU bir saklama kabı bulamadım.

Derken aklıma geldi, madem saklama kabı beyaz, ikinci değişkenle oynayayım. Çay tepsisi huzurlarınızda..

image

image

Fotoğraf çekilene kadar güzel güzel oynadık. Şekiller desenler,sayılar mayılar. Fotoğrafı çektikten bir saniye sonra oğlum bir üfledi kaba…….

Çaylanmadık yer kalmadı mutfakta. Üstü başı dahil.

De hadi bakalım. Tepsi günü de bu kadarmış.

————–

Bu da bana anneannemden bir başka masalı hatırlattı.. Yarın da onu yazarım..

4 Yorum

Filed under çocuk, icatlar, ilkogretim, OKUL, severim paylasirim

Jel jel üstünde kimin jeli var? DOA’NIN!!

image

 

Bu seferki siparişime Sülfatsız Yüz Yıkama Jeli ve Sülfatsız Japon Kirazı Duş Jeli ekledim.

Fotoda soldaki damlacık, duş jeli. Temizlemesi bir yana, içinde pütürcükler var piiling (peeling=soyucu/kese) özelliği kazanmış. Kokusu da mis. Taze meyve kokuyor.

 

Sağdaki ise yüz yıkama jelinin damlacığı. Pütürcükleri daha ince ve az. Hassas yüz derisi için.. Temizliği yine başarılı, kokusu mühim değil ama yüzü kurutmaması çok güzel .

Ne güzel şeyler icat ediyor şu Doa Kozmetik!

Düşünmeyin, alın!

 

3 Yorum

Filed under alışveriş işleri, bakımlı hatun, icatlar, severim paylasirim